30 Haziran 2009

(anadoluhaber) Kesinlikle izlemenizi öneririm.................






 

 

 

ÖLECEĞİNİZİ BİLDİĞİNİZİ VE SON BİR
DERSİNİZİN KALDIĞINI VARSAYALIM.
ÖĞRENCİLERİNİZE NE SÖYLERDİNİZ?

 
Ölümcül kanser hastası olan Prof. Randy Pausch için bu durum bir varsayım değil, bir gerçek.
Sizce son dersinde neler söylemiş olabilir?

Kesinlikle izlemenizi öneririm....
 
http://www.kisiselgelisim.com.tr/
   


 
     Unutma , Sensin değerli olan...




Diğer Windows Live™ özelliklerine göz atın. Sadece e-posta iletilerinden daha fazlası
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
        Bu grubun  hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM  STANDIDIR.."
      Grupta yayınlanan  yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...

Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com

Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

(anadoluhaber) TERTİP // ŞEBNEM ÖZBEK




 (W)SEBNEM ÖZBEK <sebnemenator@gmail.com>
30 Haziran 2009 17:40

 TERTİP



Genelkurmay Başkanı basın açıklaması yapıp "TSK'nın üzerinden elinizi çekin" dedikten kısa bir süre sonra TBMM'de; askerlerin sivilde yargılanması ile ilgili yasa çıkartıldı. Cambazlar ancak gergin ip üzerinde hareket edebilir. Dolayısı ile "Cambaza bak" oyunu için iplerin gergin olması gerekmektedir. Ergenekon ve sözde belge olayları ile gündem meşgul edilmeli ki; örneğin Ruhban okulunu açma çalışmaları, mayın tasarısının Cumhurbaşkanı tarafından normal süresi dahi beklemeden onaylanması, Yıldız Dağlarının denetiminin AB'ye devri gibi konular; milletin dikkatini çekmesin. Söz konusu gelişme sadece cambaza bak olayı ile açıklanamaz. Bu yasa; Başbakan Erdoğan ne kadar ekranlara çıkıp "Bizim ordumuza güvenimiz tam. Devlet organları arasında güven problemi yok" dese de siyasi erkin ordusuna ve onun adalet sistemine güven duymadığının kanıtıdır.

 

Peki özellikle darbe söylentilerinin, yaşamımızın bir parçası olduğu son birkaç yılı da göz önüne alırsak; siyasi erk bu güven probleminde haklı mıdır? Bu sorunun yanıtını sadece; 28 Şubat süreci ile AKP iktidarı dönemini karşılaştırdığınızda bile rahatlıkla verebilirsiniz. AKP iktidarı boyunca, 28 Şubat sürecini birkaç kere katlayacak olaylar yaşanmıştır. Türkiye Cumhuriyetinde, 28 Şubat süreci de dahil, ordunun üzerine hiç bu kadar gidilmemiş, halkın bu kuruma duyduğu güveninin zedelenmesi için hiç bu kadar çalışılmamış, ordu; darbe yapması için hiç bu kadar kışkırtılmamıştır. Demokrasi maskesi ile orduyu kışkırtma görevi edinen, köşelerinde akla mantığa sığmayan, ancak "Kaypak" kişiliklerini yansıtan yazılar yazanlar ve hatta ordunun sonuna kadar arkasında olan, gerçek TSK sevdalıları da, tüm bu gelişmeleri 28 Şubat süreciyle kıyaslayıp, ordunun nasıl olup da bu kadar sakin durduğuna şaşırmaktadır.

 

Ne yazık ki insanlar; çocukların gulyabani ile korkutulması gibi, darbe söylentileriyle korkutulduğu için, TSK'nın darbe yapmaya niyetinin olmadığını görmemektedir. Oysa Genelkurmay; tarihinin hiçbir döneminde bu kadar çok, demokrasiye, hukuk kurallarına, sosyal devlet ilkelerine atıfta bulunulan açıklamalar yapmamıştır. Bu da gösteriyor ki TSK; geçmişte yaptığı darbelerden ders almıştır. Asker bu darbelerin her seferinde sadece Türkiye'yi değil, gerçekte korumaya çalıştıkları Atatürk Türkiye'sini geriye götürdüğünü görmüştür. Neticede her darbe sonrası ülkemiz; Atatürk devrimlerinden uzaklaşmış, emperyalistlerin rahatlıkla at oynatabildiği bir ülke halini almıştır. En az bunun kadar vahim bir diğer konu ise; darbeye neden olan görüşlere hakim partilerin, darbe sonrasında takındıkları "Mazlum" maskeleri nedeniyle daha da güçlenerek iktidara gelmeleridir.

 

Askerin bu düşüncesinin farkında olan taraflar; kendilerine geniş oyun sahası bulmuş ve TSK'yı karalama kampanyasını cesaretle ve hiç çekinmeden devam ettirmiştir. Genelkurmay, yapılan bu çirkin saldırılar karşısında kendini korumaya çalıştığında ise; söz konusu kesimler tarafından siyasete karışmakla suçlanmış, askerin darbe yapmaya niyeti olmadığını, milli iradenin Atatürk Türkiye'sine sahip çıkması gerektiğini anlatmaya çalışmasının önü kesilmiştir. Tüm bu gelişmeler karşısında asker; darbe yapmama konusunda doğru kararı verip vermediğini test etmek istemiştir. Bu testi de Büyükanıt'ın e-muhtırası ile gerçekleştirmişlerdir. Muhtıra sonrası asker; AKP'nin aldığı yüzde 47 oy oranı karşısında, doğruluğu kanıtlandığı için darbe defterini kapatmıştır.

 

Eğer askerin darbe gibi bir niyeti olsaydı; siyasi erk ve yandaş medyanın, bugüne kadar ellerine verdiği bir çok kozu kullanırdı. Üstelik "Bindirilmiş kıtalar" diyerek küçümsenenlerin yapmış olduğu yürüyüşler de; kargaşa çıkartmak için uygun bir ortamdı.

 

Artık halkın bunu görmesi gerekmektedir. Ayrıca halk; bilerek çıkartılan darbe söylentileri ile yıpratılmak istenen kurumun; Türkiye'nin gözbebeği TSK olduğunu da görmelidir. Bundan 5-6 yıl önce anne babalar çocuklarının subay olmasını isterken, bugün ebeveynler çocuklarını harp okullarına gönderme konusunda iki kere düşünüyorsa; bu TSK'nın değil, onu yıpratmayı kendine görev edinen mütareke basınının ve kendi ordusuna güvenmeyen siyasilerin suçudur. Daha önce milleti ve devleti ile tüm Türkiye'nin arkasında olduğunu bilen TSK'nın; gerek irtica, gerekse PKK ile mücadelesinde kendine duyduğu güven ve azim aşındırılmaya çalışılmaktadır. Burada kendimize sormamız gereken soru şudur: Emperyalistler tarafından TSK mensuplarının, kendilerine verilen irtica ve terörle mücadele görevini; gözü kapalı yerine getirme konusunda tereddüde düşmesi ve ulusal bütünlüğümüzü koruma kararlılığı mı yok edilmeye çalışılmaktadır? Çünkü darbeye niyeti olmadığını, geçtiğimiz 8 yılda yapılan kışkırtmalara rağmen kışlasından çıkmayarak kanıtlayan TSK'yı yıpratma çalışmaları, bizi bu noktaya doğru götürmektedir.

 

Bu ülkede belli bir kesim intikam çığlıkları atarak Ergenekon davası ile darbe hayaletinin peşinde koşturulurken, emperyalist batı ve ABD; kendilerine ayak bağı olabilecek kadar güçlü Türk Ordusunun yönetim kadrosunu, istedikleri doğrultuda şekillendirmeye çalışmaktadır. Çünkü ABD ve AB biliyor ki, kendi besledikleri, büyütüp üstümüze saldıkları teröre; erini, teğmenini, albayını şehit veren Türk subaylarının, bir süredir yönetim kadrosunu oluşturmaya başladığı Genelkurmay; artık 12 Eylül döneminde her dediklerini yapan "Bizim çocuklar" olmaktan çıkmıştır. Bu yüzden ABD ve her ilerleme raporuna, "Ordunun hak ve ödevlerini törpüleyin" içerikli maddeler koyan AB; darbe hayaleti ile siyasileri ve halkı korkutup, ucuz insan gücü olarak gördükleri Türk askerini, Kore Savaşında olduğu gibi kullanmalarına izin vermeyecek, küresel planlarına çelme takacak kadroları; Ergenekon davası ile ayıklamak, ayıklayamadıklarını da; bu davayı kullanarak sindirip; kendileriyle uyumlu bir Genelkurmay kadrosu yaratmak istemektedir. Ne yazık ki siyasi erk; ABD ve AB'nin bu oyununa gelmiş ve gece yarısı yasası ile emperyalistlere istediklerini vermiştir. Bu durum Ergenekon savcısının ifade vermeye çağırdığı 8 Deniz Kuvvetleri albayının hepsinin; kurmay ve amiralliği bekliyor olmaları ile kanıtlanmıştır.

 

ŞEBNEM ÖZBEK

30.06.2009



--
http://www.sebnemozbek.net/

YA YOLUNDA YÜRÜRÜZ...
YA BU UĞURDA ÖLÜRÜZ...

ŞEBNEM...


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
        Bu grubun  hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM  STANDIDIR.."
      Grupta yayınlanan  yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...

Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com

Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

.:: KomploTeorileri ::. Diktatör Dostlar // Bülent ESİNOĞLU



 Bülent Esinoğlu bulentes1944@ttmail.com
 30 Haziran 2009 16:52

Diktatör Dostlar

Bülent ESİNOĞLU

Biliyorsunuz. Amerika'da bazı gizli yazışmalar belli bir süreden sonra kamuoyuna açıklanmaktadır.

Amerika'da 1948 yılında kaleme alınmış, 1995 yılında ilk defa yayınlanmış bir belgeden söz edeceğim.

Amerikan Senatosuna, Amerikan Devleti Politika Planlama Direktörü George Kennan tarafından önerilmiştir.

Önerinin kısa özeti şu şekildedir.

Amerikan menfaatleri için, zalim, işkenceci, katil rüşvetçi ve pupetçi devlet başkanları desteklenmelidir.

Bu devlet başkanlarının askerleri ve güvenlik elemanları, CIA denetiminde Amerika'da eğitilmelidir.

Diktatörlerin makamlarında kalabilmeleri için kısıtlanmış ve göstermelik seçimler yapılmalıdır. O ülkenin sömürülebilmesi için halkında antikomünist bir ortam sağlanmalıdır.

Bunlar, Demokratik Amerikanın anti demokrat müttefikleri olmalıdır.

1995 yılında yayınlanan Amerikanın diktatör dostları listesi aşağıdadır.

Kaynak; CNN'de bulamadığınız haberleri yazmakla ünlü internet sitesi Information Clearing House 30.6.2009

Friendly dictators


Abacha, General Sani ----------------------------Nigeria
Amin, Idi ------------------------------------------Uganda
Banzer, Colonel Hugo ---------------------------Bolivia
Batista, Fulgencio --------------------------------Cuba
Bolkiah, Sir Hassanal ----------------------------Brunei
Botha, P.W. ---------------------------------------South Africa
Branco, General Humberto ---------------------Brazil
Cedras, Raoul -------------------------------------Haiti
Cerezo, Vinicio -----------------------------------Guatemala
Chiang Kai-Shek ---------------------------------Taiwan
Cordova, Roberto Suazo ------------------------Honduras
Christiani, Alfredo -------------------------------El Salvador
Diem, Ngo Dihn ---------------------------------Vietnam
Doe, General Samuel ----------------------------Liberia
Duvalier, Francois --------------------------------Haiti
Duvalier, Jean Claude-----------------------------Haiti
Fahd bin'Abdul-'Aziz, King ---------------------Saudi Arabia
Franco, General Francisco -----------------------Spain
Hitler, Adolf ---------------------------------------Germany
Hassan II-------------------------------------------Morocco
Marcos, Ferdinand -------------------------------Philippines
Martinez, General Maximiliano Hernandez ---El Salvador
Mobutu Sese Seko -------------------------------Zaire
Noriega, General Manuel ------------------------Panama
Ozal, Turgut --------------------------------------Turkey
Pahlevi, Shah Mohammed Reza ---------------Iran
Papadopoulos, George --------------------------Greece
Park Chung Hee ---------------------------------South Korea
Pinochet, General Augusto ---------------------Chile
Pol Pot---------------------------------------------Cambodia
Rabuka, General Sitiveni ------------------------Fiji
Montt, General Efrain Rios ---------------------Guatemala
Salassie, Halie ------------------------------------Ethiopia
Salazar, Antonio de Oliveira --------------------Portugal
Somoza, Anastasio Jr. --------------------------Nicaragua
Somoza, Anastasio, Sr. -------------------------Nicaragua
Smith, Ian ----------------------------------------Rhodesia
Stroessner, Alfredo -----------------------------Paraguay
Suharto, General ---------------------------------Indonesia
Trujillo, Rafael Leonidas -----------------------Dominican Republic
Videla, General Jorge Rafael ------------------Argentina
Zia Ul-Haq, Mohammed ----------------------Pakistan

30.6.2009, bulentesinoglu@gmail.com

 

 

 



--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
Bu mesajı " KOMPLO TEORİLERİ " grubuna üye olduğunuz için aldınız:

Bu gruba posta göndermek için ,
e-KomploTeorileri@googlegroups.com
adresini kullanınız...

Daha fazla seçenek için,
http://groups.google.com/group/e-KomploTeorileri?hl=tr adresinden bu grubu ziyaret edebilirsiniz...
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

(anadoluhaber) Diktatör Dostlar // Bülent ESİNOĞLU



 Bülent Esinoğlu bulentes1944@ttmail.com
 30 Haziran 2009 16:52

Diktatör Dostlar

Bülent ESİNOĞLU

Biliyorsunuz. Amerika'da bazı gizli yazışmalar belli bir süreden sonra kamuoyuna açıklanmaktadır.

Amerika'da 1948 yılında kaleme alınmış, 1995 yılında ilk defa yayınlanmış bir belgeden söz edeceğim.

Amerikan Senatosuna, Amerikan Devleti Politika Planlama Direktörü George Kennan tarafından önerilmiştir.

Önerinin kısa özeti şu şekildedir.

Amerikan menfaatleri için, zalim, işkenceci, katil rüşvetçi ve pupetçi devlet başkanları desteklenmelidir.

Bu devlet başkanlarının askerleri ve güvenlik elemanları, CIA denetiminde Amerika'da eğitilmelidir.

Diktatörlerin makamlarında kalabilmeleri için kısıtlanmış ve göstermelik seçimler yapılmalıdır. O ülkenin sömürülebilmesi için halkında antikomünist bir ortam sağlanmalıdır.

Bunlar, Demokratik Amerikanın anti demokrat müttefikleri olmalıdır.

1995 yılında yayınlanan Amerikanın diktatör dostları listesi aşağıdadır.

Kaynak; CNN'de bulamadığınız haberleri yazmakla ünlü internet sitesi Information Clearing House 30.6.2009

Friendly dictators


Abacha, General Sani ----------------------------Nigeria
Amin, Idi ------------------------------------------Uganda
Banzer, Colonel Hugo ---------------------------Bolivia
Batista, Fulgencio --------------------------------Cuba
Bolkiah, Sir Hassanal ----------------------------Brunei
Botha, P.W. ---------------------------------------South Africa
Branco, General Humberto ---------------------Brazil
Cedras, Raoul -------------------------------------Haiti
Cerezo, Vinicio -----------------------------------Guatemala
Chiang Kai-Shek ---------------------------------Taiwan
Cordova, Roberto Suazo ------------------------Honduras
Christiani, Alfredo -------------------------------El Salvador
Diem, Ngo Dihn ---------------------------------Vietnam
Doe, General Samuel ----------------------------Liberia
Duvalier, Francois --------------------------------Haiti
Duvalier, Jean Claude-----------------------------Haiti
Fahd bin'Abdul-'Aziz, King ---------------------Saudi Arabia
Franco, General Francisco -----------------------Spain
Hitler, Adolf ---------------------------------------Germany
Hassan II-------------------------------------------Morocco
Marcos, Ferdinand -------------------------------Philippines
Martinez, General Maximiliano Hernandez ---El Salvador
Mobutu Sese Seko -------------------------------Zaire
Noriega, General Manuel ------------------------Panama
Ozal, Turgut --------------------------------------Turkey
Pahlevi, Shah Mohammed Reza ---------------Iran
Papadopoulos, George --------------------------Greece
Park Chung Hee ---------------------------------South Korea
Pinochet, General Augusto ---------------------Chile
Pol Pot---------------------------------------------Cambodia
Rabuka, General Sitiveni ------------------------Fiji
Montt, General Efrain Rios ---------------------Guatemala
Salassie, Halie ------------------------------------Ethiopia
Salazar, Antonio de Oliveira --------------------Portugal
Somoza, Anastasio Jr. --------------------------Nicaragua
Somoza, Anastasio, Sr. -------------------------Nicaragua
Smith, Ian ----------------------------------------Rhodesia
Stroessner, Alfredo -----------------------------Paraguay
Suharto, General ---------------------------------Indonesia
Trujillo, Rafael Leonidas -----------------------Dominican Republic
Videla, General Jorge Rafael ------------------Argentina
Zia Ul-Haq, Mohammed ----------------------Pakistan

30.6.2009, bulentesinoglu@gmail.com

 

 

 



--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
        Bu grubun  hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM  STANDIDIR.."
      Grupta yayınlanan  yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...

Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com

Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

(anadoluhaber) Fwd: Fw: Einstein


Sözlerin kendi güzel de çevirilere fazla kulak asmayın.

 

 

 

                                                                  

 




Subject: Fwd: Einstein
   

http://www.gorkemates.com


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
        Bu grubun  hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM  STANDIDIR.."
      Grupta yayınlanan  yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...

Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com

Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

(anadoluhaber) TSK bu savaşı kazanamaz

Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’un “TSK’ya karşı medya üzerinden asimetrik psikolojik bir harekat” yöneltildiği tespit ve şikayetini daha çok tartışacağa benzeriz, tartışmalıyız. Lafı uzatmadan, Org. Başbuğ’un tespitine ana hatlarıyla katıldığımı söylemek isterim. Bu süreç belirgin bir şekilde, Org. Yaşar Büyükanıt’ın Genelkurmay Başkanı olmasının arifesinde başlamışa benziyor. O gün bugündür, internet, yazılı ve görsel medya ve diğer iletişim teknolojileri de kullanılarak TSK’ya yönelik yoğun bir kampanya yürütülüyor.

Bu kampanyada “yalan” da var, “abartı” da; ama bolca da “gerçek” mevcut. Değişik askeri karargâhlardan edinilip medyaya sızdırılan belgelerden ve bazı muvazzaf ve emekli subayın yasadışı telefon ve ortam dinlemeleri sonucu edinilmiş ve medyada dolaşıma sokulmuş muhabbetlerinden söz ediyorum. Bu kayıtlar yasadışı ancak birçok basın kuruluşu yöntemi sorgulamayıp veya sorgularmış gibi yapıp “kamu yararı” olduğu gerekçesiyle bunları geniş bir şekilde yayınlıyor. TSK’nın bütün bu bombardıman karşısında yapabileceği ve yaptığı çok fazla şey yok. Ne haftalık basın brifingleri, ne de Org. Başbuğ’un sık sık düzenlemek zorunda kaldığı basın toplantıları bu kampanyaları geçersiz kılmaya yetmiyor.

Roller değişti

Evet tam “asimetrik” bir durum söz konusu. Tıpkı yakın tarihimizde olduğu gibi. Fakat eskiden pozisyonlar tam zıttı: TSK, kimi zaman “irtica”, kimi zaman “bölücülük”, kimi zaman da “yıkıcılık” olarak tanımladığı iç tehditlere karşı bu ülkede yıllarca çok yoğun psikolojik harekat yürüttü. Çok uzaklara gitmeye gerek yok, 28 Şubat sürecini hatırlayalım: Andıç rezaleti zaten biliniyor. Medyaya verilen “irtica brifingleri” ve bunlardan hareketle yapılan, yalan-yanlış bilgilerle dolu yayınlar da malum. Ayrıca gazeteci kılıklı bazı şahısların dolaşıma soktuğu video kasetlerin kaynağında askerlerin olduğunu zaten tahmin ediyorduk; şimdi kesinleşti gibi.

TSK, medya üzerinden kamuoyunu yönlendirmeyi pek severdi ve bunda hayli başarılı olduğunu düşünürdü. Fakat geçen süre zarfında bu başarıların kalıcı değil aldatıcı olduğunu çok bariz bir şekilde gördük: Ne PKK bitirilebildi ve üzerinde yükseldiği zeminle bağı koparabildi; ne de siyasal İslamcılık marjinalize edilebildi. Bugün geldiğimiz noktada irtifa ve itibar kaybedenin TSK olduğunu görüyoruz.

Bununla birlikte çok ciddi bir olgunun altını çizmek şart: Bugün TSK başta olmak üzere hoşlanmadıkları kesimlere karşı asimetrik bir psikolojik harekat yürüten odaklar geçmişten hiç ders almamışa benziyorlar. Deneyimlerimiz ışığında rahatça şunu söyleyebiliriz: 21. yüzyılda medyayı bir psikolojik savaş silahı olarak kullanmak isteyen çoktur ama bizde de gördüğümüz gibi çok zaman geçmeden bu silah ellerinde patlar.

TSK’nın yıpratılmasından derin rahatsızlık duyan bazı kişilerin “neden asker aynı şekilde cevap vermiyor? Onların elleri armut mu topluyor? Mesela neden onlar da diğerlerini dinleyip bunları medyaya vermiyor?” türü yakınmalarına tanık oluyoruz. Burada çok büyük bir tuzak gizli. Eğer TSK, iyice bunalıp eski yöntemlere başvurmaya kalkar ve dolayısıyla Org. Başbuğ ile başlayan “açılma ve şeffaflaşma” sürecini rafa kaldırırsa hem kendisi, hem bu ülke çok daha fazla kaybeder.

Balbay’dan mektup var

Meslektaşım ve arkadaşım Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay cezaevinden iki sayfalık bir mektup yollamış. Kişisel bölümlerini atlayıp sözlerinin bazılarını aktarmak istiyor ve kendisinin en kısa zamanda tahliye olmasını diliyorum:

“Ben yakın tarihimizi, yani şu anda tartışılmakta olan dönemi sadece ve sadece gazeteci olarak yaşadım, tanık oldum. Evet pek çok tartışmalı habere imza attım. Gerektiğinde de belgesini ortaya koydum. Bunun bir ‘terör faaliyeti’ olarak algılanacağını hiç düşünmemiştim.

Gabriel Garcia Marquez’in bir sözü var: ‘Gazeteci yaşadığı çağın tanığıdır.’ Ben de bunu yaptım.

Bizim meslekte genellikle meslek dayanışması yok. Hatta tam tersi. Bu konuda iyi bir deneyim edindim.

İddianamede benimle ilgili bölümün çok büyük kısmı notlardan yapılan özel seçkilerden oluşuyor. Kimi notlar özetlenmiş, kimilerinde anlamı tümüyle değiştiren ekleyip çıkarmalar yapılmış.

Bütün bunlar bir yana, altısı belgelere dayalı 23 kitap yazmış, 29 yıllık bir gazeteci olarak gazeteci olduğumu ispatlamaya çalışacağım.

Yargılanmamayı elbette düşünmüyoruz, düşünemeyiz. Ancak tutukluluğun ‘peşin ceza’ya dönüşmüş olmasını da kabul edemiyoruz.”
Ruşen Çakır

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
        Bu grubun  hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM  STANDIDIR.."
      Grupta yayınlanan  yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...

Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com

Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

.:: KomploTeorileri ::. ABD'nin "Türkiye himayesinde Kürdistan" planı tüm boyutlarıyla yürürlükte.



 
Amerika'nın değişmeyen planı:
 
Kuzey Irak ile Güneydoğu Anadolu'yu "ortak bir ekonomik bölge"de birleştirmek.
 
Böylece "Büyük Kürdistan"ın, yani BOP Merkez Üssü'nün altyapısını kurmak.
 

Güneydoğu Anadolu ile Kuzey Irak'ı kapsayacak “Nitelikli Sanayi Bölgesi” Projesi

ABD’nin Türkiye analistlerinden kıdemli istahbaratçı Prof. Henry Barkey, Wall Street Journal’da, Obama’nın Türkiye’deki Kürt sorununun çözülmesi için devreye girmesini istedi.

Barkey, ABD’nin ekonomik işbirliğinin geliştirilmesi amacıyla da “Kürtlerin yaşadığı Güneydoğu ve Kuzey Irak’ı kapsayacak bir Nitelikli Sanayi Bölgesi’nin kurulmasını” önerdi. (Wall Street Journal, 22 Haziran 2009)

ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi Robert Pearson, "Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusu ile Kuzey Irak’ın tek bir ekonomik bölge haline getirilmesi gerektiğini" söylemişti.

Pearson’ın da, Barkey’in de açıkça dile getirdikleri aslında ABD’nin “Türkiye himayesinde Kürdistan” planıdır.

Bu planın uygulanabilmesi için bugüne kadar AKP eliyle çıkarılan yasalardan en önemli üçü şunlardır:

1-İkiz sözleşmeler TBMM’den geçirildi.

BM’nin ikiz sözleşmeleri diye bilinen “Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi” ve “Medenî ve Siyasî Haklar Sözleşmesi” başlıklı uluslararası sözleşmeler, 4 Haziran 2003 günü TBMM'de onaylandı.

Bu sözleşmeler, Türkiye’yi etnik ve ekonomik parçalama yasaları olarak değerlendiriliyor.

a) Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, “bölgenin su ve enerji kaynaklarını bize bırakın” derken, arkasını AKP’nin TBMM’den geçirdiği bu ikiz sözleşmelere dayıyordu!


b) Başbakan Erdoğan’ın Bush’la görüşmesinin ardından ekranlardan verdiği şu mesaj da yine ikiz sözleşmelerin eseridir: “Şu anda Amerika'nın da Büyük Ortadoğu Projesi var ya, Genişletilmiş Ortadoğu, yani bu proje içerisinde Diyarbakır bir merkez, bir yıldız olabilir. Bunu başarmamız lazım”.

2-AKP, Kamu Yönetimi Temel Kanunu’nu 15 Temmuz 2004 tarihinde TBMM’den geçirdi.

Bu yasa da, bölgelerdeki iktidar odaklarına yerel hükümetler kurma zemini oluşturuyor.

3-Kalkınma Ajansları yasası TBMM’den geçirildi.

AKP Türkiye’yi 12 “eyalet”e bölen yasayı, 25 Ocak 2006 tarihinde TBMM’den geçirdi. ABD ve AB’nin çıkması için yoğun baskı uyguladığı yasa,  Türkiye’yi etnik ve ekonomik temelde bölgelere ayırıyor.

ABD’nin “Türkiye himayesinde Kürdistan” planı tüm boyutlarıyla yürürlükte…

Önce AKP iktidara getirildi. Yasalarla zemin oluşturuldu. Irak işgaliyle coğrafya duruma hazır hale getirdi. Çuval operasyonuyla TSK’ya silah gösterildi. Ergenekon tertibiyle direnecek kuvvetler oyun dışı bırakıldı… Şimdi sıra Irak’ın kuzeyindeki yönetimi resmi olarak tanımakta… Yani Kukla Devleti kabul etmekte…

Cumhurbaşkanı Gül aracılığıyla başlatılan “açılım” işte bu aşamanın enstrümanıdır!

Mehmet Ali Güller
23 Haziran 2009



--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
Bu mesajı " KOMPLO TEORİLERİ " grubuna üye olduğunuz için aldınız:

Bu gruba posta göndermek için ,
e-KomploTeorileri@googlegroups.com
adresini kullanınız...

Daha fazla seçenek için,
http://groups.google.com/group/e-KomploTeorileri?hl=tr adresinden bu grubu ziyaret edebilirsiniz...
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

(anadoluhaber) Çevik Kuvvet'te bütün kasklar numaralandı

Emniyet Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamada, Çevik Kuvvet'te görev yapan personelin kasklarının numaralandırılması işleminin 29 Haziran 2009 tarihi itibariyle tamamlandığı belirtildi.



Emniyet Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamada, Çevik Kuvvet’te görev yapan personelin kasklarının numaralandırılması işleminin 29 Haziran 2009 tarihi itibariyle tamamlandığı belirtildi.
Açıklamada, şöyle denildi:
"Toplumsal olaylara müdahale başta olmak üzere her türlü görev esnasında Çevik Kuvvet birimlerinde görev yapan personelin ve amirlerin birbirini kasklarından tanıyarak bir araya gelmelerinin sağlanması, amirler tarafından kalabalık içerisinde kendi birliğini diğerlerinden kolaylıkla ayırt edilerek bunların sevk ve idaresinde kolaylık sağlanması, fevri hareketlerde bulunan personelin tespit edilmesi, birim tarafından kaskların demirbaş takibinin yapılması ve bir personele verilen kaskın bir başka personel tarafından kullanımının engellenerek kişisel hijyenin sağlanması amacıyla, Çevik Kuvvet personelince kullanılmakta olan kaskların, uzaktan görüldüğünde kişinin tanınmasını kolaylıkla sağlayacak şekilde numaralandırılması işlemi 29.06.2009 tarihi itibariyle tamamlanmıştır."
Çevik Kuvvet’e bağlı polislerin toplumsal olaylarda numarasız kasklarla görev yapması, göstericilere karşı kontrolsüz güç kullanan polislerin tespitini adeta imkansız kılıyor, bu da yoğun eleştirilere neden oluyordu. (anka)



 


--
======================
GÜZEL HAVALAR

Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada âşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti.

ORHAN VELİ KANIK
=========================


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
        Bu grubun  hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM  STANDIDIR.."
      Grupta yayınlanan  yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...

Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com

Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

.:: KomploTeorileri ::. Batı Cephesinde Değişen Bir Şey Yok



Batı Cephesinde Değişen Bir Şey Yok!

Bülent ESİNOĞLU

 

Emperyalist Batının Doğuyu sömürmeye devam etmesi için, gelişmekte olan ülkelerin iç birliğini dinamitlemesi gerekiyor.

Bunun için kullandığı toplum mühendisliğinin bileşenleri değişmiyor.

Bu bileşenler;

1-   Etnik ayırımcılığı kullanmak,

 

2-   Varsa sınıf çatışmasını körüklemek,

 

3-   Sol'u özgürlük, demokrasi ve eşitlik adına kullanmak. Ama hiçbir zaman iktidar olacak güce ulaşmasını istememek,

 

4-   Feodal gericiliğin arkasına geçmektir.

 

Bu bileşenlerin kullanılması, Batı için “amaca ulaşmada her yol mubahtır” anlayışından kaynaklanıyor.

 

Yoksa Batı burjuvazisinin, kendisinin zıddı olan kolektivizmi, ya da sol’u kullanması kendi varlığına aykırıdır. Ya güçlenir de Çin’deki gibi iktidarı ele geçirirse.

 

Batı burjuvazisi için esas olan, hedef aldığı ülkenin birliğini bozmaktır. Aynı bakış açısı ile feodal ideolojinin destekçisi olması da anlaşılır bir şeydir. Aynı anda hem sol örgütleri, hem de feodal ayrıcalıkları kullanması tamamen kaosa oynadığını bize gösterir.

 

Bunları biz uydurmuyoruz. 1099 ilk Haçlı Seferinin başladığı günden beri, Batının uyguladığı metotlar olduğunu Batı merkezli tarih kitapları yazıyor.

 

Doğuya karşı yapılan Haçlı Seferlerinden önce, Avrupa’da oluşturulan fikri hazırlığın çok üst düzeyde olduğunu görüyoruz. Avrupa’nın kendi içindeki ideolojik propaganda, başlangıçta, Hıristiyanlığın yaygınlaştırılmasına dayandırılsa da, asıl amacın Doğunun zenginliklerini Batıya taşımak olduğunu şimdi çok açık bir şekilde anlıyoruz.

 

Şimdilerde, kendi çıkarlarına uygun ideolojiyi, Doğuya dayatması, gene aynı amaca yöneliktir.

 

Propaganda gücü ile ele geçiremediği ülkelere doğrudan savaş açarak (Haçlı Seferi yaparak) yoluna devam etmektedir.

 

Batının Afganistan’a yaptığı Haçlı Seferinde Türklerin ne işi var, bunu bir tek Müslüman’ın kendine anlatabildiğine inanmıyorum.

 

Bize demokrasi satan işbirlikçiler, aslında Batının ideolojisini bize satmaktadırlar. Gerçek demokrasinin(halkçılığın) bununla hiçbir ilgisi yoktur.

 

Yazının başında toplum mühendisliğinin bileşenlerini hatırlatmıştım.

 

Batının Türkiye’de yaratmaya çalıştığı kargaşanın önüne geçebilecek tek kuvvet olan Orduya yüklenmeleri tesadüf değildir.

 

Batı elde edeceği ülkenin içinde yeterince işbirlikçi zümre yaratmadan, bir hareket yapmaz.

 

Batı Fitnetullah ve bölücülerin yeterince güçlendiğini düşünüyor.

 

Siyasi iktidar, kendilerine her yardımı yapıyor. Geriye bir tek Ordu kaldı. Onun içinde nifak yaratmak, Batının şimdiki birinci görevidir.

 

30 Ekim 1918'de dağılan Orduyu bile yenemeyen Batı ve içerideki işbirlikçiler gene bir ders alacaklar gibi görünüyor.

 

29.6.2009, bulentesinoglu@gmail.com



--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
Bu mesajı " KOMPLO TEORİLERİ " grubuna üye olduğunuz için aldınız:

Bu gruba posta göndermek için ,
e-KomploTeorileri@googlegroups.com
adresini kullanınız...

Daha fazla seçenek için,
http://groups.google.com/group/e-KomploTeorileri?hl=tr adresinden bu grubu ziyaret edebilirsiniz...
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

(anadoluhaber) FW: SORUYU SORMAK, AYDINLIK DÜŞÜNCENİN İLK ADIMIDIR... www.soruyusormak.com

Çünkü herşey, "soruyu sormak"la başlar…
 
 - Sorulmamış soruların cevapları, buza yazılmış yazı gibidir… Silinir gider.
 - Kol emeğinin kafa emeği ile buluştuğu nokta, "soru" işaretinin dibindeki düşünme sürecidir…
  - Sormayan ve sorgulamayanlar, kendilerini yönetenlerin güdümünde kalmaya mahkumdurlar.
 
  SORUMLULUK BİLİNCİ İÇİNDE… DÜŞÜNEN İNSANLARIN PLATFORMU.


--- azmi berberoglu <azmiberberoglu@msn.com> schrieb am Di, 30.6.2009:

Von: azmi berberoglu <azmiberberoglu@msn.com>
Betreff: FW: SORUYU SORMAK, AYDINLIK DÜŞÜNCENİN İLK ADIMIDIR... www.soruyusormak.com
An: "Azmi BERBEROGLU" <azmiberberoglu@yahoo.de>
Datum: Dienstag, 30. Juni 2009, 10:38


 
> From: tanitim@soruyusormak.net
> Subject: SORUYU SORMAK, AYDINLIK DÜŞÜNCENİN İLK ADIMIDIR... www.soruyusormak.com
> Date: Mon, 29 Jun 2009 15:38:50 +0300
>
> Çünkü herşey, "soruyu sormak"la başlar…
>
> + Sorulmamış soruların cevapları, buza yazılmış yazı gibidir… Silinir gider.
> + Kol emeğinin kafa emeği ile buluştuğu nokta, "soru" işaretinin dibindeki düşünme sürecidir…
>
> SORUMLULUK BİLİNCİ İÇİNDE… DÜŞÜNEN İNSANLARIN PLATFORMU.

>
> www.soruyusormak.com
> ARTIK YAYINDA…


See all the ways you can stay connected to friends and family


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
        Bu grubun  hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM  STANDIDIR.."
      Grupta yayınlanan  yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...

Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com

Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

(anadoluhaber) HK YAYINIDIR - BILIMSEL YAYINLARDAN ALINTIDIR

KEÇİ BOYNUZUNUN (HARNUP) ONEMİ
Tesekurler RAHSANAK
 
Latince: Ceratonia siliqua L.
İngilizce: Carob, St.John's Bread, Locust bean
Almanca: Johannisbrot
Özellikleri:
  • Nefes darlığı
  • Alerjik nefes darlığı
  • soğuk alerjisi
  • iktidarsızlık
  • akciğer ödemini yok edici
  • Balgam söktürücü
  • akciğer kanserini önleyici
  • Hareketli sperm sayısını artırıcı
  • astıma karşı
  • Ishale karşı
  • kabızlığa karşı


İngilizcesi her NE kadar "carob" ise de, genelde "St.Johns Bread" olarak bilinir. Almanca'sı DA "johannisbrot" dur. Her iki lisanda DA "Yakup Peygamberin Ekmeği" anlamına gelir. Yakup peygamberin çölde ekmek yerine tükettiği bir meyvedir. Yaklaşık 5000 yıldan beri bilinen bir meyvedir. Birkaç yüzyıl öncesine kadar yapılan tatlılarda ağırlıklı olarak harnup kullanılırdı veya şeker yerine yenilirdi. Günümüzdeki beyaz şeker üretiminin başlaması ile bu kültür ve sağlıklı beslenme yapısı yok olmuştur. 1930 yıllarında İspanya'daki savaş esnasında çocukların sağlıklı beslenebilmelerini koruyabilmelerinde keçiboynuzu tüketiminin önemi çok büyük olmuştur. İkinci Dünya Savaşında Alman'ların işgalinde olan Yunanistan adalarında yaşamakta olan halk, açlık tehlikesini keçiboynuzu sayesinde aşmışlardır. Harnup ağacı ilk 15 yıl hiç meyve vermeyen bir ağaçtır. Yetişkin bir ağaç 1000 kiloya kadar meyve verebilmektedir.

Keçiboynuzunun içerdiği çekirdeklerin her biri 0,2 gram gelir. Bu çekirdeklerin ebatlarına bakılmaksızın her biri aynı ağırlıktadır. Yani, tek bir harnup çekirdeği 0,2 gram ağırlığındadır. Bu 0.2 gram ağırlık neden bu kadar mühim diye soracak olursanız, cevabı eski çağlara kadar dayanır. Antikçağda ve daha öncesinde altın ve kıymetli taşları hassas olarak tartabilmek için keçiboynuzunun çekirdekleri kullanılmıştır. Günümüzde de 0,2 gramın karşılığı 1 Karat olarak kullanılmaktadır. Kıymetli taş veya metal satanların kullandıkları 1 Karat buradan gelmektedir. Karat kelimesi keçiboynuzunun (harnup) latince adı olan "Ceratonia" Dan türetilmiştir. Beş tane keçiboynuzu çekirdeği 1 gram ağırlığındadır.

Yıllar içerisinde insanlar harnupun beslenmedeki önemini unuttular. Çeşit çeşit hazır besinler tüm süper -marketlerde insanın hizmetine sunulurken, tabii (doğal) beslenme gelenekleri ve alışkanlıkları DA yavaş yavaş ortadan kalkmıştır. Son bir kaç yıldan beri tekrar eskiye dönüş yolları aranmaya başlandı. Avrupa'da "reformhaus" veya "bioladen" adı altındaki marketlerde zirai ilaç ve Sunni gübre kullanılmadan yetiştirilen meyve ve sebzeler ayrıcalıklı olarak satılıyor. Hem de nerede ise gösterişli sebze ve meyvelerin iki katı fiyatına. Bizde de durum pek farklı değil.

Aynı şekilde, kepeğini içeren pirinç, normal pirinç fiyatının hemen hemen ikibuçuk misli fiyatla satılıyor. Halk pazarlarına giden insanlarımız satın alacakları sebzenin yayla sebzesi olup olmadığını sorup öyle alıyor. Onların "yayla"Dan kastettikleri, hormonsuz sebze. Yoksa, aradıkları sebzenin gerçekte yüksek yaylalarda yetişmiş olması değildir. Örneğin, yayla domatesi, hormonsuz domates olarak algılanıyor. Gerçekten de hormonsuz olarak yetiştirilen domatesin tadı, içerdiği proteinlerin ve etkin maddelerin oranlarıda farklı. Biz tekrar harnup'a dönelim. Akdeniz bölgesinin sahil şeridindeki memleketlerden İtalya, İspanya, Kıbrıs ve Türkiye'de bol miktarda yetişmektedir. Keçiboynuzunun ortalama %35'i düşük moleküler yapılı karbonhidratlardan oluşur. Yine yaklaşık %40'ı yüksek moleküler yapılı nışasta içermektedir. Yağ oranı ise oldukça düşük olup ancak %1'dir.

Kakaonun yerine kullanılabilen en mükemmel çözümü getirmiştir. Kakaoda bulunan kafenoid'leri içermez. Örneğin, keçiboynuzunda theobromin yoktur. Kakaoda yüksek miktarda bulunan yağ, harnupta sadece %1'dir. Kakaoda bulunan birkaç tane etkin madde migreni tetikleme özelliğine sahiptir. Migren şikâyeti olanlar genelde çikolataya karşı açlık duymaya başladıklarında migren ağrılarının başlama devresine girmişler demektir. Unutmayınız ki, çikolatanın temel maddesi kakaodur. Kakao'ya karşı alerjisi olanlara ideal bir alternatif çözüm getirmektedir. Eğer, kakao'ya karşı alerjiniz var ise, keçiboynuzunu rahatlıkla tercih edebilirsiniz. Unutmayınız ki, kakao vücudumuzda alerjiye neden olan antikor üretimine sebep olmaktadır. Bu nedenle alerjiye yatkınlığı olanların veya alerjik reaksiyonları olanların kakao tüketiminde ölçülü olmalarını tavsiye ederim. Kakaolu kek veya pastaları tüketirken de ölçülü olmak gerekir. Özellikle okul çağındaki çocukların severek tükettikleri kakaolu süt ve ürünlerinde dikkatli olunuz. Eğer, çocuğunuzda alerjik şikâyetler var ise ve alerjiye bağlı diğer rahatsızlıklar söz konusu ise (örneğin astım gibi) kakolu besinlere karşı ölçülü olmakta büyük faydalar vardır. Kakaoya karşı alerjisi olan (alerji tipi-IgE) çocuklar için keçiboynuzu mükemmel bir alternatiftir. Keçiboynuzunun kakao karşısındaki diğer avantajı DA oksalik asit içermemesidir.

Çocukların ve yetişkinlerin ishallerinin durdurulmasında keçiboynuzu ideal bir destekleyicidir. Keçiboynuzunun içeriğindeki lignin ve pectin miktarları öylesine ilginç bir dengeyle kuruludur ki, mesleği gereği veya çalışma ortamlarından dolayı ağır-metal ya DA radyoaktif madde alımına maruz kalanlara veya ağır sanayi bölgesinde yaşayanlara keçiboynuzu tüketimine önem vermelerini tavsiye ederim. Çünkü, vücuttan ağır-metallerin atılmasında oldukça etkilidir. Değerli okuyucu, teknolojinin ilerlemesi insana değişik kolaylıklar sağlamaktadır. Çeşitli hazır besinler günlük hayatımızda, iş yerimizde, mutfağımızda, çocuklarımızın okul kantinlerinde, hatta benzin istasyonlarının marketlerinde bile dikkat çekici durumda bize sunulmaktadır. Teknolojinin sunduğu bu tür kolaylıklar, insanın sağlıklı beslenmesine karşı hazırlanmış tuzaklardır. Televizyonun karşısında bir kaç tane yavaş yavaş tüketeceğiniz keçiboynuzunun keyfini çıkarın. Birkaç zaman sonra vücudunuzda olumlu etkilerini hissetmeye başlayabilirsiniz. Eğer, şeker hastası iseniz, hiç çekinmeden günde birkaç tane çiğ olarak keçiboynuzu tüketebilirsiniz. Kan şekeriniz yükselmiyecektir. Çiğ olarak tüketilen harnubun, kan şekerini yükseltemeyeceğini bulduğumda hiç şaşırmadım diyebilirim. Çünkü, bu özelliğinin, içerebileceği bazı etkin maddelerde saklı olduğu şüphesini uzun zamandan beri taşıyordum.

Harnup'un, sağlıklı ve dengeli beslenmede çok önemli bir yeri vardır. Çok düşük oranda yağ içermektedir. Düşük kalorilidir. Yenildiği zaman insanı uzun zaman tok tutar. Eskiden beri bilinen olumlu yönleri vardır. İshale karşı mükemmel takviyedir. Kabızlık şikâyeti olanların DA tüketmesi gereken bir meyvedir. Belirli bir dönem keçiboynuzu tüketenler, sindirim sistemlerinin nasıl harekete geçtiğini ve kabızlık problemlerinin de yavaş yavaş ve düzenli bir şekilde nasıl ortadan kalktığını hayretle görebileceklerdir. Kısaca, hem ishal hem de kabızlık şikâyetlerine karşı kullanılır. Dengeli ve sağlıklı beslenmenin bilincinde olan bir çok bilim adamı tanıyorum ve bu kişiler çikolata, kek veya kremalı pasta yerine harnup'u tercih etmektedirler.

Keçiboynuzu, Anadolu'da harnup olarak da bilinir. Batı Akdeniz bölgesinde kısaca "boynuz" da denilmektedir. Keçiboynuzunun en özelliği nefes darlığına karşı oldukça etkili olmasıdır. Keçiboynuzunun nefes darlığına karşı etkili olan etkin maddesi hemen hemen başka hiçbir bitkide bulunmamaktadır. Bu etkin madde aynı zamanda bazı alerjik astım rahatsızlıklarında öylesine etkilidirki, kullanmaya başladıktan hemen sonra sonuç almak mümkün olabilmektedir. Ayrıca alerjinin neden olduğu nefes darlığı problemlerinde büyük bir başarıyla uygulanabilir. Alerjik nefes darlığı çeken bir çok insan tanıdım, bu insanlar yılın belli mevsimlerinde kortizon tedavisinden başka çare bulamıyorlardı. Öksürük krizlerinin nedenli şiddetli olduğunu anlatıyorlardı. Keçiboynuzunu önerdiğim bu insanların çoğu daha hemen ertesi gün rahatlamaya başladıklarını söylediler. Çocuklarda, keçiboynuzu (harnup) kürünü uygularken dikkat edeceğiniz en önemli nokta, günde bir defa ve sadece sabah kahvaltısı arasında tüketilmesidir. Öğle veya akşam uygulanmaması gerekir. Guatr rahatsızlığından dolayı nefes darlığı çekenler de bu kürden olumlu sonuçlar aldıklarını belirtmişlerdir. Harnupta bulunan bazı etkin maddeler aşağıdaki tabloda belirtilmiştir.

Tablo: Keçiboynuzunda bulunan bazı etkin maddeler
alpha-aminopimelic acid concanavalin
beta-D- glucolgallin myo-inositol
beta-D-...galloylglucose pentosane
capronic acid primverose
catechin-tannin tannin
ceratose tocopherol
chiro-inositol xylose

Keçiboynuzunun içerdiği gallik asit insan sağlığı üzerinde öylesine çok yönlü özellikleri olan bir maddedir ki, bu özelliklerinden bazıları aşağıdaki tabloda belirtilmiştir. Aşağıdaki tablodan da görüldüğü gibi gallik asit çok yönlü bir maddedir. Bu maddenin belirtilen bu özelliklerini artıran ve takviye eden keçiboynuzunda bulunan promotor maddelerdir. Akciğer ödemine karşı keçiboynuzunun desteği bulunmaz bir imkandır. Akciğerlerde oluşan ödeme karşı spesifik olarak etkilidir. Balgam söktürücü ve astıma karşı olan tedavi edici gücü çok fazladır.

Sigara içenler keçiboynuzu kürüne başladıktan bir kaç gün sonra nasıl balgam çıkardıklarını hayretle gözleyebileceklerdir. Keçiboynuzunun, insanlığın korkulu rüyası olan akciğer kanserini önlediğini gördüğüm zaman, heyacanımdan günlerce uyku uyumadığımın farkına bile varmamıştım. Keçiboynuzunun bu koruyucu ve önleyici özelliği tabiat ananın insanlara olan bir lütfudur. ödemli akciğer kanseri hastalarda, ödemin uzaklaştırılmasında keçiboynuzunun olumlu etkisi hiçte yabana atılmayacak kadar önemlidir. Tablo: Gallik asitin etkin özellikleri
analgesic ağrı kesici
antiallergenic alerjiye karşı
antiasthmatic astıma karşı
antibacterial bakteri yok edici
antibronchitic bronşite karşı
anticancer kansere karşı
antihepatotoxic karaciğeri toksinden arındırıcı
antioksidant serbest radikalleri yok edici
immunostimulant bağışıklık sistemini stimüle eder
antiviral mikroplara karşı etkili
antiseptic antiseptik
cancer-preventive kansere karşı koruyucu
antinitrosaminic nitrozamin yok edici
bronchodilator bronş genişletici
antipolio çocuk felcine karşı


Keçiboynuzu, akciğer kanserini önleyen mükemmel bir meyvedir. Ancak, akciğer kanserine yakalanmış olanlar için tedavi etme gücü çok zayıftır. Burada da belirtmekte tekrar fayda görüyorum; Bir bitkinin hastalığı önleyici özelliği ile o hastalığı tedavi etme özellikleri birbirlerinden farklı şeylerdir. Keçiboynuzu kürü insan vücudunda bulunan OGG1 (8-OxoGuanine DNA Glycosylase) enzimini aktive etme özelliğine sahiptir. OGG1 enzimi, akciğer kanserinin oluşumunda oldukça etkilidir. Akciğer kanserine yakalanmış hastalarda OGG1 enziminin aktivitesinin düşük olduğu gözlenmiştir. Yapılan klinik deneyler OGG1 enziminin aktivitesinin düşük olması durumunda, akciğer kanserine yakalanma riskinin on misli artış gösterdiğini ortaya koymuştur. Keçiboynuzu (harnup) kürü OGG1 enziminin aktivitesini yükselterek, bu kanser türüne karşı güçlü bir önleyici özellik göstermektedir. Bu özellik aynı zamanda taze sıkılmış havuç küründe de bulunmaktadır. Sigara içenlerin zaman zaman keçiboynuzu kürünü uygulamalarında, akciğer kanserine karşı önleyici gücünden dolayı büyük faydalar sağlamış olacaklardır. OGG1 enziminin diğer bir özelliğide DNA' yı tamir etme özelliğinin olmasıdır.

Keçiboynuzu aynı zamanda hareketli sperm sayısını arttıran özelliğede sahiptir. Aktif sperm sayısı az olan ve az sperm sayısından dolayı çocuğu olmama riski yüksek baba adaylarının kullanmasında çok büyük fayda vardır. Kısaca, sperm sayısı az olanlar için ideal bir bitkisel çözümdür. Bugüne kadar hareketli (aktif) sperm sayısının azlığından dolayı baba olamayan onlarca insan tanıdım, hemen hemen hepsi de keçiboynuzu kürünü uyguladıktan 4-5 ay sonra baba olacaklarının heyecanı ile beni aramışlardır. İsviçreli çok yakın bir aile dostum aynı sorunla karşı karşıya idi. Kendisi uzun yıllar bu konuda çok değişik tedaviler görmüş ve sonuç hep başarısızlıkla neticelenmişti. Kendisine keçiboynuzu kürünü önerdiğim zaman bana tereddütle bakarak "şaka yapıyorsun herhalde" demişti. Ne de olsa 13 yılın verdiği başarısızlık ve ümitsizlikte vardı. Ama bu konuda çok ciddi araştırma sonuçlarımın olduğunu söyledim. Bunun üzerine derhal uygulamaya karar verdi. Türkiye'den keçiboynuzu getirttim ve kullanmaya başladı. Kullanmaya başladıktan 5 ay sonra baba olabileceğini öğrendiğinde mutluluğunu ilk benimle paylaştı. Bir kaç ay sonra bana keçiboynuzunun içerdiği ilgili etkin maddenin ne olduğunu sordu ve bunu hemen ilaç sanayine kazandırabileceğimi ve ticari olarak da iyi para kazanabileceğimi söylemişti. Ben de bitkiler üzerine yaptığım tüm çalışma ve araştırmalarımı insanlığın hizmetine karşılıksız olarak sunduğumu ve herhangi bir beklentimin olmadığını söyledim. Meslektaşım üç çocuk sahibi olmanın mutluluğunu yaşıyor.

Keçiboynuzu ve sperm hareketliliği
Erkeklerdeki sperm sayısının 40 milyon/ml veya yukarısı normal değerdir. Bu sayı azaldıkça kadının hamile kalabilme olasılığı da azalır. Mühim olan sadece sperm sayısı değildir. Sperm sayısı normal düzeyde (40 milyon/ml ve yukarısı) olsa bile, eğer hareketli sperm sayısı az ise bu taktirde kadının hamile kalma riski de azalır. Spermlerin hareketliliği de önemlidir. Toplam sperm sayısı 7-8 milyon/ml civarında olupta baba olan bir çok insan tanıyorum. Bu nasıl oluyor? Uygulanan keçiboynuzu kürü, düşük seviyede olan 7-8 milyon/ml içerisindeki hem hareketli sperm sayısını yükseltiyor hem de hareketli spermleri daha hareketli duruma getiriyor. Bir taraftan az sayıdaki hareketli sperm sayısını yükseltmekte diğer taraftan da mevcut hareketli spermlere daha fazla hareketlilik kazandırmaktadır. Normal sperm sayısı oldukça düşük olmasına rağmen, spermlerin belli bir yüzdesinin hareket hızı yükseldiğinden yumurtaya ulaşma oranı yükselmektedir. Bu sayede sperm sayısı normal sayının altında olmasına rağmen hamilelik başlayabilmektedir.

Keçiboynuzu ve sperm acrosome aktivitesi
Hamileliğin oluşabilmesi için sperm sayının normal düzeyde olması gerektiğini belirtmiştim. Bazı durumlarda toplam sperm sayısı normal seviyesinde olduğu halde ve hareketli sperm sayısı da normalken, buna rağmen hamilelik çok zor gerçekleşebilmektedir. Bunun sebebi nedir? Spermlerin baş kısmında bir kesecik bulunmaktadır. Bu keseciğe acrosome denir. Bu keseciğin içerisinde çok sayıda değişik enzimler bulunmaktadır. Sperm, yumurtaya temas ettiği anda, acrosome içerisindeki enzimler yumurtanın membranını (zarını) parçalarlar (çözerler, eritirler) sperm yumurtanın içerisine girer ve döllenme başlar. İşte, yumurta zarı ile temas eden sperm-acrosomunun içerdiği enzimler yeterli aktiviteye sahip değiller ise, yumurtanın membranını (zarını) parçalayamazlar (eritemezler, çözemezler). Ve yumurtanın döllenmesi mümkün olmaz. Görülüyorki, hareketli sperm yumurtaya ulaşmasına rağmen döllenme mümkün olmayabilmektedir. İşte, keçiboynuzu kürü hem hareketli sperm sayısını artırmakta, hem hareketli spermleri daha hareketli kılmakta ve hem de spermin baş kısmında bulunan acrosome içeriğindeki enzimlerin aktivitesini yükselterek, yumurta zarının parçalanmasına imkân sağlamaktadırlar. Çoğu zaman toplam sperm sayısı normal seviyenin altında olmasına rağmen (7-8 milyon/ml) keçiboynuzu kürü ile döllenme gerçekleşebilmektedir. Bunun sebebi, harnupun spermlere, sayıca az olmalarına rağmen hareketlilik kazandırarak yumurtaya ulaşmasını sağlamak ve acrozom içerisindeki enzimlerin aktivitesini arttırarak da yumartanın membranını kolayca parçalayabilme imkânlarını sağlamasıdır.

İktidarsızlığa karşı adeta mucize çözüm keçiboynuzudur. Keçiboynuzu kürünün etkisini viagra ile mukayese etmek mümkün değildir. Keçiboynuzu kürü, iktidarsızlık için viagranın bir gecelik getirdiği çözüme karşı bir defalık veya bir gecelik çözüm getirmemektedir. Aksine, iktidarsızlığı tedavi ederek uzun bir zaman dilimi içerisinde kalıcı çözüm getirmektedir. Dönem dönem uygulanacak kür ile de iktidarsızlığı ortadan kaldırabilmektedir. İktidarsızlık çeken erkeklerin hiç çekinmeden kullanabilecekleri bir kürdür. Herhangi bir yan tesiri olmayan bu uygulama, iktidarsızlık şikayetleri olan erkekler için ideal bir yardımcıdır. Keçiboynuzu kürü uzun zaman kalıcı çözüm getirebilmektedir. Viagranın belirtilen yan tesirlerinin hiç biri keçiboynuzu küründe yoktur.

Keçiboynuzu kürü uygulanırken, iktidarsızlığa karşı etken olan etkin maddelerinin önce vücutta depolanmaları gerekir. Bu etkin maddeler, vücutta ancak belirli bir seviyeye ulaştıktan sonra, hücre içindeki transformasyon mekanizmasını harekete geçirerek (uyararak) etkisini göstermeye başlarlar. Hücre içinde etkinliğini (aktifliğini) kaybetmiş olan bazı enzimleri aktive ederek şikayetlerin ortadan kalkmasına neden olurlar. Etkin maddelerin, vücudumuzda depolandıktan sonra etkilerini göstermeye başlamaları hemen hemen bütün bitkisel kürler için geçerlidir. Genel olarak, bitkisel kürlerin sonuca ulaşması (etki edebilmesi) zaman almaktadır. Bunun nedeni, kürün uygulanması esnasında etkin maddelerin önce vücudumuzda depolanması gerekir ancak, bu depolanma süresi zaman almaktadır. Bu nedenle bitkisel kürleri uygularken sabırlı olmak gerekir. Bu kürü uygulamak isteyen şeker hastalarının önce hekimlerine danışmaları gerekir. Çünkü, keçiboynuzu fazla miktarda şeker içermektedir. Yaklaşık 85.000 ppm fruktoz, 95.000 ppm glukoz 215.000 ppm sakaroz içerir. Diğer bir ifadeyle eğer, 100 gram keçiboynuzu tüketilir ise, yaklaşık 8.5 g fruktoz, 9.5 g glukoz ve 21.5 g sakaroz'u vücudumuza almış oluruz. Bu kürü uzun müddet uygulayanların göz ardı etmemeleri gereken bir nokta da, bir miktar kilo aldırmasıdır. Değerli okuyucu, aşağıdaki uygulama şekillerinden herhangi birine göre keçiboynuzu kürünü uygulamaya karar verirseniz ya da keçiboynuzunu çiğneyerek tüketirseniz kan şekerinizin yükselmeyeceğini biliniz. Şeker hastalarının bir çoğu keçiboynuzunun kan şekerlerini yükselteceğini düşünürler, halbuki bu yanlış bir düşüncedir. Kan şekerini yükselten keçiboynuzunun pekmezidir. Bu nedenle şeker hastalarının keçiboynuzu pekmezini tüketirken dikkatli olmaları ve hekimlerine danışmaları gerekir. Tekrar belirtmekte fayda görüyorum, aşağıda belirtmiş olduğum uygulama şekillerine göre, haşlanmış keçiboynuzu suyu, şeker hastalarının kan şekerini yükseltmemektedir.

Çok sık karşılaştığım bir soru da şudur, "Keçiboynuzu fruktoz, glukoz ve sakaroz gibi şeker çeşitlerini bol miktarda içerdiği halde, çiğ olarak tüketildiğinde veya haşlama suyu içildiğinde nasıl oluyorda kan şekerini yükselt miyor? " Bu sorunun cevabı, keçiboynuzunun aynı zamanda şeker dengeleyici etkin maddelere sahip olmasında yatmaktadır. Keçiboynuzu pekmezi hazırlanırken, şeker dengeleyici etkin maddeler büyük bir oranda yok olduğundan, pekmezi kan şekerini yükseltmektedir. Bir çok kimse, pekmezinde de aynı şifa gücü vardır diyerek, keçiboynuzu kürlerini pekmezi ile yapmaktadırlar. Bu düşünce doğru değildir. Keçiboynuzu pekmezi belirtmiş olduğum rahatsızlıklara karşı en fazla %20 oranında etkilidir. Yeri gelmişken önemli bir noktayı açıklamakta fayda görüyorum; Keçiboynuzunu suda haşlarken kesinlikle on dakikadan fazla haşlamayınız. On dakikanın üzerindeki haşlama süresinde kan şekerini yükseltme riski başlamaktadır. Aşağıda vermiş olduğum uygulama şekillerinde haşlama süreleri, uygulanacak olan küre göre üç ile sekiz dakika arasında değişmektedir. Dikkat edilecek olursa, keçiboynuzu ile ilgili olarak belirtmiş olduğum hiçbir kürde sekiz dakikanın üzerinde haşlama süresi yoktur.

İyi huylu prostat büyümesi (benigne prostate hyperplazy) şikâyeti olanların zaman zaman keçiboynuzunu çiğ olarak tüketmeleri çok faydalıdır. Çünkü keçiboynuzu, iyi huylu prostat büyümesine neden olduğu bilinen 5-alpha-reductase enziminin aktivitesini düşüren (inhibe eden) beş tane etkin maddeye sahiptir. Bu etkin maddelerden en önemli iki tanesi palmitic acid ve stearic acid'dir. 5-alpha-reductase enziminin aktivitesi ne kadar yüksek ise iyi huylu prostat büyümesi (benigne prostate hyperplazy) o kadar hızlı gelişir. Prostatın büyümesi bir takım şikâyetleri de beraberinde getirmektedir. İyi huylu prostat büyümesinin neden olduğu şikâyetlerin başında idrar yapma zorluğu, idrar kesesini tam boşaltamama, sık sık idrara çıkma isteği, geceleri birden fazla idrara kalkma ve idrar yaparken çatallanma veya fıskıye şekli gelir.

Kitapta belirtilen tüm uygulamaları size önerildiği şekilde hazırlayınız ve uygulayınız. Uygulama sürelerine ve miktarlarına uyunuz. Tabiat ana bir denge, nizam ve kural üzerine kuruludur ve belirli kurallara göre çalışmaktadır. İnsanda tabiat ananın bir parçası olduğuna göre, insan vücudu da aynı şekilde belirli dengeler çerçevesin de çalışmaktadır. Örneğin, demir. Demir, insan vücudu için hayati önem taşıyan bir maddedir. Demirin eksikliği de, fazlalığı da insan vücudu için zararlıdır. Bazı insanlar vitaminlerin çok faydalı olduklarına inandıklarından dolayı vitamin haplarını fazla fazla kullanırlar. Çünkü, fazlasının insan vücuduna zarar vermediğini zannederler. Unutmayınızki, vitaminlerin eksikliği sağlığımız açısından hayati önem taşırken, fazlasıda vücudumuza zarar verir. Aynı şekilde size önerilen bitkileri de belirtildikleri şekilde kullanmak gerekir. Daha çabuk sağlığıma kavuşurum düşüncesiyle fazla kullanmak yanlıştır. Doğru olan, hastalığın ve şikayetlerin durumuna göre önerilen kürü dönem dönem tekrar etmektir.

Değerli okuyucu, keçiboynuzunun değirmende öğütülerek un haline getirilmiş ve hazır paketlenmiş şeklini bulmak mümkündür. Keçiboynuzunun pekmezi de satılmaktadır. Her ikisi de kitabımda bahsettiğim kürler için uygun değildir. Çünkü, öğütülme (un haline getirme) esnasında havayla temas eden bir çok etkin madde oksitlenerek veya havanın oksijeni ile reaksiyona girerek tedavi edici özelliğini kaybetmektedir. Keçiboynuzu pekmezinin de aynı derecede etkili olabilmesi için üretimi esnasında uygulanması gerekli bazı kurallar vardır. Bu kurallar yerine getirildiği ve önlemler alındığı taktirde keçiboynuzu pekmezi de aynı amaçla kullanılabilir hale getirilebilir. Ancak, piyasada mevcut hiç bir marka henüz amaca uygun üretim yapamamaktadır. Örneğin, taze sıkılmış meyve sularının vakit geçirmeden içilmesi gerektiği gibi. Taze sıkılmış meyve suyunun içerisindeki C-vitamini de havayla temas ederek (oksitlenenerek) vitamin özelliğini yavaş yavaş yitirir. Keçiboynuzundan pekmezi yapılırken de uzun müddet kaynatıldığı için, içerdiği bir çok etkin madde özelliğini kaybetmekte veya şifa veren gücü önemli ölçüde zayıflamaktadır. Bu nedenle, kitabımda bahsettiğim keçiboynuzu kürlerinden başarılı sonuç alabilmek için onun tabii halini kullanmak gerekir.

Aktarlarda bu amaçla tabii (doğal) haldeki keçiboynuzunu bulmak mümkündür. Hem daha ucuz hem de çok daha etkilidir. Aktarlardan keçiboynuzunu alırken dikkat etmeniz gereken nokta, kırılmamış, ezilmemiş ve parçalanmamış olmalarıdır. Kısaca, satın alacağınız keçiboynuzlarının tüm halde olmasına özen gösteriniz. Kür amaçlı kullanılacak keçiboynuzunun pekmezi veya çiğ olarak tüketilmesi uygun değildir. Ancak, şikayetiniz kabızlık veya ishal ise bu durumda çiğ olarak tüketilmesi gerekir. Söz kabızlıktan açılmışken, ayva çiğ olarak tüketildiği taktirde kabızlığı tetikleyen bir meyvedir. Eğer, pazardan aldığınız ayva çok sert ise, onu kabızlığa karşı kullanabilirsiniz. Yarım litre kaynamakta olan suyun içerisine orta büyüklükteki ayvayı kabuklarını soymadan ortadan en az dörde bölerek atınız. Kaynayan suyun içerisine atmadan çekirdeklerini mutlaka çıkartınız ve hafif ateşte sadece dört dakika haşlayınız. Ilımaya bırakınız. Ilık olarak suyunu içiniz. Arzu edilirse pişmiş ayva parçalarını da tüketebilirsiniz. Hem çiğnemesi kolay hem de bağırsak florasını düzenleyici ve sindirime yardımcıdır. Bu amaçla halk arasında "ekmek ayvası" olarak bilinen cinsini kullanmayınız. Bu özellik sert ayvada vardır.

Akciğer kanseri ve keçiboynuzu
Değerli okuyucu, akciğer kanseri hastalarında radyoterapiye bağlı fibroz doku oluşabilmektedir. Fibroztik dokunun oluşması neticesinde ödem oluşabilmekte ve bu durum hastanın yaşam kalitesini oldukça zorlaştırmaktadır. Fibroz doku oluşumu aynı zamanda öksürüğü de tetikleyerek hastanın şiddetli öksürük krizleri yaşamasına neden olabilmektedir. Ayrıca, fibroz dokunun oluştuğu bölgede sekresyon (vücut sıvısının salgılanması) artışı olduğundan öksürükle beraber sarı renkli sekret sıvı da dışarı atılmaktadır. Genel olarak, akciğerde oluşan ödemi uzaklaştırmada keçiboynuzu kürü mükemmel bir yardımcıdır. Keçiboynuzu kürü akciğere yönelik olarak ödemi uzaklaştırmakda spesifiktir. Adeta, akciğer ödemini uzaklaştırmak için yaratılmıştır. Diğer organ ve dokulardaki ödemi uzaklaştırmada bu kadar etkin değildir. Bunun için 4 nolu kür uygulanmalıdır. Bazı hastalar, ödem uzaklaştırmada keçiboynuzu kürü uygulanırken öksürük nöbetlerinin artış gösterip göstermediğini sormaktadırlar. Keçiboynuzu kürü sekresyonu inhibe ettiğinden (salgılamayı yavaşlattığından) aksine, hasta daha az öksürük tetiklemesi yaşar ve sekresyonun azaldığını da öksürük esnasında daha az miktarda sarı renkli sekret atıldığını gözleyerek anlar.

Keçiboynuzu ile Zayıflama ve de Sağlıklı Beslenme
Öğünlerden bir saat önce çiğ olarak tüketeceğiniz 2-3 tane keçiboynuzunun sizi nasıl uzun müddet tok tuttuğunu hayretle gözleyebilirsiniz. Olgun keçiboynuzunu çiğ olarak tüketmek gerekir ve de uzun uzun ağızda çiğnenmesine özen gösterilmelidir. Nasıl oluyor da keçiboynuzu tokluk duygusu veriyor? Sindirimin ağızda başladığını ve iyi çiğnemenin sindirimi ne kadar kolaylaştırdığnı biliyoruz. İyi çiğneme, fiziksel olarak midenin vazifesine büyük oranda katkıda bulunur. Kısaca, besinleri dişlerimiz yardımıyla ezerek parçalarız. Ancak, bu işin bir de kimyasal olarak parçalanması vardır. Kimyasal sindirim, ağız salyasında başlar, midede devam eder ve bağırsaklarda son bulur. Besinler, yağ (lipid), şeker (karbonhidrat) ve protein içerirler. Besinlerin içerdiği yağ, şeker ve proteinler vücudumuz tarafından emilemezler. Emilebilmeleri için mutlaka, önceden vücudumuz tarafından üretilen enzimler yardımıyla kimyasal olarak parçalanarak emilebilir hale dönüştürülmeleri gerekir. Sindirim sistemimizde, en az yirmibeş tane birbirinden farklı kimyasal parçalayıcı enzimler bulunmaktadır. Ağız salyasında, midede ve bağırsaklarda, besinlerin içerdiği şekeri, yağı ve proteinleri kimyasal olarak parçalayan ve emilebilir hale getiren yani, vücudumuz tarafından kullanılabilir şekere, yağa ve proteine dönüştüren enzimler bulunur. Bu enzimler üç ana grupta toplanır:

Proteinleri parçalayan enzimlere PROTEAZ
Yağları parçalayan enzimlere LİPAZ
Şekeri parçalayan enzimlere AMYLAZ


Yemekten bir saat önce çiğneyerek tüketilen 2-3 adet keçiboynuzu, lipaz ve amylaz enzimlerini frenleme (inhibe etme) özelliğine sahiptir. Kısaca, bu enzimlerin aktivitesini düşürür. Bu sayede, besinlerin içerdiği yağ ve şeker çok daha az oranda parçalanırlar. Parçalanmayan yağ ve şeker vücudumuz tarafından kullanılamıyacağı (emileme-yeceği) için dışkıyla kullanılamadan dışarı atılır. Unutmayınız, besinlerin içerdiği yağ, şeker ve proteinlerin bir çoğu vücudumuz tarafından kullanılamaz. Kullanılamadıkları için de bunlardan enerji almamız mümkün değildir. Kullanılabilmeleri için, vücudumuzda bulunan lipaz, amylaz ve proteaz enzimleri tarafından, vucudumuzun kullanabileceği (emibileceği) yağ, şeker ve proteine dönüştürülmesi gerekir.

Zayıflamak isteyenler şekere karşı ölçülü olmak zorundadırlar. Eğer, şeker veya tatlı tüketimine karşı iştahınız varsa, hiç çekinmeden altı-yedi tane keçiboynuzu tüketebilirsiniz. Keçiboynuzu tüketimi tatlıya karşı olan iştahınızı giderirken, size kilo da aldırmayacaktır. Bu arada ne kolestrolünüz ne de kan şekeriniz yükselmeyecektir. Şeker hastaları çekinmeden keçiboynuzu tüketebilirler. Olgunlaşmış keçiboynuzu (kahverengi-siyah) çiğ olarak tüketilmelidir. Çiğ olarak tüketilen keçiboynuzu kan şekerini yükseltmez. Şeker hastaları da çekinmeden günde 5-6 adet keçiboynuzunu çiğ olarak tüketebilirler. Bu kural keçiboynuzunun pekmezi için kesinlikle geçerli değildir.

Kür 1: Genel nefes darlığı, alerjik nefes darlığı ve soğuk alerjisi durumunda
Orta büyüklükteki keçiboynuzundan 6-7 tanesini önce soğuk su altında yıkayınız. Daha sonra bunları küçük küçük (3-4 cm uzunluğunda) kırarak, kaynamakta olan yarım litreye yakın suyun içine atınız. Hafif ateşte 7-8 dakika kaynatınız. Soğuduktan sonra süzerek suyunu cam şişeye doldurunuz. Buzdolabında en fazla üç gün beklete- bilirsiniz.

