"bizim çocuklar beceremedi" demişlerdir herhalde..
or'lardan birisi kafayı üşüttü, tuğ'lardan birisi Rusyaya kaçtı ve bit hastalığına yakalandı, vekilin birisi ingiltereye kaçtı adı gomez oldu, gözleri mavi olan hastalıklı çıktı Rusyada, prof olan hastaneden dışarı çıkmıyor çürüğüm deyor (ecevitin ahı tuttu), bunların tümü çürük çıktı onun için darbeyi beceremediler..
imiş.. bu dönemdekinler hepten parlak..ve çürük çıktı..
hatta orlardan birisinin damadı da ecnebi çıktı..
eskiden subayların akrabaları-karısı gavur olursa o adamın askerlikle ilişkisi çekilirdi.
bu millet bu ülkeyi 1950 den bu yana çakallara teslim etmedi
Atatürk'ün dediği gibi..
hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir..
çakalların değil..
alıntı
-- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin
Benim ashabım iyice acıkmadan yemek yemezler. Yedikleri zaman da tıka basa değil, daha iştah varken kalkarlar.
Câmiü's-Sağîr, No: 136
26.02.2010
Bir Mevlid-i Şerif hatırası
İki üniversiteli ile, birgün hareket etmekte olan, hiçbir telle bağlı bulunmayan bir otomobilde bulunan radyo ile, uzakta bir mevlid-i şerif dinliyorduk.
(Nur Âleminin Bir Anahtarının bir Haşiyesi )
Bu Nur Anahtarının radyo bahsine dair, iki üniversiteli ile, birgün hareket etmekte olan, hiçbir telle bağlı bulunmayan bir otomobilde bulunan radyo ile, uzakta bir mevlid-i şerif dinliyorduk. O iki Nurcu üniversitelilere dedim:
Nurda dahi, hayat, vücut gibi doğrudan doğruya kudret-i İlâhiyenin perdesiz tecellîsi bedahetle göründüğüne bir delil budur ki: Şimdi bu makinecikteki tırnak kadar bir hava, mânevî az bir nur, yalnız bu mevlidden gelen kelimeleri dinler, söyler değil, belki binler, milyonlar kelimeleri aynı anda dinler, söyler ki, binler istasyondaki ayrı ayrı kelimeleri şimdiki işittiğimiz kelimeler gibi işitir ve işittirebilir, bize söyleyebilir. Demek en cüz’î, en küllî olur.
Hem o küçücük, parçacık hava, küre-i hava kadar vazife görür. En küçük, en büyük küre-i hava kadar büyür.
Eğer cilve-i kudret-i Ezeliyeye verilmezse, öyle acip bir hurafeli tezat olur ki, hiçbir hayale gelmez. Birşey zıddına inkılâbı muhal olduğundan, böyle binler derece en cüz’î, zıddı olan en küllî olmak; en küçük, en büyük olmak; en câmid, câhil, şuursuz, âciz en muktedir, en dirâyetli ve iradetli ve şuurlu olmak lâzım gelir ki, yüzer tezad ve muhaller ve hurafetler içinde, emsâli bulunmaz bir hurafedir. Demek, bilbedâhe kudret-i Ezeliyenin bir cilvesidir. Ve o cilveyi küre-i havada umumen temsil eden bu gelen hadis-i şerifin meâli gösteriyor. Şöyle ki:
Bir melâike var. Kırk bin başı var. Her başında, kırk bin dil var. Herbir dilde kırk bin tesbihat yapıyor. 64 trilyon tesbihat aynı anda söylüyor. Demek küre-i hava, bu melâike gibidir. Yani, bu melâikenin tesbihatı adedince her kelime-i tayyibe, hava sayfasında yazılıyor.
Küre-i hava diyor ki: “Bu hadis, benden veya bana nezarete memur melekten haber veriyor.Çünkü, insandaki bütün konuşmalar ve sair bütün hadsiz sesler, karışmaları içinde karıştırılmadan tam hurufatıyla ve söyleyenlerin şiveleriyle, mümtaz sesleriyle söylenmek gösterir ki, küllî bir şuurla yapılan bu iş yalnız tek bir zerrenin vazifesi, ne bana, yani küre-i havaya ve ne de bütün esbaba vermesi hiçbir cihet-i imkânı yok. Demek her yerde hâzır, nâzır ehadiyet cilvesiyle ve içinde ihatalı bir irade, muhit bir ilim bulunan bir kudret-i Ezeliyenin cilvesidir. Buna milyonlar şahitlerinden birisi radyodur.”
On Üçüncü Söz’de hikmet-i Kur’âniye ile hikmet-i felsefeyi muvazene bahsinde denilmiş olan meselenin meâli budur ki:
Felsefe-i insaniye, gayet harikulâde mu'cizât-ı kudret-i İlâhiyenin mu'cizât-ı rahmeti üstüne âdiyat perdesi çeker. O âdiyat altındaki vahdaniyet delillerini ve o harika nimetlerini görmüyor, göstermiyor. Fakat âdetten huruç etmiş hususî bazı cüz’iyâtı görür, ehemmiyet verir.
Meselâ, hilkat-ı insaniyedeki kudret mu'cizelerini görmüyor, ehemmiyet vermiyor. Fakat, kaideden çıkmış iki başlı, üç ayaklı bir insanı görüp, istiğrab ve velvele-i hayretle nazar-ı dikkati celb eder. Küllî, umumî mu'cizâtı âdet perdesinde saklar; cüz’î ve kanundan çıkmış ve taifesinden ayrılmış maddeleri medâr-ı ibret yapar.
Hem meselâ, hayvandan, insandan yavruların pek harika, pek mu’cizâtlı iaşelerini âdi görüp ehemmiyet vermiyor. Fakat bir vakit Amerika’da bir gazetenin neşrettiği gibi, taifesinden çıkmış, milletinden ayrılmış, denizin dibine girmiş bir böceğin, bir yeşil yaprak rızık olarak ağzına verilmesini gören balıkçılar ağlamışlar; şâşaa ile ilân etmişler.
Halbuki; en cüz’î bir yavruda, memedeki âb-ı kevser gibi rızkında, onun gibi binler mu'cizât-ı rahmet ve ihsan var. Felsefe-i beşeriye görmüyor ki şükretsin, o Rahmânü’r-Rahîmi tanısın, şükürle mukabele etsin.
İşte, hikmet-i Kur’âniye, o âdiyat perdesini yırtar. O küllî, umumî harika mu'cizeleri ve fevkalâde nimetleri beşere ders verir, Allah’ı tanıttırır. Küllî şükür namına ubudiyete sevk eder.
Devamı için bakınız:
Emirdağ Lâhikası, s. 354, (yeni tanzim, s. 686)
Yahoo! Türkiye açıldı! Haber, Ekonomi, Videolar, Oyunlar hepsi Yahoo! Türkiye'de! www.yahoo.com.tr -- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
-- "Doğru ve iyi olanı bilmek ile doğru ve iyi olanı yapmak arasındaki en önemli bağlantı; doğru ve iyi olanı yapacak bir karaktere sahip olmaktır. Eğer karakter gelişmemişse tahsil ise yaramıyor. Unutmayalım; banka hortumlayanlar, devleti soyanlar, rüşvet alanlar, vatanı çıkar uğruna satanlar, maç satanlar, şike yapanlar, teşvik verenler; birilerini hakir görüp aşağılamakla yükseleceklerini zannedenler hep tahsilli bireylerdir..."
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
NE SAĞ, NE SOL, KEMALİZM EN GERÇEKÇİ YOL, NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE -- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin
Tabi buradaki insanlar onlara göre müslüman degil. Oradaki Türbanlilar da müslüman degil.
TEKEL işcilerinin arasındaki yüzlerce türbanli onlarda insan degil.
Seyhlerinin, alcak ulemalarinin fabrikalarinda üzerlerine kilitlenen fabrikada diri diri yanarak ölen türbanli kadinlar da onlar icin insan degil.
Kim onlar için ; Kagit para gibi oynayabildikleri insandir. Bu sakalli seytanlar, sahtekarlar için insan demek. Onlara köpek insanlardir. Bu fettullahci alcaklar icin insan diye bir sey yoktur.
Bu fettullahcilar Allah var mi ? Belki ama onlarin İlahi -taptiklari ABD deki CIA dir. Melekleri TARAF gazetesidir.
SÖZKONUSU OLAN BAŞÖRTÜSÜ DEĞİL,TÜRBANDIR..ÇOK İYİ BİLDİĞİN GİBİ...
14 Şubat 2010 19:23 tarihinde Toplumun Sesi <> yazdı:
Zaman Gaztetesi yazarı Mustafa Ünal köşesine uzun zamandır gündemde olan başörtüsü konusunu köşesine taşımış ve ülkemizin içinde bulunduğu durumu açıkça da ortaya koymuş.
Görev için Heybeliada'ya giderken ailesini de götürmeye karar verdi. Eşi ve iki çocuğuyla birlikte askerî tesise yerleşti. Önce adada kısa bir gezinti yaptılar. Karınları acıktı. Akşamüzeri yemek için gazinoya geçtiler.
Her şey normal görünüyordu. Bir olağanüstülük yoktu. Kendilerine ayrılan masaya oturdular. Kızının gözü dönen tavukta idi, 'Babacığım ben bu tavuktan istiyorum' dedi. 'Peki' dedi. Servisler açıldı, garsonlar siparişleri aldı. Hayret, uzunca bir müddet geçti, ancak masaya uğrayan yok. Bir bardak su bile konmadı. Neden sonra bir şeylerin ters gittiğini anladı. Tesisin müdürü Necmi Üsteğmen arkadaşıydı.
Onun çağırdığını söylediler, gitti. Duydukları karşısında dondu kaldı, ne yapacağını bilemedi. Necmi mahcup bir sesle 'İskenderciğim gel bizim eve gidelim, istersen seni misafir edeyim' dedi. Ama gazinoda yemek yiyemezsin... Çünkü dedi; 'Okul komutanı telefon etti, eğitim komutanı gelecekmiş, eşini böyle görürse komutan fırça atarmış, ya başörtüsünü çıkarsın ya da şimdi gazinoyu, yarın da motorlar çalışmaya başlayınca moteli terk etsin diyor'.
Mesele anlaşıldı. Eşi başörtüsünü çıkarmayacağına göre geriye tek seçenek kalıyordu. Çevredekilerin şaşkın ve alaycı bakışları arasında gazinoyu terk etti. Babalık psikolojisi... Kızına tavuk yediremediğine üzüldü. O gece bütün adayı dolaştı, ancak kızarmış tavuk bulamadı.
Bu anlattığım İskender Pala'nın kitabından sadece bir sayfa... Herkes onu akademik kimliğiyle bilir. Divan edebiyatı deyince ilk akla gelen isimlerden. Oysa Pala'nın pek bilinmeyen başka özelliği de var: Askerî kimliği... Üniformayı sonradan giydi. Akademisyenlik hayalleri kurarken askerî sınavı kazandı, Heybeliada'daki Deniz Lisesi'ne edebiyat öğretmeni oldu. 12 Eylül'den hemen sonra. Şubat soğuğunda sorgusuz sualsiz kapının önüne kondu.
Askeri şûra toplantılarının ardından 'disiplinsizlik nedeniyle şu kadar subayın orduyla ilişkisi kesildi' haberlerine aşinayız. Meğer bu soğuk haberin arkasında ne tür dramlar gizliymiş. İhraçların, rakamların ötesinde çok derin anlamları varmış. Az çok tahmin etmek mümkün ama bu kadarını beklemiyordum. İşte İskender Pala'nın anlattıkları... 'Atıldıysa hak etmiştir' diyenlerin bile duyarsız kalamayacağı bir insan öyküsü.
Ehliyetine söz söyleyen yok. Eserleri ortada. Vatanperverliği tam, yüz üzerinden yüz. Çalışkanlığını konuşmak abes, onun gibisi yok. Arkadaşları, en tepedeki komutanları şahit... 'Deniz Kuvvetleri'nin gururu' diye bakanların sayısı az değil. Herkesin takdirini kazanmış.
Özel misyon bile üstlenmiş. İşte kitaptan bir sayfa daha... Yıl 1996. Üzerinde kara bulutlar dolaşmaktadır. Gece telefonu çalar. Karşıdaki kişi 'Yarın Ankara'ya komutanlığa gelin' deyince içi cız eder. Evden ayrılırken eşine 'Yarın telefon etmezsem, çocukları al ve lojmandan ayrıl' der. Meseleyi öğrenince rahatlar. Amiral 'Seni komutanımız Güven Erkaya'nın emriyle çağırdık' der. Söz konusu olan bir devlet işidir...
Türkiye ile Yunanistan arasında Kardak krizi patlamak üzere... Deniz Kuvvetleri, İskender Pala'dan Osmanlıca bildiği için Kardak adasının mülkiyeti konusunda araştırma yapmasını ister. Bazı özel ve gizli bilgilere de ulaşır. Unutması gerektiğini düşünür ve bir daha hatırlamamak üzere unutur. Kardak konusunda Türkiye'nin elini güçlendiren bilgi ve belgeleri an be an Güven Erkaya'ya iletir. Çalışmasını başarıyla tamamlar.
Bu olaydan 11 ay sonra şubatın soğuğunda komutanı Güven Erkaya'nın imzasıyla ordudan ihraç edilir. Suçu mu? Eşinin başörtülü olması, kızının imam hatipe gitmesi, namaz kılarken bir defa görülmesi... Osmanlıca bilmesi de sayılabilir. İki darbe arasındaki zaman dilimini 'İlginç zamanlar' diye tanımladı. Ve yaşadıklarını kitaplaştırdı. Üniformalı 15 yılın hikâyesi bu... Masal değil hepsi gerçek. Akıcı bir üslup, dokunaklı bir öykü...
Kitap İskender Pala'yı değil Türkiye'yi anlatıyor. Herkes okumalı. Özellikle de ihraçların altına imza atan, kuvvet komutanları, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül...
MUSTAFA ÜNAL - ZAMAN -- Bu mesajı "liberal-izmirliler" Google grubuna üye olduğunuz için aldınız. Grubumuza posta göndermek için: liberal-izmirliler@googlegroups.com adresini kullanabilirsiniz. Ücretsiz gmail davetiyesi istemek,üyelik ayarlarınızı değiştirmek,ayrılmak veya diğer istekleriniz için; Moderatörün : mturkeli@gmail.com adresine yazınız. Daha fazla seçenek ve/veya grupta yayınlanmış tüm iletilere ulaşabilmek için; http://groups.google.com.tr/group/liberal-izmirliler adresini kullanabilirsiniz. Grubumuzu bu adresle ziyaret edebilir, dostlarınıza önerebilir, üyeliğe davet edebilirsiniz. YASAL UYARI: Grubumuzda yayınlanmış olan iletileri forward ederken ve/veya başka sitelerde yayınlarken içeriğini değiştirmeden,tahrif etmeden, yazarın adına, imzasına ve browserde görünen Liberal-İzmirliler linkine yer vermek,etik ve yasal olarak zorunludur.Metin Türkeli Liberal-İzmirliler grup yöneticisi 01.07.2006
-- Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır.
-- Bu mesajı "liberal-izmirliler" Google grubuna üye olduğunuz için aldınız. Grubumuza posta göndermek için: liberal-izmirliler@googlegroups.com adresini kullanabilirsiniz. Ücretsiz gmail davetiyesi istemek,üyelik ayarlarınızı değiştirmek,ayrılmak veya diğer istekleriniz için; Moderatörün : mturkeli@gmail.com adresine yazınız. Daha fazla seçenek ve/veya grupta yayınlanmış tüm iletilere ulaşabilmek için; http://groups.google.com.tr/group/liberal-izmirliler adresini kullanabilirsiniz. Grubumuzu bu adresle ziyaret edebilir, dostlarınıza önerebilir, üyeliğe davet edebilirsiniz. YASAL UYARI: Grubumuzda yayınlanmış olan iletileri forward ederken ve/veya başka sitelerde yayınlarken içeriğini değiştirmeden,tahrif etmeden, yazarın adına, imzasına ve browserde görünen Liberal-İzmirliler linkine yer vermek,etik ve yasal olarak zorunludur.Metin Türkeli Liberal-İzmirliler grup yöneticisi 01.07.2006
-- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin
28 Şubat’ın beyni Çetin Doğan, 28 Şubat’ın 13. yıldönümünde "cunta lideri" olduğu iddiasıyla cezaevinde! Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun ‘28 şubat ne zaman bitecek?’ sorusuna verdiği yanıt hala hafızalarda: "28 Şubat bin yıl sürecek!"
-- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin
Emniyet’in Balyoz Planı’yla ilgili raporunda “Darbenin terör örgütlerine ‘sızma’ ekibinde 800 sivilin ismine rastlandı. Bu isimler istenilen eylemleri yaptırmak için örgütlere sızdırıldı” tespiti yapıldı
Birinci dalgasınra 21’i emekli ve muvazzaf generalinde aralarında bulunduğu 49 ismin, ikinci dalgasında Çarşaf ve sakla planlarında yer alan cami bombalama timlerinde adı bulunan 18 subay ve astsubayın gözaltına alındığı Balyoz Darbe Planı soruşturmasının üçüncü dalgasının terör örgütlerine sızanlar ile darbenin sivil ekibine olacağı iddia ediliyor. Balyoz darbesinin sivil kanadında 800 sivilin yer aldığı, bunlardan 200’ünün ise PKK ve El Kaide gibi ‘kullanılacak’ örgütlere sızdığı tespit edildi.
-- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin
28 Şubat döneminde bir kesimin hedefi haline gelen eski milletvekili Merve Kavakçı, bin yıl süreceği söylenen 28 Şubat’ın halen devam ettiğini savunarak, "Şu an biz konuşurken dahi bazı planların yapıldığı düşünülebilir. Zaman Çünkü çok başlı bir yılanla mücadele ediliyor." dedi. Kavakçı, "Erzincan Başsavcısı’nın evlatlarını özlediği haberleri yapılıyor. 28 Şubat döneminde ise bizdeki sanki anne yüreği değildi. Sanki biz evlatlarımızın ve kendimizin hayatta olması endişesini yaşamadık. Ama kimse haber yapmadı." diye konuştu. Merve Kavakçı, 28 Şubat’ın 13. yıldönümünde Washington’da Cihan’a değerlendirmelerde bulundu. Halen George Washington Üniversitesi’nde akademisyen olarak görev yapmakta olan Kavakçı, 13 yıl sonra geriye baktığında "ülkenin ne kadar zor günlerden geçtiğini" gördüğünü kaydetti. Bin yıl süreceği iddia edilen 28 Şubat’ın 13. yıldönümünde o dönemin bazı isimlerinin gözaltına alınması ya da tutuklanması ile ilgili olarak ise, yargının yerini bulması gerektiğini dile getirdi.
-- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin
Sırrı Sakık'ın açıklamalarından sonra bir açıklama da BDP İstanbul milletvekili Ufuk Uras'tan geldi. Uras 1999 yılına ait önemli bir bilgiyi anlattı.
CHP'nin 1999'da HADEP'ten sonra ÖDP'ye de ittifak teklifi götürdüğü ortaya çıktı.
Dönemin ÖDP Genel Başkanı olan BDP Milletvekili Uras, "Bize 'Sizleri Diyarbakır'dan aday gösterelim. Kürtler'in oylarını almak istiyoruz' dediler. Ahlaksız teklifi reddettik" dedi…
1999′da CHP-HADEP ittifakı için terör örgütü PKK'nın Avrupa sorulmusu ile yüz yüze görüştüğü iddia edilen CHP lideri Deniz Baykal'ın o dönem ÖDP'ye de teklif götürdüğü ortaya çıktı. ÖDP eski Genel Başkanı ve BDP Milletvekili Ufuk Uras, 1999 seçimleri öncesinde Baykal'ın ÖDP'ye de ittifak teklifinde bulunduğunu açıklayarak "Ahlaksız teklifi reddettik" dedi.
-- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin
SAIC adlı stratejik değerlendirme kuruluşunun, 28 Şubat’tan önce Erbakan için kaleme aldığı senaryo şöyle:
*2002’de Erbakan darbeyle inecek *TSK, Kıbrıs ve adalara çıkacak *Türkiye ile İsrail, Ortadoğu’yu çizecek ABD’li düşünce kuruluşu ‘Balyoz’u 6 yıl önce görmüş ABD’li düşünce kuruluşu SAIC’in, 1996’da hazırladığı ilginç senaryoya göre, ‘Balyoz Darbe Planı’nın uygulamaya konulduğu iddia edilen 2002’de asker yönetime el koyuyor ABD’li Science Applications International Corporation (SAIC) adlı düşünce kuruluşunun, 1996 yılında hazırladığı bir “stratejik değerlendirmede”, 2002 yılında Türk ordusunun darbe yapacağı öngörülüyor. Balyoz Planı’ndan altı yıl, 28 Şubat müdahalesinden ise yaklaşık 1 yıl önce yazılan stratejik değerlendirmeye, göre, Türk ordusu 2002 yılında darbe yaparak, hükümeti görevden uzaklaştırıyor.
-- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Türkiye'de hukuka ve adalete olan güvenin hızla sarsıldığını ileri sürerek, buna çok üzüldüğünü belirtti. -- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin
Eski TBMM Başkanı Necmettin Karaduman'ın, 2002 yılında yapılan bir toplantıda komutanlara seslenerek, "Bakın 3 Kasım 2002 seçimleri geliyor. Bu parti (AK Parti'yi kastederek) büyük bir ihtimalle iktidara gelmek üzere. Yüzde 40'a yakın oy alacak. Tek başına iktidar olacak. Yapacaksanız bu işi şimdi yapın. Seçimden sonra yaptığınız takdirde halkın tepkisiyle karşı karşıya kalırsınız." -- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin
Son zamanlar gergin geçen CHP il kongrelerine bir yenisi daha eklendi.
Cumhuriyet Halk Partisi'nin Mersin'deki il kongresinde yaşanan tartışmalar zaman zaman arbedeye dönüştü. Laf atan ve zaman zamanda birbirlerinin üzerine yürüyen partililer güçlükle sakinleştirildi.
-- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin
ALTAN: '28 ŞUBAT DÖNEMİNDE ASKER MAAŞLARI İLE İLGİLİ YAZI YAZDIĞIM İÇİN TEHDİT ALDIM'
28 Şubat mağduru gazetecilerden Mehmet Altan ise o dönemde yaşadığı bir olayı şöyle özetledi: "28 Şubat'ta şimdi ortalarda olmayan; ama hepimizi tehdit eden, yazıları bir şekilde askıya aldıran gazete yönetimlerine musallat olan generalleri anımsıyorum. Bunlardan bir tanesi Çevik Bir'di. O zaman o baskıları birincil müdahillerinin o olduğunu zaten biliyordum. Fiilen benimle nasıl uğraştığını daha sonra Hasan Cemal'in kitabında gördüm. O dönem ilkokulların 8 yıla çıkarılması kavgası vardı. Bu aslında bir egemenlik kavgasıydı. O sabah kamuda yapılan zamlar ile ilgili maaş bordroları sitesi gördüm. Yeni askerliğe başlayan kariyer sahibi kişi ile, 30 yıllık öğretmenin aldığı para arasında öğretmen aleyhine bir fark var. Ben dedim ki, bu imam hatip kavgası değilse, bu maaşları da ayarlamak lazım. Ondan sonra yıldırımlar yağdırdılar. O zamanlar Genelkurmay'ın Genel Sekreteri inanılmaz telefonlarla tehditler etti. Gazete yöneticilerinin de ödleri patladı. 3 gün yazılar kesildi." -- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin
-- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin
dağlarındaki kardeşlerimize" konuşması yapan kırıklardır. senelik 10 milyon dolar
ödeneklerini alamadılar..
sarkozy-brown ile (DGSE-MI 6) bir de uyuşturucu isimli beyinsiz mekandakinin
yeri değişince ödenekler kesildi..
yeni sponsor arıyorlar.. kırıklar..
----- Özgün İleti ----- Kimden : domino_etkisi@googlegroups.com Kime : domino_etkisi@googlegroups.com Gönderme tarihi : 28/02/2010 16:40 Konu : RE: : ....... 'lıların İnternet Sitelerini Kimler Kuruyor? Yahu bilip bilmeden önüne gelen komplo teorileri üretiyor.... Safmısınız kardeşim azıcık da mı ingilizceniz yok, yada araştırma yeteneğiniz...
Kalkmışsınız kurdistanpost.com sitesinin CIA in hazırlattığını ifade eden salakça mail gönderiyorsunuz. Orada Ülke bayrağını tıkladığınızda CIA sitesine gittiği doğru. Ama o sitenin ne olduğunu bir araştır be ey cahil... O bağlantı, CIA in bir hizmeti olan "The World Factbook" sitesi. Her ülkenin olduğu gibi Türkiyenin de bir sayfası var orada. Ülkeler hakkında bilgiler var. Ülkenin siyasi, coğrafi, ekonomik, nüfus v.b konularda araştırma sonuçları yer alır orda....
netcraft.com sitesi sorgulama yapılan domainin hostlandığı ülke hakkında bilgiler veriyor orda. Mynet.com u sorgulayın bir de bakalım. Onda da aynı linki göreceksiniz sakın şaşırmayın... Myneti de CIA yönetmiyor... Yahu cahil olunur da, Teknoloji ile cahillik bir arada olamaz...
------------------------------ Ömer KILINÇ E.Haberleşm Teknikeri Web Tasarım Uzmanı
From: ermanferidun46@hotmail.com Subject: FW: : ....... 'lıların İnternet Sitelerini Kimler Kuruyor? Date: Sun, 28 Feb 2010 12:15:44 +0200
From: yezdanbalsari@hotmail.com Subject: FW: : ....... 'lıların İnternet Sitelerini Kimler Kuruyor? Date: Sun, 28 Feb 2010 11:19:27 +0200
http://news. netcraft. com/ sitesine girerek yukardaki hedef siteyi netcraftcom da acılan (sol üst köşedeki ) search bölümüne yapıştırıp search übaşlattım
Burdan bana gereken ip yi aldıktan sonra N-Stealth programı ile acık tespitine başlamak için programı çalıştırdım..
Bu ara bir acayip lik dikkatimi çekti genelde bu pezevenk pkk yandaşlarınınsiteleri almaya ve Belçika kökenli olurdu bu sweeden yani İsveç kökenli gibi gözüküyordu, bir anlık hisle İsveç bayrağına tıkladım sizde tıklayabilirsiniz. .
Kimmiş yaw bunlar HASS. dedim kendi kendime ne iş bi anlam çıkaramadım nerdeydik nereye geldik birden CIAlı doslarımız!! burda ikamettelermiş ve asıl ev sahibi! onlarmış...
ŞİMDİ VATANINI GERÇEKTEN SEVEN SİZLERDEN TEK RİCAM BU POSTAYI BİLDİĞİNİZ BİLMEDİĞİNİZ TÜM ADRESLERE, PARTİLER, SİVİL TOPLUM KURULUŞLARINA, DEVLET KURUMLARINA, MECLİSE, AKLINIZA GELEBİLECEK HER YERE ARAŞTIRIP BULACAĞINIZ HER ADRESE GÖNDERMENİZ VE ÜLKEMİZİN ÜZERİNDE OYNANAN SİNSİ OYUNUN GERÇEK AKTÖRLERİNİN VE ONLARIN UŞAKLARININ TEZGAHINI DEŞİFRE ETMENİZDİR.
SAKIN ATLAMAYIN, NASILSA BAŞKALARI GÖNDERİR DEMEYİN, NE KADAR ÇOK İNSAN HABERDAR OLURSA, NE KADAR ÇOK KİŞİ BUNU YAYARSA O KADAR ETKİLİ OLACAKTIR.
İLGİNİZE BİLGİNİZE
önemli; lütfen bu iletiyi(FORWARD)gönderirken,size gönderen kişinin ileti adresini ve eğer varsa altta birikmiş tüm ileti adreslerini işaretleyip silin(DELETE).En fazla 3-4 saniyenizi alacaktır.Ayrıca,göndereceğiniz arkadaşlarınızın ileti adreslerini(To)kime bölümüne değil,Bcc:(gizlikopya)ya yazarak adreslerin görünmez olmasını sağlayın böylece size ve arkadaşlarınıza virüslü ileti gönderilmesini engellemiş ve ileti adresi toplayan spam'cılara aracılık etmemiş olursunuz. bu bilgiyi arkadaşlarınıza göndermeyi unutmayın.
Yıl 1927 ! Ne oldu? Ermeniler hidayete erdiler yani doğru ve gerçek yolu nihayet buldular.
Yıl 2007 ! Anlaşılan yine yollarını şaşırdılar.
Aşağıdaki yol gösterici tarihi belge bellek kaybına uğrayan herkes için tarihi hatırlatmadır.
ERMENİLER AMERİKALILARIN YARDIMINI
ARTIK İSTEMİYOR
Vakit gazetesinin, Amerika’nın « Boston Transcript » gazetesinden aldığı haberi veriyoruz.
Amerikan senatosu üyesi King’in, eski Berlin Büyükelçisi Gérard ve Newyork Başpiskoposu tarafından desteklenen Lozan anlaşmasının kabul edilmemesi için Amerikan senatosundaki çabaları üzerine Amerikalı Ermeniler ilginç bir çıkış yaptılar.
Gazete, bu mektuplardan birini, yani Senatör King’e hitaben yazılmış mektubu yayınlamıştır. Şimdi bu mektubu olduğu gibi veriyoruz.
„Sayın Bay King, Siz de açıkça biliyorsunuz ki, bugünkü politik ortamda Amerikan senatosu tarafından, Ermenistan ve Türkiye’deki Ermeniler yararına alınan kararın (tasarısı) Lozan anlaşmasına eklenmiş olan bir madde yüzünden uygulanabilirliği yoktur. Sizlerin biz Ermenilere yıllardır gösterdiği yakın alakaya ve dostça duygulara çok teşekkür ederiz. Fakat bunun yanında sizden bir ricamız olacak. Artık gelecekte Türkiye’de yaşayan Ermeniler adına bilerek veya bilmeyerek, gerekli gereksiz ortaya çıkıp, belki de bu hareketlerle Türkiye’de yaşayan Ermenilere zarar verebilecek olan bu tutumunuzdan vazgeçiniz. Ermeniler şimdiye kadar sizler ve sizin gibi resmi kanallardan verilmiş buna benzer sözlere kandıkları için, çok acılar çekmişlerdir. Bu nedenle artık hiç bir yabancı ülkenin bizim işimize karışmasını istemiyoruz. Şimdi ölmüş olan eski Amerikan Başkanı Wilson’un bizlere verdiği sözlerle başlayan, Avrupalı devletlerin resmi şahsiyetlerinin bu konuda verdiği cesaretlerle ve bu devlet adamlarının bana ve arkadaşlarıma verdikleri kişisel sözlerle süren bu süreç, Ermenilere çok ağır felaketten başka hiç bir şey getirmemiştir. Gelecekte de bu devletlerin bizlere verdikleri bu sözlerin uygulanabilmesi için herhangi bir adım atmayacaklarına artık eminiz. Bu nedenle sizlerden ricamız, gelecekte Ermenileri ve de Ermeniliği artık Lozan antlaşması ile ilişkilendirmeyiniz. Şu anda Türkiye’de yaşayan Ermenilere gelince: Artık onlar yeni çıkarılan yasalara göre, Müslüman Türklerle yasalar karşısında tamamen eşit yurttaş konumuna geldikleri için hallerinden son derece hoşnutturlar.
Bu mektubun bir örneğini de Milletler Cemiyetine yolluyoruz. Yanlış anlamaları önlemek amacıyla tekrar tekrar vurguladığımız istemimiz şudur: Bundan sonra, partileriniz arasındaki politik mücadelelerde biz Ermenileri lütfen artık kullanmayınız. Saygılarımızla altına imzamızı atıyoruz.
Bogos Nubar- Nuradungiyan“
Bu yazının orijinali Alman Protestan Misyoneri Papaz Johannes Lepsius’un çıkarttığı „Der Orient“ adlı dergide yayınlanmıştır. Aşağıda olduğu gibi veriyorum. İşin ilginç yanı Misyoner Johannes Lepsius 3. Şubat 1926’da öldükten sonra bu dergide çıkan yazıların içeriğinde hemen bir değişme görülmeye başlamıştır. Yazılar artık o kadar Türk düşmanlığı yapan keskin yazılar değildir ve ayrıca eski çalışma arkadaşları Lepsius’a ağır eleştirilerde bulunmaktadırlar. Bunun daha canlı örneklerini daha ileride göreceğiz. Bunun bir nedeni olmalı.
Öte yandan yukarıdaki yazıyı anafikirleri bakımından şöyle çözümleyebiliriz.
1- Emperyalist yayılmacı ülkeler, kaynaklarını sömürmek istedikleri ülkelere girmek için, o ülkelerde yaşayan azınlıkları kendi çıkarları için yanlızca söz vererek kullanır. İşleri bitince de bu azıklıkları boş bir çuval gibi atar bırakırlar. Dış politikada geçerli olan söylemleleri her zaman aynıdır: “Söz ver fakat yapma”
2- Amerikan senatosuna geçmişte ve günümüzde böyle karar tasarılarının gelmesinin nedeni, Türkiye’den bir parça ödün koparmak içindir. Arkasında ya bir anlaşmanın uzatılması, ya bir ihalenin alınması gibi bir neden vardır. Ermenileri düşündükleri için değil.
3- Böyle karar tasarılarının gündeme gelmesindeki zamanlama, ülkenin zaafiyet içine düştüğü veya öyle bir görünüm verdiği anda olur. Bugünkü AKP hükümetinin icraatları, körpe bir kuzu görmüş kurt örneğinde olduğu gibi Amerikan senatosunun iştahını kabartmıştır.
4-En keskin Ermeniler bile artık bu oyunu görmüş, başlarına gelen felaketlerin asıl nedeninin nereden geldiğini anlamışlar ve gerekli yanıtı Amerikan senatosuna yollamışlardır.
