30 Kasım 2010

[anadoluhaber] Şantaj Yolu İle Liyakat Testi // Bülent ESİNOĞLU




 Bülent Esinoğlu <bulentesinoglu@gmail.com>
30 Kasım 2010 20:33

 

Şantaj Yoluyla Liyakat Testi

Bülent ESİNOĞLU

 

Amerikan derin devleti, kendine itaatte kusur etmeyen devlet ve hükümet başkanlarına yeni bir liyakat testi yapıyor.

 

Milyonlarca evrak sızdırılıyor, sözde her şeye kadir Amerikan devleti bu sızdırmayı durduramıyor.

 

Bu şantaj yolu ile liyakat testine birkaç örnek ile açıklık getirelim.

 

Azerbaycan Devlet başkanına deniyor ki, o hani yeni buldum dediğin 200 milyar metre küp doğal gaz kaynağı var ya, eğer o gazı NABUCCO’nun içine koymazsan, daha önce sana verdiğim rüşvetleri açıklarım.

 

Gazı vermezse, vay Aliyev’in haline…

 

Arap ülkelerinin devlet ve hükümet başkalarına, eğer benim talimatlarım yolunda ilerlemezseniz, rüşvetlerinizi ve bana daha önce kendi halkınız hakkında yaptığınız şikâyetleri açıklarım.

 

Ey İngilizler, muhtemel İran savaşında benim yanımda yer almazsanız, o yurdunu savunduğunu sandığınız bürokratlarınızı dünya kamu oyu önünde rezil ederim.

 

Bu gri propagandanın, bu siber atağın asıl sebebi; Amerika’nın İran savaşı hazırlığıdır.

Bildiğiniz gibi; gri propaganda, bir iki doğru olgunun yanında, bir sürü saldırı malzemesini kamuoyuna yüklemek ve doğruların yardımı ile kendi istediklerinin doğruymuş gibi algılanmasını sağlamak için yapılır.

 

Amerikan derin devleti, bu propaganda saldırısında İran’a şantaj yapamadığından, İran’a karşı başka bir yol seçiyor.

 

“Ahmedinecat’ı,” Muhafız Ordusu Komutanı tokatlamış” yalanı ile Ahmedinecat’ı  İran halkı nezdinde aşağılayarak, halkı ile arasını soğutmaya çalışıyor.

 

Amerika’nın siciline bakarak, ben öyle inanıyorum ki, belgelerin bu şekilde medya kampanyaları ile açıklanıyor olması, tamamen ABD’nin muhtemel İran savaşı hazırlıklarıdır.

 

Bu o kadar öyledir ki, sızdırılan evrakların içinde Türkiye’nin İran’a silah sattığı yalanı da vardır. Aslında Amerika bu şantaj ile demek istiyor ki, eğer İran’a silah satarsan, İsviçre bankalarındaki hesaplarını açıklarım. Bunu şöyle tercüme etmek mümkün. Ey Türkiye’deki çıkar sahipleri İran’a silah satarsanız, başbakanınız dahil, tüm rüşvetçilerinizi açıklarım.(Keşke Türkiye İran’a silah satabilse, daha satmadan Türkiye’nin önünü almak istiyorlar.)

 

Aslında daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi; Amerika’nın İran’a açacağı savaş, İran/ABD savaşı olmayacaktır. ABD/ÇİN savaşı olacaktır.

 

Asıl hedef; İran vasıtası ile Çin’dir.

 

Dedim ya, gri propagandanın içinde bir iki doğru olgu da olur diye…

 

 

Recep Tayyip Erdoğan’ın sekiz İsviçre bankasında hesabı olduğu gerçeğini Aydınlık Dergisi Wikileaks’ten çok önce, kapaktan vermişti. Bilinen bazı gerçeklerin Amerikan şantajları arasında olması, tamamen inanırlık elde etmek içindir.

30.11.2010, bulentesinoglu@gmail.com

 

 

 

 


--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
 
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
 
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin

[anadoluhaber] Re: {liberal-izm.76648} Tezgâhın Adı Wikileaks

Bu wikileaks "sızıntısında" bir biz yokuz yani! Hani google'da "site:wikileaks.org Gorkem Ates" girerek arattım da oradan biliyorum!)

;-)

Görkem
http://www.anladuy.net/duzyazi <-- Tüm Yazılarım İçin
http://www.gorkemates.com <-- Sitemin Anasayfası
(Görsel tasarım Kasım 2010 itibarıyla yenilenmiş ve YouTube videoları eklenmiştir)

2010/11/30 neval kavcar <nevalkavcar@yahoo.com>

Dünyayı sevk ve idare eden, savaşlar çıkaran, ülkelerin iç işlerine karışan, renkli devrimler yaparak işbirlikçi iktidarları iş başına getiren, zenginliklerin üzerine oturan, demokrasi ve terör paravanıyla yönetimler deviren, işgaller yapan ABD değil mi?

 

Sonra bir bakıyoruz, birkaç Arap gerillası İkiz Kuleleri yerle bir ediyor. Ardından ABD, El Kaide’yi çökertmek için Afganistan’a giriyor. Dünya lideri olan ABD’nin, El Kaide, PKK ile baş edememesi inandırıcı geliyor mu size?

 

Internet alt yapısını elinde bulunduran Washington’un, üfürükten bir sitede istemedikleri gizli belgelerin yayınlanacağına, inanıyor musunuz peki?

 

Yayınlanacak 3 milyon belge ile Dünya tarihi yeniden yazılacak-mış. Yazılıyor zaten. ABD yazıyor.
 
***>>
 
 
 
 

--
Bu mesajı "liberal-izmirliler" Google grubuna üye olduğunuz için aldınız.
Grubumuza posta göndermek için: liberal-izmirliler@googlegroups.com
adresini kullanabilirsiniz.
Ücretsiz gmail davetiyesi istemek,üyelik ayarlarınızı değiştirmek,ayrılmak veya diğer istekleriniz için; Moderatörün : mturkeli@gmail.com adresine yazınız.
Daha fazla seçenek ve/veya grupta yayınlanmış tüm iletilere
ulaşabilmek için; http://groups.google.com.tr/group/liberal-izmirliler
adresini kullanabilirsiniz. Grubumuzu bu adresle ziyaret edebilir,
dostlarınıza önerebilir, üyeliğe davet edebilirsiniz.
YASAL UYARI: Grubumuzda yayınlanmış olan iletileri forward ederken ve/veya başka sitelerde yayınlarken içeriğini değiştirmeden,tahrif etmeden, yazarın adına, imzasına ve browserde görünen Liberal-İzmirliler linkine yer vermek,etik ve yasal olarak zorunludur.Metin Türkeli Liberal-İzmirliler grup yöneticisi 01.07.2006






--

--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
 
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
 
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin

[anadoluhaber] Fw: kalkan dediğin, büyük oyundur!.. Ardan ZENTÜRk- star gazete

 
HAKAN AYDIN
ENGELLİ MALZEMELERİ OFİSİ.
www.emoteknoloji.com
e-mail
hakanaydin1@msn.com
gsm
0541 687 41 80
----- Original Message -----
Sent: Tuesday, November 30, 2010 2:34 AM
Subject: kalkan dediğin, büyük oyundur!.. Ardan ZENTÜRk- star gazete

