[anadoluhaber] Haset Etmek

Haset dini bir terimdir. Bende yok başkasında da olmasın demektir. Büyük günahdır çünkü toplumu yer bitirir. İnsan sürekli kendini başkalarıyla kıyaslar ve bunu yanlış bir şekilde yapar. Sürekli başkalarına çelme takmaya çalışır, onları kıskanır. Ama kendi de hiç mutlu olmaz, çünkü karşısına kendinden üstün birileri mutlaka çıkar. Daha zengin, başarılı, akıllı vs. Bu da insanın mutsuzluğuna sebep olur. Ayrıca herkes "meyve veren ağaçları taşladığından" ekonominin verimi düşer. İnsanlar çalışma azimlerini, başarma gayelerini kaybederler.

Bunun yerine tavsiye edilen "imrenme"dir. Bu "başkasında var, bende de olsun" demektir. İnsanın kendisini daha çok çalışmaya, üretmeye, kazanmaya teşvik eder. Bu gelişimi doğurur.

Ülkemizde bazı kesimler 1 Mayıs'larda olsun, diğer fırsat bulduklarında özellikle banka şubelerine saldırırlar, herhalde bunu izlemişsinizdir. Onları kendi yoksulluklarının sebebi olarak görürler. Evet bankalar faizle para satarlar. Ancak bunun Kuran'da geçen "riba" olmadığını söyleyenler var. Zira eski zamanda para altındanmış, değer kaybı düşükmüş. Ancak günümüzde kağıt para kullanılıyor, fiyatlarda artış oluyor. Buna dayanarak bazı alimler örneğin konut kredilerine eğer kira kadar taksitle ödenebilecekse cevaz veriyorlar.

Ancak mesele sadece banka meselesi değil. Biliyor musunuz 12 Eylül öncesinde bazı insanlar Boğaz'daki yalıların bahçelerine girip inceleme yapıyorlarmış. Ev sahipleri sorunca demişler ki "burada bugüne kadar siz oturdunuz, devrimden sonra biz oturacağız, el koyacağız"! Boğaz'da belki bir kaç yüz belki de bin yalı vardır. Hadi el koydular diyelim, neden bazı kişiler birer tane kapacak da diğer devrimciler mahrum kalacak? Bunun kıstası nedir? İlk gelen? En fazla militanlık yapıp "politburo"ya giren?

Bence bu işin çözümü serbest rekabeti yoketmek değil, sağlamaktır. Eğer insanlar çalışanın, fikir üretenin kazandığı bir ortam bulurlarsa bu tip zararlı fikirlere kapılmazlar. Ne var ki ülkemizde pek çok sektörde tekelleşme var. Örneğin Türk Telekom'un devlet tekeli benim de içinde bulunduğum yazılım sektörüne inanılmaz zarar vermiştir. Bu mesele yalnız 65 yaşındaki teyzelerin telefon faturasının yarıya düşürülmesi meselesi değildir. İnternet'in Türkiye'de geç kabul görmesinin sebebi budur. Şimdi bazıları diyebilir ki çoğu site 2005 yılındaki telekom özelleşmesinden önce de faaliyetteydi. Doğru, ama çoğunun sunucuları yurtdışındaydı. Ayrıca içerikleri de artan bantgenişliğine bağlı olarak gelişmiştir. Örneğin 5 yıl önce İnternetten kaçırdığınız favori dizinizi seyredemezdiniz. Yani nicelikten ziyade nitelik ile ilgili bir konudur bu. Uzmanların görüşü daha önce dinlenseydi çok iyi olurdu. Yalnız hangi uzmanlar? Türkiye'de Bilgisayar Mühendislerinin bir odası yok, Elektrik Mühendisleri Odası var. Oradaki yöneticiler yıllarca ısrarla ve inatla özelleşmeye karşı çıktılar. Devleti ve medyayı etkileyerek bu konuda çeşitli dava ve kamuoyu oluşturma çabalarıyla tıkanıklık yarattılar. Bence bir kimse,

- önce insandır
- sonra bir inancı vardır
- sonra bir vatandaşlığı, ülkesi vardır
- sonra bir mesleği vardır
- ancak sonra bir siyasi görüşü vardır

Ancak bazılarının sıralamasında siyasi görüş meslekten önce geldiği için okulda kendilerine öğretilen boolean ve bulanık mantık gibi kuralları özümseyemiyorlar. Hal böyleyken hem savları bilim dışı oluyor hem de mesleki başarıları düşüyor. Mesela diyelim ki bugün telekom devlet malı olsaydı, gene yabancı firmaların ürettiği ekipman kullanılmayacak mıydı? Siz sanıyor musunuz ki bir yönlendirici, içindeki gizli bir kod sayesinde içerisinden geçen verinin kopyasını yurtdışındaki bir IP'ye gönderse, 300 küsur GIGA bitlik bir Türkiye yurtdışı bağlantısında farkına varılabilir! Bilmiyorum hiç protokol analizi yapan yazılımlar gördünüz mü, bunların kurulması, işletilmesi hele ki şifreleme gibi konuları da hesaba katarsak ne kadar zor. İşte Birleşik Arap Emirlikleri'nin, Hindistan'ın Blackberry'ye tahammül edememesinin nedeni bu. Çünkü yalnızca iletiler şifrelenmiyor, aynı zamanda da hepsi, isterseniz komşunuzla yazışın, Kanada ve İngiltere üzerinden yollanıyor, oralarda kayıt altına alınıyor.

