31 Mayıs 2009

(anadoluhaber) Yüz binlerce kişiye SSK müjdesi | Sosyal güvenliğe 715 milyar $ | `Emekli aylıkları arasındaki fark kaldırılmalı`

Yüz binlerce kişiye SSK müjdesi

  • Doğum iznine çıkış tarihi işin durumuna göre değiş...
  • Çalışmayanların sağlık yardımı?

  • `Emekli aylıklarında yapılan haksızlık bitsin`
  • `Emekli aylıkları arasındaki fark kaldırılmalı`
  • Sosyal güvenliğe 715 milyar $
  • Bağ-Kurlular mağdur ediliyor


    --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
            Bu grubun  hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM  STANDIDIR.."
          Grupta yayınlanan  yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...

    Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
    kurtulusyolu99@gmail.com
    bahadirserhad@gmail.com
    forevermirza@gmail.com

    Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
    Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
    Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
    adresinde bu grubu ziyaret edin
    -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

    (anadoluhaber) Osmanlı tsunamisi geliyor

    “Bir kere yaşanan bir daha neden yaşanmasın ki? Zaten tarih de bizi geleceğe iten bir tsunami olmayacaksa bırakalım mahzenlerin içinde gizli kalsın. Ben bir “Osmanlı tsunamisi”ni tetiklemeye çalışıyorum. Daha doğrusu bu tsunaminin gelmekte olduğunu haber vermek istiyorum. Gözü açık olanlara elbette… Bakın, diyorum, Osmanlı tsunamisi geliyor, dikkatli bakın!”
    (Mustafa Armağan) 


    --
    Blog Adresim
    http://sivilinisiyatif.blogspot.com
    Bu Sitede Yer Almayan İletiler Bana Ait Değildir.
    -------------------------------------------------------------------------
    Şimşekleri üstüne en çok "oyunları bozanlar" çeker!
    Zulüm, kısmak istediği sesi nârâ yapar!
    Ve bazı ölüler, yaşayanlardan çok daha yüksek sesle konuşur...
    Malcolm X onlardandı.


    --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
            Bu grubun  hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM  STANDIDIR.."
          Grupta yayınlanan  yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...

    Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
    kurtulusyolu99@gmail.com
    bahadirserhad@gmail.com
    forevermirza@gmail.com

    Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
    Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
    Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
    adresinde bu grubu ziyaret edin
    -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

    (anadoluhaber) Qua Vadis Ümmet? »

    Qua Vadis Ümmet? »

    Yazar: Cemile Bayraktar

    Sahip olduklarımıza dair…

    Tercihlerimiz çoğu kez bize kim olduğumuz sorusunun cevabını verir.Tercihlerimizin verdiği cevapların doğruluğu ancak ve ancak onlara sahip olabilme ölçümüzle mümkündür.Sahip olmak,istemenin sonucudur.İstemek ardından sahip olmak,bu iki eylem,sahip olmanın sonunda noktalanmaz,bir üçüncü isteği doğurur;sahip olduğunu kaybetme korkusu.


     
    --
    Blog Adresim
    http://sivilinisiyatif.blogspot.com
    Bu Sitede Yer Almayan İletiler Bana Ait Değildir.
    -------------------------------------------------------------------------
    Şimşekleri üstüne en çok "oyunları bozanlar" çeker!
    Zulüm, kısmak istediği sesi nârâ yapar!
    Ve bazı ölüler, yaşayanlardan çok daha yüksek sesle konuşur...
    Malcolm X onlardandı.

    --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
            Bu grubun  hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM  STANDIDIR.."
          Grupta yayınlanan  yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...

    Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
    kurtulusyolu99@gmail.com
    bahadirserhad@gmail.com
    forevermirza@gmail.com

    Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
    Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
    Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
    adresinde bu grubu ziyaret edin
    -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

    Soykırıma fetih diyorlar

    Bolivya Devlet Başkanı Morales," Amerikan kıtası, hep sömürüldü.Resmi tarih, Amerika'nın istilasını 'Amerikanın keşfi', soykırımı ise 'fetih' olarak takdim etti.

    Amerikan yerlilerine "Kıtamızın bağımsızlığını yeniden kazanalım" çağrısında bulunan Bolivya Devlet Başkanı Morales," Amerikan kıtası, hep sömürüldü. Resmi tarih, Amerika'nın istilasını 'Amerikanın keşfi', soykırımı ise 'fetih' olarak takdim etti. Bugün de zenginliklerimize serbest ticaret anlaşmalarıyla el atmanın adını entegrasyon koydular..." dedi.

    Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales, Amerikan yerlilerinden "ilkinden 200 sene sonra Amerika'nın ikinci ve nihai bağımsızlığını kendi elleriyle kazanmalarını" istedi. Peru'daki Titicaca gölü kıyısında düzenlenen Amerikan Yerlileri Zirvesine mesaj yollayan sosyalist Morales, yerli halklarına "kendi kaderlerini kendi ellerine almalarını ve arzu ettikleri dünyayı kendi elleriyle kurmaları" çağrısında bulundu. Programı dolu olduğu için zirveye katılamayan Morales, zirvede okunan mesajında, "Şunu herkes bilsin ki, mücadelemiz bitmedi. Direnişten isyana, isyandan devrime gidiyoruz: İkinci ve nihai bağımsızlık vakti gelmiştir..." ifadesini kullandı.

    Gerçekleştirdikleri soykırımı fetih olarak takdim ediyorlar

    Amerikan kıtasının hep sömürüldüğünü hatırlatan Bolivyalı yerli lider, resmi tarihin Amerika'nın istilasını "Amerika'nın keşfi", soykırımı ise "fetih" olarak takdim ettiğini belirtti ve "Bugün de zenginliklerimize serbest ticaret anlaşmalarıyla el atmanın adını entegrasyon koydular..." dedi. Bolivya, 1825'te İspanyollardan kazanılan bağımsızlık yolundaki ilk isyan hareketinin 200. yıl dönümünü kutluyor.


    İsyan, seneye de birçok Latin Amerika ülkesinde büyük törenlerle kutlanacak.


    (anadoluhaber) Ömer Abdurrahman serbest bırakılsın !


    Ömer Abdurrahman serbest bırakılsın

    Kategori: DUNYA
    Mısır Cemaati İslami grubu, manevi lideri Dr. Ömer Abdurrahman’ın serbest bırakılması için bir kampanya başlattı. Cemaat, 1993 yılında Amerika’nın New York Eyaleti’ndeki Dünya Ticaret Merkezi’nin bombalanması eylemine karıştığı iddiasıyla Amerika’da müebbet hapis cezasına çarptırılan Ömer Abdurrahman’ın serbest bırakılması için “barış hamlesi” başlattığını açıkladı.

    --
    HAKİKATİN HATIRI DOSTUN HATIRINDAN ÜSTÜNDÜR
    (HZALİ ra.)

    --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
            Bu grubun  hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM  STANDIDIR.."
          Grupta yayınlanan  yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...

    Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
    kurtulusyolu99@gmail.com
    bahadirserhad@gmail.com
    forevermirza@gmail.com

    Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
    Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
    Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
    adresinde bu grubu ziyaret edin
    -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

    (anadoluhaber) "Türkiye halkı bilerek kısırlaştırılıyor"

    “Türkiye halkı bilerek kısırlaştırılıyor”

    Kategori: SAĞLIK
    Türkiye erkeklerinin spermleri tümüyle yok olmakla yüzyüze kalabileceğini belirten Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Genel Başkanı Kemal Özer çarpıcı açıklamalarda bulundu.
    Genetiği değiştirilmiş tohum üreticilerinin Ankara’da lobicilik yaptığını iddia eden Özer, birçok genetiği değiştirilmiş tohum üreticilerinin dünya çapında adlarının ‘şeytani şirketlere’ çıktığını belirtti.


    --
    HAKİKATİN HATIRI DOSTUN HATIRINDAN ÜSTÜNDÜR
    (HZALİ ra.)

    --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
            Bu grubun  hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM  STANDIDIR.."
          Grupta yayınlanan  yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...

    Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
    kurtulusyolu99@gmail.com
    bahadirserhad@gmail.com
    forevermirza@gmail.com

    Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
    Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
    Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
    adresinde bu grubu ziyaret edin
    -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

    KÖHNELEŞMİŞ KAFALAR!


