[anadoluhaber] Milli Görüşte ayrışma

  
 
 
Dr. Yusuf Eren
Milli Görüş Camiasında Önlene-meyen(bilir) Ayrışma
Dr. Yusuf Eren
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Camia içerisinde gözle görülen bir kriz mevcut. Bu krizi yok sayanlar veya küçük görenler ve bu krizi daha da derinleştirmeye çalışanlar diye iki ayrı taraf mevcut. Diğer bir bakış açısıyla Milli Görüşü ekseninde korumaya çalışanlar ile Milli Görüş'ün ekseninin kaymasına sebebiyet verenler. Bu bakış açılarının sayısını olaylar nezdinde artırmak mümkün.

     İslam coğrafyasının gözünü çevirdiği, umudunu bağladığı ağabey ülke Türkiye’nin, olayları, gelişmeleri ve tarihi en iyi şekilde okuyan ve dünya İslam birliğinin sağlanmasına yönelik bilinçli hedefleri olan en büyük camiasının içinde bulunmuş olduğu durum maalesef içler acısıdır.

    Ortada bir kriz var ve bu krizin çözümüne yönelik adımlar atılmıyor. Veya atılan adımlar karınca adımları olarak gözlemleniyor. Başından beri anlayamıyorum!! Tarafların çözümü kendi aralarında değil de kitlesel yayın organları aracılığıyla yapıyor oluşlarını.

    Kongre öncesinde ulaşabildiğim yetkili kişilere sürecin nasıl yönetilmesi gerektiği hususunda fikirlerimi ifade etmiştim. Bu krizin bu noktaya gelebileceğini tahmin etmiştim ve bu noktaya gelmemesi için atılması gereken adımları acizane iletmiştim. Ancak görüyorum ki bu tahminlerim pek bir anlam ifade etmemiş. Maalesef!!

    Bu ayrışmayı on yıl önceki meydana gelen ayrışmayla aynı bağlamda değerlendirmemiz mümkün değildir.

    Yaklaşık on yıl önce gerçekleşen ayrışmada tarafların bir tanesi “Bu söylem, bu gidiş, bu yöntem, bu fikri düzlem 21. yüzyıla ait değildir. Toplumda karşılığı yoktur.” diyerek kendilerine “muhafazakar demokrat” sıfatı takarak çekip gitmiş. Kalanlar ise dünya İslam birliğini savunarak ve değerlerine ve özüne daha çok sahip çıkarak devam etmiştir. Milli Görüş davasında kalanlar; içlerinde birbirleriyle çeşitli tali meseleler üzere ayrılıklara düşmüş tarafları barındırarak aynı çatı altında çalışmaya gayret göstermiştir.

    Bu tarafların önde gelen şahsiyetleri bu sorunu, bir araya gelerek çözüme kavuşturma yöntemini benimsememiş, tabana yönelik ve teşkilatın aktif çalışan mensuplarına yönelik mesajlar vererek kendilerini anlatma yolunu takip etmişlerdir.

    Tarafların bir tanesinin elinde sıkı bir koz var: “HOCA”. Her söylediklerinin ardından Hoca da böyle düşünüyor diyerek "pirincin içerisindeki siyah taşlar ayıklandı, şimdi sıra beyaz taşların ayıklanmasına geldi." diyorlar ve diğer tarafı uluslar arası ve ulusal güçlerle işbirliği yapan grup olarak tanıtmaya çalışıyorlardı. Diğer taraf ise 2008 kongresine kadar parti içerisinde etkin bir düzeyde olamadığı için dışarıda bir araya gelerek çeşitli toplantılar yaparak değerlendirmeler yapmakla yetiniyorlardı. 2008 kongresi sonunda önceden yapılan istişareler sonucu alınan karar üzere yönetime gelmiş ve iki yıl kadar görevlerini yürütmüşlerdi.

   

İstişareler sonucu vazifeye getirilmiş olmasına rağmen, diğer taraf nezdinde pirincin içerisindeki beyaz taş’lıktan kurtulamamış ve sürekli açıkları aranmaya çalışılmıştır. Bu durum tarafların birbirlerine daha çok bilenmelerine sebebiyet vermiştir. Güvenilmez (!) bir genel başkanın altında liderin emriyle çalışmaya devam etmişlerdir.

    Bu durum buzların erimesine değil daha çok katılaşmasına ve kutupsallaşmasına sebebiyet vermiş ve hatta mevzileri kaptırmama olarak boyut kazanmış “iki yıl sabrederek vazifelerinde kalmaları” durumunda partiyi ele geçirenlerin çekip gideceği motivasyonunu yüklemiştir.

    Bütün bu var olan durumlar ve değerlendirmeler bağlamında kongreyi ve sonrasını değerlendirmek gerekir.

    Yönetimde olan taraf bu ekiple uyum içerisinde çalışamıyoruz diyerek kongre yapmak isterken, diğer taraf tasfiye ediliyoruz şekline çıkış yapmıştır.

    İki yıllık zaman zarfında güvenmedikleri Genel Başkanın altında uyumsuz çalışanlar; "Partiden biz değil, Erbakan Hoca tasfiye ediliyor" diyerek taban ve teşkilat nezdinde hassasiyetler kullanılmış ve yansıtma yapılmıştır.

    Kongre günü, bilgisi dahilinde veya haricinde hazırlanmış olan iki listenin başında teklif edilmiş olan Sayın Genel Başkanın listenin birinden istifa ediyor oluşu stratejik bir hataydı diye düşünüyorum. Ortada bir kriz vardı ve yönetilemedi. Zaten teşkilata ve tabana buna benzer şeyler anlatanların tezlerini ispat gibi.

