12 Ocak 2011
4 Ocak 2011
[anadoluhaber] BU TÜRKİYE YIKILIR...
| BU TÜRKİYE YIKILIR…
Adalet bir devletin temelidir.Türkiye’de bir mahkemeye yolunuz düştüğünde,hakimin arkasında “Adalet Mülkün Temelidir” yazısını görürsünüz.İşte o adalet artık Türkiye’de mülkün yani devletin temeli olmaktan çıkmıştır. Vatandaşın adalet duygusunu kaybettiği bir devlet yıkılır.Ve kanaatimce vatandaşın Türkiye’de adalet olgusuna artık inancı kalmamıştır. Habur’da terör örgütüne düzenlenen hakimli ve savcılı karşılama,teröristlerin ayağına mahkemenin taşınması ve terör örgütüne üyeliğin ikrarına rağmen teröristlerin ellerini kollarını sallayarak Türkiye’ye girişleri,hukukun üstünlüğünün egemen olduğu çağdaş bir ülkede asla görülebilecek bir tablo değildir. Bebek katili sıfatlı ve binlerce şehidin kanına girmiş olan terörist başının İmralı’da adeta bir tatil köyünde yaşar hale getirilmesi ve eli kanlı örgütünü pervasızca idam ve müebbet hapisle hükümlü olduğu konforlu mekanından yönlendirmesi,hukukun egemen olduğu bir ülke de asla düşünülemez. Bir ülkenin Yargıtay’ı,Danıştay’ı,Sayıştay’ı ve HSYK gibi adli organları,hangi ülkede bu kadar siyasallaşmıştır?Hangi ülkede hakim ve savcılara ve onların yürüttükleri soruşturma ve yargılamalara bu kadar güven azalmıştır?Bütün bunlar kasıtlıdır ve Türk devletinin yıkılması için iç ve dış düşmanlar tarafından yapılmakta,halkın devletine karşı güveni sarsılmaya çalışılmaktadır. Hukuk niçin bu kadar geç tecelli etmekte veya hiç tecelli etmemektedir?Yargılamalar ve temyiz incelemeleri niçin bu kadar uzun sürmektedir?Yargıtay’da bekleyen 1.700.000 dosya sayısına ulaşılıp adalet kilitleninceye kadar niçin tedbir alınmamıştır? Ülkemizde mahkemelerce yakalanmasına karar verilen 700.000 kişi neden kolluk kuvveti dediğimiz polis ve jandarma tarafından bulunamamakta ve mahkemelerin muhtelif emirleri ivedilikle niçin yerine getirilememektedir?Ama bu çark namuslu vatandaş için tersine işlemekte ve bu kolluk kuvvetleri istediklerini iğne deliğine girse bile anında yakalamaktadır.Bu da hukukumuzu haklının hakkını bulduğu değil güçlünün olmayan hakkını hukukileştirdiği bir güçlüler hukukuna dönüştürmektedir. Şimdi de nedeni ne olursa olsun halkın hukuk duygusunu zedeleyecek bir şekilde ,tutukluluk süresi uzadı diye mahkumiyeti Yargıtay incelemesi ile kesinleşecek pek çok suçlu halkın gözlerinin içine baka baka salıverilmektedir. Eğer bu salıverilenler suçlu değilse niye bu kadar uzun süre tutuklu kaldılar?Yok eğer suçluysalar niye yargılamaları süratle neticelendirilip niçin ceza almadılar ve kamu vicdanı niye tatmin edilemedi?Kimsenin hele ülkeyi yönetenlerin bu iş te hiç mi kabahatleri yok? İç hukukta bu sıkıntılar yaşanırken ve bunlar yetmezmiş gibi başbakan yardımcısı Bülent Arınç aslında sıradan bir kilisenin papazı olmaktan başka hiçbir hüviyeti olmayan Bartholomeos’un ayağına kadar gidip “haklı taleplerinizi yerine getirmeyi görev sayıyoruz” demesi uluslararası hukuk açısından tam bir mağlubiyet ve Batı Trakya Türklerinin haklarının terk edilmesi demektir.Sayın Arınç’a ;Batı Trakya Türklerinin haklı taleplerini Yunanistan’ın yerine getirmesi konusunda ne yapıyorsunuz diye soruyorum. Ya vergi,prim,trafik cezası gibi bir çok hususu içeren ve yurttaşlık görevini zamanında yerine getiren vatandaşı enayi yerine koyan af tasarısına ne demeli?Ya askerlik görevini zamanında eksiksiz tamamlayan vatandaşa karşı,polislerimizin yasayla kayırılmasına ne demeli?Nerede kaldı anayasamızın her vatandaşın yasalar karşısında eşit olduğu ilkesi? Vatandaşımız,devletine güveniyor ve hakkını mahkeme de arıyor,oğlunu askere gönderiyor ve ocağına ateş düşebiliyor,vergisini zamanında ödüyor,bayrağına ve devletine saygı duyuyor ve karşılığında hep haksızlığa uğruyor.