31 Aralık 2010

[anadoluhaber] MERSİN Üniversite de bir garip çamaşır işi HABERİ OKUYUN....

Mersin’de arkası arkasına yapılan ÇAMAŞIR işlerinin özelleştirilip taşerona verilmesi işine Mersin Üniversitesi’ tıp fakültesi de katıldı. Tıp fakültesinin işi de, bu gün akşam itibari ile daha doğrusu 1.1.2011 itibari ile özelleşmiş olacak.

--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
 
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
 
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin

[anadoluhaber] Gafletçe, cahilce, zalimce

 

Gafletçe, cahilce, zalimce

 Bazı insanlar para kazanacağız diye uykuyu unutup, sabahlara dek hesap yaparken,  bir kilo, bir metre, bir litre,   daha fazla üretmek;  dirhem  dirhem mal biriktirip; malını beş kuruş fazlaya satıp kazanacağı karını refah düzeyini  daha da yükseltmek derdinde iken…

        Diğer  bazıları evet  kaybettiğine  sevinir. Bırakın sevinmeyi;  kaybettiği  için kutlama bile yapar hem de masraflar yaparak bir kutlamadır  bu ...  İçinizden bazılarının kardeşim bu senin dediğini deliler yapar  aklı başında hiç kimse kaybettiği  için sevinir mi hiç!  Saçmalıyorsun dediğini,  duyar gibi oluyorum.

        Geçenlerde bir sohbet esnasın da  kardeşim vakit nakittir kıymetini bilmek lazım dediğimde; arkadaşım ;  yanlış biliyorsun vakit nakitten daha önemlidir vaktin olmazsa nakit-i  kazanamazsın, diyerek bir hakikate dikkatimi  çekmişti. 

        Bir yurtdışı programımızda mihmandarlarımız zamanında toplantı mahallinde bulunmazsak;  bulunduğumuz ülke insanlarının bunu saygısızlık addederek  derhal ayrılacaklarını ve programın iptal olabileceği  ikazını yapmışlardı.  Demek ki kaybedecekleri , boşa harcayacakları  vakitleri yoktu onların çok garip… hani sorarlar ya batılılar niye zengin, biz niye fakiriz diye?

        Koca bir yılı geride bıraktığımız şu saatlerde;  şirketler, müesseseler tüm kurum ve kuruluşlar; yoğun bir muhasebe zamanı yaşıyorlar,  geçen bir yılın karını -zararını hesap ediyorlar. Bu oldukça normal yapılması da lazım. Peki ya fert bazında her bir insanın da böyle bir çalışma yapması  gerekmez mi  ? bize verilen ömür sermayesi ni   acaba ne kadar  yerli yerinde  ve  verimli olarak kullanabildik? Yoksa ticaret yapamayıp, üretim yapamayıp heba mı   ettik  diye. Yapanlar vardır mutlaka, onları tebrik etmeli.

        Bazılarımız ise başka bir telaş içinde ben oturduğum mahallede gördüklerimi söyleyeyim sizlere: günlerdir ağaçlar hırpalanıp renklendiriliyor,  üretime harcanması gereken elektrik, geceler boyu  heba edilip duruyor. Yakılan o elektrikli lambalar  yanı başında  gecenin bir vaktinde; çöpten ekmek toplayanların dünyalarını aydınlatmıyor ne yazık ki. Bir tarafta insanlar bir tarafta kediler ve köpekler çöpten ekmek peşinde ;   evdekiler neşe içinde(!) kaybolan koca bir yılı yani vakitlerini  kaybettiklerine ömür sermayelerinin biraz daha azaldığına çılgınca seviniyorlar. Alışverişler yapılıyor , kutlama hazırlıkları son sürat. Ülkem de insanlar muhtaç ,  Pakistan da insanlar aç,  Afrika da insanlar susuz. Geceler  ıssız.  birileri hırsız, birileri soysuz , birileri haksız, birileri hortumcu, birleri yüzsüz

        Pe ki bu  eğlenceler  sizce ne ce ? ben ce : ne Türkçe  ne Kürt çe  ne Arapça   peki ya nece

Yaşayacaklarını bilmedikleri bir zamanın,  yılın gelişine; bir daha geri gelmeyecek yılın gidişine sevinircesine…

Hece hece Gafletçe, cahilce, zalimce .

                                                                                                                                          31.12.2010     h.karakuş


--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
 
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
 
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin

[anadoluhaber] Yılbaşı akşamı alkol alacağız, aman DİKKAT

Dönüşte taksi kullanalım...
Hem rahat, hem emniyetli, hem de AKP'li devrim muhafızlarından kendinizi kurtarırsınız.

http://www.youtube.com/watch_popup?v=Z2mf8DtWWd8

-- 
-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~
Mala gallina, malum ovum
Kötü yumurta kötü tavuktan çıkar (Anasına bak kızını al)

Latin Atasözü

oO-------------------------------------------------------------------Oo

http://orajpoyraz.blogspot.com/

[anadoluhaber] ASKERI YUKSEK IDARE MAHKEMESI YARAMIZA TUZ KOYDU!

Ülkenin salon subayı olmayan, çatışan, kan ve ter döken, elini taşın altına sokan, bir anlamda fedailerini nasıl da pasifize etmeye çalışıyorlar.
Hatırlarmısınız, bilmem, bir ara Hakkari o kadar çok karışmıştı ki, 92-94 yılları arasında bölgede görev yapmaya Tugay Komutanı bulamamışlardı.
Şimdi de, bu işlere bir şekilde talip olanları caydırmak için gagalayıp duruyorlar.
Ordu on yıllardır çatışmada, her gün trafik/silah kazası, çatışma zaiyatı, DOST ATEŞİ sebebiyle kayıplar oluyor.
Biz burada Filarmoni Orkestrasından değil, kan ve ter döken bir ordudan bahsediyoruz.
Ve de bu işlerin bundan daha artistik, yumuşak, keyifli bir usulü de yok.
Unutmayın, ABD ordusu bile bütün teknik üstünlüğüne rağmen bir sürü askerini dost ateşinde kaybetmiştir.
Kamuoyuna yalan söyleme konusuna gelince, o ise ülkemizde cereyan eden binlerce çok vahim olay karşısında ufak bir ayrıntıdır.
Evladını kaybedenlere mikrofon uzatırsanız, hemen her şeyi rahatça söyleyebilirer.
Acılı insanların, metin olmalarını, akılcı olmalarını beklemek de büyük insafsızlık olur..

-------- Original Message --------
From: zeki kentel <zkentel@hotmail.com>
Reply-To: desifre@yahoogroups.com

AYİM yaramıza tuz bastı

KILICDAROGLU ACILI  ANNE - BABAYA:  Olayın peşini bırakmayacağına dair sözler verdi.

Ancak ASKERI YUKSEK IDARE  MAHKEMESI paşalara terfi yolunu açtığında, başta hükümeti ve herkesi verilen karara saygı duymaya davet etti.

BUNA DONEKLIGIN DANISKASI  DENILIR

Hakkari Çukurca'da 7 askerin şehit düşmesine sebep olan mayınları döşemekle suçlanan Tuğgeneral Zeki Es tutuklanırken bölgenin sorumlusu Hakkari Tümen Komutanı Tümgeneral Gürbüz Kaya hakkında bir soruşturma başlatılmaması tepkilere neden oluyor.

Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül tarafından görevden alınan Tümgeneral Kaya’ya AYİM’in terfi yolunu açması da patlamada hayatını kaybeden Piyade Er Deniz Demirci'nin Ankara Mamak'ta tek katlı bir gecekonduda yaşayan acılı babası Halil ve Raziye Demirci’yi çileden çıkardı.

“YARAMIZA TUZ BASTINIZ”

Acılı anne ve baba, AYİM tarafından Kaya’ya terfi yolunun açılmasını, “Yaramıza tuz bastılar” şeklinde değerlendirirken, “7 vatan evladının şehit olması görevden alınmasına yeterli bir neden değil mi?” diye sordular. 

GENELKURMAY’A DİLEKÇE, KILIÇDAROĞLU’NA TEPKİ

Akit’ten Aslan Değirmenci’ye bu hafta Genelkurmay’a dilekçe vererek Tümgeneral Kaya’nın görevden alınmasını talep edeceklerini açıklayan acılı aile, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu da tepki gösterdi.

ASIL TÜMGENERAL KAYA SORUMLU

Emir komuta zinciri altında Tümgeneral Gürbüz Kaya’nın da olaydan sorumlu olduğunu belirten acılı baba Halil Demirci, “Ortada delilleri karartma ve hedef saptırma suçu var.

Tutuklanan Tuğgeneral Zeki Es ile yaptığı skandal görüşme var.

Es, itiraflarda bulunurken Kaya, ‘Hiç önemli değil’ diyordu.

Buna nasıl göz yumulur?

Kaya’nın Es ile yaptığı telefon konuşmalarında ‘Hallederiz, sen merak etme!’ sözleri delil karartmaya işaret değil mi?

Biz bu olayın peşini bırakmayacağız.

Bu hafta da Genelkurmay’a dilekçe vererek Kaya’nın görevden alınmasını talep edeceğiz.

Devam eden davanın genişletilmesi için de avukatlarımız hazırlık yapıyor” diye konuştu.

KILIÇDAROĞLU BİZİ ALDATTI

Kılıçdaroğlu’nun evlerine gelerek taziye ziyaretinde bulunduğunu anlatan Halil Demirci,

“O gün geldiğinde acımızı paylaştı. Söz konusu olayın peşini bırakmayacağına dair sözler verdi.

Ancak AYİM paşalara terfi yolunu açtığında çıktı, başta hükümeti ve herkesi verilen karara saygı duymaya davet etti.

Hangi karara saygı duyalım?

Bizim canımız yandı. Bunun hesabı sorulmayacak mı?

Kılıçdaroğlu bizi ziyaret ederken böyle konuşmuyordu.

Yıllardır CHP’ye oy veriyordum. Meğer yıllardır aldatılmışım.

Evimde söz veren lider dışarıda farklı konuşuyor. Açıkça çark etti. 

Kendisini kınıyorum” dedi.

MAYINLARIN TSK’YA AİT OLDUĞUNU İTİRAF ETMİŞTİ

Balyoz Darbe Planı davasında hakkında tutuklama kararı çıkartılan Hakkâri 3. Taktik Piyade Tümen Komutanı Tümgeneral Gürbüz Kaya, Gediktepe saldırısının ardından 20 Haziran'da bölgede incelemelerde bulunan Başbakan Erdoğan'a eşlik edip brifing vermişti.

Kaya 11 askerin şehit olduğu Gediktepe saldırısında "Teröristleri çoban sandık" sözleriyle tartışılmış ve Çukurca'da 7 askerimizi şehit eden mayının TSK'ya ait olduğunu itiraf etmişti.

Son Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısında Balyoz sanığı olduğu için terfi ettirilmeyen Kaya, Bakan Vecdi Gönül tarafından da görevden alınmıştı.

Ancak Kaya, YAŞ kararları ve Bakan Gönül’ün görevden almasına rağmen AYİM tarafından terfi ettirilmişti.

“ASKERLERIN  OLMESI HİÇ ÖNEMLİ DEĞİL”

Gürbüz Kaya, 7 askerin şehit olmasıyla sonuçlanan mayın patlamasının ardından internete düşen ses kayıtlarıyla da gündeme gelmişti.

20. Sınır Tugay Komutanı Tuğgeneral Zeki Es, olay sonrası Hakkari Tümen Komutanı Tümgeneral Gürbüz Kaya ile yaptığı telefon görüşmesinde, 6 askerin ölümüne neden olan mayını kendilerinin yerleştirdiğini söylemiş, Kaya da 'Hiç önemli değil' cevabını vermişti.

----------------------------------------

A. Değirmenci

--------------------------------------

ASKERI  YUKSEK IDARE  MAHKEMESI YARAMIZA  TUZ  KOYDU!

KILICDAROGLU ACILI  ANNE - BABAYA:  Olayın peşini bırakmayacağına dair sözler verdi.

Ancak ASKERI YUKSEK IDARE  MAHKEMESI paşalara terfi yolunu açtığında, başta hükümeti ve herkesi verilen karara saygı duymaya davet etti.

BUNA DONEKLIGIN DANISKASI  DENILIR (Z. K.)



[anadoluhaber] YENİ BİR YIL VE ÖMÜR MUHASEBESİ

KAZIM ÖZTÜRK
ÖZTÜRKÇE

Eğitimci/ şair/ yazar

www.antoloji.com/kazim_ozturk
www.kazimozturk.com
www.yenikonya.com.tr
www.hicrandergisi.com
www.dogruses.com
http://birgo.mynet.com/Kazim_ozturk
e-mail
: 1. kazim_ozturk@mynet.com
2. kazimoturk49@hotmail.come

YENİ BİR YIL VE ÖMÜR MUHASEBESİ

Bugün yeni bir yıla giriyoruz. 2010 yılı her şeyiyle geride kalmış,
yepyeni bir sayfa açılmış, yeni bir hayat başlamıştır. Artık eski
eskide kalmış, yeni şeyler yapmak ve söylemek zamanı gelmiştir.
Armudun sapı, üzümün çöpü var diyerek hayatımızı sürdüremeyiz.
Yeni yıl, bazılarına göre Noel. Ama bizim kültürümüzde Noel değil,
yılbaşı. Noel, İslâm Türk kültüründe yeri olmayan Hıristiyani bir
âdet. Tabii ki; yeni bir yıl gelirken; "geçen sene neler yaptık? Nasıl
bir hayat geçirdik? İnsanlığa, kendimize karşı görevlerimizi tam
olarak yerine getirdik mi? Bakınız doğru bildiğimiz yanlışlardan
birisi; "yeni yıla neşe ile girersen, bir yıl neşeli olur" anlayışı
hakim. Bunun için içkiler içerek, çamlar devirerek, namusları ayaklar
altına alarak, Müslümanları Kurban bayramında kestikleri hayvanları,
"katliam" diye eleştirenlerin hindi katliamı yaptıkları, ne idiğü
belirsiz kılıklara girerek insanlıktan ve şahsiyetten soyundukları
uygulamaların ne Hıristiyanlıkta, ne Yahudilikte ve ne de İslâm'da
yeri vardır.
Yeni yılın 31 Aralık'ta kutlanması, güya Hz. İsa'nın doğumunu
sembolize etmektedir. Halbuki Batı'da bu uygulama 25 Aralık'tan
itibaren başlıyor. O, bizi ilgilendirmiyor. Bizi ilgilendiren husus;
eğer yılbaşı Hz. İsa'nın doğumu ise, onu bir peygambere uygun biçimde
kutlamak gerekmez mi? Peygamberler; faşing yaparak, içki içerek,
ahlaksızlığın diz boyu olmasına izin vererek mi bunun yapılmasını
istedi? İnceleyin, araştırın hiçbir ilahi dinde böylesine yanlış
uygulama yoktur ve olamaz.
Evet yeni bir yılın başındayız. Bu yıl içinde, daha çok insanlığa
hizmet etmek, ülkemizin ve insanlığın barışına çalışmak, daha temiz ve
daha medeni bir dünyanın kurulmasına katkı sağlamak, tövbe kapılarına
yönelmek, daha çok dua etmek, daha fazla, Allah'a yönelmek zorundayız.
Zira bir yaş daha ihtiyarladık. Şöyle diyelim isterseniz, ömür
takviminden bir yaprak daha düştü. Yani ölüme biraz daha yaklaştık.
Saat 12'ye 5 var. Elimizde ölmeyeceğimize ait bir garantimiz var mı?
Şu ilkeler bizi titretmeli değil mi;
"eli boş gidilmez gidilen yere,
Rabbim boş gelmedim suç getirdim.
Dünyalar çekemezken bu ağır yükü,
İki büklüm sırtımda pek güç getirdim." (Tahiru'l Mevlevi)

"Ne'ylersin ölüm herkesin başında,
Uyudun uyanamadın olacak.
Kim bilir nerde, nasıl kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında". (C.S.Tarancı)

Azık hazırlayalım. Bakın akşam olmak üzere. Gün batıyor, herkes elini
eteğini birer birer dünyadan çekiyor. Yeni yılımız kutlu olsun.
Gelecek sene görüşmek üzere. (31 ARALIK 2010)

--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...

Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com

Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin

[anadoluhaber] Âkif deyince…

Âkif deyince…

Melih Aşık

30 Aralık 2010

İstiklal Marşı şairi Mehmet Âkif’in kimi şiir ve yazıları sık sık anımsanır. Kimileri pek gün ışığına çıkmaz. Mesela… Yeniçağ gazetesinde 2003 yılında yayımlanan Muhittin Nalbantoğlu imzalı araştırmada Mehmet Âkif’in bir dostuna yazdığı mektuptan şu satırlar aktarılıyor:
“Mısır’da on bir yıl kaldım. Fakat on bir saat daha kalsaydım artık çıldırırdım. Sana halisane bir fikrimi söyleyeyim mi; insanlık da Türkiye’de, milliyetçilik de Türkiye’de, Müslümanlık da Türkiye’de, hürriyetçilik de Türkiye’de… Eğer varsa Allah benim ömrümden alıp (Mustafa Kemal’i kastederek) O’na versin…”
* * *
Mehmet Âkif’in bir de ünlü Sevr Hitabesi var…
Orada diyor ki:
“Ey cemaat, gözünüzü açınız, ibret alınız. Artık kime hizmet ettiğimizi, kimin hesabına birbirimizin gırtlağına sarıldığımızı anlamak zamanı sanıyorum ki gelmiştir. Allah rızası için olsun aklımızı başımıza toplayalım. Çünkü böyle düşman hesabına çalışarak elimizde kalan şu bir avuç toprağı da verecek olursak çekilip gitmek için arka tarafta bir karış yerimiz yoktur. Şimdiye kadar düşmana kaptırdığımız koca koca memleketlerin halkı hicret (göç) edecek yer bulabilmişlerdi. Biz öyle bir akıbete mahkûm olursak başımızı sokacak delik bulamayız… Sevr bizim için Avrupa’nın hazırladığı bir ölüm fermanıdır…”

Ertuğrul Özkök “dönek liberallerin sefaleti”ni kitaplaştıracakmış.
Kitabını döner dükkânında imzalasa iyi olur…
Haldun Ertem

Benzinin fiyatı dört liraya dayanmış.
Şeeeyyy… Bu iktidar vatandaşın dayanma gücünü benzinle ölçüyor galiba!
Fahrettin Fidan

Sahtecilik ve ırkçılık yapana valilik, yurtdışında dolandırıcılık yapana da büyükelçilik yolu açılıyormuş.
Hadi vali bizim aramızda kalıyor da… Elaleme rezil olmanın ne âlemi var ki…

...........................................
...........................................

-- 
-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~
Dil, aklın tercümanıdır.


Hz.Ali

oO-------------------------------------------------------------------Oo

http://orajpoyraz.blogspot.com/

[anadoluhaber] Teoman Alili : TÜRKİYE'NİN SİGORTALARI ...

“Kürtleri, Ermenilerin düştüğü hataya düşmemeleri konusunda uyarıyorum.”

                                                                                                           Hrant DİNK

TÜRKİYE’NİN SİGORTALARI …

İki yazı önce “Evet Bölünüyoruz” başlığını kullanmıştım. Karamsarlık katsayınızı arttırmak için kullanmadım o başlığı; ama en azından silkinmek ve tehlikeyi net olarak görmek için kullanıldı o başlık. Gerçekten artık yeni bir döneme girdik, güç hala bizim elimizde yani Türkiye’nin parçalanmasına ya da önümüzdeki esas tehlike olan federasyon yapılmasına karşı duranlarda. Tek sorunumuz paniğe kapılık elimizdeki imkanları görmezden gelmek ve karamsarlık bataklığında kalmak. Bataklıktayız evet ama hemen önümüzde tutunabileceğimiz bir çok dalımız var. Bataklıktayken ölmemek için iki şeye dikkat etmek lazım. Tamamen hareketsiz kalmak ya da şuursuzca panik hareketler yapmak. Ben Yugoslavyalaşma tartışmaları yapılırken Türkiye’nin Yugoslavya’yla arasındaki temel farkları dikkatinize sunmak istiyorum. İşte Türkiye’nin sigortaları.


1-YUGOSLAVYA ZATEN FEDERASYONDU

Batalıkta şuursuzca hareket etmemek için tutunduğumuz dalın sağlamlığından emin olmamız lazım. Daha doğrusu dalın bağlı olduğu ağacın köklerinden. Bizim köklerimiz hala çok sağlam. Yugoslavya parçalanırken zaten bir federasyondu, bir başka değişle federatif yapısı bölünmesini kolaylaştırdı. Zaten ayrı devlet olacak bölgeler önceden belirlenmişti. Türkiye, federasyon değil üniter bir devlet dolayısıyla bugün şiddetle ana sigortaya sahip çıkmak gerekiyor. Bu nedenle tutunduğumuz ağacın köklerini kemiren iki bayrak, iki dil, bölgesel parlamento gibi haşereleri etkisiz hale getirmek gerekiyor. Kastımız elbette fikirlerin etkisiz hale getirilmesi. Tutunduğumuz ağacın kökleri sağlam ama unutmayalım ki bir yandan ağacı içeriden kemiren haşereler varken bir yandan da elinde baltayla ağaca darbeler vuran dış güçler var. Bu yüzden bataklıktan hemen çıkmak için hamleler yapmak gerekiyor. Bir başka değişle asılın ana dala ve ana dile…

2- SAHİLLER VE AYDINLAR

Yugoslavya parçalanırken ilk ayrılan cumhuriyetler Slovenya ve Hırvatistan olmuştu. Yani parayı elinde tutan kesimler ya da sanayinin yoğun olduğu bölgeler ilk ayrılan bölgeler olmuştu. Dolayısıyla parayı elinde tutanlar ayrılmayı ilk isteyenler oldu. Bu merkezi yönetimin ekonomik anlamda çökmesi anlamına geliyordu. Türkiye’de ise durum tam tersidir. Liman kesimleri parçalanmaya tamamen karşı. Ülkemizde sorun merkezi yönetimin teslim alınmış olması, ancak elinde federasyonu sağlayacak maddi bir imkan var mı? Kapitalizmin yaşadığı krizde emperyalistler neler yapabilir düşünülmeli. Yugoslavya’dakinden farklı olarak Türkiye’deki aydınlarda hakimiyet henüz parçalanmaya karşı çıkanlarda. Bu toplumu etkilemek açısından önemli bir etken. Burdaki sorun aydınların artık tespit yapmayı bırakıp mücadele aşamasına gelmesi gerekiyor. Mücadele, bazı aydınlar için örgütlü olmak bazıları için etki alanlarını hep canlı tutmak için hareket halinde olmaktır. Kanaatimce örgütlü aydın olmak her zaman daha büyük kazanç getirecektir.

3- DÜNYA DA OTPOR, TÜRKİYE DE TGB

Sanırım başlık herşeyi özetledi. Türkiye heryerden farklı. Emperyalist saldırı döneminde bütün dünya Jöntürk’leri konuşuyordu. Dönemin genç Türkleri batının şaşalı hayat tarzını ya da onun makyajını boyasını değil de halkının bağımsızlığını tercih etti. İstanbul Erkek Lisesi’ni, Tıbbiye’yi, Mekteb-i Sultani’yi ve dahi spor kulüplerini hangi ülke de gördük. Hadi gelelim 68’e. Bütün dünya da 68 Hareketi daha fazla seks ve daha fazla kafa bulma özgürlüğü anlamına gelirken, herkes papatya olma meraklısıyken Türkiye’de 68 Hareketi bağımsızlık mücadelesi oldu. Onlar papatya değil birer kurtuluş savaşçısı olmayı tercih ettiler ve dünyaya fark attılar. Ya bugün… ABD ve AB bütün dünyaya Yugoslavya’da doğan Otpor isimli örgütün kopyalarını yaydı. Yugoslavya, Ukrayna, Gürcistan yani Otpor, Pora, Kmara… Soros paarayı verir gençlere makyajlı dünyaların kapılarını açar ve karşı devrimler yapılır. Türkiye öyle mi? Genç Siviller mesela ne kadar etkili? Basın onları parlatmak için elinde allı pullu kameralarla koştura dursun mecburen Türkiye’nin gençlerini haber yapmak zorunda kalıyor. İşte en büyük sigortamız onlardır. Türkiye Gençlik Birliği… Yemiyor arkadaş Türkiye’nin geleneğinde Jöntürk’ler var. İşte bu en büyük sigortadır. Fazla söze gerek yok onlar zaten konuşuyor…

4- PARÇALANMAYI KİM İSTİYOR Kİ?

Gelelim işin aslına. Türkiye’de parçalanmayı kim istiyor Allah aşkına? PKK’ya oy veren bütün kitlelerin üstüne üç beş aşiretide koysak en çok yüzde 10… Kasıtlı olarak abartıyorum ki ders çıkarması gerekenler çıkarsın. Yugoslavya’da Sırbı, Hırvatı, Makedonu, Boşnağı, Arnavutu paarçalanmak istiyordu. Türkiye’nin en az yüzde 90’ı parçalanmaya karşı. Diyeceksiniz ki, karşı ama Türkiye’yi ABD parçalamak istiyor. BBC anketine göre yüzde 87’si de ABD’ye karşı, ne yapçaz şimdi? Matematik 2 kere 2 kaç eder… Eğer 5 ederse eyvallah…. Bu arada BBC anketinin sonuçları boyalı, yani eklemeli…


SON SÖZ!!!

Üç ünlem koydum ki parçalanma amacında olanlar yaptıklarının kendilerine ne kadar zarar verebileceğini kestirebilsin. Türkiye’nin parçalanacağını düşünüp buna yatırım yapanlar Hrant Dink’in Malatya’da söylediklerini unutmasın: “Kürtleri, Ermenilerin düştüğü hataya düşmemeleri konusunda uyarıyorum.” Bu cümle yüzünden katledildi Hrant Dink ama biline ki “keser döner sap döner gün gelir hesap döner.” Ben söyleyiyim de insanlık vazifemi yerine getiriyim: “Türkiye, Yugoslavya olmazzzz!!!!”

TEOMAN ALİLİ
Oraj POYRAZ

[anadoluhaber] Zindanlar - Secinun



--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
 
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
 
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin

30 Aralık 2010

[anadoluhaber] MODERN SOYGUNCULAR // Rifat SERDAROĞLU



Rifat Serdaroglu <rifatserdaroglu@gmail.com>
Tarih: 30 Aralık 2010 11:03

Rifat SERDAROĞLU - İzmir - 30 Aralık 2010 Perşembe


Modern soyguncular


Modern soyguncular
Haiti, bir zamanlar dünyanın en zengin bölgelerinden biriydi. Fransa bu zenginliğin üstüne medenice(!) atlayıp, Haiti’yi sömürgelerinin arasına kattı. 1789’da dünyada üretilen şekerin %75’i Haiti’den geliyordu. Sanayi devriminin erken döneminde, petrolün yerini tutan pamuk yağı için ekilen pamuk üretiminde Haiti başı çekiyordu. Zamanla, sömürgeci güçlerin politikaları ve köleliğe dayalı ekonomiyle birlikte tarıma elverişli araziler ve ormanlar yok edildi. Adaya köle getiren Fransız gemileri Haiti kerestelerini yüklenip Avrupa’ya döndüler. Fransızların ormanları yok etmesi yoksulluğa, erozyona ve sonrada yıkıma yol açtı…
 
YORUMLARINIZ İÇİN TEŞEKKÜRLER

--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
 
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
 
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin

[anadoluhaber] Yeni Yıl Kutlamaları

YENİ YIL KUTLAMALARI

 

 

 

            Ülkemizde bize ait olmayan, Hıristiyan inancını taşıyan yeni yıl kutlamaları halkımızın da bilgisiz olması nedeniyle her yıl kutlanmaya devam edilmektedir. Dini itikat konusunu ilgilendiren bu önemli konunun Diyanet İşleri Başkanlığı’nca da  halka yeterince anlatılmaması nedeniyle de oldukça başıboş kalmış bir durumdadır.

 

            Yılbaşında hindi kesilmesi hiçbir zaman sorun teşkil etmezken, buna mukabil Kurban Bayramında kesilen kurbanlar göze batmaktadır. Halkımızın biraz İlmihal bilgilerini öğrenmek için doğru kaynaklardan dini bilgileri öğrenmesi zaruri bulunmaktadır. Unutmamalıyız ki kutlanan Miladi Takvime göre Hz. İsa (a.s.) ın sözde doğuşunu kutlamış oluyoruz. Ki bu tarih de doğru değildir. Yılbaşı kutlamaları pagan inanışı olan putperest Romalılardan kalmış bir inançtan öte bir şey değildir.

 

            İbn-i Ömer (r.a.) ehl-i küfre benzemek hakkında Peygamber Efendimizin Aleyhissalatu Vesselam şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Bir kimse müşriklerin arzına ev bina edip, onların bayramlarına katılmak suretiyle onlara benzerlerse, o kimse kıyamet günü onlarla beraber haşrolunur.” (Beyhaki, es-Sünenü’l-Kübra)

 

            İmam-ı Rabbani Müceddid-i Elf-i Sani (k.s.) Hazretleri buyuruyor ki;

 

            “İki dini tasdik eden dahi şirk ehlinden sayılır. İslam hükümleri ile küfrü bir araya getirmeye teşebbüs eden dahi müşrikdir. Halbuki küfürden teberri etmek (uzaklaşmak) İslam’ın şartıdır. Şirk şaibesinden sakınmak tevhiddir…”

 

            Hinduların büyük bildikleri günleri tazim, Yahudilerce bilinen adetlere uymak, küfrü icap ettirir. Nitekim ehl-i İslam’ın cahilleri, bilhassa kadınlar, küffarın belli günlerinde küfür merasimini icra etmektedirler. Bunları, kendileri için de bayram kabul edip, kızlarının ve kardeşlerinin evlerine onlar gibi hediyeler yollarlar… Böylelikle o merasime tam manası ile itina ve itibar ederler.” İslam’da bunların hepsi şirk ve küfürdür. (Mektubat-ı İmam-ı Rabbani, 3/41)

 

            Yukarıda yazmış olduklarımızdan da anlaşılacağı gibi kutlanan miladi takvim yılbaşılarının bizim İslami inanç ve dinimizle alakası yoktur. Üstelik inanç akidemizi de ilgilendirdiği için bu tür günleri tazim etmek, kutlamak imani yönden de oldukça tehlikelidir. Müslümanların Hicri yılbaşısı 1 MUHARREM’dir. Bu konuda en büyük görev yine Diyanet İşleri Başkanlığı’na düşmektedir. Müslümanların biraz ehl-i sünnet akidesini ilgilendiren kitapları okuması bu konunun anlaşılmasını sağlayacaktır.

 

Selam, saygı ve dualarımla.

 

Yakup MUSA

 

30.12.2010

 

             

 

[anadoluhaber] ALLAH RASÛLÜ'NÜN (SAV) GELECEKLE İLGİLİ SÖYLEDİĞİ HADİSLER Serisi (22)

ALLAH RASÛLÜ’NÜN (SAV) GELECEKLE İLGİLİ SÖYLEDİĞİ HADİSLER


Düzenleyen: Görkem Ateş


Durun! Cenabı Allah hakkında (konuşmayın). Allah'ın azabından korkan gençler, ibadet eden yaşlılar, otlayan canlılar, meme emen çocuklar olmamış olsaydı sizin üzerinize belaları yağdırır da yağdırırdı.

Beyhaki, Hatip, Ebu Ya'la

 

Allah'ın bir millete bahşettiği nimetler vardır. Bu millet, müslümanların ihtiyaçlarını giderdiği ve onları darıltmadığı müddetçe verdiği bu nimeti onlardan almaz. Ama onları darıltırlarsa kendilerinden alıp başka milletlere verir.

Taberani


E-kitabın tamamını PDF olarak sitemizin anasayfasında bulabilirsiniz.

Saygılarımla,

Görkem Ateş
--
http://www.anladuy.net/duzyazi <-- Tüm Yazılarım İçin
http://www.anladuy.net <-- Site Anasayfası

--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
 
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
 
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin

[anadoluhaber] Kürt Meselesine güncel bakış

Aşağıdaki yazı, Oral çalışların Radikal gazetesinde 25-12-2010 tarihinde çıkan Kürtler sussun Partiler birleşti başlıklı yazısını birlikte yazıştığımız gruba göndermesi üzerine yazının kendisine ait olduğu zannı ile yazılmıştır.cevap olarak yazılmıştır.

Sayın İrfan Bey Kardeş

Oral çalışlar bu işlerin neresinde durmaktadır bilmiyorum. Gladio, Balyoz, Ergenekon, Derin devlet, BDP  diğerleri vs. Elbet de doğru söyleyerek haklının yanında durduğu şeklinde bir görüntü vermektedir. Ben bundan pek emin olamadığım için yinede doğru söylemekte ama farkında olarak yada olmadan yangına körükle üflemektedir. Aşağı yazıyı sizin zannettiğim için cevabı da size hitaben yazmıştım. Şimdi yazının sizin olmadığını fark ettim.

Siyaset kristal ve camlarla dolu çuvalı içindekilerden hiç birini kırmadan taşıyıp içindekileri yerli yerine yerleştirme sanatıdır.

Benim gerek eve dönüş olayında gerekse anayasanın mecliste ve halk oyunda  oylamalarında, pati kapatma maddesine dahi ret anlamına gelen katılamayışlarında ve yeni anayasa çalışmaları için yeni seçime giderken, henüz balyoz ve Ergenekon davlarının bıçak sırtında yürütüldüğü her an Türkiye gemisinin alabora olabileceği ve biranda hem ülkemizin hem de bölgenin kan gölüne döneceği mevcut ortamda BDP nin davranışlarını gözlemlerimden vardığım sonuçlar. BDP’nin kesinlikle Kürtlerin çıkar ve özgürlükleri için çalışmayan başka bir yapılanmanın kontrolünde olduklarıdır. Eğer böyle değillerse tümünün dangalak olmaları gerekir. ki bir kısmı böyle olsalar da yöneticilerinden ipi ellerinde tutanlar değildir. Öfkeli kalabalıkları kışkırtarak olayları siyaseten çözme yolunu tıkamak ve yeniden ille de kan dökülsün biz kandan başkasına razı değiliz diyerek tepinmek hangi akla uygundur. Bu demokrasi açılımını sabote ederek süreci tıkama gayretidir. O halde Halkın oy vermesini bile tehditle önleyen bu yapı kime hizmet etmektedir diye de düşünmek gerekir. Bir hakkın elde edilmesinin yolu açıldığı ve süreç devam etmeye başladığı anda ben hemen şimdi istiyorum dangalaklığı süreci tıkamak için kullanıldıklarının kuşkusuz ve kesin delilidir.

Ya bunlar adam olmayacak demek isteyenlerin alın size bir kaç vilayet gidin kuzey Irak'a ve Türkiye'nin her yerindeki Tüm Kürtlerinde aynı bölgeye sürgün edilmesi gibi bir projeyi geri dönüşü imkânsız kılacak şekilde projelendirenler varsa diye düşünülmemektedir. AB projesinde en büyük engel nüfusudur. Ayranı kabarmış Kürtlerin haklarını savunur gibi görünen Avrupa aslında Kürtleri Türklerin onda biri kadar bile istememektedir. Gizli mahfillerde Kürtler den kurtulun da öyle gelin denilmektedir.

İsrail o bölgeyi kendi hakimiyetinde kurtarılmış ve kendisine minnettar bir bölge olarak emrine almak istemektedir ve piyade savaşçılar gibi kullanmak isteyen doğurgan Kürtleri boğaz tokluğuna Araplara ve Türklere karşı piyade askeri olarak kullanmak ve bölgeyi bir birine kırdırıp tüketerek insandan arındırıp Amerika dan ve dünyadan gelecek tüm Yahudiler ile Falanjist Siyonist Hıristiyanlara yerleşim alanı yapmak sonrada O bölge insanlarını Kızılderililer gibi imha etmek ve seyreltmek istemektedir. Bunun içinde orada geçinemeyecek kadar kalabalığın toplanıp ekmek için İsrail’in savaşçıları olarak çalışmak mecburiyetinde bırakılması bunun içinde Türkiye’den kovulacak milyonlarca Kürdün de oraya yaşam şarlarının düşürülerek sürülmesi gerekmektedir.  ABD'nin işin başından beri üzerinde uğraştığı proje de zaten budur.

İşin en kötüsü BDP ülkemizde yeni yeni iş başı yapmaya başlayan ve henüz çözümler üretebilecek kadar güçlü olmayan gerçek siyaset kurumundan hala kurtulmak çabası içinde olan köşeye sıkışmış olanların ortağı şeklinde davranmaktadır. Halkımıza bir gün bile huzur vermemiş ihtilalci İsrail Siyon işgalcilerin yerli ortakları da aynı dangalaklık’taki bazı Türkçü grupları harekete geçirerek Siyaset kurumunu yeni bir ihtilal ile yeniden yok etme çabalarını sürdürmektedir. Görünen o ki bazı Türkçü gruplar  BDP den daha fazla işin farkına varmış ve kısmen şamatayı kesmiş racon kesmeyi bırakmış görünmektedir. Türkçü grupların işi rolantiye alması kışkırtıcı odakları bu işte BDP yi daha sertleştirerek sürdürmeye yöneltmiştir.  BDP de tıpkı 1980 öncesindeki sağcı solcu savaşlarının bir tarafı olarak kullanılmaktadır. İşleri bitince Ülkücülerin akıbetine uğratılacaklardır. Bunu BDP içindeki kişilerden ve Hapiste sanki devlet den bağımsız tek kelime edebilirmiş gibi zannedilen Apo ya da Artin hangisi doğru ise oda bilmektedir. İçlerindeki haklı öfkeyi dışarı çıkarmaları için yarası gerçekten acıyanlar öne çıkarılıp kullanılmaktadır. Nedense Müslüman Kürtler sindirilip imamlar dahi öldürülmektedir. Kürt Hizbullah’ı BDP ye zarar vermesin diye uykuya yatırılmıştır.

BDP yöneticilerinden en azından ipleri elinde tutan birkaç kişi bilerek ve iç savaş çıkarmakta ve Kürtlerin hayallerini çok uzak başka zamanlara erteleyecek başka projeleri hayata geçirmek de kullanıldıklarını da bilmektedirler. Kürt vatandaşlarımızın büyük ekseriyetinin sağ duyusu bunu bilmese de fark ve his etmektedir. Ama bu bölgede sessiz çoğunluk azgın ve hergele azınlık tarafından onlar bilmez onlar bidon kafalıdır diye devre dışı bırakılmaktadır. O bölgelerde BDP Bir zamanlar İngilizleri kurtarıcılar zannettiren ama kendi çıkarları için İngilizler ile işbirliğine girip Osmanlıyı yıkıp bu günkü Filistinlere sebep olan ve İsrail’i bölgeye bela eden Arap şeylerinin durumdadır ve bilerek Kürtleri pazarlamaktadır.  ABD kuzey Amerika kıtasında sadece Kızıl derilerden kurtulmuş olma deneyimini, artık orayı mevcut karma karışık ırklara bırakıp gelip Yahudilerin başlangıç noktasına dünyanın asıl insan merkezine yerleşmek istemektedir. 

Hem de Tüm savaş gemilerini uçak gemileri ve uçaklarını savaş makinelerini uyduların mutlak kontrolünü ve hazinelerini alarak kaçmak sureti ile ABD li Yahudiler ve ABD elitlerini toplayıp kaçmayı gelip buraya yerleşmeyi düşünmektedir.

Son kriz ile buharlaşan ABD zenginlikleri ve dövizler bir yerlerde buhar halinde sonra yağdırılacakları bölgenin tarlalarının sürülmesini ekime hazırlanmasını ve ekimin o yağış zamanına uygun vaktini beklemektedir.

Keşke imkanım olsa da daha geniş anlatabilsem. Sadece şu kadar söyleyeyim. Yemek pişerken ben şimdi yiyeceğim diye tencereyi tekmeleyip deviren çakalar dan himmet beklemek abesle iştigal ve sonunda daha da aç ve sefil olarak daha zalim efendilerin kapısına düşmektir. Kürtlerin içinde yeteri kadar aklı başında değerli insanlarda aşiretlerde vardır. Tüm Sünni ve alevi Kürtlerin Yezidi kürlerin köle tacirliğinde pazara sürülme oyununu inşallah bozcaklardır.

Şunu da belirtmek isterim Hak sahiplerinin öfkesini kullanmak isteyenler zaten haksızlıkta aşırı gidenler ve o öfkeyi kullanmak isteyenler ile birliktedir.

Öfkenin aklı izale ettiği nokta oltanın yutulduğu yerdir. BDP, CHP nin, Kürt versiyonu olarak halk için kılını kıpırdatmadan kendi kapışacaklarını zannettikleri makamların hayali ile sarhoş edilmiş kişiler ile içlerindeki asıl yönlendirici kripto Levantenlerdir.  Peki, Müslüman Kürtlerin de AKP’de aklıselimin yanında bulunmasını da değerlendirmek gerekmez mi? Neden Kürtler sadece Laikçi ve İslam karşıtı kesimlerce temsil ediliyormuş gibi gösterilmektedir.  Aslında Türkiye de Laikliği tehdit eden Türklerden daha çok Kürtlerin Müslüman kesimleridir. Devletin resmi dil literatürün de milleti savunmak kelimesi yoktur. Rejimi korumak vardır ve rejim millet den korunmaktadır. Bölücü hareketler dikkat ederseniz sürekli Laikliği korumak isteyenler ile temas halindedir ve ortak hareket etmektedir. Kürtlerin ırki sebepler ile öne çıkarılıp dini özgürlük talepleri sindirilmektedir. Çünkü Dini özgürlükler Kürtlerin zaten dil sorunu gibi meşru ve haklı sorunlarını eskiden nasıl halediyor idi ise yine halledecek ve iç barışı tahkim edecek kudrettedir.

Sorunlar artık bir hilal uğruna güneşlerin battığı İstiklal mücadelesinden değil bir türlü söndürülemeyen İslam dininin dünya egemenlerini rahatsız etmelerinden kaynaklanmaktadır.

Selamlar

A.D.Şimşek

--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
 
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
 
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin

[anadoluhaber] ASA-YI MUSA DERSLERİ---160---- ihtiyarî [seçmek, tercih etmek] iktidar [güç], zîhayatlarda [canlılarda] bulunur; tekellüm [konuşmak] ise, bilen dirilerin işidir.

160.ders. 30.12.2010--[perşembe]

 

Asâ-yı Mûsâ’dan

İkinci Kısım

Hüccetullahi’l-Bâliğa

Risalesi

On Bir Hüccet-i İmâniyedir

Birinci Hüccet-i İmâniye

Âyetü’l-Kübrâ[54]

 

 

 

Hem o sıfatlar Zât-ı Zülcelâlin [sonsuz büyüklük ve haşmet sahibi olan Zât, Allah’’ın] vücuduna [varlığına] delâlet [işaret] ettikleri gibi, hayatın vücuduna [varlığına] ve tahakkukuna [gerçekleşmesine] ve o Zâtın hayattar [canlı] ve diri olduğuna dahi bedahetle [apaçık] delâlet [delil olup işaret] ederler. Çünkü, bilmek, hayatın alâmeti [belirtisi]; işitmek [duymak], dirilik emâresi [belelirtisi]; görmek, dirilere mahsus[dirilerin bir özelliği]; irade [Dileme, isteme, bir şeyi yapma veya yapmama konusunda karar verebilme ve bu kararı yerine getirme gücü], hayat ile olabilir; ihtiyarî [seçmek, tercih etmek] iktidar [güç], zîhayatlarda [canlılarda] bulunur; tekellüm [konuşmak] ise, bilen dirilerin işidir.

İşte, bu noktalardan anlaşılır ki, hayat sıfatının yedi defa kâinat kadar delilleri ve kendi vücudunu [varlığını] ve mevsufun [sıfat sahibinin] vücudunu [varlığını] bildiren burhanları [delilleri] vardır ki, bütün sıfatların esası ve menbaı [kaynağı] ve İsm-i Âzamın [Allah’ın binbir isminden en büyük ve mânâca diğer isimleri kuşatmış olanının] masdarı [kaynağı] ve medarı [dayanak noktası] olmuştur. Risale-i Nur bu birinci hakikatı kuvvetli burhanlarla [delillerle] ispat ve bir derece izah ettiğinden, bu denizden, bu mezkûr katre ile şimdilik iktifa [kanaat] ediyoruz.

 

Devam edecek:179

 

 

--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
 
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
 
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin