31 Ağustos 2010

[anadoluhaber] Burak Canlı'nın Referandum Üzerine Basın Açıklaması "Türbana Çare Bulamayan Evetçiler Bana Acımaktaymış" Mersin İçel

BURAK CANLI’NIN REFERANDUM ÜZERİNE BASIN AÇIKLAMASI

TÜRBANA ÇARE BULAMAYAN EVETÇİLER BANA ACIMAKTAYMIŞ!

 

Aklı, fikri hür olmak ve bir birey olarak hareket edebilmek diğer Ülkelere oranla Coğrafyamızda daha da bir zordur. Bu bir gerçektir. Tam bir gerçeklik!

 

Ülkücüler MHP’ye sahip çıkın dedim. Sonunda MHP’li oldum. Neymiş bana mı düşmüş böyle yazmak. Bana mı kalmış. Tunceli’yle dalga geçmeyin Tuncelili olmak suç mu dedim. Neymiş ben acınacak durumdaymışım.

 

Alevi kardeşlerimiz dedim solsun dediler. Kürt kardeşlerimiz dedim yok sen o terör örgütünün savunucusun yok sen satılıksın dediler. Şeyh Nazım Kıbrısı’den, Nakşibendi Tarikatından bahsettim sen tarikatçımızın dediler.

 

Sorun neydi de bana saldırdılar. Sorun neydi de beni tehdit ettiler. Sorun neydi de büroma saldırdılar.

 

Uzunca bir süredir yol almaktayım. Yardım almadığımı söyleyemem. Yardımlar ve Yaradanım sayesinde halen yol almaktayım. Tabi ki sığındım. Ama sadece Yaradan’ıma! Tabi ki diledim. Ama sadece Yaradan’ımdan!

 

Peki, ne oldu da bana karşı evetçiler acıma duygusuna giriştiler. Suçladıkları muhalefetti. Suçladıkları hâlbuki kendileri olmalıydı. Ama hem suçladılar. Hem yok yere içeri attılar. Hem de Özel olarak özellikli bir takım şeyler kurup özel muameleler yaptılar.

 

Ne desek boş! Ne yapsak yararsız! Evet, ben Çeçenistan’ın bağımsızlığı dediğim için bana acıdılar. Doğu Türkistan’ın üzerinde durulması gerektiğini yazdığımdan dolayı bana acıdılar. Filistin konusunda yeter dedim. Kan dursun dedim. Gerçekten de bu konuda yol alalım dediğim için bana acıdılar.

 

Yaradan’ıma sığındım dedim. Çalıştım, çalıştım ve bir daha çalıştım. Çalıştım ama çalışmayı ibadet bilerek çalıştım.  Sonra ve önce hep Yaradan’ıma sığınarak yol aldım dediğim için bana acıdılar. İlim dedim. Bilim dedim. Sömürüye son dedim. Allah Yolunda ama Gerçek Hakikati görerek yol almak dediğim için bana acıdılar.

 

Onlar kullanmadı mı? Onlar Çeçenistan’ı, Doğu Türkistanı, Filistin’i kullandılar. Bununla ceplerini doldurdular. Allah Yolunda dediler insanları dolandırmadılar.

 

Ayırmadılar mı? Sen şusun sen busun demediler mi. Dedim ki birey bilinci kazandırılmalı. Dedim ki ekonomik acıdan özgür olamayanın benliği olmaz. Biz olgusu bir şeye yaramaz. Dedim ki Demokrasi de insan temeldir. Halk olmaz. Bu konuya halkı karıştırmayın. Yapmayın dedim.

 

Ama bana evetçiler acıdılar. Bana olmayacak terbiyesizlik ve hakaretlerde bulundular. Bunu yapmadınız mı? Beni yok saydınız. Sonra da dönüp neden bu dünyanın hali böyle diyor ve etrafınızdakilere acıyorsunuz.

 

Benim gemim bulunmamakta. Gökdelenlerin de sahibi değilim. Hiçbir kimseyi çarpmadım. Hiçbir kimseyi yok etmeye kalkmadım. Yaradan dedim. İnsan dedim. Güzellik ve hoş olanlardan bahsetmeye gayret ettim. Diyorum ki hayır. Son nefesime kadar da hayır diyeceğim.  Evet, çıkması durumunda da yaşamda ki haksızlık ve ikiyüzlülüğe karşı da hayır demek için bir sebep edineceğim tabi ki sizler bana aptal demeye bana acımaya devam edeceksiniz. Ezilenleri dün olduğu gibi bugünde yarın da görmeyecek ve onların üzerinden Kuran’ı parayla inananlara sattığınız ve inananlardan ticari kazanç sağladığınız gibi gene aynı şekilde sağlamaya da devam edeceksiniz.

 

Edin durmayın. Evet diyin. Bugün Allah Yolundan ayrılıp Şeytan’ın yolundan gitmek isteyenler bilin ki bugünün yarını olduğu gibi bu dünyanın da öbür dünyası olacaktır. O gün geldiğinde inanları sömürünüz, onlardan kazanç sağlamanız unutulmayacak ve sizlere inanın ki her bir daim hatırlatılacaktır. O güne kadar ezmeye, yok saymaya, devam edin. Zaten bugüne kadar devam ettiğiniz için ne terör bitti ne de işsizlik ne de kaçıran. Unutmayın siz bugün iktidar bugün evetçi olmadınız. Her zaman evetçi her zaman da iktidardınız. İddia ettiğiniz tüm başarısızlıklarda da dünün olduğu gibi bugünün evet çilerinin rolü bulunmaktadır. Daha da gerisi hikâye!

