[anadoluhaber] Türkiye savunmada değil Ataktadır.

Bir yazışmada sırf müzmin muhalif olduğu için yazdığım yazılara ters cevaplar veren bir yazar. Son yazılarımdan birinde geçen AB, ülkelerine ihracatımızın son dönemlerde tüm ihracatımız içinde %50’yi aştığı ve bununda %90ının sanayi ürünlerinden oluştuğuna dair yapılan resmi açıklamaları dile getirişim karşısında sürekli geri gittiğimizi ileri sürmeye çalışan birine cevabım aşağıdadır

Ben ihracatımız iki milyar doları aştı diye okuduğumuz haberler ile sevindiğimiz dönemlerden geliyorum. iki milyarı aşmakla üç milyarı aşmak arasındaki bir milyarlı1/3 artma süresinin bu iktidarın mevcut ömründen daha uzun olduğunu da hatırlıyorum. Sadaka kültürünün ABD kaynaklı peynir tereyağı vs olarak geldiğini halkın içinde domuzlu bir şeyler vardır diye rağbet etmeyip sana yağı ile değiştiğini zaten çoğunun üzerine yatıldığını da biliyorum. O peynir vs nin daha zengin mahallelerin bakkallarında yüksek fiyatla satıldığı dönemler ve ondan önce halkımız arasında kahve içme kültürünün yıllarca kahve ithal edilemediği için çaya dönüştüğü zamanlardan geliyorum.

Yurt dışındaki elçilik ve konsolosluklarımızın elektrik su ısınma faturaları ödenmediği için soğukta ve karanlıkta kaldıkları. Belki bazılarının tanıdıkları başka yabancı diplomatlardan borç alarak karınlarını doyurdukları günleri hatırladıkça dehşete düşüyorum. Acil para ihtiyacı içinde sıcak para diye kıvranan ama ülkeyi soyanların aldırmadığı karanlık günleri de görerek geliyorum. Almanya'nın öncülüğünde karşılıksız hibe (sadaka) olarak bizim için para topladığı günleri ve Başbakan Ecevit'in bir milyon dolar borç ya da hibe vermesi için en küçük vilayetimiz kadar veya daha küçük bir ülke olan Lüksemburg'un ne kadar üzmek için nazlandığını da hatırlıyorum.  

Aslında o durumun tek suçlusu olmayan Başbakan Ecevit’i nasıl bir duruma düşürdüklerini, Demirel’i de çalıştırmayıp engelleyen patronlar ile bürokratların ahbap çavuş ilişkilerinin ihanet boyutuna vardığını da hatırlıyorum. Merkez bankamızda bir kaç milyar dolar rezerv oluşunca iktidarın nasıl hava attığını düşünüyorum. Daha yedi sene önce Irak olayları ile içine düştüğümüz sıcak para sıkıntısı nedeni ile ABD’nin Karadeniz deki limanlarımızda ve Sabiha Gökçen hava alanı da dahil pek çok, nerede ise tümü ile hava ve deniz limanlarımızı ABD askeri kullanımına açmamız için bir milyar dolar hibe yada 7,5 milyar dolar vadeli borç olarak para teklif etmesini ve bu arada batı medyasında Türkiye’nin göbek atan aşüfte bir dansöz ve ABD’nin de orasına burasına para sıkıştırılan kiralık konsomatris dansöz gibi karikatürlere konu olduğunu hatırlıyorum. Aynı günlerde malum medyanın ve arkasındaki TUSİAD ve bürokrasinin eğer bu parayı almazsak yanarız ölürüz biteriz diye nasıl histerik çığlıklar atarak nasılda şirretlik ederek ABD ye teslim olalım demenin CHP’nin klasik temelsiz saldırılarının dış düşmandan daha ağır bastığı utanç verici çığlıklarının iğrenç ve aşağılık yankılarını hala kulaklarımda duyuyorum. Hükümet bir süre oyaladıktan sonra o limanları açmadı. O parayı da almadı. Batının sıktığı gırtlağımızı kurtarabilmek için yerli kaynaklara başvurmak istedi ve 2B yasasını çıkarmaya kalkışınca milletimize ve TBMM si açılış konuşmalarında meclise bir kere bile selam vermeyen ama İsrail parlamentosunda İbranice selam anlamına gelen Şalom diye söze başlayan Necdet Sezer'in yaptıklarını unutamıyorum. Ecevit hükümetini çökerten ilk kurşun gibi bakanın yüzüne fırlattığı ekonomiyi çökerten kitapçığı unutamazken, bu hükümeti de dışa muhtaç edebilmek için o yasayı veto edişini de hatırlıyorum. O günlerin devlet yapısının Türkiye’ye mi yoksa çok daha öncelikli olarak İsrail’e ve patronu batıya mı çalıştığını hala sorguluyorum. Silivri olmasa idi halimiz nice olurdu diye düşünmekten de kendimi alamıyorum. Şimdi aynı çevreler dünyada dolar düşerken neden Merkez bankamız elinde 70 - 80 milyar eskiden hayal bile edemeyeceğimiz kadar doları rezerv tutuluyor diye kınıyorlar. Demek ki elimizin altında nakit 70 - 80 milyar dolarımız varmış buda hükümeti düşürmek için oyun kurmak amaçlı Türkiye ekonomisi batırma bahasına mali krizler çıkarmakta dışarısı ile işbirliği içindeki içimizdekileri de rahatsız ediyormuş. Meğer Ecevit’i bir milyona(milyar değil)  Lüksemburg’a esir edecek duruma düşürenlerin devlet içindeki çeteleri milyon dolarları haraç diye alıyor veriyor ve saltanat sürerken dilediği gibi, batı ya bağımlı olmamaya çalışan zenginin ve mafyacının haracını yiyip kafasına sıkıyor iç savaş çıkarmak için yemedikleri haltları kalmıyormuş.

Bunu bir yana bırakıyorum. Yerli sanayinin montaj olduğunu söylemekle dünyada pek çok ülkenin sanayinin aynı şekilde çalıştığını görmezden geliyorsunuz. Batının meşhur marka arabalarını sökün küçük parçalarının bazıları Japon bazı parçaları Türk bazıları Kore vs damgalıdır.

Türkiye montaj sanayine mahkum oldu ise bu daha önceki hükümetlerin ve devleti elinde tutan çapsız akılsız ve sadece hödüklük ile kodumu oturtan tip devlet erkanının, sen ben bizim oğlan düzeninin sonucudur.

Ama günümüzde Türkiye montaj yolu ile ürettiği pek çok sanayi ürününün ihtiyaçlarını yerli yan sanayiden karşılamakta ve bu yan sanayi ürünü parçaları patent sahibi ülkelerde dâhil o ürünü kullanan pek çok ülkeye ihraç etmektedir. Zaten önceki haberimde sözünü ettiğim gerçeklik de sanayi ürünü ihracatımızın toplamdaki payının %90 ı çoktan geçtiğini belirtmektir.. 15 milyonluk yerli malı haftası yapan ve fındık tütün ile yerli malı kullanılmış olacağını zanneden bakış açısındaki ülkemiz  gerilerde kalmıştır.

Aslında neden hala dünya çapında bir cep telefonu dahi üretmediğimizi sormanız ve cevap aramanız gerekirken ömrünü ülkemizdeki hödükler diktasının meşruiyetini kutsamaya adamış davranış şeklini ile neden Karadenizli  vatandaş bir eğe bir mengene ile dünyanın en iyi tabancalarının aynısı ile kopyalar ve kaçak yerli silahlar üretirken. Onları sanayide kullanmak yerine senelerce neden hapis yatırıp elimizdeki menzili iki bin ve tesirli mesafesi 800 metre olan yerli piyade tüfeklerimizi daha da geliştiremeyip askerimizin ortadan kaldırıldığını sorgulamıyorsunuz. Eline daha işe yarar yerli yerine ithal silahlar verdiğimiz askerin bu durumu neden sorgulamadığını da sorgulamalısınız. Bu sayede daha hayırlı bir iş yapmış olmaz mısınız? Beni asıl şaşırtan ülkemiz büyüyeceğine tek güdük ve küçük kalsın da bizler hödükler diktamızı sürdürüp sıradan vatandaşı eski günlerdeki gibi hem dövüp hem edelim şeklindeki günümüzde utanç verici düşünce tarzına saçma sapan savunma gerekçeleri arayanlarımızdır. Dünya değişti,Türk milleti zekidir  kabiliyetlidir ve çalışkandır. Yeter ki alfabe de okutulan uyu uyu yat uyu diye beyinlerimize üflenmiş hipnotik sözlerin hipnoz ve büyüsünden kurtulalım. Sizlerde yolu suyu olmayan fakir köyün dünyadan habersiz cahil ve hödük ağası gibi kalmak yerine, zengin ve güçlü ülkenin hukuk ve güven içinde herkesle birlikte müreffeh yaşayan sıradan bir vatandaşı olmanın daha hayırlı olduğunu fark etmeye başlayacaksınız. Eninde sonunda başlayacaksınız ya da alışacaksınız. Çünkü milletimiz ölene kadar askerlik yapmayı değil diğer kabiliyetlerini de ortaya koymayı istiyor. Askerliği de askerlere bırakalım ve kışkırtıp zor duruma düşürmeyelim. Ülkemiz hak ettiği dünya devleti olmak yolunda hızla güçleniyor. Güvenlik konseyi geçici üyeliğine bile yeni seçilebildik. Çıkardığımız İsrail krizi ile yeni seçimde de Kanada’yı engelleyip seçtirmedik. Sevinilecek ve onur duyulacak işlere karşı çıkanlar eninde sonunda mor olacaklardır.

A.D.Şimşek

 

--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
 
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
 
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
Google Plus'da Paylaş

Yazar Unknown

Yazar hakkında bilgi yazılacak.
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum :

Yorum Gönder

Yorumlarınızda Kişilik haklarına saldırı,küfür ve benzeri ifadeleriniz yayınlanmamaktadır.Yorumları yazarken İsminizi belirtmeniz önemle duyurulur.