12 Ocak 2014

En düşük basamak, kalben buğzetmek…

Yeni Akit yazarı Atilla Özdür Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu'na yapılanlar *Revamı diyerek Başbakan Tayyip Erdoğan ve Barolar birliği Başkanı Feyzioğlu'na Mirzabeyoğlu neden hala zindanda diye seslenmiş!

Her doğan Müslüman doğarmış. Sonra ataları onları ya tahkim eder ya da saptırırmış. Müslüman doğanın vazifeleri de sırasıyla, eli veya dili ile yanlışları düzeltmek, olmadıysa kalbiyle buğzederek kötülerin yanından uzaklaşmak…
 
İnsanlar gibi, hükümetler de doğuyorlar. Bunların doğuşlarındaki hikmet, yandaşlarıyla kendilerine refah ve konfor sağlamak değil, kendini doğuran halkın işlerini kolaylaştırmak. Halk dediğimiz insanlar da buna karşılık, işlerini kolaylaştıran hükümetin masraflarına iştirak ediyorlar.

Bu iştirak faslında insan, gördüğü yanlışları düzeltecek, elleri yetmezse dilini kullanacak, yine olmadıysa sandık başında hükümetini yalnız bırakacak...

Müslümanla vatandaş, fıtrat yönünden mantıki bir ortaklık sergiliyorlar. Aralarında benzemezlik ve fark yok. Bu durumda bir Müslüman, içinde yaşadığı toplumda hükümetinin yanlışını düzeltmekle mükellef. Olmadı, dilini veya kalemini kullanacak ya da son çare “Allah”ından bul” diyerek, hükümetten yüzünü geri çevirecekler…

Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. 

Bizler, kanun yapıcı veya icracı olarak bizler, olmadıysa, bir ele veya bir kaleme sahip bizler, bu kadarcık da olamamışsak, hiç değilse karşımızdakilere “Allah”ından bul”  dedirtecek kadar cesaret sahibi de değil isek, bu durumda bizler ne oluruz…

Şeytanın dostu…



Şimdi düşünelim bakalım…

Birimiz ölü, diğerimiz yaşıyor. Bu ikili hiç kimsenin düşünemiyeceği, ölçüp biçip kestiremiyeceği, hayallerinde tasarlamaya çalışacağı hesap kitabının altından kalkamıyacağı kadar birbirlerinden uzaktadırlar…

Biri öldüğünde diğerini daha dünyaya getirme hazırlıkları başlamamıştır bile. Peki bu hesaba kitaba gelmez mesafenin dip tarafında bulunanın yaşarken koyduğu kurallarla, sonra gelen hatta kendisini tanımayanların hürriyetlerine el koymaya hakkı bulunabilir mi ?

Bu hukuk, adaleti tesis edici nitelikte olduğu söylenen nasıl bir hukuktur ki, vazedildiği zaman ve zemin bağlamıyla, “sonsuza dek” denilen süreçte doğarak yaşayacak olanlar arasında birinin, diğerlerinin  hak ve hürriyetlerini kıyamete kadar kendi tasarrufuna tutsak etsin, ettirsin…



Halk olarak biz, görevi, işlerimizi kolaylaştırmak olan hükümetlerin harcamalarına ortak olmakla mükellefiz. Buna karşılık onun icraatlarından, icraatları için referans aldığı kanun ve kurallardan memnun olmayabilir bunları beğenmeyebiliriz. Mirzabeyoğlu da bizim gibi halktan biridir.

Amma o mahkum, hem de ölümüne… 

Yanlışların düzeltilmesini istemekle suçlandığı için.

Bir kanunun vazedildiği zaman ve zemin bağlamıyla, “sonsuza dek” denilen süreçte doğarak yaşayacak olanlar arasından birinin, diğerlerinin  hak ve hürriyetlerini kıyamete kadar kendi tasarrufuna tutsak etmesine itirazından ötürü, ölümüne mahkum

Adamın elinde silah da yok… Oysa vatandaşın vazifesi, ve ayni zamanda da görevi, masrafına iştirak ettiği hükümetin yanlışını, hiç değilse bir Müslüman için imanın en düşük basamağında yer alan kalbi buğzu dolayısıyle, zindanda…

Reva mı ?…

Soruyoruz, Başbakan Tayyip Erdoğan’a

Soruyoruz, Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu’na…

Dosyası niye kendisi gibi, mahzende hala… 

Atilla Özdür/ Yeni Akit

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Yorumlarınızda Kişilik haklarına saldırı,küfür ve benzeri ifadeleriniz yayınlanmamaktadır.Yorumları yazarken İsminizi belirtmeniz önemle duyurulur.