31 Temmuz 2010
[anadoluhaber] 30 agustos yuksek askeri sura atamalari
devamli konusulan bir konu var
televizyon
gazete
dergi
kisaca hemen her yerde ve durumda
konuda su
30 agustos 2010 tarihindeki yuksek askeri sura atamalari
YETKIN TEKELIOGLU
olarak bu konuda
gorunen koy kilavuz istemez
deyisinden hareketle
sunlari yazacagim
30 agustos 2009 tarihindeki
yuksek askeri sura toplantisindaki kara kuvvetlerindeki
korgenerallerden
atamasi bir ust rutbeye yukseltilmeyip gorev suresibir yil uzatilan
korgeneral hilmi akin zorlu
30 agustos 2010 tarihinde bir ust rutbe olan
orgeneral rutbesine terfisine
gene
30 agustos 2010 tarihinde
yuksek askeri sura toplantisinda gorusulecek
gecmiste
erzurumda konuslu bulunan
dokuzuncu kolordu komutanligi gorevinden
ege bolgesi
pardon
teke bolgesine komsu
adana ilinde konuslu olan
altinci kolordu komutanligina atanan
korgeneral nejat bek icin
rutbe suresinin bir yil sure ile temdit edilmesine
yani gorev suresinin bir yil
uzatilmasina
hakkari
ili
semdinli
ilcesi
tekeli koyu
sinirlarinda konuslu bulunan
tekeli karakolu ve onun us bolgesi olan
gediktepe baskinindan sonra
gorevinin geregini
teroristi coban sandik diye aciklayan
terorist ile cobani
coban ile guttugu davari
ayirmada gerek
goz sagligi ve gerekse akli koordinasyondaki
zaafiyeti basina sozleri ile yer eden
bu vesileyle
ayni zamanda silahli kuvvetler saglik yonetmeliginin geregi olarak
tumgeneral gurbuz kaya
icin 30 agustos 2010 tarihinde
emekli edilmesine
karar verilecegi
kanaatindeyim
bu konuda neden ozellikle
kara kuvvetlerini yazdim
derseniz
deniz kuvvetleri
ve
hava kuvvetleri
hakkinda su anda bir sey yazma geregi
gormememden
simdi diyeceksiniz ki
burada degerlendirilecek baska bir detay daha olabilir mi
evet olabilir
cunki silahli kuvvetlerin
30 agustos 2009 tarihindeki yuksek askeri sura toplantisinda
suraya giren
kara kuvvetlerindeki korgenerallerin hepsinin
gorev suresi bir yil uzatilmasi
karaci yedi korgeneralin vazifelerine
devam etmesi
30 agustos 2009 da ust rutbeye terfi etmesi beklenen
tumgenerallerde
kadrosuzluk sebebiyle
beklenmeyen
gorev uzatimi ve emeklilik
yasatmistir
bugunku surecin gelmesinde
gelinen noktada
su anki genelkurmay baskani orgeneral ilker basbug
30 agustus 2010 da gorevi devralacak
genelkurmay baskanina
bir yil onceki yuksek askeri suradan gelen
kadro ile calisma secenegini ortaya koymustur
kimse
2009 daki yuksek askeri suradaki
kara kuvvetlerindeki korgenerallerin rutbe uzatimini
mantikli aciklayamaya kalkmasin
oradaki
yuksek askeri sura tercihleri
bugunu ve onun yasama gecmesini saglayanlari
tarih onunde yasatanlari daima yazacaktir
YETKIN TEKELIOGLU
Jeoloji Muhendisi
| Tepkiler: |
30 Temmuz 2010
[anadoluhaber] NAMUSSUZLAR! // Yılmaz Dikbaş
Gönderme Tarihi: Perþembe 29 Temmuz 2010 15:23
Kime: darbecilerazledilsin@gmail.com
Konu: CUNTA AÇIÐA ALINSIN Terfiler imzalanmasýn YÜRÜYÜÞÜ 35.Madde KALKSIN YÜRÜYÜÞÜ 31Temmuz Saat:12 ANKARA
Ýzleme Bayraðý: Ýzle
Bayrak Durumu: Kýrmýzý
CUNTA AÇIÐA ALINSIN Terfiler imzalanmasýn YÜRÜYÜÞÜ 35.Madde KALKSIN YÜRÜYÜÞÜ 31Temmuz Saat:12 ANKARA
| CUNTA AÇIÐA ALINSIN Terfiler imzalanmasýn YÜRÜYÜÞÜ ÝMZA AT CUNTA AÇIÐA ALINSIN ve DARBECÝLERÝN TERFÝLERÝ ÝMZALANMASIN, 35.Madde KALKSIN YÜRÜYÜÞÜ 31Temmuz Saat:12 ANKARA Yüksek Askeri Þura öncesi “son uyarý” yürüyüþümüzü 31 Temmuz Cumartesi Saat:12'de Ankara'da yapacaðýz. Abdi ÝpekçiParký'nda toplanýp Yeniþehir PTT'den “cuntayý açýða alýn” , terfileri imzalamayýn”, 35.maddeyi kaldýrýn” telgraflarý ve mektublarý göndereceðiz, Baþbakanlýk önündeki GüvenPark'da Basýn açýklamasý yapacaðýz. Tüm halkýmýzý zulme ve adaletsizliðe karþý hesap sormak için yürüyüþlerimize ve basýn açýklamalarýmýza katýlmaya davet ediyoruz "NAMUSLULAR da en az namussuzlar kadar CESUR OLMALI", “Zulme karþý sessiz þeytan olmak zalimliktir, ateþ ve helak sebebidir” Zulme karþý sessizseniz hakkýnýzý da þerefinizi de kaybedersiniz. Karanlýða küfretmeyi býrak AYDINLIK YARINLARA EVET demek için KALK SEN de bir mum yak... AdaletPlatformuBasýn Açýklamasý “HAÝNCUNTA AÇIÐA ALINSIN, 35.MADDE KALKSIN,TERFÝLER ÝMZALANMASIN” “TERÖR TÜCCARI CUNTACILAR GÖREVDEYKEN; ÇOCUÐUMUZU ASKERE GÖNDERMEYÝ ve VERGÝ VERMEYÝ VÝCDANEN REDDEDÝYORUZ” 50 YILLIK ESARETTEN, Cuntacýlardan ve Darbe Anayasasýndan KURTULUÞA EVET. ÝHANETE, KÖLELÝÐE, DARBEYE-ZULME HAYIR (Hainleri görevden almayan ve zulme sessiz kalan da haindir) Darbecilerin görevde kalmasýna göz yummak, 3 maymunlarý oynamak, terfilerini þerh düþerek de olsa imzalamak veya onaylamak ; gaflettir, dalalettir ve hatta hýyanettir, þerdir Milletimizi TBMM'ye, Cumhurbaþkanýna, Baþbakana ve Ýçiþleri ve Milli Savunma Bakanýna Telgraf, Mektup, dilekce, mail, fax, sms göndererek haklarýný aramaya davet ediyor ve uyarý dilekcelerine yazýlmasýný istediklerimiz; Hain Cuntayý Açýða Alýn, Dayatýlan terfileri imzalamayýn, acilen 35.maddeyi kaldýrýn ilgili kanunlarýn 30., 65., ve 82. maddelerinin ve 5506 sayýlý kanunu uygulayarak darbeye teþebbüs edenlerin, kaos çýkaran cuntacýlarýn azlini, istifasýný ve açýða alýnmalarýný istiyoruz, insanlýða savaþ açan terör tüccarý hain Cuntacýlarý açýða alýn ki ülkemiz de iþsizlik önlensin huzur-barýþ ve kardeþlik atmosferi oluþsun istiyoruz veilgisiz ilgilileri uyarýyoruz: darbecileri açýða alma görevinizi ihmal ederek hainlik yapmayýnýz. Tüm halkýmýzý zulme ve adaletsizliðe karþý hesap sormak için yürüyüþlerimize ve basýn açýklamalarýmýza katýlmaya davet ediyoruz "NAMUSLULAR da en az namussuzlar kadar CESUR OLMALI", “Zulme karþý sessiz þeytan olmak zalimliktir, ateþ ve helak sebebidir” Zulme karþý sessizseniz hakkýnýzý da þerefinizi de kaybedersiniz. Karanlýða küfretmeyi býrak Kalk AYDINLIK YARINLARA EVET demek için SEN de bir mum yak... www.cunta65incimaddeyleazledilsin.blogspot.com hainlerazledilsin@gmail.com ademgerede@gmail.com www.esfelisafilinlerelanet.blogspot.com www.ergenekon.ws http://www.facebook.com/event.php?eid=139384716091095 ................... imza at, mektup yaz, dilekce ver, mail gönder, fax çek sms gönder ki 50 yýllýk esaretten, darbelerden kurtulabilelim lanet darbeciler AZL edilsin, açýða alýnsýn ve terfi ettirilerek ödüllendirilmesin. SayýnRecebTayyib ERDOÐAN'a BAÞBAKAN'a (rte@basbakanlik.gov.trbimer@basbakanlik.gov.tr TCBFax.03124170476 Tel.4154000) özetle:Hainlere, Cuntacýlara ve iþbirlikcilerine Askeri Personel Kanununun49., 50.ve 65. , Saubay Sicil Yönetmeliði'nin 60. ve 82., AskeriCeza Kanunu'nun 30.maddesini ve Uluslar arasý yolsuzlukla savaþsözleþmelerini de uygulayarak darbecilerin açýða alýnmasýnýve emrivaki terfilerin imzalanmamasýný, açýða almazsanýzve terfi ettirerek cuntayý ödüllendirirseniz verdiðimizvergilerimizin çöpe gideceðinden askerlere gönderdiðimizçocuklarýmýzýn ise katliamý devam edeceðinden acilen önlemalmanýzý önlem almanýzý aksi takdirde mehmetciklerimizin Skorskykadar deðeri oluncaya ve askeri harcamalarýn ve ihanetlerin hesabýsoruluncaya kadar vergi vermeyi reddediyoruz. UYARImahiyetindeki dilekcemle ve 65.maddeyle ilgili hukuki, kanuni,idariiþlem yapýlmasýný, Darbecilerin yaptýðý Milli iradeyi dýþlayancuntacý devlet prokolünün düzeltilmesini, 35.maddenin acilenkaldýrýlmasýný, OYAK imtiyazýnýn son bulmasýný bilgiedinme kanununa göre de tarafýma bilgi verilmesini dilerim Görevinikötüye kullananlara, görevini ihmal edenlere ve uçaðýmýzý-jetimizidüþürmek isteyenlere, gemimizi batýrmaya çalýþan hainlere vesahip çýkanlara, suçu-suçluyu övenlere, teröre yardým-yataklýkyapanlara, üniformalý siyaset yapanlara, adil yargýlamayýetkileyenlere, mahkemelere-savcýlara emir-talimat verenlere, 28þubat ve 27 nisan darbesi yapanlara ve Ergenekon, Balyoz, Kafes,Ayýþýðý, Eldiven, Yakamoz, Poyrazköy, Daðlýca, Aktütün,Þemdinli, Reþadiye, Bingöl v.b konularda suça iþtirak edenpersonelden soruþturmasý-yargýlamasý devam edenlere, terörtüccarlýðý yapanlara dolayýsýyla kaosa ve iþsizliðe sebebolanlara; Budilekcemi ve basýnda ayrýca www.ergenekon.wsdeçýkan haberleri, Adalet Platformu'nun (www.adaletplatformu.net)yaptýðý suç duyurularýný ve baþvurularýný ihbar kabul edipsoruþturma-inceleme yapýlmasýný, anayasanýn 2., 4. ve 10maddesinde; hukuk devletinde her vatandaþ eþittir, sýnýfüstünlüðü yoktur denildiðinden suç iþleyen silahlý askerlereayrýcalýk-imtiyaz tanýyanlara da idari, hukuki, kamu davaaçýlmasýný; istifasýnýn istenmesini, azil edilmesini ve açýðaalýnmasýný dilerim. ÝnsanlýðaveMilli iradeye savaþ açan Terör tüccarlarýyla iþbirliðiyapanHAÝN CUNTACI YETKÝLÝLERÝ 65.madde yetkisini kullanarak hainCUNTAYI AÇIÐA ALMANIZI, ilgili maddeleri ve 10Aralýk 2003 yýlýnda anlaþmasý imzalanan ve 9 kasým 2006’da5506 sayýlý kanunla yürürlüðe giren anlaþmaya göre“Yolsuzluklarý ve Görev Suistimallerini Önlemeye Yönelik BMsözleþmesi”ni ve Uluslar arasý Yolsuzlukla SavaþSözleþmelerini, 5065, 4852, 5195, 4800, 4136 ve 4518 sayýlýyolsuzlukla mücadele kanunlarýný anayasanýn 90.maddesiçerçevesinde iþletilerek teröre,terör tüccarlarýna, iþsizliðe,kaosa, cuntaya, uyuþturucuya, organize suçlara, iþsizliðe,yolsuzluða ve yoksulluða yardým veyataklýktan dava açýlmasýný; ayrýca:suça iþtirak, anayasal düzeni ortadan kaldýrmak,darbe,kaos-korku-panik oluþturmak, devlet malýna bilerek zararvermek, suç iþlemek için organize örgüt üyeliði, görevikötüye kullanmak, inanç hürriyetini engellemek, psikolojik baskýmobbing, islama irtica diyerek inancýma dinime yaþantýma hakaretedenleri, inancýmý, yaþama ve seçme hakkýmýn ve hürriyetiminengellenmesi ve tahdit edilmesi ve anayasadaki ve kanunlardaki diðerve benzeri suçlar iþlendiðini düþünüyor, ilgililerincezalandýrýlmalarýný istiyor Uluslararasý sözleþmeleride uygulamanýzý eðer uygulamazsanýz; görevi ihmal,görevi kötüye kullanmak, hainleri açýða almayarak hainlikyapmanýzdan dolayý suçu-suçluyu gizleme ve suça iþtirakdendava açma ve tazminat hakkýmý kullanacaðýmýn bilinmesinidilerim. Bugünekadar 65.madde kapsamýnda kaç kiþi vardýr ve bu madde kaç kiþiyeuygulanmýþ veya uygulanacaktýr? 5506 sayýlý yolsuzlukla savaþmaddesi kaç kiþiye uygulanmýþtýr ? Dilekcem ve uyarýlarýmlailgili acil iþlem yapýlýp Bilgi edinme kanununa göre debilgilendirmenizi temenni ederim. Tarih ve imza Ýsimve Soyisim: TCNo:, Telefon: Mail: Adres: ..................................ayný uyarý mektuplarýný telgraf-fax-mektup-noterden iþhtarname-savcýlýllardan suç duyurusu ve mail olarak gönderebilirsiniz. devletin zirvesine gönderelim ki hainlikler karþýsýnda sessiz þeytan olmayalým yöneticilerinde hainlik yapmasýna ve hainliklere sessiz kalmasýna karþý hakkýmýzý hukukumuzu arayalým SayýnM. Vecdi GÖNÜL'E Milli Savunma Bakaný'na (beb@msb.gov.trozel@msb.gov.tr MSBFax.4184737 Tel.4254596) SayýnAbdullah GÜL CUMHURBAÞBAKANI'na (cumhurbaskanligi@tccb.gov.tr www.tccb.gov.tr TCCBFax.4701302 Tel.4701200) SayýnBeþir ATALAY'a Ýçiþleri Bakaný'na (besir.atalay@icisleri.gov.trbimer@basbakanlik.gov.trÝçiþleri Fax.4181795 Tel.4254080) Sayýn Mehmed Ali ÞAHÝN'e TBMM Baþkaný'na Fax.03124205153 Tel.4205151 www.TBMM.gv.tr mehmet.ali.sahin@TBMM.gov.tr |
__________ ESET Smart Security Akýllý Güvenlik tarafýndan saðlanan bilgiler, virüs imza veritabaný sürümü: 5323 (20100729) __________
Ýleti ESET Smart Security Akýllý Güvenlik tarafýndan denetlendi.
http://www.nod32.com.tr
__________ ESET Smart Security Akýllý Güvenlik tarafýndan saðlanan bilgiler, virüs imza veritabaný sürümü: 5323 (20100729) __________
Ýleti ESET Smart Security Akýllý Güvenlik tarafýndan denetlendi.
http://www.nod32.com.tr
--
...
NAMUSSUZLAR!
Yazımı ekte sunuyorum.
Saygılarımla,
Yılmaz Dikbaş
--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
| Tepkiler: |
[anadoluhaber] Siz Hiç % 100 İpek kullandınız mı ?
% 100 İpek Ürünlerimizi Görmek ve Kapıda Ödeme Sistemi ile Güvenli Alışveriş için TIKLAYINIZ
--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
| Tepkiler: |
[anadoluhaber] How to Lose an Empire = Bir İmparatorluk Nasıl Kaybedilir? (America goes Ottoman shopping).
America goes Ottoman shopping.
By Eamonn Fingleton
Here's an economic history test: 1. Which Great Power pioneered the secular trend towards freer international trade? 2. Which Great Power first resorted to spiraling foreign indebtedness to pay for its wars? 3. Which Great Power first permitted large-scale foreign direct investment in its domestic industries and infrastructure? If you guessed such latter-day globalizers as the United States or Britain, you flunked. The correct answer in each case is the Ottoman Empire. During much of its existence of more than six centuries, the empire arguably ranked as the world's top power, but this did not stop its eventual collapse in 1922-23. For anyone concerned about America's future, the implications are thought provoking. Indeed in many ways America’s current trajectory seems like a speeded up version of the Ottoman movie. Although the Ottomans were never as rabidly ideological in their trade views as the editorial board of the Wall Street Journal, they diverged sharply from the systematic mercantilism that marked the rise of Europe in early modern times. Their import tariffs were relatively low and Ottoman policymakers took a "don't worry, be happy" view of the empire's rising trade deficits in the mid-19th century. In so doing, they eerily anticipated similar insouciance in Washington in the last three decades. Of course, the analogy should not be pushed too far. Trade was not the only factor in the empire's ultimate fate. A particularly problematic political culture bears much blame. Although the Ottoman sultanate functioned much like the monarchies of early modern Europe, there was one important difference: the Ottomans did not believe in primogeniture. After a reigning sultan passed on, it was not just brother against brother but brother against half-brother, with various mothers and other female partisans pulling strings from behind the harem curtains. The process by which Selim I succeeded in 1512 was especially memorable. He felt it necessary to kill not only all his brothers but all their sons. Nothing if not thorough, he went on to grease the skids for Suleiman, the ablest of his own sons, by killing the latter's four brothers. Selim was to become known to history as Selim the Excellent and his son as Suleiman the Magnificent. So much for Ottoman civilization at its apogee. As the years went by, the more bloodcurdling aspects of the Ottoman political tradition were reined in, but even as late as the mid-19th century, the empire's administration remained unaccountably and, far too often capriciously, authoritarian. Meanwhile, the lack of a primogeniture tradition proved a stumbling block in a different way: by retarding industrial development. Whereas in Europe, a company founder typically bequeathed his business in its entirety to his eldest son, successful Ottoman businessmen often divided up their businesses among many heirs. Whatever else might be said about the European practice, it was more conducive to the emergence of massive, often globe-spanning, corporations. Such nuances aside, several aspects of the Ottoman approach to economics seem highly relevant to recent American experience. Already by the early 1840s, the Sublime Porte, as the Ottoman government in Istanbul had become known, signed what amounted to one-way free trade agreements with several of the European powers. It renounced its right to levy anything more than nominal tariffs on imports, yet secured no similarly favorable treatment for its own exports in return. The parallel with Washington's post-World War II trade diplomacy in East Asia is hard to miss. The agreements set in stone the Ottomans' longstanding import-friendly tradition. The timing was crucial: the Ottomans contrived to have their hands tied just as international trade was moving decisively to the fore as a determinant of a nation's economic performance. Previously, in an era of craft industries and generally prohibitive transportation costs, trade had played a minor role, particularly in the case of larger nations. By the 1840s, the Industrial Revolution and the concommitant development of more efficient transportation methods had transformed manufacturing economics: suddenly economies of scale assumed a mission-critical role. Thus those nations that contrived, by hook or by crook (not least by skillful or coercive trade diplomacy), to find the largest possible markets for their industrial products enjoyed a distinct advantage. Such nations notably included Britain, which notwithstanding its later Pauline conversion to free trade deployed intelligently conceived protectionist methods to jump-start new industries in the most dynamic phase of its rise in the first half of the 19th century. Ottoman officials discovered too late that they had painted themselves into a corner. As cut-price imports flooded in from Europe's increasingly efficient new factories, the empire was prohibited from using high tariffs to build its infant industries. For the first time in its history the empire's trade plunged deeply into the red. The situation deteriorated so rapidly that by 1854 the Sublime Porte was forced to seek help abroad in the form of a loan raised in London. It was the first foreign loan in the empire's history, but soon foreign borrowing became a way of life. Then, with its bargaining position severely weakened by chronically poor trade performance, the empire was pressured in 1881 into handing over almost complete control of its remaining tariffs to European officials. European investors were granted a major role in running Ottoman industries, most notably tobacco, and developing railroads and other modern infrastructure. Basically the Sublime Porte had lost control of its destiny. Trade apart, the empire's outsize military expenses speeded the outcome. Indeed, seen from the vantage point of the 21st century, the empire's history seems to have consisted of little more than war. And it was the need to finance its participation in the Crimean War—which broke out in 1853 and is widely considered the first modern war—that proved the last straw in forcing a resort to the London financial markets. The parallel with the United States is hard to miss: after all, since the 1930s, there has been only one decade—the 1980s—in which the United States has not been involved in at least one significant war. Except for World War II, moreover, these wars have seemed at best only tenuously connected to America's vital interests. Worse, they have tended gratuitously to undermine the nation's economic fundamentals. By comparison, the Ottomans at least seemed to have had some reason to go to war. In entering the Crimean War, for instance, the empire was responding to a Russian attack on its territory. What is clear is that military activities constituted an increasingly onerous burden for the Ottomans from the 1850s onwards. As documented by Murat Birdal, author of a new book on late-era Ottoman finances, military needs were behind major foreign issues of bonds in 1877, 1888, 1896, 1905, 1913, and 1914. Meanwhile, other bond issues were constantly required merely to repay debt incurred in funding earlier military activities. Again the parallels with America’s recent history are striking: a key reason Washington has become increasingly indebted to Japan, China, and Germany in the last 30 years has, of course, been the financial burden of defending a vast quasi-empire at a time when the export industries have faltered. Perhaps the most egregious parallel between Istanbul then and Washington today is in the treatment of exporters. Far from encouraging them, the Ottoman empire seemed to go out of its way to hobble them with special tariffs on exports. Of course, such tariffs had been a common feature of the tax systems of many nations in preindustrial times. (They had the virtue of being relatively easy to collect.) But they had been abandoned by more enlightened governments as the Industrial Revolution began. In the Ottoman empire, by contrast, they continued to be levied for nearly a century longer. Ottoman officials did not come to appreciate the full implications until the empire had fallen far behind the European powers in industrial prowess. As for the United States, there may be no special taxes on exports these days, but, all but overlooked by most observers, the U.S. tax system nonetheless contains a hidden and quite marked anti-export bias. As economic commentator Pat Choate pointed out in his 2009 book, Saving Capitalism: Keeping America Strong, this stems from the fact that while most other advanced nations have abandoned sales taxes in favor of a value-added tax, sales taxes persist as a central pillar of U.S. taxation. The interaction between the two systems puts American manufacturers, and particularly those who export, at a significant disadvantage. This reflects the fact that, whereas in VAT systems, manufacturers are granted rebates on exports—this is legal under World Trade Organization rules—no similar break is available under a sales-tax system. The effect is that American exports contain a "baked-in" element of sales taxes that, particularly in the case of price-sensitive products, can be a decisive disadvantage in global competition. So much for the parallels between the Ottoman empire and the United States. Now for a difference: the speed of financial implosion. This has been astoundingly faster in America's case. After all, it seems only yesterday that the United States bestrode the world as the greatest creditor nation in history. With hardly a second thought, the U.S. government not only found the money—entirely internally, of course—to fund the massive rearmament program that won World War II, but afterwards advanced huge sums to jump-start other major nations' postwar recoveries. Thereafter, until well into the 1960s, the American economy remained so strong that the cost of maintaining a vast global network of military bases seemed readily manageable. By the 1970s, however, the bloom was off the rose: a trade crisis in 1971-72 forced the United States off the gold standard, and the U.S. Treasury began to rely ever more heavily on foreign money to fund its deficits. A decade later—in the last years of the Reagan administration—the United States had become the largest debtor nation in history. And that was still in the good old days when American policymakers continued to harbor hopes of eventually stopping the rot. Since then, on the strength of catastrophic policy mistakes by Bush I, Bill Clinton, and Bush II, the situation has spun completely out of control. Not to put too fine a point on it, we are witnessing probably the fastest economic implosion of any major nation in history. By comparison, the pace of Ottoman decline was gentle indeed. As measured both by its geographical reach and its relative technological sophistication, the empire probably peaked as early as the latter half of the 16th century. For a long time thereafter, its decline remained almost imperceptible, not only to its own subjects but even to well informed diplomatic observers. At least where military technology was concerned, the empire remained a first-rank power into the early decades of the 19th century. As late as 1829, it launched the Mahmudiye, which for many years held the record as the world’s largest warship. The first indisputable indication that the empire was in trouble did not come until the 1854 decision to borrow abroad. This was more than 250 years after the empire had reached its apogee. The United States “accomplished” a similarly melancholy transition from global leadership to overt financial dependency in little more than one-tenth the time. Perhaps the most worrying aspect of America's situation is the extent to which U.S. export industries have become hollowed. One number sums up the problem: as of 2008, the last "normal" year before the global financial crisis distorted everything, the U.S. current account deficit came to 4.9 percent of GDP, up from 1.9 percent in 1989. Although full figures are not available, it seems clear that the Ottoman empire began incurring trade deficits on America's recent scale only in the final decade before the ultimate collapse. Eamonn Fingleton is the author of In the Jaws of the Dragon: America's Fate in the Coming Era of Chinese Dominance. The American Conservative welcomes letters to the editor. kaynak: http://www.amconmag.com/article/2010/aug/01/00041/![]()
__________________________________________
| Tepkiler: |
[anadoluhaber] Hayırcıların bir fikri varmı ki?
Yazılarıma itiraz eden internet yazarlarından bir kişi iki sayfalık yazısını kırmızı ile yazmak da varken sayfayı olduğu gibi kırmızıya boyayıp sonra yazmış. Yazısının özeti benin basmakalıp cümleler ile oyumun rengini evet diye açıklamam ve karşı fikre yani hayır diyenlerin bir fikri varmış gibi eşle alarak hayırcıların fikrine de saygı göstermem gerektiğini ince bir küçümseme ile anlatmaya çalışmış.
Sayın Yazar
Sözü böyle acayip kızıla boyamakla sözlerinize fikir ve düşünce ağırlığı kazandıramazsınız.
Sözün ağırlığı bakılmamış açılardan bakıp, daha önce söylenmemiş sözleri yerli yerince ve yeni bakış açıları açacak şekilde doğru teşhisler yapıp yeni şeyler söylemekle sağlanır.
12 Eylül anayasası bizleri birbirimize kırdırıp sonrada kurtarma görüntüsü ile kabul ettirilmiş tam bir esaret ve sömürge anayasasıdır. 1960 da aynı durumdadır ve milletimiz 1960 anayasası ile zincirlendiği zincirleri gevşettiği için 1980 anayasası zincirlerimizi sıkılamak için uygulanmış bir projedir.
!960 anayasası da milli hakimiyetin zincir tanımazlık sınırına varacağı özgür düşünce talebinin artık devam edemeyeceği endişesi ile seçilmiş iktidarı yok edip getirilmiş dış kaynaklı bir anayasa idi. Geriye doğru gittikçe tüm değişimler de milletimizi sürekli olarak, batının içimizdeki kripto ve devşirmeleri yönetsin ve millet asla söz sahibi olamasın diye milletimiz zincirlerini gevşettikçe yeniden daha sağlam zincirlemekte kullanılmak üzere Kripto ve devşirmelerini milletimizden koruma ve Türkleri (Ben Türkler kelimesini tüm Müslüman vatandaşlarımız için kullanıyorum. Türküm diyerek mutlu olduklarını söyleyen ya da söylemeye zorlanan gayrimüslim vatandaşlarımızı ise vatandaşlarımız diye anıyorum) Türkleri düşünemez mahluklar olarak kontrol altında tutma amaçlı azınlık idaresi anayasalarıdır.
Benim görebildiğim kadarı ile milletimiz sadece birinci TBMM de gerçek milli hareketin ağırlığını hissettirmiş sonrada milli iradeyi oluşturanların çoğu tasfiye edilip idare kripto ve devşirmelere geçmiştir. Ogün bugündür milletimiz ehveni şer olanı(Daha az kötü olanı) seçmek zorunda kalmıştır çünkü iyilerin parti kurmasına ve siyasete girmesine asla izin verilmemiş sürekli kapatılmışlardır. Diğerleri yani sadece dışarının arzularına uygun olanları kalmışlardır onlarda zaten şerdir.
Benim sizin gibi düşünenlerin fikirlerini umursamadığımı ve önemsemediğimi yazmışsınız. Bakın bu doğrudur. Pek önemsemiyor ve hiç de ciddiye alıp umursamıyorum.
Ancak bu benim sizlere karşı saygısızlık ve terbiyesizliğimden değil. Sizlerin fikir sahibi değil ezberleri olanlar olmanızdandır. Yeni fikirler olabilecek bir bakış açısına sahip olmadığı ve kendi gözü ile kendi basireti ile olayları değerlendirmediği halde. Kendim düşünüyorum zannı ile yıllardır sürekli beyinlerinize akıtılan propagandaların ezber ve sloganları ile düşündüğünüzden al birini vur ötekine şeklindeki statükonun sürüleri ve yığınları oluşunuzdandır. Statüko ise zaten kripto ve devşirmeler vasıtası ile yabancıların elindedir. Yargı çamura batmış adalet dağıtamamakta acze düşmüştür. Avukat bulma yargıç bul sözü yaygınlaşmıştır. Askerler içlerindeki PKK destekçisi sürekli sahte irtica paranoyası oluşturmak için milletimize bir sürü tuzaklar kuran kadroları meslek dayanışması gibi ihaneti aklamakta yeri olmayan nedenler ile kirli meslektaşlarını korumakta ve HSYK onları yargılayacak olan yargıçlardan kurtarmak derdindedir. AYM sinin 11 yargıçtan sekizini Türk milletine ve TBMM deki konuşmalarında meclisimize bir kere bile selam vermemiş ama İsrail meclisindeki konuşmasına Şalom İbranice selam diye başlamış Sezer tarafından atanmıştır.
AKP’nin vatan satıcısı olduğu miti, geleneksel kripto ve devşirme yönetimlerinin tüm seçilmiş iktidarlara attığı geleneksel iftiralarından olup elbette ki öyle diyeceklerdir.
Bu yüzden İsmet İnönü’nün devlet idaresi diye tarif ettiği usul az farkla hala sürdürülmektedir.
Devlet idaresi okuma yazma bilenlerin, okuma yazma bilmeyenleri idare etmesi şeklinde sürdürülür. Okuma yazma bilenlerinde boyunlarına menfaat yuları takıp devlet ağılına (yemliğine) bağladığınızda devletin çarkları işlemeye başlar ve işler durur.
Devletin çarkları böyle işlemiş, bu CHP ve onun yardakçısı ya da üç kağıtçının dümencisi gibi kavgalarda kullanılmak üzere kurulmuş MHP ve DTP gibi partiler devlet yemliğinden beslenerek yaşayan partilerdir. PKK’nın da, Bir zamanların Hizbullah’ı, aczimendileri gibi derin devlet ağırlıklı hatta asker ağırlıklı bir gladio kuruluşu olduğu artık açıkça görünmektedir. Şimdi oylanacak olan anayasa değişikliği bu kısır döngü ve Türkiye’yi temelli geri kalıp yok olacağı güne kadar yerinde saydırma düzeninin den azda olsa bir nefes borusu açmak girişimidir.
Bunu görmeden konuşanların nesine önem verecek ve fikirle alakası olmayan yasakçılık inatlarına saygı duyacakmışız. Bunların vatandaşları sahte iddialar ile kandırmaya çalıştıkları için suratına tükürülse yeridir. Oylama özetlenecek olsa vatandaşa eziyet etmeye devam edelimi etmeyelim mi, bir birlerine kırdıralım mı kırdırmayalım mı mahkemeler adalet yerine güçlülerin yanında olmaya devam etsin mi, etmesin mi? Askerler irtica var diyebilmek için PKK’yı kollayıp askerlerimizi öldürtsün mü öldürtmesin mi?
Bazı Generaller Hudson toplantısında olduğu gibi aman sakın bize PKK üst kadroların teslim etmeyin bu AKP ye yarar diye PKK’yı çoktan bitirecek ABD teklifine AKP ye yarayacak diye PKK üst kadrolarını teslim almayı ret edip milletimizi kan ve sermaye kaybına uğratarak ihanetlerine devam etsin mi etmesin mi oylamasıdır. Yani zulme son vermeye evet diyenlerin haklı gerekçeleri karşısında sahte ve konu ile alakasız uyduruk sloganlarla hayır zulme devam diyenlerin, evet çilerinin hukuki mantık ve değeri vardır.
Hayırcıların ise haksızlıklar ve zulüm devam etsin ahlaksızlığı vardır. Ve bu durumda gözü görenler için gayet açık ibretler vardır. Eğer bu ortam ve oylama bir Avrupa ülkesinde olsa idi parti başkanları yüksek yargıçları ve ne yaptığını bilmeden inatları ile milleti aşağılayıp kendilerini adamdan sayan hödükleri ile tam bir cahil ve cühela inatçılar koalisyonunun sloganlarını ezberleri tekrarlanıp hayır dense idi hepsi birlikte Avrupa parlamentosunda CHP li vekilin içine düştüğü fakat far edip utanmadığı birde bizim bu davranışımıza alışın demesi gibi komik ve çok tuhaf duruma düşerlerdi. Ben yakın tarih de bunlardan hiç bir ciddiye alınacak fikir sadır olduğuna rastlamadım. Kendi magandalık şirretlik ve beceriksizliklerine rağmen, daha doğrusu bu vasıflarından dolayı Türkiye düşmanı dış ülkelerin şimdiye kadar sürekli sağladıkları dış destekle varlıklarını sürdüre bilmiş olan hayırcılar koalisyonunun artık gerçekten miatları dolmuştur. Türkiye’nin dünyada dengeleyici bir güç olmasına ihtiyaç duyan dünya devletleri bile bunlardan ve bunların ahmaklıklarından bıkıp usanmaları sonucu artık bunları muhatap bile almak istememektedirler.
Bunlar kaliteli ve nezih bir toplum olmayı başarmakta olan Toplumumuzda magandalığı ve yobazlığı temsil eden ve neye neden hayır dediklerinin umursamadan madem onlar yapıyor yasa cenneti getirse gene de istemezükçülüğü ile yakın geleceğin dünyasında zaten ayak takımı olarak kalmaya mahkum bir cahiliyetin temsilcileridirler. Bunlar hayır dese ne olur evet dese ne olur. Babaları söyler bunlarda yapar.Zavallı insancıklar. İnsan olarak kendileri düşünmek gibiş bir zahmete asla katlanmak istemezler. Bunların adına bir kaç büyük düşüncesiz düşünmüş gibi yapıp ülke aleyhine kendi magandalıkları lehine gördükleri şeyleri söylerler yada yumurtlarlar ayak takımıda gıdaklar durur.
Ben böyle görüyorum. Eskiden derhal anıt kabirekoşup Öte aleme Atatürke şikayet ederlerdi. Şimdi artık sadece gülünç oldklarını her nasılsa fark ettiler artık doğrudan kabirden mesaj almayı bırakıp parti başkanlarını ipe sapa gelmez saçmalıkları ile bağırtarak laf söyledik zannediyorlar.
Boşverin bunları bunlardan bir şey olmaz. Eskiden MHP ile CHP sağ sol adı altında dövüştürülüp nice gençlerimizin hayatını söndürdüler ve kaydırdılar. Şimdide MHP DTP adı altında aynı oyunu sürdürmek istiyorlar. Ama aslında CHP+MHP ve DTP bugün koftiden kavga eder yarunda can ciğer kuzu sarması olup birlikte koalğisyon kurarlar. DTP nin atası DEP'i meclisie ilk defa CHP nin listesinden taşındığını unutmayınız.
Arada bir de sizlerde Allaha basiretinizi açıp gerçekleri görebilmeniz için dua ediniz. Bu dünyaya kendi arzusu ile gözlerini kapalı tutarak kör gelip kör gitmenin kimseye bir yararı olamz ama zararı pek çoktur.
Selamlar.
A.D.Şimşek
--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
| Tepkiler: |
[anadoluhaber] ASYI MUSA DERSLERİ----93----"Kâinatta adem[yokluk] âlemleri hesabına çalışan şerirlerden[şer işleyenlerden] ve insî[insadan] ve cinnî[cinden] şeytanlardan kendinizi muhafaza ediniz" Peygamberimize ve ümmetine emrederek, her asra[yüz yıla] baktığı gibi, mânâ-yı işarîsiyle[işaret eden manalarıyla] bu acip[şaşırtıcı] asrımıza daha ziyade, belki zâhir[açık] bir tarzda bakar, Kur'ân'ın hizmetkârlarını istiâzeye[Allah'ın korumasına ve yardımına sığınmaya] dâvet eder.
93.ders.30.07.2010[cuma] Asa-yı Musa On Birinci Mesele[11] Hâtime Gayet ehemmiyetli[önemli] bir nükte-i i'câziyeye[şaşırtan, âciz bırkan, mucizevî mana ihtiva eden söze ] dair, birden ihtiyarsız, mağripten[akşam] sonra kalbe ihtar edilen ve Sûre-i قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ اِذَا وَقَبَ وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِى الْعُقَدِ وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ اِذَا حَسَدَ İşte, yalnız mânâ-yı işârî[işari mana ] cihetinde bu sûre-i azîme-i[bu büyük sure] hârika, "Kâinatta adem[yokluk] âlemleri hesabına çalışan şerirlerden[şer işleyenlerden] ve insî[insadan] ve cinnî[cinden] şeytanlardan kendinizi muhafaza ediniz" Peygamberimize ve ümmetine emrederek, her asra[yüz yıla] baktığı gibi, mânâ-yı işarîsiyle[işaret eden manalarıyla] bu acip[şaşırtıcı] asrımıza daha ziyade, belki zâhir[açık] bir tarzda bakar, Kur'ân'ın hizmetkârlarını istiâzeye[Allah'ın korumasına ve yardımına sığınmaya] dâvet eder. Bu mu'cize-i gaybiye[gaybi mucize], beş işaretle kısaca beyan edilecek. Şöyle ki: Bu sûrenin herbir âyetinin mânâları[anlamları] çoktur. Yalnız mânâ-yı işarî[işaret eden manaları] ile, beş cümlesinde dört defaشَرِّ kelimesini tekrar etmek ve kuvvetli münasebet-i mâneviye[manevi alaka] ile beraber dört tarzda bu asrın emsalsiz[benzersiz] dört dehşetli ve fırtınalı maddî ve mânevî şerlerine ve inkılâplarına[değişim, dönüşüm, Altüst olma, tersine dönme, Devrimlerine] ve mübarezelerine[Kavga, dövüşme, vuruşma, çatışmalarına] aynı tarihle parmak basmak ve mânen "Bunlardan çekininiz" emretmek, elbette Kur'ân'ın i'câzına yakışır bir irşad-ı gaybîdir[gaybi bir uyarıdır.]. 1-"De ki: Sığınırım sabahın Rabbine." Felâk Sûresi, 113:1. 2-"Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. De ki: Sığınırım sabahın Rabbine. Yarattığı şeylerin şerrinden. Karanlığı çöktüğünde gecenin şerrinden. Düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden. Haset ettiğinde hasetçinin şerrinden." Felâk Sûresi, 113:1-5. Devam edecek:111 Bu Sayfaya Yeni Notunuz
|
--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
| Tepkiler: |