    Kalkınmayan, hamle yapamayan, üretmeyenler KÖHNELİĞİ TEMSİL EDER.
    Çevrenize baktığınızda sadece konuşan, cesareti kırık ve şikâyet ederek teselli bulan dedikoducular her toplumsal yapının derdi ve kanseridir.
    Sıkıntı da onları bulamazsınız.
    Ellerinde mercek hata ararlar ve bol keseden sallarlar!
    Ne önlerinde giden kafilenin renginden, ne bulundukları dağın ahvalinden habersizdirler.
    Klişeleşmiş ve ezbere şiir okurlar.
    Geçmişle alakadar olduklarından yaşadıkları dönemin teferruatından habersizlik ve kendi boyutlarını idrakten mahrumiyetle kuşatılmışlardır.
    Verilenle yetinerek üretmekten anlamazlar.
    Anlamadıklarını da anlamazlar!
    Bilgisiz kaldıkları konulara kulaktan dolma inandıkları için tanımadıkları insanları eleştirmekte baş sırada yer alırlar.
    Sorsanız konuya vakıf değildir.
    Hayatın çekilmezlerini gördükçe o mekânlarda kalmak size mahkûmiyet gelir.
    Ayyaşın mektubu okunmaz.
    Akılsız olduğunu anlamayanın martavalları tatsız hoşaftır.
    Ne şekeri, ne tadı olmaz.
    Her adımı mantık dairesinde olanların ürettiği düşünceleri her kapasite anlamak noktasında bir arada değildir.
    Kapasitesizlerin açtığı yaraları tamir etmek uzun zaman alır.


    Yaşadığımız toplumsal yapı ayakları baş, başları ayak yapmamalıdır.
    Böylesi bir çelişki adımları kısaltır ve çözümsüzlük köhneleşmesi katmerleşir.
    Köhne bir saray kalıntılarıyla kime ne anlatacak?
    Sadece yıkık ve dökülmüş bakımsızlığa bakarak düşünüsünüz.
    Revizyondan geçmiş, sürekli bakımı yapılan sanat eserleri size nice anlamlı birikimleri sunar.
    Dün ve bugün anlamlı mesajları size iletir.



    Siyaset başlı başına değişimler ve yenileşen topluma cevap verecek üretici projelerle ayakta duran, ilkeli olmakla beraber çözüm üreten zeki insanların işidir.
    Emekli olana kadar kenarda çocuk büyütmüş, maaşına talim, etli ve sütlüye karışmamış ve emeklilik sonrası kahve ve lokal duvarları arasında kalmaktan bıkarak siyasete atılanların size vereceği yenilik olamaz.
    İntibak kapasitesi köhneleşmenin tesirindedir.
    Tepeden gözlemleyerek, hadiseleri ve insanları tanımak noktasında pratik hamleler yapanlar tünellerin ucunu size işaret eder.
    30 yıl siyasi hareketinizin gelişim ve değişiminin ana noktalarını, isimlerini hafızasına yazmamış, gelişen olaylarda siyasal hareketin tavır ve netliğini kavramayan insanı emeklilik sonrası başınıza getirirseniz felaket patlamalarını seyredin.



    Siyasal düşünceler kazançta hak ve adaletli yaşam ister.
    Başkalarının sırtından geçinen ve çalışmadan siyasal hareketin parasal kaynaklarıyla beslenen göbekler hizmet adamı değildir.
    Onlara ASALAK diyebilirsiniz.
    Siyasal hareketin hangi birimi olursa olsun önce çalışacak ve kazandığıyla ağzına helal lokma götürecek.
    Masası üzerindeki sigarayı, elindeki cep telefonunun faturasını başkalarına ödeterek büyük hedef masalları anlatmayın bize.
    Gözlükçüden beleşten alınan METRİX TİPİ GÖZLÜKLERLE tören cambazı durumuna düşenlerin cebine giren para başkalarının sırtındaysa o gözlükler neleri saklar?
    Alnının teriyle kazanıp çalışma ve senelerce asalak misali dava adamlarının katıldığı gecelerin biletlerinden elde ettiğin paranın hesabını verme ve ye babam ye!
    Nereye kadar?
    Hak ezilmez.
    Çalışacaksın ve kazancınla siyaset yapacak organizasyonda yer alacaksın.
    Yok, öyle ahtapotluk!
    Köhneleşen bu sistemle bir arpa boyu yol alınmaz.
    Adil olması gerekenler bulundukları makamların harcamalarının vicdani denetimini çevreyle paylaşacak.
    Siyasal organizasyonlar şeffaflık ister.
    Cepte ABD tütününden sigara ve 5 lira..
    Günde içersin 3 paket!
    Çalışmazsın.
    Sonra bize adaletten bahsedeceksin.
    İnanmadığıma saygı duymam!
    Yolda selamın olsa kimse almaz... Ne yapacaklar akreplerin selamını?
    Akrepler siyasetten anlamaz.
    Anladıkları nedir?
    Bir çay bahçesi işi olsa da birilerini aracı yapsalar ve işi kapsalar!
    İşte kısa gün hesapları budur!
    Açan güneşin aydınlığından bir kürek kapma hesabı yapar onlar!
    Kısaca köhneleşen siyaset budur!
    Şeffaf olmayan, saymayan, saygısız, şımarık, yaşının kitabesine ve cebindeki hüviyete bakmadan göbek şişirenlerin siyaset anlayışı bellidir.


    Tabii hiçbir köhnelik uzun süreli değildir.
    Birileri çıkar ve sessizce fişini çeker.
    Zaten fiş yanmıştır.
    Kısa devre yapan tesisatı değiştirirler.
    Boş gezenlerin düşünceleri de boştur.
    Çalışmayan motorla hareket olmaz.
    Emekle çalışır ve emekle yaşamak önemlidir.
    Emek vermeden cebe inen her kâğıt akçe sahibini eritir.
    Bakın çevrenize.
    Siyasete avanta için dalanların iki yakası bir araya gelmedi.
    Siyaset kadrolarıyla ilkeli ve onurlu, çalmayan ve çaldırmayan güçlü eller elinde yükselir.
    KALICI OLAN İLKELİ SİYASETİ MEŞALE HALİNE GETİREREK BAŞARI ELDE EDENLERİN ESERLERİDİR.
    KÖHNELEŞMEYİ AMAÇ EDİNENLERİN YARINLARDA ETKİLİ OLMAMASI İÇİN AKILCI OLANLAR TEDBİRİNİ ALMALIDIR!

    (anadoluhaber) Çanakkale Savaşı'nın Gizli Kalmış Resimleri ! 25 FOTO

    Çanakkale Savaşı'nın Gizli Kalmış Resimleri ! 25 FOTO

    http://photoblog.blogcu.com/canakkale-savasi-nin-gizli-kalmis-resimleri-25-foto_41725781.html

     

    1. Savaşı takip eden Türk üst düzey kumandanlar
    2. Yaralanarak Avustralyalılar tarafından esir alınmış bir Türk askeri
    3. Türk subayları ve gazileri
    4. Fransız ve İngiliz gemileri tarafından bombalanan Çanakkale yerleşimleri
    5. Anzak koyunda inşa edilen ve terkedilen bir itilaf kuvvetleri barınağı
    6. Gelibolu'ya erzak takviyesi yapan kervanlar
    7. Cepheye mühimmat taşıyan sivil halk ve askerler
    8. Türk ve Alman topçu subayları bir tatbikat esnasında..
    9. Cephede saç traşı olan Türk askerleri
    10. İngiliz ve Fransız gemilerini yararak boğazı mayınlarla döşeyen Türk gemisi ve mürettebatı
    11. Terkedilen Anzak siperlerinde Türk askerleri
    12. Boğazı koruyan 35cm'lik dev bataryalar 2
    13. Boğazı koruyan 35cm'lik dev bataryalar
    14. İngiliz bombardımanıyla yerle bir edilen bir sahil bataryası
    15. İstanbul'da resmi geçit esnasında Türk ordusu
    16. Çanakkale direnişinin simgelerinden Seyit Onbaşı 258 kg'lık top mermisini taşırken
    17. Alman askerleri havantoplarıyla beraber poz veriyor
    18. Çanakkale Boğazını savunan Osmanlı sahil güvenlik botları
    19. Gelibolu'da şehit olan askerlerimizin iskeletleri
    20. Alman ve Türk yetkililer gözlem yaparken düşen bir İngiliz uçağını kontrol ediyor.
    21. Türk donanması denizi mayınlarla döşerken görüntülenmiş
    22. Boğazı işgal etmeye çalışan İngiliz gemilerini izleyen Türk askerleri
    23. Bir Türk askeri ele geçirilen İngiliz denizaltısının üzerinde poz veriyor
    24. 125. Piyade Tümenine bağlı Türk askerleri
    25. İngiliz ve Fransızların geri çekilmesini izleyen Türk kurmayları


    --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
            Bu grubun  hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM  STANDIDIR.."
          Grupta yayınlanan  yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...

    Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
    kurtulusyolu99@gmail.com
    bahadirserhad@gmail.com
    forevermirza@gmail.com

    Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
    Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
    Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
    adresinde bu grubu ziyaret edin
    -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

    (anadoluhaber) VAKIFLAR NE OLACAK // Prof. Dr. Ata ATUN


     
     
    Prof. Dr. Ata ATU
    GSM   : 0533 861 4666

    VAKIFLAR NE OLACAK

     

    Geçmiş dönemde Vakıflar İdaresinin ehil olmayan ellerde yara aldığı apaçık ortada.

    Vakıflar için çalışacaklarına, Vakıfları yandaşları için çalıştırdılar.

    Dörtyüz yıldan fazla bir zamandır Osmanlı Vakıf malı olan topraklarımıza sahip çıkacaklarına, sadece şov yaptılar.

    Ücretsiz yapılacakken, söylentilere göre 800,000 TL'ye Osmanlıca yazılmış evrakların çevirisini yaptırıp yurt dışında "400 yıllık tarihimiz sergileniyor" diyerekten manşetlik gösteriler yaptılar ama bana istediğim hiçbir evrakı da vermediler.

    Bırakın vermeyi, Vakıflar İdaresinin kapısından bile içeri sokmadılar.

    Üstüne üstlük Kıbrıs'ın Tarihine, Edebiyatına ve Kültürüne hizmet eden, kurulduğu 2001 yılından günümüze 36 kaynak kitap yayınlamış olan SAMTAY Vakfımızı kapatmamız için bize yazı bile gönderdiler, utanmadan.

     

    14 Mart 2007 tarihinde dönemin Vakıflar Müdiresine bir yazı göndermişim ve yazımda da özetle, AİHM'de Türkiye aleyhine dava açan Bayan M. X. Aresti'nin Maraş'ta sahibi olduğunu iddia ettiği mülkün gerçekte "Sadr-ı Esbak Abdullah Paşa İbn Hasan Paşa Evkafı (Ref No. V.G.M.A. 1057)"  malı olduğunu, sahtecilikle elde edildiğini ve Mağusa Kaza Mahkemesinin Dava No. 271/2000 ile bunun gerçek olduğunu bir "Tespit Kararı" ile saptadığını, yapılacak işin KKTC devletini dava ederek bu mülkün kaydının ilgili Vakıf adına yapılması gerektiğini önermiştim.

    Bırakın Rumlar tarafından hile ve düzenbazlıkla gasp edilmiş Vakıf mallarımızı  geri almak için girişimlerde bulunmayı, yazıma yanıt bile vermeyip anayasal suç işlediler.

    Tabii ki bunun hesabını bir gün soracağım.

    Arkalarında artık dayıları yok. Efelenme bitti.

     

    Bir okuyucumdan da gelen başka bir uyarı daha var ki, üzülmemek, yağmayı görmemek elden değil. İçeriği de, Vakıf Mallarımızın yandaşlara nasıl peşkeş çekildiğine dair.

    Gönderilen uyarı metni, 18 Kasım 2007 tarihinde Vakıflar Yönetiminin kontrolündeki bir kilisenin 5 YTL'ye özel kişilere kiralanması ile ilgili.

     

    Okurumun gönderdiği yazıyı, yerel bir gazetemiz, 18 Kasım 2007 tarihinde yayınlamış.

    Yazı aynen aşağıdaki gibi.

    "Geçtiğimiz gün şahit olduğumuz bir olay "pes artık" dedirtti. Girne'nin tarihi dokusu yüzünden adadaki yabancıların en çok tercih ettiği yerlerden olan Edremit köyü (Karmi) inanılmaz bir olaya sahne oldu. Edremit'te bulunan bir kilise Vakıflar İdaresince kiraya verildi. Kiralayan şahısların kilisenin içine seramik fırını ve sanayi tüpleri koymaları ise barağı taşıran son damla oldu. Kiliseyi yıllığı 5 YTL'den kiralamışlar. Biz tamir ettik diyorlar. Öyle bir şey yok. UNESCO tamir etti, onarttı. Ayrıca kilisenin bahçesinde köyün umumi tuvaletleri vardı.

    Oranın kapısına da kilit vurdular. Yani orayı tamamen sahiplendiler bu insanlar. O sanayi tüpleri de ayrı bir sorun. Altı tüp var. Onların biri patlasa köy havaya uçar."

     

    Vakıflar İdaremiz Edremit köyündeki bu Kiliseyi yıllığı 5 TL'ye kiraya vermiş. Büyük bir olasılıkla da kiliseyi caba kiraladıkları kişi de bir yandaşları. Her zaman olduğu, her alım veya ihalede yaptıkları gibi.

    Aksi takdirde, bana yaptıkları gibi, bırakın istenilen evrakların fotokopisini vermeyi veya bir Vakıf malını kiralamayı, Vakıflar İdaresinin kapısından bile içeri sokmazlardı bu kişileri eğer yandaşları olmasalardı.

     

    Eroğlu hükümetinin bu konularda çok hassas olduğunu biliyorum.

    Taşlar yerine oturunca, eminim araştırması ve soruşturması başlatılacak, bu usulsüzlüklerin ve varsa da suçun hesabı sorulacaktır.  

     

     

    Prof. Dr. Ata ATUN

    http://www.ataatun.com 

       

     





    --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
            Bu grubun  hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM  STANDIDIR.."
          Grupta yayınlanan  yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...

    Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
    kurtulusyolu99@gmail.com
    bahadirserhad@gmail.com
    forevermirza@gmail.com

    Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
    Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
    Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
    adresinde bu grubu ziyaret edin
    -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

    (anadoluhaber) nereden geliyo bu değirmenin suyu

    Bugün bir öğrenciye aylık 100 TL burs verecek olsanız her ay bin talebeniz olsa düz hesap size aylık maliyeti 100 bin liradır.Türkan Hanım, 35 binden fazla öğrenciye burs sağlamış. Bu kadar öğrencinin Türkan Hoca’ya maliyeti 3,5 milyon liradır(2 milyon 180 bin Dolar).
    Şimdi kim şu soruyu sormak ister? Nereden geliyor bu değirmenin suyu? Bu havuzun kaynağı neresi? Bu paralar hangi kaynaktan fışkırıyor? Arkasına devlet gücünü almadan bu kadar burs bulup yurt açıp talebe okutmak kolay mı? Türkan hoca ayda kaç lira maaş alıyordu ki 35 bin öğrenciye burs verebiliyor ve artanıyla da hayatını idame ettiriyordu?

    --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
            Bu grubun  hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM  STANDIDIR.."
          Grupta yayınlanan  yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...

    Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
    kurtulusyolu99@gmail.com
    bahadirserhad@gmail.com
    forevermirza@gmail.com

    Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
    Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
    Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
    adresinde bu grubu ziyaret edin
    -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

    (anadoluhaber) Portekizli öğrenciden Belalım - İZLE

    http://www.samanyoluhaber.com/haber-152533.html
    --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
            Bu grubun  hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM  STANDIDIR.."
          Grupta yayınlanan  yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...

    Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
    kurtulusyolu99@gmail.com
    bahadirserhad@gmail.com
    forevermirza@gmail.com

    Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
    Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
    Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
    adresinde bu grubu ziyaret edin
    -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

    (anadoluhaber) hürriyet gazetesi yazarı şaşırmış dinazorlara ve fosillere duyurulur

    "Türk okulları" diyorum, Türkiye’deki Türk okullarından söz etmiyorum. Yazımın konusu, 115 ülkede Türkçe öğreten okullar... Papua Yeni Gine’den Almanya’ya, Nijerya’dan Amerika Birleşik Devletleri’ne kadar uzanan yelpazede, renk ve uyruktaki öğrencileri.

    Her yıl olduğu gibi 700’e yakın ve en yaşlısı 18’ini görmemiş genç, dünyanın dört yanından Ankara’ya geldi. Türkçe Olimpiyatları’nda yarışmak, Türkçe şarkı, türkü söyleyip şiir okuyarak marifetlerini sergilemek üzere...

    115 ülke dedik ya... Hepsinde Türk okulu yok, bir bölümünde üniversitelerin Türkoloji kürsülerinde dil öğretiliyor. Ama 100 kadar ülkede bir veya daha fazla Türk okulu mevcut. Çoğunda Türkçe seçmeli dil veya en azından Türkçe öğrenmek isteyenler kulüp kurup bir araya geliyor.

    Avrupa’da Türk okulu açmak daha zor... Çünkü öğretmen diplomalarında Avrupa denkliği aranıyor. Oysa Maldivler gibi küçük ülkeler bırakın şart koşmayı, okullara bedelsiz arazi ve bina tahsisiyle teşvik sağlıyor.

    * * *

    Altındağ’daki Anfa Kongre Merkezi’nin amfisinde konuk öğrencilerin gösterisi sürüyor.

    Biz, yani bir grup gazeteci, ülkelerin yerel ürünlerini sergilediği stantları geziyoruz.

