SON OSMANLI ALİYA

'Bilge Kral' Aliya, İstanbul'da anıldı
"Mostar Köprüsü'nde bir düşünür" Aliya İzzetbegoviç, ölümünün 4'üncü yıl dönümünde İstanbul'da anıldı.
Pazar, 21 Ekim 2007 17:00


Bilal Öylek / Dünya Bülteni

Ülkemizde ve dünyada düşünür, diplomat, siyasetçi kimliği ile tanınan Aliya İzzetbegoviç, ölümünün 4. yıldönümünde İstanbul'da anıldı. Aliya'nın bıraktığı düşünce mirasını incelemek ve anlamak amacıyla "İlmi Etüdler Derneği" tarafından düzenlenen anma programı, Çamlıca Sabahattin Zaim Eğitim Merkezi'nde gerçekleştirildi.

Anma programı kapsamında "Bilge Kralın Ardından" ve "Doğu Batı Arasında İslam" başlıklı iki panel düzenlendi.

Programdaki en önemli olay ise, gazeteci-yazar Akif Emre'nin Aliya ile yaptığı ve daha önce hiçbir yerde yayımlanmayan röportajın gösterilmesiydi. Aliya'nın vefatından kısa bir süre önce yapılan bu röportaj ilk kez izleyici karşısına çıktı.

"Bilge Kralın Ardından" başlığını taşıyan ilk panele Aliya'yı tanıyan dostları ile Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ile çok sayıda davetli katıldı.

Cemalettin Latiç'in yanı sıra Aliya'nın uzun yıllar danışmanlığını yapan Ademir Jerkoviç, Balkan edebiyatının son dönemde yetiştirdiği önemli isimlerden biri olan İsnam Taljiç ve Makedonya'dan Merhamet Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Adnan İsmaili, Aliya'yı anlattı.

"Doğu Batı Arasında İslam" başlığını taşıyan ikinci panelde Alev Erkilet, Ali Bulaç, Akif Emre ve Sadık Yalsızuçanlar Aliya'nın bıraktığı düşünce mirasının önemli başlıklarını ele aldılar.

Programın açılış konuşmasını yapan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Aliya İzzetbegoviç'i anlatırken gözyaşlarına hakim olamadı.

Bosna Savaşı sürecinde 100 kişilik bir heyetle Saraybosna'ya gittiklerinde Aliya'yı tanıdığını dile getiren Ertuğrul Günay, duygu yüklü bir konuşma yaptı. Konuşmasına Aliya İzzetbegoviç'i rahmet anarak başlayan Günay, vefatının 4. Yılında bizi biraraya getirerek yine bir hayra vesile olduğunu söyledi.

BAKAN ERTUĞRUL GÜNAY AĞLADI

Günay, Aliya İzzetbegoviç ile ilgili olarak şunları söyledi: "Sevgili İzzetbegoviçle ilgili birkaç anımı sizlerle paylaşmak istiyorum; Aliya İzzetbegoviç'i 1992 yılının galiba 30 Aralık günüydü Bosna'da yer altı karargahında gördüm. Savaşın yeni başladığı, Hırvatların henüz Bosna Köprüsü'nü yıkmadığı, gerilimin yeni başladığı günlerdi. Biz Zagreb'e, Bosna'aya gitmek istiyorduk. Bir yıldan öbür yıla geçerken, o günleri Bosnadaki kardeşlerimizle geçirmek istiyorduk. Bize İzzetbegoviç'in orada olmadığı, yurt dışında olduğunu ve onu göremeyeceğimizi söylediler konsolosluktaki arkadaşlar.

Onu görmek istiyorduk ama bu kelamdan sonra çok üzüldük. Aralarında Mirsat Kovaçeviç'in de olduğu bir grup Boşnak genç, "gece jipte yolculuk yapmak ister misiniz?" diye sordular. Kar, kış kıyamet var oralarda… Bizim konsolosluğun haberi olmadan gece bizi Bosna'da bir yeraltı karargahına götürdüler. Karargaha vardığımızda sabah, nöbetçiler hariç herkes uyuyordu. Aniden bir hareketlilik oldu. Sırtında bir parkayla vakur bir adam İzzetbegoviç içeri girdi. 'Basın toplantısı yaptıktan sonra sizinle görüşecem' dedi. Sonra geldi bizimle konuştu. Nerelere gitmek istediğimizi sordu. Gezmek istediğimiz yerleri söylediğimizde, 'Türkiye'den gelenlere de bu yakışır' demesi beni çok etkiledi. Çok ağır, ne yapacağını bilen, vakur bir yönetici, sırtında parka var ama bir diplomat, sırtında parka var ama bir siyaset adamı, sırtında parka var ama bir devlet adamı… Böyle bir ortamda onunla tanışmış olmak ve konuşmak beni çok etkiledi."

SON OSMANLI ALİYA

İzzetbegoviç'i düşünürken aklında kalan hep bir imaj olduğunu belirten Ertuğrul Günay, Aliya için "Son Osmanlı… " tabirini kullandı. Bakan Günay, şunları söyledi: "Vakarıyla, bilgisiyle, bilgeliğiyle, güç durumdaki kararlılığıyla, Avrupa'nın ortasında sırf Müslüman olduğu için yok edilmeye çalışılan bir milleti ve bir devleti kurtarmak için gösterdiği kararlılığıyla ne yazık ki nesli tükenmekte olan son Osmanlıydı…

Savaş olmasına rağmen orada gördüğüm iki şey çok dikkatimi çekti. Binalar mermilerden dolayı darmadağın olmuştu ama sokaklar tertemizdi. Belediye Başkanına sorduğumda nasıl oluyor diye, verdiği cevap beni derin düşündürdü. Dedi ki, "mermiler nedeniyle binalardan parçalar düşünce hemen sokağı temizliyoruz ki oradaki manzara insanların moralini bozmasın." İkincisi de, savaş ortamında bile, üstü başı dağınık ve bakımsız, kendini harap etmiş, saçı sakalı birbirine karışmış hiçbir insan görmedim. Galiba bundan çıkaracağımız çok dersler var."

DERİN MUHABBETİN HİKAYESİ

Doç. Dr. Fahri Solak'ın yönettiği panelde Aliya'nın İslam Dünyası hakkındaki düşüncelerini irdeleyen Dr. Alev Erkilet, Bosna'nın bizim için derin bir muhabbetin hikayesi olduğunu dile getirdi. İzzetbegoviç'in İslam Dünyası hakkındaki tespitlerinden örnekler veren Erkilet, İslam dünyası, Allah'tan başka herkese itaat eden nesillerin yetiştirildiğini vurguladı. Erkilet, Aliya'nın İslam ülkeleri federasyonu projesini anımsattı.

Aliya'nın "Doğu-Batı arasında İslam" isimli eserinin tekrar tekrar okunarak analiz edilmesi gerektiğini belirten Akif Emre ise, Aliya İzzetbegoviç'i, Direnişçi Aliya, Devlet Adamı ve Kurucu Aliya, Düşünür ve Bilge Aliya olmak üzere üç kategoride izah etti.

Batı Dünyası'nda entelektüel insanların artık kalmadığını dile getirerek sözlerine başlayan Ali Bulaç, "Begoviç'e bilge kral diyemeyiz. Çünkü bu ifade Yunanlılara ait bir ifadedir. Aliya, Müslüman bir yöneticidir, fakih ve liderdir" dedikten sonra, Aliya İzzetbegoviç'in "Adam olana bu ömür çok fazladır" sözü ile konuşmasını bitirdi.

Aliya İzzetbegoviç'in sanata ilişkin düşüncelerini ve sanat yönetimini anlatan Sadık Yalsızuçanlar ise, "Aliya'nın fotoğrafında baktığımız zaman, yeryüzünde şairane oturan bir adam" olarak nitelendirdi. Yalsızuçanlar, "Begoviç için Kral diyemeyiz belki ama bilge diyebiliriz" ifadelerini kullandı.

Müslüman Aliya

Onun bilge yanını önemsemek için; konjonktürel şartlardan bağımsız olarak çağdaş İslam düşüncesine katkılarının yanı sıra evrensel anlamda düşünce üretebilmiş bir Müslüman mütefekkir olmasının altı çizilmelidir.

Doğu ve Batı Arasında

Aliya, Müslüman kimliğiyle İslam dünyasının sorunlarına eğildiği gibi modern insanın sorunlarına ve kadim insanlık sorunlarına dair de fikir geliştirmiş bir düşünürdür. Bu yönüyle çağdaş İslam dünyasında örneği az bulunan bir düşünür tipidir

Damıtılmış Fikirlerin Aynasında

Hayatının on yıla yakın bir kısmını zindanda geçiren, bir o kadar süre de devlet başkanlığı yapan lider olarak hafızamızda yer almasaydı bile Aliya İzzetbegoviç bir düşünür olarak fikirleri ile gündemimizde olacaktı.

ALİYA İZZETBEGOVİÇ'TEN ALINTILAR

Köprüleri Yeniden İnşa Etmek

"Mostar, gerçek savaş cehennemi arasından geçmiştir. Eminim ki, "urbicide" yani kent katliamı, şehir yıkımı kavramı, maalesef Mostar'daki kadar somut biçimde dünyanın hiçbir yerinde resmedilemez!

Mostar, bizim Boşnak ve Hırvat dillerinde "köprülü şehir" anlamına geliyor.
Şehre adını, aynı zamanda güzellik ve ruhunu veren köprülerin her biri yok edildi, yıkıldı.

Dünya kültür hazineleri arasında sayılan meşhur Eski Köprü'de, bu akıbetten kurtulmadı. Muhtemelen tarihçiler, daha uzun bir süre şu soruya cevap arayacaklardır: Olağan hoşgörüden de öte bir şey olan beş yüzyıllık zamandan sonra trajik Hırvat-Boşnak çatışmasına nasıl ve neden gelindi?...

Nehir üzerinde köprüleri yeni baştan inşa etmek için, ilk önce insanların kalbinde onları yeniden yeşertmeliyiz.
Biz, buna hazırız!" *

* Mostar Antlaşması'nın imza töreninde yaptığı konuşmadan bir bölüm. Mostar, 5 Temmuz 1994. Aliya İzzetbegoviç, Bosna Mucizesi'nden (Yöneliş Yayınları, 2003, sayfa 66-67) alıntılanmıştır.

"Allah'a Yemin Ederim Ki, Köle Olmayacağız!"

Bu savaşta tarafsızlığımızı ilan ettik; çünkü bu, bizim için ellerimizi kirletemeyeceğimiz ve buna ihtiyacımızın da olmadığı kirli bir kardeş kavgasıdır. Genç erkeklerimizi askere göndermeyi reddettik çünkü bu bir özgürlük savaşı değildi. Böyle davranmakla insanlarımızdan birçoğunun hayatlarını ve ruhlarını kurtardık: Hayatlarını kurtardık diyorum çünkü öldürülmediler ve ruhlarını diyorum çünkü öldürmediler. Ne cellat ne de kurban olacak biçimde davrandık. Bizim bu duruşumuz, iyi niyetli bütün insanların onayını ve desteğini kazanmış ve Bosna'nın dünyadaki itibarını ölçülemeyecek denli artırmıştır. Bölgede cereyan etmekte olan bazı olaylardan hakılı olarak utandığımız böyle bir zamanda, eğer yabancı bir ülkede iseniz, Bosnalı olduğunuzu gururla söyleyebilirsiniz. Orada bu, sizin barıştan, demokrasiden ve insan haklarınızdan yana olduğunuz anlamına gelir.
Bu kısa konuşmayı Müslüman halka seslenerek bitireceğim. Bir zamanlar küçük bir ulus, kendisini aynı dramatik seçimle yüz yüze bulmuştu, tıpkı bugün olduğumuz gibi; başını eğmek yada onu gururla dik tutmak; köle olmak yada özgür bir halk olarak kalmak. O ulusun bir şairi, benim de konuşmamı kendisiyle bitireceğim şu meşhur sözlerle karşılık vermişti: "Her şeye kadir olan Allah'a yemin ederim ki, köle olmayacağız!" *

* SDA'nın birinci kongresinde yaptığı konuşmadan bir bölüm. Aliya İzzetbegoviç, Tarihe Tanıklığım'dan (Klasik Yayınları, 2003, sayfa 117) alıntılanmıştır.


--
Blog Adresim
http://sivilinisiyatif.blogspot.com/
-------------------------------------------------------------------------
Bir tehlike anında gemiden uzaklaşan fareler,
geminin batmamasını bir türlü affedemezler.

(W. Brudzinski)
-------------------------------------------------------------------------

MALCOLM X'İN AZİZ HATIRASINA (Son Günleri/Suikast):
http://www.youtube.com/watch?v=Vf8_oZf7nRo#GU5U2spHI_4

0 yorum:

Yorum Gönder

Yorumlarınızda Kişilik haklarına saldırı,küfür ve benzeri ifadeleriniz yayınlanmamaktadır.Yorumları yazarken İsminizi belirtmeniz önemle duyurulur.