Hergün sabah kahvaltısı arasında ve akşam yemeğinden önce bir çay bardağı içilir. Yaklaşık yarım litre olarak hazırladığınız keçiboynuzu suyu üç gün buzdolabında bozulmadan korunabilir. Her üç günde bir, taze olarak hazırlamanız gerekecektir. Hiç ara vermeden 20 gün uygulayınız. Yirmi gün tamamlandıktan sonra aynı şekilde hiç ara vermeden 15 gün devam ediniz. Onbeş günlük kürü uygularken bir çay bardağı içerisine bir küçük çay kaşığı bal ilave edip karıştırınız, sabah kahvaltınız arasında ve akşam yemeğinden önce birer çay bardağı içiniz. Keçiboynuzu kürünü uygularken sabah kahvaltınızda ayrıca bal tüketmeyiniz.

Dikkat: 5 ile 12 yaş arasındaki çocuklarda nefes darlığı veya alerjiye bağlı nefes darlığı söz konusu ise, bu taktirde uygulama 1' e göre sadece bir çay bardağı sabah kahvaltısı arasında içilecektir. Akşam yemeklerinde içilmeyecektir
Dikkat: Bu kürü uygularken kahvaltıda ayrıca bal tüketmeyiniz. Daha güçlü olur diye bir çay kaşığından daha fazla bal ilave etmeyiniz.

Kür 2: Akciğer kanserini önleyici olarak
Kür 1 den en önemli farkı ve dikkat edilmesi gereken nokta kaynama süresidir. Soğuk su altında 6-7 adet keçiboynuzunu yıkadıktan sonra 600-650 ml (yarım litreden biraz fazla) kaynamakta olan suyun içine kırarak atınız. 3-4 dakika hafif ateşte ağzı kapalı olarak kaynadıktan sonra 20 dakika soğumaya bırakınız. Yirmi dakika sonra harnup parçalarını temiz bir kaşık ile kabın içerisinden çıkartınız. Soğuduktan sonra temiz bir kaba suyunu alınız. Her ay 4 gün, sabah ve akşam birer çay bardağı içilir.

Kür 3: Hareketli sperm sayısını ve kalitesini artırıcı ve de erkeklerdeki iktidarsızlığa karşı
Kaynamakta olan yaklaşık yarım litre suya 6-7 adet keçiboynuzunu küçük küçük kırarak atınız. Ağzı kapalı olarak hafif ateşte 3 dakika kaynatınız. Kaynama süresi tamamlandıktan sonra ocağın altını kapatınız ve 20 dakika dinlendiriniz. Dinlenme süresi tamamlandıktan sonra kaşıkla keçiboynuzu parçalarını çıkartınız. Soğuduktan sonra yarısını sabah aç karna, diğer yarısınıda akşam yatağa giderken içiniz. Bu uygulamaya bir hafta boyunca hergün devam ediniz. Birinci haftadan sonra 3 ay boyunca hergün akşam yatağa giderken bir su bardağı içiniz. Daha sonraki aylarda zaman zaman uygulayınız.

Kür 4: Akciğer ödemine karşı
Kaynamakta olan yaklaşık yarım litre suya 6-7 adet keçiboynuzunu küçük küçük kırarak atınız. Ağzı kapalı olarak hafif ateşte 6 dakika kaynatınız. Kaynama süresi tamamlandıktan sonra ocağın altını kapatınız ve 15 dakika dinlendiriniz. Dinlenme süresi tamamlandıktan sonra kaşıkla keçiboynuzu parçalarını çıkartınız. Soğuduktan sonra üçte birini sabah aç karna, üçte birini öğlen aç karına, son kalan üçte birini de akşam yatağa giderken içiniz. Bu uygulamaya bir hafta boyunca hergün devam ediniz. İkinci haftadan itibaren haftada dört gün ödem tamamen bitene kadar kür uygulamaya devam edilir.
BİLİMSEL KAYNAKLARDAN ALINTIDIR

Saygılarımızla

Gülümser & Haldun Keskin

Dogadan Evinize

keskinlergenpa.com

TURKIYE'NIN EVE TESLIM EN DOGAL ALISVERIS SITESI


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
        Bu grubun  hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM  STANDIDIR.."
      Grupta yayınlanan  yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...

Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com

Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

(anadoluhaber) Siyasette yeni tartışma: Rejimin teminatı kim?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın geçen hafta sonu söylediği “Polis rejimin teminatıdır” sözleriyle ilgili tartışma TBMM'ye sıçradı. Meclis'teki siyasi partilerin değerlendirmeleri şöyle:



AKP Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ: Bu konu basında farklı değerlendirmelere tabi tutuldu, kimi siyasiler tarafından da çarpıtıldı. Polislerle ilgili bir etkinlikte polisleri övücü değerlendirmeler yapmak ve onların yaptığı işin önemine, değerine vurgu yapmak kadar doğal bir şey olamaz.

CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin: Rejimin güvencesi yasama, yürütme, yargı ve bunların uyum içinde çalışmasıdır. Polis teşkilatı rejimin güvencesi olamaz. Bu kurumun başındaki kişilerin tamamı da hükümet tarafından atanıyor. Fethullah Gülen cemaati en fazla kadrolaşmayı Emniyet’te yaptı. Sürekli orduyu darbeci diye tanımlayan bir anlayış var ve bu anlayış polisi kullanarak orduda cadı avı başlatmak niyetinde.

‘TSK’yı hedef aldıysa, kabul edilemez’
MHP Genel Başkan Yardımcısı Metin Çobanoğlu: Emniyet teşkilatımız Anayasal bir kurumdur. Bu anlamda bütün kurumlarla birlikte rejimin teminatı noktasında üzerimize düşen görevleri yerine getirmemiz lazım.

MHP İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi: Polisin gururunu okşamak için söylenmişse bir şey diyemem. Ama art niyetle, TSK’yı hedef alarak söylenmişse kabul edilmesi mümkün değil. Polis’te bir güvenlik kuruluşudur. Tek başına rejimin teminatı demek mümkün değil.

‘Vay demokrasinin haline’
DTP Muş Milletvekili Nuri Yaman: Ben teşkilattan gelen bir kişiyim. Başbakan, ‘polisin rejimin teminatı olacağını’ neye dayanarak söylüyor anlayamadım. Başbakan aynen TSK’nın İç Hizmet Kanunu gibi yeni bir işlev, yeni bir görev verecekse vay bu ülkedeki demokrasinin haline. (Radikal)


 


--
----------------------------------------------------------
----------------------------------------------------------
----------------------------------------------------------
Ülkemizin zor günleri yaşadığı bir dönemde bütün
yurtseverleri ve Atatürk milliyetçilerini gurubumuza
bekliyoruz..
Geçerli web adresi:
http://groups.google.com/group/yurtsevenler
Geçerli e-posta adresi:
yurtsevenler@googlegroups.com
---------------------------------------------------------
---------------------------------------------------------
---------------------------------------------------------


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
        Bu grubun  hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM  STANDIDIR.."
      Grupta yayınlanan  yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...

Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com

Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

ÇİN DEKİ UYGUR UN KATİL MÜSEBBİ BELLİ OLDU...

Çin'de bir fabrikada iki Uygur'un öldürülmesi ve 118 kişinin yaralanmasına yol açan hafta sonunda meydana gelen kavganın sorumlusu olarak bir kişinin tutuklandığı bildirildi.

60 yıldır Çin işğalinde bulunan ve sürekli asker , işci, devlet memuru, istihbaratcı adı altında milyonlarca han Çinlisini Doğu Türkistan a dolduran Çin Hükümeti'nin bu hırsı nezaman biteceği henuz belli değilken artık yurdunda azınlık durumuna düşmekte olan Uygur Gençleri devlet tarafından Çin' in iç kesimlerine serfiştirilmeye devam ediliyor…kimi kızlar henüz 14 yaşındayken gece kulüplerinde çalıştırılıyor, organ mafyalarına satiliyor…..

Haber konusu olan oyuncan fabrikası na geçen ay Doğu Türkistan dan 800 genç içci olarak getirilmişti, Dili,Dini, Dünya görüşü, yaşam tarzı birbirinden farklı olan ve 200 yıldır aralarında husumet olan iki toplumu aynı işyerinde çalıştırmak kolay olmasa gerek.

Zaten aynı Bögede bundan 20 – 25 yıl önce de Şuankı Dünya Uygur kurultayı başkanı Rabiye Kadır ve ortaklarının Milyon yuanlık serveti tam üç defa müsadere edilmiş ve gelecekteki Bu lider ana karakoldakı polis şefine neden böyle yapiyorsun? Her şeyimiz yasal ve vergi ödüyoruz dediğinde Bu Topraklarda kazandığın servet bize ait, senin güçlü olmanı istemiyoruz olmuştu.yukardan gelen emir böyle denmişti….

Bu satırların yazarı da yıllar önce önce Guangdong Bölgesinde bulunmuş ve defalarca Çinli yetkililerden horluk görmüş, hatta oteller Uygurları kabul etmeyin emri aldığı için sokakta yatmak zorunda kalmıştı.

Artık Çin deki sohbet sitelerinde ırkcı söylemlere sok rastliyoz…

Polis yetkilileri, Guangdon bölgesindeki Şaoguen kentindeki bir fabrikanın eski çalışanlarından olduğu belirlenen ve soyadı Zu olarak verilen kişinin yerel bir internet sitesine ''6 Uygur'un iki kıza tecavüz ettiği'' yönünde uydurma bir haber gönderdiği, bunun üzerine kentteki oyuncak fabrikasında çalışan Uygur ve Çinli işçiler arasında kavga çıktığını bildirdi.

Yetkililer, Zu'nun fabrikada tekrar iş bulabilmek için internet sitesine uydurma haber gönderdiğini itiraf ettiğine de kaydetti.

İki kişinin öldüğü, 14'ü ağır 118 kişinin yaralandığı kavga, yaklaşık 400 polisin müdahalesiyle sona ermişti ve fabrıka da çalışan 600 uygur işci bilinmeyen bir yere götürülmüştü.

Yerel Uygur haber sitelerinde , Uygurların Doğu Türkistan 'a gelen Çinlilerin sayılarının sürekli artmasına rağmen onlara tolerans gösterdikleri, ancak kendilerine aynı karşılığın verilmediğinden şikayetçi oldukları da kaydedildi.

UYGUR HABER AJANSI



Teker teker mi, yoksa hepsi birden mi? Arkadaşlarınızla ilgili güncel bilgileri tek bir yerden edinin.
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...

Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com

Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---