 

 

NOT: Diğer yönlere bakmadan, irdelemeden sadece bu yazı hayır demek için yeterlidir. Kim inkâr edebilir dün ve diğer dünlerde ki gibi aynı sizlerin evet vermediğini. Her zaman bir bahaneniz ve her zaman numarayla akıtılmış göz yaşlarınız bulunmaktaydı. Filistin vuruldu. Vuruldu. Ve hala numaradan göz yaşlarınızı akıtırken de yok ben haklıyım gemidekileri vurdular yok ben haklıyım öyle böyle derken de vurulmaya devam etmektedir. Doğu Türkistan’da ölüme terk edilen Uygur Türkleri’nin yanı sıra Çeçenistan haklı mı yanlış mı derken tüm Çeçen’leri katlettirdiniz. Ama tüm bunlar bir yana Kutsal Kitap Kuran’ı bin bir bahanelerle parayla satmaya devam ederken de 8 yıldır Türbana çare bulamadınız. Utanmadan. Sıkılmadan karşımıza çıkmış bize doğarken bütünleştiğimiz Yaradan’ımızdan bahsetmeye çalışmaktasınız.  Biliniz ve bilsinler ki ben bunları yazıyorum diye dinci olarak itham edilmekte ve hayır dediğim için de muhafazakâr meydanında saygısını kazanamamaktayım. Yazmasam bu sefer de dinsiz olmakta ve gene de ilgi görmemekteyim. Sebebi ranttır. Sebebi inanç yoksunluğudur. Sebebi menfaattir. Sebebi onların kelleyi koltuğa alamamasında yatmaktadır. Kelleyi koltuğa alın ve gidip hayır diyin. Evet demeniz durumunda ne türban sorunu, ne de ruhen önemli hiçbir şey değişmeyeceği gibi işler inananlar için kötüye gitmeye de devam edecektir. Mersin İçel Burak Canlı

 

 

 

 

 

--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
 
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
 
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin

[anadoluhaber] RUS BASININDAN TÜRKİYE'YLE İLGİLİ İKİ MAKALE (KARADENİZ BÖLGESİNDE BORU HATLARI ARASINDAKİ REKABET ARTIYOR-ABD'NİN "ÇEKİLMESİ" VE GÜNEY KAFKASYA'DA GÜÇLERİN YENİ DAĞILIMI)

NEZAVISIMAYA GAZETA:
KARADENİZ BÖLGESİNDE BORU HATLARI ARASINDAKİ REKABET ARTIYOR

MOSKOVA, 26/08(BYE)--- Tirajı günde 40 bin olan Nezavisimaya Gazeta'nın 26 Ağustos 2010 tarihli sayısında, Sergey Jiltsov imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan yazının özet çevirisi şöyledir:

Karadeniz ülkeleri, Rusya ve AB'nin projelendirdiği boru hatlarını inşa edecek. Yani Karadeniz'in altından boru hattını kim daha önce döşeyecek ve yeni boru hatları için Hazar Denizi bölgesi ülkelerinden kim önce doğal gaz alacak?

Güney Akım ve Nabucco gibi iki kilit boru hattı paralel olarak geliştirilmektedir. Rusya, Güney Akım boru hattının topraklarından geçeceği ülkelerle anlaşmalar imzalamaya devam ediyor. Aynı zamanda Nabucco hissedarları kendi projeleri için kaynak bulabilmek için çabalarını artırıyor.

Örneğin geçenlerde alınan karara göre Gürcistan ve Irak sınırlarına iki ek boru hattı döşenecek. Böylece Nabucco'ya Irak doğal gazının da verilme ihtimali var. İran yüksek miktarda doğal gaz rezervlerine sahip olmasına rağmen siyasi nedenlerle Avrupa'nın projesinin dışında kaldı.

Nabucco hissedarları boru hattının gazla doldurulması bakımından en fazla Azerbaycan'a güveniyor. Bakü, boru hattı projelerinin hemen hemen tamamının görüşmelerine katılıyor. Azerbaycan'da doğal gaz üretiminin artış temposunun yavaş olmasına rağmen Bakü olası alıcılarla yoğun görüşmeler yaparak bu amaçla özellikle Şahdeniz yatağı projesinin ikinci kademesinde bu yatakta üretilecek doğal gaza bel bağlıyor.

Şimdi yapılan görüşmelerin tümü ön görüşmeler olup bağlayıcı bir karakter taşımıyor. 14 Eylül'de Bakü'de AGRI (Azerbaijan-Georgia-Romania Interconnection) Projesi'ni desteklemek için Azerbaycan, Gürcistan ve Romanya cumhurbaşkanlarının katılımıyla yeni bir zirvenin düzenlenmesi planlanıyor. AGRI Projesi, Azeri doğal gazını boru hatlarıyla Karadeniz sahiline kadar taşınmasını öngörüyor. Ve burada doğal gaz özel bir terminalde sıvılaştırılacak.

Son dönemde White Stream (Beyaz Akım) Projesi de görüşülmeye başlandı. Bu projeye göre Azeri doğal gazının Gürcistan'ın Supsa Limanı'ndan başlayıp Romanya'nın Köstence Limanı'na ve oradan da AB üyesi diğer ülkelere taşınması öngörülüyor.

Karadeniz ülkeleri, hayali projelere fazla güvenmeden kendileri petrol ve doğal gaz üretmeye çalışıyor. Son yıllarda bölgenin hemen hemen tüm ülkeleri bu enerji kaynaklarını üretmeye başladı. Bu konuda diğer ülkelerden geri kalan Türkiye kısa bir süre içinde Karadeniz'deki kıta sahanlığında ilgili çalışmaları başlattı. Sofya ise Karadeniz'de Bulgaristan'a ait sahada yabancı yatırımcıları çekiyor. Rusya da kıta sahanlığındaki yataklarda üretime ilgi gösteriyor. Gürcistan bile bazı ekonomik sıkıntılar geçirmesine rağmen kıta sahanlığındaki enerji kaynaklarının üretimine ilgi duyuyor.