    Madagaskar Adası’ndaki iki Türk okulundan gelen öğrencilerle tanışıyoruz. Morgan isimli olanı biraz sıla hasreti çekiyor gibi. Daha doğrusu beş kuzusunu özlüyor. Ada’daki iki okuldaki 170 öğrencinin Türkçe öğretmeni Hayati Bey, Afrika’da dil öğretmenin hiç akla gelmeyen zorluğunu anlatıyor, şakalaşıyoruz:

    - Gül sözcüğünü telaffuz edemiyorlar, ü harfi yok çünkü.

    - Siz de Tayyip demeyi öğretsenize...

    - O daha kolay... Hele "One Minute" reklamından sonra.

    * * *

    Maldivler, Hint Okyanusu’nda 200’ü kullanılan 1200 adalık, 329 bin nüfuslu cumhuriyet. Türkçe öğretmeni Cengiz Bey, bizi kırmızı elbiseli güzel mi güzel kız öğrencisi ile tanıştırıyor.

    İsmi Şafra Hassan... Adı o dilde kırmızı demekmiş.

    Tayyip Erdoğan’ın meşhur ettiği "Bizim de yaşadığımız hayattır" şiirini Türkçe okuyor.

    Maldivler’de Türk okullarının önemli bir projesi daha hayata geçmiş durumda. Türkmenistan’daki Türk okulundan mezun bir öğretmen bugün Maldivler’de çalışıyor. Okullar artık öğretmen ihraç ediyor.

    Stantları gezerken dikkat ediyoruz, o yoğun ilgiyi Papua Yeni Gine çekiyor. Masklı, kalkanlı, suratları boyalı konuk öğrencilerle fotoğraf çektirmek isteyenler kuyruğa giriyor.

    Türkçe öğretmeni Hatice Hanım daha 25 yaşında. Kendisi gibi öğretmen olan eşiyle Tayland’da taşınmış.

    850 ayrı dilin okutulduğu ülkede Türkçe tabii ki ana eğitim dili değil. Ama okulda Türkçe kulübü var.

    * * *

    Açık söyleyeyim, Fethullah Gülen Hareketi’ne siyaseten hiçbir yakınlık duymam. Ama dün çok şahsi bir sebeple fazlasıyla etkilendim. Çünkü mezun olduğum yabancı lisenin 1900’lerin başında değişik ülkelerde 40’a yakın kardeşi vardı. Bugün yanılmıyorsam, İstanbul dahil sadece altı adet okul kaldı.

    Sadece bir yüzyıl, benim açımdan ergenlikten yaşlılığa geçen süre...

    Bugün dünya üzerinde benim liseme benzer 100’den fazla Türk okulu var.

    Şaka gibi geliyor ve hoşuma gidiyor.
     
    Enis Berberoğlu

    --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
            Bu grubun  hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM  STANDIDIR.."
          Grupta yayınlanan  yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...

    Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
    kurtulusyolu99@gmail.com
    bahadirserhad@gmail.com
    forevermirza@gmail.com

    Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
    Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
    Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
    adresinde bu grubu ziyaret edin
    -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

    (anadoluhaber) DEVRİM; DEVİRECEK NE KALDI, ERGENEKON'DAN BAŞKA?

    Levent ELPEN




      

                       Türkiye, insanı sürprizlerle her gün yeniden besleyen bir ülke. Avrupa'da olsa demokrasinin nimetlerinden, doğuda olsanız mevcut sistemlerin monotonluğundan canınız sıkılır. Bu hastalığa Türkiye'de solcular da yakalanmaya başladı artık. Mücadele alanlarını daraltan iktidar uygulamalarından rahatsızlıkları ve Ergenekonla ilgili davaya karşı çıkışları da bundan kaynaklanmaktadır.

     

                Eski TCK.163. Madde kaldırıldı; İslamcılar; TCK 141,142 kaldırıldı sosyalistler Türkiye'de mücadele alanlarını kaybettiler diye düşünebilir, ama neticede İslamcılar 1994'ten beri iktidar olmanın sorumluluğu içindeler. Ellerini taşın altına koyuyorlar. Milliyetçi söylem Kürt ve güvenlik meselesinde her şeye hayır diyerek ve çözümün önünde engel olarak kendisine bir varlık alanı oluşturmaya çalışıyor. Peki, sol/sosyalistlerin bu ülke için önerdikleri bir çözüm var mı? Bütünüyle işşiz kalmadılar mı?

     

                Sol/sosyalist biri "Nâzım Hikmet'in vatandaşlığı meselesi, Ahmet Kaya'nın mezarı tartışması ve son olarak 1 Mayıs'ın tatil ilân edilmesi" karşısında da Taksim inadı ve eylemler dışında ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar. Getirebildikleri yorum "tüm bunlar, Türkiye Cumhuriyeti'nin sağlıklı işleyen bir burjuva demokrasisi olamamasından kaynaklanan sorunlardı ve bugün birer birer gündemden düşüyorlar. Bunlar birer birer gündemden düşerken, Türkiye solunun mücadelesini yükselteceği alanlar da git gide daraltılmış oluyor," diye üzülenleri görüyoruz.

     

                Demek ki özgürlüklerin alanı genişledikçe, sorunlar bir bir ortadan kalktıkça ideolojilerin mücadele alanları daralıyor. O zaman bu sorunlar olduğu gibi kalmalıdır. Kitlenin sorunları büyüdükçe, her alanda mücadele adamları, mücadele edecekleri bir vesile bulmuş olsunlar. Kanaat önderleri gizli çete yapılanmaları tarafından fail-i meçhullerle ortadan kaldırılmalı, cinayetler devam etmeli, kuyulara insanlar işkencelerden sonra atılmalıdır. Böylece mücadele alanımız genişliyor, var oluşumuz anlamlı hale geliyor diye ideolojik bir bencillikle bu sorunlar olduğu gibi kalmalı, hiçbir iktidar bu sorunları çözmeye uğraşmamalı, bizim iktidarımıza kadar sorunlar kanlı, işkenceli, çeteli ve darbeli müdahaleler olduğu gibi yerinde saymalıdır... diyenler var. Bu nasıl bir bakış açısıdır? Kendimize yeni alanlar açmak, mücadele alanlarımızı genişleterek ilgimize ülkenin ve halkın diğer sorunlarını katmak elbette yorucu bir iştir. Ezberlerimizi bozup, yeni gelişmelere yeni çözümler üretmek, sosyalizme yeni açılımlar getirmek, gündemimize İslam sosyalizmini katmak konforumuzu bozacak işlerdir. Sosyalistlerin işi ağlamaktır, acıyı bal eylemektir ve İslamcılar iktidar dışında (sanat, edebiyat, mimari vb. alanlarda) başka bir söylem geliştirmesinler mi? Aslolan sürüp gelen sorunlar çevresinde zihin jimnastiği yapmaktır. Hazır sorulara konserve cevaplar dillendirmektir.

     

                Bu nasıl bir bakış açısıdır?

     

    "Türkiye soluna mücadele edebilecek zemin bırakılmaz ve neoliberal üstyapı ile milliyetçi-muhafazakâr kimlikli bir altyapıya sahip bir ülkeye doğru, gittikçe geri dönüşü zor bir yola girilirken, "Daha fazla daha fazla!" ve "Genişletilsin genişletilsin!" yollu sevinç çığlıkları atanların korosuna katılmak mı; kabul etmiyorum"  diyenler var.

     

    Demek ki ülkenin varlığı, onurlu bir yaşam için mücadele gibi kavramlar halkın mutluluğunu, ülkenin düze çıkmasını sağlasa da bu gerçekleşmemeli ve sadece Türkiye soluna mutlu olacağı bir oyalanma  alanı bulunması anlamlıdır.

     

                Sol sosyalistler hiçbir zaman Türkiye halkının mutluluğunu öncelememiş ve onu "anlamak" istememiştir. Türkiye, ülke, halk,... gibi kavramlar,  solculara anlamlı gelen bir hayatın mücadele nesneleri olarak önemlidir. Kendileri dışında bu halkın mutluluğunu, taleplerini gerçekleştirenler olursa hele bunlar milliyetçi-muhafazakâr kimlikli iseler arkasında mutlaka bir komplo vardır. ABD, AB vardır; bundan Graham Fuller mutlu olacaktır ama bizimkiler acı çekecektir. Bu ülkede Graham Fuller yaşamıyor, biz yaşıyoruz. Ve sol Graham Fuller kadar bu ülkenin sorunlarına ve halkın mutluluğuna kafa yormuyorsa; Türkiye'de solun oylarının azalan bir sürece kayması doğaldır.  Solun nezdinde milyonlarca yoksulun tercihinin önemi yoksa Çankaya Nişantaşı Konak gibi eski alışkanlıklarla halkın oy verme lüksü yoktur. Sorunlarına çözüm bulmanın değeri ideolojiden de, alışkanlıklardan da önemlidir. (Buradan Graham Fuller'i olumladığım çıkarılmasın, elâlemin gâvuru politikası için ilgilenirken biz kendi varoluşumuzla ilgimizi sadece olumsuzluklar üzerine bir mücadele kurmak dışında bir çabamızın olmadığını ifade ediyorum)

     

                Solcular, bu kafayla ancak "ne olacak bu memleketin hali" diye düşünüp mücadele alanlarının bir bir ellerinden kayıp gitmesinin üzüntüsü içinde, artık ülkenin sorunlarını değil kendi mutluluk alanlarının azalmasına dövünecek ve acıyı bal eylemenin yolunu Ergenekonla özgürlük ve hukuku birlikte tutmak da bulacaklardır. Bu nedenle onyıllardır Türkiye'de kontgerilla, gladyo, çete yapılanmalarını ortadan kaldıran milliyetçi-muhafazakar çabalar karşısında etkisiz eleman olarak yorum yapmakla, biz yapmıyorsak arkasında mutlaka bir hinoğlu hinlik vardır dövünmesi içinde olacaklardır. Ne diyelim, ellerinden mutluluk vesilelerini almak bu ülkede temel hak ve hürriyetler mücadelesinin neden milliyetçi-muhafazakârlar (sağ-muhafazakârlar) tarafından gerçekleştirilebildiğini açıkça gösterdiğini belirtmekle yetinelim.


    --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
            Bu grubun  hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM  STANDIDIR.."
          Grupta yayınlanan  yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...

    Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
    kurtulusyolu99@gmail.com
    bahadirserhad@gmail.com
    forevermirza@gmail.com

    Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
    Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
    Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
    adresinde bu grubu ziyaret edin
    -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

    (anadoluhaber) Hoca Ahmed Yesevi'den Hikmetler

    HİKMET-4

     

    Hoş gâipten kulağıma ilham geldi;

    O sebepten Hakk'a sığınıp geldim ben işte.

    Bütün ulular toplanıp gelip armağan verdi;

    O sebepten Hakk'a sığınıp geldim ben işte.

     

    Ben yirmiiki yaşta fâni oldum;

    Merhem olup gerçek dertliye deva oldum;

    Sahte âşık-gerçek aşığa tanık oldum;

    O sebepten Hakk'a sığınıp geldim ben işte.

     

    Ey dostlar, yaşım yetti yirmiüçe

    Yalan dava, ibadetlerim tamamı boş

    Kıyamet günü neyleyim çıplak, şaşı

    O sebepten Hakk'a sığınıp geldim ben işte.

     

    Ben yirmidörde girdim, Hakk'tan uzak

    Ahirete varır olsam, hani hazırlık

    Öldüğümde toplanıp vurun yüz bin sopa

    O sebepten Hakk'a sığınıp geldim ben işte.

     

    Cenazemin arkasından taşlar atın;

    Ayağımdan tufup sürüyerek kabre götürün

    "Hakk'a kulluk kılmadın"deyip çekiştirip tepin

    O sebepten Hakk'a sığınıp geldim ben işte.

     

    Günah ile yaşım yetti yirmi beşe

    Sübhan Rabbim, zikr öğretip göğsümü deş;

    Göğsümdeki düğümleri sen kendin çöz;

    O sebepten Hakk'a sığınıp geldim ben işte.

     

    Ben yirmialtı yaşta sevda eyledim

    Mansur gibi cemal için kavga eyledim

    Pirsiz yürüyüp dert ve sıkıntı peyda eyledim

    O sebepten Hakk'a sığınıp geldim ben işte.

     

    Ben yirmiyedi yaşta Pir'i buldum;

    Her ne gördüm perde ile sırrı örttüm

    Eşiğine yaslanarak izini öptüm;

    O sebepten Hakk'a sığınıp geldim ben işte.

     

    Ben yirmisekiz yaşta âşık oldum

    Gece yatmayıp, mihnet çekip sâdık oldum;

    Ondan sonra dergâhına lâyık oldum;

    O sebepten Hakk'a sığınıp geldim ben işte.

     

     

     

     

    Yirmidokuz yaşa girdim, halim harab

    Aşk yolunda olamadım misali toprak

    Halim harab bağrım kebab, gözüm dolu yaş

    O sebepten Hakk'a sığınıp geldim ben işte.

     

    Otuz yaşta odun eyleyip yandırdılar

    Bütün ulular toplanıp dünyayı bıraktırdılar

    Vurup, çekiştirip dünya derdini bıraktırdılar

    O sebepten Hakk'a sığınıp geldim ben işte.

     

    Kul Hoca Ahmed dünyayı bıraksan, işin biter

    Göğsündeki çıkan âhın Arş'a yeter;

    Can verirken Hakk Mustafa elini tutar

    O sebepten Hakk'a sığınıp geldim ben işte.

     

    Not:Yukarıdaki metin Dr.Hayati Bice'nin çevirisinden  alınmıştır.Kendisinden yaptığı hizmetten dolayı Allah Razı olsun .

    Erol      buulkem@gmail.com


    --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
            Bu grubun  hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM  STANDIDIR.."
          Grupta yayınlanan  yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...

    Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
    kurtulusyolu99@gmail.com
    bahadirserhad@gmail.com
    forevermirza@gmail.com

    Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
    Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
    Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
    adresinde bu grubu ziyaret edin
    -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

    (anadoluhaber) Askere 1971 yılında kurşun sıkanla, 2009 yılında mayın döşeyenler arasında ne fark var

    Benim Mehmetçik Evladlarıma Kurşun Sıkanları Destekleyenlerin Hepisi HAİN'dir. HAİN'dir. HAİN'dirler
    Mehmetçik Evladlarıma Kurşun sıkıanları destekleyenlerin Kafalarını Koparır- Gözlerini Oyar-Ellerini Kırar ve O Mahlukları Kurda Kuşa yem diye dağtırım. Ne demek Mehmetçike Kurşun sıkmak İhanetin en alası demektir. Kansızlık demektir. Bunu Ancak Vicdandan-İmandan-Dinden Yoksun Olan ETÖ'nün-uydu ve uşakları ndan başkaları yapamaz asla yapamaz.
     
     
    Önümde Cumhuriyet gazetesi.
    Generallerin büyük çoğunluğunun okuduğu, bütün kışlalarda bulunan Cumhuriyet gazetesi. Hatta Ergenekon klasörlerine geçtiğine göre, kışlalarda ucuza satılması için pazarlık yapılan, Jandarma bütçesinden karşılıksız para yardımı yapılması konuşulan Cumhuriyet gazetesi..
    Yargıtay’da birçok hakimin günlük olarak takip ettiği, masasına koyduğu gazete..
    Danıştay’daki hakimlerin büyük çoğunluğunun kolunun altında mahkemeye getirdiği gazete!
    Genellemeleri bir kenara bırakıp, somut isimlere gelelim.. Yargıtay Emekli Başsavcısı,Ergenekoncu SabihKanadoğlu’nun yazılarının yayınlandığı, hâlâ görevde olan Yargıtay 8. Ceza Dairesi Üyesi Hamdi Yaver Aktan’ın bazı yerlere mesaj göndermek için kaleme aldığı makalelerin yayınlandığı gazete!..
    Evet bu gazetede, Sinan Cemgil isimli teröristin anma ilanları..
    Birisinde ölüm yeri de yazılıp, “Unutulmayacaklar” başlığı atılmış.. Diğerinde, bugün yapılacak anma için çağrıda bulunulmuş!
    Diğer ilan, bir vakfın ilanı.. 68’liler Birliği Vakfı..
    İlanlarda sadece Cemgil değil, onunla birlikte, ellerine silah alıp, asker öldürmeye çıkan iki arkadaşının ismi de var..
    Milli GençlikVakfı’nı durduk yerde kapatmaya kalkışan Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün güzünün içine baka baka, bir vakıf, teröristler için etkinlik düzenliyor!
    Teröristi anmanın, vakıf gayesi ile ne ilgisi var ise!
    Esas önemlisi, Cumhuriyet gazetesi ile birebir bağlantılı ilanda..
    O da, “CUMOK İstanbul Çağrısı” ile başlıyor.. “Demokratik Türkiye mücadelesinde” diye tanıtımını yapıp devam ediyor... Anlaşılan, anıları tazelenmek istenilen teröristler, “Demokratik Türkiye için” ellerine silahı alıp, dağa çıkmışlar!..
    Bugün de PKK’lılar kendileri için benzer tanıtımlar yapıyorlar!
    Bugünün PKK’sı.. O günün THKO’su!..
    Ve bugünün PKK’sı, o günün THKO’suna, Cumhuriyet gazetesi hiç utanmadan, sıkılmadan sahip çıkıyor!..
    Ve ne hikmetse, bu gazete, bazı generaller tarafından el üstünde tutuluyor!..
    Bazı öğretim üyeleri tarafından el üstünde tutuluyor!..
    Hatta yargı üyeleri tarafından açıkça destekleniyor...
    Savcılar, bu gazetenin etkinliklerine büyük bir saygı ile katılıyor!
    Nedir bu rezalet, söyler misiniz?!
    Bu ülkede, daha 6 askerimizi şehid verdiğimiz bir günde, böyle rezilce bir ilanı yayınlayan gazetenin terörist yandaşlığı nedir?..
    Fikir planındaki her türlü çabanın, her türlü mücadelenin başımın üstünde yeri var!
    Ama eline silah almış insanlara verilen bu desteği kimler savunabilir? Kimler makul görebilir?
    Nerede bu ülkede hukuk devletine sahip çıkan insanlar?
    Askere 1971 yılında kurşun sıkanla, 2009 yılında mayın döşeyenler arasında ne fark var? Bunlar, aynı merkezden beslenen, aynı teröristler değil mi?
    2009 Mayıs’ında mayından şehid düşen askerlerimizi toprağa verirken, onların kanının yerde kalmayacağını söyleyen subaylara, generallere sesleniyorum; “Sizler 1971’de askere kurşun sıkanları öven bir gazeteyi daha ne kadar destekleyeceksiniz?”
    Tekrar soruyorum, “Daha ne kadar, kışlalarda bu gazetenin satışını yaptırarak, asker katillerine verdikleri desteği itirazsız kabulleneceksiniz?”
    Evet tekrar soralım: “Bir yandan PKK ile mücadele edilirken, bir yandan 1971’in PKK’sına övgü düzenlerin gazetesine nasıl sahip çıkarsınız?”
    Kimbilir bu gidişle, birkaç yıl sonra, bugünün PKK’lıları için de, Cumhuriyet gazetesindeki dünkü anma ilanlarının benzerlerini görebiliriz...
    Aklı eren birisi söylesin, nasıl bir rezalettir bu?
    Nasıl bir vurdumduymazlıktır?
    Çıksın bir Yargıtay üyesi, o gazetede köşe yazılarını yayınlatanlardan birisi açıklasın, nedir bu rezalet?..
    Bir Danıştay üyesi açıklasın, “Teröre verdikleri bu açık desteğe rağmen, o gazeteye gösterilen bu saygı nedendir?”
    Generaller, albaylar, yarbaylar açıklasın! Can pahasına yapılan bir mücadele ortada iken; teröriste arka çıkan gazetenin kışlalarda satılmasının sebebi nedir?
    Açıklasınlar, söylesinler.. Biz de bilelim, nedendir?