İdeal vatandaş olmanın ödülü asla bu olmamalıdır.Bu bir kader olamaz ve hukuk denilen sistem buna izin veremez. Böyle yapan bir devletin ayakta kalıp yıkılmaması mümkün değildir.Ancak enteresandır ki;bu tabloya karşı Türk halkı büyük bir sessizlik içindedir. Büyük Önder Atatürk;Kurtuluş Mücadelesi sırasında kendisini endişelendiren en büyük hususlardan birinin,iç cephedeki suskunluk ile bunun sonucu ortaya çıkan sessizlik olduğunu söyler. Kurtuluş Mücadelesi incelendiğinde,Atatürk’ün,Türk Milletini uyandırmak için çok sıkıntı çektiği görülecektir.Kurtuluş Mücadelesi’nin kilit noktası olan Kastamonu halkının bile mücadeleye razı edilmesi için Mehmet Akif uzun süre Kastamonu’da kalmış ve Nasrullah Camii’nde vaazlar vermiştir.Türk halkını Kurtuluş Mücadelesi’ne ikna etmek için gösterilen çabalara böyle yüzlerce örnek verilebilir. Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlara şöyle bir bakınca yaşadığımız günlerin Kurtuluş Mücadelesi’nin verildiği günlerden pek farklı olmadığı görülmektedir. Ülkemizde adalet denilen olgu tükenmiştir.Ekonomi çıkmaza sürüklenmiştir.Bölünme kapıya dayanmıştır.Halk fakirlikten hiçbir şeyi düşünemez bir haldedir.Buna rağmen bir kısım şer güçler; medya ve toplumun arasına karışmış işbirlikçi ajanları eliyle çizdikleri pembe tablolarla halkın kafasını karıştırmaktadır. Bu durum halkımızı sessizliğe itmektedir.Halkı bu sessizlikten ve hukuksuzluğa karşı suskunluktan kurtarmak ve buna demokratik kurallar çerçevesinde çözüm bulmak her bir Türk aydınının görevidir. Bu nedenle herkes bulunduğu çevrede önderliğe soyunmalı ve Türk Milletine,içine düştüğü bu badireden kurtarılması için destek sağlamalıdır.Aksi halde adalet terazisini bu kadar bozmuş olan bir devlet yıkılır ve Türk Milleti felakete yelken açar.Ve tabii ki;halen adı Türk olan bir millet ortada kaldıysa…
Özcan PEHLİVANOĞLU |
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
| Tepkiler: |
[anadoluhaber] Filistin ve Gazze Sorunumuz!
FİLİSTİN VE GAZZE SORUNUMUZ!
GAZZE’li Filistinliler şu günlerde büyük bir imtihan içerisindeler. Düşmanları çok büyük ve kalabalık. Hele şu günlerde çokça kullanılan “Orantısız Güç” tam bir örneğiyle sergileniyor. Taşa karşı; top, füze, bomba neler var kim bilir birde anlamını tam çözemediğimiz hadi misket bombası yetmezmiş gibi aslında çok güçlü bir silahtı, birde başımıza Fosfor ‘(Kimyasal Simgesi P) çıktı. Kısacası tam teçhizatlı bir orduya karşı müdahale edilmektedir. Siyonistler süper silahlarla GAZZE’ye tüm güçleriyle saldırmaktadır.
Kullandıkları uçaklar F-16. Bu güçlü uçak/silah yaptığımız askeri anlaşma gereği KONYA’da eğitilmiş olan pilotları Müslüman GAZZE’lilere ölüm yağdırıyor. Bu anlaşmaya imza atanlar bu kadar büyük bir vebalin altından kalkabilirler mi? Bu anlaşmayı da İSRAİL’e giderek imzalayan Genel Kurmay İkinci Başkanı Orgeneral Çevik BİR’dir. Anlaşma tarihi de 23 ŞUBAT 1996 tarihinde imzalanmıştır. Daha sonrada ERBAKAN Hükümeti kurulmuş, aynı tarihte ülkenin Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman DEMİREL, Başbakan Tansu ÇİLLER, Dışişleri Bakanı da Sayın Deniz BAYKAL’dır. Sayın ERBAKAN bu belirtilen tarihten tam 4 ay sonra 28 HAZİRAN 1996‘da Başbakan olabilmiştir. O dönem iktidara gelen Refah Partisi’nin milletvekilleri bu konuyu/sorunu meclise taşımışlar, en ağır bir şekilde eleştirmişlerdir. Görüldüğü üzere Sayın ERBAKAN bu tür suçlamadan muaf tutulmuş olur. Bu çirkin anlaşmayı Sayın ERBAKAN Hocanın üzerine atanların lütfen anılan tarih ve olayları bir yere not etmelerini tavsiye edeim.
Konumuzdan uzaklaşmayalım; Katil Siyonist İSRAİL’in niyeti tamamen Hamas ileri gelenlerini öldürmek, FİLİSTİN’in kurtuluşunu sağlayacak olan kurumları yok etmek, bu esnada elinden geldiğince Müslüman kanı akıtmaktır. Buna birde kılıf bulmak lazımdı. O da FİLİSTİN’li kardeşlerimizin evde ürettikleri roketleri göndermeleri Siyonistler için savaş nedeni olmuştur. Üstelik bu silahların o kadar da yıkıcı tahribat güçleri yoktur. Sebep olayı; katil Siyonistler sebep olarak görmüşler, aradıkları fırsat ellerine geçmiştir.
Bu harekat/katliamı; ABD, ÜRDÜN ve özellikle MISIR’da biliyorlardı. Bunlar nasıl Müslüman ülkeler. Kafirlerle iş birliği yapıyorlar. Ayet-i Kerimede de buyurulduğu gibi kim hangi kavimdense, o kavme yardım ediyorsa, işbirlikçilik yapıyorsa kıyamet gününde aynen onlarla (kafir dostlarıyla) haşr edilecektirler. Eğer bu meşhur Ayet-i Kerime’yi bilmiyorlarsa öğrenmelerini tavsiye ederim. Yapılan katliam harekatından daha önce Siyonist katiller TÜRKİYE’yi de ziyaret etmişlerdir. Benim kendi inancım bu harekattan/katliamdan BOP Eş Başkanı Sayın Başbakan, Sayın Cumhurbaşkanı’nın da haberi olması ihtimali yüksektir. Haydi Hıristiyan camiasından vazgeçtik de ya Müslüman camiasına ne demeli. İçerisinde Müslümanların yaşadığı ama kanunları Kur’an-ı Kerim olmayan bu sözde Müslüman ülkeler eğer başta MISIR, SURİYE olmasaydı katiyen katil Siyonistler bu cinayetleri işlemeye cesaret edemezlerdi. Sırf MISIR karşı çıksaydı bile bu katliam düzenlenemezdi. Bu harekatın düzenlenmesini ABD, Avrupa, ÜRDÜN ve MISIR kesinlikle biliyordu. Üstelik bu katliamdan önce gelen Siyonist heyet bu harekat hakkında hükümete kesinlikle bilgi vermiş tabiî ki kendilerini tasdikleyici bir yanıt almış olmalılar ki pervasızca bu cinayetleri işlemeyi göze alabilmektedirler.
Yabancı yayıncılar yapılan katiamları teferruatsız olarak verip derinlemesine değinmemektedirler. Bu bize AB konusunda dost görülenlerin asıl maksatlarını/niyet ve isteklerini de ortaya koymaktadır. Bundan ders alalım. AB Sevdasından vazgeçelim. Çünkü uygulamaları ortada.
FİLİSTİN’deki Hamas Partisi % 71 gibi ezici bir çoğunlukla bir seçim kazandı. FİLİSTİN halkı işbirlikçi El Fetih ile bu davanın yürütülemeyeceğini çok iyi anladı. Sandığa de gerekli olan güvenilen partiyi getirdi. Çok da iyi yaptı. Artık seçmen işe yaramayan, kendisine değilde başkasının emrine göre çalışanları (ABD, AB, Siyonist İSRAİL vb.) İslam düşmanları ile işbirliği yapanları sandıkta silip geçmiştir. Bunu ülkemezde de yaşadık ve aynı durumu yaşayacaklar da var.
Dünyanın efendisi katil Siyonist İsrail ve onun maşası ABD bu seçim sonuçlarından hangi yetki ve hakka sığınarak tanımamışlardır. Seçilen FİLİSTİN’li parlamenterler tutuklanmış, hapse atılmış ve halende içeridedirler. Suçları nedir ki? Katil olmak mı? Zaten ABD bu görevi yeterince yerine getirmiyor mu?
Katil Siyonistler 50 milyar dolara da el koymuşlardır. Cinayet, gasp, hırsızlık, yalancılık her türlü melanet bu Siyonistler de mevcut Bu yaptıklarını hangi yetkiye dayanarak, hangi makam, devlet ve teşkilatlardan alıyorlar? Tabiî ki hiçbir yerden. Sadece ABD uşağı kendisine korumaya devam ettiği sürece bu kanlı cinayetler, gasp ve her türlü kanunsuz durumlar devam edecektir. Siyonist İSRAİL ve ABD’siz bir dünya ne kadar güzel olurdu.
Ayrıca dışarıdan GAZZE’ye gelen yardımlarda sokulmamaktadır. İlaç, para, yiyecek sıkıntısı çeken zavallı kardeşlerimizin bu yardımlarına MISIR ve El Fetih tarafından el konulmuştur. “Artık şu bir gerçektir ki, El Fetih kesinlikle işbirlikçi ABD, AB, Siyonist İSRAİL’in işbirlikçisidir.” Halkta kendisine sandıkta gereken dersi vermiştir. Bütün yardımlar bu iki sözde devlet ve partiler (MISIR, El Fetih) tarafından durdurulmuştur. Uluslar arası baskılar sonucu ancak yardımların çok azı yerine ulaşabilmiştir. MISIR, BARAK; Hamas ve taraftarlarını tamamen imha etmeden ve bitirmeden durmayacaklarını FİLİSTİN halkının % 71’inin oylarına rağmen gayet yasal olarak iktidara rağmen bu cinayetleri bitirmeden durmayacaklarını gayet açık bir şekilde izah emişlerdir.
İşimiz oldukça zordur. Tüm dünya Müslümanlarını bu katliamı durdurmaya çağırıyoruz. İstese TÜRKİYE ve Arap ülkeleri ; ABD, Avrupa ve Siyonist İsrail’e rağmen güce yetki ve salahiyete sahiptirler.
Selam dua ve saygılarımla.
Yakup MUSA
03.01.2010
| Tepkiler: |
3 Ocak 2011
[anadoluhaber] Yeni Yıl Kutlamaları
YENİ YIL KUTLAMALARI
Ülkemizde bize ait olmayan, Hıristiyan inancını taşıyan yeni yıl kutlamaları halkımızın da bilgisiz olması nedeniyle her yıl kutlanmaya devam edilmektedir. Dini itikat konusunu ilgilendiren bu önemli konunun Diyanet İşleri Başkanlığı’nca da halka yeterince anlatılmaması nedeniyle de oldukça başıboş kalmış bir durumdadır.
Yılbaşında hindi kesilmesi hiçbir zaman sorun teşkil etmezken, buna mukabil Kurban Bayramında kesilen kurbanlar göze batmaktadır. Halkımızın biraz İlmihal bilgilerini öğrenmek için doğru kaynaklardan dini bilgileri öğrenmesi zaruri bulunmaktadır. Unutmamalıyız ki kutlanan Miladi Takvime göre Hz. İsa (a.s.) ın sözde doğuşunu kutlamış oluyoruz. Ki bu tarih de doğru değildir. Yılbaşı kutlamaları pagan inanışı olan putperest Romalılardan kalmış bir inançtan öte bir şey değildir.
İbn-i Ömer (r.a.) ehl-i küfre benzemek hakkında Peygamber Efendimizin Aleyhissalatu Vesselam şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Bir kimse müşriklerin arzına ev bina edip, onların bayramlarına katılmak suretiyle onlara benzerlerse, o kimse kıyamet günü onlarla beraber haşrolunur.” (Beyhaki, es-Sünenü’l-Kübra)
İmam-ı Rabbani Müceddid-i Elf-i Sani (k.s.) Hazretleri buyuruyor ki;
“İki dini tasdik eden dahi şirk ehlinden sayılır. İslam hükümleri ile küfrü bir araya getirmeye teşebbüs eden dahi müşrikdir. Halbuki küfürden teberri etmek (uzaklaşmak) İslam’ın şartıdır. Şirk şaibesinden sakınmak tevhiddir…”
Hinduların büyük bildikleri günleri tazim, Yahudilerce bilinen adetlere uymak, küfrü icap ettirir. Nitekim ehl-i İslam’ın cahilleri, bilhassa kadınlar, küffarın belli günlerinde küfür merasimini icra etmektedirler. Bunları, kendileri için de bayram kabul edip, kızlarının ve kardeşlerinin evlerine onlar gibi hediyeler yollarlar… Böylelikle o merasime tam manası ile itina ve itibar ederler.” İslam’da bunların hepsi şirk ve küfürdür. (Mektubat-ı İmam-ı Rabbani, 3/41)
Yukarıda yazmış olduklarımızdan da anlaşılacağı gibi kutlanan miladi takvim yılbaşılarının bizim İslami inanç ve dinimizle alakası yoktur. Üstelik inanç akidemizi de ilgilendirdiği için bu tür günleri tazim etmek, kutlamak imani yönden de oldukça tehlikelidir. Müslümanların Hicri yılbaşısı 1 MUHARREM’dir. Bu konuda en büyük görev yine Diyanet İşleri Başkanlığı’na düşmektedir. Müslümanların biraz ehl-i sünnet akidesini ilgilendiren kitapları okuması bu konunun anlaşılmasını sağlayacaktır.
Selam, saygı ve dualarımla.
Yakup MUSA
30.12.2010
| Tepkiler: |
[anadoluhaber] Filistin ve Gazze Sorunumuz!
FİLİSTİN VE GAZZE SORUNUMUZ!
GAZZE’li Filistinliler şu günlerde büyük bir imtihan içerisindeler. Düşmanları çok büyük ve kalabalık. Hele şu günlerde çokça kullanılan “Orantısız Güç” tam bir örneğiyle sergileniyor. Taşa karşı; top, füze, bomba neler var kim bilir birde anlamını tam çözemediğimiz hadi misket bombası yetmezmiş gibi aslında çok güçlü bir silahtı, birde başımıza Fosfor ‘(Kimyasal Simgesi P) çıktı. Kısacası tam teçhizatlı bir orduya karşı müdahale edilmektedir. Siyonistler süper silahlarla GAZZE’ye tüm güçleriyle saldırmaktadır.
Kullandıkları uçaklar F-16. Bu güçlü uçak/silah yaptığımız askeri anlaşma gereği KONYA’da eğitilmiş olan pilotları Müslüman GAZZE’lilere ölüm yağdırıyor. Bu anlaşmaya imza atanlar bu kadar büyük bir vebalin altından kalkabilirler mi? Bu anlaşmayı da İSRAİL’e giderek imzalayan Genel Kurmay İkinci Başkanı Orgeneral Çevik BİR’dir. Anlaşma tarihi de 23 ŞUBAT 1996 tarihinde imzalanmıştır. Daha sonrada ERBAKAN Hükümeti kurulmuş, aynı tarihte ülkenin Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman DEMİREL, Başbakan Tansu ÇİLLER, Dışişleri Bakanı da Sayın Deniz BAYKAL’dır. Sayın ERBAKAN bu belirtilen tarihten tam 4 ay sonra 28 HAZİRAN 1996‘da Başbakan olabilmiştir. O dönem iktidara gelen Refah Partisi’nin milletvekilleri bu konuyu/sorunu meclise taşımışlar, en ağır bir şekilde eleştirmişlerdir. Görüldüğü üzere Sayın ERBAKAN bu tür suçlamadan muaf tutulmuş olur. Bu çirkin anlaşmayı Sayın ERBAKAN Hocanın üzerine atanların lütfen anılan tarih ve olayları bir yere not etmelerini tavsiye edeim.
Konumuzdan uzaklaşmayalım; Katil Siyonist İSRAİL’in niyeti tamamen Hamas ileri gelenlerini öldürmek, FİLİSTİN’in kurtuluşunu sağlayacak olan kurumları yok etmek, bu esnada elinden geldiğince Müslüman kanı akıtmaktır. Buna birde kılıf bulmak lazımdı. O da FİLİSTİN’li kardeşlerimizin evde ürettikleri roketleri göndermeleri Siyonistler için savaş nedeni olmuştur. Üstelik bu silahların o kadar da yıkıcı tahribat güçleri yoktur. Sebep olayı; katil Siyonistler sebep olarak görmüşler, aradıkları fırsat ellerine geçmiştir.
Bu harekat/katliamı; ABD, ÜRDÜN ve özellikle MISIR’da biliyorlardı. Bunlar nasıl Müslüman ülkeler. Kafirlerle iş birliği yapıyorlar. Ayet-i Kerimede de buyurulduğu gibi kim hangi kavimdense, o kavme yardım ediyorsa, işbirlikçilik yapıyorsa kıyamet gününde aynen onlarla (kafir dostlarıyla) haşr edilecektirler. Eğer bu meşhur Ayet-i Kerime’yi bilmiyorlarsa öğrenmelerini tavsiye ederim. Yapılan katliam harekatından daha önce Siyonist katiller TÜRKİYE’yi de ziyaret etmişlerdir. Benim kendi inancım bu harekattan/katliamdan BOP Eş Başkanı Sayın Başbakan, Sayın Cumhurbaşkanı’nın da haberi olması ihtimali yüksektir. Haydi Hıristiyan camiasından vazgeçtik de ya Müslüman camiasına ne demeli. İçerisinde Müslümanların yaşadığı ama kanunları Kur’an-ı Kerim olmayan bu sözde Müslüman ülkeler eğer başta MISIR, SURİYE olmasaydı katiyen katil Siyonistler bu cinayetleri işlemeye cesaret edemezlerdi. Sırf MISIR karşı çıksaydı bile bu katliam düzenlenemezdi. Bu harekatın düzenlenmesini ABD, Avrupa, ÜRDÜN ve MISIR kesinlikle biliyordu. Üstelik bu katliamdan önce gelen Siyonist heyet bu harekat hakkında hükümete kesinlikle bilgi vermiş tabiî ki kendilerini tasdikleyici bir yanıt almış olmalılar ki pervasızca bu cinayetleri işlemeyi göze alabilmektedirler.
Yabancı yayıncılar yapılan katiamları teferruatsız olarak verip derinlemesine değinmemektedirler. Bu bize AB konusunda dost görülenlerin asıl maksatlarını/niyet ve isteklerini de ortaya koymaktadır. Bundan ders alalım. AB Sevdasından vazgeçelim. Çünkü uygulamaları ortada.
FİLİSTİN’deki Hamas Partisi % 71 gibi ezici bir çoğunlukla bir seçim kazandı. FİLİSTİN halkı işbirlikçi El Fetih ile bu davanın yürütülemeyeceğini çok iyi anladı. Sandığa de gerekli olan güvenilen partiyi getirdi. Çok da iyi yaptı. Artık seçmen işe yaramayan, kendisine değilde başkasının emrine göre çalışanları (ABD, AB, Siyonist İSRAİL vb.) İslam düşmanları ile işbirliği yapanları sandıkta silip geçmiştir. Bunu ülkemezde de yaşadık ve aynı durumu yaşayacaklar da var.
Dünyanın efendisi katil Siyonist İsrail ve onun maşası ABD bu seçim sonuçlarından hangi yetki ve hakka sığınarak tanımamışlardır. Seçilen FİLİSTİN’li parlamenterler tutuklanmış, hapse atılmış ve halende içeridedirler. Suçları nedir ki? Katil olmak mı? Zaten ABD bu görevi yeterince yerine getirmiyor mu?
Katil Siyonistler 50 milyar dolara da el koymuşlardır. Cinayet, gasp, hırsızlık, yalancılık her türlü melanet bu Siyonistler de mevcut Bu yaptıklarını hangi yetkiye dayanarak, hangi makam, devlet ve teşkilatlardan alıyorlar? Tabiî ki hiçbir yerden. Sadece ABD uşağı kendisine korumaya devam ettiği sürece bu kanlı cinayetler, gasp ve her türlü kanunsuz durumlar devam edecektir. Siyonist İSRAİL ve ABD’siz bir dünya ne kadar güzel olurdu.
Ayrıca dışarıdan GAZZE’ye gelen yardımlarda sokulmamaktadır. İlaç, para, yiyecek sıkıntısı çeken zavallı kardeşlerimizin bu yardımlarına MISIR ve El Fetih tarafından el konulmuştur. “Artık şu bir gerçektir ki, El Fetih kesinlikle işbirlikçi ABD, AB, Siyonist İSRAİL’in işbirlikçisidir.” Halkta kendisine sandıkta gereken dersi vermiştir. Bütün yardımlar bu iki sözde devlet ve partiler (MISIR, El Fetih) tarafından durdurulmuştur. Uluslar arası baskılar sonucu ancak yardımların çok azı yerine ulaşabilmiştir. MISIR, BARAK; Hamas ve taraftarlarını tamamen imha etmeden ve bitirmeden durmayacaklarını FİLİSTİN halkının % 71’inin oylarına rağmen gayet yasal olarak iktidara rağmen bu cinayetleri bitirmeden durmayacaklarını gayet açık bir şekilde izah emişlerdir.
İşimiz oldukça zordur. Tüm dünya Müslümanlarını bu katliamı durdurmaya çağırıyoruz. İstese TÜRKİYE ve Arap ülkeleri ; ABD, Avrupa ve Siyonist İsrail’e rağmen güce yetki ve salahiyete sahiptirler.
Selam dua ve saygılarımla.
Yakup MUSA
03.01.2010
| Tepkiler: |
[anadoluhaber] Adnan Hoca: Bilgisayarlar da mahluktur - Kendisi şizofrendir ona göre izleyin..
Ve canlı yayında bir akut hecme sergilemekte.
Şeyhi şizofren olanın, müridi nasıl olur siz onu artık hayal edin...
Adnan Hoca: Bilgisayarlar da mahluktur
Harun Yahya adıyla bilinen Adnan Oktar, bilgisayarların fabrikada yapılmadığını, onların da birer mahluk olduğunu iddia ediyor.Adnan Oktar katıldığı bir televizyon programında bilgisayarlarla ilgili enteresan açıklamalarda bulundu. Bilgisayarların da mahluk olduğunu ve fabrikalarda yapılmadığını iddia eden Oktar, bilgisayarların da bizimle konuştuğunu ancak etten olmadığı için insanların onları mahluk olarak görmediklerinden bahsetti.
http://www.techno-labs.com/1/21712/1/harun-yahya:-bilgisayarlar-da-mahluktur.html
-- -~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~ Düşman cimriyse sen cömert ol, düşman sert ise sen yumuşak ol. Sun Tzu’dan Savaş Sanatı oO-------------------------------------------------------------------Oo http://orajpoyraz.blogspot.com/
| Tepkiler: |
2 Ocak 2011
[anadoluhaber] 2010 YILININ SON YAZISI // Rifat SERDAROĞLU
Rifat SERDAROĞLU - İzmir - 31 Aralık 2010 Cuma
2010 yılının son yazısı

“Kürt sorununu iki Abdullah çözer, başkası çözemez. Biri Kürtçülük hareketinin önderi Abdullah Öcalan, diğeri Cumhurbaşkanı Abdullah Gül.”
“Kürt halkının özgürleşmesi gerçekleşmeden Türkiye demokratikleşemez. Kürt halkının özgürleşmesi aynı anda Kürdistan’ında özgürleşmesidir. Özgür Kürdistan demek, Kürt halkının dil, kültür, kimlik ve kendi adına siyaset yapma özgürlüğünü elde etmesi anlamına gelmektedir. Bu yönüyle Demokratik Konfedaralizm
--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
| Tepkiler: |
[anadoluhaber] GEÇEN YILDAN DÖKÜLEN İNCİLER // Rifat Serdaroglu
01 Ocak 2011 12:10
GEÇEN YILDAN DÖKÜLEN İNCİLER
*Milli Güvenlik Kurulundan 3 Önemli Vurgu;
Yılın son MGK toplantısında “Tek Bayrak, Tek Millet, Tek Vatan, Tek Devlet” vurgusu yapıldı.
-Milli Güvenlik Kurulunun Başkanı Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, gittiği Diyarbakır’da Türkçe ve Kürtçe afişler ve pankartlarla karşılandı. MGK kararları protesto edildi ve kendisine Kürtçe sözlük armağan edildi!…
*PKK, 2008 yılında 9 bin 200 kilo EROİN, 9 bin 400 kilo ESRAR, 569 kilo AFYON, 100 kilo KOKAİN’İ taşıdı ve adreslerine kazasız belasız teslim etti! Örgüt değil, kargo şirketi gibi, anında teslim…
PKK her yıl Türkiye’ye 400 bin ton kaçak et sokuyor.
PKK Komutan Yardımcılarına da tanesi 150 bin dolar olan ciplerden aldı.
PKK, Kuzey Irak üzerinden yaptığı kaçak akaryakıt ve kaçak sigaradan yılda 2 Milyar dolarlık rant elde ediyor…
-Bunların hiçbirinden haberi olmayan Barzani’ye AKP Hükümeti tarafından, Türkiye’deki fiyatın yarısına elektrik veriliyor. Bununla da yetinmeyen hükümet önümüzdeki Nevruz’da yakılacak ateşin üzerinden el ele ve birlikte atlama önerisini Barzani’ye iletti. İsminin açıklanmasını istemeyen bir bakan, ateşin üzerinden atladıktan sonra, Barzani ile birlikte ateşe teşaşül edip, sembolik olarak terör ateşini de söndürmüş olacaklarını söyledi…
*Üniversiteli gençlerin, harçları ve paralı eğitimi protesto eden gösterilerine müdahale eden polis cop ve biber gazı kullandı. Çok sayıda öğrenci biber gazından zarar gördü ve hastaneye kaldırıldı. Hamile bir genç bayan polis copunun darbeleriyle çocuğunu kaybetti…
-Polis yetkilileri, biber gazını öğrencileri sakinleştirmek için kullandıklarını ve bunun ilmi bir tespit olduğunu söylediler. Hamile bayanın, kendini polis coplarının üstüne attığı için çocuğunu düşürdüğünü ve bu arada atılan bir adet 250 gramlık pet su şişesinin bir robokop polisini ağır yaraladığını ifade ettiler.
*Eski solcu, yeni mücahit Bakan Ertuğrul Günay yılın son bombasını, müzeye çevrilen Ulucanlar Cezaevini gezerken patlattı;
Şu andaki Başbakanımızın cezaevi görmüş olması hukuk sistemimizin iyileştirilmesi konusunda gerçek güvence sağlıyor bize…
-Tam da fikir dönmelerine yakışacak kalitede bir yalakalık örneği. O zaman Cezaevinde 2 yıl kalanı Adalet Bakanlığına, 4 yıl kalanları ise Yüksek Mahkeme üyeliğine tayin edin olsun bitsin…
*Bundan böyle, devlet adamlarımız yurtdışında ameliyat olacakları zaman yanlarında mutlaka birer tane istihbaratçı götürmek zorunda kalacaklar!...
-Türkiye’nin en gizemli istihbaratçılarından Bay xxxx, kafasına çuval geçirerek(tanınmamak için) yaptığı açıklamasında; Kardeşim, elin adamları bizimkileri ameliyat ederken, içlerine bazı aparatlar takıyorlar, oh ondan sonra da bacak bacak üstüne atıp devlet adamlarımızı dinliyorlar. 17 sene evvel ölmüş olan bir devlet büyüğümüze de by-pas ameliyatı olurken “mutluluk Çubuğu” takmışlar. Adam ölünce anladık, çünkü alet hala çalışıyordu, durduruncaya kadar anamız ağladı, düşünseniz ya o halde nasıl gömebilirdik yahu... Aile bu yüzden otopsi yaptırmıyormuş. Yok öyle bundan böyle istediğin gibi yurt dışına git, ameliyat ol. Bizdekiler doktor değil mi!.. İlla dışarıda ameliyat olacağım diyorsanız yanınıza ajan vereceğim, hiç olmazsa uyutulduğunuzda size takmasınlar… İnanmayan Fatih Altaylı ve Savaş Süzal isimli gazetecilere sorabilirler, ben onlardan duydum.
Sağlık ve başarı dileklerimle 01 Ocak 2011
RİFAT SERDAROĞLU
rifatserdaroglu@gmail.com
twitter.com/rifatserdaroglu
0 532 211 00 11
--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
| Tepkiler: |
[anadoluhaber] Kışkırtıcı Kişilik ve Kışkırtıcı... // Bülent ESİNOĞLU
02 Ocak 2011 15:52
Kışkırtıcı Kişilik ve Kışkırtıcı …
Bülent ESİNOĞLU
Kışkırtıcı sözcüğünün siyasi literatürdeki karşılığının provokatör olduğu biliriz.
Provokasyon sözcüğünü İnternet’e Türkçe olarak girdim. Tamı tamına 100 bin karşılık çıktı.
Demek ki, insan ilişkilerinde kışkırtıcılığın önemli bir geçerliği var.
Boşuna değil, reklamcılar arzuyu alıma dönüştürmek için cansız varlıklara bile kışkırtıcı sıfatını layık görüyorlar. Kışkırtıcı tasarım, kışkırtıcı araba gibi sözcükler kullanıyorlar.
Yani kışkırtma işinin sizi yücelten, büyüten, karizmanıza destek veren bir yönü var.
Kışkırtıcılığın özünde ayırım vardır. Kışkırtıcı kişi ayırımdan yanadır. Kazanmacı ve bütünleştirici değildir. O, nimetini ayırdığı nesnenin karşısındakileri kışkırtarak yol alır.
Kışkırtıcı kişiliğe militan kişilik de denebilir.
Kışkırtıcı liderlik ise; toplumdaki çatışmaları kışkırtarak kendi bireyselliğini öne çıkararak, taraftarlarını bileyerek, karşısındakileri iterek yol alır. Onun için kazanmak, yandaşlarını kazanmaktır. Bütünleştirerek kazanmak bu tür liderlerde yoktur.
Aslında Kürde de Türk’e de karşıdır. Ulus Devlete de karşıdır. O emperyal piyasanın denetçileri olan uluslar arası sermayenin yanındadır. Onların adına planlarını ve kışkırtmalarını yapar.
Kışkırtıcı, çağrışım yaptıran sözcükleri ve konuları kullanmaya dikkat eder.
Amerikan planı Açılım Gerginliği mi var. Üstüne üstüne gider. Bu konuda kışkırtmayı, kışkırtıcı kişiliğinin olmazsa olmazı olarak görür.
PKK’nın yapıp ettiklerine değil de, onunla mücadele edenleri terörden beslenenler olarak ilan ederek, yani ayırarak, bu insanlara saldırarak kendi yandaşlarını kışkırtır.
Halkın Açılım ve Demokratikleşme adı verilen bölünme planına karşı olmasını, provokasyon diye niteler. PKK’nın yapıp ettikleri kışkırtma olamaz, ulusalcıların Amerikan Planlarına karşı olması provokasyon olur.
Kışkırtıcı kişilik kendine yön vermek isteyen her şeyden paniğe kapılır. Hipofiz- adrenali yükselir. Korkudan saldırganlaşır. Çünkü kışkırtıcı kişilik panik bozukluktan kaynaklanan biyolojik bir rahatsızlıktır.
RTE kışkırtıcı bir kişiliktir. Başkalarının müdahalesinde, kendini savunmasız hisseder, saldırmaya ve kışkırtmaya başlar.
Kişilik, bir inşa işidir. İnşaat bittikten sonra, yıkılıp yerine yenisini yapmak hemen hemen mümkün değildir. Dedelerimizin can çıkar, huy çıkmaz sözü bilim için de geçerlidir.
Kışkırtıcı kişilik pek kitap okumaz. Kışkırtacak kadar bilgiye sahip olmak onun için yeterlidir. Kırk kitap okumaz ama kırk kitap yazan Doğu Perinçek’i “Silivri’ye tıktık” ifadesi ile övünür.
Kışkırtıcılık bir yere kadar prim yapar. Bir yerden sonra patlamaya neden olur. Yandaşları kışkırtarak sindirdim sandığın karşı tarafta enerji birikir.
Biriken enerji bir hadden sonra kontrol edilemez. Patlar.
2.1.2011, bulentesinoglu@gmail.com
--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
| Tepkiler: |
[anadoluhaber] 2010-Çiğ Süt-Ege Tv'de Söyleyemediklerimiz
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
| Tepkiler: |