22 Mayıs 2014

Hamza Tzortzis'in Boğaziçi Konferansından Notlar...

Yunan kökenli Müslüman vaiz Hamza Andreas Tzortzis Türkiye'ye geldi. İslamcı gençlerin çağın Malcom X'i olarak adlandırdığı Tzortzis ülke ülke gezip cadde ve sokaklarda tebliğ ve adalet çağrısında bulunuyor.Hamza, Osmanlı ile ilgili okadar çok şey anlattı ki....


Çoğumuz onu, İngiliz Hükümeti'ne karşı verdiği özgürlük mücadelesiyle bilinen Pakistan asıllı İngiliz vatandaşı Moazzam Begg davasında yaptığı konuşma ile hatırlıyoruz.

TÜRKİYE'YE GELDİ

Uluslararası alanda faaliyetlerde bulunan İslami Eğitim ve Araştırma Akademisi (IERA)’nde okutmanlık yapan, on bir yıl önce Müslüman olan ve bütün hayatını, İslam’ı batı toplumlarına en doğru şekliyle anlatmaya vakfeden, Yunan kökenli Müslüman vaiz Hamza Andreas Tzortzis, Boğaziçi Üniversitesi İslam Araştırmaları Topluluğu öğrencilerinin davetlisi olarak Türkiye’ye geldi. 

İSLAM BİR PERİ MASALI MI YOKSA HAKİKAT Mİ?

İngiltere’de ve Amerika’da tartışma programlarına ve seminerlere katılarak, Ateistler karşısında Allah’ın varlığını ve İslam’ı anlatan Tzortzis, 19 Mayıs Pazartesi günü Boğaziçi Üniversitesi’nde “İslam: Bir peri masalı mı yoksa hakikat mi?” başlıklı bir konferans gerçekleştirdi.

DÜNYAYA ADALET ÇAĞRISI YAPIYOR

Konuşmasını Allah’ın varlığı ve İslam’ın yaşanılabilir olduğu üzerine temellendiren Tzortzis, akşam ise HİLAL TV’de yayınlanan Yüksek Uçuş Derin Dalış programının konuğu oldu. Tzortzis, konuşması boyunca İslam'ın tüm insanlığı kapsayan adalet ve hoşgörüsünün altını çizerken, Osmanlı Devleti'nin hükümranlığı süresince İslam adaletini başarıyla temsil ettiğini örneklerle vurguladı.

TÜRKLER VE YUNANLILAR ÇOK BENZİYORLAR

Boğaziçi Üniversitesi'ndeki konferansında "Benim gibi bir Yunan'ı buraya 19 Mayıs'ta getirip bağrınıza basmanız Allah'ın rahmetinin ispatıdır" diyen Tzortzis, canlı yayında da bu konuya değinerek “Londra’da çok fazla Türk arkadaşım var. Kültürleri, Yunan kültürüne çok benziyor. Türkler ve biz ailelerimizi ve çocuklarımızı çok seviyoruz, eşlerimize karşı saygılıyız, baklava ve kebap gibi yemeklerimiz, kahvelerimiz çok benziyor. Osmanlılar 400 yıl boyunca Yunanistan’a hükmettiler ve doğal olarak kültürlerarası bir alışveriş oldu.” dedi.

GÖREVİMİZ İNSANLARI FITRATA TEKRAR YÖNLENDİRMEK

Eşim bir Müslüman. Fakat ailemde benden başka kimse Müslüman olmadı. Şuan babam, Hz. Muhammed’in bir peygamber olduğuna inanıyor. Ortodoksların ikon ve haç öperek yaptıkları o şeylere inanmadığını, onların birer şirk olduğunu, en güzel isimlerin Allah’a ait olduğunu söylüyor. Babam da aynı şekilde bütün ateistler bir araya gelse bir tane sinek yapamaz diyor. Ki bunu Allah Kur’an’da söylüyor (Hac Suresi,73). Daha önce Kur’an’ı okudu mu bilmiyorum. Ama fıtrat olabilir. Hz. Muhammed’in hadisinde söylediği gibi her bir çocuk fıtrat üzerine doğar. Fıtrat içimizde yaratılan, Allah’ı kabul etme, ona inanma ve ibadet etme duygusudur… Ama toplum insanları değiştiriyor. Bizim görevimiz onları tekrar fıtrat üzerine yönlendirmek.



TÜRKLERİN EŞSİZ BİR TARİHİ VAR

“Uzun süredir Osmanlı tarihini inceliyorum. Türkiye’nin eşsiz bir tarihi var ve birçok Türk’ün Osmanlı tarihi hakkında bir fikri yok. Tarihlerinin 1923’te başladığını, 80-90 yıllık bir tarihe sahip olduklarını düşünüyorlar.

Oysa akademik olarak bakıldığında Yahudiler dahi, Türkler ve sistemleri yani İslami Sistem hakkında çok güzel şeyler söylüyorlar. Yahudi asıllı Profesör Amnon Cohen, A World Within (İçerideki Dünya) isimli kitabında Osmanlı kadıları hakkında bin belgeye yer veriyor. Osmanlı topraklarındaki Yahudilerin kendi Hahamlarına gidip yaşadıkları problemleri çözme hakkı varken, onların Osmanlı kadılarına gittiğini anlatıyor. Kitaba göre Yahudiler kadıların hükümlerine daha çok güveniyor. Örneğin çoğu Yahudi kadın nafaka için kadıya gitmeyi tercih ediyor.

Philip Mansel, Konstantiniyye adlı kitabında bir Haham’ın mektubunu naklediyor. 1453 yılında Avrupalı kardeşlerine hitaben yazdığı mektubunda Haham onları, İstanbul'da vergilerin düşük olduğunu ve üzerlerinde zulüm olmadığını söyleyerek Türk topraklarına davet ediyor. 

Başka bir örnekte de enflasyonu göz önüne alabiliriz. Osmanlı zamanında 80 yıl içerisinde %8 enflasyon olmuş. Bu çok istikrarlı bir ekonomiyi işaret eder. Modern zamanın hemen öncesinde Osmanlı hilafeti Müslüman olan ve olmayan herkese ayrım gözetmeksizin yemek, barınak ve giysi sağlıyordu. Şu anda Amerika’nın %25’i fakirlik sınırının altında yaşıyor. Oysa Osmanlı’da insanların yiyecek ve giyecek ihtiyacı garanti altındaydı. Ayrıca Osmanlı zamanında sadaka taşları vardı. Bu sadaka taşlarına para bırakırlardı ve tarihçiler bu taşların, keselerin her zaman dolu olduğunu söyler. 

OSMANLILAR YUNANİSTAN’I TEKRAR ÖDÜNÇ ALSALAR MUTLU OLURUM

Biz şunu anlamalıyız. Osmanlıların bu güzel huylarının sebebi İslamiyet’ten dolayıdır. Ben Yunanistanlıyım, bir Yunan'ım ve Osmanlılar Yunanistan’ı tekrar ödünç alsalar mutlu olurum. Özellikle ödünç alsınlar diyorum. Bunu ‘işgal etmek’ anlamında kullanmıyorum. Şu an kadınlar çocuklarını besleyemedikleri için kilisenin önüne bırakıyorlar. 

Allah Kur’an’ı Kerim’de Müslümanların “İnsanların arasından insanlar için çıkarılmış bir ümmet” olduğunu söyler. Bu bizim kibirlenmemiz için değildir; ama içimizde insanlara verilecek güzel bir mesaj, insanlara sunabileceğimiz güzel bir muhabbet olduğunu söylüyor.

BİZİ TANIMLAYAN ŞEYLERİ İYİ BİLMEYE İHTİYACIMIZ VAR

Geleneksel olanlarla seküler olanlar arasında iletişimimizde bir problem var. Bence insanların kalbini yumuşatmamız gerekiyor. Sekülerlerin içerisinde korkular var. Biz onlara İslam'ın insani yönünü, yani rahmeti anlatmalıyız. Bir adam Hz. Muhammed(s.a.v)'in yanına geliyor ve 'Zina yapmak istiyorum ey Allah'ın Resulü, bana izin ver.' diyor. Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem onu terslemiyor ve aksine onunla konuşuyor: 'Eğer sana izin verirsem senin annene ve kardeşine ne olur?' diyor. 

Allah Kur'an'da Hz. Muhammed(s.a.v) ile ilgili şöyle söylüyor: "Eğer sahabelere sert davransaydın onlar senden uzaklaşırlardı." (Âl-i İmrân, 159) Yani sahabelerine karşı sevgi ile yaklaşmak, fedakar ve cana yakın olmak Hz. Muhammed'in özelliklerindendir.
Biz herkes ile insanlıkta kardeşiz. Bunu bilmeliyiz. İslam'ı sevmiyorlarsa Biz burada ne kadar sorumluyuz düşünmemiz gerekiyor. Belki de bizim kibirli tutumlarımız yüzünden, onlara karşı kötü davranışlarımız yüzünden böyle. Allah Kuran'da insanları onun yoluna en iyi şekilde davet etmemizi söylüyor. Bu yol da muhabbet ve barış iledir. Aynı şekilde birbirinizi sevmedikçe Cennet'e giremezsiniz ve gerçekten Müslüman olamazsınız buyuruyor.

Sünneti çok iyi bilmeli, İslam'ı medeni ve çağdaş kontekste iyi bir şekilde oturtup insanların anlamasını sağlamalıyız. Bunu yaparsak Türkiye'nin bir kaç yıl içerisinde çok iyi bir hale geleceğine inanıyorum. Fakat bunu Twitter, Facebook ve televizyonlarda saatlerce vakit geçirerek, tavla oynayarak yapamayız. Bizi tanımlayan şeyleri iyi bilmeye ihtiyacımız var.

ÜMMET OLARAK SANDIĞIMIZDAN DAHA YAKINIZ

Türkiye'ye gelmem olağan üstü bir olay. İki hafta önce beni Youtube'da gördüler ve ben şu an buradayım. Bu bizim büyük bir aile olduğumuzu gösteriyor. Bütün dünyayı geziyorum. Avusturalya, Kanada, Afrika, Avrupa'ya gidiyorum ve ümmeti görüyorum. Bizim aynı vizyonu paylaştığımızı düşünüyorum. Barış istiyoruz, adalet istiyoruz, Allah'a daha yakın olmaya çalışıyoruz, bütün dünyada ve ahirette huzur arıyoruz. Bazı farklılıklarımız olsa da biz düşündüğümüzden daha birlikteyiz aslında. Dindar olmayan insanları da yanımıza almalı ve bunu sevgiyle, merhametle, güzellikle yapmalıyız. Çünkü biz sorumluyuz.

YARDIM ELİ BRİTANYA'YA UZANAN HASTA ADAM

1819'daki Osmanlı haritasına bakarsak Avrupa'nın bir parçasından Asya'nın bir tarafına, oradan Kuzey Afrikaya uzandığını ve bu bölgelerin hepsinde yönetim gücü olduğunu görürüz. Osmanlı, Avrupa'nın hasta adamı olduğunda dahi güzel özellikleri vardı. II. Abdülhamid'i düşünelim İrlanda'da kıtlık olduğunda İngiltere Kraliçesinin onlara bakması gerekirken o yardım gönderdi. II. Abdülhamid bunu yaptı. İslamiyet'in insanlara zarar vermek değil yardım etmek olduğunu, ayette olduğu gibi bizim insanlar için ortaya çıkartılmış bir ümmet olduğumuzu gösterdi.

ÖLDÜRMEK DEĞİL, MERHAMET İÇİN

Malesef biz artık onlara karşı zor duruma düşüyoruz. İnsanları öldürmek ve savaş yapmak gerektiğini düşünüyoruz. Halbuki biz merhamet ve şefkat için buradayız. İslamiyet aslında dünyanın krizlerini çözmek için var.

Afrika'da çocuklar yiyecek olmadığı için ölüyor. BM, dünya üzerinde iki gezegene yetecek kadar yiyecek yetiştirildiğini söylüyor.Demek ki problem materyalistik kapitalist düşüncedir. Kapitalizm bir hastalıktır çünkü bu sistemde ekonomi tamamen yalanlar üzerine kurulu.


 

Kaynak: HÜR HABER

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Yorumlarınızda Kişilik haklarına saldırı,küfür ve benzeri ifadeleriniz yayınlanmamaktadır.Yorumları yazarken İsminizi belirtmeniz önemle duyurulur.