[anadoluhaber] Yumurtalı Şeriatçı laik savaşları ve akıl

Yumurtalı Şeriatçı laik savaşları ve akıl

SiyasetMeydani İsimli internet grubunda çok değer verdiğim arkadaşlardan iki kişi arasında geçen ve zaman zaman diğer arkadaşlarında katıldığı bir şeriat tartışması sürmektedir. Konuya girmeden sadece tartışmaların bana düşündürdüklerini burada yazmaya çalışacağım. Bu yazım ideolojik bir yazı olmayıp düşünceler bazında dile getirmek istediğim iddiasız görüşlerimdir.

Bu tartışmalarda günümüzdeki her tartışma gibi akılcılık temelinde sürmektedir.

Bilindiği gibi İman eden erkeklere Mümin kadınlara mümine ve Müslüman olan erkelere Müslim kadınlara Müslime denir.

İman etmek inanmak kelimesi ile izah edilmesi mümkün olmayan bir bilgi ile bir şeye bizzat şahit olarak inanma aşamasından başka bir şahadet yani bazı şeylere şahit olarak varılan ve kesin hüküm içeren bir olay veya kişiye özel bir haldir.

Müslüman İslamı kabul eden demektir. İslam ise Selam kökenli salim düşünme sonucu selamete ulaşmak için Allahın selamını getiren son peygamberlerine tabi olmak, aklen ve vicdanen teslim olmayı kabul etmektir. Ancak Müslüman olmak İmanın mümindeki seviyesine çıkıvermiş olmak değil inanarak teslim olmaktır.

Mümin kâinatta her şey Allah’ı inkâr etse ve tek başına kalsa dahi imanında bir şüphe hâsıl olmayacak şekilde inandığının kesin şahididir. Aslında inandığı iman ettiği şeyi istese dahi inkâr edemeyecek bir hale erdiğini fark edebilendir. Bu konu Kuran da pek çok yerde geçer. Ama burada sadece bir örnek vereceğim.

 

Şimdi bir örnekle konuya geçmek istiyorum. Ancak vereceğim örnek de geçen bazı kelimelerin bilmeyenler için anlamlarını açıklamam gerekmektedir.

Sahabe=Peygamberimiz zamanında onu tanıyarak ona iman ederek yaşamış olan kişiler.

Tabiin= Peygamber efendimizi görmemiş ama onunla birlikte yaşamış olan Sahabeleri görmüş nesil.

Tebei Taibiin=Peygamberimizi görmüş olanları(Sahabeleri) görememiş ama Sahabeleri görmüş olanları yani Tabiin neslini görmüş olan nesil demektir.

İsimlerini hatırlamadığım.

Tebeitabiinden olan bir grup, Tabiinden olan değerli bir zata sorarlar.

Efendim. Peygamber efendimizin ashabı(sahabeleri) nasıl kişilerdi.

Tabiinden olan muhterem zat cevap verir. 

Siz onları görseniz, akıllı demezdiniz. Onlar sizi görseler, Müslüman demezlerdi.

İşte günümüzün asıl sorunu bu. Akılcılık adı altında aklı Allah'a şirk koşacak kadar kutsayıp tartışılmaz zannetmek halimizdir. Akla göre sıradan bir kişi kendi cirmi kadar yer yakmak dışında hiçbir şey yapamaz. Ama bu aklı zan’ı tekzip eden yetim bir ümmi olan peygamberimizin dünya dengelerini kıyamete ve sonrasına kadar değiştirmiş olması yeterlidir.

Eğer bu gerçekten böyle olsa idi dünya hak batıl (Haklı Haksız) şeklinde örtülü iman savaşları tarihi değil akıl savaşları tarihi olurdu. Akıl, savaşalar da sadece duyguların verdiği kararı uygulamakta kullanılan araçlardan birisidir. Savaşların doğuşu daha çok duygular dünyasının akli anlaşmalara izin vermeyişindendir. (İman küfrü bilmektir denildi. Küfür nedir sorusuna ise, Küfür hakkı örtmektir denildi) Eğer akıl mutlak sonuç veren bir cevher olarak herkeste tüm seviyeleri ile mevcut olsa idi bile insanın tatmin olma hırsı ve nefsani iç güdüleri aklı yakalayıp kendi isteklerine çalıştıracak yolları mutlaka bulurdu. Zaten farkında bile olmadan aklı her birimiz bilinçaltımızdaki kurgulara göre kullanmaktayız. Yoksa muhatabının bin liralık elbisesini yumurta ile kirleten ve o kişiye hakaret edenlerin derhal ortak akıl gereği yakalanıp hem verdikleri zarar ödetilip hem de kişiyi küçük düşürmeye çalışmaktan bu adam çok aşağılık ve küçük adamdır. Mahkemece bu kişinin itibarı elinden alınmış olup kredibilitesi sıfıra yakın bilmem kaça düşürülmüştür bu böyle biline diye ortak fetva verilmesi gerekirdi. Bu kişinin yaptığını onaylayanlarda, bunlar akla aykırı olarak orada aşağılanan o okulun öğrencilerinin aslında dinlemek ile çok yararlanacakları ve dinlemek istedikleri eski öğretim üyelerinden değerli zatın konuşmasını engellemek ile, hem o zatın hem de oraya onu dinlemeye gelmiş olanların dinleme haklarının gasp edilmesin de o ahlaksız fiili işleyenlere onay vermiş olmakla aynı suça teşvik ve suça katılmaktan cezaya mahkum edilmişlerdir diye karar verilmesi gerekirdi. Peki ortak aklın böyle bir sonuçta buluşabilmesini engelleyen nedir.Sebep, her aklın sahibine göre kişneyen bir ata benzemesidir. Sahibi akla soruyu almak istediği cevaba göre sorar.

İki tane bir kaç eder diye sorarsa cevap iki olacaktır. Eğer iki tane birden nasıl sonuçlar çıkmış olabilir diye sorarsanız.

1+1=2

1-1=0

1/1=1

1x1=1

Ayrıca, Uzlaşma, ihtilaf, kavga, cinayet,iki kralın sava yada gücün savaşı ile yirmi milyon ölü vs.pek çok cevabı olur. Ya bu birlerin önüne sonsuz sayıda başka rakamlar ekleyip sonrada aynı soruyu bu sefer bunlardan hangi meslek meşrep din vs ile hangi sonuçlar çıkar veya çıkabilir diye soracak olursak benim verebileceğim tek cevap özetle tün sonuçları çıkarmaya yönelik bir yapıya sahi olan insan çıkar. Çünkü bu çıkarımları göreceli olarak çıkaracak olan her ne kadar akıl ise de her insan kendi aklına ne sonuç almak istiyorsa soruyu o cevabı alacak şekilde sorar.

Başa dönecek olursak Peygamberin arkadaşları eğer tebei tabiini görselerdi Müslüman demezlerdi. Tebei tabiin Sahabeleri görselerdi akıllı demezlerdi (Yani deli derlerdi de diyebiliriz) Peki o zaman kesitinden pek çok nesiller boyu uzaklaşmış ve pek çok yeni ilimler ile gelişmiş akıllarımızla İslam’ın kaynağında derslerini Peygamberden almış olan Müminlere göre biz aklı tapınacak kadar kutsayıp imanın tezahürü olan mesela bereket kelimesini ve benzer aklın altından kalkması kesinlikle imkansız bazı sözleri ve olayları izah edebilir miyiz? 

İdam edilerek şehit edilen rahmetli Mısır'lı Profesör Seyit Kutup diyor ki. Bana üçyüz tane gerçek iman etmiş adam bulun size dünyayı fetih edeyim. Bu fetihten kastı sadece kılıç değildir. İnsanların gönüllerinin de fethidir.

Geçmiş de bana bazen Şeriat nedir diye soranlara verdiğim değişmez cevabım hep şu olmuştur. Şeriat her şeyi yerli yerine koymaktır. Açıklama isteyenlere de kimsenin başkalarına tanımadığı hakka sahip olmamasıdır. Örnek ver diyenlerde cevabım. Başkalarının yaşama haklarına saygı duymayıp tanımayarak insanları öldürenlerin yaşama hakkını elinden almamızı söyleyen ilahi kelam Kuranda şöyle açıklamıştır.

Bakara  179  
 (Medenî 87) Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki suç işlemekten sakınırsınız. 

Eğer bunu yasal yoldan ile yapmazsanız. Ya herkes hesabını kendisi görmeye kalkar yada mafyalara ücretle yaptırır ve mafya bir iş sektörüne dönüşür. Yumurtalı saldırı beşe kurşunlu saldırı belden aşağısı yirmi beşe yukarısı yüze halledilir. Devleti mafyalar ele geçirir. CHP gibi partilerde meclise girebilse de giremese de devlete patron olmakla kalmaz devleti koruma adı altında devleti ele geçirmiş olan mafyalara avukatlık ederken elbette yumurta atmak üzerinden her melaneti demokrasinin gereğidir diye yutturmak siyaset diye sunulur. Yargıda bu işten nasibini alıp baklava çalan sabi çocuklara yirmi yıl. Bankaları boşaltanlara da bir daha yapmasın diye para cezasına hükmolunur.

Konuya dönersek özetle anlatmak istediğimiz şudur.

Akıl çok kıymetli bir cevher olmasına rağmen eldeki verilere (mevcut geçerli yasalara) göre hüküm vermekle yükümlü yargıca. Halbuki insanın akıl dışında şaşmaz olarak doğru kararlar veren birde vicdan insaf gibi hassaları vardır. Evi ile birlikte çok değer verdiği şeyleri soyulanın ilk tepkisi bu hırsızların elini keseceksin olur. Evladı öldürülenin tepkisi ise öldürenin öldürülmesidir.

Ama el elin kaybolan eşeğini türkü çığırarak arar diye de bir atasözümüz vardır.

Mağduru huzura kavuşturamayan yargı yada devlet gücü ise anarşi ve terör doğurur. Vatan severlik de mangalda kül bırakmayanların iş hukuka gelince devlet, yandaşım her zaman haklıdır. Bazen haksız olsalar bile yinede onlar haklıdır diyenlerin eline geçer ve o devlet eninde sonunda bir süre sonra iç savaşlar ile zayıf düşer bir dış üfleme ile de yok olur.

Aklı insafın ve vicdanın kontrolünden çıkarmayalım. Yoksa mafya timleri yumurtadan başlayıp lav borularını gömdükleri yerlerden çıkardığında o borular anında otuz santim çeliği eriten lav silahı oluverir.

İlk eritilen de devlet kontrolü olur.

A.D.Şimşek

 

--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
 
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
 
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
Google Plus'da Paylaş

Yazar Anadolu Haber

Yazar hakkında bilgi yazılacak.
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum :

Yorum Gönder

Yorumlarınızda Kişilik haklarına saldırı,küfür ve benzeri ifadeleriniz yayınlanmamaktadır.Yorumları yazarken İsminizi belirtmeniz önemle duyurulur.