    --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
            Bu grubun  hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM  STANDIDIR.."
          Grupta yayınlanan  yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...

    Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
    kurtulusyolu99@gmail.com
    bahadirserhad@gmail.com
    forevermirza@gmail.com

    Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
    Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
    Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
    adresinde bu grubu ziyaret edin
    -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

    (anadoluhaber) "Azgin azinlik" cok kizacaka ama Basbakan Erdogan her konuda hakli cikmaya devam ediyor.

    "Azgin azinlik" cok kizacaka ama Basbakan Erdogan her konuda hakli cikmaya devam ediyor.
    Millet yonetime ortak oldukac birilerinin cildiracagini yillar once soylemisti.Milletin hakkini cebine indirenlerin hortumlari kesildikce birilerinin cilgina donecegini yillar once soylemisti.Hak ve ozgurluk yolunda adimlar atildikca birilerinin cilgina donecegini yillar once soylemisti.Turkiye buyuklugunun farkina varip oz guvenin yakaldikca birilerinin kucuk dunyalarina hapis olacagini ve hircinlasacagini yillar once soylemisti.Kendi kendilerine gelin guvey olup ulkemizi babalarinin iflas etmis ciftiligine cevrelere gereken cevabin verilecegini yonetimin milletin olacagini soyledi ve yapti!

    --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
            Bu grubun  hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM  STANDIDIR.."
          Grupta yayınlanan  yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...

    Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
    kurtulusyolu99@gmail.com
    bahadirserhad@gmail.com
    forevermirza@gmail.com

    Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
    Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
    Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
    adresinde bu grubu ziyaret edin
    -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

    (anadoluhaber) Hangi Bitki Neye İyi Geliyor? | Şifalı Bitkiler Rehberi

    Şifalı Bitkiler Rehberi

    MAYDANOZ
    LAVANTA
    LAHANA
    KUŞBURNU
    KİVİ
    KİRAZ
    KIRMIZI BİBER
    KEKİK
    KARANFİL
    İNCİR
    İNCİR
    PATATES
    ÖKSEOTU
    NANE
    MUZ
    MISIR
    MARUL
    MARUL
    ISPANAK
    ISIRGANOTU
    IHLAMUR
    HAVUÇ
    GREYFURT
    GÜL
    FINDIK
    FESLEĞEN
    ENGİNAR
    ELMA
    EBEGÜMECİ
    DUT
    DOMATES
    ÇÖREKOTU
    ÇİLEK
    ÇAY
    ÇAM FISTIĞI
    BUĞDAY
    BROKOLİ
    BEZELYE
    BİBERİYE
    BAMYA
    BAKLA
    BADEM
    AYVA
    AYRIKOTU
    AVOKADO
    ASMA
    ALOE VERA(SARISABIR)
    AHUDUDU
    ADAÇAYI
    ZEYTİN
    YERALMASI
    YOĞURT
    ÜZÜM
    TURP
    SOĞAN VE SARIMSAK
    SALATALIK
    PORTAKAL
    PIRASA
    PAPATYA


    --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
            Bu grubun  hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM  STANDIDIR.."
          Grupta yayınlanan  yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...

    Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
    kurtulusyolu99@gmail.com
    bahadirserhad@gmail.com
    forevermirza@gmail.com

    Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
    Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
    Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
    adresinde bu grubu ziyaret edin
    -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

    (anadoluhaber) Talat: Toprak Verebiliriz!



    Talat Türk tarafının, toprak vermek zorunda kalabileceğini söyledi.

    KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs sorununun çözümü için en uygun dönemde olduklarını söyledi. Kıbrıs konusunda yürütülen görüşmelerde birçok konuda yakınlaşma sağlandığını, yargıda yüzde yüz oranında anlaşmaya varıldığını açıklayan Mehmet Ali Talat, görüşmeler sürecinde en zor konunun “toprak” olacağını, Türk tarafının yüzde 29 artıyı başlangıçta kabul ettiğine göre toprak vermek zorunda olacağını bildirdi.

    Kıbrıs konusunda yaşanmakta olan gelişmeler hakkında halkı bilgilendirmek amacıyla köy gezileri başlatan Talat, bugün Gaziveren ve Doğancı köylerini ziyaret etti. Talat’a, köy gezilerinde eşi Oya Talat da eşlik etti. Ziyaretlerde köylülerle görüşen Talat, görüşmelerde gelinen aşama hakkında bilgi verdi ve köylülerin yönelttiği soruları yanıtladı. Kıbrıs sorununun çözümünün, halkın karşı karşıya kaldığı birçok sorunun çözümünü de kendiliğinden getireceğini ifade eden Talat, bu dönemin Kıbrıs sorununun çözümü için önemli bir fırsat olduğunu kaydetti ve Türkiye’nin çözüm isteğine dikkati çekti.

    Kıbrıs Rum tarafında iktidarda bulunan partinin kuramsal olarak çözüm yanlısı olduğunu belirten Talat, ancak Kıbrıs Rum tarafının çözüm için yeterli motivasyonunun olmadığını dile getirdi.

    Görüşme sürecinde “toprak” konusunun en zor konu olacağını ifade eden Talat, “Biz, en baştan yüzde 29 artıyı kabul ettiğimiz için toprak vermek zorundayız. Görüşme sürecinde en zor konu ’toprak’ olacaktır, çünkü toprak vermek zor bir konudur. Ancak halkımız hiç endişe duymasın. Yapılan hiçbir yatırım boşa gitmeyecektir” diye konuştu.




    --
    http://www.vatanbir.org
    --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
            Bu grubun  hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM  STANDIDIR.."
          Grupta yayınlanan  yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...

    Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
    kurtulusyolu99@gmail.com
    bahadirserhad@gmail.com
    forevermirza@gmail.com

    Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
    Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
    Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
    adresinde bu grubu ziyaret edin
    -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

    (anadoluhaber) internetteki en riskli kelimeler


    internetteki en riskli kelimeler
    BİLiŞiM guvenlik sirketi mcAfee Inc., internette hangi kelimeleri aramanin virus riskini arttirdigina dair bir rapor hazirladi. Rapora gore, "screensaver" yani "ekran koruyucu" kelimesini aradiginizda cikan sitelerin cogunda virus var. Diger riskli kelimeler ise sirasiyla soyle: "Free Games", "Work Home", "Rihanna", "iPhone", "Twilight" ve "Viagra."
     
    Bu riskli kelimelere ilave olarak aşağıdaki açıklamayı da dikkate almak lazım.
      
