[anadoluhaber] ASA-YI MUSA DERSLERİ----119----Meşahir-i insaniyenin [insanların meşhurlarının] en yüksekleri ve namdarları [şöhretlileri] olan o üstadların herbirisinin elinde Hâlık-ı Kâinat [kainatın yaratıcısı] tarafından verilmiş nişane-i tasdik [Doğruluğunu, kabul edilirliğini gösteren alâmet, belirti] olarak mu'cizeler [insanların açıklamakta aciz kaldıkları olağan üstülükler] bulunduğundan,

119.ders. 27.09.2010--[pazartesi]

 

Asâ-yı Mûsâ'dan

İkinci Kısım

Hüccetullahi'l-Bâliğa

Risalesi

On Bir Hüccet-i İmâniyedir

Birinci Hüccet-i İmâniye

Âyetü'l-Kübrâ[14]

 

 

İşte bu üç hakikatin ittifakıyla, hayvanların bütün envâı [türleri], beraber öyle bir Lâ ilâhe illâ Hû deyip şehadet getiriyorlar ki, güya zemin, büyük bir insan gibi, büyüklüğü nisbetinde Lâ ilâhe illâ Hû diyerek semâvât ehline [ahalisine] işittiriyor mahiyetinde gördü ve tam ders aldı. Birinci Makamın Yedinci Mertebesinde bu mezkûr[bahsi geçen] hakikatleri ifade mânâsıyla,

لاَۤ إِلٰهَ إِلاَّ اللهُ الْوَاجِبُ الْوُجُودِ الَّذِى دَلَّ عَلٰى وُجُوبِ وُجُودِهِ فِى وَحْدَتِهِ: إِتِّفَاقُ جَمِيعِ أَنَوَاعِ الْحَيَوَانَاتِ، وَالطُّيُورِ الْحَامِدَاتِ الشَّاهِدَاتِ بِكَلِمَاتِ حَوَاسِّهَا، وَقُوَاهَا وَحِسِّيَاتِهَا وَلَطَاۤئِفِهَا الْمَوْزُونَاتِ الْمُنْتَظَمَاتِ الْفَصِيحَاتِ وَبِكَلِمَاتِ اَجْهِزَتِهَا وَجَوَارِحِهَا وَاَعْضَاۤئِهَا وَآلاَتِهَا الْمُكَمَّلَةِ الْبَلِيغَاتِ، بِشَهَادَةِ عَظَمَةِ إِحَاطَةِ حَقِيقَةِ اْلاِيجَادِ وَالصُّنْعِ، وَاْلاِبْدَاعِ، بِاْلاِرَادَةِ، وَحَقِيقَةِ: اَلتَّمْيِيزِ وَالتَّزْيِينِ، بِالْقَصْدِ. وَحَقِيقَةِ: اَلتَّقْدِيرِ وَالتَّصْوِيرِ، بِالْحِكْمَةِ مَعَ قَطْعِيَّةِ دَلاَلَةِ حَقِيقَةِ: فَتْحِ جَمِيعِ صُوَرِهَا الْمُنْتَظَمَةِ الْمُتَخَالِفَةِ الْمُتَنَوِّعَةِ غَيْرِ الْمَحْصُورَةِ مِنْ بَيْضَاتٍ وَقَطَرَاتٍ مُتَمَاثِلَةٍ مُتَشَابِهَةٍ مَحْصُورَةٍ مَحْدُودَةٍ 1

denilmiştir.

Sonra o mütefekkir [düşünen] yolcu, marifet-i İlâhiyenin [sadece Allah'ın kudretinde olan bilginin] hadsiz mertebelerinde ve nihayetsiz [sonsuz] ezvâkında [zevklerinde] ve envârında [nurlarında,aydınlığında] daha ileri gitmek için, insanlar âlemine ve beşer dünyasına girmek isterken, başta enbiyalar [peygamberler] olarak onu içeriye davet ettiler; o da girdi. En evvel geçmiş zamanın menziline baktı, gördü ki:

Nev-i beşerin en nuranî ve en mükemmeli olan umum peygamberler (aleyhimüsselâm) bil'icma' beraber Lâ ilâhe illâ Hû deyip zikrediyorlar ve parlak ve musaddak [tasdik olunmuş, doğrulanmış, gerçekliği kabul edilmiş] olan hadsiz mu'cizatlarının [olağanüstü gösterdiklerinin] kuvvetiyle, tevhidi [Allah'ın varlığını, birliğini, dengi ve ortağı bulunmadığını] iddia ediyorlar ve beşeri hayvaniyet mertebesinden melekiyet derecesine çıkarmak için, onları iman‑ı billâha [Allah'ın varlığına, birliğine inanmaya] davet ile ders veriyorlar gördü. O da, o nuranî medresede [Ders okutulan yerde] diz çöküp derse oturdu. Gördü ki:

Meşahir-i insaniyenin [insanların meşhurlarının] en yüksekleri ve namdarları [şöhretlileri] olan o üstadların herbirisinin elinde Hâlık-ı Kâinat [kainatın yaratıcısı] tarafından verilmiş nişane-i tasdik [Doğruluğunu, kabul edilirliğini gösteren alâmet, belirti] olarak mu'cizeler [insanların açıklamakta aciz kaldıkları olağan üstülükler] bulunduğundan, herbirinin ihbarıyla [haberleri ile] beşerden bir taife-i azîme [insanlığın büyük bir kısmı] ve bir ümmet tasdik edip imana geldiklerinden, o yüz bin ciddî ve doğru zâtların icmâ [hep birlikte] ve ittifakla hüküm ve tasdik ettikleri bir hakikat ne kadar kuvvetli ve kat'î olduğunu kıyas edebildi. Ve bu kuvvette, bu kadar muhbir-i sadıkların[doğru haber vericilerin] hadsiz mu'cizeleriyle [sayısız olağan üstülükleriyle ] imza ve ispat ettikleri bir hakikati inkâr [ret] eden ehl-i dalâlet [sapıklar] ne derece hadsiz bir hata, bir cinayet ettiklerini ve ne kadar hadsiz bir azaba müstehak [hak etmiş] olduklarını anladı ve onları tasdik edip iman getirenler ne kadar haklı ve hakikatli olduklarını bildi; iman kudsiyetinin [Temizliğinin,arınmışlığının] büyük bir mertebesi daha ona göründü.

 

 

1-    Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ki, mevzun ve muntazam ve fasih hasselerinin ve kuvvelerinin ve hissiyat ve lâtifelerinin kelimeleriyle ve mükemmel ve beliğ cihazat ve cevarih ve âlât ve âzâlarının kelimeleriyle hamd ve şehadet eden bütün hayvanat ve tuyur nevilerinin ittifakı, birbirinin misli ve benzeri, mahsur ve mahdut sayıda yumurta ve katrelerden muntazam, muhtelif, mütenevvi ve gayr-ı mahsur suretlerinin fethi hakikatinin kat'î delâletiyle beraber, iradeli icad ve sun' ve ibdâ' hakikatinin ve kasdî temyiz ve tezyin hakikatinin ve hikmetli takdir ve tasvir hakikatinin azamet-i ihatasının şehadetiyle, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.

 

Devam edecek:140

 

 

Bu Sayfaya Yeni Notunuz

 

Kaydet

 


--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
 
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
 
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
Google Plus'da Paylaş

Yazar Unknown

Yazar hakkında bilgi yazılacak.
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum :

Yorum Gönder

Yorumlarınızda Kişilik haklarına saldırı,küfür ve benzeri ifadeleriniz yayınlanmamaktadır.Yorumları yazarken İsminizi belirtmeniz önemle duyurulur.