5-Görüldüğü gibi böyle karar tasarılarının Ermeni asıllı Amerikan seçmenlerine şirin görünmekle kesinlikle bir ilgisi yoktur. Nitekim 27 Nisan 2007’de basına yansıyan aşağıdaki haber, politik ortam değiştiği için Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı seçiminin olması nedeniyle ve konuyu istedikleri gibi Türkiye aleyhinde kullanamayacaklarını ve bir şeyin pazarlık konusu yapamayacaklarını anlayınca geri çekmişlerdir:
27 Nisan 2007 Cuma. WASHİNGTON - ANKARA- ABD’deki Ermeni diasporasının ‘’soykırım’’ iddialarının tanınması için yaptığı çalışmalar geri tepti. Türkiye’nin en üst düzeydeki girişimleri ve ABD’deki Türk toplumunun tepkileri etkili oldu. Türkiye ile ilişkilerin bozulmasını göze alamayan Demokratlar, tasarıyı geri çekti. Ermenilere ‘sözde soykırım kanununu çıkaracağım’ diyerek söz verip oylarını alan Demokrat Partili Amerikan Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, hem Türkiye hem de Başkan Jeorge Bush’tan gelen uyarılara daha fazla kayıtsız kalamadı. Pelosi, Kongre’nin her iki kanadına da verilen iki tasarıyı ‘şimdilik’ rafa kaldırdı. Kongre’nin alt kanadı Temsilciler Meclisi’nin, tasarıyı en erken 2008 yılında gündemine alması bekleniyor. 24 Nisanın ‘Ermeni Soykırımını Anma Günü’ olarak ilan edilmesini ve Ermeni tehcirini de soykırım olarak kabulünü öngören bu tasarının kanunlaşmasını bekleyen Ermeni lobisi ise tam anlamıyla şok yaşadı. Geçtiğimiz Kasım ayında ‘tasarıyı geçireceğiz’ sözü veren Pelosi’ye, “Tasarı niye çıkmadı?” diye tepki gösteren Ermeniler’e, Pelosi de “Sizin değil bizim takvimimiz önemli, bizde de şimdilik böyle bir gündem yok” cevabını verdi. Yaptırım gücü olmamakla birlikte tasarı, dostluk ve iş birliği çerçevesinde yürütülen Türk-Amerikan ilişkilerine ciddi zararlar vereceği için önem arzediyordu. Bu tasarı, önceki tasarıdan farklı olarak Türkiye Cumhuriyeti’ni soykırımdan sorumlu tutmayı amaçlıyordu.
6-Olaylarının incelenmesini tarihçilere bırakın biçimindeki akılcı uyarıların bu bağlamda bir yeri yoktur. Çünkü bu araştırma ve gerçeği bulma isteği, politikacıların umurunda bile değldir. Onlar ülkemizden bir kaynak ve zenginlik koparmaya bakmaktadırlar, kendi halkları daha refah içinde yaşasınlar diye.
Çözüm önerileri:
1- Yazının hem Türkçesi ve Amerikanca özgün biçimleri bulunmalı ve o zamaki politik durum arşivlerden ayrıntısı ile incelenmelidir. 1927’lerin Cumhuriyet hükümetinin duruşu ve Mustafa Kemal Atatürk’ün nasıl yanıt verdiği araştırılmalı ve bulunacak bilgiler bundan sonrası için yol gösterici olmalıdır.
2- Konu zaten Lozan antlaşması ile kapandığı için, bu konuyu tekrar tekrar ısıtıp önümüze getiren ülke ve kurumlara çok yüksek meblağlarda diyelim 10 milyar dolarlık tazminat davaları açılmalıdır.
3-Yukarıdaki oyunun bir benzeri ülkemizde yaşayan diğer insanlara da şu veya bu biçimde oynanabileceği varsayımı ile gençlere çok iyi bir tarih bilinci vermek için, ülkemizin ve dünyanın son 150 yıllık tarihi çok iyi öğretilmelidir.
4-Ülke insanları bilgisi, görgüsü, sağlığı, refahı ve askeri gücü ile çok üst düzeyde tutulmalı ve ülkeye bir daha böyle piskolojik saldırıların gelmemesi için caydırıcı bir duruş sergilenmelidir.
DER ORIENT
Zweimonatsschrift
Herausgegeben von Dr. Lepsıus Deutsche Orient-Mission
Jahrgang 1927 September/Oktober
Seite 113
ABLEHNUNG DER AMERIKANISCHEN HILFE DURCH DIE ARMENIER.
Der „Wakit" berichtet nach der „Boston Transcript" über einen interessanten Schritt der Armenier Amerikas aus Anlass der von Senator King, dem früheren Berliner Botschafter Gérard und dem Erzbischof von New York entfalteten Propaganda gegen die Annahme des Lausanner Vertrages. Die Zeitung spricht zunächst davon, dass die von Wilson auf den Plan gebrachte Illusion von einem GroßArmenien für das armenische Volk nichts als Unglück gebracht hat. Das Blatt erfährt, dass der Präsident des Armenier-Komitees Bogos Nubar und der Vize-Präsident Nuradungian sowie der Führer der demokratischen Partei Arshak Tschobanian in verschiedenen Briefen die Amerikaner ersuchen, die Armenier in Ruhe zu lassen und sie nicht weiter als Vorwand zu Agitationen gegen die Türkei zu verwenden. Das Blatt gibt einen dieser Briefe und zwar den an Mr. King gerichteten wie folgt im Wortlaut wieder:
„Mr. King, Sie werden in Anbetracht der heutigen politischen Lage zugeben, dass der vom amerikanischen Senat gefasste Beschluss über Armenien und über den zugunsten der Armenier in der Türkei dem Lausanner Vertrag angefügten Zusatzartikel undurchführbar ist. Indem wir ihnen für Ihre seit jeher den Armeniern geschenkten freundschaftlichen Gefühle danken, müssen wir doch gleichzeitig bitten, in Hinkunft nicht mehr unnütz im Namen der Armenier der Türkei das Wort zu ergreifen und auf diese Weise, ohne es zu wollen, ihnen Schaden zuzufügen. Das armenische Volk, das infolge der ihm von offiziellen Seiten gegebenen Versprechungen bittere Erfahrungen gesammelt, erwartet nichts mehr von der Einmengung irgendeiner fremden Macht. Angefangen von den Versprechungen des verstorbenen Präsidenten Wilson bis zu den kühnen Hoffnungen, die die europäischen Staatsmänner durch persönliche Versprechen bei den Armeniern erweckt haben, hat dies alles dem armenischen Volke nichts als schweres Unglück gebracht. Und wir dürfen sicher sein, dass zur Verwirklichung aller dieser Versprechungen auch in Hinkunft von Seiten keines Staates irgendein praktischer Schritt unternommen werden wird. Wir müssen daher bitten, dass Sie in Zukunft nicht mehr die Armenier und das Armeniertum in Zusammenhang mit dem Lausanner Vertrag bringen. Was zumal die in der Türkei lebenden Volksgenossen betrifft, so sind sie mit der türkischen Republik, durchaus zufrieden, da sie nach den neuen Gesetzen mit den muslimischen Türken vollkommen gleichgestellt sind. Eine Abschrift dieses Briefes senden wir an den Völkerbund. Indem wir zur Vermeidung jedes Missverständnisses noch einmal bitten, in Zukunft bei Ihren politischen Kämpfen unser nicht mehr Erwähnung zu tun, zeichnen wir hochachtungsvoll
http://news. netcraft. com/ sitesine girerek yukardaki hedef siteyi netcraftcom da acılan (sol üst köşedeki ) search bölümüne yapıştırıp search übaşlattım
Burdan bana gereken ip yi aldıktan sonra N-Stealth programı ile acık tespitine başlamak için programı çalıştırdım..
Bu ara bir acayip lik dikkatimi çekti genelde bu pezevenk pkk yandaşlarınınsiteleri almaya ve Belçika kökenli olurdu bu sweeden yani İsveç kökenli gibi gözüküyordu, bir anlık hisle İsveç bayrağına tıkladım sizde tıklayabilirsiniz. .
Kimmiş yaw bunlar HASS. dedim kendi kendime ne iş bi anlam çıkaramadım nerdeydik nereye geldik birden CIAlı doslarımız!! burda ikamettelermiş ve asıl ev sahibi! onlarmış...
ŞİMDİ VATANINI GERÇEKTEN SEVEN SİZLERDEN TEK RİCAM BU POSTAYI BİLDİĞİNİZ BİLMEDİĞİNİZ TÜM ADRESLERE, PARTİLER, SİVİL TOPLUM KURULUŞLARINA, DEVLET KURUMLARINA, MECLİSE, AKLINIZA GELEBİLECEK HER YERE ARAŞTIRIP BULACAĞINIZ HER ADRESE GÖNDERMENİZ VE ÜLKEMİZİN ÜZERİNDE OYNANAN SİNSİ OYUNUN GERÇEK AKTÖRLERİNİN VE ONLARIN UŞAKLARININ TEZGAHINI DEŞİFRE ETMENİZDİR.
SAKIN ATLAMAYIN, NASILSA BAŞKALARI GÖNDERİR DEMEYİN, NE KADAR ÇOK İNSAN HABERDAR OLURSA, NE KADAR ÇOK KİŞİ BUNU YAYARSA O KADAR ETKİLİ OLACAKTIR.
İLGİNİZE BİLGİNİZE
önemli; lütfen bu iletiyi(FORWARD)gönderirken,size gönderen kişinin ileti adresini ve eğer varsa altta birikmiş tüm ileti adreslerini işaretleyip silin(DELETE).En fazla 3-4 saniyenizi alacaktır.Ayrıca,göndereceğiniz arkadaşlarınızın ileti adreslerini(To)kime bölümüne değil,Bcc:(gizlikopya)ya yazarak adreslerin görünmez olmasını sağlayın böylece size ve arkadaşlarınıza virüslü ileti gönderilmesini engellemiş ve ileti adresi toplayan spam'cılara aracılık etmemiş olursunuz. bu bilgiyi arkadaşlarınıza göndermeyi unutmayın.
Aşağıdaki yazıyı kaleme alan kişi yazısını bir okusun. Yazınızda hem halkı iç çatışmaya sürükleyecek eylem planlarından bahsediyorsunuz hem de böylesi ayrışmaya çanak tutan yazıları kaleme alıyorsunuz. Nereye varmak istiyorsunuz ¨ Türkan Saylanı peşin peşin yargılayıp cehenneme göndermekle¨ veya ¨Cübbeli Ahmet Hocaya¨ provokatör yakıştırması yapmakla; doğrusu anlamak zor. Bazı kişileri beğenmeyebilir, sevmeyebiliriz. Ama bu kişilerin sevenlerini rencide edecek ifadeler kullanmamaya dikkat etmeliyiz. Aksi tutumlar ´iç çatışma çıkarma¨ planlarına çanak tutar. Saygılarımla...
Erhan Karazlı,
On 26/February/2010, at 12:06 PM, İstanbul Haber Bilgi wrote:
Eeeeeeee ne olucak Şimdi.?"Islak imzalar"doğrulandı."Boru "denilen malzemeler SİLAH çıktı...
Kozmik odayı ARAYAN Hakimin"Patatesçi, Aşçı Kılığında"org. Başbuğu tarafından BİZZAT Takip ettirildiği Ortaya Çıktı…
Erzincan'ın Pilot bölgeseçilerek (Alevi ve Ülkücü Etkinliğinin hissedildiği TIPKI 1980 öncesi MARAŞ gibi) Biriç çatışmayaSürüklemek istendiği Ortaya çıktı…
"ALLAH ALLAH diye savaşa gönderilen ordunun (En azından Cunta kısmının) kendi Milletini de, Camisini de bombalayabileceği ve ….
Planının bir seminer değil bir DARBE planı olduğu ortaya ASKERİ SAVCILIKL tarafından da doğrulandı.
Sahiden bu ORDU kimin Ordusu…Kendi Milletini BOMBALAMA, Kendi uçağını düşürme Planları yapabilen ORDU (En azından CUNTA Kısmı)…
Hangi işgal Kuvvetlerinin ORDUSU bu. Bu Millete İŞGALCİ EMPERYALİST İngilizler, Fransızlar bile (Maraş'ta, Hatay'da ) bunu yapmayı DÜŞÜNMEMİŞLERDİ.
Eveeeeeet ne olucak Şimdi.?
DARBE KONSEYİ NE YAPMALI. 555K gibi Birkaç öneride bulunabiliriz.…
1 – Tuncay ÖZKAN 'lı Yeni "CUMHURİYET MİTİNGLERİ" düzenlemek gerekli.
2 –Türkan Saylan(Zebanilerden izin almak gerekli) Önderliğinde "ANITKABİRE ŞİKAYETE" gitmek gerekli.
4 – 28 Şubatın5 li ÇETESİ(Türk-İş, TOBB, TİSK, DİSK ve Türkiye Esnaf Konfederasyonu),TAKAVİTLİ GENERALÇevik BİRileBaşlarındaÇoban SÜLÜolarak harekete geçmeleri gerekli.
5 – ACİLENAli Kalkancılar, Fadime Şahinlervs. Oluşturulmalı.Cübbeli Ahmetyedek oyuncu olarak sahaya sürülmeli. (Cübbeli Sahaya Çıkar mı Bilinmez ama, çok çaba gerekebilir.)
Aytekin KESKİN
Askeri savcılık 'Balyoz darbe planı' dedi
26 Şubat 2010 08:00
<image001.jpg>Askeri savcılığın oluşturduğu bilirkişinin darbe tespiti içeren ÇÇ raporu önceki gün İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na gönderildi. Savcılıktan gelen bilirkişi raporu planın bir seminer değil darbe planı olduğu yönüydeydi
Veli Sarıboğa'nın haberi
BALYOZGüvenlik Harekâtı Planı'yla ilgili 1. Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığı'nca oluşturulan bilirkişi heyeti, yaptığı inceleme sonucunda, belgelerin seminer değil darbe planı olduğu sonucuna vardı. Askeri Savcılık, bu doğrultuda hazırlanan bilirkişi raporunu, özel kuryeyle önceki gün "Balyoz Eylem Planı" soruşturmasını yürütülen Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na gönderdi.
12 EYLÜL'DEN ESİNLENİLDİ Balyoz Güvenlik Harekât Planı'nın, 12 Eylül 1980 askeri darbesine için hazırlanan "Bayrak Harekât Planı"ndan esas alınarak hazırlandığı iddia edilmişti. Balyoz Eylem Planıyla ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'yla eş zamanlı olarak 1. Ordu Askeri Savcılığı da harekete geçti. Askeri savcılık, Taraf Gazetesi'nden belgelerin bulunduğu 4 adet DVD'yi istedi. DVD'yi incelemeye alan askeri savcılık, Taraf gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan'ı da tanık olarak dinledi. Gazeteci Mehmet Baransu, ıslak imzalı orijinal belgeleri, bir valiz içerisinde Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na vermişti. Askeri savcılık bu orijinal belgelerin de bir suretini istemişti. Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcılığı, belgelerin ve CD'lerin bir kopyasını aldıktan sonra orijinal belgeleri adli emanete almıştı. Özel Yetkili 3 Cumhuriyet Savcısı tarafından bir ay boyunca belgeler incelendi. Bu süre içinde ıslak imzalı orijinal belgeler ile ses kayıtlarının da bulunduğu CD'ler, Emniyet Kriminal ve TÜBİ- TAK'ta incelettirildi. İnceleme sonucunda belgelerin 1. Ordu Komutanlığı'nda bilgisayarlarda hazırlandığı tespit edilince 22 Şubat pazartesi günü sabah erken saatlerde 6 ilde eş zamanlı olarak operasyonlar yapıldı. 20'si muvazzaf 48 subay gözaltına alındı. Şüphelilerin, emniyette ifadeleri alındığı saatlerde Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılara askeri savcılık raporu ulaştırıldı. Emniyet Kriminal ve TÜBİTAK'tan sonra Asker Savcılık tarafından oluşturulan "Bilirkişi Heyeti" de Balyoz Güvenlik Harekâtı Planı belgelerinin orjinal olduğunu ve darbe planı olduğunu belirledi.
(Sabah)
__________ Information from ESET NOD32 Antivirus, version of virus signature database 4896 (20100225) __________
Mahir Kaynak'a göre son operasyonların sebebi, kamuoyuna yansıyan görüntüden çok farklı.
Yaşadığımız süreçte olayların hukuki boyutu tartışılıyor. Sanki sıradan bir hukuk sorunu ile karşı karşıyaymışız gibi bir intiba yaratılıyor. Oysa Balyoz eylem planı tartışmalarının başından beri operasyonel bir boyutu olduğunu düşünüyorum ve neyin amaçlandığını çözmeye çalışıyorum.
Planla ilgili belgeler devlet kurumlarından biri tarafından ortaya çıkarılmadı. Bilinmeyen bir odak elindeki belgeleri önce medyaya verdi ve hukuki süreç bu yayınlar üzerine başlatıldı. Darbe teşebbüsünü ihbar eden odak bunu önce savcıya verebilirdi. Oysa konunun kamuoyunda herhangi bir süzgeçten geçirilmeden tartışılmasının istendiği anlaşılıyor. Yani hukuksuz bir eylemin önlenmesi kadar kamuoyunun yönlendirilmesi de amaçlanıyor..
Şüphesiz olayın doğruluğu ya da yanlışlığına yargı karar verecektir. Ancak akla uygun olmayan yanları bulunduğu da göz ardı edilemez.
Şu sırada herhangi bir darbe ihtimali yokken ve hem iç hem dış şartlar bir darbeyi düşündürmezken eski bir dosyanın ortaya çıkarılması ve darbe tartışmaları yapılmasının amacı nedir? İlk bakışta Silahlı Kuvvetleri hedef aldığı düşünülen bu operasyonun gerçekte siyasi bir takım hesaplarla yapıldığını düşünüyorum ve başından beri bu operasyonu çözmeye çalışıyorum.
