11 Mart 2014

Kırım’ı Boşaltıyorlar

Birleşmiş Milletlerin 5 daimi üyesi ABD, Çin, İngiltere, Fransa ve Rusya bu 5 ülke onaylamadığı müddetçe BM hiç bir şekilde hiç bir ülkeye müdahale etmez. Rusya’nın Kırım'ı işgal etmesine de BM bu şekli ile kesinlikle Müdahalede bulunamayacaktır. Peki, ne olacak?
    Osmanlı'da Kırım Han'lıktı. Statüsü ile Osmanlının gücüne güç katıyor ve nüfus olarak da bölge'de Kafkasya Müslümanlarını etkileyen en önemli stratejik mevziiyi teşkil ediyordu... Osmanlı’nın 1475’te KIRIM’I ele geçirmesi hadisesi bile bugün yaşanan durumu anlatmaya yeterli. Kırım’ın Osmanlı’ya bağlandıktan sonra, Karadeniz’in bir Türk gölü haline geldiğini söylememize gerek var mı? İşte buradan yola çıkarak, Rusya ve diğer güçler için KIRIM neden bu kadar önemlidir sorusuna da cevap vermiş oluruz…


   Geçtiğimiz günlerde haberlerde yer alan çeşitli uluslararası anlaşmalar gereği Kırım'ın Türkiye'ye yeniden katılabileceği hadisesi basın ve medya'da yer almış ama içi boş bu söylem bile, insanımızı heyecanlandırmaya yetmişti. Zaten, sadece heyecanlanmamız için yapıldığını düşündüğüm bu haberin mahiyetinden çok,   Türkiye'nin ABD ve AB'nin bile ne yapacağını şaşırdığı şu dönem'de Rusya'ya karşı 'KIRIM bizimdir'  demesi oldukça zor ve imkânsız gözüküyor... Ayrıca Türkiye’de insanlar üzerinde oluşmuş bir KIRIM duyarlılığı da maalesef yok… Bu bile patlayacak olan muhtemel savaş’ta aslı itibarı ile bizim tarihi hinterlandımız olan KIRIM’DA Türkiye’nin etkisizliğini gösteriyor.
Mesele aslında Rusya ile ABD'nin savaşı gibi de gözüküyor. Ama Avrupa veyahut Avrupa Birliği belki de tarihin en büyük krizi ile karşı karşıya kalmış durumda. Rusya’nın asıl mesajı Avrupa ve onun değerlerine karşı “Biz ölmedik ve ayaktayız” tarzı bir gövde göstergesidir aslında. Bu gösteri Rusya’nın da Avrupa’nın da bitişini gösteren ve aynı zamanda dünya’nın yeni bir düzene ihtiyaç duyduğunun da göstergesidir. Bunun yanında da en önemlisi, Rusya, Ab ve ABD ile onların yan kuruluşu olan küresel haçlı koalisyonunun Kırım’ı Müslümanlardan tamamen arındırması hadisesidir ki, muhtemel savaşın sonuçları arasında doğal bir sonuç olarak önümüze yeni bir Müslüman soykırımı da Kırım’da çıkabilir.
 Çöken küresel ve bölgesel emperyal politikaları iyi okuyamayan, bu savaşa mağlup olarak başlayacaktır. KIRIM ‘da bugün oynanan oyun, belirttiğimiz gibi Avrupa’nın tarihinde en büyük krizlerden birisi. Bu Krizin evirileceği noktayı kestirebilmek şimdilik imkânsız gibi gözükse de, KIRIM gibi stratejik bir ada’yı eline geçiren Rusya önce Avrupa ve ABD, sonrasında kendisininde dâhil olduğu küresel örgütlere, en önemlisi çarka büyük bir gol atmış olacaktır.
ABD’nin güdümünde ki NATO gemileri şimdiden yola çıktı. Avrupa Birliği’de ardından bu filoya dâhil olacak. Çin Medyası tarafından öne sürülen , “Türkiye boğazlarını kullandırmayacak ve o gemileri engelleyecek “ haberleri de NATO ülkesi olmakla övünen bir Türkiye için adeta imkânsız. Anlaşılan Kırım pasta’sı ve o pasta’yı Rusya’nın tek başına yememesi adına mimlenmiş haçlı birlikleri de tez elden bölgeye gidiyorlar…
Nüfus olarak yüde 62'si Ruslardan oluşan bir KIRIM zaten her hali ile Rusya'nın gözüküyor... Aslı itibarı ile Müslümanlara ait olan o topraklarda İslam Dünyasından birinin çıkıp orası KIRIM "ÜMMETİN toprağıdır " diyememesi hadisesi belki de bizim için en önemli olanıdır. 
  Yoksa Rusya’nın asimile ettiği sürgünlerde katlettiği ve dünyanın her yerine göç eden onurlu Kırım -Tatar Müslümanları yüzde 10'luk bir nüfus ile orada otursalar bile varlıkları ile zaten direniş halindeler...Türkiye bari orada ki Müslüman kardeşlerimizi koruyup Kırım’da yeni bir kırım’a müsaade etmese..
1940’da Kırım’lı şair İdris Asanin’in soykırım için yazmış olduğu aşağıda ki şiirle zaten her şeyi özetlemiş.
Kırım’ı Boşaltıyorlar.
Bu dünyağa ne oldu?
Bu ne zulum??.
Kömür olup ateşke aqa tatar.
Qaysı devlet şay eze kendi qulun,
Etmişi ne?..
Bu halqnıñ ne suçı bar?!.

Bir günâhı bu halqnıñ –
Yurtı – cennet,
Dini – İslâm,
Qanı – türk,
Adı – tatar.
Yavurlar pek begene o yerlerni,
Fursat taptı Qırımnı boşatalar!
2 Temmuz 1944



Tunçay Aksoy/  Bu makale Baran Dergisi'nde yayınlanmıştır..

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Yorumlarınızda Kişilik haklarına saldırı,küfür ve benzeri ifadeleriniz yayınlanmamaktadır.Yorumları yazarken İsminizi belirtmeniz önemle duyurulur.