Karadeniz ülkelerinin politikasının ilginç özelliği, birbirinin rakibi durumunda olan projelere aynı anda katılmaya çalışmasıdır. Ankara, Sofya ve Bükreş bu tür bir politikanın eninde sonunda faydalı olacağına inanıyor. Örneğin Türkiye birbiriyle rekabet eden hem Güney Akım hem de Nabucco Projelerine katılmaya hazır olduğunu defalarca açıkladı. Romanya da aynı tutumu izliyor. Bu politika, petrol ve doğal gaz boru hatlarının kendi topraklarından geçmesini elde edip vanayı kontrolünde bulundurma çabasıdır.

REGNUM :
ABD'NİN "ÇEKİLMESİ" VE GÜNEY KAFKASYA'DA GÜÇLERİN YENİ DAĞILIMI

ANKARA, 26/08(BYE)--- Rus haber ajansı Regnum'un 26 Ağustos 2010 tarihli internet sayfasında, Vigen Akopyan imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yer alan Rusça yazının özet çevirisi şöyledir:

Rusya Devlet Başkanının ziyaretinin Ermenistan'da yol açtığı coşku, Medvedev aynı şekilde Azerbaycan'ı ziyaret edene kadar sürer. Rusya, bunun tek bölgesel strateji olduğunu düşünerek ve bunu kendine has araçlarla Karabağ sorunu bölgesinde statükonun zapt edilmesi sanarak, Ermenistan ve Azerbaycan arasında askeri-siyasi dengeyi desteklemeye devam edecek.

Bu arada Rusya'nın Kafkasya'daki esas sorunu, Erivan ve Bakü arasında denge oluşturulmaması değil, Moskova için geçilmez bir bölge haline gelen Gürcistan'la siyasi ilişkilerin olmamasıdır. Bu yüzden, Ermenistan ve Azerbaycan arasında dengenin oluşturulması sürecinde Moskova'nın kazandığı zaman, en kısa sürede Gürcistan'la sorunların çözümünde kullanılmalı.

Güney Kafkasya'nın ABD ve Rusya için tamamen farklı yük getiren stratejik bir bölge olduğunu belirtmek gerekir. Güney Kafkasya, Washington için ulaşım-iletişim bileşeni yani Orta Asya ve Avrupa arasında zincirin bir parçası olarak görülürken Moskova için, Kuzey Kafkasya'da güvenliğin sağlanması amacıyla sıkı sıkıya bağlı olması gereken, askeri- siyasi fonksiyonu ön planda olan bir bölgedir. Ancak Rusya, Kuzey Kafkasya için olası tehditleri Abhazya ve Güney Osetya'da iki askeri üs konuşlandırarak belirli ölçüde düşürebildiyse de ABD için, Gürcistan'ın stratejik tutumu zarar verici oldu. Bu ülke ABD için, alternatif enerji koridoru işlevi görmüyor. Vaziyet böyleyken daha önce Amerikan himayesi altında hareket eden Türkiye gibi oyuncular sahneye çıktı. ABD'de Demokratlar iktidara geldiği andan itibaren ABD ile ilişkilerin adını koymaya çalışan Ankara, Kafkasya bölgesindeki -Rusya ile sıkı diyalog olmadan korunmuş sayılmayan- ulusal çıkarlarını yüksek sesle dile getirmeye başladı.

ABD'nin Güney Kafkasya'daki etkisini tamamen ve dönülmez bir şekilde son verdiğini düşünmek saflık olur. Geçen on yıllık süreçte Amerikalılar bölgede büyük bir çalışma yaptı. ABD, belirli bir anda olayların gidişatını anında değiştirebilen veya alternatif bölgesel senaryoyu anında kabul ettirebilen "üçüncü güç" olarak algılanmaya devam ediyor. İran'ın nükleer programıyla ilgili senaryo bunlardan biri.

Moskova'nın Abhazya ve Güney Osetya'nın bağımsızlığını tanımasından sonra Dağlık Karabağ meselesi, bölgesel siyasi sürecin merkezine oturdu. Türkiye'nin Karabağ sorunu konusundaki aktif konumu, Ermeni-Türk ilişkilerinin normalleşmesi çabalarının arka planına açıkça yansıdı. Amerikalı Demokratların "çocuğu" -Ermeni-Türk sınırının açılmasının "yol haritası"-, Türk yönetimi tarafından baltalandı. Sonuçta Dağlık Karabağ sorunu, iki bölgesel oyuncu Rusya ve Türkiye'nin etkisi altında kaldı.

Moskova ve Ankara, Dağlık Karabağ sorununun çözümü süreci üzerinde siyasi kontrolü sağladıktan sonra ikinci adımı attılar: Askeri yönlerini güçlendirmek. Rusya, 2044 yılına kadar Ermenistan'daki askeri varlığını sağlamlaştırdı. Türkiye ise Bakü ile stratejik iş birliği ve karşılıklı yardım anlaşması yaparak Azeri tarafının çıkarlarının teminatçısı fonksiyonunu pekiştirdi.

Genel olarak bölgede, ana katılımcıları bir taraftan Azerbaycan ile Türkiye'nin, diğer taraftan Ermenistan ile Rusya'nın olduğu yeni rekabet sistemi gelişiyor. Konum itibariyle Türkiye iyi bir durumda. Türkiye planlı olarak Gürcistan'daki ekonomik varlığını büyütüyor. Ayrıca Türkiye için Gürcistan, kendisini Azerbaycan'la bağlayan ana arter görevini görmeye devam ediyor. Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı, Bakü-Tiflis-Erzurum doğal gaz hattı ve proje aşamasında olan Bakü-Ahalkalak-Kars demiryolu hattı Türkiye'nin, Hazar bölgesine ve Orta Asya'nın petrol ve doğal gazına sürekli ulaşmasını sağlama amacı güdüyor. Türkiye, bu amaca ulaşma yolunda Batı'nın tam desteğini alıyor ve Nabucco'nun hayata geçirilmesi için mümkün olan her şeyi yapmak için çabalıyor. Bununla birlikte Türkiye, Güney Akım projesine katılım konusunda Moskova ile karşılıklı çıkarlara dayalı diyalog kurdu. Türkiye'nin elverişli coğrafi konumu kendisini, rekabet içinde olan Kuzey-Güney ve Doğu-Batı güzergahlarının kavşağı olarak göstermesine olanak sağlıyor.

Ayrıca Türkiye, İran ile sınırı olan topraklar üzerindeki dar bir koridordan Nahçivan'a demiryolu hattı yapımına başlamak niyetinde olduğunu açıkladı. Bahsi geçen demiryolu projelerinin gerçekleşmesi durumunda Ermenistan, Güney Kafkasya'da demiryolu kavşağı fonksiyonunu ebediyen kaybedecek.

Ancak yine de Güney Kafkasya'nın küresel rekabet ortamından çıktığından bahsetmek doğru olmaz. Uluslararası alanda etkilerini artıran ABD, Rusya ve Türkiye, şu anda komşu bölgeler konusunda kendilerine ait politikalar oluşturdular. Türkiye sadece Kafkasya'da değil, Balkanlar, Orta Doğu ve Arap dünyasında da ön plana çıktı. Ankara bundan henüz bir gelir elde etmedi. Tersine Türk aktifliği, bölgedeki diğer güçler tarafından çoğu zaman dışlanıyor.


KAYNAK:

http://www.euractiv.com.tr/ab-ve-turkiye/article/dis-basinda-turkiye-27-agustos-2010-011925


[anadoluhaber] ASA-YI MUSA DERSLERİ---114.DERS.----"Dört nehir Cennetten geliyorlar" diye rivâyet edilmiş. Yani, zâhirî esbabın [görünen sebeplerin] pek fevkinde [üzerinde] olduklarından, mânevî bir cennetin hazinesinden ve yalnız gaybî [bilinmez] ve tükenmez bir menbaın [kaynağın] feyzinden [Allah'ın kuluna İhsan, bağış ve kereminden] akıyorlar demektir.

114.ders. 31.08.2010--[salı]

 

Asâ-yı Mûsâ’dan

İkinci Kısım

Hüccetullahi’l-Bâliğa

Risalesi

On Bir Hüccet-i İmâniyedir

Birinci Hüccet-i İmâniye

Âyetü’l-Kübrâ[9]

 

 

Sonra denizlerin içlerine bakar, görür ki: Gayet güzel ve ziynetli ve muntazam cevherlerinden başka, binlerce çeşit hayvanatın iaşe [besleme] ve idareleri ve tevellüdat [doğumları] ve vefiyatları [ölümleri] o kadar muntazamdır [düzenlidir]; basit bir kum ve acı bir sudan verilen erzakları [Yiyecekleri] ve tayinatları [tayin edilengıdâları] o kadar mükemmeldir ki, bilbedahe [Açıktan] bir Kadîr-i Zülcelâlin [Sonsuz büyüklük, haşmet ve kudret sahibi, Allah’ın], bir Rahîm-i Zülcemâlin [Güzellik sahibi olan ve yarattıklarına karşı sonsuz şefkat ve merhametli olan Allah’ın] idare ve iaşesiyle [beslemesiyle] olduğunu ispat eder.

Sonra o misafir, nehirlere bakar, görür ki: Menfaatleri ve vazifeleri [görevleri] ve varidat [Gelirleri] ve sarfiyatları [giderleri] o kadar hakîmâne [hikmetle iş yapana yakışacak surette] ve rahîmânedir [merhametlidir]; bilbedahe [apaçık] ispat eder ki, bütün ırmaklar, pınarlar, çaylar, büyük nehirler, bir Rahmân-ı Zülcelâli ve’l-İkramın [Son derece ikram ve büyüklük, haşmet sahibi Rahmân, Allah’ın] hazine-i rahmetinden çıkıyorlar ve akıyorlar. Hattâ o kadar fevkalâde iddihar[stoklanıyor, depolanıyor] ve sarf ediliyorlar ki, “Dört nehir Cennetten geliyorlar” diye rivâyet edilmiş. Yani, zâhirî esbabın [görünen sebeplerin] pek fevkinde [üzerinde] olduklarından, mânevî bir cennetin hazinesinden ve yalnız gaybî [bilinmez] ve tükenmez bir menbaın [kaynağın] feyzinden [Allah'ın kuluna İhsan, bağış ve  kereminden] akıyorlar demektir. Meselâ, Mısır’ın kumistanını bir cennete çeviren Nil-i mübarek, cenup [Güney] tarafından, Cebel-i Kamerdenilen [Kamer dağı, Afrika'da Nil nehrinin çıktığı] bir dağdan, mütemadiyen küçük bir deniz gibi tükenmeden akıyor. Altı aydaki sarfiyatı [dağdan çıkan su] dağ şeklinde toplansa ve buzlansa, o dağdan daha büyük olur. Halbuki o dağdan ona ayrılan yer ve mahzen[depo], altı kısımdan bir kısım olmaz. Varidatı[akarı] ise, o mıntıka-i hârrede [Sıcak, çok hararetli sıcak bölgede] pek az gelen ve susamış toprak çabuk yuttuğu için mahzene [depoya] az giden yağmur, elbette o muvazene-i vâsia[Allah'ın koyduğu dengeyi] muhafaza edemediğinden, o Nil-i mübarek âdet-i arziye fevkinde [yeryüzünde işleyen kurallardan farklı olarak] bir gaybî [görünmeyen] cennetten çıkıyor diye rivayeti gayet manidar ve güzel bir hakikati ifade ediyor.

 

Devam edecek :134

 

 

Bu Sayfaya Yeni Notunuz

 

Kaydet

 

 


--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
 
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
 
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin

[anadoluhaber] HASTANELERDEKİ HİZMET ALIMLARI, HER TÜR SATIN ALMA NEDEN KENDİ KURUMUNUN WEB SAYFASINDA YAYINLANMIYOR?

HASTANELERİMİZ DEREBEYLİK'LE Mİ YÖNETİLİYOR?
NEDEN HİZMET ALIMLARI,
İHALELER,
HER TÜR SATIN ALIM İŞLERİ
KENDİ WEB SİTELERİNDE YOK?
http://www.haberanaliz.net/detay.asp?hid=70221

--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
 
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
 
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin

[anadoluhaber] HASTANELERİMİZ DEREBEYLİK'LE Mİ YÖNETİLİYOR? NEDEN HİZMET ALIMLARI KENDİ WEB SİTELERİNDE YOK?

HASTANELERİMİZ DEREBEYLİK'LE Mİ YÖNETİLİYOR?
NEDEN HİZMET ALIMLARI,
İHALELER,
HER TÜR SATIN ALIM İŞLERİ
KENDİ WEB SİTELERİNDE YOK?

--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
 
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
 
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin

[anadoluhaber] Bu da Kılıçdaroğlu'nun tören Gaf'ı

Bu da Kılıçdaroğlu'nun tören Gaf'ı
30 Ağustos 2010 Dün, 23:39:22 | Renklihaber
İşte Atatürk Kültür Merkezi'nde yapılan 30 Ağustos törenlerine ilk
kez CHP Genel Başkanı olarak katılan Kılıçdaroğlu'nun protokol
acemiliği...
http://www.renklihaber.net/news.php?id=4639

--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...

Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com

Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin

[anadoluhaber] TUZ KOKMAYA BAŞLARSA!.. // hafize sultan




 hafize sultan <hafizesultann@gmail.com>
30 Ağustos 2010 11:50
 TUZ KOKMAYA BAŞLARSA!..


                                                     tuz_kokarsa.bmp
                                               http://officeimages.microsoft.com/clipart/dglxasset.aspx?AssetID=MM900354395&Origin=|0&LCID=1055&ext...
                                         TUZ KOKMAYA BAŞLARSA!... 

                                         FAKAT KOMPLO KURMAK, SUÇ UYDURMAK,

                                           İFTİRA ATMAK, TUZAĞA DÜŞÜRMEK VİCDANA

                                           SIĞAR MI? BUNLARI YAPMADIK DİYEMEZSİNİZ...

                                                                                                                                                     (H.Avcı)

                  İftira, şantaj, sahte resmi evrak düzenlemek, adaleti yanıltmak, devlet memuru nüfuzunu kötüye kullanmak, yasa dışı örgüt kurmak,  yasa dışı örgüte yardım ve yataklık etmek, cürüm atmak vb. gibi(1) hangi suçu ararsan var Hanefi Avcı’nın iddiaları arasında…

             CMK’nun 250. maddesine göre kurulmuş Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılıklarının soruşturmakta olduğu davaların, hazırlık safhasından tutun da, kovuşturma safhasına kadar her aşamada, bu suçları işleyen; “polis, savcı ve hakim” vardır diyor eski İstihbarat Dairesi’nin başkanı… Bu nedenle bugün için, polis ve yargı zan altındadır!..

             Bu sorun temelinden çözülerek; adı geçen kurumlar ile bu kurumların personeli hakkında “ancak yasala saygılı ve tarafsız hale geldiler  şeklinde bir kanı topluma yerleşmedikçe halimiz dumandır!..

             Tez elden “tarafsız” ve sadece “yasalara bağlı” müfettişler ile Cumhuriyet Savcıları eliyle bütün iddialar araştırılıp, bir an evvel gereği yapılmalıdır. Hakimler ve Savcılar hakkında ileri sürülen iddialar için ise, bir saniye bile vakit geçirilemez. Onlarla ilgili isnatlar, hepsinden de daha önemlidir. Dolayısıyla bu aşamada HSYK’nun çalışmalarını askıya almak aymazlıkların en büyüğü sayılır… Aksi halde yasalara uygun ve adil olarak verilen kararlar da tartışılmaya başlanabilir... Devlet, temeli olan adaleti dağıtamazsa, araya yasa  dışı oluşumların girmesi doğaldır. Adaletin yarattığı boşluğu dünyanın her yerinde yasa dışı oluşumlar doldurur… Bu halde de sonuç yine felakettir!..

             Avcı’nın geçmişi, siyasi görüşü ve ilişkileri bizi çok ilgilendirmez. Söylediklerini görmezden gelerek, tartışmayı bu yönleri üzerinde yoğunlaştırmak bir karartmadır.(2) Avcı, mesleği, konumu ve geçmişte yürüttüğü görevler bakımından CANLI BİR KANITTIR. Bu en önemli kanıtın ‘karartılmaması’ ve ‘ortadan kaldırılmaması’(!) için bütün önlemler alınmalıdır!!.. Ayrıca söylediğine göre, kamu tanığı olarak, bütün iddialarını kanıtlara bağlayacak durumdadır!.. Kitabında bütün kanıtlarını ortaya sermemiş olmasını anlayışla karşılanmak gerekir. Zira o hala bir kamu görevlisi; tecrübeli bir Emniyet Müdürü’dür. İlgili makamlarla sunulması gereken kanıtları, kamuoyu ile paylaşmaması son derece doğaldır…

             Avcı, yasadışı dinlemelerin “ihbar mektubuna” dönüştürüldüğünü söylüyor. Bu konuda en tipik ve çarpıcı örnek olarak Emniyet Genel Müdür Yardımcıları ile ilgili olanı gösteriyor: “20 kişilik bir ekip, o bilgileri 1 yılda bir araya getiremez” diyor… İhbarcı 20 kişilik ekipten daha yetenekli, ve daha geniş olanaklara sahip olamayacağına göre, bu ‘isimsiz’ ihbar dileklerini verenlerin, bu şekilde ‘isimlerini’ de vermiş oluyor!..  Devletin olanaklarını kullanarak, yasa dışı yöntemlerle  kanıt toplamanın ve bunları bir “ihbar dilekçesi’ne ekleyerek, suçlamalarda bulunmanın adı, ‘kanıt üretmek’ değil de nedir?.. Kanıtları toplamakla görevli olanlar, kanıt üretebilirler mi?.. Resmi kurumlar, kanıt üretmeye başlarsa, bunun nereye kadar gideceğini kim kestirebilir ki?..

             Ülkede istihbarat,  asayiş  ve güvenliği sağlamakla görevli resmi  kuruluşların, “CMK 250. madde kapsamında ‘cebir’ ve ‘şiddeti’ temel alan  Ergenekon” adlı bir örgüt yoktur” şeklindeki bir saptama yapan görevlilerine tuzak kurarak, onları görevden almaya kalkışmanın bir anlamı olmalıdır!?.. Yerlerine geleceklere gözdağı vermek mi, yoksa onları komplonun içinde rol almaya zorlamak mı, onu bilemem!.. Böyle bir yönetime  kim, nasıl güvenebilir?.. Devletin ilgili ve yetkili kurumlarından gelen bu bilgiler ışığında,  özel yetkili savcıların, yetkili olmadıkları ve özel yetkili mahkemelerin de görevsiz oldukları davalara baktıkları apaçıktır!.. ‘Doğal Yargıç İlkesi’nin ihlal edildiği ve salt bu yüzden bile, verilen tüm kararların tartışılacağı açıktır… Peki hükümetin bu inadı nedendir?..

             İddiaların doğru çıkması halinde; yasadışı yöntemlerle kanıt toplama,  resmi belgelerde sahtecilik yapma ve ifadeleri tahrif etme  gibi eylemler sonucunda hazırlanan belgelerle, açılmış olduğu ileri sürülen “Ergenekon”, “Yakamoz”, “Ayışığı” ve “Balyoz” vb. gibi davların tamamı,  temelsiz kalarak çökecektir!..  Bu durum bugünden belli olmuştur.Bu davların tümünün masa başında ‘üretildikleri’ ve ortaya çıkacakları ‘skandal’ niteliğindeki iddialar bahane edilerek, yargının iktidara bağımlı hale getirileceğini ileri sürenler ise, yerden göğe kadar haklıdır!..

             Referandumda öne çıkan iki temel konu, Anayasa Mahkemesi ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na üye seçimidir. Diğer düzenlemelere,  daha Mecliste görüşülürlerken bile karşı çıkan kimse olmamıştı. O halde bu iki önemli değişikliğin, yargıyı yürütmeyebağımlı hale getireceği ve bu şekilde yürütmenin denetlenmesini imkansız hale getireceği son derece açıktır. Bu da AKP’nin, keyfi ve baskıcı bir yönetime geçmek istediği şeklindeki iddialarını doğru olduğunu göstermektedir. Bu durumun adı silahsız ‘karşıdevrimdir’!..

             Asıl tartışılması gereken konu bu iken, hükümet adına yapılan açıklamalar, hedef şaşırtıcı ve fakat oldukça dikkat çekicidir. Aynı zamanda ABD vatandaşı da olan Devlet Bakanımız Egemen Bağış, iftar sofrasına katılanlardan “evet” oyu isteyerek,  insafsız bir şekilde dini siyasete alet etmektedir… Hocaları Fetullah Gülen, “İmkan olsa mezardakileri bile kaldırarak referanduma “evet” oyu kullandırmak lazım” dedikten sonra, herkesin en az 10-20 kişiyi sandığa götürme talimatını da vererek, Milli Görüş’ün “seçmen zimmetleme” yönteminin, bu referandumda kullanılmasını istemiştir...(3) Başbakan, umreye gitmeyi erteleyin, referandumda evet oyu kullanmaya gelin diye, teşkilatına genelge göndermiştir(4)… Ayrıca “hayır” diyecek kurumları tehdit etmiştir!..(5) Hükümetin referanduma verdiği bu hayati önemin bir  nedeni olmalıdır?!..

             Anlaşılan hükümetin, elinde her kesime karşı kullanabileceği “şantaj” ve “tehdit” malzemesi var! Bunları hayasızca kullanabileceği de,  Hanefi Avcı’nın anlatımlarından bellidir. O nedenle kamuoyunda bilinen pek çok isim, kabuklarına çekilmiştir. HükümetKürtlerin oylarından da bir türlü vazgeçemiyor. Gizli görüşmeler, ‘ateşkes’ istemeleri gırla gidiyor!.. Bir yandan el altından ‘Apo’ ile görüşülürken, diğer yandan bu görüşmeler nedeniyle kaybedilecek oyları da geri almak isteniyor. Hükümetin ayakları iyice ipe dolanmış!.. Hiç kuşku yok ki, bu referandumu iktidarın devamı için hayat memat meselesi yapmışlar. Hanefi Avcı’nın “cemaat örgütlenmesinin mevcut AK Parti hükümeti hakkında da bilgi depoladığına”(6) ilişkin iddiası, doğal olarak hükümeti de korkutuyor. Sırası geldiğinde hükümet üyeleri ile bürokratlarını birlikte sanık sandalyesine oturtacak olan bu bilgilerin, yeni gelecek hükümetin eline geçmesini göze alamıyorlar! O nedenle iktidarda kalabilmek için her şeyi yapabilirler!.. Bazı yorumcular(7), hükümet Öcalan’ın  terörü tırmandırırım ya da benimle müzakere masasına otur” tehdidine boyun eğdi… Siyasi anlamda da askeri anlamda da inisiyatif artık PKK’ya terk edilmiştir” diyor… Bunun da hangi suçu oluşturduğunu varın siz düşünün!?..

             16 Mayıs Ulusal Hukuk ve Tavır Dergisi’nde yayınlanan iki  ihanet yasası” (8) da bütün bu olup bitene eklendiğinde, AKP’nin hiçbir dönemde ülke çıkarlarını korumak gibi bir derdinin olmadığı; iktidara gelebilmek ve orada kalabilmek için her türlü ödünüverebileceği ortaya çıkmıştır. İçinde yaşamakta olduğumuz bu dönem ile Kurtuluş Savaşı’nın yaşandığı dönemi karşılaştıranların; ‘o zaman ülkenin toprakları düşmanın işgali altındaydı, şimdi ise, yöneticilerin kafalarının işgali altında’ şeklindeki yakıştırmaları çok da haksız değildir!.. Hiç kuşku yok ki, böyle bir durum işgalden bile daha kötüdür. Zira, işgalde karşımızdaki düşman görülmektedir. Beyinleri işgal altında olanları fark etmek ise, oldukça zaman alıcıdır. Onların icraatlarını görmeden, beyinlerinin içinde ne olduğunu anlamak imkansız gibidir. Bu gibi nedenlerle başının belada olduğunu bilen hükümet, olası bir iktidar değişikliğinde sanık sandalyesine oturmaktan korkmaktadır!..

             İstihbaratçı Hanefi Avcı’nın, Özel yetkili mahkemelere son 6-7 yıl içinde atanan hakim ve savcılar, emsali hakim ve savcılarla değiştirilmelidir...” (9) şeklindeki

istemi ise, hukuk dışına çıkan bütün kamu personelinin yüreğini hoplatmıştır! Hakim ve Savcıların ‘Güz Kararnamesi’ görüşülürken, sıra özel yetkili hakim ve savcılara geldiğinde,  Adalet Bakanı’nın taslağı geri çekerek toplantıyı engellemesi,  bu korku yüzünden değilse nedendir?..

             Bu arada ÖSYM de cemaatin eline geçmiş, ‘üniversitelere ve kamu kurumlarına girecekleri ‘abi’ ve ‘ablalar’ seçiyor’ şeklindeki haberin haber değeri bile kalmamıştır! Cumhurbaşkanı Gül, Devlet Denetleme Kurulu’nu harekete geçirmiş… Geçiniz efendim bunları,  geçiniz!..

             Ergenekon  soruşturmasının siyasi ‘muhalefeti ezmek’ için bir araç haline geldiği,ABD’deki özel istihbarat kuruluşu Stratfor’un, “AKP ve Fetullah Gülen hareketini mercek altına aldığı İslam, Laiklik ve Türkiye’nin Geleceği İçin Kavga”  başlıklı raporda da yer almış!..(10) İçeriden ve dışarıdan gözler AKP’nin üzerine odaklanmıştır…

            Bu kadar yoğun bir gündemi bu halk taşıyabilir mi?..

            Uzmanlara göre ”Halk arasında “cinnet” olarak adlandırılan ‘manik’ ve ‘şizofreni’ benzeri bozukluklar, sıcakların artmasıyla birlikte “öfke” ve “tahrip” davranışlarında artış sağlarken”(11), ‘gelecekte ne olacağız’ kaygısı da bu duruma tuz biber ekmektedir… İçinde bulunduğumuz durum daha da vahim bir hal alıyor… Bir iktidar düşünün, her geçen gün toplumun ruh sağlığını biraz daha bozuyor. Yakında bütün ülkeyi ‘Mazhar Osman’a çevirirlerse şaşmayın!.. O zaman ‘medeni hakları kullanma ehliyeti’miz de yok olabilir!.. Bizi bu bataktan çıkaracak olan ‘tuz’ da kokmaya başlamıştır!..

 

Av. Cemil Can

 

DİPNOTLAR:

(1)   Gülen Örgütü” ve üyelerinin işlediği iddia edilen olası diğer suçlar şunlardır: Görevi kötüye kullanmak(TCK m.257);Görev yaptırmamak için direnmek(TCK m.265); İftira (TCK m.267); Yargı görevini yapanı etkilemek(TCK m.277); İşlenmekte olan suçu bildirmemek (TCK m.278-279); Suçluyu kayırmak(TCK m.283); Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs (TCK m.288);Devletin bağımsızlığını ve birliğini bozmaya yönelik fiil (TCK m.302); TC Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya başka bir düzen getirmeye teşebbüs (TCK m.309);  TC hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs (TCK m.312)…

(2)   Yandaş Basın” olarak bilinen Anadolu’da Vakit, Yeni Şafak, Star, Sabah ve Taraf gibi günlük gazeteler,  iddiaların araştırılması yerine,  Hanefi Avcı’nın  geçmişinin araştırılmasına dikkat çekip, bu yönde haber yaparak bilgi kirliliği yaratmaya devam etmektedirler…

(3)   http://www.turuncutime.com/news/129/ARTICLE/18815/2010-08-24.html

(4)   http://www.internethaber.com/basbakandan-umreye-gitmeyin-uyarisi-279258h.htm

(5)   http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=166900

(6)   http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?Newsid=325187&Categoryid=1

(7)   Prof. Dr. Ümit Özdağ, 25 Ağustos 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi (syf.7)

(8)    16 Mayıs Ulusal Hukuk ve Tavır Dergisi’nin 18. Sayısında Av. Mehmet Cengiz tarafından yayınlanan makalede, “İkiz Sözleşmeler diye anılan “Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi” ile “Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi” Birleşmiş Milletler’in 16 Aralık 1966 tarihli kararı ile kabul edilmiş ve imzaya açılmıştır. Türkiye tarafından 34 yıl boyunca imzalanmayan bu sözleşmeler, ABD’nin Büyük Orta Doğu Projesi’nin gündeme gelmesiyle birlikte, Türkiye Cumhuriyeti adına 15 Ağustos 2000 tarihinde Newyork’ta imzalanmıştır. Yaklaşık 3 yıl bekletilen bu sözleşmelerden birincisi, ABD’nin Irak’a askeri harekatının öncesine rastlayan 23 Aralık 2002 günü; ikincisi ise ABD’nin Bağdat’a girmesinden hemen sonra 25 Nisan 2003 günü TBMM Başkanlığına sunulmuştur. Her iki sözleşme de 4 Haziran 2003 tarihinde, 4867 ve 4868 sayılı yasalar ile TBMM’nce onaylanmıştır… Sözleşmeler, Meclis’ten içeriği gizlenerek sinsice geçirilmiştir... Meclis tutanaklarını incelediğimiz zaman, bu sözleşmelerin ”bütün halklara kendi kaderlerini tayin hakkı” tanıyan birinci maddelerinin üzerinin örtüldüğü ve okunmadan geçildiği görülmektedir… TBMM’nin internet sitesinde onaylamaya ilişkin yasa tasarılarının ekinde bu sözleşmelerin metinleri bulunmamaktadır…” denmektedir. Makalede yasa ile yaratılan tehditler kısaca şöyle sıralanmıştır: “Sözleşmeler, ekonomik olarak Türkiye’yi parçalama girişimidir; anı zamanda toplumsal olarak parçalama girişimidir de; sözleşmeler devlet ve millet bütünlüğünü ayaklar altına almaktadır; Türkiye’nin devlet egemenliğini yok etme çabasının ürünüdürler; bu sözleşmeler yabancı devletlere müdahale hakkı tanımaktadır; sözleşmeler ile Lozan antlaşması delik deşik edilmiştir; Devrim Kanunları’na öldürücü darbeler indirilmiştir; Bunlar anayasayı ortadan kaldırma girişimidir”…

(9)   http://gizlibelge.wordpress.com/2010/08/26/hanefi-avcinin-feryadi/

(10)                     http://www.haberx.com/abdli_stratfor_raporu_referandumda_evet_cikmasi_islamcilarin_siyasi_yukselisine_temel_olusturacak(17,n,10432609,710).aspx

(11)                      27 Ağustos tarihli Cumhuriyet Gazetesi (syf.9)


--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
 
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
 
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin

30 Ağustos 2010

[anadoluhaber] 6 EYLUL BALIKESIR'IN KURTULUSU TORENLERINE DAVET EDIYORUM.. BUYRUN...

Balıkesir Tülükabakları Can Akın Fotoğraf Sergisi - En Balikesir : Exposición Fotográfica TULUKABAK
Download




BALIKESİR TÜLÜKABAKLARI
Can AKIN FOTOĞRAF SERGİSİ

                 Köy seyirlik oyunlarından biri olan Tülükabak Balıkesir'de şehrin kurtuluş günü olan altı eylülde kutlamalarda yer almaktadır.

                 Kuvâ-yi Milliyenin başlangıç noktası olan Balıkesir'de Türk İstihbaratı şehri işgal eden düşman kuvvetlerini gece devriyesine çıktıklarında tabakhanede çalışan işçilerden korktuklarını tespit ederler. Bunun üzerine Balıkesir Kuvâ-yi Milliyesi gizli toplantılar yapar ve tabakhane işçilerinden düşman devriyelerini korkutmalarını ister, Tülükabakların bu göreviyle Balıkesir'in kurtuluşunda önemli bir yeri vardır.

                  Her altı eylül günü Balıkesir in kurtuluş gününde özellikle Tülükabak ( Tülü Tabak ) gösterisi için halk meydanları doldurur... Halkın üstüne doğru saldıran onları kovalayan Tülükabaklar, halkın neşe kaynağı olmuştur...

                  Balıkesir ve kültürünü Türkiye ve Dünyaya tanıtmak amacıyla çekilen fotoğraflar sergilenmektedir…                                                                                                             
                                                                   
                                                                                                                                 Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

Açılış: 06 Eylül, Saat: 13.00
Balıkesir'in kurtuluş töreni ardından açılacaktır…
Kapanış: 15 Eylül, Saat: 16.00

ADRES: Balıkesir Devlet Güzel Sanatlar Galerisi
               Balıkesir Saat Kulesi Yanı

TEL: 0 541 440 43 47


--
E – BOOK: "ASK" SENI SEVIYORUM - SIIR KITABI - CAN AKIN
http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=8966&ItemIndex=11

E – BOOK: BALIKESIR DE GAZI ECE AMCA VE BEN – OYKU KITABI - CAN AKIN
http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=3066&ItemIndex=97

8 ULKEDE SERGILENEN, TURKIYE, ISTANBUL, GIRESUN, ZONGULDAK, ANKARA (4), MUGLA, IZMIR (2), SAMSUN -
CAN AKIN MEVLANA FOTOGRAFLARI SERGILERI... TIKLAYINIZ…
http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=6277&ItemIndex=36

--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
 
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
 
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin