Peres'i alkışlayan eller kırılsın!





Ne zaman kurtuluruz? / Zulme karşı sessiz kalmadığımız zaman.




yavuzselim@boyuthaber.com
Bugünkü yazımın konusu aslında bambaşkaydı. Ilımlı İslami Ağlar oluşturmak üzere neo-con düşünce kuruluşu meşhur RAND Corporation’ın 2007 raporunu ve raporun genelde İslam dünyası ve özelde de ülkemizle ilgili izdüşümlerini ele almıştım. Ancak son 10 gündür canımız Filistin’imizde yaşanan, kökü 100 yıl öncesine giden hadiseler dolayısıyla söz konusu yazımı önümüzdeki Pazartesi size arz edeceğim.

Bildiğiniz üzere bundan yaklaşık 2 ay önce bugün yeryüzünde kan, kin ve gözyaşının en büyük aktörlerinden olan işgalci İsrail’in eli kanlı Devlet Başkanı Simon PERES ülkemize resmi bir ziyaret gerçekleştirdi. Kırmızı halılarla karşılandı, bir Müslüman ülke parlamentosunda hitap eden ilk İsrail Devlet Başkanı olma unvanını da elde etti. İslam toprağında sun’i bir biçimde kurdurulan işgalci İsrail’i İslam ülkeleri içinde ilk tanıyan ülke onursuzluğundan sonra bu haysiyetsizliği de göstermiş olduk. Ne diyebiliriz ki? Bu ayıp onu davet edenlere, TBMM’de konuşturanlara, onu dinleyip alkışlayanlara dünyada ve ahrette yeter, hatta artar.
On parmağından Müslüman kanı damlayan bu hunhar bizim Kurtuluş Savaşı kazanmış Meclis’imizde konuştu ve buna kimse ses çıkarmadı. Biz buradan oy aldığı kesimin hassasiyetlerine sahip tüm AK Partisi Milletvekillerine, MHP’ye, BBP Lideri YAZICIOĞLU’na, hükümete her alanda yerli yersiz hırçın muhalefet yapan CHP lideri BAYKAL’a ve Müslüman milletimizin desteği ile siyaset yapan tüm siyaset adamlarına PERES katilinin konuşma yapacağı oturuma katılmama çağrısı yaptık. Ancak elbette bizi Sayın YAZICIOĞLU’ndan başka kimse dinlemedi? Öyle ya, biz fanatikleriz ve marjinal köktencileriz. Reel-politik denen bir şey var, dünya gerçekleri var. Yazıklar olsun! Yeri göğü yıkan, esip gürleyen kudretli AKP’liler, CHP'liler, MHP'liler ve DTP'liler, yaylalarda şarjör boşaltanlar, polisi, jandarmayı azarlayanlar dut yemiş bülbüle döndüler ve adeta parmakları yorulana, avuçları şişene kadar alkışladılar PERES’i.

Aynı hükümet Filistin’in bağımsızlığı ve özgürleşmesi için mücadele eden, Ortadoğu’nun Kuvvayı Milliye’si HAMAS’ın Lideri Halid MEŞAL’i Ankara’ya davet etmişti. Biz bunun güzel bir gelişme olduğunu düşünürken işin gerçek yüzü çok kısa süre sonra ortaya çıktı. Meğer MEŞAL, Türkiye’ye kulağı çekilmek ve İsrail’e karşı yürütülen şanlı direnişi pasifize edilmek üzere çağrılmış. Hem adama öyle bir muamele yapıldı ki… Hiçbir üst düzey yetkili kabul edemedi hükümet adına. Herkes bir yerlere kaçıştı ve bu direniş önderi Filistin’in kahraman çocuğunu otopark kapılarından binalara soktular. Şimdi ben bir MEŞAL’e yapılan muameleye bakıyorum, bir de PERES’e uygulanan protokole bakıyorum ve beni yöneten hükümetin bu tavrından utanıyorum!

Son 8 aydır yaklaşık 2 milyon Filistinli kardeşimizin yaşadığı Gazze’ye zalim ve gaddar bir ambargo uygulanıyor. Geçenlerde bu ambargonun kalkması için mücadele eden komisyonun başkanı Filistin Parlamentosu üyesi Cemal El Hudari ile olan mülakatımda her şey gün gibi ortaya çıktı. Elektrik, su, gıda, ilaç, yakıt, okul malzemeleri ve ticari tüm emtianın Gazze’ye girişi engellenmiş durumda. Filistin’in yasal hakkı olan gümrük gelirleri ve uluslar arası fonlar dondurulmuş durumda. Çalışanlar aylardır maaşlarını alamadılar. Bunların tamamı oradaki seçilmiş, meşru HAMAS Hükümetinin mukavemetini kırmak ve işbirlikçi bir yönetimi başa getirmek için yapılıyor. Oysa tüm bu baskı ve zulümler ters tepmiş, HAMAS’ın kamuoyundaki desteği % 80’lere dayanmış. Ne yapsalar bu güzel yüzlü ve hoş sözlü mücahid insanları yıldıramıyorlar.

En son hepimizin tanık olduğu hadiselerde 3 gün içinde 30’dan fazla kardeşimizi katlettiler. Ve Gazze’ye uyguladıkları ambargoyu en sıkı seviyeye getirdiler. Artık Gazze elektriksiz, susuz, bu sert kış günlerinde yakacaksız, yakıtsız. Gördünüz, insanlar artık dayanamadı, Mısır’la olan sınır kapısını yıkıp geçtiler. Peki, o Arap dünyasının lideri havasına giren, İslam âleminin önderliği iddiasında bulunan Mısır ve onun diktatör Devlet Başkanı MÜBAREK bugüne kadar neredeydi, Büyük Şeytan Amerika’nın başkanıyla kılıç dansı yapan Suud Kralları, Arap Emirleri neredeydiler, daha 10 gün önce Beyaz Saray’ın Gül Bahçesi’nde BUSH’u “stratejik ortak” ve kadim ve samimi dost ilan eden Sayın Cumhurbaşkanı GÜL neredeydi?

Filistin bizim canımız, Bosna Savaşı sırasında Müslüman Boşnak kardeşlerimiz “Biz burada İstanbul’u savunuyoruz” diyorlardı ve 250.000 şehit verdiler. Şimdi de Filistinli kardeşlerimiz Gazze’de, Han Yunus’ta, Refah’ta İstanbul’u, Tahran’ı, Şam’ı ve Kahire’yi savunuyorlar. Oysa bizim idarecilerimiz katil PERES ve OLMERT’i ağırlamakla, barış için ortak ilan etmekle ve tüm bu katliamlara sadece seyirci kalarak “KINAMAK”la yetiniyorlar.

Allah Filistinli canlarımıza yardım etsin, onları bu zulümlerden en kısa sürede kurtarsın.

Bilirim beddua etmek kötüdür ama ben iyi bir bedduayla bitireyim yazımı yine de.

Allah Siyonist işgalci İsrail Devleti paramparça etsin ve onun katil liderleriyle kuzu sarması olanlara akıl fikir versin!

Meclisimize davet ederek, katil PERES’i alkışlayan eller kırılsın!


Ancak bize yakışan sadece sözlü dua ve beddua etmek olamaz. Bugün manşetimizde de gördüğünüz bir haber ve davet var. Bu zulme sessiz kalamayan Milli Görüş partisi Saadet’in İstanbul Gençlik Kolları en azından buğz edelim niyetiyle yarın Beyazıt Camii’nde Cuma namazı sonrası meydanda bir protesto eylemi yapacak. Ben halkımızdan oy alan tüm partilerin de bu tür eylemler yapmasından yanayım. Hatta tüm farklı siyasi görüş sahiplerinin de orada olmasını önemsiyorum. Zulmün partisi olmaz! Ben şahsen orada olacağım. Namazdan sonra hem sözlü hem fiili duamı/bedduamı yapacağım. Daha sonra MHP de, BBP de yapsa böyle bir eylem orada da olacağım. Ancak ne acıdır ki, halkımızın % 50 desteğini alarak ikinci kez rek başına iktidar olan AK Partisi'nin, onun gençlik ve hanım kollarının böyle bir protesto yapacağını hayal bile edemiyoruz...
Bu duyarlı çağrıdan ve eylemden dolayı Saadet Partisi Gençlik Kolları’nı tebrik ediyorum. Ve HAMAS tarafından yapılan şu çağrıyla yazıma son veriyorum:

“Siyasi partiler, İslami cemaatler, sol ve ulusal örgütler nerede? Nerede yeryüzündeki onurlu ve özgür insanlar? Tabanınızı Filistinlilerle birlikte olduğunuza nasıl ve ne yaparak inandıracaksınız? Onları nasıl ikna edeceksiniz haktan, adaletten ve mazlumdan yana olduğunuza? Nerede protesto gösterileriniz, nerede dayanışma eylemleriniz? Katliama uğrayan bir halk, öldürülen çocuklar, kadınlar ve yaşlılar için nerede etkinlikleriniz faaliyetleriniz?”
boyut haber

0 yorum:

Yorum Gönder

Yorumlarınızda Kişilik haklarına saldırı,küfür ve benzeri ifadeleriniz yayınlanmamaktadır.Yorumları yazarken İsminizi belirtmeniz önemle duyurulur.