Darbe hazırlığının, belgelere göre, komuta kadrosunun neredeyse tamamını kapsadığı görülüyor. Zamanın Genelkurmay başkanının kadroda olmaması başarısızlığı izah etmeye yetmez. O da bir hedef sayılabilirdi. Bu kadar geniş bir kadronun uzlaştığı bir eylemin başarısızlığı açıklanamaz.
İleri sürülen iddialara karşı, yargı karşısındaki savunmalar dışında, cevap verilmiyor. Ancak Genelkurmay Başkanı ellerinde birçok bilgiler olduğunu ve gerekirse açıklayacağını söylüyor. Olayın şöyle gelişeceğini sanıyorum: Eğer eldeki delillerin bir kısmının bile doğru olmadığı, bir kurgunun ürünü olduğu ispatlanırsa Ordu iftiraya maruz kalmış olacak ve mağdur konumuna gelecektir. Bunun amacı şimdiye kadar mağdur olduğu için halk desteği alan iktidarın bu kozunu elinden almak ve mağdur konumunda olmasını engellemektir.
Siyasi iktidarla yargı arasında gereksiz bir tartışma yaratılmıştır. Bu yargının üst düzeyine bulunanları iktidarın karşısına itmiştir. Böylece Silahlı Kuvvetlerle Yargı iktidar karşıtı cephede yer almıştır.
Durum şöyle özetlenebilir: İktidardan ordu karşıtı olanlara yönelik tavır alması istenecek ve bu karşıtlığın kasıtlı olduğunu ispatlayan deliller sunulacaktır. Bu yeni bir yapılanma talebine dönüşebilir. Çünkü iktidarı desteklemiş olan bazı güçlere karşı tavır alınması istenecektir. Bu talep kabul edilmezse yargının devreye girmesi söz konusu olabilir.
İlk bakışta orduya yönelik olduğu düşünülen operasyonun gerçek hedefinin iktidar olduğunu düşünüyorum. Artık mağdur rolü oynayamayacaktır. Yargının kutsallığı iktidar cephesi tarafından savunulduğu için olumsuz kararlarına karşı çıkmak anlamlı olmayacaktır. Her yer ve herkes soruşturulabildiği için yeni soruşturmaların nereye yöneleceği bilinemez.
Mahir Kaynak / Star
27 Şubat 2010
__________ Information from ESET Smart Security, version of virus signature database 4901 (20100227) __________
---------- Yönlendirilmiş ileti ---------- Kimden: alaylı rabbani<alaylirabbani@gmail.com> Tarih: 27 Şubat 2010 20:27 Konu: İmam ve müezzine zam! Kime: nihateski@gmail.com
İmam ve müezzinlere zam!
Yıllardır diğer kamu görevlilerine göre daha düşük maaş alan din görevlilerinin mağduriyeti sona eriyor
27 Şubat 2010 Cumartesi, 00:19
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan Teşkilat Yasası'yla din adamlarının ek göstergeleri yükseltilecek. Zaman'ın haberine göre, yeni düzenlemeyle Diyanet teşkilatında en büyük grubu oluşturan lise mezunu imamlar, Kur'an kursu öğreticileri ve müezzinlerin maaşlarına 117 TL zam gelecek. İlahiyat fakültesi mezunu imamlar ile ilahiyat mezunu Kur'an kursu öğreticilerinin aylığı ise 161 lira artacak. Vaizler de 111 lira zam alacak. Düzenlemenin ardından il müftüsünün maaşı 277 lira, Ankara, İstanbul ve İzmir'de görev yapan müftülerin aylığı ise 519 TL yükselecek. Öte yandan Diyanet İşleri başkanının maaşında 1.023 TL, strateji geliştirme başkanının maaşında da 1.738 liralık artış olacak.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın hazırladığı taslak, Diyanet'ten sorumlu Devlet Bakanı Faruk Çelik tarafından Meclis'te grubu bulunan partilerin grup başkan vekillerine sunuldu. Tasarıya, Alevi çalıştaylarında alınan kararlar doğrultusunda eklemeler yapılacak. Bu değişikliklerin ardından tasarının komisyonlarda görüşülmeye başlanması bekleniyor. İmamlara kariyer sistemi getirecek olan yasa, din görevlilerini gruplara ayıracak. Uzman imam, uzman vaiz, baş imam, baş vaiz, uzman müezzin gibi sınıflara ayrılacak. Tasarı ile din görevlilerinin maaşları da yeniden belirlenecek. Buna göre 1.492 TL maaş alan lise mezunu Kur'an kursu öğreticisi, imam ve müezzinlerin aylığı, ek göstergelerinin yükseltilmesiyle birlikte 1.609 TL'ye çıkacak. Uzman imamlar 1.795, baş imam da 1.902 lira aylık alacak. Din hizmetleri uzmanının maaşı 40, Diyanet teşkilatındaki memurların maaşı 34, şoför, aşçı, bekçi gibi görevlilerininki ise 30 lira yükselecek.
-- ARAP'çı değil, AKIL'cı OLALIM, UYDURULAN'a değil, İNDİRİLEN'e HURAFE'ye değil, HİDAYET'e GİDELİM. ( Alaylı Rabbani )
-- "Doğru ve iyi olanı bilmek ile doğru ve iyi olanı yapmak arasındaki en önemli bağlantı; doğru ve iyi olanı yapacak bir karaktere sahip olmaktır. Eğer karakter gelişmemişse tahsil ise yaramıyor. Unutmayalım; banka hortumlayanlar, devleti soyanlar, rüşvet alanlar, vatanı çıkar uğruna satanlar, maç satanlar, şike yapanlar, teşvik verenler; birilerini hakir görüp aşağılamakla yükseleceklerini zannedenler hep tahsilli bireylerdir..."
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
NE SAĞ, NE SOL, KEMALİZM EN GERÇEKÇİ YOL, NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE -- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin
1996’lı yıllarda, AKP iktidarı Amerika tarafından inşa edilirken, bazılarının kutsal ittifak diye tanımladığı bir ittifak oluşturulmuştu. Bölücüler, işbirlikçi liberal sermaye ve Tarikatlar.
TÜSİAD hem 2002, hem de 2007 seçimlerinde AKP’nin tam destekçisi oldu. Ekonomik alanda ideoloji serbest pazardı, siyasi alanda ideoloji Siyasal İslam’dı.
İslami sermaye, işbirlikçi liberallerden emperyalizm ile mali ve ticari işbirliğini öğrendikçe güçlendi. İslami sermaye içerdeki liberal sermayeye bağımlı olmak yerine, aracı olmaksızın yabancı ortakla doğrudan çalışmayı benimsedi.
Sıra kutsal ittifakın liberal kanadına hükmetmeye geldi. Ortaklık yerine ortağına hükmetmek, ne de olsa daha sağlıklı bir yoldu.
İçinde yaşadığımız süreç; geniş tabanlı sermaye hâkimiyetinden daha dar, sayıları daha az bir sermaye grubunun hükmettiği bir düzene doğru gidiliyor.28 dolar milyarderi de bunu gösteriyor
Zaten faşizmin inşası da bu yolu izler. Hitler faşizminin oluşması da böyle olmuştur. Hitler faşizmindeki tek fark; sermeyenin tamamı yerliydi.
Bizdeki faşizmin inşa sürecindeki sermaye gruplarının hepsi yabancıya dayanmaktadır.
Tayyip, Doğan Grubuna-aslında TÜSİAD’ a – demektedir ki, şu şu yazarları artık gazetende çalıştırma. Çünkü onlar benim düşündüğüm gibi düşünmüyorlar. Bazen de muhalefet yapıyorlar.
İktidarın asıl yapımcısı Amerika’nın taleplerine karşı bazı liberal yazarların karşı durması iktidarın asıl sorumlusu AKP’nin işini daha da zorlaştırmaktadır.
Faşizm ihtiyacı buradan doğuyor. Amerika’dan talepler var. Halkın çıkarlarına uygun olmayan bu talepleri karşılamak için çatlak sesleri susturmak gerek. Tam bu sırada Tayyip TÜSİAD’ a diyor ki; eğer iktidarın ortaklarından birisiysen benim dediklerimi yapacaksın. Yoksa…
TÜSİAD’dan Boyner, Tayyip ile yatıkları toplantıdan çıktıktan sonra “ yapılacak çok ev ödevimiz var” demişti.
Faşizmin emri altına alınmak istenen liberal sermayenin sadece gazetecileri değil, o sermayenin kendisidir.
Faşizm bir sermaye zümresine ve silahlı bir güce dayanmadan sürdürülemez. 210 bin kişilik kolluk güçleri ve yeknesak bir sermaye gurubu tamamlandığında faşizmin tüm kurumları tamamlanmış demektir. Bir ülkede emperyalizm ulusal pazarları kontrol ediyorsa orada faşizm zorunludur.
Halk bunun neresinde derseniz. TEKEL’de İtfaiye işçilerinde, işsizlerde kendini dayatmaktadır. Halkın bu düzene karşı koyacak, emperyalizm ile işbirliği yapmayan bir önderliğe ihtiyacı vardır.
-- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin
Fadime Şahin’in bu ülkede, hatta bu dünyada yaşadığına dair ortada ne bir belge, ne resmi, ne de kişisel bir evrak var. Şahin’in nüfus kayıtları, SSK kayıtları yok. Hepimizin günlerce izlediği Müslüm Gündüz basılmasının ardından gelen mahkeme kayıtlarında ise kendisinden üstünkörü ‘bahsediliyor. Sadece bir iki cümle. İnanabiliyor musunuz? Ortada Fadime Şahin diye biri yok artık.
GAZETE HABERTÜRK / BALÇİÇEK PAMİR
FADİME Şahin’i hatırlıyor musunuz? Birçoğunuzun “Evet” diyeceğine eminim. Birçoğunuz da birkaç detay verince, biliyorum diyecektir.
Ne garip, bir dönem günlük hayatımızın tam ortasına bomba gibi düşmüştü Fadime Şahin ve onu seks tuzağına düşüren Aczmendi tarikatı şeyhi Müslüm Gündüz. Upuzun saçları, sakallı ve elinde asasıyla dolaşan bu tarikat şeyhi ve renkli gözleri ağlamaktan şişmiş güzel yüzlü tesettürlü kızın dramı, her gece televizyonlar aracılığıyla evimizdeydi. “Pes artık!” demiştik. Din uğruna neler yapılıyor! Şimdi daha iyi hatırladınız herhalde. Sonra malum 28 Şubat’ın gelişi, tankların yürüyüşü…
Türkiye’nin kaderi darbelerin, bu sefer “postmodern”i gelmişti. Fadime Şahin unutuldu gitti… Sonra galiba Reha Muhtar yıllar sonra buldu ortaya çıkardı. Estetik ameliyat yaptırmıştı ve başını açmıştı. Ne gariptir ki bu durum kimseyi şaşırtmamıştı. Öyle çok manipülasyon, öyle çok yanlı haberler yapılıyordu ki… Neyi yazıp çizeceğimize, neye inanacağımıza şaşırmıştık. Fadime Şahin-Müslüm Gündüz basılması, 28 Şubat sürecinin kuşkusuz tek nedeni değil ama gidişatı hızlandıran etkilerinden biri olmuştu. Kamu vicdanı yaralanmıştı. Bu kısa zihin tazelemeden sonra gelelim bugüne… Geçtiğimiz günlerde Yeni Şafak, Ergenekon soruşturması kapsamında ifadesine başvurulan bir gizli tanığın söylediklerini okuyucularına şöyle aktardı.
“Fadime Şahin, aslında pavyonda çalışan bir telekızdı. Oradan alınıp, özel bir görevle Aczmendi Lideri Müslüm Gündüz’ün metresi haline getirildi. O dönemde yine gündemde olan cinci hoca Ali Kalkancı da aslında bir alkolikti. Bütün bu isimler Refahyol’u düşürmek için organize edildi”
Bazılarını acı acı gülümseten, bazılarına “Hadi canım, saçma” dedirten bu bilgiyi doğrulamak aslında çok kolay olmalıydı. Bulursun Fadime Şahin’i, anlatır olup biteni. Ergenekon savcıları da aynı şeyi yaptı. Fadime Şahin’i tanık statüsünde ifade vermeye çağırmak istediler. Ama bulamadılar. Fadime Şahin, sanki buhar olup uçmuştu. Buhar olup derken abartmıyorum.
NASIL MI?
Fadime Şahin’in bu ülkede, hatta bu dünyada yaşadığına dair ortada ne bir belge, neresmi, ne de kişisel bir evrak var. Şahin’in nüfus kayıtları, SSK kayıtları yok. Hepimizin günlerce izlediği Müslüm Gündüz basılmasının ardından gelen mahkeme kayıtlarında ise kendisinden üstünkörü bahsediliyor. Sadece bir iki cümle. İnanabiliyor musunuz? Ortada Fadime Şahin diye biri yok artık.
PEKİ NE OLDU?
Önce Fadime Şahin’in geçmişiyle başlayalım. Fadime Şahin, muhafazakâr bir aileden geliyor. 1972 Malatya Arguvan doğumlu. Hayat ona pek de adil davranmamış olacak ki 1995 yılına kadar Aksaray’da şu anda restoran hizmeti veren bir mekânda, konsomatris olarak çalışıyor. Bir gün kapısını iki kişi çalıyor. Biri, kamuoyunun yakından bildiği, hatta geçtiğimiz günlerde Ergenekon kapsamında ifadesi alınan bir isim S.S. Bu ismin önderliğinde Fadime Şahin bir süre Fatih’te dini bir eğitimden geçiriliyor, görüntüsü değiştiriliyor. Ardından Müslüm Gündüz ile tanıştırılıyor. Gündüz ne kadar bu işlerin içindeydi, bu kumpasa ne kadar kendi isteğiyle katıldı, bilemem. Benim araştırmalarım Fadime Şahin ile sınırlı. Fadime Şahin-Müslüm Gündüz ilişkisi planlanırken Şahin bir işadamının yanında sekreter olarak işe başlıyor. O işyerinde iki ismi var. Bazıları kendisine “Kevser” diyor, bazıları “Fadime” diye sesleniyor. Çalıştığı şirketin ismi Avitaş. Avitaş 1969 yılında Mak. Yük. Müh. Eşref Avdagiç tarafından kurulmuş, kompozit plastikten komponentler imal eden ve otomotiv sanayiine yönelik çözümler üreten bir şirket. O dönem Pendik SSK’da kayıtlı olarak gözüken Fadime Şahin’in patronu ise Eşref Avdagiç’in oğlu Şekip Avdagiç. Fadime Şahin’i bizzat işe alan da o. İyi de biz bu ismi nereden biliyoruz?
Şekip Avdagiç, Nuri Çolakoğlu’ndan boşalan 2010 İstanbul Kültür Başkenti Yürütme Kurulu Başkanlığı’na gelen isim. Hadi bakalım buradan buyurun. Ne alaka yani? Biraz araştırdım. Avitaş, Başbakan Erdoğan’ın İstanbul Belediye Başkanlığı döneminde kamuoyuna İGDAŞ yolsuzluğu olarak geçen tablonun da başaktörü. Gerçi açılan davalar zaman aşımından düşmüş ama Avitaş’ın ve Avitaş’ın eski ortağının kurduğu Kimelsan Kimya’nın başı, bir dönem naylon faturalar konusunda epey ağrımış. Aslında olup biteni anlamak zor olmasa gerek. O dönemdeki vergi beyannameleri ortada. Ama bu da başka bir yazı konusu.
Dönelim Fadime Şahin’e… Ne dedik? Buhar oldu uçtu. Kanıt mı istiyorsunuz? Buyurun TC kimlik numarasını: TC 37570863278. Araştırın bakalım ortada böyle biri var mı? Hani tıpkı şu ünlü Bourne Identity filmi gibi. Kadına ait bütün bilgiler yok edilmiş. Ben en iyisi mi size neler olduğunu anlatayım. Fadime Şahin o kanal bu kanal dolaşıp ağladıktan sonra birilerinin emriyle önce Hollanda’ya gönderilmiş. Bir süre bu ülkede yaşayan Şahin, oradan Almanya’ya geçmiş. Şimdi ise Türkiye’de ama Fadime Şahin olarak değil.
PEKİ ONU BUHAR EDEN KİM?
Fadime Şahin, “Tanık Koruma Programı”yla yeni bir kimlik kazanmış. Şu anda Türkiye’de ama İstanbul’da değil. Yeniden estetik ameliyat yaptırmış. Görenlerin söylediklerine göre yüzü fazla değişime uğramamış ama tarzı farklı. Başı açık, son derece modern giyimli. Hayatını İstanbul dışında sürdürüyor. Çalışıyor ve yeni kimlik numarası, yeni ismi ve yeni nüfus kayıtları var. İsmi mi ne olmuş? Fadime Şahin’in artık iki ismi var. Bu ismi ve soyadını yayınlamak doğru değil diye düşünüyorum, o yüzden birinci ismi ve soyadının baş harflerini veriyorum. Fadime Şahin, artık Tuğba A.Y. olarak hayatına devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde İstanbul Emniyeti bünyesinde, sesiz sedasız, ilk defa Tanık Koruma Şube Müdürlüğü kuruldu ve başına da Organize Şube Müdür Yardımcısı, deneyimli polis Azmi Araz getirildi. Bu gelişme bile resmi olmayan tanık koruma programlarından duyulan rahatsızlığın önemli bir göstergesidir. Şimdi gelelim aklımı kurcalayan sorulara:
1- Fadime Şahin, niye Tanık Koruma Programı’na alındı? 2- Fadime Şahin, neyin tanığı? 3- Hayatı tehlikede mi? Kim tarafından tehdit ediliyor? 4- Fadime Şahin, Ergenekon soruşturması kapsamında tanık olarak mı dinlenecek yoksa sanık olarak mı tutuklanacak?
28 Şubat döneminin başaktrislerinden Fadime Şahin’e ne olup bittiği, onun geçmişi ve yaşadıklarını bilmeye hakkımız var diye düşünüyorum. Üstelik 28 Şubat süreciyle ilgili bazı gerçeklerin ortaya çıkmasını sağlayacaksa eğer, çok daha önemli diye düşünüyorum. Fadime Şahin’in Tanık Koruma Programı’yla buharlaştırılması ise Türkiye’nin gündemini doğru algılayabilmemiz için önemli bir bilgi.
NOT: HABERTÜRK, Fadime Şahin’in “MİT’in koruma programı” ile kimlik değiştirdiği iddiaları üzerine MİT’i aradı. Teşkilat adına verilen yanıtta “Teşkilatın bir tanık programı olmadığı, hele hele Fadime Şahin ile herhangi bir ilgilerinin bulunmasının dahi düşünülemeyeceği” açıklandı.
__________ Information from ESET Smart Security, version of virus signature database 4899 (20100226) __________
Beyefendi; Adam otobüse binmiş hem de ön kapıdan. Bu fıkra arkadan biniş,önden iniş döneminden kalma olduğu şeklinde anlamlandırması gerekir. Şöfürün yanında ve ayakta olduğu halde otobüstekilere: Sizi yerim ulan! Dedikten sonra ilave etmiş;orada beyaz takım elbiseli şahsı gösterip,bu hariç demiş. Bir iki dakika sessizlik,aynı sözleri tekrarladığında,yaşlı bir hanımefendi gayet samimi bir ifadeyle: Oğlum anladık bizi yiyeceksin de benim merakım şu beyaz elbiseli zattan korkuyormusun da onu hariç tutuyorsun? Sorusunu yöneltmiş. Külhani bir hah demiş ve cevap olarak: Yok be teyzeciğim ne korkayım,onunla ağzımı sileceğim demiş. Kıssadan hisse,alırsak 22 islâm devletini dizayn edecek olan Siyonist ve evangelisthiristiyan ittifakı bizi hâin planlarına engel olmayalım diye oyalıyorlar,işlerini bitirdiğin de ise hâni sen bin yıldır Hilal'i, Haçça karşı savunmuştun niye bu sefer yapmadın diyerek bizimle ağzını silmeyi deneyecek. İnşaallah milletimiz intibaha gelir de ülkenin bu kötüye gidişini sağlayanlara yapılmasını lâzım geleni yapar diyorum. Gönderdi ğiniz geleceğe dâir tahmine uzak düşmeyen bir iştirakim oldu sanıyorum. Fiemanillah.
2004 yılında bir arkadaşımın göndergi iletiyi, yorum katmadın sizlerin bilgisine sunuyorum. 6 yılda ülkemiz nerden nereye getirilmiş. 6 yıl sonra nereye gelecegiz kimbilir?...
maruf...
ABD-USA-NATO-PANTAGONUN ZULASINDAKİ BÜYÜK FELAKET
insan dünyaya ilk ayak bastığında ve eliyle toprağından elediği her maddeyi işledi, maneviyattan uzak şekiller verdi. hissiyatından uzak maddeyi tanıdı cisimlerini ayırdı ruhiyatından uzak kendisinden farklı varlıkları gördü yaratılışından bi habersiz hayatını dünya denilen gezegende sürdürmeye devam etti inanışı sadece tesadüfen oluverdiği bilincinde bir insanın dünyaya gelişiydi işte teknoloji denilen insan yapımı cisimlerin arasında akıl ve beyinden yoksun yaratılışını ret edecek kadar ömrünü tamamlayıp gidene kadar hüküm sürmeye yemin edenlerle beraber olmuşlardır.
Tarihler boyu savaşlar devam etmiş dünya üzerinde rahat bir hayat sürülmemiş din kavramlarını ve yaratılışını bilenleri dünya üzerinde ve kendi saflarında kabullenenmemişler DÜNYADA İNSAN OLARAK BİZLER HÜKÜM SÜRÜYORSAK MADDELERİ BİZ İŞLİYORSAK BİZDEN BAŞKA YARATICI ARAMAK BÜYÜK BİR DELİLİKTİR. Diyenlerle bir arada yaşamak bence büyük bir çılgınlıktır.
DÜNYANIN BİLİNMEYEN BİR SAVAŞIN EŞİĞİNDE OLDUĞU BİLİNEN TEK ŞEYİN DÜNYAYI HÜKMÜ ALTINA ALAN BİR DEVLETİN GİTGİTE HIZLI BİR ŞEKİLDE NASIL BÜYÜDÜĞÜNÜ BUNUN ALTINDA YATAN GÖRÜNMEYEN BİR GÜCÜN HİMAYESİ ALTINDA OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNMEKTEDİR BU GÜCÜN İDOOLOJİ VE KAVRAMLAR ÖTESİ SAYILAN İNSANIN RUHİYATINI ETKİLECEK BİR YÖNETİM ŞEKLİ OLDUĞUNU DAHA SONRASI VARLIK ÖTESİ BİR TANIMSIZ OLARAK NİTELENDİRİLMEKTEDİR. İKİNCİ BİR İNANIŞIN ZEMİNİN OLUŞTURULARAK KENDİ BÜNYESİNE ALDIĞI DİNİ KULLANIP O DİNİN LİDERLERİNİDE KENDİ İDOOLOJİSİNDE BESLEYİP GURUPLAR HALİNDE DÜNYAYA YAYMAKTADIRLAR BUNUN YANINDA TERÖR ADI ALTINDA GURUPLAR OLUŞTURULARAK DİĞER DEVLETLERİ ELE GEÇİRME PLANLARINI İTİNALI BİR ŞEKİLDE YAPTIKLARI AÇIKÇA BİLİNMEKTEDİR.
Dünya artık görünmeyen bir idolojinin emri altında olan insanlarla hareket halinde BİR SONA ULAŞMAKTADIR. DİN VE RUHİYATINDAN UZAK İNSANLARIN EGEMENLİĞİ ALTINA GİRMİŞ O İNSANLARA HER İSTEDİĞİNİ YAPTIRACAK KADAR GÜÇLENMİŞTİR.BU KÖTÜ GÜÇ İÇİN DÜNYA ÜZERİNDE BİR ZEMİN HAZIRLANIYOR BU ZEMİN ALLAHA İNANCI OLANLARIN ORTASINDA HAZIRLANMAKTADIR. ATEŞ VE SUYUN KARIŞTIĞI KAN VE GÖZ YAŞININ AKTIĞI KENDİ IRKINDAN OLAN İNSANLAR ARASINDA DOLAŞTIRMAYADA MUKTEDİR OLAN BİR GÜÇ TARAFINDAN FAALİYETE GEÇTİĞİNDEN HABERSİZ YAŞAMAKTAYIZ. BUNUN BAŞLANGIÇ MERKEZİ ABD NİN ÇOK GİZLİ BİR BÖLGESİNDE VE PENTAGON ARACILIĞI İLE BAŞLAMIŞTIR. DİĞER ULUSLAR BUNUN BİLİNCİNDE RUSYA ABD NİN ELİNDEKİ BU KÖTÜ GÜCÜN FARKINDA NATO BİRLEŞMİŞ MİLLETLERİNDE ABD DEN EMİR ALDIĞI EMİR KOMUTASINDAKİ KİŞİLERİN İNSAN SIFATINDA ÜLKELERİN BAŞINDA OLDUĞU ONLARINDA BU GÖRÜNMEYEN İDOOLOJİ GÜCÜNÜN ASKERİ BİLİNMEKTEDİR. EVRENSELLİK BİLİNCİNDE DÜNYA ÜZERİNDE BİR YENİ İNŞAA KURULMAK İSTENİYOR BU İNŞAA HAZIRLANIRKEN BİR ÇOK KANIN DÖKÜLECEĞİ VE BİR ÇOK SAVAŞIN EŞİĞİNDE OLAN DÜNYA NÜKLEER VE KİMYASAL SAVAŞLARLA GÖREVİNİ SÜRDÜREREK İKLİM VE TABİATI DEĞİŞECEĞİ BELİRTİLMEKTEDİR.
İNSANLARDAN SAKLANAN BU İDOOLOJİ KAVRAMLARININ ŞEYTANIN BİR ÜRÜNÜ OLDUĞUNU SAKLAMAKTA AMA TARİHLER BUNU AÇIKLAMAKTADIR. ÖZGÜRLÜĞÜ ELİNDEN ALINAN ÜLKELERİN TERÖR DENİLEN AKIL OYUNLARIYLA VE İNSANLARIN BEYİNLERİNE GİRİLEREK CİNSİYET DEĞİŞİKLİĞİNE KADAR BİR ÇOK YOLLAR DENENMİŞ KİMYASAL BİLEŞKELERLE İNSAN ÜZERİNDE DENENEN BULAŞICI VİRÜSLERİ ENJEKTE EDECEK KADAR SAPIKLAŞMIŞLARDIR NÜKLEER MADDELERLE İNSANLAR NASIL YOK EDİLİR FİKRİYLE HAREKET ETTİĞİNİ DÜNYANIN İKLİMİNİNE KADAR DOKUNULDUĞUNU DABBET-ÜL ARZ (TELEVİZYON MEDYA BASIN) ARACILIĞI İLE AKTARILMIYORMUYDU. HER ÜLKEDE OLDUĞU GİBİ YÖNETİCİLERİDE ELE GEÇİRİLEREK YAPILAN NATO ANTLAŞMASININ ALTINDA YATAN GERÇEKLERİN BAŞINDA BU GÖRÜNMEYEN VE TANIMLANMAYAN BİR İDOOLOJİ YATMAKTADIR. BU GÖRÜNMEYEN İDOOLOJİNİN DÜNYA İNSANIN BEKLEDİĞİ BİR VARLIKTAN OLUŞMAKTAYDI FAKAT BUNUN ESKİ YAZITLARDA VE PEYGAMBERLERİN BUYRUKLARINDA BAHSEDİLDİĞİNDEN FARKLI BOYUTLARDAN HAREKET HALİNE GEÇEREK KENDİNİ SAKLAMAYA VE KENDİNE YÖNETİCİ LİDERLER SEÇEREK DÜNYADA ŞU ANDA HÜKÜM SÜRMEKTEDİR ONUN EMİRLERİNE VE BEYİN YAPILARINI ELE GEÇİLEREK KENDİNE YENİ BİR EVRENSEL DİN DÜZENİ KURMAYA BAŞLAMIŞTIR. SEÇİM YAPILDIKTAN SONRA ÜLKE İDARESİNİ ELİNE ALMADAN ABD ZİYARETİ YAPANLAR GÖZDEN KAÇMAMIŞTIR BUNUN NEDENİ AKIL DANIŞILAN BİR YERMİ YOKSA ORDA NATO ADI ALTINDA DÜNYAYI YÖNETECEK BİR BİRİMİN VAROLMASIMI? NATO DENİLİNCE DÜNYANIN BÜTÜN DEVLETLERİ KAPSAYAN BİR YÖNETİM BİÇİMİ DİYELİM BUNUN IRAK ÜZERİNDE NE DENLİ ETKİSİ VAR GEÇELİM TÜRKİYE TOPRAKLARINDA SENELER BOYU PKK DENİLEN TERÖR VAR NATO VE ABD BUNUN NERESİNDE YER ALIYOR DESTEKLİYORMU YOKSA TERÖR İÇİNMİ MÜCADELE EDİYOR. HAYIR ASIL AMAÇLARININ ORTADOĞUDA İSLAMIN YERYÜZÜNDEN SİLİNMESİ BUNUN İÇİNDE SON DURAKLARI IRAK VE FİLİSTİN ŞİMDİ NÜKLEER BOMBALARI VAR DİYE İRANIN ÜZERİNE ÇÖREKLENMEYE BAŞLADILAR.SONRA ASIL AMAÇLARI TÜRKİYE ONLAR İÇİN ENGEL TEŞKİL ETMEKTEDİR
ABD NİN KİMSEDEN ÇEKİNMEDEN ORTA DOĞUYA NEDEN? GİRİŞİ. SADDAMINDA BU BİRİMDE YER ALMASI O ÜLKENİN BAŞINDA OLMASI SONRA DEVRİK LİDER OLARAK ABD KENDİ HİMAYESİ ALTINA ALINMASIMI ÜLKE ELE GEÇMİŞ FAKAT DEVAM EDEN SADECE IRAK HALKIYLA MI SAVAŞIYOR YOKSA ZAYIF VE ÇELİMSİZ IRAK DİRENİŞÇİLERİYLEMİ IYAT ALLAVİ VE GAZİ EL YAVER NE DENLİ GÜVENİLİR KİŞİLER YOKSA IRAKLA ALAKASI OLAMAYAN BU GÖRÜNMEYEN İDOOLOJİNİN ASKERLERİMİ TABİİKİ BAŞA GEÇİREN KİM ABD O UYGUN GÖRMÜŞ NATO ADI ALTINDA TOPLANAN ÜLKELER VE İDARECİLERİ DÜNYAYI BİLİNMEYEN BİR KAOSA SÜRÜKLEDİKLERİNİN VE ONLARA İNANAN HALKLARIN BİR SONU OLMAYAN SAVAŞA DOĞRU SÜRÜKLENMESİ VE NEDENLİ DÜNYADA YŞAMAYA MÜSAİTMİYİZ?
Yahoo! Türkiye açıldı! Haber, Ekonomi, Videolar, Oyunlar hepsi Yahoo! Türkiye'de! www.yahoo.com.tr
İşte Bu zihniyet olduğu için bu güne kadar bu güzelim TÜRKİYEM i bu hale getirildi.Çünkü siz örneklerinizde eşit bakışıyla değil tek taraflı örnekleri vermiş olup, Zihniyetinizide teşifre etmiş bulunmaktasınız. Bilginize.....
Subject: Askelerüin sivil yargida tutuklanmalari hk.
Anayasamiza gore Normal olarak General ve Amiraller Genelkurmay Askeri Mahkemesinde yargilanabilirler.Kuvvet Komutanliklarinin bile kendi general ve amirallerini yargilama yetkisi yoktur.Hatta bunlar ozel mahkemedir ve 3 hakim sinifi subay olmak uzere 5 uyeden kurulur. Baskani ise yargilanandan daha kidemli general/amiral olmak zorundadir. İsnat olnan suc gorevle ilgili oldugu icin sayin Komutan da burada yargilanmak zorunlugu vardir. Bir gece yarisi kanunu ile AKP iktidari Askerlerin sivil mahkemede de yargilanabileceklerine dair bir kanun cikardi ise de; Soz konusu kanun Anayasa mahkemesi baskani Sayin Hasim Kilcin da dahil oldugu mahkeme heyetince oybirligi ile iptal edildi. Bu iptal edilen kanuna dayanarak yapilan tum yargilama sorusturma gozalti ve tutuklama islemleri birer hukuk ihlali olarak vasiflandirilamaz Gorevin kotuye kullanilarak Anayasayi ihlal eylemleridir. Emekli Koramiral Feyyaz Ogutcu 6 ay once sine kadar Kuzey Deniz Saha Komutanimiz idi. Yani Turkiye Cumhuriyeti denizlerinden Karadeniz İstanbul Bogazi marmara denizi ve Canakkale Bogaz Komutani idi.Gunumuzde Canakkale gecilmez diyen komutandi.Yarginin siyasi iktidarca dusuruldugu bu vahim durumdam yine yargi kendisini kurtaracaktir.Ornek olarak Erzurum ozel yetkili savcilarinin yetkilerinin alinmasi gosterilebilir.Biz bu hukusuzluk doneminin cok kisa surcegine inanmaktayiz. En derin saygilarimla
Balyoz soruşturması kapsamında mahkemeye sevk edilen ve aralarında Emekli Koramiral Feyyaz Öğütçü'nün de bulunduğu emekli 5 asker tutuklandı.
Balyoz soruşturması kapsamında mahkemeye sevk edilen 1'i muvazzaf subay 4'ü emekli 5 asker tutuklandı. Tutuklanan emekli subaylar: Emin Küçükkılıç, Suat Aydın, İzzet Ocak ve Ahmet Feyyaz Öğütçü. 8 KİŞİ MAHKEMEYE SEVKEDİLDİ Balyoz soruşturmasında aralarında muvazzaf subayların da bulunduğu emekli Korgeneral Metin Yavuz Yalçın, emekli Albay Yusuf Ziya Toker, emekli Albay Kubilay Aktaş ve emekli Albay Mustafa Çalış dahil 8 kişi tutuklama talebi ile mahkemeye sevk edildi. Emekli Tuğgeneral Gaffur Aksu ve emekli Tuğgeneral Baki Erdoğan ise savcılık sorgusunun ardından serbest bırakıldı.
Hotmail: Trusted email with Microsoft's powerful SPAM protection. Sign up now.
Bugün köşemize, değerli araştırmacı-gazeteci Soner Yalçın'ın "Girit açılımı" nı inceleyen ibret dolu yazısının özetini, yorumsuz olarak aynen alıyoruz. "Açılımın birinci aşaması: Genel af çıkarıldı Rumlar, Mihail Korakas liderliğinde ayaklandı. Osmanlı ordusu tam isyanı bastıracakken devreye İngiltere ve Fransa girdi. Teklifleri şuydu: Girit Yunanlılara verilemezdi, ancak Osmanlı da " Girit Açılımı " yapmalıydı. İlk şart, askeri harekât hemen durdurulmalıydı. Silah bırakacak isyancılar için umumi af çıkarılmalıydı. Tanıdık geliyor mu? Devam edelim: Girit yoksuldu; ada halkı iki yıl vergiden muaf olmalıydı. Padişah'ın atayacağı valinin biri Türk, diğeri Rum iki yardımcısı olmalıydı. Ayrıca resmi yazışmalarda Türkçe zorunluluğu kaldırılmalıydı. Osmanlı açılımı kabul etti. Türkler rahatladı; köy ve mezralarına döndü. Müslümanlar, " Bu açılım ne kadar güzelmiş " demeye başladı. Açılımın ikinci aşaması: Jandarma yeniden düzenlendi Osmanlı 1878'de Ruslara yenilince, Girit'te ayaklanma oldu. Olan, köylerine dönen " açılım kurbanı " Türklere oldu; evleri, tarlaları yakıldı; canlarından oldular. Osmanlı ordusu yine isyancıların peşine düştü. Ve devreye yine Avrupalılar girdi. Girit'e özel imtiyazlar tanındı; yani yeni bir sözleşme/açılım yapıldı. 25.10.1878'deki bu Halepa Sözleşmesi/Açılımı şöyle olacaktı: Girit Valisi sadece Müslümanlardan seçilmeyecekti, Hıristiyan da olacaktı. Vilayet genel meclisinde Rumlar (49/31) çoğunlukta olacaktı. Hıristiyan kaymakamlar Müslüman kaymakamlardan sayıca fazla olacaktı. Vilayet Meclisi ve mahkeme dili Rumca olacak; ancak resmi zabıtlar ve dilekçeler Rumca ve Türkçe olabilecekti. Ve en önemlisi asayişi sağlayan jandarma, yerli halktan seçilecekti. Osmanlı bu açılıma da " Evet " dedi. Yeter ki kardeş kanı dursun diyordu. Diyeceksiniz ki " Durdu mu? " Hayır... Açılımın üçüncü aşaması: Avrupa'ya müdahale hakkı En büyük isyan 1896'da oldu. Girit yanıyordu. İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya, Rusya asayiş amacıyla savaş gemilerini Girit'e gönderdiler. Ve Osmanlı'ya yine, yeni bir sözleşme/açılım dayattılar. Girit valisi kesinlikle Hıristiyan olacaktı. Vali, adada karışıklık çıkması halinde Batı'dan silah ve asker yardımı isteyebilecekti. Hemen genel af ilan edilecekti. Memurların üçte biri Hıristiyan olacaktı. Avrupalı hukukçular adli bir ıslahat reformu hazırlayacaktı. Osmanlı bu açılıma da boyun eğdi. İstanbul'un Girit'te açılım yapmaktan başı dönmüştü. Elleri silahlı Rumlar artık şehir merkezlerinde bile Türkleri öldürmeye başladı. Girit'te oluk oluk Türk kanı akıyordu. Toplu katliamlar başladı. Türk köyleri yakılıp yıkıldı; Türkler adadan kaçış yolu arıyordu artık. Hanya ve Resmo'da altmış bin Müslüman sığınmacı kurtarılmayı bekliyordu. Sonunda Osmanlı, 18.4.1897'de Yunanistan'a savaş açtı. Beklendiği gibi bir ay gibi kısa sürede Yunan ordusunu perişan etti. Türk ordusu Atina'ya girecekken, Rus Çarı II. Nikolay'ın isteği ve İngiltere'nin baskısıyla II. Abdülhamit Türk ordusunu durdurdu. Osmanlı, bırakın bir avuç toprağı, savaş tazminatı bile alamadı. Aksine Girit'teki nüfuzunu kaybetti... Açılımın dördüncü aşaması: Otonom ilan edildi Diyeceksiniz ki, bu yenilgiden Girit'teki Rumlar korkup sinmişlerdir. Ne gezer! En acıklısı Girit'te yaşandı. " Türkler, Rumları kesecek " iddiasıyla Avrupalılar adaya asker çıkardı. Asayişi artık onların askeri sağlayacaktı! Türk askerine gerek yoktu. " Osmanlı askeri gidince Rumlar bir daha ayaklanmazdı! " Gülmeyiniz, aynı gerekçeler günümüzde Kıbrıs için de söyleniyor... Türk askeri 1898'de Girit'ten çekildi. Ada otonom ilan edildi. Avrupalılar, Rumların ve Türklerin can ve mal güvenliklerini garanti altına aldıktan sonra adadan ayrılacaklardı. Girit'e böylece barış gelecekti. Harika! Girit valisini seçme hakkı, büyük devletlerin onaylaması şartıyla Osmanlı padişahına bırakıldı Sonunda Prens Otto Girit Valisi yapıldı. Kısa bir süre sonra dört devlet adadan çekildi. Ve sonuç 1910'da Girit Meclisi Yunanistan'la birleşme kararı aldı. Girit onca açılıma rağmen 1913'te Osmanlı'nın elinden kuş olup uçtu, gitti! Osmanlı, topraklarının çoğunu diplomasi oyunlarıyla kaybetti. Ses sanatçılarımız Kürt Açılımı konusunda düşüncelerini açıklamak için Başbakan Erdoğan ile buluştu. 21.2.2010 Hürriyet
Eeeeeeee ne olucak Şimdi.?“Islak imzalar” doğrulandı.”Boru “denilen malzemeler SİLAH çıktı...
Kozmik odayı ARAYAN Hakimin “Patatesçi, Aşçı Kılığında”org. Başbuğu tarafından BİZZAT Takip ettirildiği Ortaya Çıktı…
Erzincan’ın Pilot bölge seçilerek (Alevi ve Ülkücü Etkinliğinin hissedildiği TIPKI 1980 öncesi MARAŞ gibi) Bir iç çatışmaya Sürüklemek istendiği Ortaya çıktı…
“ALLAH ALLAH diye savaşa gönderilen ordunun (En azından Cunta kısmının) kendi Milletini de, Camisini de bombalayabileceği ve ….
Planının bir seminer değil bir DARBE planı olduğu ortaya ASKERİ SAVCILIKL tarafından da doğrulandı.
Sahiden bu ORDU kimin Ordusu… Kendi Milletini BOMBALAMA, Kendi uçağını düşürme Planları yapabilen ORDU (En azından CUNTA Kısmı)…
Hangi işgal Kuvvetlerinin ORDUSU bu. Bu Millete İŞGALCİ EMPERYALİST İngilizler, Fransızlar bile (Maraş’ta, Hatay’da ) bunu yapmayı DÜŞÜNMEMİŞLERDİ.
Eveeeeeet ne olucak Şimdi. ?
DARBE KONSEYİ NE YAPMALI. 555K gibi Birkaç öneride bulunabiliriz.…
1 – Tuncay ÖZKAN ‘lı Yeni “CUMHURİYET MİTİNGLERİ” düzenlemek gerekli.
2 – Türkan Saylan (Zebanilerden izin almak gerekli) Önderliğinde “ANITKABİRE ŞİKAYETE” gitmek gerekli.
3 – REKTÖRLER (Ama onları destekleyen Rektörde kalmadı) ,HSYK , Tüm “…. TAYLAR” Başlarında Yargıtay PAŞASI Abdurrahman YALÇINKAYA olarak KIZILAY ‘da yürüyüşe geçmeleri gerekli.
4 – 28 Şubatın 5 li ÇETESİ(Türk-İş, TOBB, TİSK, DİSK ve Türkiye Esnaf Konfederasyonu), TAKAVİTLİ GENERAL Çevik BİR ile Başlarında Çoban SÜLÜ olarak harekete geçmeleri gerekli.
5 – ACİLEN Ali Kalkancılar, Fadime Şahinler vs. Oluşturulmalı. Cübbeli Ahmet yedek oyuncu olarak sahaya sürülmeli. (Cübbeli Sahaya Çıkar mı Bilinmez ama, çok çaba gerekebilir.)
Aytekin KESKİN
Askeri savcılık 'Balyoz darbe planı' dedi
26 Şubat 2010 08:00
Askeri savcılığın oluşturduğu bilirkişinin darbe tespiti içeren ÇÇ raporu önceki gün İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na gönderildi. Savcılıktan gelen bilirkişi raporu planın bir seminer değil darbe planı olduğu yönüydeydi
Veli Sarıboğa'nın haberi
BALYOZ Güvenlik Harekâtı Planı'yla ilgili 1. Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığı'nca oluşturulan bilirkişi heyeti, yaptığı inceleme sonucunda, belgelerin seminer değil darbe planı olduğu sonucuna vardı. Askeri Savcılık, bu doğrultuda hazırlanan bilirkişi raporunu, özel kuryeyle önceki gün "Balyoz Eylem Planı" soruşturmasını yürütülen Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na gönderdi.
12 EYLÜL'DEN ESİNLENİLDİ Balyoz Güvenlik Harekât Planı'nın, 12 Eylül 1980 askeri darbesine için hazırlanan "Bayrak Harekât Planı"ndan esas alınarak hazırlandığı iddia edilmişti. Balyoz Eylem Planıyla ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'yla eş zamanlı olarak 1. Ordu Askeri Savcılığı da harekete geçti. Askeri savcılık, Taraf Gazetesi'nden belgelerin bulunduğu 4 adet DVD'yi istedi. DVD'yi incelemeye alan askeri savcılık, Taraf gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan'ı da tanık olarak dinledi. Gazeteci Mehmet Baransu, ıslak imzalı orijinal belgeleri, bir valiz içerisinde Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na vermişti. Askeri savcılık bu orijinal belgelerin de bir suretini istemişti. Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcılığı, belgelerin ve CD'lerin bir kopyasını aldıktan sonra orijinal belgeleri adli emanete almıştı. Özel Yetkili 3 Cumhuriyet Savcısı tarafından bir ay boyunca belgeler incelendi. Bu süre içinde ıslak imzalı orijinal belgeler ile ses kayıtlarının da bulunduğu CD'ler, Emniyet Kriminal ve TÜBİ- TAK'ta incelettirildi. İnceleme sonucunda belgelerin 1. Ordu Komutanlığı'nda bilgisayarlarda hazırlandığı tespit edilince 22 Şubat pazartesi günü sabah erken saatlerde 6 ilde eş zamanlı olarak operasyonlar yapıldı. 20'si muvazzaf 48 subay gözaltına alındı. Şüphelilerin, emniyette ifadeleri alındığı saatlerde Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılara askeri savcılık raporu ulaştırıldı. Emniyet Kriminal ve TÜBİTAK'tan sonra Asker Savcılık tarafından oluşturulan "Bilirkişi Heyeti" de Balyoz Güvenlik Harekâtı Planı belgelerinin orjinal olduğunu ve darbe planı olduğunu belirledi.
(Sabah)
__________ Information from ESET NOD32 Antivirus, version of virus signature database 4896 (20100225) __________
Müslüman uyuma: Kanına ekmek doğrayan alçaklara, yahudi uşaklarına, komünistlere, cuntacı yavşaklara sesini duyur. Bütün oyun senin üstüne bunu anla...
---------- Forwarded message ---------- From: yusuf misali<yusufyuzlu.84@gmail.com> Date: 2010/2/27 Subject: Erken Final BİN YILIN SONU 28 Şubat 15:00′te TÜNEL'deyiz! To:
Kimden: Dr. Tarık Ziya - Toplumsal Onarım ve Siyasal Rehabilitasyon Uzmanıtarik.b.ziyad@gmail.com
Erken Final BİN YILIN SONU 28 Şubat 15:00′te TÜNEL'deyiz
Ordunun, medyanın, yüksek mahkemelerin ve dev anası sivil olmayan toplum kuruluşlarının el ele vererek gerçekleştirdiği dünyanın en ahlaksız post-modern darbesi 28 Şubat'ın yıl dönümünde;
28 Şubat bin yıl sürecek diyenlere
Bin yıl sürmesi için toprak altında vatandaşına atılmak üzere bomba saklayanlara
Bin yıl sürmesi için alçakça eylem planları hazırlayanlara
Bin yıl sürmesi için kalan son hukuk kırıntılarını da hiçe sayıp yargı darbesi yapanlara
Bin yıl sürmesi için çocukların üniversite puanlarına göz dikenlere
28 Şubat'ın bin yıl sürmeyeceğini söyleme zamanı geldi!
Pardon ama artık sizin bu saçmalıklarınızı çekemeyeceğiz.
Erken Final: BİN YILIN SONU
28 Şubat 2010 Pazar – 15.00
Taksim Tünel'den Taksim Meydan'a
70 Milyon Adım Koalisyonu
-- Dr. Tarık Ziya
Toplumsal Onarım ve Siyasal Rehabilitasyon
Ana Bilim Dalı Başkanı Yardımcısı
Sivil Hastalıkları Mütehassısı --
-- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin
-- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin
Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nden verilen bilgilere göre, Türkiye'de hâlihazırda, 1 milyon 537 bin 458 adet Mehmet, 1 milyon 195 bin adet Mustafa, 1 milyon 529 bin 170 adet Fatma ve 1 milyon 161bin 16 adet de Ayşe yaşıyor... Biliyor muydunuz? Daha sonra yoğunluk, sırasıyla [erkeklerde] Ahmet, Ali ve Hüseyin'de... kadınlarda ise, [yine sırasıyla] Emine, Hatice ve Zeynep isimlerinde. Son dönemin gözde entel isimleri arasında da başı, erkeklerde Furkan; kadınlarda İrem çekiyor..., 2000'li yıllar sonrasında çocuklara en çok verilen isimler arasında, erkeklerde Emre; kızlarda ise, Buşra ve Merve ilk beşe yeni katılan gözde isimlerden... Hem erkek ve hem de kadın ismi olan ve en çok kullanılan isim ise, Yaşar... Bu ismi 244 bin 556 erkek ve 52 bin 108 kadın kullanıyor... Ülkemizde yaşayan Satı isimli kadın sayısı, 125 bin 424... Bu aynı isimdeki erkek sayısı ise, 8 bin 630...
Eeee... Peki, ne diye sıralıyoruz bu rakamları birbiri peşi sıra?.. İnsanlarımızın şu kadarı Ahmet, bu kadarı Mehmet, bir o kadarı da Ayşe olunca gökten rahmet mi yağıyor? Bu saygıdeğer yurttaş çoğunluğumuza ait isimlerin Devlet eli ile açıklanan miktarları milli gelirimizi mi artırıyor? Yoksa, Maliye Bakanlığı'nın damına lapa lapa kar mı yağdırıyor?.. Peki, ya ne oluyor?.. Devlet İstatistik Kurumu'nda görülen bu hummalı çalışmanın sebep-i harbiyesi ne ola ki? Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nde harıl harıl çalışan sevgili memur kardeşlerimiz daha ciddi işlerle uğraşsalar da, mesela [yani, örneğin,] ülkemizde her sabah kaç yurttaşımızın aklını peynir ekmekle yediği konusunda ciddi ve bilimsel bir çalışma yapsalar... Vatana, millete çok daha yararlı sonuçlar üretmezler mi, ne dersiniz?.. Ülkemizde sabah kahvaltısında kaç kişi peynir yiyebiliyor? Kaç kişi, bu nadide yiyeceği ekmeğine katık edebiliyor? Kişi başına düşen gayrı safi akıl katsayısı kaçtır? Bu katsayı, "nice mürtede hançer üşürür?..." Biliniyor mu? Bu ülkede Kabil'in Habil'i öldürmemesi için, kişi başına düşmesi gereken peynir, ekmek ve akıl miktarları, gram cinsinden artmakta mıdır? Eksilmekte midir?.. Bana ne, Türkiye'de Satı isminin, hem erkekler ve hem de kadınlar tarafından kaçar adet kullanılıyor olmasından... Zaten bu ülkede, kadınla erkek, her geçen gün birbirinden ayrılamaz bir yumak haline getirilmiyor mu?.. Açın bakın boyalı bir te-ve kanalını: bir şişman erkek bozuğu kadın... Yok canım ötekisi, kadından bozma erkek... konuşuyorlar [kendi aralarındaymış gibi]... Kıkırdıyor, kikirdiyorlar... Ve te-ve stüdyosunun ışıltılı sahnesinden tüm Türkiye'ye bayağı nitelikte zifiri bir karanlık gönderiyorlar... Gençlerimiz, insanlarımız, toplumumuz işte bu zifiri karanlıkta nefes alıyor yıllardır; on yıllardır... Ne haber sayın tekmil Genel Müdürler; iyi misiniz?.. Hem sonra... Söz bu noktaya kadar gelmişken, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nün atladığı ya da ıskaladığı önemli bir ayrıntının altını çizmekte yarar görüyoruz: Sorumuz şu: Bunca isim araştırmasına milletçe kafa yormuş iken, niçin bu ülkede, örneğin kaç adet "Satılmış" bulunduğu üzerine bilimsel bir çalışma yapılmıyor? Satılmış'ın Ahmet, Mehmet, Ayşe ve Fatma'dan ne ayrıcalığı var? Oysa Satılmış ismi, ülkemizde, [hele içinde yaşanılan süreçte,] hem niteliksel ve hem de niceliksel olarak önemli rakamlara ulaşarak, tavana ulaşmışken... Evet, bizce derhal kollar sıvanmalı ve "Satılmış"lığın ülkemiz için taşımakta olduğu önem ve değer ortaya çıkartılmalıdır... Ve bu sayede, her türlü hayırlara vesile olan bu seçkin ismin çevreye yaydığı koku, içinde bulunduğumuz tarihsel ve toplumsal çözülme, çökelme ve çömelme halinden... Dirilme, direnme ve yeniden dünyaya gelme sürecine doğru yükselmesi mümkün olabilir... Kim bilir?.. Ama kolayca bilinebilecek bir gerçeğin altını çizmemiz gerekiyor: Bizce Orhan Veli haklı çıktı: "Yazık oldu bu ülkedeki tüm Süleyman efendilere... "
-- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
-- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
-- __________________________________----------------------------------------------------------- İSTANBUL/BAHÇELİEVLER ERKAN AVCI MESLEK LİSESİNDE AÇILACAK ÖZİMEK KURSLARINDAN HABERDAR OLMAK İSTİYORSANIZ BU GRUBA ÜYE OLUN:
-- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin
-- ___________________________________--------------------------------------------------------- İSTANBUL/BAHÇELİEVLER ERKAN AVCI MESLEK LİSESİNDE AÇILACAK ÖZİMEK KURSLARINDAN HABERDAR OLMAK İSTİYORSANIZ BU GRUBA ÜYE OLUN:
-- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin
-- __________________________________ ------------------------------------------------------------ İSTANBUL/BAHÇELİEVLER ERKAN AVCI MESLEK LİSESİNDE AÇILACAK İSİMEK KURSLARINDAN HABERDAR OLMAK İSTİYORSANIZ BU GRUBA ÜYE OLUN:
-- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin
Bildiğiniz gibi mevcut durumda var olan ve hayatın olmazsa olmazlarından bulunan sıra olgusu bulunmaktadır. Girmekle sonunun getirilemediği sıralar. Hatta bununla ilgili “Parayla değil sırayla” dahi deniliştir. Bekle babam bekle. Kim bekler bu sıralarda? Niye bekler? Ne kadar bekler? Adı sıra konulmuştur. Mutlaka sıraların bir denetçisinin bulunmadığı sıralar da bulunmaktadır. Sıralar da hakkaniyete her zaman özen gösterildiği söylenir. Öylemidir?