    Anti virüs yazılım şirketi McAfee tarafından yapılan bir araştırmada, sadece ABD’deki kullanıcıların kendilerini online güvenlik sitelerine götürmesi amacıyla ayda 276 milyon civarında arama yaptıkları ortaya çıktı.
     
    Virüsle mücadele şirketinin, internetin beş büyük arama motoru, webdeki aramaların yüzde 93’ünü oluşturan Google, Yahoo, MSN, AOL ve Ask’da yaptığı araştırmada, American On Line (AOL) şirketi en güvenli, Yahoo ise en riskli çıktı. AOL’de yapılan aramalarda sitelerin yüzde 2,9’u, Yahoo’da ise yüzde 5,4’ünün riskli olduğu belirlendi.
     
    McAfee şirketinin araştırmasında, webde yapılacak en tehlikeli aramaların da dijital müzik paylaşımının olduğu P2P siteleri olduğu ortaya çıktı.
     
    “Bearshare” P2P sitesi yüzde 45,9 ile en riskli sonucu verirken, bunu yüzde 37,1 “Limewire”, yüzde 34,9 ile “Kazaa” ve yüzde 32 ile “Winmix” izledi.
     
    Diğer riskli arama kelimelerinin de yüzde 42 ile “screensavers” (ekran koruyucu) ve yüzde 31,1 ile “wallpapers” (duvar kağıdı) olduğu belirlendi.
    Iste internetteki en riskli kelimeler

    --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
            Bu grubun  hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM  STANDIDIR.."
          Grupta yayınlanan  yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...

    Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
    kurtulusyolu99@gmail.com
    bahadirserhad@gmail.com
    forevermirza@gmail.com

    Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
    Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
    Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
    adresinde bu grubu ziyaret edin
    -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

    .:: KomploTeorileri ::. ABD'YE KRİTİK ZİYARET

     

    ABD'YE KRİTİK ZİYARET

    Org. Başbuğ neden ABD'ye gitti?
    Org. Başbuğ neden ABD'ye gitti?
    Orgeneral Başbuğ'un Amerika ziyaretiyle ilgili ayrıntılar belli olmadı ama pek tartışılmayan CSIS'ın Türkiye raporu ve diğer gelişmeler ipucu verebilir.

    Başbuğ'un Amerika ziyaretini nasıl okumalı?

    Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ resmî bir ziyaret gerçekleştiriyor ABD'ye. Başbuğ, 30 Mayıs-3 Haziran tarihleri arasında ABD Genelkurmay Başkanı Oramiral Michael Mullen ve Pentagon yetkilileriyle bir araya gelecek. Ayrıca, Türk Amerikan Konseyi toplantısına Mullen'la birlikte katılarak.

    En son 2005'te, genelkurmay ikinci başkanı sıfatıyla ABD'yi ziyaret etmişti Başbuğ. Dört yıl aradan sonra bu kez genelkurmay başkanı olarak 'önemli' temaslarda bulunacak Washington'da. Kamuoyuna herhangi bir açıklama yapılmadığı için ajandasında neler olduğunu bilmiyoruz. Ancak kamuoyuna yansıyan bilgiler Başbuğ'un Amerikalı muhataplarıyla, iki ülke arasındaki ilişkilerin önümüzdeki dönemde nasıl seyredeceği hususunda görüş alışverişinde bulunacağını gösteriyor.

    Şüphesiz burada altı çizilmesi gereken bir husus var. Modern dönemde bağımsız iki devlet arasındaki ilişkilerin ana çerçevesini genelde hükümetler ve devlet başkanları belirler, bürokratlar da bu temel stratejiyi uygulamaya çalışır. Demokratik ve çağdaş rejimler açısından bu kural hayatî öneme sahiptir. İstisnai durumlar söz konusu olmaz, olamaz. Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin tarihî seyrine bu açıdan bakıldığında söz konusu kuralın çoğu zaman ihlal edildiğini söyleyebiliriz. Özellikle de Soğuk Savaş döneminde.

    Biliyorsunuz Türkiye 1952'de NATO üyesi olarak devletin bekâsını ve güvenliğini güvence altına almaya çalıştı. Bu tarihten itibaren Sovyet yayılmacılığına karşı Batı Avrupa'nın güneydoğu kanadını koruyan bir karakol hüviyetine büründü. Bu görev her ne kadar Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin sağlam bir zemine oturmasını sağlasa da bazı önemli sorunların çözüme kavuşmasını da engelledi. Bunlardan en önemlisi tabii ki iki ülke arasındaki ilişkilerin ana eksenini askerlerin belirlemesi ve bunun sonucu olarak da Türkiye'deki demokrasinin her on yılda bir askerî darbelerle kesintiye uğramasına Washington'ın göz yummasıdır.

    1989'da Berlin Duvarı'nın yıkılması ve Soğuk Savaş'ın bitmesiyle bu dönem kapandı. Ancak eski alışkanlıklar bir süre daha devam etti. Sanırım bu konuda verilebilecek en güzel örnek 28 Şubat sürecidir. Türkiye, 1993'te merhum Turgut Özal'ın vefatıyla başlayan ve AK Parti'nin 3 Kasım 2002 tarihinde iktidara gelmesiyle yaklaşık 10 yıl süren bu dönemde, çevresinde olup biten gelişmelere bigâne kalarak içine kapanmayı tercih etti. Zayıf koalisyon hükümetleriyle yönetilen Türkiye, tarihin altın tepside sunduğu fırsatları da görmezden geldi. ABD ile ilişkiler de Özal döneminde olduğu gibi yakın bir ilişki içinde olmadı, genelde askerler üzerinden yürütülen temaslarla sınırlı kaldı.

    Bu süreç 2000'lerden itibaren köklü değişime uğradı. Kasım 2000'de George W. Bush ABD'nin 43. başkanı seçildi. Ardından 11 Eylül 2001 tarihinde New York'taki İkiz Kulelere terör saldırıları düzenlendi. 3 Kasım 2002'de de Türkiye'de genel seçimler yapıldı ve AK Parti tek başına iktidar oldu. Bu gelişmeler hem ABD'de hem de Türkiye'de önemli siyasî değişiklikler meydana getirdi. Farklı bir zemine oturan Türk-Amerikan ilişkilerinin seyrini artık askerler değil sivil politikacılar belirlemeye başladı. 1 Mart 2003 tarihinde TBMM, Irak'ı işgal etmeye hazırlanan Amerikan askerlerinin Anadolu topraklarını kullanmasına imkân veren yasal değişikliği kabul etmeyerek bu yeni zeminin parametrelerini de belirlemiş oldu.

    O tarihten bu yana Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiler sivil siyasetçilerin belirlediği ana çerçeve üzerinden yürütülüyor. Askerler de bu temel stratejiyi esas alarak kendi ilgi alanlarına giren konulardaki görüşlerini bağlı oldukları hükümetlere ileterek üzerlerine düşen vazifeleri yerine getiriyor. Bu noktada sorulması gereken kritik soru şu: "Orgeneral Başbuğ'un Washington ziyareti bu süreçte ne anlama geliyor?" Bu soruya cevap verebilmek için öncelikle Ocak 2009 tarihinden itibaren Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin seyrini etkileme potansiyeline sahip bazı gelişmeleri zikretmek ve bunlar arasındaki sebep-sonuç ilişkisini irdelemek gerekiyor.

    Hem Türkiye hem de dünya için en önemli gelişme Barack Obama'nın ABD'de başkan seçilmesiydi. Kasım ayında 44. başkan seçilen Obama, 20 Ocak'ta işbaşı yaptı. Gerek seçim kampanyası sırasında gerekse göreve geldikten sonra Bush döneminde yıpranan Amerikan değerlerini tamir etmeye yönelik politikalara yöneleceğinin sinyallerini vermesi; konuşmalarında sık sık demokrasi, insan hakları, özgürlükler gibi temel kavramlara vurgu yapması Washington'ın bundan sonra izleyeceği politikalar hakkında yeteri kadar ipucu veriyordu. Hemen her ülke Obama'yı dikkatle takip etti ve ona göre pozisyon belirlemeye başladı.

    Türkiye de onlardan biriydi. Hükümet, diplomasi alanında yetkin en önemli isimlerini ABD'ye göndererek yeni yönetime Türkiye'nin duruşuyla ilgili bilgiler verdi. Görüşmeler neticesinde Obama tarihî bir karar aldı ve 6 Nisan'da Türkiye'ye ziyaret edeceğini açıkladı. Bu sırada Başbakan Erdoğan 29 Ocak'ta Davos'ta yapılan bir panelde, diplomatik nezaketi aşan bir üslupla konuşan İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'e sert bir cevap verdi. Tarihe 'One Minute' olarak geçen bu hadise Türkiye'nin son yedi yılda devletler nezdinde kazandığı teveccühün bu kez bölgedeki insanlara da sirayet etmesini sağladı. Böylece, Türkiye'nin bölgesel bir aktör olduğu ve çevresindeki problem alanlarıyla yakından ilgilendiği tescillenmiş oldu.

    Ancak bu tarihten itibaren devranın farklı bir zeminde dönmeye başladığının emareleri çıktı ortaya. Şubat ayından itibaren Türkiye 29 Mart'taki yerel seçimlere kilitlenirken bu gelişmeler yeteri kadar tartışılmadı. Onlardan biri seçimlerden bir gün sonra, yani 30 Mart'ta yayımlanan bir rapordu. Washington'ın etkili düşünce kuruluşlarından Stratejik ve Uluslararası Etütler Merkezi'nin (CSIS) yayımladığı raporun özünde şu vardı: "Genelkurmay'ın siyasî rolünün artması Türk-Amerikan ittifakını bitirmez." Türkiye'den SAREM ve TEPAV gibi düşünce kuruluşlarının verdiği destekle hazırlanan raporda Obama yönetimine tavsiyelerde bulunuluyor, onların da tıpkı eski Amerikan yönetimleri gibi Türkiye ile ilişkileri 'askerler' üzerinden kurmalarının yararlı olacağı görüşü dile getiriliyordu. Yani, AK Parti döneminde siviller üzerinden işleyen mekanizma bitirilmeli, bunun yerine askerlerin belirleyeceği yeni yol haritası benimsenmeliydi. Böyle bir değişiklik iki ülke arasındaki ittifak ilişkilerini asla zedelemezdi.

    CSIS'ın raporu Washington ve Ankara'da ne kadar karşılık buldu bilemeyiz. Ancak Obama'nın Türkiye ziyaretinden bir hafta önce neşredilmesi oldukça manidardı. Nitekim nisan ayında peş peşe yaşanan bazı gelişmeler, mezkûr raporun 'öylesine' yayımlanmadığını da gösterdi. 6 Nisan'da Türkiye'ye gelen Obama, Ankara'da önemli temaslarda bulundu. Meclis'te tarihî bir konuşma yaptı. Bu konuşmayı dinleyenler arasında İlker Başbuğ ile kuvvet komutanları da vardı. Askerler, 22 Temmuz 2007 tarihinde yapılan genel seçimlerde milletvekili seçilen DTP'lileri protesto etmek için Meclis'e gelmiyorlardı. Öyle ki, Meclis'in yeni yasama yılının açış konuşması yapan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü dinlemek için de TBMM'ye gelmemişlerdi.

    Askerler uyguladıkları bu ambargoyu 6 Nisan'da Obama için kaldırdılar. Ancak istifhamlar da zihinleri kurcalamadı değil. Acaba askerlerin Meclis'e gelmesi ambargonun kalktığı anlamına mı geliyordu? Yoksa bu ziyaret Obama'ya verilen bir mesaj niteliği mi taşıyordu? Galiba ikincisi daha ağır basıyordu; çünkü 14 Nisan'da Harp Akademileri'nde konuşan Başbuğ, tam 5 kez Obama'ya atıf yaparak bu niyetini ortaya koymuş oldu. İşin doğrusu CSIS raporu İlker Başbuğ'a da bir meşruiyet alanı açtı. Ne de olsa Washington'ın nabzını tutan isimlerin kaleme aldığı rapor, bundan sonraki süreçte iki ülke arasındaki ilişkilerin askerler üzerinden sürdürülmesinin Türk demokrasisine zarar vermeyeceğini, Genelkurmay'ın siyasî rolünün artmasının Türk-Amerikan ittifakını bitirmeyeceğini söylüyordu. Başbuğ da aynı kanaatte olmalı ki 14 Nisan'daki konuşmasında sık sık Obama'ya atıfta bulunarak böyle bir ilişki için zeminin müsait olduğu izlenimi verdi.

    Aslında Başbuğ'un ABD'ye mesaj verirken bir başka yöntemi daha denediği de bu konuşmanın muhtevası dikkatle okunduğunda anlaşıldı. Genelkurmay Başkanı, kendi asli vazifesinin dışında yer alan hemen her konuya değindi. Sivil-asker ilişkileri, laiklik ve terör ana başlıkları altında sosyal değişimler ve toplumsal dönüşümlerden bahsetti; devletin amaç ve görevlerini sıraladı; ulus devletlerin niteliğinden söz etti; din ve tarih konusunda sosyolojik değerlendirmelerde bulundu. Türk-Amerikan ilişkilerini yakından ilgilendiren ve askerin esas görev alanı olan güvenlik meselelerine ise değinmedi. İran'ın nükleer silah peşinde koşması hakkında görüş beyan etmedi. ABD'nin Afganistan'a ek asker talebine nasıl karşılık verileceğini açıklamadı. Enerji güvenliği, NATO'nun yeni dönem misyonu, ABD'nin Irak'tan çekilmesi ile oluşacak güvenlik boşluğunun nasıl doldurulacağı gibi hususlarda ne düşündüğünü anlatmadı. Türkiye'yi yakından ilgilendiren Rus-Gürcü, Ermeni-Azeri, İsrail-Filistin ihtilaflarıyla ilgili olarak görüş beyan etmedi. Türkiye'nin bekâsını ilgilendiren tehdit değerlendirmesini PKK ile sınırlı tuttu. Kısacası, ABD'yi de yakından ilgilendiren bölgesel ve küresel pek çok meseleyle ilgili stratejik değerlendirme ve öngörülerde bulunmadı.

    İlginçtir bu konuşmadan iki gün sonra (16 Nisan) eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt İstanbul'da önemli bir 'güvenlik' değerlendirmesi yaptı. ABD ve NATO'nun Türkiye'den sürekli asker istediğini, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni bir asker deposu olarak gördüklerini söyledi. Bu çıkış, yeni dönemde ABD ile 'temas' kurmak isteyen askerler için pek de takdir edilecek bir analiz değildi. Gelen bu eleştiriler üzerine Başbuğ, Milli Güvenlik Toplantısı'ndan bir gün sonra, yani 29 Nisan'da medya mensuplarının karşısına geçti ve dış güvenlikle ilgili "sınırlı" açıklamalarda bulundu. Bu sırada ilginç bir çıkış da yaptı. "Madem siz sormuyorsunuz ben cevaplayayım." diyerek ABD Genelkurmay Başkanı Mullen ve Obama'nın Ulusal Güvenlik Danışmanı emekli General James Jones'la özel görüşmeler yaptığını açıkladı. Ardından da sanki Büyükanıt'a şu sözleriyle cevap verdi: "Türkiye'de bir şey var. İlla, birisi geldiği zaman Türkiye'den bir şey ister. Niçin böyle görüyoruz? Türkiye illa bir şey istenecek ülke midir? Bunu silelim artık. Benim görüştüğüm iki Amerikalının Türkiye'den ne Afganistan ne Irak'la ilgili hiçbir somut isteği olmamıştır."

    Gazeteciler sormadığı halde Başbuğ'un Mullen'le 4 saat özel bir görüşme yaptığını açıklama ihtiyacı hissetmesinin sebebi pek anlaşılamadı. Türkiye'nin kendisinden sürekli bir şeyler istenen ülke olmadığını vurgulaması ne anlama geliyor acaba? Bu sorunun cevabı sanırım Başbuğ'un Mullen'le Ankara'da ve 6-7 Mayıs tarihlerinde Brüksel'de yaptığı görüşmelerde saklı. Tabii bir de Washington'da yapacağı temaslarda...

    Başbuğ'un konuşmasından anlaşılıyor ki ABD'nin Türkiye'den herhangi bir talebi yok. Peki, genelde Türkiye'nin özelde de Başbuğ'un Washington'dan bir talebi olabilir mi? CSIS raporu bu konuda askerin talep edebilecek bir konumda olduğunu söylüyordu. Bu durumda, ikili ilişkilerdeki mütekabiliyet esası baz alındığında, Başbuğ'un sözlerinden askerin Amerikalılardan herhangi bir talepte bulunmayacağı anlamı çıkarılabilir mi?

    Sanırım bu soruların cevaplarını Başbuğ'un temaslarından sonra yapacağı açıklamalara ve ortaya çıkacak gelişmelere bakarak öğrenebileceğiz.

    MEHMET YILMAZ - ZAMAN


    Yahoo! Türkiye açıldı!
    Haber, Ekonomi, Videolar, Oyunlar hepsi Yahoo! Türkiye'de!
    www.yahoo.com.tr --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
    Bu mesajı " KOMPLO TEORİLERİ " grubuna üye olduğunuz için aldınız:

    Bu gruba posta göndermek için ,
    e-KomploTeorileri@googlegroups.com
    adresini kullanınız...

    Daha fazla seçenek için,
    http://groups.google.com/group/e-KomploTeorileri?hl=tr adresinden bu grubu ziyaret edebilirsiniz...
    -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---