GERİCİ BİR AKIMIN İFLASI; BİLGİ ÇAĞI’NIN (!) ÇÖKÜŞÜ


Mustafa Nevruz SINACI
21. yy’da dünya en büyük üniversitelerine kavuştu.
Modernite (!) dedikleri evrimci sözde müspet (?) bilim kendi zirvesine ulaştı, tavan yaptı ve bitti. Doğrusu iflâs etti. Çöktü.

Şiddetle dışlanan ve yaradılış teorisinin bütün sır, evrensel (doğal) usul ve unsurlarını açıklayan eğitim ve öğretim sistemi, yani temel öğreti “ilim” bir kenara itildi. Çöpe atıldı.
Bunu yapan kitlesel yaratık aslında kendi insanlığını (insanlık formunu) çöpe atmış ve erdemlerinden, adalet, hakikat, fazilet, mutluluk, huzur ve güven libasından da soyutlanmış, sıyrılmış oldu. Geriye ne kaldı? Bencillikle malul negatif ego…

Yani: topluma, potansiyel müşteri veya çıkar aracı yahut da, bir şekilde rüşvet-iltimas vasıtası, soyulacak kaz, sömürülecek enayi, gasp ve irtikap edilebilecek, malı-mülkü, hattâ iffeti, eseri, ürünü elinden alınabilecek, ülkesine el konulabilecek ve nihayet sırtına basa-basa canı, kanı, imkân ve kabiliyetleri meccanen veya yok pahasına kullanılabilecek pasif süje gözüyle bakan domuzlar, keneler, sülük ve benzeri mahluklar (sözde uyanıklar) türedi.

Üstelik kahir ekseriyetinin elinde üniversite diplomaları, dizi-dizi mastır ve doktora payeleri var. Makam-mevkii, kariyer-karizma, şöhret ve unvan da cabası. Habis tür her ülkede o kadar çoğaldı ki; Bunca eski bakan, başbakan, milletvekili, general, genel müdür, profesör, başkan, müdür, koordinatör, şef ve sair köşeyi bucağı tutmuş durumda. Ama insanlar mutsuz!
Saf bir vatandaş bunları duyup gördükçe, doğal olarak şöyle düşünüyor.

“Ülkede bu kadar eski cumhurbaşkanı, başbakan, bakan, milletvekili, general, genel müdür, büyükelçi, elçi, diplomat, vali, profesör, kurum-kuruluş, devasa şirketler, akil adamlar ve uzmanlar varken memleket batmaz…” Ama vatandaş mutsuz, umutsuz ve kaygılı!..

Netice malum. Tablo karanlık. Sefalet diz boyu. Küresel ısınma, açlık-kıtlık, bunalım, buhran, kaos ve kriz kapıda. Bunca tahsil görmüş “büyük adama rağmen” değil sadece ve yalnızca Türkiye’nin, bütün dünyanın aynı ve ağırlaşan sorunlarla başı dertte. İnsanlar korku, endişe, stres, sinir ve panik içinde. Herkeste ve her kesimde gelecek endişesi var.

Üstüne üstlük, hani o Atatürk ilkeleri ve Türk inkılâbından öğrendiğimiz harikulâde bilgiler itilip ötelenmekte, insan hakları, adalet-hukuk, eşitlik ve demokrasi adına ha bire yalan söylenmekte. 4 kişilik aile için açlık sınırının 225 YTL olduğu gibi deli saçması, akıl, iz-an ve mantık dışı palavralar sözde devlet kurumları tarafından üretilmekte, insanlık, adalet ve hukukun gereği olan “seyyanen maaş artışı” yerine; insanlık düşmanı, ahlâken düşük
bürokratlar ve din tüccarları tarafından hakkaniyet ve adalete aykırı “yüzdeli zam sistemi” inadına dayatılmaktadır.

Sarı sendikalar da “kaynağından aidat” kaygısı içinde ne yazık!..
Bilinç Üniversitesi Rektörü Filozof Galip Baran’ın dediği gibi Bilgi çağı iflâs etti. Hem de arkasında “genelde” küresel ısınma, ekolojik-sosyolojik-psikolojik travma, açlık, yokluk, yolsuzluk, kıtlık, işsizlik, fakirlik, sefalet, zulüm, soykırım, orantısız güç kullanımı, işgal, iğfal, alçakça savaş, zulüm, işkence, soykırım, gasp, sömürü ve yozlaşma-çürüme, “özelde” alabildiğine haksızlık, adaletsizlik, eşitsizlik ve hukuksuzluk bırakarak…

Üstelik “bilgi çağı” adalet, barış, zenginlik ve mutluluk teraneleri ile gelmişti.
Yenidünya düzeni insanlığa “HABİTAT” felsefesini müjdeliyordu.

Herkese iş, herkese aş, yeterli beslenme, dünya standartlarında sağlıklı-modern barınım, dilediği gibi inanma ve inandığı gibi yaşama hürriyeti. Emirsiz-amirsiz bilişim, olabildiğince özgür, sudan ucuz iletişim ve yaşam. Ortak kullanılan kaynaklar, adaletle ve insanlık yararına işletilen global sermaye, eşitlik ve hakkaniyetle dağıtılan küresel imkânlar..

Şu an için bunların bütünüyle hain bir plan, kuyruklu yalan, sahte, apaçık makyaj ve kamuflaj amaçlı oldukları ortaya çıktı. Hem de; Cambridge, Oxford, Utrecht, Stockholm, Paris, Munich, Bristol, Sheffield, Nottingham, Birmingham, Glasgow, Liverpool ve Sussex gibi dünyanın en ileri (!) bizdeyse sayıları 100’ü bulan bilgi Üniversitelerine rağmen. Dünya ve Türkiye bu devasa bilgi kurumları ile ancak buraya kadar gelebildi ve bilgi çağı çöktü.

Çöküşün güncel belgesi mi?

Hala milletvekili vasfı duran bir milyon dolar zanlısı!..

0 yorum:

Yorum Gönder

Yorumlarınızda Kişilik haklarına saldırı,küfür ve benzeri ifadeleriniz yayınlanmamaktadır.Yorumları yazarken İsminizi belirtmeniz önemle duyurulur.