Sıralarda beklemek ne derece de hakkaniyetle bağdaşmaktadır. Bekle babam bekle. Adamın işi vardır. Bekleyecek zamanı bulunmamaktadır. Tanıdığı, adamı bulunmadığı için beklemek zorundadır. Bekleyecektir. Düzen sıraların üzerine kurgulanmıştır. Beklemek kaderdir. Beklemek alın yazısıdır. Dayı yoksa amca yoksa beklenecektir.
Ondan değil midir? Şu barkot numarası alınan makinelerin icadı! Bu icat engelleyecektir adamı olma fikrini. Oysa insanoğlunun kıvrak zekâsını engelleyebilmede başarıyı sağlayabilme şansı var mıdır ki. Bekle babam bekle. Yaz gelir. Kış gelir beklenir. Beklemenin ne akşamı ne de gündüzü vardır. Beklersin. İşin vardır oysa. Gitmen lazımdır. Göndermezler. Belli ki sistem seni düşünmektedir. Çalışma dinlen demektedir. Sistem işini bilir. Sistemin diğer adı da BEKLE SIRANI sistemidir.
Bekleyen usanır. Bekleyen bıkar. Usansın. Bıksın. İyi ya işte bu sistemin işine gelir. Sistem de beklemek sonu önceden belli film izlemeye benzer. Aslında filmin sadece sonu bilinse gene iyi! Aynı filmi sayısız kereler izlemişsindir. Ve aynı canlılıkla senden gene de izlemen talep edilir. İzlemeye göresin. Dayın yoksa bittin. Hele bir de sorumlu vatandaş rollerindeysen tam hapı yuttun.
Şu sıralarda talimatla otomatik ödeme olayları çıktı. Hesabında paran olmalıdır. Yoksa para sana ek hesap verirler. Bu kuruluşların öncesinden Avukatları tutulmuştur. Bilirler ödeyemeyeceğini. Almışlardır göze bunu. Hesaplamışlardır. Şu kadar geri dönmez diye. Bu onları batırmaz. Onların işi paradır.
Parayı bizim gibiler sadece kâğıt olarak bilirler. Bildiğimiz budur. Buna karşın para neler, neler anlamına gelmektedir. Paranın tanımları bulunmaktadır. Para sadece bir kâğıt parçasından oluşmamaktadır. Derindir. İçeriği kimde gizlidir? Bilinmez. Bizler bilmeyiz. Sıra ve para orantılıdır. Ne kadar çok para o kadar az sıra. Ne kadar az para o kadar çok sıra. Oran budur. Kurgu gizlidir. Gizlilik gücün belleğindedir.
Bir gün değişik bir mevkide bir yerde görev almaktayım. Dışarıya baktım bir de ne görüm. Bir sıra. Binleri bulan ve her gün yenilerinin eklendiği bir sıra. İnsanlar günlerce beklemekte içi acıyan bulunmamakta. Belki acımakta ama yararı düzen için o an bulunmamakta. Dedim bu sıra bitecek. Dediler mümkün değil. Bitecek dedim. Sen nesin Kurtarıcımı? Sana ne dediler. Bitecek dedim. Bitirince ne olacak heykelini mi dikecekler dediler. Heykel için değil. Vatan için. İnsan için dedim. Yapma dediler. Yaptım bile dedim. Çalıştım. Durmadan yılmadan çalıştım. Alternatif çözümler ürettim. Çalıştılar. Önceleri kızdılar. Şikâyet ettiler. Hep eleştirdiler. Ama sonraları istediler. Çalışmayı istediler. Hizmet etmeyi istediler. Sonuç sıralar bitti. Kalmadı. Son buldu. Bana dediler ki sen git gene aynı düzen hâkim olur. Olmaz dedim. Olur dediler. Gittim. Ve bir gün telefonum çaldı. Arayan ses dedi ki sizin geçilemez ve geçilmesi mümkün olmayan rekorunuzu geçtik dedi. İşte dedim. Budur. O ana kadar hiç böyle duygulanmamıştım. Bir şeyler olmuştu. Hem de olan şeyler iyi bir şeylerdi. Bu yüzden sıralar benim düşmanım. Sıralar bana dost değil. Bilirim içlerinde ki hainlikleri. İstemem onları. Hoş görmem. İnanırım ki istek ve azimle bitirilemeyecek sıra yoktur. Yeter ki bu ruh ile güne başlayalım.
MERSİN İÇEL İLİNDEN BURAK CANLI
-- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin
Erken Final BİN YILIN SONU 28 Şubat 15:00′te TÜNEL'deyiz
Ordunun, medyanın, yüksek mahkemelerin ve dev anası sivil olmayan toplum kuruluşlarının el ele vererek gerçekleştirdiği dünyanın en ahlaksız post-modern darbesi 28 Şubat'ın yıl dönümünde;
28 Şubat bin yıl sürecek diyenlere
Bin yıl sürmesi için toprak altında vatandaşına atılmak üzere bomba saklayanlara
Bin yıl sürmesi için alçakça eylem planları hazırlayanlara
Bin yıl sürmesi için kalan son hukuk kırıntılarını da hiçe sayıp yargı darbesi yapanlara
Bin yıl sürmesi için çocukların üniversite puanlarına göz dikenlere
28 Şubat'ın bin yıl sürmeyeceğini söyleme zamanı geldi!
Pardon ama artık sizin bu saçmalıklarınızı çekemeyeceğiz.
Erken Final: BİN YILIN SONU
28 Şubat 2010 Pazar – 15.00
Taksim Tünel'den Taksim Meydan'a
70 Milyon Adım Koalisyonu
-- Dr. Tarık Ziya
Toplumsal Onarım ve Siyasal Rehabilitasyon
Ana Bilim Dalı Başkanı Yardımcısı
Sivil Hastalıkları Mütehassısı -- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin
Eğer darbe planı yapacaksanız, kuvvet komutanı olmaya dikkat edin.
Çünkü altlarınız sizin verdiğiniz karar nedeniyle tutuklanıp cezaevine konulurken siz ‘’deliller toplandığı ve kaçma tehlikeniz olmadığı’’ için serbest kalırsınız.
Diyelim ki tutuklandınız, GATA’dan bir rapor alıp tahliye olursunuz.
12 Eylül’ü tüm veya tuğgeneraller mi yaptı?
Yani 12 Eylül başarısız olsa, Kenan Evren, Haydar Saltuk, Necdet Üruğ serbest kalacak, alttaki subaylar mı tutuklanacaktı?
Ya da bugün 12 Eylül yargılansa, liderler tutuksuz, alt kadro tutuklu mu olacak?
Bu, adaletin rütbeye göre dağıtılmasıdır.
Görev başındaki subaylar bu kadar delil ortaya çıkmışken hala ortadaysa, onların da kaçma tehlikesi yoktur.
Deliller de zaten mahkemenin elinde olduğuna göre, onların da tutuklanmasına gerek yoktu.
Ortadaki tablo, tutuklama veya serbest bırakılma kararının bir pazarlık sonucu verildiğidir.
Bu da gerçekten rahatsız edici ve vicdan yaralayıcıdır.
Balyoz, askeri savcılığın da onayladığı üzere bir darbe planıdır.
Bu planın altında dönemin 1. Ordu Komutanı olan Çetin Doğan ile birlikte Özden Örnek ve İbrahim Fırtına’nın imzası vardır.
Onlar tutuksuz yargılanacaksa, tutuklanmasına karar verilen tüm zanlıların derhal serbest bırakılması gerekir.
Adalet, darbecilikle suçlanan zanlılara da eşit uygulanmalıdır.
Suçun asli faillerinin serbest kalıp yan zanlıların serbest kaldığı bir adalet sistemi vicdanı yaralar.
Şu anki görünüm, kuvvet komutanlığına yükselmiş generallere dokunulmazlık sağlandığı yönündedir.
O zaman Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu’na neden kızıyorsunuz ki?
Onlar başsavcıları kolluyor, siz de kuvvet komutanlarını...
Erdoğan’ın iki yanlışı
Birincisi Kürt göçü...
Bence de Tunceli göçü önemli ama tarih açısından.
Kamuoyunun yakın tarihle ilgili gerçekleri bilmek hakkı.
Ama daha yakın tarihte zorunlu bir göç daha var.
Terörle mücadele adı altında 15-20 yıl önce zorunlu olarak boşaltılan köyler.
Daha doğrusu zorunlu göç.
Bugün taş attığı için hapse atılan çocuklar, o köylülerin çocukları.
Sayıları kimine göre 300 bin, kimine göre 3 milyon.
Devlet hala onlara zorunlu göç ettirilen insanlar demiyor.
Bu gerçeği inkar ediyor.
Köylerinin etrafı mayın döşeli ve o insanların geri dönmeleri için sadece göstermelik adımlar atıyor.
Bu göç, şu anda Tunceli’den daha önemli çünkü yakın zamanı ilgilendiriyor ve o insanların geri dönme şansı var.
İkincisi, gazetede kimin yazacağına patron ve okur karar verir.
Siz değil.
Onlar kamu görevi yapıyor olabilir ama kamu görevlisi değil.
Ayrıca patronun devletle akçeli bir tek işi de yoksa, kime yazdırıp kime yazdırmayacağına o karar verir.
Siz Emin Çölaşan örneğinden fazla etkilenmişsiniz.
Ama unutmayın, gelişmiş bir ülke için talihsiz bir açıklama yaptınız.
Ruşen Çakır’a
Umur Talu için ne yapıp ne yapmadığım benimle onun arasında.
Ama şu kadarını söyleyeyim, yarın Umur Talu çıkar benim yanlış yaptığımı söylerse, herkesten özür dilerim.
Demokratlığa gelince...
27 Nisan gecesi senin kanalın ve arkadaşların darbe şakşakçılığı yapıyor, teknokrat hükümetleri kuruyordu. O açıklamayı manşet yapmayan tek gazete Sabah’tı.
Tıpkı bir gün sonra ‘’Darbeye hayır’’ manşeti atan gazetenin Sabah olması gibi. Ben senin gibi rüzgar gülü değilim aslanım. Onun için kiminle dans ettiğine dikkat et.
-- Dr. Tarık Ziya
Toplumsal Onarım ve Siyasal Rehabilitasyon
Ana Bilim Dalı Başkanı Yardımcısı
Sivil Hastalıkları Mütehassısı -- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin
Dün... “Zirve” ertesinde kuvvet komutanları salınmış, 3. Ordu Komutanı ise hala adliyenin davetine uymamıştı. Balyoz Darbe Planı’ndaki başrol oyuncusu Çetin Doğan’ın da sorgusu sürüyordu...
Aynı soruşturma kapsamında on üç ilde aralarında Konya İl Jandarma Alay Komutanı’nın da bulunduğu 17 muvazzaf subay ve astsubay ile bir emekli askeri personel gözaltına alınmıştı. Adalet Bakanı Sadullah Ergin ise geçtiğimiz hafta yaşanan krizin ardından yargı reformu için Danıştay, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi başkanları ile görüşme turunda idi.
Ama en şaşırtıcı gelişme...
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre maaş alan üst düzey bir askeri yönetici ile kendisini eşit kılan ve Balyoz Planı soruşturmasında sıra paşalara geldiğinde yapılan “zirve”yi eleştiren köşe yazarlarına yönelik söyledikleri oldu.
***
Yargı reformu gündeme gelince...
Kendi kendime, “devlet bütçesinden yüzde 1 bile pay almayan ve 1 Mayıs 2009 tarihi itibarıyla hâkim ve savcı açığı toplam 3 bin 875 olan bir yargıdan söz ettiğimizin bilincinde miyiz” dedim. Acaba, AB’nin “2009 yılı Türkiye İlerleme Raporu” ne diyordu?
“Yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı ve verimliliği konusundaki kaygılar devam etmektedir.
Bağımsızlıkla ilgili olarak, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısına ya da adalet müfettişlerinin raporlama biçimlerine ilişkin ilerleme kaydedilmemiştir.
Şemdinli davası devam etmektedir. Davanın bugüne kadarki ele alınış biçimi ve daha önce davadan sorumlu olan sivil savcının görevden alınması, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun bağımsızlığı konusunda şüphe doğurmuştur. Yargının, Silahlı Kuvvetlerin ve hâkim ve savcı derneklerinin kıdemli üyeleri, yargının önemli davalardaki ızlığını tehlikeye sokabilecek açıklamalar yapmışlardır.”
Tespitler ve öneriler uzayıp gitmekteydi...
***
Vatandaşından yöneticisinden...
Siyasetçisinden askerine...
Tüm zevatın “kendi gibi düşünmeyeni” yok etmeyi can-ı gönülden arzuladığı bir ülkede, tarafsız, yansız ve verimli bir “demokratik yargı” oluşabilir mi?
***
Yarın 28 Şubat...
28 Şubat Post Modern Darbesi’nin yıldönümü... Çevik Bir’in o dönem çalıştığım Sabah Gazetesi’nin patronu Dinç Bilgin’e “ordunun benden rahatsız olduğunu, dolayısıyla işten atılmam gerektiğini” söylediğini Hasan Cemal’in “Kürtler” kitabında okumuştum. O “rahatsızlığın” sonuçlarını da yaşamıştım.
***
Kastını aşmış olduğunu dilediğim Başbakan Erdoğan da şaşırtıcı şeyler söylüyordu:
“O gazetelerin patronlarına sesleniyorum. ‘ne yapayım, köşe yazarıma hâkim olamıyorum’ diyemezsin. Sen bunun sorumlususun, diyeceksin.
...Köşende yazanın maaşını sen veriyorsun. Yarın feryat etmeye geldiği zaman da buna hakkın yok.
...Herkes çizgisini bilmelidir. Köşe yazarlarınız beni eleştirebilir, haklarıdır. Ben de uyarımı yapmak zorundayım. Herkes yeri ve konumunu iyi bilmek zorundadır. Bu ülkeyi germeye hakları yok.
...Herkes fikrini söylemekte serbesttir. Ama o insanlara o kalemleri teslim edenler de der ki ‘Kusura bakma, bizim dükkânda sana yer yok’. Herkes vitrinine layık olanı koyar.”
***
Başbakan, “tek sesliliği” arzulayan hiddetini şu noktada temellendirmekteydi:
“Bir taraftan hükümete vuracaksın, öbür taraftan ekonominin çökmesi için köşe yazarlarıyla elinden geleni yapacaksın. Piyasalar yüzde 6,5 puan düşüyorsa, bunun sebebi ortadadır.”
Hâlbuki...
Piyasalar köşe yazarlarından dolayı değil, askeriyenin Balyoz davasının yargı sürecinde anayasal bir suç işleyerek Genelkurmay’da toplantı yapmalarından, kısacası “demokratik ilkelerin” yürümemesinden etkilendi.
***
Acaba “ilke” üzerinden siyaset anlayışı hâkim olsa... Reel politikanın dengeleri yerine evrensel bir hukuk devletinin kriterleri asıl alınsa...
Bunun değişimi için gaza basılsa ve taviz verilmese ne olur?
Ben size söyleyeyim:
Başbakan “tek sesli” bir basın isteyip, “katip” ile “yazar”ı karıştırmaz, generaller yargıyı korkutmak için toplanıp bildiri yayınlayamaz, memur ile yürütmenin başının karşılıklı oturmasına “zirve” denmez ve borsa da bu garipliklerin tümünden korkup düşmez.
-- Dr. Tarık Ziya
Toplumsal Onarım ve Siyasal Rehabilitasyon
Ana Bilim Dalı Başkanı Yardımcısı
Sivil Hastalıkları Mütehassısı -- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin
İlginç bir durumla karşı karşıyayız: Şimdiye kadar yüksek yargı, askeriye ile birlikte hareket ederdi... Zaten, örneğin Anayasa Mahkemesi gibi bir yüksek yargı kurumunun 1961'deki kuruluşunda, askerin aktif etkisi vardır. Mahkeme de kolları sıvar sıvamaz, 1960 darbecilerinin lehine karar vermiştir. Yüksek yargının askeriyeyle kurduğu sıcak ilişki, şimdiye kadar hemen hiç kesilmeden devam etti. 28 Şubat (1997) döneminde olay, kapalı kapıların ardından çıktı ve alenileşti: Askeriyenin çağrısı üzerine koca koca hukukçular, koşa koşa brifinge gittiler ve kendilerine çekilen söylevi alkışa tuttular. Bu durum yargı açısından skandalın da ötesinde vahimdi. Çünkü yaptıkları, yargının bağımsızlığına ve tarafsızlığına aykırı olduğu gibi... Çağdaş bir devletin üzerinde yükseldiği en önemli ilke olan kuvvetler ayrılığına da tersti. Yüksek yargı bağımsızlığını ve tarafsızlığını alenen postalların önüne sermekle kalmamış, yürütmenin bir parçası olan askeriyenin, kendi işine karışmasına canı gönülden razı olmuştu.
*** Bu konuda böylesine net konuşabilmemizi dönemin Yargıtay savcılarından Ahmet Gündel'e borçluyuz. Diğer yüksek yargı mensupları, sert adımlarla olmasa da, otobüslere doluşup Genelkurmay'ın irtica brifingine giderken, Gündel yargının küçük düşürülmesini reddederek yerinden kımıldamamıştı. Çünkü bir yargı mensubu; Anayasa'ya, yasalara, evrensel hukuk ilkelerine, insan haklarına, hukukun üstünlüğü ilkesine dayanarak karar verir. Böyle yapabilmek için de telkinlerden uzak durur. Olup biteni serinkanlı bir şekilde izler. İdeolojilere saplanmaz. Hatta icabında kendi inançlarını da "paranteze almayı" bilir. Bizim yüksek yargı ise böyle bir tabloya çok uzak. "İdeal-tipik hukukçu" ile "yüksek yargıdaki reel hukukçu" arasında dağlar var. Bizdeki 10 yüksek yargı mensubundan en az 7'si, kendini bir "devlet yöneticisi" olarak görüyor. Yani modern hukukçuların aksine, "yargıçlar devleti" (ya da "yargıçlar iktidarı"/ "jüristokrasi") denilen oluşumu destekliyor. Askerin yetersiz kaldığı anlarda, "Yettim Karaoğlan, dayan" edasıyla yardıma koşuyor.
*** Bunca laftan sonra sadede gelelim. Tuhaf bir durum var: Ergenekon ve Balyoz gibi soruşturma ve davaların amacı devleti temizlemek. Bu süreci Genelkurmay'sız yürütmek mümkün değil. Gerçekçi olalım: Org. Başbuğ ve arkadaşları taş koyarsa, fazla bir ilerleme olmaz. Özetle: Askeriyenin zirvesi, kurum bünyesindeki darbeci zihniyeti tasfiye etme çabasında. Buna karşılık, yüksek yargının, tasfiye edilmesi gerekenlerden yana bir tavır aldığını görüyoruz. Acaba niye? Bir vakitler brifinglere koşturanlar, niye bu kez başka bir havada? Sanırım yüksek yargı mensuplarının önemli bir bölümü gidişata uyanmış değil. Onlar hâlâ çatışmanın, "dinciler" ile "laikler" arasında olduğunu sanıyor ve kim dincilerin karşısında olduğunu söylüyorsa, onu destekliyor. Acaba diyorum, arkadaşlar için yeniden bir brifing mi düzenlenmeli? Başbuğ çıksa, slaytlar filan da kullanarak, "28 Şubat saçmalığı bitti, bugün artık çağa ayak uyduruyoruz" filan diye anlatsa, fena mı olur? (Şaka, şaka!)
-- Dr. Tarık Ziya
Toplumsal Onarım ve Siyasal Rehabilitasyon
Ana Bilim Dalı Başkanı Yardımcısı
Sivil Hastalıkları Mütehassısı -- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin
Brüksel’deyim. Heinrich Böll Vakfı’nın düzenlediği bir toplantıdayım. Telefonlarım durmaksızın çalıyor. Komutanların gözaltına alınmasıyla başlayan yeni siyasi durum konusunda TV kanalları yorum yapmamı istiyorlar. Bizim toplantının konusu ise; İsrail-Türkiye ilişkileri ekseninde Türkiye’nin dış politikasındaki değişiklikler ve bildiğimiz ‘eksen kayması’ iddiası. Bu bağlamda Türkiye’nin AB üyeliği de masada. ‘Gerçekten Türkiye’nin dış politika ekseni kaydı mı’ sorusu üzerine kafa yoruluyor... ‘Bunun konuşmanın zamanı mı’ diye de sorulabilir... Gözüm buradaki toplantıda, kulağım Türkiye’de. Bu yazıyı yazarken henüz gözaltına alınan emekli komutanların kaderleri belli olmamıştı. *** Gözaltıların yol açtığı sarsıntıyı küçümsemek mümkün değil. Türkiye’de taşlar şimdi gerçekten yerinden oynuyor. Geleceğimizi, tarihimizi belirleyecek gelişmeler gerçekleşiyor. Gazetelerin internet sayfalarına bakıyorum. Herkes istediği taraftan kamuoyunu etkilemeye çalışıyor. Yazıma gelen tepkilere bakıyorum, bir kısmı çok öfkeli, bir kısmı durumu anlamaya gayret ediyor. Sonuç olarak bir sarsıntı yaşadığımız ve sinirlerin gerildiği bir gerçek. Yurtdışında yapılan yorumları, ‘İslamcılar laikliği ortadan kaldırıyor, onun için askerler gözaltına alınıyor’ şeklinde yansıtma çabalarını da onaylamak mümkün değil. Batı’daki genel eğilimin bu yönde olmadığını görüyoruz. Türkiye’deki durumu Batı’ya olduğundan farklı yansıtma yönündeki çabalara rağmen, Batı demokrasilerinin temsilcileri, Türk siyasetinde neler olup bittiği konusunda yüksek bir analiz yeteneğine sahipler. *** Türkiye’de ‘asker vesayeti’nin kaldırılmasının daha anti-demokratik bir rejime yol açacağına buradaki insanları inandırmaya çalışma girişimlerinden bir sonuç almak pek mümkün değil. Militarizmle mücadelenin, daha militarist, daha anti-demokratik rejimler yarattığı yönünde kaç tane örnek gösterilebilir ki? Bazı çevrelerin en çok sarıldıkları örneklerden biri İran örneği... İran’da Humeyni, solcular ve cümle muhalifler Şah diktatörlüğüne karşı ortak bir mücadele yürüttüler. Şah döneminde çok partili sistem yoktu. Askeri diktatörlük vardı. Bu nedenle bu diktatörlüğe karşı değişik muhalif güçler ittifak yaptılar. Bu muhalif güçlerin neredeyse hiçbiri (ne solcular, ne Batı yanlıları, ne de Humeyniciler) demokratik güçler değildi. İran’da çok parti geleneği hiç oluşmamıştı. Bu yüzden Şah’ı devirenler kısa süre içinde bir iktidar kavgasına giriştiler. Bundan Humeyniciler üstün çıktı. Bir demokratik uzlaşmanın zemini hiç olmamıştı. Türkiye, 60 yıldan fazla bir süredir çok partili demokrasi arayışı içinde. Askerin bütün müdahalelerine rağmen, Türkiye’de parlamenter rejim kısa süreler dışında kesintiye uğramadı. Bu uzun süreç önemli bir birikim yarattı. Türkiye’nin sorunlarını parlamenter rejim içinde çözebilmesi konusunda bir olgunlaşma noktasına yaklaşılmakta olduğu ortada. Bu nedenle, AK Parti’nin, militarizmle hesaplaşma-sında kazanacağı inisiyatifi ve gücü, demokrasiyi ve çok partili rejimi ortadan kaldırma (ya da demokrasinin oyun alanını asgariye indirme) amacıyla kullanacağı yönündeki kaygılar gerçekçi kaygılar değil. AK Parti istese bile böyle bir süreci örgütleyemez. Bu bağlamda şunu da hatırlamakta yarar var: Askerlerin her darbeden sonra yaptıkları ‘kısa sürede demokratik sisteme döneceğiz’ açıklamaları, onların demokrasiye olan sevgi ve güvenlerinden değil, Türkiye’deki bütün zaaflarına rağmen gelişmekte olan demokrasi anlayışından ve Türkiye’nin Batı’yla olan ilişkilerinden kaynaklanmıştır. Türkiye’deki demokrasi birikimi ve Türkiye’nin Batı’yla olan ilişkileri, demokrasinin ortadan kaldırılmasına eskiden de izin vermedi, hele şu andan sonra kesinlikle veremez. Kritik bir dönemeçten geçiyoruz. Çatışma çok sert cereyan ediyor. Ergenekon davasının savcıları cesaret isteyen bir hukuk mücadelesi yürütüyorlar. AK Parti’nin düşündüğünün ve planladığının çok ötesinde bir noktaya geldi işler. Geriye dönüş mümkün görünmüyor.
-- Dr. Tarık Ziya
Toplumsal Onarım ve Siyasal Rehabilitasyon
Ana Bilim Dalı Başkanı Yardımcısı
Sivil Hastalıkları Mütehassısı -- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin
'Balyoz Planı' iddialarına ilişkin soruşturma kapsamında mahkemeye sevk edilen eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan ile emekli Korgeneral Engin Alan tutuklandı.
'Balyoz Planı' iddialarına ilişkin soruşturma kapsamında mahkemeye sevk edilen eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan ile emekli Korgeneral Engin Alan tutuklandı.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nden sivil plakalı bir araçla adliyeye ulaştırılan Doğan ve beraberindekiler, hakim ve savcıların giriş yaptığı bölümden binaya alındı.
Adliyedeki sağlık kontrolünden sonra Orgeneral Çetin Doğan'ın sorgusu başladı.
Adliyeye getirilen 3 kişiyle birlikte Emniyet'te sorgulanan kimse kalmadı.
Emekli Orgeneral Çetin Doğan, dün Adli Tıp Kurumu'nda sağlık kontrolünden geçirilmişti.
Öte yandan, Merkez Komutanlığı'ndan 5 muvazzaf asker daha adliyeye getirildi.
31 KİŞİ TUTUKLANDI
'Balyoz Güvenlik Hareket Planı' iddiaları soruşturması kapsamında şimdiye kadar gözaltında alınan muvazzaf ve emekli askerlerden 31'i tutuklanarak cezaevine gönderildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 'Balyoz Güvenlik Hareket Planı' iddiaları soruşturmasına ilişkin 22 Şubatta gözaltına alınan muvazzaf ve emekli askerlerden, İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve Merkez Komutanlığı’ndaki işlemleri tamamlanan ilk grup 23 Şubatta adliyeye sevk edildi.
Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesinde savcılık sorgularının ardından Nöbetçi 10. Ağır Ceza Mahkemesine çıkarılan Tümamiral Ramazan Cem Gündeniz, Tuğamiral Aziz Çakmak, emekli Tuğgeneral Mehmet Kaya Varol, emekli Tümamiral Ali Deniz Kutluk, emekli Tümamiral Özer Karabulut, emekli Kurmay Albay Ümit Özcan ve emekli Kurmay Albay Ali İhsan Çuhadaroğlu tutuklandı.
24 Şubatta gece geç saatlerde savıcılıktaki sorgularının ardından adliyeye çıkartılan ve aralarında eski Kuzey Deniz Saha Komutanı emekli Koramiral Feyyaz Öğütçü'nün de bulunduğu 7 kişi savcılık sorgularının ardından mahkemeye çıkarıldı.
Mahkemece Öğütçü'nün de aralarında bulunduğu 5 şüpheli tutuklanırken, emekli Albay Musa İstek serbest bırakıldı, bir muvazzaf subay hakkında da denetimli serbestlik hükmü uygulandı.
Aynı gece mahkemeye çıkarılan 5 muvazzaf subay ile emekli Tuğgeneral İzzet Ocak, emekli Korgeneral Metin Yavuz Yalçın ve emekli Albay Kubilay Aktaş'ın da tutuklanmalarına karar verildi.
Son olarak dün gece adliyeye sevk edilen Tümamiral Semih Çetin ile Tuğamiral Turgay Erdağ'ın da aralarında bulunduğu 9 muvazzaf asker ile eski Genelkurmay Başkanlığı Stratejik Araştırmalar ve Etüt Merkezi Başkanı emekli Tuğgeneral Süha Tanyeli ile emekli bir asker daha tutuklandı.
KOMUTANLAR SERBEST
Dün sabah saatlerinde adliyeye getirilen eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına ile eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı nezaretinde yapılan savcılık sorgularının ardından serbest bırakıldı.
Adliyeye sevk edilen eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Ergin Saygun'un ise savcılık sorgusunun ardından denetimli olarak serbest kaldığı öğrenildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı, bu gelişmelerin ardından emekli Orgeneral İbrahim Fırtına ve emekli Oramiral Özden Örnek'in serbest bırakılmasına ilişkin, 'Aralık ayında yine ifadelerini alıp serbest bırakmıştık. Delilleri karartma teşebbüslerine rastlamadık. Dolayısıyla 2-3 ay önce serbest bıraktığımız halde adreslerini terk etmedikleri için bu gerekçeyle kaçmayacakları düşüncesiyle serbest bıraktık' açıklamasını yaptı.
KOMUTANLAR HAKKINDA SORUŞTURMA DEVAM EDİYOR
Gazetecilerin, 'Haklarındaki soruşturma devam ediyor mu?' sorusu üzerine, Çolakkadı, 'Tabii devam ediyor. Sadece serbest bıraktık, soruşturma sürüyor. Şu an için içeriğine giremiyorum. Yani serbest bırakma gerekçemiz bu...' dedi.
Böylece, son 4 günde 'Balyoz Güvenlik Hareket Planı' iddiaları soruşturması kapsamında gözaltına alınan 47 emekli ve muvazzaf subaydan 31'i tutuklanmış oldu.
Bu arada, ikinci 'Ergenekon' davasının tutuklu sanıklarından Albay Cengiz Köylü'nün de söz konusu soruşturmaya ilişkin 'şüpheli' olarak ifadesi alınıp hakkında serbest bırakma kararı verildi.
Adliyedeki işlemlerin ardından, Köylü, 'Ergenekon' davası kapsamında tutuklu bulunduğu için Hasdal Askeri Cezaevine geri götürüldü.
-- Dr. Tarık Ziya
Toplumsal Onarım ve Siyasal Rehabilitasyon
Ana Bilim Dalı Başkanı Yardımcısı
Sivil Hastalıkları Mütehassısı -- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin
Soru: Sevgili Sivilay Abla, Türkiye’nin gündemine yetişemiyorum. Türkiye bir toz bulutu adeta. Kendimi bu karmaşık tabloda koyacak bir yer bulamıyorum. Nereye gidiyoruz? Kim kazanacak? Her şey bir toz bulutu. Lütfen yardım edin. (Elif Cevheri)
Cevap: Sevgili Elif, çok karışık gibi görünen tabloyu ustalıkla sadeleştirip iki kişiye indirgeyebiliriz: Sabih Kanadoğlu-Osman Can. İkisi de hukukçu. Sabih Kanadoğlu sistemin kılına dokundurmam diyor, Osman Can değişim diyor. Sabih Kanadoğlu, Cumhuriyet’in ilk kuşağının temsilcisi. Osman Can, doçentlik almış, Avrupa’da doktora yapmış, iki dil bilen yeni kuşağın bir üyesi. Felsefi olarak birbirlerine taban tabana zıt şeyler söylüyorlar. İkisinin konuşmalarını, açıklamalarını dinlediğinde hangisi sana yakın geliyor. Sabihçi misin Osmancı mı?
“Nereye gidiyoruz” sorusunun cevabı şu iki sihirli sayıda gizli. 1938-1968. İlk sayı Sabih Kanadoğlu’nun, ikinci sayı ise Osman Can’ın doğum tarihi.
“Kim kazanacak” sorusunun cevabı ise Balçiçek Pamir’in tarihî programında belli oldu. Osman Can, ezici bir farkla unvan maçını aldı.
-- Dr. Tarık Ziya
Toplumsal Onarım ve Siyasal Rehabilitasyon
Ana Bilim Dalı Başkanı Yardımcısı
Sivil Hastalıkları Mütehassısı -- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin