Safer ayı uğursuz mudur? Sefer ayı hakkında doğru bilinen yanlışlar…

Dr. Mehmet Talu, Sefer ayı hakkında doğru bilinen yanlışları tek tek ele alan bir yazı kaleme aldı.
Dr. Mehmet Talu’nun Sefer ayı hakkında doğru bilinen yanlışları şu şekilde ifade etti: 
Safer ayına girmiş bulunuyoruz. Safer ayı, bazı felâketlerin sıklaştığı bir zaman dilimi, binaenaleyh uğursuz bir ay olduğu söyleniyor.
BUNLAR KESİNLİKLE DOĞRU DEĞİLDİR.
Safer: Hicrî, kamerî ayların ikincisinin adıdır. Resmi vesikalarla hususî mektuplarda ve takvimlerde “Saferul-hayr” veya “Saferul-Mübarek” şeklinde yazılır ve (s) rumuzuyla gösterilirdi.
Bilindiği gibi kamer yani ayın doğuş ve batışına tabi olan ay hesabına “kamerî aylar” denilmektedir ki şunlardır: Muharrem, Safer, Rebîul-evvel, Rebîul-ahir, Cemaziyel-evvel, Cemaziyel-ahir, Receb, Şaban, Ramazan, Şevval, Zilkade ve Zilhicce.
Bu aylardan dört tanesi: Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Receb haram aylardır.
Araplar daha İslâmiyet gelmeden önce Haram ay denilen bu ayları kutsal tanır ve bu aylarda savaştan, yağmacılıktan kaçınırlardı.
Çünkü müşrik de olsalar, inanç ve yaşantılarında “Hak Din”den kalıntılar vardı. Haram aylara hürmet, Kâbe’yi tavaf etmek ve hac yapmak gibi. Tabii bütün bunlar da tahrif edilerek, aslından uzaklaştırarak yapıyorlardı. Aslında bütün batıl dinler, hep “Hak Din”den uzaklaşma neticesinde oluşmuşlardır. Hiçbir batıl din, birileri tarafından kurulmamıştır. Bu bakımdan dinimizi, olduğu gibi dosdoğru öğrenmek ve yaşamak mecburiyetindeyiz.
Araplar her yıl kendi adetlerine göre gelip hacceder, ALLAH Teâlâ’ya iman ile putlara tapmayı birbirine karıştırıp içinden çıkılmaz garip bir inanç sistemi meydana getirirlerdi. Ama her şeye rağmen mal ve can güvenliği yoktu. Mekke’ye hac mevsiminde gelebilmek bile başlı başına bir problem idi. O yüzden kabile reisleri hac aylarından olan Zilkade ile Zilhicce’de bir de onu izleyen Muharrem’de savaşmayı kaldırırlar ve bu ayları hürmetli sayıp kesinlikle uyulmasında ısrarla dururlardı. Böylece uzak yerlerden hac için gelenler bu üç ayda hem ibadetlerini yerine getirirler, hem de güven içinde evlerine dönme imkânı bulurlardı.
Binaenaleyh, Safer ayının uğursuzluğu hakkında söylenenlerin asıl menşei: İşte bu cahiliyye devri davranışlarıdır.
Öyle ya! Bir adamın yurdunda ve ailesi yanında rahatça oturmasını ve dağda, bayırda serbestçe gezip-dolaşmasını değiştiren, şehirlileri gurbete çıkarıp bedevilerden bir kısmını savaşa gönderen, bir kısmını da sakınmaya, korunmaya, korkmaya mecbur eden bir ay; uğursuz sayılmaz da ne yapılır? İşte Arabistan çöllerinde meydana gelen bu hadiseler, Safer ayının “Saferul-hayr” veya “Saferul-mübarek” diye vasıflandırılması-na rağmen uğursuz sayılmasına sebep olmuştur.
Safer; ayrıca cahiliyye devri arablarının inandığı bir uğursuzluk çeşididir. Hz.Peygamber (S.A.V.)Efendimiz, bunu reddetmiştir. Ebû Hureyre (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.)Efendimiz:
لا عدوى ولا طيرة ولا هامة ولا صفر وفر من المجذوم كما تفر من الأسد
“Hastalığın, sahibinden bir başkasına kendi kendine sirâyeti yoktur! Eşyâda uğursuzluk yoktur! Ükey ve baykuş ötmesinin te’sîri ve kötülüğü de yoktur! Safer ayında uğursuzluk yoktur! Bunlar Cahiliyet hurâfeleridir. Fakat ey mü’min! Sen cüzzâmlıdan, arslandan kaçar gibi kaç!” buyurdu.
Binaenaleyh, Davud u Antakî’nin, Tezkire isimli eserinde yazılı olan şu hususlar kesinlikle doğru değildir:
“Gökten inen bütün belâlar Safer ayının son çarşambasında iner. Bundan dolayı o gün insanlar üzerine çok zor gelir, işte o gün selâm ayetlerini okuyan, bir daha seneye kadar selâmette olur. Safer ayı namazı: Safer ayının ilk ve son çarşamba gecesi gece yarısından sonra, yeryüzüne nazil olacak, inecek belâlardan biiznil-lahi Teâlâ muhafaza olmak için sabah namazından evvel dört rekat nafile namaz kılıp birinci rek’at da Fatiha’dan sonra on yedi Kevser sûresi, ikinci rek’at da Fatiha’dan sonra beş ihlâs-ı şerif, üçüncüde Fatihadan sonra bir Felâk sûresi dördüncüde bir Nas sûresi okuyup selâm verilip dua edilecektir. Keza Safer ayının son çarşambasının gecesi veya gündüzü iki rek’at namaz kılıp birinci ve ikinci rek’at da Fatiha’dan sonra on bir ihlas-ı şerif okunacak, namazdan sonra yedi defa istiğfar edip el kaldırıp on bir defa Salât-ı Münciye ve sonralarında: (إِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ) okunacaktır.”
Evet bu bilgilerin kaynağını bulmak, mümkün olmamıştır. Yukarıdaki ayet-i kerime ve hadis-i şerifler bu inancı kesinlikle reddetmektedir. Aslı yoktur. Hurafedir.
Aynı şekilde bu aya mahsus olduğu nakledilen namaz, dua vb. ibadetlerle ilgili rivayetlerin de aslı yoktur.
Unutmayalım ki:
“Kula belâ gelmez ALLAH yazmadıkça,
ALLAH belâ yazmaz, kul azmadıkça.
ALLAH kuluna cezayı kul ile verir.
Din, irfan bilmeyen bunu kul etti sanır.
ALLAH emri olmayınca, sanki yaprak kıpranır.”
* * *
Yiğit serden geçer, yardan geçmez derler,
Soylu, soysuzun elinden içmez derler.
Ne edersen onu bulursun dünyada;
“Arpa eken buğday biçmez” derler.
Yeter ki biz azmayalım. Evet fert ve millet olarak azmayalım. Yok azarsak, ALLAH korusun! Baştan sonra bir selâmet gecesi olan Kadir gecesinde bile belâ ve musîbetler yağabilir. Ya Rabbi! Sen bizleri muhafaza eyle. Amin. Ebu’l-
Bahteri (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A. V.) Efendimiz:
“İnsanlar, günahları ve ayıpları çoğalmadıkça helâk olmayacaklardır,” buyurdu.
Abdullah b. Mes’ûd (R.A.), bu hadis-i şerifi rivayet edince, kendisine: Bu nasıl olur? Diye sorulmuş. Abdullah b.
Mes’ûd (R.A.): A’raf süresi, 5. Ayet-i kerimesini:
“Azabımız onlara geldiğinde çağırışları: “Biz gerçekten zalim kişilermişiz”, demelerinden başka bir şey olmadı.”

0 yorum:

Yorum Gönder

Yorumlarınızda Kişilik haklarına saldırı,küfür ve benzeri ifadeleriniz yayınlanmamaktadır.Yorumları yazarken İsminizi belirtmeniz önemle duyurulur.