Konu, her zaman olduğu gibi bilimsel zeminden
kaydı, biraz yerli yerine oturtmakta, gelişmelere,
bilimin penceresinden bakmakta yarar var.
1. Füze kalkanı,
esas olarak iki hedeflidir: a) Füzenin ateşlendiği anda, ateşleyen ülkenin topraklarının
üzerinde tahrip edilmesi, b) Teknik açıdan bu kaçırılmışsa, yolculuğunun sonunda
hedefine doğru serbest düşüş gösterirken, yerden an az 8 bin metre mesafede ortadan
kaldırılması.
Buradaki 8 bin metre son noktadır!
Nükleer, kimyasal veya biyolojik taşıyan bir füzenin bundan daha yakın mesafede vurulmasının
vurana hiçbir faydası yoktur. 8 bin metredeki rüzgar akımlarının ise doğabilecek
serpintiyi nereye taşıyacağını kimse bilemez!
Füze kalkanı
projesi, NATO üyesi ülkeler, ABD, İngiltere, Fransa, İspanya, İtalya ve Almanya’nın
istihbarat uydularının
bir ortak komutanlık bünyesinde koordine edilmesine dayalı bir sistemdir. Buna yakında
kendi istihbarat uydusuna sahip olacak Türkiye de katılacaktır. Bu dev bir istihbarat
gücüdür.
Uydular, orta ve kısa menzilli
füzelerin ateşlenmeye hazırlandığını, daha önceden belirlenmiş beton zeminlerin üzerine
taşınmalarıyla derhal anlamakta ve sistem, 90 saniye içinde
kırmızı alarm seviyesine çıkmaktadır. Tespit işlemi, uzun menzilli
füzelerde daha kolaydır. Çünkü fırlatma için önce silo kapakları açılmakta, bu arada,
füzeye sıvı yakıt yüklemesi yapılırken oluşan çok soğuk hava, termal uydular tarafından
da anlaşılabilmektedir.
Bölgemizden örnek vermek gerekirse: İran’ın elindeki Şahap-3
 balistik füzeleri 1.100 km menzillidir ve hareketli rampaya sahiptir. İsrail’in
elindeki 1.500 km. menzilli
Jericho-2 ve Suudi Arabistan’ın elindeki 2.500 km. menzilli CSS-2
 füzeleri ise silolardan fırlatılabilen yapıya sahiptirler.
Bu kapasitesiyle İran, Ankara ve Tel Aviv dahil, tüm bölge ülkelerin başkentlerini
vurabilmektedir. Eğer Türkiye sınırına çok yakın bir noktadan ateşlerse en fazla
Atina’yı tehdit edebilmektedir. Durum, İsrail açısından da aynıdır. Avrupa’yı vurabilmek
kapasitesine sahip tek Ortadoğu ülkesi ise Suudi Arabistan’dır.
İran, silolardan fırlatılabilecek Şa
hap-5
 balistik füzesini geliştirmektedir. Henüz denemesi bile yapılmamış bu füze Roma
dahil bazı Avrupa başkentlerini vurma kapasitesine sahiptir.
Füze kalkanı,
eğer İran’a karşı bir önlem ise, ancak Şahap-5’
in ilk testinin yapılmasından sonra anlam kazanacak projedir.
Bir balistik füzenin havada önlenebilmesi için fırlatılması gereken önleyici füze
sayısı asgari dörttür. 10 füze fırlatmış bir ülkeye karşı en az 40 füze ile müdahale
etmek zorundasınız. Bu 40 füzenin de ancak 3 füzeyi karşılayabileceği, 7 füzenin
hedefine varacağı bilinmektedir..
İran, tipik bir üçüncü dünya tarzı orduya sahiptir. Balistik füze kapasitesini
saldırı amaçlı değil,
 hava kuvvetlerinin cılız olması nedeniyle geliştirmektedir. Askeri stratejide hava
kuvvetleriniz zayıfsa, uzun menzilli topçu kapasitenizi güçlendirirsiniz, balistik
füzeler bu işe yarar.
Zaten, İran, Pakistan, Çin, Hindistan tarzı ordular, bulundukları mevzileri çok iyi
koruyan ama karşı atak gerçekleştiremeyen ordulardır. Bu nedenle, NATO gibi bir devin,
günümüzdeki ana hedefinin -mesela-  İran olduğunu söylemek
stratejik abartma
 örneğidir. NATO’nun toplam ateş gücü İran’ı sadece 7 gün içinde
taş devrine döndürecek
kapasitedir!
Keza, Türkiye’nin füze kalkanı
içinde yer almasının Ortadoğulu  komşularıyla yürüttüğü
sıfır sorun politikasını sonlandıracağı iddiası da gerçeklerden uzaktır.
İncirlik üssü, bin tane füze kalkanına
bedeldir ve komşularımızla ilişkilerimizi etkilememektedir.
SON SÖZ: Füze kalkanı, askeri değeri tartışmalı bir savunma sistemidir.
 Zaten ana amacı siyasal-psikolojik üstünlük sağlamak, NATO ülkelerini de aynı siyasi
kararlılıkta birleştirmektir. Türkiye’nin dahil olması, ülkeyi
kanat ülke
değil, bir dönemin Almanya’sının konumuna çekerek NATO açısından
merkez ülke
yapmaktadır. Soğuk Savaş dünyasının Almanya’sı neyse, günümüz Türkiye’si de o olmaktadır.
Çünkü tehdit algılaması ellerindeki nükleer balistik füze kapasitesini geliştirmeye
çalışan ülkelerin bulunduğu
doğuya
 kaymıştır. Bu gerçek, Türkiye’ye NATO bünyesinde belirgin bir
stratejik değer kazandırmaktadır.
 


__________ ESET NOD32 Antivirus Akıllı Güvenlik tarafından sağlanan bilgiler, virüs imza veritabanı sürümü: 5659 (20101129) __________

İleti ESET NOD32 Antivirus Akıllı Güvenlik tarafından denetlendi.

http://www.nod32.com.tr


__________ ESET NOD32 Antivirus Akıllı Güvenlik tarafından sağlanan bilgiler, virüs imza veritabanı sürümü: 5659 (20101129) __________

İleti ESET NOD32 Antivirus Akıllı Güvenlik tarafından denetlendi.

http://www.nod32.com.tr

[anadoluhaber] Fw: Üç general ve LübnanNasuhi GÜNGÖR- star gazete

 
HAKAN AYDIN
ENGELLİ MALZEMELERİ OFİSİ.
www.emoteknoloji.com
e-mail
hakanaydin1@msn.com
gsm
0541 687 41 80
----- Original Message -----
Sent: Tuesday, November 30, 2010 2:40 AM
Subject: Üç general ve LübnanNasuhi GÜNGÖR- star gazete

Tamam, üç tane generalin görevden alınması, başlı başına önemli, değerli ve gelecek
için umut verici. Aynı zamanda Türkiye’nin değişim sürecinde nasıl geri dönülmez
bir yerde olduğunun da ifadesi. Muhalefetin görevden alınmaları eleştirmek adına
düştüğü durum da içler acısı.
Lakin tüm bunlar Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Lübnan ziyaretiyle birlikte ortaya çıkan
tablonun önüne geçecek önemde görünmüyor. En azından benim kanaatim böyle.
Öte yandan gerektiğinde üst düzeyde komutanları görevden alabilen bir siyasi irade
ile bölgede varlığını hissettiren güçlü bir Türkiye’yi birbirinden bağımsız düşünmek
herhalde mümkün değil.
***
Başbakan önce Lübnan’da on binlerce kişiye hitap etti. Konuşmasında bir yandan birlik
mesajları verirken, diğer yandan İsrail’i de sert biçimde eleştirdi.
Ancak Erdoğan’ın Lübnan ziyareti bunlardan daha fazlasını içeriyor. Notlar aktarmaya
devam edelim.
‘Vizeleri kaldırmadık halklarımız arasındaki 100 yıllık hasreti kaldırdık. Halklarımız
kucaklaşıyor. İşadamlarımız serbestçe gidip geliyor. Bütün bölgenin insanları hep
birlikte kazanıyoruz. AB ‘Schengen’ diyor. Tamam, biz niye kendi aramızda bunun benzerini
rahatlıkla yapamıyoruz. Nedir bu korku, çekince? Bunu anlamak mümkün değil. Kimse
bu kucaklaşmayı, hasret gidermeyi farklı yerlere çekmeye çalışmasın. Biz bölgede
barış, huzur, refah ve istikrar istiyoruz.’
Bu sözler, hem yeni bir Türkiye’nin, hem de yeniden şekillenen bir bölgenin kodlarını
veriyor bize. Düne kadar gerek şartları, gerekse korkuları yüzünden bölgesinden kopuk
yaşayan Türkiye’nin, bu saatten sonra giderek artan bir hızla yeni bir entegrasyon
sürecine girdiğini ifade ediyor aynı zamanda.
‘100 yıllık hasret’ vurgusu bunun yansıması.
***
Kuşkusuz geniş ve bir o kadar da sorunlu bir coğrafyadan bahsediyoruz. Filistin sorunu
başta olmak üzere, Suriye’den Irak’a, İran’dan Afganistan’a kadar hemen her bölgede
kangren haline gelmiş, karmaşık ve çok sayıda aktörün içinde olduğu sorunlar var.
Geçmişle bugün arasında bizim açımızdan temel fark ise şöyle tarif edilebilir:
Türkiye bu sorunların parçası olmak ya da etkisi altına girmek yerine, çözümde tez
sahibi olmayı deniyor.
Böyle bir değişim, yönetim tarzınızdan kurumsal reflekslere, eğitim hayatınızdan
ekonomik modelinize kadar pek çok alanda hemen her şeyi yeniden tarif etmenizi gerektiriyor.
Buna cesareti var mı Türkiye’nin? Elbette var. Tüm gri propagandalara rağmen toplumun
geniş kesimlerinin ‘evet’ dediği referandum bunun ifadesi.
Düne kadar kimsenin aklının ucundan bile geçmeyen uygulamaların bu dönemde gerçekleşmesi
de bunun ifadesi.
Hava sisli ya da puslu görünebilir. Önemi yok, çünkü Türkiye’nin bu süreci aşacak
bir iradesi ve kararlılığı var.
Şundan emin olalım.
Önceki gün üç generali, elbette hukuka uygun olarak görevden alan bir siyasi irade
olmasaydı, Türkiye’nin ne Lübnan’da, ne Suriye’de, ne de başka bir coğrafyada adından
söz edilebilirdi.
Türkiye’yi içine kapanık bir halde kontrol eden güç merkezlerinin, yavaş yavaş sahneden
çekilmesi, her kurumun kendi alanında hesap verebilir hale gelmesi, iç dengeleri
rahatlattığı kadar, bizi kendi bölgemizde, hatta dünyada daha itibarlı kılıyor.
Lübnan’da verilen mesajların bu kadar güçlü yankı bulması kimseyi şaşırtmasın. Türkiye
bunu sonuna kadar hak ediyor.
 


__________ ESET NOD32 Antivirus Akıllı Güvenlik tarafından sağlanan bilgiler, virüs imza veritabanı sürümü: 5659 (20101129) __________

İleti ESET NOD32 Antivirus Akıllı Güvenlik tarafından denetlendi.

http://www.nod32.com.tr


__________ ESET NOD32 Antivirus Akıllı Güvenlik tarafından sağlanan bilgiler, virüs imza veritabanı sürümü: 5659 (20101129) __________

İleti ESET NOD32 Antivirus Akıllı Güvenlik tarafından denetlendi.

http://www.nod32.com.tr

[anadoluhaber] Henüz asker olmamış birinin askerlik anıları...

Arkadaşlar merhaba,

daha askere alınmadan başlayan bezdiren bir askerlik serüvenini

 sizinle paylaşmak istedim.

Sevgiyle kalın…

 

Reha Ruhavioğlu / haBertaraf

 

http://www.habertaraf.com/koseyazisi/7438-henuz_asker_olmamis_birinin_askerlik_anilari8230.html

Henüz asker olmamış birinin askerlik anıları…

Günlerdir bir web sitesinde askerlerin anılarını okuyorum. Okuduğum anıların hepsi olumsuz ama bildiğimiz olumsuzluklardan değil, hemen hepsi hak ihlali, insan onurunu kırıcı anılar.

Böyle bir sitede yüzlerce berbat anıyı okurken bir insanın alabileceği en kötü haberi aldım; askere çağrılıyorum!

Bürokrasi ile hele de askeri bürokrasi ile ilişkilerim hiç de iyi değildir. Neyse efendim askerlik şubesine gidip son durumu öğrenelim derken derhal askere alınmam gerektiğini öğrendim. İyi dedim; yapılması gerekenleri öğrenmek üzere şubeye gittim. Saat 15.45 ama bana mesainin bittiğini söylüyorlar. Mesainin 17.00’da bitmesi gerektiğini söylüyorum ama nafile bugün git yarın gel… Enteresan olan o günlerde üç komutanın açığa alındığı haberi ile uyanmış ve askerî statükonun bittiğini sanmıştım, yanılmışım. Bir “La havle…” çekerek ertesi günü bekledim. Saat 14.00 sıralarında geldim ve yaklaşık bir saat bekledikten sonra hangi evrakların lazım olduğunu öğrendim; 4 adet kimlik fotokopisi, 4 adet diploma fotokopisi, 4 adet fotoğraf ve kesinlikle nüfus cüzdanının aslı!

Cuma günü tüm bu evraklarla tekrar gittim, saat 15.00 suları, Allah’tan mesai bitmemiş. İçeri alındım, bu eziyet bitti bitiyor derken nesli tükenmekte olan bir örnekle karşılaştım; 30 Kasım 2011 tarihine kadar tecilli olmama rağmen bu yılın ağustos ayında askere çağrılmış ve gitmediğim için bakaya kalmışım (ki bunun ne olduğunu bilmiyorum). Bağlı bulunduğum şubeye telefon edildi, yetkili yok, pazartesi düzeltilecek, bugün git pazartesi gel…

(Bu arada şubede asılı olan o fotoğraftan bahsetmeden olmaz; bahar ayı, muhtemelen yayla zamanı. Yaylada 5-10 çocuk halay çekiyor, bir düğün veya şenlik var. Etrafta çatık kaşlı, uzun namlulu silahlarıyla sivilden çok asker var. Fotoğrafın üzerindeki yazı şöyle; “Mehmetçik her zaman ve her yerde halkının yanındadır!” vay bee..)

Efendim pazartesi günü (dün) saat 13.00 sularında tekrar gittim, önce bir saat kapıda bekledim, sonra içeri alındım, sıra almadan yukarı çıktım; abi benim işlemde askerlik şubesinden kaynaklı bir hata vardı, düzeltilmiş mi acaba? Telefon açıldı, ııh düzeltilmemiş. Askerlik şubesine tecil dilekçesi vermeden tecil edilmiyor askerliğiniz, benim elimde tecilli olduğuma dair belge var ama onlar tecil isteminde bulunmadığımı söylüyorlar. Aşağı in, yukarı çık, şu beyefendiye git, o hanımefendinin yanında bekle, saat 15.00 falan…

(Bu arada bir soru; ‘abi diplomanın 4 fotokopisini istiyorsunuz peki yoksa?’ ‘O zaman olmaz’ diyor. Diplomayı yırtmak geçiyor içimden… Yırtarsam en az 6 ay daha ertelenmiş olacağı kesin…  Askere gitmemek için 40 takla, gitmek için bir 40 takla daha nne güzel memleket yarabbi…)

İçimdeki askere gitme aşkı bir alevleniyor ki sormayın, şubeyi bile yakar… Her halükarda gitmek istiyorum, ne yapmalıyım? Bakaya kalmak suç, ifade vereceksin, haydaaa… Tamam ifade vereceğim, nasıl olsa belge var elimde… Bir saatten fazla bekle, bekle, bekle… Ver evraklarını genç adam! Aman Allah’ım bu ses, cennete çağıran meleğin sesi sanki. Abartma diyorum kendi kendime, tüm bu sıkıntıları okuduğun türden anılar yaşayacağın cehenneme girmek için çekiyorsun, yani bu olsa olsa zebaninin sesi olabilir… Neyse… Evraklar? Tamam. Kimlik buyurun, eyvah o da ne! Nüfus cüzdanımı evde unutmuşum, ehliyet olmaz diyor…

Rica ediyorum, komutana git diyor. Komutan genç, babacan birine benziyor, en azından dinlerken öyle… Sonra olmaz diyor gidin evden getirin nüfus cüzdanınızı… Efendim; ev uzak, mesai bitiyor, kem küm… Olmaz diyor komutan, kurallar var! Bunu söyleyen komutan odasında sigarasını tüttürüyor, içimden tüküreyim kuralına deyip çıkıyorum. Ellerim, hatta tüm vücudum titriyor. Gözlerim doldu dolacak, “La havle…” diyorum…

Şubeden çıktıktan sonra aldığım Taraf’ın manşetini bir işaret olarak mı okumalıyım; “Urfa’da şanlı vicdan taburu!” 40 genç vicdani reddini açıklamış, “ne askere ne de dağa! Kardeş kanı dökmemek için silah altına girmeyi reddediyoruz!”

Şimdi siz bu yazıyı okurken ben yine şubeye gideceğim; nüfus cüzdanının aslı ve 4 fotokopisi, 4 diploma fotokopisi ve 4 fotoğraf ile 4 dilekçe ile… 4x4’lük bir kurumun neferi olmak için…

Bir pürüz daha çıkarsa yalvar yakar beni ikna eden ailem ve eşimin hatrını da yok sayacak ve ‘vicdani red’ dilekçemi vereceğim…

Ha vermezsem ne olacak; aileme ve eşime söz verdiğim için, kendim değil onlar için 6 ay bu berbat anıları biriktireceğim…

Unutmadan; eşim baş/ı/örtülü olduğu için yemin törenime gelemeyecek…

Ve ben bu ordunun askeri olmaktan gurur duyacağım, güldürmeyin beni…

Bu yazı böyle olmayacaktı; askerleranlatiyor.blogspot.com sitesinden bahsedecektim. Neyse siz inceleyedurun bir sonraki yazıya inşallah…

Reha Ruhavioğlu

--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
 
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
 
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin

29 Kasım 2010

RE: [anadoluhaber] AB-NATO-TURKIYE

Niye karsi degilsiniz ki kardesim..Turkiyenin menfaatine olan bir gelisme yok ve kazandiracagi bir sey de yok..Bize herzaman oldugu gibi hammalligini yaptirdiklari NATO ve AB nin butun menfaatlerinden diger ulkeler yararlanmakta..Senelerdir Turk vatandaslarinin AB ulkelerine odedikleri vize harclari zaten milyar dolarlar yapmakta. Mesut doneminden beri yapilan bilgi desifre erme gelenegiyle de butun gurbatciler madur edilmistir Turkiyedeki sahip olduklari mal varligi nedeniyle. Simdi bu fuzeler kime karsi onu bir aciklasaniz da ogrensek? Israile mi? Pek oyle gorunmuyor. Kuzey Korenin birlesmesine karsi yapilan provokasyonu ve savas senaryolarini goruyoruz. Turkiyeye de yaptirilmak istenen, ve 80 li yillardan beri vurulmasi planlanan Iran ve sonra gelen Pakistan olacaktir. Kardesi kardese kirdirma gelenegi sadece bize karsi uygulanir. Kendileri ise birbirlerine para dagitip bakan bankalari/ batirilan demek daha dogru kurtarmaya calisirlar..Bu fuzeler kime ve nicin ve bize ne gibi bir faydasi var.? Mugalataya gerek yok, acik bilgi istiyoruz..
 

Date: Tue, 23 Nov 2010 00:47:32 +0200
Subject: [anadoluhaber] AB-NATO-TURKIYE
From: dyp.gnmrkz@gmail.com
To: oeksi@hurriyet.com.tr; mehmetyilmaz@hurriyet.com.tr; ahmethakan@hurriyet.com.tr; yozdil@hurriyet.com.tr; ybayer@hurriyet.com.tr; culsever@hurriyet.com.tr; katkaya@hurriyet.com.tr; ldemirci@hurriyet.com.tr; esaglam@hurriyet.com.tr; huluengin@hurriyet.com.tr; bduzgit@hurriyet.com.tr; mabirand@e-kolay.net; eyupcan@hurriyet.com.tr; rauftamer@posta.com.tr; cengizcandar@referansgazetesi.com; ozgurbolat@hurriyet.com.tr; altant@hurriyet.com.tr; hursal@hurriyet.com.tr; ahmetaltan111@gmail.com; suleymanyasar@gmail.com; ycongar@mac.tr; nese.duzel@e-kolay.net; emahcupyan@gmail.com; alpergormus@gmail.com; hurayse@hotmail.com; markaresayan@hotmail.com; nabi.y@superonline.com; loglu@superonline.com; tiskit@tnn.net; yildiray@yahoo.com; oraldem@gmail.com; orhanmir@hotmail.com; hidirgevis@yahoo.com; ayhanaktar@gmail.com; m.sancar@taraf.com; erolkatircioglu@gmail.com; donder@gazetevatan.com; gmengi@gazetevatan.com; zlivaneli@gazetevatan.com; rmuhtar@gazetevatan.com; aayaydin@gazetevatan.com; akatas@bilgi.edu.tr; mine.gokce@wanadoo.fr; iaydin@gazetevatan.com; ogonensin@gazetevatan.com; mmutlu@gazetevatan.com; bcetin@gazetevatan.com; catakli@gazetevatan.com; rsaricaoglu@gazetevatan.com; hyasar@gazetevatan.com; mamakhaberleri@hotmail.com; haber@haber2000.com; alikemaloglu@gmail.com; alikemaloglu@hotmail.com; akalyoncu@aysemkalyoncu.com.tr; ydonat@sabah.com.tr; fbila@milliyet.com.tr; erzincan-kemaliye-egin-grubu@googlegroups.com; anadoluhaber@googlegroups.com; INFOSOLBIRLIK@yahoogroupes.fr; sonkibar@gmail.com; faltayli@htgazete.com.tr; bpamir@htgazete.com.tr; sirri.cebeci@tercuman.com.tr; sirriyuksel.cebeci@tercuman.com.tr; ayhan.kiskac@hotmail.com; aydin.menderes@tercuman.com.tr; aydinmenderes@ttnet.net.tr; vcelikbas@gmail.com; info@demokratlarplatformu.com; batuhansezerhaberanaliz06@gmail.com; yilmazergul@gmail.com; dincergokce81@hotmail.com; ayse_akyurek01@hotmail.com; acetmehmet@hotmail.com; tanik@haber7.com; ntarhan@gmail.com; yasar.iliksiz@haber7.com; mehtap.kayaoglu@yuzlesme.tv; eelonu@mynet.com; yavuznufel@live.nl; ahmetgemici@hotmail.com.tr; nazim@internethaber.com; zubeyir@internethaber.com; sedat.ureten@internethaber.com; vates@tvnet.tv.tr; eftal.orhan@internethaber.com; talatatilla@turktime.com; ersintokgoz@turktime.com; aysesucu@turktime.com; zihnicakir@gmail.com; ersoydede@gmail.com; halit.tunc21@hotmail.com; mulugturkan@hotmail.com; samiturk5@gmail.com; niyazialtilar@hotmail.com; muzakereci@hotmail.com; hdtoprak@hotmail.com; yazarumut@gmail.com; muratyanci@hotmail.com; latifcem@hotmail.com; saban.yilmaz@ihlaskoleji.com; rmengi@gazetevatan.com; iletisim@partiler.org; gundemedair@avrasya.tv; millitaraf@hotmail.com; info@gazete5.com; habercafesiyaset@gmail.com; hasal@gazetevatan.com; webmaster@gazetevatan.com; fgurcan@gazetevatan.com; aduruoglu@gazetevatan.com; bizeulasin@gazetevatan.com; ercakaraman@hotmail.com; bilgi@dyplatformu.com; mehmetaltan@stargazete.com; mkaraalioglu@stargazete.com; akekec@stargazete.com; mkaynak@stargazete.com; yagmuratsiz@stargazete.com; atasciyan@stargazete.com; berat@stargazete.com; ekarakas@stargazete.com; acoban@htagrup.com; gzengin@stargazete.com; info@aydanustkanat.com; sdonmez@sdonmez.com; kusoglu@vizyonymm.com.tr; muzaffer.ilicak@tercuman.com.tr; hakki.kurban@tercuman.com.tr; tuna.serim@tercuman.com.tr; ali.gumus@tercuman.com.tr; volkan.gunak@skyturk.com; lalesivgin@yahoo.com; levent.cezik@tercuman.com.tr; serhatakkan@gmail.com; nazmicelenk@hotmail.com; isakarakas@gmail.com; mudafaaihukuk@superonline.com; arif.simsek@tercuman.com.tr; tulin.koksal@tercuman.com.tr; zafer.tuzun@tercuman.com.tr; ahmet.cavusoglu@tercuman.com.tr; gurtay.kipcak@tercuman.com.tr; ahmetsafak.tc@hotmail.com; ayazaynur1@gmail.com; aybars.hunalp@showtv.com.tr; bilgedonuk@hotmail.com; aysem.kalyoncu@tercuman.com.tr; serdarturgut@superonline.com; oray.egin@aksam.com.tr; ismail.kucukkaya@aksam.com.tr; utku.cakirozer@aksam.com.tr; cigdem.toker@aksam.com.tr; ozlem.celik@aksam.com.tr; nagehan@nagehanalci.com; burhan.ayeri@aksam.com.tr; atilgan.bayar@aksam.com.tr; deniz.ulke@aksam.com.tr; deniz.gokce@aksam.com.tr; ahmet.inam@aksam.com.tr; nihal.kemaloglu@aksam.com.tr; metin.tas@aksam.com.tr; sezgin.ozcan@aksam.com.tr; ali.saydam@aksam.com.tr; deniz.gucer@aksam.com.tr; mustafa.dolu@aksam.com.tr; ali.ulusoy@aksam.com.tr; tolga.turgut@aksam.com.tr; gurkan.hacir@aksam.com.tr; huseyin.yildiz@aksam.com.tr; hmahalli@superonline.com; mehmet.kenan@aksam.com.tr; yigit.karaahmet@aksam.com.tr; tugce.tatari@aksam.com.tr; e.soncan@zaman.com.tr; talip.yumsel@sabah.com.tr; osman.altinisik@sabah.com.tr; v_koken@hotmail.com; velikoken@akdeniz-tv.com.tr; hlikoglu@yenisafak.com.tr; huseyinlik@yahoo.com; selda@gazete5.com

Genel Başkan Çetin Özaçıkgöz’ün “NATO ve Avrupa Birliği’nin savunması ve Türkiye’nin bu konudaki rolü” hakkında yapmış oldukları basın açıklaması :

 

 

“AVRUPA’NIN GÜVENLİĞİ NATO’YA, DOLAYISILA TÜRKİYE’YE VERİLMİŞTİR.

TÜRKİYE’DE BUNUN KARŞILIĞINI ALMALIDIR”

 

            “AB, Güney Kıbrıs’a limanlarımızı ve hava sahamızı açmamız halinde müzakerelerdeki iki başlığın Güney Kıbrıs’ın koymuş olduğu ambargoyu kaldıracağını açıklamıştır. Türkiye’ye karşı kendisinin büyük lütufta bulunduğunu zanneden AB’ye artık gereken cevap verilmelidir. Ama bu hükümet gerektiği zaman gereken kişilere değil, gerekmeyen zamanda gerekmeyen kişilere one minute der. Onun için iş yine DYP’ye düşmüştür.

            Gümrük Birliği’nden dolayı 15 yıldan beri AB’ye 150 Milyar Dolarlık yardım yapmış bulunuyoruz. Çünkü sadece AB’ye 2008 yılı ihracatımız 60 Milyar dolar, ithalatımız ise 71 Milyar dolar olmuştur. Yılda ortalama 10 Milyar dolardan Gümrük Birliği’ne girdiğimizden beri, 15 yılda 150 Milyar yardım yapmış bulunuyoruz.

            Ayrıca AB ülkelerinin tamamına yakını NATO üyesidir (28 ülkenin 21 tanesi) NATO’nun ABD’den sonra en güçlü ordusuna sahip olan Türkiye bu durum karşısında AB’nin savunmasını üstlenmiş durumdadır. Türkiye AB’ye girmeden AB’nin savunmasını üstlenmiş olduğunu, DYP seçim kampanyasında en yüksek sesle haykıracaktır. Türkiye’nin bu yükü füze kalkanı olayıyla daha da artmıştır.

            Bu açıklamamızla DYP’nin AB ve Füze Kalkanı’na karşı olduğu zannedilmemelidir. DYP’nin üzerinde durduğu husus sadece şahsiyetli dış politika ve Türkiye’nin çıkarlarının korunmasıdır”


--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
 
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
 
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin

[anadoluhaber] AKP'YE OY VERECEKLER OKUSUN // Rifat SERDAROĞLU




 Rifat Serdaroglu <rifatserdaroglu@gmail.com>

Rifat SERDAROĞLU - İzmir - 29 Kasım 2010 Pazartesi


AKP'ye oy verecekler okusun


AKP'ye oy verecekler okusun
*Bu politikalar böyle devam ederse, yemin ediyorum gerilla mücadelesiyle kalmayacak, hayatınızı cehenneme çevireceğiz.
*Kürtçenin eğitim dili olması ve demokratik özerkliğin derhal tanınması gerekir. Aksi halde özerklik ilan edeceğiz.
*Kürt halkı, kentleri, yolları, yaşamı tıkayacak. Buna söz veriyoruz. *Milletvekilleriniz gibi, generalleriniz de askerlerinizin cenazesine gelemeyecek. *Artık sahipsiz değiliz. Diz çöktürmeye çalıştığınız bu halkın önünde diz çökeceğiniz günler yakındır.
*Kürt halkına verdiğiniz sözü tutmazsanız, bu halk senin kafanı keser.
*Türkiye özerk bir yapıya sahip olmalıdır. Bu BDP’nin resmi projesidir. Bu proje hayata geçecektir. Türkiye bunu imzalamıştır, hayata geçirmek zorundadır.
*Türk Devletinin ve hükümetinin aklına “has.ir” diyorum
 
 
YORUMLARINIZ İÇİN TEŞEKKÜRLER

--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
 
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
 
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin

[anadoluhaber] YENİ OPERASYON:WİKİLEAKS...

YENİ OPERASYON:WİKİLEAKS…

                Dünya ve Türkiye yeni bir operasyonla karşı karşıya.Bazıları bu operasyona “Diplomasinin 11 Eylül’ü” adını takmış.Eğer öyleyse 11 Eylül’den sonra dünya da yaşananlara bakmak ve sadece Irak’ta öldürülen bir milyonun üzerindeki sivil insanı görüp “eyvah” diye bir çığlık atmak gerekiyor.

                Dünyanın Efendileri,benim “garip” olarak nitelediğim mazlum insanları,zulmederek sömürmek için adına “Wikileaks” adını taktıkları yeni bir oyunla, yine düğmeye bastılar.

                Wikileaks’ın yayınladığı toplam belge açısından en çok kripto ABD’nin Ankara Büyükelçiliğinden gönderilmiş.Bunların bir çoğu kamuoyununda sahip olduğu bilgiler ve değerlendirmeler.Yani malumun ilanından ibaret.

                Esas cevaplanması gereken soru:bu operasyonu yapanların hedefinin ne olduğu…

                Dünyanın Efendileri’nin yeryüzünde inanılmaz bir kontrol gücü vardır.Uçan sineğin her türlü bilgisine sahiptirler.Daha doğrusu sinek onlardan habersiz uçamaz.Eğer kontrolsüz uçmaya çalışan bir sinek varsa derhal şaplağı yer.Onun için Wikileaks ve onun kurucusu Julian Assange’nin bu derece serbest bir hareket alanı bulması imkansızdır ve bu açık bir operasyondur.

                Türkiye ve çevresi bu operasyondan ne kadar etkilenecektir merak ediyorum.

                Jeopolitiği çok sıkıntılı bir coğrafya üzerine oturmuş Türkiye’nin başına, sahip olduğu bu coğrafya sebebiyle daha neler gelecektir? Ve biz bunu oturup her zaman olduğu gibi seyredecekmiyiz?Yoksa doğru öngörülerde bulunup önümüzdeki günlerde başımıza gelmesi muhtemel olan tehlikeleri hep birlikte  savuşturabilecekmiyiz? Oturup bu konu hakkında karar vermeliyiz.Çünkü millet ve devlet olarak hayatiyetimizi sürdürmek her geçen gün zorlaşıyor.

                Türk Milletinin,aklına,ruhuna,vicdanına kalın zincirler vurulduğundan şüphe yoktur.Aksi varit olsa başına gelenlere ve hızla köleleştirilmesine isyan eder gereğini  buna göre yapardı.

                İsterseniz  halkın arasına şöyle bir girin ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.

                Toplumun yoksullaşması gözle görünür haldedir.Türk halkının çoğunluğu, açlık sınırının altında bezgin bir şekilde  yaşamaktadır.Halk hiçbir şeyi düşünmeden, günlük iaşesini temin etmek peşindedir.Bununla birlikte açlık sınırının altında kalan bir gelirle yaşamaya itilen yoksul halkımız bireysel olarak aşırı bir şekilde borçlandırılmıştır.Yoksul halk,din faktörü kullanılarak sabırla kanaat etmesi yönünde telkine uğramakta ve bu dünyadan ziyade ahreti kazanarak, cennetini kurtarmaya ikna edilmektedir.

                Bunlar olurken Türk vatanı;Dünyanın Efendileri’nin desteğiyle, bölücüler tarafından parçalanmak üzeredir.Türk topraklarının yer altı ve yer üstü zenginlikleri yabancılara devredilmiştir.Türkiye füze kalkanlarının ülkesine konuşlandırılmasına izin vererek, sözde sorunlar yaşadığı(!) İsrail’i koruma altına almış ve Avrupa medeniyetinin şımarık çocuğu Yunanistan da hükümranlığını genişletmek için gün sayar hale gelmiştir.

                Türkiye’nin başındaki iktidar ise bu oyunlara seyircidir.Bu iktidarın kullanım süresi dolunca nelerle karşı karşıya kalacağımız şimdilik meçhuldür.

                Türkiye ve Türk Milleti ile alakalı olan gelişmeleri, halk olarak yeterince  izleyemediğimiz ve gelişmelerin bizle olan ilgisini kuramadığımız, çok aşikardır.Ancak buna rağmen canımızı,malımızı ve neslimizi korumak istiyorsak açlığımızın,yoksulluğumuzun ve her türlü cehaletimizin önüne, başımıza gelecek olanları anlamayı koyabilmeyi başarmalıyız.

                Eğer biz geleceğin enerji kaynağı olan ve dünya üzerindeki rezervin % 80’nin ülkemizde bulunduğu ve bir filesiyle bütün bir ülkeyi ısıtacak olan toryum madeninin  yabancılara devredildiğini bilmiyorsak kimbilir daha neleri kaybettiğimizi bilmiyoruz demektir.

                Siyasi iktidarı dünya efendilerinin kontrolünde olan,ekonomisi  millilik ve bağımsızlık vasıflarını yitirmiş ve ordusu yıpratılarak güçsüzleştirilmiş bir ülkenin geleceği olurmu?

                Şimdi de günlerce Wikileaks’ı  konuşup duracağız.Biz Wikileaks konuşurken acaba dünyada neler olacak?

                Fakirlikle,yoksullukla,işsizlikle,türbanla,YÖK,HSYK,Anayasa ile uğraşırken niçin küresel iklim değişikliği ile dünya efendilerinin kendilerine yeni yurt arayışlarını konuşmuyoruz? Niçin Vatikan’ın üçüncü bin yılda Asya’yı hristiyanlaştırma projesini tartışmıyoruz?Henry Kissinger’in “ önümüzdeki yüzyıl Pasifik coğrafyasının olacak” ve 1993’te söylediği “ 3. Dünya Savaşı Kore’den çıkacak”  sözlerine niye dikkat çekmiyoruz?Bütün bunlar olurken güzel Türkiye’mize niçin el konulmak ve bölünmek isteniliyor tartışmıyoruz?

                Eğer bunları konuşuyor ve tartışıyor olsak,fakirliğimizin,borçlandırılarak yoksullaştırılmamızın,dinler arası diyalogla yumuşatılmamızın ve bölünmeye alıştırılmamızın nedenlerini hemen yakalıyabileceğiz.

                Şimdi hep beraber Wikileaks’ı izleyelim ve Dünyanın Efendileri’nin bu operasyonla neleri yapacaklarını hep beraber görelim.Atalarımız ne demiş “su uyur düşman uyumaz”.

 

Özcan PEHLİVANOĞLU

www.trakyanethaber.com

--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
 
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
 
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin

28 Kasım 2010

[anadoluhaber] İSLAMİ ŞENGEN // Rifat Serdaroglu




 Rifat Serdaroglu rifatserdaroglu@gmail.com
 27 Kasım 2010 16:14


İSLAMİ  SCHENGEN(ŞENGEN)

Schengen; 
Avrupa Birliği üyesi ülkelerin imzaladıkları,  Polis-Jandarma-Gümrük Teşkilatlarının ellerinde bulunan tüm bilgileri paylaştıkları ve adını imza töreninin yapıldığı küçük bir Avrupa şehrinden alan anlaşmanın adıdır.

Ortadoğu Ülkeleri; Güneybatı Asya’da tarihsel ve kültürel yakınlığı bulunan ülkelerin oluşturduğu coğrafi bölge. Bahreyn/ Birleşik Arap Emirlikleri/ Filistin/ Irak/ İran/ İsrail/ Katar/ Kıbrıs Cumhuriyeti/ Kuveyt/ Lübnan/ Suriye/ Suudi Arabistan/ Türkiye/ Umman/ Ürdün/ Yemen/ Mısır, Ortadoğu bölgesini oluşturan devletlerdir.

Başbakan Erdoğan her zaman yaptığı gibi  düşünerek, incelemeleri yaptırarak, altyapısını hazırlayarak, uluslararası ilişkileri- ikili antlaşmaların gereklerini ve Türkiye’nin menfaatlerini hesap ederek şu açıklamayı yaptı; “Ortadoğu ülkeleri olarak niçin bizim de bir Schengen anlaşmamız yok?”
Neden olmasın ki! Sultan emreder tüm ülkeler anında yerine getirir!
Fakat “İslami Şengen” den önce çözmemiz gereken bazı problemler var;
* Bu dost ve müttefik, canciğerimiz Arap Ülkelerinden Kuzey Kıbrıs Türk Devletini tanıyan yok. Madem ki her şeyimizi paylaşacağız, bu kadarcık bir kıyak yapsınlar artık…
* Şengen ülkelerinin tümü modern (pozitif)  hukuku uygulayan, İnsan Hakları Beyannamesine  imza koymuş ülkeler. Bunların hiçbiri “Terörist Devlet” değil. Başbakan Erdoğan’ın kankası olan Arap Ülkelerinin tamamı, “Şeriat Hukukuna” inanırlar. Üstelik her biri İslamı farklı yorumlayarak çoklu ve farklı hukuk uygularlar. İçlerinde terörü “Devlet Politikası” olarak benimsemiş devletler vardır.
* Şengen ülkeleri arasında “Suçluları İadesi” anlaşması vardır. Her ülkenin Polis-Jandarma-Gümrük kayıtları müşterek olduğuna göre bu kaçınılmazdır. İslami Şengen’e geçince biz ne yapacağız? Örneğin, İran’da Recm cezasına(Taşlanarak öldürülme) cezasına mahkum edilmiş bir kadın Türkiye’ye kaçarsa, “alın bu kadını istediğiniz gibi taşlayarak öldürün mü” diyeceğiz?
Veya, yolsuzluk yapan ve Yüce Divana sevk edilen bir Türk Bakan, İran’a yahut Birleşik Arap Emirliklerine kaçarsa, bize iade mi edilecek, yoksa İslami inanışa göre, iki eli ve dili kesilerek cezası verilecek midir?
*İslami Şengen ülkelerinin Türkiye hariç hiçbirinde “Demokrasi” yoktur. Arap Ülkelerinde yaşayan, demokrasi aşığı insanların tamamı, Türkiye’ye gelmeye kalsa bize kendi ülkemizde yer kalacak mı?
Demokrasiden kaçıp, krallığa-Sultanlığa sığınan bir kişi bulamazsınız. Fakat Arap Ülkelerinden kaçıp hür dünya’da yaşamayı tercih eden milyonlarca insan bulabilirsiniz. Baksanıza Fethullah Gülen bile, bizdeki demokrasiyi beğenmeyip, İslamı rahatça yaşayabileceği bir Arap Ülkesi yerine, Amerika’yı vatan belledi orada yaşıyor…

Başbakan Erdoğan’ın son Lübnan ziyaretini İsrail ve çok sayıda Arap Ülkesi “ciddiye almadıklarını” açıladılar!.. En çarpıcı açıklama İsrail’den geldi; “Biz Türk Milleti ile dostuz, bunlar gayriciddi ve geçici olaylardır. Bize katil diyen Sayın Erdoğan acaba aynı kelimeyi 40 bin Türk vatandaşının ölümüne sebep olan kişi için de kullanabilir mi?”

Sonuç olarak; Başbakan Erdoğan’ın düşünmeden salladığı bir cümle, balon gibi uçtu gitti.
Kasımpaşalı kabadayı “Farfara Rüstem’e” sorduk; “ Usta, racona göre ne oldu İslami Şengen?”
 Farfara uzunca bir süre düşündü ve şu iki dörtlüğü okudu;

Yurt dışında fazla konuşma dedim dinlemedin,
Baksana her çıkışta bozuluyor dengen,
Bir dediğin, bir dediğini tutmuyor acaba neden,
Senin yüzünden İslami Şengen, şimdi oldu yengen…

Neyine gerek senin Arap Ülkelerinin Liderliği,
Sen öncelikle kendi insanının gönlünü kazan,
Boy pos yerinde, görüntü muazzam,
İki cümle  Arapça konuşur, sanır kendini İmam-ı Azam…

Sağlık ve başarı dileklerimle. 27 Kasım 2010  

RİFAT SERDAROĞLU

rifatserdaroglu@gmail.com
twitter.com/rifatserdaroglu
0 532 211 00 11



  

 


--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
 
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
 
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin

27 Kasım 2010

[anadoluhaber] GENERALLERİMİZE PEŞMERGE SALDIRISI ORDUMİLLET

PEŞMERGE KUKLASI İDARENİN 3 TÜRK GENERALİNE TERTİPLEDİĞİ "SİYASİ SALDIRI"YI LANETLİYORUZ!


27.11.2010


1- Bilinen bir husus; günlük dilde, bir hükümetin veya onun idaresindeki kişi ve kurumların aldıkları kararlarla ilgili her hangi bir tartışmada menfi manada "siyasi karar" tabiri kullanılırsa, kastedilen karar veya kararlar, sadece ülkenin bağlayıcı kanunlarına, Anayasasına aykırılığı açıkça sabit bulunanlardır.


Söz konusu kararlarla haksızlığa uğrayanlar, ülke kanunlarına ve anayasaya aykırılığı açıkça görülen kararları menfi manada "siyasi karar" olarak nitelerler.


Ülkenin bağlayıcı kanunlarına, Anayasasına aykırılığı açıkça sabit bulunan kararların yol açacağı sonuçlar itibarıyla gerçekten menfi olup olmadıklarıysa, hem kararı alanların, hem karara maruz kalanların, hem de değerlendirmeyi yapanların siyasi görüşlerine göre farklılık arz eder.


Mesela, Anayasanın 5.Maddesinin en başında yer alan “Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak” görevi, kendisine, “Silahlı Kuvvetlerin vazifesi; Türk yurdunu ve anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyetini kollamak ve korumaktır” diyen TSK İç Hizmet Kanununun 35. maddesince anayasal bir görev olarak tevdi edilmiş bulunan Türk Silahlı Kuvvetlerinin yetkili komutanlarını, "Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü kaybetmesine, ülkenin kukla idare ve iç bozgunculuk eliyle hızla bölünmesine niçin seyirci kaldınız? Anayasanın emrettiği görevi niçin yerine getirmediniz?" diye sorumlu tutmak yerine; Türk Milletinin tarih sahnesine yeniden çıkışını anlatan Ergenekon Destanının adının, sırf Türk Milletini aşağılamak, horlamak için kod adı olarak kullanıldığı bir saldırı başlatarak, aynı anayasal görevi "darbe", bu görevden kaçmayacakları kanaatine vardıklarını da "darbeci" olarak adlandırıp Silivri Toplama Kampına kapatmak, uygulamayı böylece gören samimi vatanseverlere göre şüphesiz Anayasanın açık hükümlerine aykırı bir uygulamadır.


Dolayısıyla, gerek delil toplama, gerekse yargılama aşamasında gözlenen bir dizi uygulamayla kendini dışa vurduğu üzere, Ergenekon Tertibi" aslında "siyasi bir saldırı"dır.


Ve bu saldırının arkasında bulunan, saldırıya yeşil ışık yakıcı/başlatıcı karar, yine vatanseverlerce, "ülke kanunlarına ve Anayasa hükümlerine açıkça aykırı, yargılanması gereken suç niteliğinde bir siyasi karar"dır.


"Ergenekon Tertibi"ne hararetle destek olan veya sessiz kalanlarsa, kendilerinin "ileri demokrasinin kurulması", tam bağımsızlık yanlısı samimi vatanseverlerinse "Ergenekon Tertibi" olarak niteledikleri uygulamalardan hem siyasi, hem de oluk oluk ekonomik fayda devşirenlerdir.


2- Öte yandan, idare eden heyetin, alacağı kararlarla belli bir siyasi program gerçekleştirmek üzere göreve talip olup iş başına gelmiş bir siyasi kadro olduğu dikkate alınırsa, aslında hükümetçe alınmış, ülke kanunlarına, Anayasasına harfi harfine uyan her karar da, belli bir maksadı gözeterek alınması anlamında birer "siyasi karar"dır.


Bunlar, günlük dilde "kitabına uydurmak" tabir olunan, görünüşte hukuka uygun siyasi kararlardır ki, kitabına uydurulmuş kararların da yol açacağı sonuçları itibarıyla gerçekten menfi olup olmadıkları, yine hem kararı alanların, hem karara maruz kalanların, hem de değerlendirmeyi yapanların siyasi görüşlerine göre farklılık arz eder.


Mesela, Genelkurmay eski Başkanlarından Yaşar Büyükanıt'ın doğru olarak tespit ettiği, ancak icabını yerine getirmekten yan çizdiği "1919 Şartları"nın birincisinde, vatanseverlerin diliyle işbirlikçi Istanbul Hükümetinin, İstiklal Savaşı'nın önderi Mustafa Kemal ve silah arkadaşları aleyhine çıkardığı dine uygun fetva, o vaktin bölünüp parçalanma yanlısı etnik yaltakçılarınca müspet bir kararken; o fetvaya en az onun kadar dine uygun bir fetvayla karşılık veren Mustafa Kemal ve arkadaşlarıyla, vatanseverlerin gözünde, hiç bir hükmü olmayan bir kağıt parçasıydı.


3- Tek cümleyle ifade edelim; peşmergeye boyun eğen hükümetin 3 Türk Generali hakkında aldığı karar, "kitabına uydurulmuş" bir karardır ve vatanseverlerin gözünde hiç bir hükmü yoktur.


OrduMillet




Genelkurmay Başkanlığı 3 generalin açığa alınmasıyla ilgili açıklama yaptı:


1. Milli Savunma ve İçişleri Bakanları tarafından açığa çıkarılan iki General ve bir Amiral hakkında eksik ve yanlış bilgilere dayalı olarak yapılan değerlendirmeler/yorumlar nedeniyle, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi için aşağıdaki açıklamanın yapılmasına gerek görülmüştür.


2. Bilindiği üzere Yüksek Askeri Şûra (YAŞ) çalışmaları 04 Ağustos 2010 tarihinde tamamlanmıştır. YAŞ Kararları çerçevesinde terfi ettirilmesi yönünde karar alınan General/Amiral ve Albayların terfi kararnameleri imzalanmak üzere aynı gün Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığına gönderilmiştir.


3. Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından; terfi kararnamesinde isimleri yer alan 3 General ve Amiralin, “haklarında mahkemece çıkarılmış yakalama emirlerine karşı itiraz davaları henüz sonuçlanmadığı” gerekçesiyle, 04 Ağustos 2010 tarihinde gönderilen terfi kararnameleri imzalanmamıştır.


4. Onaya sunulan Terfi ve Atama kararnamelerinin imzalanmaması, diğer yükselme ve görevde uzatılma durumundaki personelin işlemini engellediği ve bu durumun Türk Silahlı Kuvvetlerinin emir komuta sistemini ciddi olarak etkileyeceği dikkate alınarak; bir olumsuz duruma meydan vermemek amacıyla yeni Terfi ve Atama Kararnameleri hazırlanarak; üst rütbeye yükselmeleri uygun görülmeyen personelin, bulundukları rütbeleriyle yeni görevlere vekaleten atanmaları teklif edilmiştir.


5. Bu Terfi ve ilgili Atama Kararnameleri onay makamları tarafından uygun görülerek onaylanmıştır.


6. İstanbul 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi, 06 Ağustos 2010 tarihinde yakalama müzekkerelerinin kaldırılmasına karar vermiştir.


7. Bu kararın sonucuna bağlı olarak; 3 General ve Amiralin terfi ve atama kararnameleri, 12 Ağustos 2010 tarihinde Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığına tekrar gönderilmiştir.


8. Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığınca, bu kez de “yeni bir kararname çıkarılmasına gerek görülmemesi“ gerekçesiyle terfi kararnameleri 24 Ağustos 2010 tarihinde imzalanmamıştır.


9. Bunun üzerine konuyla ilgili olarak, 3 General ve Amiral tarafından Askerî Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM)’ne “Bir üst rütbeye terfi ettirilmeme işleminin iptali” için yürütmeyi durdurma istemli olarak 24 Ağustos 2010 tarihinde dava açılmıştır.


10. AYİM, 27 Ağustos 2010 tarihinde, 10 gün kesin süre vererek Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığının savunmalarını talep etmiştir.


11. Milli Savunma Bakanlığı 02 Eylül 2010 tarihinde, İçişleri Bakanlığı 06 Eylül 2010 tarihinde savunmalarını AYİM’e sunmuştur.


12. AYİM, 27 Eylül 2010 tarihinde "bir üst rütbeye terfi ettirilmeme işleminde" yürütmenin durdurulması kararı vermiştir.


13. Yürütmenin durdurulmasına dair gerekçeli karar, 01 Ekim 2010 tarihinde Başbakanlık, Milli Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve davacı Generaller ile Amirale tebliğ edilmiştir.


14. Davacı Generaller ve Amiral, idareye dilekçe vererek yürütmenin durdurulması kararının uygulanmasını talep etmiştir.


15. Başbakanlık, Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı yürütmenin durdurulması kararına itiraz etmiştir. AYİM, itiraz taleplerini 15 Ekim 2010 tarihinde görüşerek reddetmiştir.


16. Bu karar üzerine, Gnkur.Bşk.lığı söz konusu Generaller ve Amiral hakkında 30 Ağustos 2010 tarihinden geçerli olmak üzere terfi ve atama kararnamelerini hazırlamış ve kararnameleri Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığına 19 Ekim 2010 tarihinde göndermiştir.


17. 21 Ekim 2010 tarihinde ise; Başbakanlık, Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı vasıtasıyla, ilgili personel hakkında emeklilik işlemlerine ilişkin belgelerin birer suretini Gnkur.Bşk.lığından talep etmiştir. 22 ve 26 Ekim 2010 tarihlerinde ilgili Bakanlıklara gönderilen cevabî yazılarda, yargısal süreç belirtilerek; 24 Ağustos 2010 tarihinde AYİM’de açılan davalar ve 27 Eylül 2010 tarihinde verilen yürütmenin durdurulması kararı nedeniyle Terfi ve Atama kararnamelerinin işlem yapılmak üzere kendilerine gönderildiği ifade edilmiştir.


18. Başbakanlık, 02 Kasım 2010 tarihinde yürütmeyi durdurma kararının kaldırılması yönünde ikinci kez AYİM’e başvurmuştur. AYİM, itiraz talebini 05 Kasım 2010 tarihinde görüşerek yine reddetmiştir.


19. 22 Kasım 2010 tarihinde Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından söz konusu Generaller ve Amiral açığa çıkarılmıştır. Açığa çıkarılma yazısı anılan Generaller ve Amirale aynı gün tebliğ edilerek tebellüğ belgeleri ilgili bakanlıklara gönderilmiştir.


20. Adı geçen Generaller ve Amiral tarafından yürütmeyi durdurma istemli olarak açığa çıkarılma işleminin iptali için 23 Kasım 2010 tarihinde Askerî Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM)’ne dava açıldığı öğrenilmiştir.


21. Yargı süreci halen devam etmektedir.


Kamuoyuna saygı ile duyurulur

OrduMillet



http://www.ordumillet.com/Content.aspx?haberID=815&B=pesmerge-kuklasi-idarenin-3-turk-generaline-tertipledigi-siyasi-saldiriyi-lanetliyoruz






--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
 
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
 
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin

[anadoluhaber] Tek Türkiye: Birleştirirken Bölmek

Arkadaşlar merhaba,

KV Pusu ve Tek Türkiye özelinde milliyetçi dizileri konu alan bugünkü yazımı paylaşıyorum.

Sevgiyle kalın…

Reha Ruhavioğlu / haBertaraf

Tek Türkiye: Birleştirirken Bölmek

http://www.habertaraf.com/koseyazisi/7368-tek_turkiye_birlestirirken_bolmek.html

STV’de yayınlanan Kollama dizisinin karakterlerinden Kaya Minik bir sahnede şöyle diyordu: “Vatandaşın gerçeği gördüğü pencere medyadır. Oradan neyi gösterirsen ona inanır!”

Türkiye’de medya kendini devletin ideolojik aygıtı olarak konumlandırdı ve bu rolü neredeyse hiç değişmedi. Dün seyrettiğimiz filmlerde bir yandan Malkoçoğlu yiğitler aslan pençeleriyle tek başlarına kaleler fethediyor, diğer yandan aydınlanmış Cumhuriyet kadınları cahil köylüyü aydınlatmaya, eğitip adam etmeye gidiyorlardı. Devlet o pencereden bunun gösterilmesini istiyordu çünkü… Bugün hemen her kanalda bir türevi oynatılan bol milliyetçilik soslu dizilerden anlamamız gereken bugün de devletin böyle istediği herhalde…

Öyle olmasa, iyi reytinge ve dönmesi için toplanan binlerce imzaya rağmen Bu Kalp Seni Unutur Mu dizisi dönmemek üzere yayından kaldırılır mıydı?

TV dizilerindeki amaçlardan birisi insanların ekranda gördükleri kurguya inanmalarını sağlamaktır. Böyle olunca senaryoların kılı kırk yarması gerekiyor. Oysa bizde öyle mi…

En son izlediğimiz bölümü vesilesiyle Kurtlar Vadisi Pusu’dan başlayalım…

Diziye göre; örgüt liderleri akıllı olsa bile satılmış, militanlar sadık ama kandırılmış… Oluşturulmaya çalışılan bu algı bir asırdır değişmedi, değişmez…

Yine diziye göre; anadilde eğitim talebi birden bire ve örgüt eliyle ortaya atılmış, kardeşliğimize göz dikmiş bir provokasyondur. Mahkemede Kürtçe ifade verme talebi de aynı anlayışla değerlendiriliyor. Üstelik burada bir de ironi vardır; savcı Kürtçe ifadeye onay verdiği halde Kürt karakter kendini yeterince ifade edemez, çünkü Kürtçe’yi tam olarak bilmemektedir.

Yukarıdaki sahnelerden çıkarılacak sonuç şudur; Kürtlerin Kürtçe gibi bir talepleri hiç olmadığı gibi bugün de yoktur. Anadilde eğitim için okulu boykot edenler de ifadesini Kürtçe vermek isteyenler de teröristtir. Üstelik bu öyle samimiyetsiz bir taleptir ki bu hak verilse dahi Kürtler Kürtçe’yi konuşamıyorlar.

Gelelim Tek Türkiye’ye…

Doğrusu STV, bölgeyi konu alan dizilerin hepsinde devletin ideolojik aygıtı olma rolünü çok iyi yerine getiriyor.

Daha önce de yazmıştım; tarihin, kültürün, onurun, direnişin simgesi Puşi her kanalda “teröristlerin” boynunda ve sonuç; Kürt ilinde memur bir arkadaşım tatilde memleketine giderken yeğenine hediye olarak puşi götürür. Çocuk bu hediyeye hiç memnun olmaz ve dayısına ‘Ben terörist miyim?’ diye kızar. ‘Ne alaka?’ diyen dayı ikinci cümle ile meseleyi anlar: ‘Ölümsüz Kahramanlar’da bunu hep teröristler takıyor…

Misal Kollama’nın müzikleri bölgenin dağlarındaki yazıları çağrıştırıyor, ki bu iyi bir çağrışım değil…

Tek Türkiye, Kürt Meselesini bugünkü devletin görmek ve göstermek istediği şekilde yansıtıyor; Kürtler kardeşler ama cahil, geri kalmış kardeşler… Başta Yahudi ve Ermeniler akıllı Kürtleri satın almış, cahilleri kandırmış ve bir örgüt kurmuşlardır. Cehalet, doktor Tarık gibi aydınlanmışların Kürtleri aydınlatması ile ortadan kalkacaktır. (Bu aydınlanmacı nesil 1930lardan beri durmadan gelir, lakin bu Kürtlerin cehaleti hala giderilebilmiş değil…)

Tek Türkiye’ye göre örgüt; hapçı, uyuşturucu müptelası bir güruhtur. Hatta daha da ileri gidip örgütü “içip içip birbirini becerenler örgütü” olarak lanse eder. (Afedersiniz ama pusulası hoşgörüye ayarlı bir hareket bu diziyle örgüte dolaylı ya da açıktan destek veren yaklaşık 4-5 milyon Kürdün gönlüne girmeyi nasıl düşünüyor anlamıyorum.)

Filmde doğru düzgün Türkçe konuşan Kürt, neredeyse hiç yoktur. Hadi buna bir şey demeyelim, ama filmdeki Kürtlerin şiveleri birer hilkat garibesi oldukları izlenimini uyandırıyor.

Başka bir nokta da filmde askere hiç toz kondurulmazken, bölgedeki koskoca bir suç yığını Çetin ve üç-beş adamına yıkılıyor. Böyle olunca uyandırdığı izlenim “kötü olanın devlet değil, devletin içine sızmış derin yapılar” olduğudur. Bana göre bu düşünce artık sorunla yüzleşmekten kaçmanın bahanesi olmuştur.

Kürtler; Kaymakamından özel harekat polislerine, askerinden öğretmenine devleti temsil eden herkesten zulüm gördükleri bir zamandan geçtiler. O zulmü yapanlar cezalandırılmak yerine hep taltif edildiler. Devlet suçluları cezalandırsa bu düşünceye hak verilebilirdi ama söyler misiniz; hayvanları ağıla toplayıp ateşe veren, köylüyü köyünden süren, insanlara dışkı yediren, sivil halkı silahla tarayan devlet görevlileri görevlerinin başında kalmaya devam ediyorlarsa bunların tamamı devletin de suçu olmuyor mu?

AKP ve Gülen’i bitirme planında “Kurtlar Vadisi, Tek Türkiye ve Kollama dizileri hakkında olumsuz haberler yaptırılarak bu dizilerin halk nezdinde güven yitirmeleri sağlanmalıdır.” ifadeleri yer alıyordu.

Darbe planında yer alan bu ifadeler beraberinde iki sonucu doğurdu;

ilki; bu diziler birleştirici olduklarından Ergenekon’un bu dizilere düşman olduğu düşüncesi… Bu düşünce yanlış; çünkü bu diziler birleştirici falan olduklarından değil Ergenekon’a da yüklendiklerinden dolayı Ergenekon bu dizilere düşman…

ikincisi; hal böyle olunca bu dizilere eleştiri yöneltenler “Ergenekoncu olarak görülme” tehlikesi ile susturulmaya çalışıldılar.

Bu durumu da vicdan sahiplerinin vicdanına havale ediyorum…

Yineliyorum; bu ülkeye kardeşliğin nasıl geleceği konusunda kafa yoranlara böyle gelemeyeceğini rahatlıkla söyleyebilirim. Barış ve kardeşlik getirecek formülü aramayı bilmiyoruz, sanki bulmamak için arıyoruz. Ya da arıyor muyuz?

Not: Bu konu hakkında farklı görüşlerin tartışma yazılarını bir arada görmek için ruhavi.blogspot.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Reha Ruhavioğlu / reha.ruhavi@gmail.com

--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
 
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
 
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin

26 Kasım 2010

[anadoluhaber] KAÇIN DEMOKRAT TAYYİP GELİYOR // Rifat Serdaroglu




  rifatserdaroglu@gmail.com
 26 Kasım 2010 12:26

KAÇIN DEMOKRAT TAYYİP GELİYOR!

İnternet muhteşem bir olay. Yazılı ve görsel medyanın tamamına yakınının AKP Hükümeti tarafından gönül rızası(!) ile “yandaş medya” haline getirilmesinden sonra, gerçek demokrasiyi ve özgür fikirleri okumak, duymak isteyenler için inanılmaz bir kaynak. Özellikle, mizah gibi çok zor yapılabilen, zeka ve beceri  isteyen yazı türlerini okumak isteyenler için internet adeta bir derya gibi.
Bu sitelerden birinde(Zaytung.com) yayınlanan bir yazıyı sizlerle paylaşmak isterim;

Başbakan Erdoğan’ın Türkiye’de İleri Demokrasiye geçiş mücadelesini anlatmak için önümüzdeki hafta Ege Üniversitesini ziyaret edeceği haberi, üniversite camiası tarafından endişeyle karşılandı. Konuyla ilgili olarak Rektörlükten yapılan açıklamada, Başbakan’ın daha önceki demokrasi ve ifade özgürlüğü temalı konuşmaları sırasında yaşanan bir takım talihsizlikler yüzünden yaklaşık 20 kadar üniversite öğrencisinin çeşitli hapis cezalarına çarptırıldığı  hatırlatılarak, öğrencilerden o gün çok çok  önemli bir işleri yoksa okula gelmemeleri ve hatta kampus civarında bile dolaşmamaları istendi.

Rektörlük tarafından yapılan açıklamada, Başbakan Erdoğan’ın, 2008’de İTÜ’de, üniversitelerde ifade özgürlüğünün geliştirilmesi gerektiğiyle ilgili bir konuşma yaptığı sırada kendisini protesto eden 18 üniversite öğrencisinin geçtiğimiz gün 15’er ay hapis cezasına çarptırıldığı hatırlatılırken, 2010 Mart ayında Roman vatandaşlara demokratik açılımı anlattığı konuşması sırasında parasız eğitim için pankart açan 2 üniversite öğrencisinin de halen 15’er YIL hapis istemiyle tutuklu olarak yargılandığına dikkat çekildi. Açıklamadan diğer bazı satır başları şöyle;
 “Değerli öğrenci arkadaşlar, 30 Kasım 2010 Salı günü Sayın Başbakanımız ‘Üniversitelerde İfade Özgürlüğü ve Demokrasi’ konulu bir konuşma yapmak için  okulumuzu ziyaret edeceklerdir. Bu ne demek az çok hepimiz biliyoruz. Kendisi biraz talihsiz bir insan olduğundan, ne zaman demokrasiyle ilgili bir konuşma yapacak olsa mutlaka birkaç öğrenci tutuklanıyor. Biz de zaten o gün konuşmanın yapılacağı salona herhangi bir öğrenci girişine izin vermeyeceğiz. Neticede hepiniz bize ailenizin emanetisiniz. Ancak bu da yeterli olmayabilir. Gençsiniz, kanınız kaynar. Kazara ağzınızdan Sayın Başbakanımızın hoşuna gitmeyecek ters bir söz çıkar, sesiniz biraz yüksek çıkar vs.  Dünyanın bin türlü hali var değerli öğrenciler. En iyisi o gün hiçbiriniz okula gelmeyin. Hatta ne olur ne olmaz kampus çevresinde de dolaşmayın. Hiçbirinizin vebalini almak istemeyiz. Öğretim görevlisi arkadaşlarımızla da konuştuk, o gün kimse yok yazılmayacak. O açıdan da rahat olun yani. Tehlike geçene kadar evinizde, yurttaki odanızda oturun güzelce. Hava güzel olursa Alsancak’a filan gidin…”

Açıklamada, her şeye rağmen o gün mutlaka okula gelmesi gereken öğrenciler için alınan önlemlere de yer verilerek, kampus girişlerinde pankart-tişört-şapka gibi güvenlik unsurlarının temin edileceği kaydedildi. “ONE MİNUTE” “RTE THE MAGNİFİCİENT”    baskılı şapka ve tişörtlerin yanı sıra dağıtılacak “HOŞ GELDİN DAVOS FATİHİ”  “ADAM GİBİ ADAM”  “ANALAR NELER DOĞURUYOR”  “FÜZELERİN EFENDİSİ”  VE  “EN BÜYÜK SULTAN BİZİM SULTAN” yazılı pankartların öğrenciler için hayati önem taşıdığı vurgulanırken, son olarak şu uyarılara yer verildi;
“Güvenliğiniz için size dağıtılan şapka-tişört ve pankartları yanınızdan ayırmamalısınız, ancak tabii tüm bu önlemler yine de yeterli olmayabilir. Proje teslim etmek için geldiğiniz okulunuzu bir ekip otosunda da terk edebilirsiniz. Yapacak bir şey yok, bu işler biraz da nasip kısmet meselesi artık…”

Bir de bizden olsun;

İsrail Dışişleri ve Mossad’ın Bilgisayarları çöktü;
Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun uyguladıkları “Türk Dış Politikasını” anlamakta zorlanan İsrail Dışişleri ve İstihbarat Servisi Mossad merkezinde sıkıntılı günler yaşanıyor!
Bu iki birimde de tüm izinler iptal edildi. Hatta, yeni hemoroit ameliyatı olan Mossad Müsteşar Yardımcısı Moiz de, altındaki minderiyle görev yerine getirildi.

Öncelikle Başbakan Erdoğan’ın İsrail hakkında verdiği tüm beyanlar, yaptığı konuşmalar  dünyanın en gelişmiş bilgisayarlarından olan ve “Davut” olarak bilinen bilgisayara yüklendi. Daha sonra gerek İsviçre’de Davutoğlu ile İsrail Ticaret Bakanının yaptıkları toplantıdaki zabıtlar, gerekse de Amerika’da Yahudi Lobisinde Türk Yetkililerin yaptıkları konuşma zabıtları “Davut’a” yüklendi. En son olarak, Türkiye’nin NATO Zirvesindeki Füze Kalkanı projesinde, İran saldırısına karşı İsrail’i koruyacak sistemin ülkesinde kurulmasına izin vermesi  olayı ve Başbakan Erdoğan’ın Lübnan’da yaptığı konuşmasındaki, “katile katil deriz- kediye kedi deriz-füzeye füze deriz-kerize keriz deriz” sözlerini eklediler. Ve cevap düğmesine bastılar.
Önce uzun süren bir sessizlik, sonra müthiş bir gürültü, Davut’un her tarafından çıkan dumanlar ve İngilizce yazılmış cevap  kağıdı: “I don’t know, I don’t know, ask the Ulema, ask the Ulema”(Ben bilmiyorum, ben bilmiyorum, Ulema’ya sorun, Ulema’ya sorun).
Kağıdı eline alan Moiz, oturduğu yerden; “Nedir lan bu Ulema, bulun şunu bana, zaten canım yanıyor”…

Sağlık ve başarı dileklerimle 26 Kasım 2010

RİFAT SERDAROĞLU
rifatserdaroglu@gmail.com
twitter.com/rifatserdaroglu
0 532 211 00 11

 


--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
 
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
 
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin