[anadoluhaber] ASA-YI MUSA DERSLERİ----110.DERS----Sen başıboş olmadığın gibi, bu hâdiseler de başıboş olamazlar. Her birisi çok hikmetli vazifeler peşinde koşturuluyorlar.

110.ders. 24.08.2010--[salı]

 

Asâ-yı Mûsâ'dan

İkinci Kısım

Hüccetullahi'l-Bâliğa

Risalesi

On Bir Hüccet-i İmâniyedir

Birinci Hüccet-i İmâniye

Âyetü'l-Kübrâ[5]

Demek, وَتَصْرِيفِ الرِّيَاحِ وَالسَّحَابِ الْمُسَخَّرِ بَيْنَ السَّمَاۤءِ وَاْلاَرْضِ 1 âyetinin tasrihiyle[açıkça anlatmasıyla], rüzgârın tasrifiyle [çekmesiyle] hadsiz [sınırsız] Rabbânî [Allah'a âit] hizmetlerde istimal [kullanılan] ve bulutların teshiriyle [emre itaat ettirilmesiyle], hadsiz Rahmânî [Allah'dan gelen hayırlı] işlerde istihdam[görevlendirme] ve havayı o surette icad [yoktan var] eden, ancak Vâcibü'l-Vücud [varlığı inkar edilemeyen] ve Kàdir-i Külli Şey [Her şeye gücü yeten sonsuz kudret sahibi] ve Âlim-i Külli Şey [Her şeyi bilen ve her şey ilmi dahilinde olan] bir Rabb-i Zülcelâl-i ve'l-İkramdır [Büyüklük ve ikram sahibi olan Rab,Allah'dır] der, hükmeder.

Sonra yağmura bakar, görür ki: Yağmurun taneleri sayısınca menfaatler [faydalar] ve katreleri [damlaları] adedince Rahmânî [İster mü'min, ister kâfir; ister iyi isterse kötü olsun; rahmeti bütün herkese yayılan ve bütün yaratılmışların rızıklarını ve geçim şekillerini içine alan rahmetin] cilveler ve reşhaları [dalaları,sızıntıları] miktarınca hikmetler [bilinmeyen faydalar] içinde bulunuyor. Hem o şirin ve lâtif [hoş] ve mübarek [bereketli] katreler [damlalar] o kadar muntazam [tertipli, Derli-toplu, düzenli] ve güzel halk ediliyor ki, hususan [özellikle] yaz mevsiminde gelen dolu o kadar mizan [ölçü] ve intizamla [düzenli olarak] gönderiliyor ve iniyor ki, fırtınalarla çalkanan ve büyük şeyleri çarpıştıran şiddetli rüzgârlar, onların muvazene[dengelerini] ve intizamlarını[düzenlerini] bozmuyor; katreleri [parçaları] birbirine çarpıp, birleştirip zararlı kütleler yapmıyor. Ve bunlar gibi çok hakîmâne [gili faydalı] işlerde ve bilhassa zîhayatta [canlılarda] çalıştırılan basit ve câmid [cansız] ve şuursuz [bilinçsiz] müvellidülmâ ve müvellidülhumuza (hidrojen-oksijen) gibi iki basit maddeden terekküp eden bu su, yüz binlerle hikmetli [faydalı] ve şuurlu [bilinçli] ve muhtelif [farklı] hizmetlerde ve san'atlarda istihdam ediliyor [kullanılıyor]. Demek bu tecessüm etmiş [cisimleşmiş] ayn-ı rahmet [rahmetin ta kendisi] olan yağmur, ancak bir Rahmân-ı Rahîmin hazine-i gaybiye-i rahmetinde yapılıyor ve nüzulüyle [inişiyle]وَهُوَ الَّذِى يُنَزِّلُ الْغَيْثَ مِنْ بَعْدِ مَاقَنَطُوا وَيَنْشُرُ رَحْمَتَهُ 2

âyetini maddeten tefsir ediyor.

Sonra ra'dı [gök gürültüsünü] dinler ve berke (şimşeğe) bakar, görür ki: Bu iki hâdise-i acîbe-i cevviye [gökyüzündeki hayret verici hadise] tam tamına

 يَكَادُ سَنَا بَرْقِهِ يَذْهَبُ بِاْلاَبْصَارِ 3ve وَيُسَبِّحُ الرَّعْدُ بِحَمْدِهِ 4

âyetlerini maddeten tefsir etmekle beraber, yağmurun gelmesini haber verip, muhtaçlara müjde ediyorlar.

Evet, hiçten [yoktan], birden [aniden] harika bir gürültüyle cevvi [havayı] konuşturmak ve fevkalâde [olağanüstü] bir nur[ışık] ve nar [ateş] ile zulmetli [karanlıklı] cevvi [havayı] ışıkla doldurmak ve dağvarî pamukmisâl ve dolu ve kar ve su tulumbası hükmünde olan bulutları ateşlendirmek gibi hikmetli ve garabetli [Tuhaflık] vaziyetlerle baş aşağı gafil insanın başına tokmak gibi vuruyor, "Başını kaldır, kendini tanıttırmak isteyen fa'al [Çok işleyen, daima harekette bulunan, çok çalışan, aktif ] ve kudretli [Güçlü, kuvvetli, iktidarı bütün varlığı çevreleyen] bir Zâtın hârika işlerine bak. Sen başıboş olmadığın gibi, bu hâdiseler de başıboş olamazlar. Her birisi çok hikmetli vazifeler peşinde koşturuluyorlar. Bir Müdebbir-i Hakîm[Hikmetli iş gören, her şeyi hikmet ve tedbirle sevk ü idare eden, yapan; Cenab-ı Hakk] tarafından istihdam olunuyorlar[görevlendiriliyor, kullanılıyor]" diye ihtar ediyorlar[hatırlatıyorlar].

İşte bu meraklı yolcu, bu cevvde [boşlukta], bulutu teshirden [emrine itaat ettirme], rüzgârı tasriften[sevk etmek,çekme], yağmuru tenzilden[yavaş yavaş indirme] ve hâdisât-ı cevviyeyi [havadaki hadiseleri] tedbirden terekküp eden [karışıp birleşiminden oluşan] bir hakikatın yüksek ve âşikâr [apaçık] şehadetini[şahitliğini, tanıklılığını] işitir, "Âmentü billâh [İmân ettim]" der.

 

 

 

 

 

1-    "... Ve rüzgârları sevk etmesinde ve gökle yer arasında Allah'ın emrine boyun eğmiş bulutlarda..." Bakara Sûresi, 2:164.

2-     "İnsanlar ümitsizliğe düştüklerinde yağmuru indiren ve rahmetini her tarafa yayan da Odur. O, kullarını gözetip koruyan ve her türlü övgüye lâyık olandır." Şûrâ Sûresi, 42:28.

3-   "Şimşeğin parıltısı ise neredeyse gözleri alıverir." Nur Sûresi, 24:43.

4-    Gök gürültüsü Onu hamd ederek, tesbih eder." Ra'd Sûresi, 13:13.

 

 

 

 

Bu Sayfaya Yeni Notunuz

 


--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
 
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
 
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
Google Plus'da Paylaş

Yazar Unknown

Yazar hakkında bilgi yazılacak.
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum :

Yorum Gönder

Yorumlarınızda Kişilik haklarına saldırı,küfür ve benzeri ifadeleriniz yayınlanmamaktadır.Yorumları yazarken İsminizi belirtmeniz önemle duyurulur.