    Kongre sonrası süreçte mesele daha da derinleşmeden tarafların Hocanın hakemliğinde bir araya gelerek uzun bir süre (bu süre mesele çözüme kavuşturulana kadar) hiçbir yere demeç vermeksizin çalışma yapıp teşkilatın rahat çalışma ortamını düzenlenmeliydi. Ancak bu yapılmadı. Bir taraf Hocanın etrafında çember oluşturarak içeriye girişi engelledi. Ve kitlesel yayın organlarına demeçler vererek yaranın derinleşmesine katkı sağlarken, diğer taraf bu mesele aile içidir diyerek, kol kırılır yen içinde kalır diyip yine kitlesel yayın organları aracılığıyla kırıcılıktan uzak durulması mesajını iletip bir araya gelme noktasında etkin bir yol takip etmeyerek yaranın derinleşmesine katkı sağlamıştır. Hiçbir şey yokmuş gibi yapılarak var olan kriz yönetilemez.

    Son olarak acı bir görüntü iftar sofrası!

    Yabancı ve yerli misafirlerin davet edildiği Ramazan sofrasında Kuran okunurken başlayan kargaşa ilerleyen zaman diliminde istenmeyen görüntülerle son buldu. “UMUTLAR YIKILDI”

    Bu olayın gerçekleşeceğini önceden tahmin etmemek mümkün değildi. Arkadaşlık siteleri, mail grupları ve basın kuruluşları kullanılarak yapılan hazırlık sonucu muhalif kişiler  kendilerine öğretildiği şekliyle lidere itaatsizliğin (!) hesabını sormaya gelmişlerdi. Oraya toplanan grubu sayılarıyla değerlendirmek yanlıştır. 5000 kişi toplayacaklardı, ancak 50-100 kişi toplayabildiler. Bunların sayıları bu kadar veya “birkaç on kişinin” davranışı diyerek okumak yanlıştır. Orada ki muhalif gençler delikanlılığın (!) gereğini yaparken diğer muhalifler ise serinkanlılığı seçmiştir. Sayılar bağlamında olayları değerlendirmenin yanlış olduğu kanaatindeyim. Ayrıca iftar sofrasında meydana gelen kargaşanın ardından salonu terk ederek ayrılmanın doğru bir karar olduğunu düşünmüyorum.

    Grubu yatıştırmak için sahneye çıkan isimlerin yanlış seçildiği kanaatindeyim.

    Beyazıt meydanında ki taşkınlıkları dindirme noktasında ki tecrübesinden istifade edelim düşüncesiyle Bülent Yıldırım'ın sahneye çıkarılması, olayı okuyamamanın bir görüntüsü olarak değerlendiriyorum.

    Orada ki gençler Mavi Marmara Kahramanı olarak değil de kendilerine yıllarca anlatıldığı şekliyle hocayı satan (!) Bülent Yıldırım'ı karşılarında görünce daha da çok gerginleştiler.

    Peki ne yapılmalıydı??

    Kişisel kanaatim; her türlü sözlü ve fiili darp ve sataşma ihtimaline karşın Genel Başkanın, kendi masasında ki misafirlere müsaade ederek grubun öncülerini masaya davet edip diğer gençleri de etrafta konuşlandırarak onları dinlemesi gerekirdi diye düşünüyorum.

    Sormalıydı. "Ne istiyorsunuz gençler?"

    Zannediyorum o gençler başta belki hakaretlerle başlayacağı konuşmalarına nezaket çerçevesinde devam ederlerdi. O gençler son noktada "Sayın Genel Başkanım Hocamızı üzmeyin. Gidin itaat edin"  diyeceklerdi. Genel Başkan da kendine ait ifadelerle gençleri yatıştırıp HOCAMIZLA görüşeceğini ifade etmeliydi.

    Bu gangren olan yara ampute (kesilmeden) edilmeden tedavi edilmesi için yapılması gerekenler:

    Hocamızın bir an önce etrafındaki çemberi kırarak meydana gelen olayların bize yakışmadığını ifade edip tarafları bir araya getirme noktasında daha etkin adımlar atması lazım gelir.

    Sayın Genel Başkanın bir an evvel ekibiyle beraber randevu beklemeksizin Hocamıza ulaşarak; kibir, gurur ve komplekslerden uzak bir bir şekilde “Sayın Hocam teşkilatın bir kısmı nezdinde veya sizin nezdinizde, sizi çiğnediğim ve tasfiye ettiğim algısı mevcut. Bu algıyı yıkmak istiyorum. Ne yapabilirim." diyerek gerekirse "Başlarımız eşiğinizin altındadır. Çiğne" diyerek sahabe tavrı sergilemeli, karşılıklı helalleşilmeli ve yeni bir yol haritası belirlenmelidir.

    Daha çok teklifler yapılabilir amma…

    Sayın Genel Başkan teşkilatın bütün bireyleri nezdinde Reis olarak  kabul görmeniz için fikir, eylem ve hedefler kapsamında aynı olduğunuzu sözlerle değil, davranışlarla göstermeniz sizi değişmez kılacaktır.

    Acizane düşüncelerimdir.

    En iyisini ve en doğrusunu Allah bilir. 

 

    Sizi O’na emanet ediyorum.
 
 

--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
 
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
 
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
Google Plus'da Paylaş

Yazar Anadolu Haber

Yazar hakkında bilgi yazılacak.
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum :

Yorum Gönder

Yorumlarınızda Kişilik haklarına saldırı,küfür ve benzeri ifadeleriniz yayınlanmamaktadır.Yorumları yazarken İsminizi belirtmeniz önemle duyurulur.