Baktığınızda bu şifrelerin çözümü için değişik yöntemler kullanılıyor deniliyor. Ama en etkin olan, üretici firmayı bütün konuşmaları çözen ana anahtarı hükümetlerle paylaşmaya ikna etmek. Bundan beş yıl önce Skype görüşmelerinin hepsi Avrupa'da çözülüyor ve kaydediliyordu. Ta o zaman bir yabancı meslektaş arkadaşım ihaleyi aldı ve kodu yazdı. Bana Windows 2003 kullanmaları biraz tuhaf gelmişti o zaman o bunun Linux'a göre %26 daha hızlı paket okuduğunu (kokladığını) söyledi. Ayrıca hiç aklıma gelmezdi ama "madem ki her görüşme bir kere yazılacak ve ayda yılda bir okunacak, o zaman direkt NTFS'e dosya olarak yazalım" demişler, milyonlarca doları Oracle'a veritabanına vermemişler. Bedava veritabanı dahi kullanmamışlar performansı yüksek olsun diye!

Her neyse sanırım telekom'un sadece devlet malı olarak tutarak stratejik önemini koruyamayacağımızı anlatabilmişimdir. Eğer gerçekten konuşmalar dinlenemesin deniliyorsa, telekom özel olur, o ortamda teknokentlerde firmalar İnternet'te iş yapmaya başlarlar, üst bilgi (know-how) birikir. Sonra bu firmalar kırılamaz bir algoritma bulurlar ve önemli görüşme yapacaklar bunu kullanan yazılımlar kullanırlar. Şimdi Aselsan'ın bu tip cihazları çoktan devlet görevlilerine verdiğini söylüyorlar. Ancak bu cihazlarda nasıl bir algoritma kullanıldığı muamma. ABD Savunma Bakanlığı 2000 yılında Belçika'lı iki matematikçinin bulduğu AES alkgoritmasının patentini satın aldı ve algoritmayı dünyaya açtı. Bugün Winzip dahi bunu bedava kullanıyor. Hem algoritmanın tüm zayıf yönlerini bildikleri için Winzip ile yapılan şifrelemeleri kırabiliyorlar hem de dünya algoritmayı gördüğü için, kendileri dışındaki biri kırsaydı duyacaklardı. Bu konularda büyük bir rekabet var. Mesela GSM, SSLv2 hep kırılmış algortimalardır. Bir algoritmayı eğer beyaz şapkalı (bulduklarını açıklayan) hacker'lar kıramazsa siyah şapkalılar da (kötü niyetliler) de büyük ihtimal kıramaz. Ayrıca bilmeyenler için yazayım bu algoritmaları görmek onları kırmanızı sağlamıyor, anahtarlar sürekli değişiyor. İşte bu durumda Aselsan'ın yaptığı bana çok doğru gelmiyor. Bence kaynak kodu dahi açmalılar. Hatta Pitbull diye bir firewall (güvenlik duvarı) yazılımı kendine kırılamaz diyordu. Bir ödül koydular 80.000 dolar veririz dediler ve birisi parayı aldı. Ben Aselsan'dakilerin yerinde olsam sadece teknolojiyi değil, bu hem test hem de pazarlama taktiklerini de düşünürüm. Devlet bugün Sanayi Bakanlığı aracılığıyla proje getiren girişimcilere 100.000TL hibe veriyor. Devlet bu şekilde 10.000.000TL dağıtabiliyorsa isterse Marslı olsun kendi algoritmasının sağlamlığını test edecek birine de versin parayı. İnanın bu devletin çok parası var ama öncelikleri yanlış.

Neyse bu sabah canım yazı yazmak istedi, ben de daldan dala atladım.

Saygılarımla,

Görkem Ateş
http://www.gorkemates.com

--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
 
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
 
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
Google Plus'da Paylaş

Yazar Unknown

Yazar hakkında bilgi yazılacak.
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum :

Yorum Gönder

Yorumlarınızda Kişilik haklarına saldırı,küfür ve benzeri ifadeleriniz yayınlanmamaktadır.Yorumları yazarken İsminizi belirtmeniz önemle duyurulur.