[anadoluhaber:37555] "tv.haluknurbaki.net'den" » "www.haluknurbaki.tv'ye" taşındık! Posted: 29 Jan 2010 12:36 AM PST Sevgili hocamız Onk. Dr. Haluk Nurbaki'nin sohbetlerine yer verdiğimiz " tv.haluknurbaki.net" sitesinde yer alan sayfalarımızı, www.haluknurbaki.tv adresinde yayınlamaya başladık. Bu yeni adresimizde, Haluk Nurbaki'nin tüm sevenlerini, takipçilerini bekliyoruz. Saygılarımızla. -- █ NURBAKİ ÇALIŞMA GRUBU » www.nurbaki.org■ Haluk Nurbaki, O'na Dair Ne Varsa » http://www.haluknurbaki.net | Kendi Sesi, Kendi Kalemi ile Kutsal Mücadelesi (Hazırlanıyor) ■ Haluk Nurbaki WebTv » http://www.haluknurbaki.tv | Gönlün Sevgiye Bakan Yüzü (Yayında) ■ www.haluknurbaki.org & www.nurbakihoca.com (Ortak Yayın Adresleri) -- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir... Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin |
[anadoluhaber:37551] burak canlı mersinden yazmış Düşen Ateşin Yaktığı Yer ve Tekel İşçisi ama o kadar içten samimi yazmış ki mutlaka bir okuyun. hadi ama... Posted: 28 Jan 2010 01:46 PM PST DÜŞEN ATEŞİN YAKTIĞI YER VE TEKEL İŞÇİSİ yazan: MERSİN İÇEL DEN BURAK CANLI İçimden diyorum ki “keşke ve gene keşke bu yazımı hemen herkes okusun, okusun ki en azından cılız sesim veya ezilenlerin sesi bir zerrecik de olsa taş kalpler de etki yaratabilse” Diyorlar ki, ah ki ne ah! Diyeceğim ki demez olsunlar! Olmaz. Diyeceğim ki yapmayın yapmaya devam edecekler. Her bir kişinin aklı yıkanmış. Her bir kişi boyun eğmiş. Her bir kişi vazgeçmiş. Muhalefet olmak istemiyorlar. Savaşmak istemiyorlar. Pes etmişler. Hava soğumuş ve sivrisinekler gibi donuk bir şekil de bir yere konmuşlar. İçim içimi yiyor. Neden diyorum. Neden. Neden böyle. Bu kadar mı vazgeçtik yaşamaktan. Yoksa DARBECİ gibi anılmaktan mı korkar olduk. Muhalefet olmak DARBECİ olmakla aynı manayla eş değer mi oldu. Hak dedin. Oldun. Adın HAKSIZLIK oldu. HAK soracak hesabını. Korkma. Tekelciler kadar acımaz canın. Tekel işçileri işçidir. Adlarının başında her ne olursa olsun işçidir onlar. İşçi kardeşlerimiz zor duruma düşmüştür. Düşsün diyoruz. İstenmez olmuşlardır. Olsun diyoruz. İnsan değil mi onlar diyoruz. İster olsunlar ister olmasınlar diyoruz. Bugünü yarını da bıraktım. Bıraktım artık bunları. Cennetle cehennemi unuttuğum gibi düşünmüyorum bunları. Diyorum ki bu insanlar işçi bağırarak haykırarak diyorum. Çıldırasıya bunları söylüyorum. Siz sevgili insanlarımız aklınız sizlerin başında mı? Bu kadar mı büyülendiniz. Bu derece de gözlerimiz kör mü oldu? Nasıl oluyor da bu millet duyarsızlaştı. Onlar insan. Onların sorumlulukları var. Onların aileleri var. Onların aynı bizler gibi borçları bulunmakta. Onlar mı çaldı. Onlar mı yedi bu Ülkeyi. Onlar mı tüm kötülüklerin sorumlusu. Onlar mı? Onlar sadece işçi. Onlar mağdur edildi. Niye? Niçin? Neden? Duyuyorum. Hiçbir şey yaptırılmadan maaşları bayağı bir süre boyunca ödenmiş. Onlara hiçbir şey yaptırmadan maaşlarını ödeyen ben miyim? Yoksa sen misin? Kim yaptı bunu? Gözümüzü açalım. Yapmayalım arkadaşlar. Etmeyelim. Haksızlıklarla dolu bir dünya da bu sefer en azından bu sefer boş verip geçmeyelim. O arkadaşlarımız temiz ailelere sahip olmayabilir. Belki de dünyanın en kötü insanları onlardır. Bunları bizler bilemeyiz. Onları bizler yargılayamayız. Ama biliyoruz ki bilmeliyiz ki ÖZLÜK HAKLARINI istiyorlar. Onlar bunu istemese yargılanmalılar. Onlar bunun peşine düşmese eleştirilere maruz kalmalılar. Sevgili kardeşim sen meslek sahibisin. Sen ev sahibisin. Sen bilmem nerde memursun. Sen bilmem nerden emeklisin. Sen bilmem ne kadar maaş almaktasın. Sana dur hele bir desem. Artık bu mesleği yapmayacaksın desem. Avukatsan, doktorsan olmayacaksın desem. Evini elinden alsam! Senin tapulu malın elinden alınıp dışarı atılsan! Aldığın maaşı onsa beşe indirsem! Emeklini artık sen çalışmıyorsun, bir şeye de yaramıyorsun deyip iptal etsem. 657 sayılı olmana rağmen senin artık her hangi bir yere sayılı olmamanı sağlasam. Olur mu? İster misin? Razı olur musun? Bilim adamları çıkıp bana bu olayın bu olaylara benzemediğini söylemesin. Onlar hiç yarınının ne olacağını düşünerek nefes aldılar mı? Benim her günüm yarın ne yiyeceğimi düşünerek geçmedi. Yarınlar bana uzaktı. Yarın olmayabilirdi. O gün yemeliydim. Ya yiyecektim. Ya da yiyecektim. Açtım. Hiç olmadığım kadar bir günüm diğer günümden daha bir açlıkla geçti. Geçti. Evet geçti. Ama benden neler, neler alarak geçti. Bugün değişen ne! Bugün ne oldu. Çalıştım. Yırttım kendimi. Öldürdüm. Başarılımı olamadım. Okulda birinci oldum. Çalışmıyor muydum? An olmazdı ki çalışmayayım. Yemiyordum. İçmiyordum. Çalışıyordum. Her Dakka. Her an durmadan yılmadan çalışıyorum. Ama yarınlar hala uzak bana. Yarın ne olurum. Belki sonum Silivri. Belki Bakırköy. Belki, belki ne? Yarınımızın güvencesi bulunmamakta! Batarmışız. Çıkarmışız. Yardım alacağımız bir tek Allah’ımız kaldı. Sevgili Başbakan demiş ki kömürsüz ev kalmasın. Kalmasın. Gezin demiş. Gezin. Korkmasın böyle giderse her evde kömürden başka bir şey kalmayacak. Korkmasın. Sizler de korkmayın. Ekonomik sorunlarımız devam edecek. Vergiler ağır diyoruz. Diyemeyecek hale geleceğiz. Çünkü ağır demek artık haksızlık olacak. İş yok. Aş yok. Ekonomiyi, üretimi düşünen hiç yok. Düşmüşüz birbirimize. Düşelim. Irk, din, dil derken bakalım neler olacak. Neler olacağını sizlere bakın ben deyi vereyim. Benim ırkım, dolsun cebim paralar. Benim dilim, aha geliyor tüm varlıklar. Benim dinim, yağacak gökten mamalar. Ya kendimize gelir ve gerçek kurtuluşun insanı temel almanın yanında ekonomik unsurların yıkılmamacasına güçlendirilmesini sağlarız. Ya da gayri artık gerisini siz düşünün. MERSİN İÇEL DEN BURAK CANLI -- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir... Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin |
[anadoluhaber:37557] Düşen Ateşin Yaktığı Yer ve Tekel İşçisi yazan: Mersin İçel den Burak CANLI Posted: 28 Jan 2010 01:25 PM PST DÜŞEN ATEŞİN YAKTIĞI YER VE TEKEL İŞÇİSİ yazan: MERSİN İÇEL DEN BURAK CANLI İçimden diyorum ki “keşke ve gene keşke bu yazımı hemen herkes okusun, okusun ki en azından cılız sesim veya ezilenlerin sesi bir zerrecik de olsa taş kalpler de etki yaratabilse” Diyorlar ki, ah ki ne ah! Diyeceğim ki demez olsunlar! Olmaz. Diyeceğim ki yapmayın yapmaya devam edecekler. Her bir kişinin aklı yıkanmış. Her bir kişi boyun eğmiş. Her bir kişi vazgeçmiş. Muhalefet olmak istemiyorlar. Savaşmak istemiyorlar. Pes etmişler. Hava soğumuş ve sivrisinekler gibi donuk bir şekil de bir yere konmuşlar. İçim içimi yiyor. Neden diyorum. Neden. Neden böyle. Bu kadar mı vazgeçtik yaşamaktan. Yoksa DARBECİ gibi anılmaktan mı korkar olduk. Muhalefet olmak DARBECİ olmakla aynı manayla eş değer mi oldu. Hak dedin. Oldun. Adın HAKSIZLIK oldu. HAK soracak hesabını. Korkma. Tekelciler kadar acımaz canın. Tekel işçileri işçidir. Adlarının başında her ne olursa olsun işçidir onlar. İşçi kardeşlerimiz zor duruma düşmüştür. Düşsün diyoruz. İstenmez olmuşlardır. Olsun diyoruz. İnsan değil mi onlar diyoruz. İster olsunlar ister olmasınlar diyoruz. Bugünü yarını da bıraktım. Bıraktım artık bunları. Cennetle cehennemi unuttuğum gibi düşünmüyorum bunları. Diyorum ki bu insanlar işçi bağırarak haykırarak diyorum. Çıldırasıya bunları söylüyorum. Siz sevgili insanlarımız aklınız sizlerin başında mı? Bu kadar mı büyülendiniz. Bu derece de gözlerimiz kör mü oldu? Nasıl oluyor da bu millet duyarsızlaştı. Onlar insan. Onların sorumlulukları var. Onların aileleri var. Onların aynı bizler gibi borçları bulunmakta. Onlar mı çaldı. Onlar mı yedi bu Ülkeyi. Onlar mı tüm kötülüklerin sorumlusu. Onlar mı? Onlar sadece işçi. Onlar mağdur edildi. Niye? Niçin? Neden? Duyuyorum. Hiçbir şey yaptırılmadan maaşları bayağı bir süre boyunca ödenmiş. Onlara hiçbir şey yaptırmadan maaşlarını ödeyen ben miyim? Yoksa sen misin? Kim yaptı bunu? Gözümüzü açalım. Yapmayalım arkadaşlar. Etmeyelim. Haksızlıklarla dolu bir dünya da bu sefer en azından bu sefer boş verip geçmeyelim. O arkadaşlarımız temiz ailelere sahip olmayabilir. Belki de dünyanın en kötü insanları onlardır. Bunları bizler bilemeyiz. Onları bizler yargılayamayız. Ama biliyoruz ki bilmeliyiz ki ÖZLÜK HAKLARINI istiyorlar. Onlar bunu istemese yargılanmalılar. Onlar bunun peşine düşmese eleştirilere maruz kalmalılar. Sevgili kardeşim sen meslek sahibisin. Sen ev sahibisin. Sen bilmem nerde memursun. Sen bilmem nerden emeklisin. Sen bilmem ne kadar maaş almaktasın. Sana dur hele bir desem. Artık bu mesleği yapmayacaksın desem. Avukatsan, doktorsan olmayacaksın desem. Evini elinden alsam! Senin tapulu malın elinden alınıp dışarı atılsan! Aldığın maaşı onsa beşe indirsem! Emeklini artık sen çalışmıyorsun, bir şeye de yaramıyorsun deyip iptal etsem. 657 sayılı olmana rağmen senin artık her hangi bir yere sayılı olmamanı sağlasam. Olur mu? İster misin? Razı olur musun? Bilim adamları çıkıp bana bu olayın bu olaylara benzemediğini söylemesin. Onlar hiç yarınının ne olacağını düşünerek nefes aldılar mı? Benim her günüm yarın ne yiyeceğimi düşünerek geçmedi. Yarınlar bana uzaktı. Yarın olmayabilirdi. O gün yemeliydim. Ya yiyecektim. Ya da yiyecektim. Açtım. Hiç olmadığım kadar bir günüm diğer günümden daha bir açlıkla geçti. Geçti. Evet geçti. Ama benden neler, neler alarak geçti. Bugün değişen ne! Bugün ne oldu. Çalıştım. Yırttım kendimi. Öldürdüm. Başarılımı olamadım. Okulda birinci oldum. Çalışmıyor muydum? An olmazdı ki çalışmayayım. Yemiyordum. İçmiyordum. Çalışıyordum. Her Dakka. Her an durmadan yılmadan çalışıyorum. Ama yarınlar hala uzak bana. Yarın ne olurum. Belki sonum Silivri. Belki Bakırköy. Belki, belki ne? Yarınımızın güvencesi bulunmamakta! Batarmışız. Çıkarmışız. Yardım alacağımız bir tek Allah’ımız kaldı. Sevgili Başbakan demiş ki kömürsüz ev kalmasın. Kalmasın. Gezin demiş. Gezin. Korkmasın böyle giderse her evde kömürden başka bir şey kalmayacak. Korkmasın. Sizler de korkmayın. Ekonomik sorunlarımız devam edecek. Vergiler ağır diyoruz. Diyemeyecek hale geleceğiz. Çünkü ağır demek artık haksızlık olacak. İş yok. Aş yok. Ekonomiyi, üretimi düşünen hiç yok. Düşmüşüz birbirimize. Düşelim. Irk, din, dil derken bakalım neler olacak. Neler olacağını sizlere bakın ben deyi vereyim. Benim ırkım, dolsun cebim paralar. Benim dilim, aha geliyor tüm varlıklar. Benim dinim, yağacak gökten mamalar. Ya kendimize gelir ve gerçek kurtuluşun insanı temel almanın yanında ekonomik unsurların yıkılmamacasına güçlendirilmesini sağlarız. Ya da gayri artık gerisini siz düşünün. MERSİN İÇEL DEN BURAK CANLI -- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir... Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin |
[anadoluhaber:37564] Düşen Ateşin Ysktığı Yer ve Tekel İşçisi yazan: Mersin İçel den Burak CANLI Posted: 28 Jan 2010 01:21 PM PST DÜŞEN ATEŞİN YAKTIĞI YER VE TEKEL İŞÇİSİ yazan: MERSİN İÇEL DEN BURAK CANLI İçimden diyorum ki “keşke ve gene keşke bu yazımı hemen herkes okusun, okusun ki en azından cılız sesim veya ezilenlerin sesi bir zerrecik de olsa taş kalpler de etki yaratabilse” Diyorlar ki, ah ki ne ah! Diyeceğim ki demez olsunlar! Olmaz. Diyeceğim ki yapmayın yapmaya devam edecekler. Her bir kişinin aklı yıkanmış. Her bir kişi boyun eğmiş. Her bir kişi vazgeçmiş. Muhalefet olmak istemiyorlar. Savaşmak istemiyorlar. Pes etmişler. Hava soğumuş ve sivrisinekler gibi donuk bir şekil de bir yere konmuşlar. İçim içimi yiyor. Neden diyorum. Neden. Neden böyle. Bu kadar mı vazgeçtik yaşamaktan. Yoksa DARBECİ gibi anılmaktan mı korkar olduk. Muhalefet olmak DARBECİ olmakla aynı manayla eş değer mi oldu. Hak dedin. Oldun. Adın HAKSIZLIK oldu. HAK soracak hesabını. Korkma. Tekelciler kadar acımaz canın. Tekel işçileri işçidir. Adlarının başında her ne olursa olsun işçidir onlar. İşçi kardeşlerimiz zor duruma düşmüştür. Düşsün diyoruz. İstenmez olmuşlardır. Olsun diyoruz. İnsan değil mi onlar diyoruz. İster olsunlar ister olmasınlar diyoruz. Bugünü yarını da bıraktım. Bıraktım artık bunları. Cennetle cehennemi unuttuğum gibi düşünmüyorum bunları. Diyorum ki bu insanlar işçi bağırarak haykırarak diyorum. Çıldırasıya bunları söylüyorum. Siz sevgili insanlarımız aklınız sizlerin başında mı? Bu kadar mı büyülendiniz. Bu derece de gözlerimiz kör mü oldu? Nasıl oluyor da bu millet duyarsızlaştı. Onlar insan. Onların sorumlulukları var. Onların aileleri var. Onların aynı bizler gibi borçları bulunmakta. Onlar mı çaldı. Onlar mı yedi bu Ülkeyi. Onlar mı tüm kötülüklerin sorumlusu. Onlar mı? Onlar sadece işçi. Onlar mağdur edildi. Niye? Niçin? Neden? Duyuyorum. Hiçbir şey yaptırılmadan maaşları bayağı bir süre boyunca ödenmiş. Onlara hiçbir şey yaptırmadan maaşlarını ödeyen ben miyim? Yoksa sen misin? Kim yaptı bunu? Gözümüzü açalım. Yapmayalım arkadaşlar. Etmeyelim. Haksızlıklarla dolu bir dünya da bu sefer en azından bu sefer boş verip geçmeyelim. O arkadaşlarımız temiz ailelere sahip olmayabilir. Belki de dünyanın en kötü insanları onlardır. Bunları bizler bilemeyiz. Onları bizler yargılayamayız. Ama biliyoruz ki bilmeliyiz ki ÖZLÜK HAKLARINI istiyorlar. Onlar bunu istemese yargılanmalılar. Onlar bunun peşine düşmese eleştirilere maruz kalmalılar. Sevgili kardeşim sen meslek sahibisin. Sen ev sahibisin. Sen bilmem nerde memursun. Sen bilmem nerden emeklisin. Sen bilmem ne kadar maaş almaktasın. Sana dur hele bir desem. Artık bu mesleği yapmayacaksın desem. Avukatsan, doktorsan olmayacaksın desem. Evini elinden alsam! Senin tapulu malın elinden alınıp dışarı atılsan! Aldığın maaşı onsa beşe indirsem! Emeklini artık sen çalışmıyorsun, bir şeye de yaramıyorsun deyip iptal etsem. 657 sayılı olmana rağmen senin artık her hangi bir yere sayılı olmamanı sağlasam. Olur mu? İster misin? Razı olur musun? Bilim adamları çıkıp bana bu olayın bu olaylara benzemediğini söylemesin. Onlar hiç yarınının ne olacağını düşünerek nefes aldılar mı? Benim her günüm yarın ne yiyeceğimi düşünerek geçmedi. Yarınlar bana uzaktı. Yarın olmayabilirdi. O gün yemeliydim. Ya yiyecektim. Ya da yiyecektim. Açtım. Hiç olmadığım kadar bir günüm diğer günümden daha bir açlıkla geçti. Geçti. Evet geçti. Ama benden neler, neler alarak geçti. Bugün değişen ne! Bugün ne oldu. Çalıştım. Yırttım kendimi. Öldürdüm. Başarılımı olamadım. Okulda birinci oldum. Çalışmıyor muydum? An olmazdı ki çalışmayayım. Yemiyordum. İçmiyordum. Çalışıyordum. Her Dakka. Her an durmadan yılmadan çalışıyorum. Ama yarınlar hala uzak bana. Yarın ne olurum. Belki sonum Silivri. Belki Bakırköy. Belki, belki ne? Yarınımızın güvencesi bulunmamakta! Batarmışız. Çıkarmışız. Yardım alacağımız bir tek Allah’ımız kaldı. Sevgili Başbakan demiş ki kömürsüz ev kalmasın. Kalmasın. Gezin demiş. Gezin. Korkmasın böyle giderse her evde kömürden başka bir şey kalmayacak. Korkmasın. Sizler de korkmayın. Ekonomik sorunlarımız devam edecek. Vergiler ağır diyoruz. Diyemeyecek hale geleceğiz. Çünkü ağır demek artık haksızlık olacak. İş yok. Aş yok. Ekonomiyi, üretimi düşünen hiç yok. Düşmüşüz birbirimize. Düşelim. Irk, din, dil derken bakalım neler olacak. Neler olacağını sizlere bakın ben deyi vereyim. Benim ırkım, dolsun cebim paralar. Benim dilim, aha geliyor tüm varlıklar. Benim dinim, yağacak gökten mamalar. Ya kendimize gelir ve gerçek kurtuluşun insanı temel almanın yanında ekonomik unsurların yıkılmamacasına güçlendirilmesini sağlarız. Ya da gayri artık gerisini siz düşünün. MERSİN İÇEL DEN BURAK CANLI -- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir... Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin |
Re: [anadoluhaber:37566] Sarıgül ve Amerika yalanları Posted: 28 Jan 2010 11:25 AM PST birgün de cıkıp biri her yeni oluşumdan amerikanın parmağı var demeyip doğru dürüst bir senaryo çizse kurban keseceğim:(( sarıgül malesef baykalın ürünüdür arkadaşım..atın başınızdan görün nasıl tavan yapıyor chp..amerika hava cıva bence asıl kötülüğü biz kendimize yapıyoruz. biz kendi sorunlarımızı kendimiz çözmedikçe daha cokkkkkkk amerikalılar ab ciler içişlerimize karışır ve senaryolar üretiriz..
23 Ocak 2010 21:16 tarihinde Nihat ESKİ <nihateski@gmail.com> yazdı: Sarıgül ve Amerika yalanları
http://www.odatv.com/n.php?n=sarigul-bu-habere-cok-kizacak-2201101200
Uzun yıllar ABD'de gazetecilik yapmış Savaş Süzal Haber Gazete'ye "Sarıgül ve Amerika yalanları" adlı bir makale yazdı. İşte Savaş Süzal'ın yazısı: "Türkiye'de AKP iktidarının yedi yıldır Türk halkına söylediği yalanlar, icraatlarındaki fiyaskolar ve beceriksizlerle Türkiye'ye verdiği zararlar, hazırladığı yeni tuzaklar bir bir ortaya çıkıyor. Öncelikle yapılan birçok şey yeni bir seçim hazırlığı. Bunun başında daha önceki seçimde MHP'ye Cem Uzan ile kurulan tuzağın bir benzeri şimdilerde CHP için kuruluyor. Sarıgül olayı. Ben kendisini ilk Amerika ziyareti sırasında tanıdım. 2004 yılında Washington'a o zamanlar ABD Dışişlerinden ayrı olan Amerikan Haberler Merkezi USIA daveti ile gelmişti. ABD'nin yoğun gündemi içinde Şişli Belediye Başkanı haber olamayacağı için ben ve birçok Türk gazeteci kendisi ile ilgilenmemişti. O zamanlar Vatan gazetesinin başında bulunan Zafer Mutlu'nun talimatıyla kendisiyle görüşmek için Ritz Carlton oteline gittim. Adamın görüşmeleri konusunda anlattıkları hiç hoşuma gitmemişti. İçi boştu hatta haber olacak hiçbir şey yoktu, ama onun bana söylediği bir şey ABD'ye gelme amacını açıklıyordu. "Amerikalı yetkililer beni CHP Genel Başkanı olarak görmek istiyor". Dikkatinizi çekerim yılın 2004 olması konusunda. Bana çok sayıda Amerikalı yetkili ile görüştüğünü söylemişti ama gerçekte böyle bir şey olmamıştı. Genelde USIA tarafından düzenlenen bu tür geziler 3 hafta sürmesine rağmen bu kişinin gezisi kısa kesildi ve gezi iptal edildi. Sonradan duyduğumuz Sarıgül ile kendisine ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından tahsis edilen ve Türk olan bayan tercümana cinsel tacizde bulunduğu ve bu nedenle gezinin öteki ayaklarının iptal edildiği yolundaydı. Amerika'da cinsel taciz ciddi bir suç. Bu yüzden ne milletvekilleri, senatörler, valiler, yerlerinden oldu bilemezsiniz. O zamanki söylemlere göre bayan tercüman resmen şikâyette bulunmuş. Bu konudaki ayrıntılar arkadaşım Yılmaz Polat'ın Washington'da akrobasi adlı kitabının 72'inci sayfasında mevcut. Orada Washington'da bir zamanlar darbe söylentilerini başlatan Zeyno Baran ile yemek yediği de var. Aslında bu beni şaşırtmadı, zira Zeyno Baran Zafer Mutlu'nun üvey kızıydı. O da benim gibi talimat almış olabilir. Baran ayrıca İstanbul'da Gürcü devlet başkanı ile Sarıgül'ü tanıştırdığını da söylemişti. Amerikalılar Sarıgül'ün ne olduğunu kapasitesini ve arkasından hangi pisliklerin çıkabileceğini gayet iyi biliyor. Bu nedenle bu denli açıkları fazla bir siyasetçi üzerine Washington yatırım yapmaz. Ama bizdeki siyasetçiler, Amerika tarafından destekleniyormuş izlenimi vererek kendilerini kuvvetli göstermeye de bayılırlar. Biz burada bu havaya giren kimleri gördük kimleri. Aklımdayken Sarıgül'e mali ve çevre bakımından destek sağlayan Erdoğan'a yakın bir işadamının da burada düzenlediği seks turları da dilden dile geziyor. Evet, bu konunun dışında daha önce sizlere yazdığım gibi Ermenistan, Protokol konusunda açıkça soykırımı konusunda geri adım atmayacağını aksine bu konuyu tartışmak bile istemediğini açıkladı. Bizim Türk gazetelerine göre Dışişleri bakanı Davutoğlu sert çıkmış Ermeni Dışişleri Bakanına. Oysa Ermeni gazeteleri de Ermenistan Dışişleri Bakanının Davutoğlu'na sert çıktığını yazıyor. Buyurun bakalım kime inanacaksınız? Anayasa değişikliği konusunda gelince, bu konunun da ne amaçla hazırlandığı ortada. Artık saklanacak gizlenecek tarafı kalmadı. Olay referandumlu veya referandumsuz, AKP'nin ayakta kalan Cumhuriyetin son kalelerini yıkmak amacıyla bu süreci başlatması kaçınılmazdı. Hele hele ekonomik krizin tüm ağırlıklarının şiddetle hissedilmeye başlandığı bu günlerde erken seçiminde kaçınılmaz hale gelmesi bu durumu hızlandıracaktır. Nasıl emekli zamlarını alabildi mi? Memur herhalde mutluluktan uçuyor olmalı. Doğalgazı vatandaş bütçesi yetmediği için gene sobaya odun kömüre döndü. Olacağı buydu. Bakın önümüzdeki günlerde daha neler göreceğiz. Savaş Süzal
.
- Türk Milleti bağımsız yaşamış ve bağımsızlığı var olmalarının Yegane koşulu olarak kabul etmiş cesur insanların torunlarıdır. Bu millet hiçbir zaman hür olmadan yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır. MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
NE SAĞ, NE SOL, KEMALİZM EN GERÇEKÇİ YOL, NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE
-- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin -- "Batılı Tasvir Safi Zihinleri İfsat Eder ( KÖTÜLÜĞÜ AŞIRI ANLATMA TEMİZ BEYİNLERİ KARIŞTIRIR & KÖTÜLÜĞE YÖNELTİR ) "Yaptıkları işin doğruluğuna inanan insanlar, çalışmalarının denetlenmesinden,karşı fikirler ortaya atılmasından ve tercihleri üzerinde münakaşa yapmaktan zevk alırlar. " " Hiçbir şeye ihtiyacımız yok, yalnız bir tek şeye ihtiyacımız vardır, çalışkan olmak. Servet ve onun doğal sonucu olan refah ve saadet yalnız ve ancak çalışkan insanların Hakkıdır " SAYGIDA MECBURİYET… SEVGİDE ÖZGÜRLÜK……. EMEĞE SAYGI………..……….. BİZİM SÖZÜMÜZ DOST A TATLI DÜŞMAN A KURŞUNDUR NAMERT E HANÇER MERT E CANDIR VARLIĞIMIZ DOST A FEDA DÜŞMAN A BELADIR SEVDAMIZ İSE YÜCEDİR NE ALINIR NE DE SATILIR ………….. Kimi der KRAL sın Kımı der YALAN sın Herkes rahatına baksın Ben adamına göre adamım Arkadaslar iletilerimin çogu alıntı dır.sonra yok ben duymadım,yok sen demedın demeyın kafa da ütülemeyın telif hakkı falan da vermem ona göre hani -- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir... Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin |
[anadoluhaber:37562] ANADOLU HABER GÜNLÜĞÜ Posted: 28 Jan 2010 07:03 AM PST | | GERÇEKLER ZAMANLA ANLAŞILIR"MIŞ Posted: 27 Jan 2010 10:50 AM PST “GERÇEKLER ZAMANLA ANLAŞILIR”MIŞ Aziz Türk Milleti! Sizlere yorumsuz iki belge sunacağız. Belgelerimiz nurcu-fethullahçı Zaman gazetesinden... Bu iki belgeyi okuduktan sonra gerçeklerin zamanla anlaşıldığına siz de hak vereceksiniz!.. -------------------------------------------------------------------------------- “GERÇEKLER ZAMANLA ANLAŞILIR”MIŞ!.. Aziz Türk Milleti! Sizlere yorumsuz iki belge sunacağız. Belgelerimiz nurcu-fethullahçı Zaman gazetesinden... Bu iki belgeyi okuduktan sonra gerçeklerin zamanla anlaşıldığına siz de hak vereceksiniz!.. İlk olarak, 20 Kasım 1992 tarihli Zaman gazetesindeki “ABD’de Yahudi Mafyası: ADL” başlıklı araştırma yazısından bazı bölümleri aktaralım: “İngiliz farmasonluğunun yahudi kolu olan B’nai Brith’in etkisi altındaki ADL (Anti- Defamation League) 1913 yılında kurulmuştur. ADL adeta, Amerikan mafyasının halkla ilişkiler bürosu gibidir. Kurdukları “Denizaşırı Yatırımcılar Servisi” adlı şirketle, milletlerarası silah ve uyuşturucu kaçakçılığı, kirli parayı aklama gibi işleri yürütmektedir. İşgal altındaki Filistin topraklarında ve Kudüs’ün Hıristiyan ve Müslüman bölgesinde geniş arazilerin kanunsuz alım-satımının ortaya çıkarıldığı emlak skandalı da yine işin içinde ADL’nin varlığını ortaya koyuyor. ADL, Amerika içinde FBI kanallı muhtelif operasyonlarla ilişkisini sürdürdü… ADL’nin bilinen cinayetleri şunlardır: 15 Ağustos 1985’te Kafkasyalı Müslüman lider Tscherim Sobzocov, evinin önünde bombalı saldırı sonucu öldürüldü… Musevi iken Hakk din olan İslam’a dönüş yapan Prof. İsmail Raci Faruki ve eşi 1985’in Ramazan’ında sabaha karşı evlerinde bıçaklanarak öldürüldüler… Gandhi ve Palme suikastlarının arkasında da ADL’yi görmekteyiz. ADL, tam mesai ile çalışan gizli istihbarat memurlarının bir kısmını Amerikan Hükümeti Adalet Bakanlığı’na bağlı Özel Soruşturmalar Ofisi’nde (OSI), bir kısmını da İsrail otoriteleriyle Tel Aviv’de çalıştırmaktadır. İsrail devleti kurulduğundan beri ADL, İsrail gizli servisi MOSSAD ile hususi ilişkilerini daima sürdürmüş, İsrail mafyasıyla da yakın bağlantılar kurmuştur… ADL-Sharon grubu, ihtilaflı bölgelerde satın aldıkları evlerde militan yahudileri yetiştirdiler…” Ve “zaman” su gibi akıp gidiyor. Tarihler 10 Mart 1998’i gösteriyor… Şimdi de o günün Zaman gazetesine bir göz atalım isterseniz: “Diyalog Çabaları Devam Ediyor - 27 - 3 gündür Türkiye’de bulunan Yahudi Liderler Heyeti, Başbakan Yılmaz, Orgeneral Çevik Bir, TBMM başkanı Çetin ve Dışişleri bakanı Cem’den sonra Fethullah Gülen ile görüştü… 55 yahudi örgütünü temsilen Türkiye’de bulunan 59 kişilik Amerikan Yahudi Örgütleri Başkanları Konferansı Heyeti (AYÖBK), ‘Fethullah Gülen’in Türkiye’deki ve yurtdışındaki çabalarını önümüzdeki yüzyılın barış asrı olması açısından önemsediklerini ve sözkonusu projeye büyük ilgi duyduklarını’ belirttiler… Görüşmede; Gülen’in, ABD’nin en etkili yahudi lobisi olan ADL’nin teklifiyle hazırladığı hoşgörü ve diyalogla ilgili kitap da gündeme geldi. Gülen, ‘ingilizce olarak hazırlanan kitap üzerindeki çalışmalarının tamamlanmak üzere olduğunu, bittiğinde insanların hizmetine sunacağını’ söyledi. Kitap, ADL tarafından basılarak dünyanın dört bir yanında dağıtılacak…” İşte ADL, işte Fethullah, işte diyalog ve hoşgörü masalı ve işte “gerçekler”i yazan Zaman!.. Gerçekler nasıl da Zaman’la anlaşılırmış değil mi?!. | ABD BAŞKANINDAN DÖRT İLKE Posted: 27 Jan 2010 02:39 AM PST Nurullah AYDIN 27 Ocak 2010 ABD BAŞKANINDAN DÖRT İLKE! ABD; 1776 yılında bağımsızlığını ilan ederek, dünyanın ilk anayasal devleti olarak kuruldu. Kuruluşundan itibaren eyaletlerin birleşim girişti. Ama daha sonra kuzey güney savaşlarına sahne oldu. Kızılderilileri etkisizleştirdikten ve iç birliği sağladıktan sonra sanayileşme ve endüstrileşme sürecine hızla girdi. Dünyanın düşünen üreten yaratıcı beyinleri ABD'ye akın etti. Uygun ortamda teknolojik çalışmalar semereseni verdi. Her ABD başkanı yeni ekibiyle ABD'yi bir adım ileriye götürdü. Patinaj yapmadı. ABD başkanları yeni dünyanın imparatorları olarak küresel doktrinler ortaya koydular. En son Bush doktrini ile küresel askeri topyekün ülke işgal harekatına girişti. Haçlı doktrin ya benden yanasın ya karşısın temeline oturmuştu. Yeni başkan Obama da BM genel kurulunda kendisinin dört ilkesini ilan etmişti. 1 Nükleer silahsızlanma 2 Barış ve güvenliğe teşvik 3 Gezegenin korunması 4 Herkese fırsat sunan küresel ekonomi ABD Başkanı Barack Obama, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda dünya liderlerine hitaben yaptığı konuşmada yeni bir dünya düzeni çağrısında bulunmuş ve bu yeni düzenin 4 ilkesini açıklamıştı. Bu ilkeleri de çok taraflı işbirliği döneminin prensipleri olarak duyuran Obama; Dünyanın yeni bir yönelim alması için zaman gelmiştir. Yeni dünya için görevimizin başlaması gerekiyor" demişti. ABD Başkanı, dünyanın karşı karşıya bulunduğu tehditlerle mücadele edebilmek için çok taraflı işbirliğinde yeni bir çağ başlatılmasını istemiş, geleceği garanti altına almak için 4 ilkenin izlenmesi gerektiğine inandığını belirtmişti. Aşırıcılıkla mücadele ediyoruz. Afganistan ve Pakistan'da da liderlik yapmamız için birçok grup bize yardım ediyor diyen ve Ekonomik krizden çıkmak ve küresel ekonomiyi düzene sokmak için ortak çalışmalar yaptıklarına dikkat çeken Obama; Dünya ile yeni bir ilişki kuruyoruz. Hepimizin sorumluluğunu yerine getirerek, küresel sorunlarla küresel olarak çalışmak gerekiyor. Eğer başarısız olursak aşırı dinciliğin gelebileceğini biliyoruz. Bunlar devam ediyor, şiddet devam ediyor, nükleer silahı olan ülkeler artabilir, yaygın hastalıklar ve fakirlik artabilir. Bunlardan korkmamalıyız ama bunları görmeliyiz. Büyük uluslar ya da küçük uluslar bunu yapamaz. Barış, işbirliğine dayanmalı ve bu kelimeler çok da doğru aslında. Ortak olarak refaha inanıyoruz, bunun için de birlikte hareket etmemiz gerekiyor. Gelecek nesillere 20'inci yüzyılın düşmanlıklarını 21'inci yüzyıla aktaran nesil olarak ya da öngörülü bir nesil olarak aktarılabiliriz ki bu da kurumun adının hakkını vermek demektir. ABD'nin istediği budur. Ancak tüm ulusların görevlerini sorumluluklarını yerine getirmesi gerekir" demişti. Peki bu açıklamayı yapan Obama; göreve geldiğinin birinci yılında söylediklerini gerçekleştirebildi mi? Hayır bakın başkanlığının birinci yılında ABD halkı memnuniyetsizliğini her alanda ifade ediyor. Bush'un askeri stratejisini uygulamaya devam etti. Üstelik yeni cepheler açarak. Yemen ve Pakistan'ın kuzeyine ne yeni saldırlar yapılırken Afganistan ve Irak'ta bocalaması devam ediyor.. NATO ile Afganistan'da ama Irak'ta NATO gücü kullanımını, Türk ordusu karşı çıktığı için gerçekleştiremiyor. TSK ile AKP iktidarı arasındaki sorunlarının başında ve temelinde bu yatıyor. Irak işgali sırasında Türk topraklarının kullanımının 1 Mart tezkeresi ile reddi üzerine soğuyan ve gerginleşen ilişkiler, çuval giydirme olayı ile derinleşmiş, Muvanet zırhlısının ve Türk helikopterinin vurulması eklenmiştir. Afganistan'a istenen muharip güç talebi yine Türk Ordusu tarafından reddedilmiştir. Öyle görünüyor ki, darbe belgeleri iddialarının kamuoyuna sızdırılması NATO askerlerince TSK'nın merkezlerinden bir yolla alınıp piyasaya sürülmektedir. TSK'nın etkisizleştirilmesi projesi devam etmektedir. Yoksa Bush gitmiş Obama gelmiş ABD küresel politikasında değişiklik olmaz. Sadece yöntemde değişiklik olur. ABD için sadık müttefikliğe giden yolda epey mesafe alınmış görünüyor. Ama Türk Milleti, dünün çapulcusu bugün katliamcısı Amerikalılara teslim mi olacak. Bakacak göreceğiz. GünüN SözÜ: Küresel düşünemeyen devlet adamı, bir başka devletin emrine girer.
Windows Live Hotmail: Arkadaşlarınız Facebook'taki güncellemelerinizi doğrudan Hotmail®'den görür. | ORDUSUNA GÜVEN DUYMAYANLARIN DA OKUMASI DİLEKLERİMLE... Posted: 26 Jan 2010 08:50 PM PST ORDUSUNA GÜVEN DUYMAYANLARIN DA OKUMASI DİLEKLERİMLE... Dünya Silahlı Kuvvetleri'nin Karşılaştırılması ''BU ORDUYLA MI SAVAŞA GİRECEĞİZ'' DİYENLERE İTHAFDIR. Uluslararası silahlı kuvvetler rating'i konusunda oldukça yetkin bir site olan strategypage.com, tüm dünya ordularını çeşitli parametrelere göre sınıflandırıyor. Bu derecelendirme tablosunda yer alan TSK hakkındaki verilere göre; 1. TSK, tüm dünya orduları içinde "tradition(Gelenek)" (savaş gelenekleri, tecrübesi, eğitimi ve dayanıklığı) alanında 10 üzerinden 9 olan iki ülkeden biri. Diğer ülke ise İngiltere. 10 alan ülke yok. Türkiye'ye en çok yaklaşan ülkeler Almanya(8), İsrail(8), Finlandiya(8). ABD'nin derecesi ise 7. 2. TSK, Avrupa bölgesinde (Rusya da bu bölge içinde yer alıyor) genel klasmanda 3. büyük güç olarak değerlendiriliyor. 3. TSK, muharip güçlerin nicelik ve nitelik bileşkesinden oluşan "combat power(Muharebe Gücü)" klasmanında da 972 puan ile yine üçüncü. (bu klasmanda bir üst baz puan yok) 4. TSK, subay/astsubayların niteliklerinin ölçüldüğü "leadreship(Lider)" alanında da 7 alıyor. Bu alanda TSK'yı geçebilen tek ülke 9 ile İngiltere. Ayrıntılı bilgilere aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. http://www.strategypage.com/fyeo/howtomakewar/databases/armies/e.asp | ABD'nin darbe okulları Posted: 26 Jan 2010 07:47 AM PST Nurullah AYDIN 27 Ocak 2010 ABD'nin DARBE OKULLARI Türkiye'de darbe tartışmaları yaşanıyor..Kurutuluş savaşı sırasında ülke işgal edilirken, yüzyıllarca Türk Milleti'nin engin hoşgörüsü altında can ve mal güvenlikleri sağlanmış dilleri ve dinleri korunmuş gayrimüslimler işgal kuvvetleriyle işbirliği yaptılar.. Müslüman Türk köylerini bastılar, yaktılar, yıktılar.. Bazı yerli işbirlikçilerde onlarla işbirliği yaptılar.. Kurtuluş savaşına karşı çıktılar. Mandacılığı köleliği kabul edip işbirliği yaptılar. Soyları sopları bozuk bu tipler, din adına mal ve canlarını koruma kaygısıyla şerefsiz yolu tercih ettiler. Şimdi bunların çocukları zenginleştiler ve ne yazık ki tarikat cemaat kimliği altında yine yaşamları dine karşı olmakla geçen aydın bozuntularıyla işbirliği içine girdiler. Dedelerinin Türkiye'yi sömürge yapma özlemini şimdi kendileri gerçekleştirme peşinde.! Evet çağdaş sömürü çarkı için bu gerekliydi. Ama Türk Milleti bir yandan açık düşmanla bir yandan içindeki devşirilmiş işbirlikçi ajanlara karşı mücadele verdi. Daha sonraları ise 1952 yılında NATO ya girişle ABD ile askeri ve eğitim anlaşmalarıyla küçük Amerika hülyaları başladı. Bu dönemde ABD Sovyetler Birliği'ne karşı komünizmle mücadele edecek ajanlar yetiştirdi. Yandaş olmayan ülkelerde, yetiştirilen ajanlarla darbe yaptırdılar.. Şimdi Türkiye'de; 1952-1990 arası milliyetçilerden yararlanırken şimdi dinci tarikatçı, cemaatçi ve etnik unsurlardan yararlanmaya başladılar. Onları eğittiler. Kimi siyasetçi, kimi akademisyen, kimi gazeteci, kimi sivil toplum örgütü mensubu olarak iktidara getirdi. Bu sadece Türkiye'de değil birçok ülkede oldu. Bu yeni işbirlikçilerle ülkeler yönetiyor. ABD; elindeki her türlü bilgi ve belgeleri işbirlikçilere aktarıyor. Yeni CIA eğitiminden geçmiş kişiler artık ABD'nin sadık elemanlarıdır. İnsan hakları, demokrasi, özgürlük, açılım saçlım papağan gibi ezberlettirilen sözcükler. Oysa bakın ; ABD Başkanı Wilson 5 Ağustos 1919 yılında; Türkiye haritadan silinmelidir. Türkiye'yi parça parça edelim demişti. Ayni tarihlerde 1920'li yıllarda İngiliz Başbakanı Lloyd George ise; Türkler Avrupa'dan atılacaklardır diyordu. Türklerle ile ilgili batılı liderlerin o kadar çok beyanı var ki! Bakın; Amerikan yüzyılı için Rooswelt 4 özgürlükten söz etmişti. Konuşma, ibadet, yaratma, yaşama özgürlüğü. Bu kavramlarla yürüyen bir Amerika gerçeği. Batılı yazar Chomsky de; 5. özgürlük diyor. Bunlar; Soyma, sömürme, hüküm altına alma, güce başvurmadır. Bakın; ABD amacı için kendi ajanları yanında o halkın mensuplarını alıp eğitmek için okullar açtı. ABD ilk darbe okulunu Fort Gullic'i 1946 yılında Panama'da kurdu. Sonra okul Fort Benning'e getiriliyor. Ankara'da sosyal okul adıyla eğitim veriyor. Akademisyenler, gazeteciler, katiller, darbeciler, bu okuldan yetişiyor. Okul, 1984'e kadar kalıyor. Bütün bu okulların en büyüğü Fort Bragg denilen yerde. Buna aynı zamanda Kennedy Özel Savaş Okulu da deniyor. En üst düzeydeki sivil/asker darbeciler de bu okulda yetişiyor. Bu okullara School Of Americas (SOA) deniliyor. ABD Denizaşırı Kuvvetler Komutanlığı bütün dünyaya bu anlamda hükmediyor. İstihbarat eğitimi ağının bir ucu da Almanya'da Bad Tolz isimli kentte. NATO unsurları, Bad Tolz'de bulunan 20. Özel Kuvvetler Komutanlığının emrinde çalışmaktadır. Okullar arasında eğitim bağlantısı var. Fort Bragg ana okul. Ona bağlı olarak Amerika'da Fort Benning okulu var. Yabancıların, akademisyen, gazeteci, iş adamı gibi her meslek grubundan kişinin eğitim gördüğü Fort Benning'deki Amerikalılar Okulu (SOA) var. Fort Benning denen cinayet okulunun bulunduğu yer. United States Army Infantry School/Amerikan Ordusu Piyade Okulu askeri ama sivil eğitimde verilen okul.. Yine; Yol levhalarında NATO Schule ve NATO School yazan Avrupa merkezi olarak Oberammergau'da Ayaklanmaları Bastırma ve İstihbarat Okulu adında özel okul var.. ACC denilen (Allied Coordination Center /Gizlilik Koordinasyon Merkezi) ise bir yeraltı örgütü. Burası bütün NATO ülkelerinin yeraltına kumanda ediyor. Yani açık ve gizli ağın bir ucu Washington'dan, Avrupa Birliği'nin başkenti Brüksel SHAPE karargahı'na geliyor. Türkiye'de devletin temeline dinamit koyan, saldıran; siyasetçisi, akademisyeni, gazetecisi hangi CIA, MI5, FBI eğitiminden geçti de böyle konuşuyorlar sorusunun cevabı böylece ortaya çıkmıyor mu? GünüN SözÜ: Oku, anla, öğren ama düşün ve hareket et.
Yeni Windows 7: Size en uygun bilgisayarı bulun. Daha fazla bilgi edinin. | Analist Erhan Göksel, yine ilginç ve çarpıcı analizler yaptı Posted: 25 Jan 2010 11:04 PM PST http://www.milligazete.com.tr/haber/urdun-yerine-alman-vizesini-kaldirsinlar-150868.htm Refah Partisi'nin yükselişi, küresel ekonomik kriz, Dubai'nin batışı gibi birçok öngörüsü doğru çıkan VERSO Araştırma Şirketi Sahibi ve Analist Erhan Göksel, elindeki önemli veriler ışığında yine çarpıcı ve ilginç iddialarda bulundu. Göksel, erken seçim tarihinden demokratik açılıma, AKP Hükümeti-İsrail ilişkilerinden ABD'nin yeni projelerine, adım adım kurulan Kürt Devletinden Türkiye'deki işçi sınıfındaki büyük dönüşüme kadar birçok konuda yine tartışma çıkaracak, analizlerini Milli Gazete'ye açıkladı. * Refah Partisi'nin patlaması, küresel ekonomik kriz, Dubai'nin batışı gibi birçok öngörüsü doğru çıkan VERSO Araştırma Şirketi Sahibi ve Analist Erhan Göksel, elindeki önemli veriler ışığında yine çarpıcı ve ilginç iddialarda bulundu. Göksel, erken seçim tarihinden demokratik açılıma, AKP Hükümeti-İsrail ilişkilerinden ABD'nin yeni projelerine, adım adım kurulan Kürt Devletinden Türkiye'deki işçi sınıfındaki büyük dönüşüme kadar birçok konuda yine tartışma çıkaracak, analizlerini Millî Gazete'ye açıkladı. İşte Göksel ile yaptığımız dikkat çekici röportajın ayrıntıları: AKP'nin iktidardaki 8. yılını nasıl değerlendirdiğinizi sorarak başlamak istiyorum? AKP, 2002 yılında iktidar oldu. Milli Görüş hareketi içinden çıkmıştır. Ancak, bugün ciddi şekilde Milli Görüş'ten farklılaşmıştır. Bugün, çok trajik bir şekilde farklılıklar vardır. Ak Parti, dış politikada tamamen batı yanlısı, gayri milli bir politika çizgisine girmiştir. Saadet Partisi ise, son derece milli bir çizgiye çekilmiştir. Ve bu nedenle de uzun dönemde Türkiye'de muhafazakâr İslami kesimlerin hepsi birden ciddi bir saflaşma ve kamplaşmaya gidecektir. Herkes Saadet Partisi ile Ak Parti'nin eninde sonunda, bir şekilde birleşeceğini düşünüyor. Siz ne düşünüyorsunuz? Ben tam tersini düşünüyorum. AKP'nin en büyük ideolojik düşmanı, ondan oy aldığı Saadet Partisi'dir. Ve bu kısa sürede, siyasi çekişmeye de dönüşecektir AK Parti, 2002 yılında yolsuzluk ve yoksullukla mücadele için iktidara geldi. Ancak, aynı AKP'nin 2007'den sonraki ikinci iktidar döneminde, yolsuzluk iddiaları aşırı derecede arttı. AKP hükümetinin; yolsuzlukların üzerine gitmemesi, Deniz Feneri dahil, kamuoyu vicdanında sorgulanmasına neden olmuştur. Dağ fare doğurdu Kürt sorunu ve demokratik açılım sürecinde gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Dağ fare doğurdu. Birincisi, Cumhuriyet kurulduğunda beri Türkiye'nin çok ciddi bir demokrasi sorunu vardır. 12 Eylül darbesi, Türkiye'nin ayağına pranga vurmuştur. 12 Eylül darbesi, yasaklar ve tecritlerle birçok alanda Türk halkının koluna kelepçe takmıştır. Kürt meselesini ciddi bir sorun haline getiren de, 12 Eylül darbesi olmuştur. Ancak Türkiye'de çok ciddi bir terör eylemi oldu. Çok sayıda insan hayatı kaybetti veya mağdur oldu. Birçok şehit verildi. Devletin içinde karanlık işler de yapıldı. Biz bunları biliyoruz. Eskiden de biliniyordu ama şimdi dillendirilmeye başladı. Kürt meselesi ve demokrasinin çözülmesi elzemdir. Kürt açılımı ABD'nin projesi Kimin? Bu proje, ABD'nin Kuzey Irak projesidir. Ayrıca AK Parti'nin, bu işe hazırlıksız olduğu açıklamalarından bellidir. Eylem yapan çocukların işleriyle ilgili kanun tasarısının dışında ortalıkta tek bir şey yok. Abesle iştigal. Başlangıçta Kürt açılımı idi sonra Demokrasi açılım en son Milli Birlik projesi oldu. Bu tam bir, tornistan geri dönmedir. Ama bu Türk halkını ilgilendiren, Anayasa'yı değiştirmeyi ilgilendiren bir konudur. Herkesi ikna etmek zorundasınızdır. Bu siyaset değildir. Milli Birlik projesi, ülkenin bütünlüğünü ilgilendirir. Öcalan açılımda siyasallaştı Öcalan'ın demokratik açılımda nasıl bir konuma geldi? Bu açılımı ellerine yüzlerine bulaştırdıkları için, Abdullah Öcalan'ı; Türkiye siyasetinin en temel belirleyicilerinden biri haline getirmiştir. Bundan sonra kim iktidara gelirse gelsin, Kürt meselesi deyince Abdullah Öcalan ile masaya oturmak zorundadır. Bunun en güzel örneğini Ahmet Türk, basın toplantısında açıkladı. DTP kapatılınca, meclise girmeyeceğiz dedikten sonra ' Öcalan'ın emriyle Meclise giriyoruz' dedi. Bunu dili sürçerek söylemedi. Bunu söylemek için çıktı. Bugünden itibaren, Abdullah Öcalan siyasallaşmıştır. Hep istediği buydu. Bunun müsebbibi de, süreci yönetemediği için Sayın Başbakandır. Bugüne kadar birbirine yan gözle bakmayan bu halkı bir arada yaşatan çimento size göre ne? Burada, bir şey hatırlatmak istiyorum. İngiliz Büyükelçi, Lord Curzon'a ''Türkler ile Kürtlerin birlikteliği, Araplar ile Kürtlerin birlikteliğinden bin misli fazladır' diye mektup yazınca, Lozan'da Kürt meselesi Türkiye lehine halloluyor. Kürtleri, bölmekten vazgeçiyorlar. Dolayısıyla İslamiyet, bu milletin en birleştirici unsuru olmuştur. Birleştirici çimentoyu ortadan kaldırdığınızda, ayrıştırma daha kolay olur. Türk-Kürt meselesini benim gibi düşünen tek siyasi liderin Sayın Erbakan olduğunu düşünüyorum. Ayrıca, şu anda Türkiye'nin en laik ve seküler partisi, DTP'dir. DTP kapatıldığı için BDP, geçmişinde HEP, DEP ve HADEP. Erbakan, doğru gördü Sayın Erbakan, bu konuda Bingöl'deki bir sözü nedeniyle ceza almıştı? Sayın Erbakan ile çok fazla konuştum bu konuyu. Sayın Erbakan'ın bakış açısının çok doğru olduğunu biliyorum. Neden? Çünkü Türk ve Kürt kavramı, Osmanlıda yok. Ben 82'de mecburi hizmete Diyarbakır'a gittiğimde, şehrin kalesine Ne Mutlu Türküm Diyene yazmışlardı. Ben Türkiye'nin batısında hiçbir yerde Ne mutlu Türküm Diyene yazısını görmedim. Bu sadece bir örnek. Ayrıca Refah Partisi ve Fazilet Partisi kapatıldığında, bunu 'laikliği değiştiriyor. Türkiye'de şeriat tehlikesi var' meselesi olarak görmüştüm. Ama şimdi farklı düşünüyorum. Refah Partisi, 1997 yılında kapatıldı. Yani Türkiye'de iç savaş kızışmış, terör artmış, her gün insanlar ölüyor. Refah Partisi, İslami anlamda Türkleri ve Kürtleri, aynı çatı altında birleştirdiği için sistem hazmedemedi. O yüzden kapatıldı. Çünkü o dönemde, o bölgede çok yüksek oy aldı. Devlet ile PKK arasında sıkışan Kürtler, sığınacak bir liman olarak Refah Partisi'ne oy verdiler. Hakkını vermek lazım. 2004'de aynı şey oldu. AKP, bölgede ezici bir seçim kazandı. Bugün, devlet ile PKK arasında sıkışan Kürt vatandaşlar, ayrılmak istemedikleri ve kendilerine biçilen kaftanı giymemek için ara formül bularak, oylarını AKP'ye veriyor. Bu oyların aslında AKP'ye değil rejime verildiğini, defalarca söylememe rağmen kimseyi ikna edemedim. Bu süreçte; PKK'nın silahsızlandırılıp, hareketin siyasallaştırılması mı hedefleniyor? Aynen. Fakat oradaki kritik nokta şu, hükümet bana göre, çok hatalar yaptı. Bu hatalar sonucunda, Abdullah Öcalan bu işin tek merkezi haline geldi. Bunun üzerine, Hükümet de Abdullah Öcalan ile köprüleri attı. Bu saatten sonra perdenin arkasında da oturmaları zor gözüküyor. Abdullah Öcalan'ın, PKK'nın terörü bırakacağını düşünmüyorum. Çünkü Türk hükümeti, siyasi bir nedenle, seçimlerin yaklaştığı bir dönemde, Abdullah Öcalan ile IRA gibi masaya oturabilecek bir konjonktürde değil. Yani siyaseten Recep Tayyip Erdoğan, masaya oturamaz. Sonu olur. Reşadiye'deki baskın açılıma engel mi oldu? Evet, engel oldu. Çünkü Abdullah Öcalan'ı tanımıyoruz dediler, Abdullah Öcalan da ben size kendimi tanıtırım dedi, bu kadar basit. Bence, PKK terörü artıracak ve Türk hükümetini masaya oturmaya zorlayacaktır. Terör artarsa, AKP'nin sonu gelir. AKP, her açıdan açmaza girdi. Abdullah Öcalan ile masaya oturursa sonu gelir. Terör artarsa, bastıramazsa yine sonu gelir. Şimdi bugün ordunun bu kadar baskı altına alındığı bir dönemde, bilerek konuşmuyorum, benimkisi senaryo. Ordu bu kadar baskı altına alınırsa ve terör tırmanırsa, TSK'nın teröre karşı savaşacağına inanıyor musunuz? Ben size soruyorum. Savaşacağı varsa, AKP'yi yıpratmak için savaşmayacaktır. Çok basit. Son dönemde, Doğu'daki şehirlerde sokak eylemleri arttı. Çocuklar kullanılıyor. PKK strateji mi değiştiriyor? Önümüzdeki dönemde, PKK terörü artacaktır. Şu anda çocukları görüyoruz ama PKK'nın Kürt kadınlarını sahneye iteceğini zannediyorum. Çok büyük bir gerilime, büyük çatışmalara arifedir bu. Felaket tellalı gibi gözükmek istemiyorum ama bunlar büyükşehirlere yayılacaktır. Büyükşehirlere taşımanın provaları yapılıyor. PKK eylemleri sokağı tehdit ediyor. İkincisi, PKK'nın en önemli stratejilerinden birisi şu: Batıdaki Türkleri, Kürtlere saldırtmak. Batıda Türkler, Kürtlere saldırırsa, PKK'ya hiç sıcak bakmayan Kürtler, PKK'ya sığınmak zorunda kalırlar. İzmir'deki yürüyüşte ve Edirne'de bunlar yaşandı. Devletin bunu da görmediğini düşünüyorum. AKP İsrail gerginliği Yeri gelmişken, AKP Hükümetinin İsrail ile son 1 yılda gerginliğe neden olan ilişkilerine nasıl bakıyorsunuz? AKP iktidarıyla alakası yok. AKP iktidarı, İsrail ile hep müttefik oldu. Ben hala bütün çatışmalara rağmen, kısmi müttefiklik olduğunu ve AKP'yi desteklemek için bazı tezgâhlar olduğunu da iddia ediyorum. Davos'taki çıkış da mı o kapsamda? Bana göre öyle. Hepsi öyle. Alçak koltuk krizi de mi? Evet. O da. Bana göre, hepsi İsrail'in planı. Bu son olayda, biliyorsunuz Obama seçimde, seçmene vaatte bulunduğu için, İsrail'e karşı mesafeli duruyor. Son olayın, İsrail tarafından planlandığına inanıyorum. Kameraları içeriye getiriyor, görüntü aldırıyorsunuz, alçaklık lafını özellikle söylüyorsunuz. Çok büyük bir proje bu. AKP'nin anketinden çıkan rakam! AKP ile CHP arasında oy oranları tartışılıyor. Size göre AKP ne durumda? İkisi de siyaset yapıyor. Ben çok bağımsız olduğum için, hiçbir partiyle bağım olmadığı için, sokakta ki insanlardan çok net görüyorum. Bu konuda hiç mütevazi değilim. Bütün seçimleri bilmiş bir adamım bu ülkede. Arşivler bunu gösteriyor. Araştırmalardan çok, kendi sokak gözlemlerimi önemsemişimdir. Sayın Baykal AKP yüzde 20'lerde derken doğru söylüyor. Tayyip Bey'in anketi, benim de elime geçti. Denge Araştırma Şirketi, kara kutusudur. Basına vermediği, en önemli araştırma şirketi Denge'dir. Denge'nin araştırmasında, AKP'nin oyu yüzde 29 çıkmıştır. Muhtemelen, Sayın Baykal bunu görmüştür. Tayyip Erdoğan da Baykal'ın söylediğine 20 koyun derken, o da haklıdır. Siyaset yapıyor. Onun doğru yanı nedir? CHP'ye göre yaklaşık 10 puan fazla oyu var. Elbette siyasi bir lider 20 ekleyin diyecek. Erken seçim Ramazan'da Sizce erken seçim olur mu? Tayyip Bey, kendini çok bağladı. Hatta etik laflar söyledi. Tükürdüğünü, yalayamayacak laflar söyledi. Buna rağmen, benim 30 yıllık siyasi tecrübeme göre, seçim liderlerin elinde değildir. Seçim olabilir. Seçimin olmamasının Türkiye'de dış konjonktürel faktörleri de var. Ama AKP için seçime gidilecek en iyi zaman, 8 Ağustos Ramazan'dır. Yorum yapmıyorum, bilerek söylüyorum. 1994 yılında seçim Ramazan'a denk gelmişti, Tayyip Bey dedi ki bizzat şahsıma, 'Ramazan işimizi zorlaştıracak. Çünkü Ramazan'da gündüzleri insanların kafaları dağınıktır, rehavettedir'. Ben de dedim ki; 'Ramazan'da insanlar camilere gider, manevi bir hava oluşur. Sizin için en iyi seçim Ramazan'da olur'. Tayyip Bey bunu kullandı. Tayyip Bey Ramazanda bir seçim yaşadı. Bu, tek seçimidir. Tayyip Bey'e göre, kitlesel mesajın yayılacağı en iyi zaman, Ramazandır. 2010 yılında bir baskın seçim olursa bu tarihte olacağına inanıyorum. Bayramdan önce, Ramazan ayı içinde. İkinci bir şey, Tayyip Bey'in benden öğrendiği bir şey daha var. Hasat kalkmadan seçim olmaz. Hatırlarsanız, seçim 29 Haziran'da olacaktı. Sonra birden bire YSK 22 Temmuz'da karar aldı. Durup dururken atmadı tarihi. Hasat kalkacak. İnsanların eli para görecek. Kışın seçime gidilmez. Tayyip Bey IMF'den para alırsa, IMF politikalarına uyulmayacak tek dönem seçimdir. Seçim olunca verilen sözlerin tutulmaması normaldir. IMF'den 40-50 milyar dolar para alıp, ciddi bir zam yapıp seçime gidebilirler. AKP, Anaplaştı AKP dönemi deyince akıllarda size göre ne kalacak? Türkiye tarihinde, siyasetçilerin bu kadar zenginleştiği bir dönem olmamıştır. Türkiye, AKP'nin 8 yılında sanayiyi terk etmiştir. Ekonomi; ticaret, rant, borsa ve dolar zannedilmiştir. Hâlbuki Milli Görüşün özü sanayidir. Bugün özelleştirme diye satılan fabrikalar, Milli Görüş'ün döneminde yapılmıştır. Her hükümet, iktidara sarılır. AKP ise herkesten daha çok sarılıyor. Bu canhıraş bağlanma, zannetmeyin ki siyaset. Nedir? Ekonomik rantı, elinde tutmak içindir. AKP, ANAP'lılaştı. Kurucu olan dört büyük AKP'liden birinin lafıdır bu. Benim değil. Bir sohbetimizde, bir bardak su ver deyince kaç para vereceksin diye soruyorlar dedi. AKP bugün buraya gelmiştir. Bu teşkilatlara da yansımıştır. 2007'ye kadar çok güçlü teşkilatları vardı. 2007'den itibaren artık teşkilatların büyük bir kısmı iş takipçisi haline geldi. Büyük oranda zayıfladı. Eğer toparlayamazsa, büyük sorunlar yaşayacak. AKP tabanını bekleyen iki tehlike var: Saadet Partisi'nin gelişimi ve Kürt açılımı Kriz teğet geçti diyor Başbakan. Size göre durum nasıl? Bursa'da her dört kişiden biri işini kaybetmiş. 128 bin kişi, işten çıkmış. Bu çok vahim bir durum. Bu ülke, üretmiyor. Tayyip Bey, ekonomi bilmez. Söyleneni, yapıyor. Ekonomi de, üretimdir. İşsizlik oranı, sürekli artıyor. Geçen hafta rakamlar, yayınlandı. İşkur'a, başvuranların sayısı yüzde 25 azaldı. İş için başvurmayanı biz işsiz saymıyoruz. İnsanlar iş bulmaktan ümidini kestiği için başvurmuyor. Şu anda yüzde 13,4 olan işsizlik oranı İLO'nun kayıtlarına göre, yüzde 19'dur. Her eve bir ateş düşmüş. Bir anekdot anlatacağım. Geçenlerde bir banka müdüre arkadaşımla sohbet ediyorduk. Şubeye bir polis memuru gelmiş, bankamatik kartını uzatmış. Para çekecektim yardım edebilir misiniz demiş. Güvenlik görevlisini çağırmış müdüre. O da bankamatikten değil hesaptan demiş. Müdüre hanım şaşırmış. Ne fark eder? O da bankamatikten 10 TL'nin altını vermiyor. Hesabında 9 TL varmış. 9 TL'yi çekmek istemiş. İnsanlar bu durumda. AKP'nin kimyası bozuldu 'AKP ile birlikte yeni bir zenginler sınıfı oluştu' eleştirileri var? 2007'den sonra, AKP yoksulların partisi olmaktan çıkmıştır. Sadece AKP yöneticilerinin mal varlıklarındaki gözle görülür artış bile, bunu izah etmektedir. Sayın Başbakan, 5 tane villada oturmaktadır. Bu AKP tabanında, Milli Görüş çizgisinden gelenleri son derece rahatsız etmiştir. Önümüzdeki seçimlerde Türk siyasetini yolsuzluk ve yoksulluk belirleyecektir. Bu nedenle, Saadet Partisi'nin milli bir çizgide durmasından öte, ezilen insanlardan yana tavır almasının da çok önemli olduğuna inanıyorum. Ve önümüzdeki seçimlerde ezilenler insanlardan yana olmak en büyük argüman olacaktır. AKP'nin 2002 ile 2007 iktidarları arasında bir fark olduğunu mu söylüyorsunuz? Evet. 2007'ye kadar olan Ak Parti ile 2007'den sonrakini ayırmak lazım. Burada, bir şeye dikkat çekmek istiyorum. 2007 seçimlerinde AKP yüzde 47 ile kazandığında biliyorsunuz, daha önce e-muhtıra verilmişti. Askerler, Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı olmasını istemiyorlardı. AKP, Gül'ü cumhurbaşkanı seçtiği an, TSK'nın kimyası bozuldu. Ve TSK, kendi geleneksel dünya bakışından da bu kimya bozulması nedeniyle koptu; kendine ve topluma da yabancılaştı. Bu çok net. AKP'nin kimyası nasıl? Arkasından, 2008'de AKP'ye kapatma davası geldi. Bu dava, AKP'nin kimyasını bozdu ve AKP kendi tabanına yabancılaştı. Milli bir parti olmaktan hızla uzaklaştı. Çünkü Anayasa Mahkemesi'ndeki kapatma davasında kendisini savunmak için Türkiye'de değil yurtdışında mevzilendi. Bir örnek, biz partinin kapatılmayacağını 30 Temmuz'a 5 gün kala, bugün iflas edip sahip değiştirmiş olan Morgan Stanly firmasının bir ekonomi raporundan öğrendik. Üstelik 6'ya 5 sonucu bile orada yazılıydı. Ayrıca Kürt açılımı ile başlayan süreçte, Türk halkının kimyasını bozdu. Şu anda Türk halkı, çok hızlı bir şekilde ayrışma sürecine girdi. Alman vizesini kaldırın! Bazı ülkelerle vizeler kalktı. Bardağın dolu tarafına bakılmadığını savunuyor AKP. Doğru mu? Bardağın dolu tarafında hiçbir şey yok ki. Bardağın dolu kısmında gözüken, zenginlerin cebindeki para. Halkın cebinde, hiçbir şey yok. Vizeyi kaldıran yerlere bizim Türk halkı zaten gitmiyor . Kaç kişi Ürdün'e, Suriye'ye gidiyor. Kusura bakmasın, Sayın Davutoğlu. Bir vizeyi kaldıracaksa, Alman vizesini kaldırsın. Ben ara sıra, Alman elçiliğinin önünden geçiyorum. İnsanlar, gece 05.00'te karton kolilerin üzerinde soğukta, yatarak sıra bekliyor. Sıranın ucu bucağı yok. Kaldırıyorsa, ABD'ye kaldırsın. ABD'ye, İsveç, İngiltere'ye sayın başbakan bile kırmızı pasaportla vize alarak gidiyor, biliyor muydunuz? Başbakan ABD'den vize almadan giremez. Sayın Başbakan önce ABD'ye kendisi vizesiz girsin. Ondan sonra Türk halkının karşısına vize kaldırıyoruz diye çıksın.
| |
[anadoluhaber:37560] SAYGIDEĞER ARKADAŞLAR, MERSİN ÖZEL İDARE BÜNYESİNDE ÇALIŞACAK OLAN VE İL GENEL MECLİSİNDE KAVGAYA SEBEP OLAN TORPİLLİ İŞÇİ ALIMI İLE İLGİLİ HABER AŞAĞIDA. OKUYUN BAKIN NELER DÖNÜYOR GÖRÜN: Posted: 28 Jan 2010 04:48 AM PST MERSİN ÖZEL İDARESİ EŞ DOSTUN BARINDIĞI YER Mİ? -- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir... Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin |
[anadoluhaber:37556] BASIN ACIKLAMASI Posted: 28 Jan 2010 02:32 AM PST 
DOĞRU YOL PARTİSİ GENEL MERKEZİ DYP Genel Başkanı Çetin Özaçıkgöz’ün parti Genel Merkezinde yapılan katılım töreninde yapmış oldukları basın açıklaması : “Meclisteki Muhalefet Liderleri ve Basın Ak Parti’nin tuzağına düşüyor” “İktidarı yıpratan ve iktidarın halkı tatmin etmesi gereken en önemli konu ekonomidir. Şu anda Dünyada olduğu gibi, iktidar partisinin yanlış uygulamaları sebebi ile Türkiye’de de ekonomik kriz var. Esnaf, çiftçi, köylü, tacir perişan. Likidite iyice sıkıştı. Hükümet, ekonomik göstergeleri kağıt üzerinde olumlu göstermek için piyasada olması gerekenden çok daha az nakit para bulunduruyor. Protesto edilen senet ve karşılıksız çek o kadar arttı ki, ekonomik suçlardan cezaevleri o kadar çok doldu ki, bütün bunların sorumlusu hükümet bu konuda “af niteliğinde” kanun çıkarttı. Ama ne Muhalefet liderleri ne de basın bu konuda görüş bildirmiyor. Ortada konuşulan ve basında yer alan sadece “Türk Silahlı Kuvvetleri, darbe ve polemik kokan kurum çatışmaları” dır. Artık bu konular sistematikleştirildi. Biri bitiyor diğeri başlıyor. Ergenekon, Sarıkış, Ayışığı, Balyoz….Son günlerde moda olan “Balyoz” konusu bitince eminim aynı konuda başka isimli bir konu atılacak ortaya. Darbelerden ve cuntacılardan en fazla mağdur olan bizim misyonumuzdur, bizim partimizdir. Kimse bunun aksini iddia edemez. Ortada suç varsa, hükümeti devirme planı varsa tabiî ki sorumlular Yargı önüne çıkartılsın ve cezalandırılsın. Ama bu iş usule uygun yargılama ile yapılsın. “Şuyuu vukuundan beter” misali en ufak bir suçta sanki darbe gerçekleşmiş gibi medya ve ortalık ayağa kaldırılmasın. Artık Türkiye’de Darbe konuşulmasın, ihtimal dahi verilmesin. Türkiye’nin bu ayıbından kurtulması gerekiyor. Ama Türkiye’nin tek sorunu bu değil ki. Ekonomi, işsizlik, kriz, intiharlar ve açlık ne olacak? Ortada şu an bir tuzak var. Muhalefet ve Basın bu tuzağa yakalanmış durumda. Türkiye’nin en önemli sorunları bir kenara bırakılarak sanki Türkiye’nin tek sorunu sadece ve sadece Darbe Planlarıymış gibi bir tek bu konu işleniyor. Ortada bir Mahkeme Yargılaması da yok, Medya Yargılaması var. Ak Parti’de her zamanki gibi mağduru oynama gayretine girmektedir. Ancak Ak Parti son zamanlardaki uygulamaları ile artık mağdur değil, mağdur edendir. Mağdur oldukları ve şikayet ettikleri Yargı, Vergi ve bürokrasi uygulamalarını artık tersine mağdur etmek için kullanmaktadırlar. Başbakan evvelce laiklik, Cumhuriyet, başörtüsü gibi konularda “aynı konuları temcit pilavı gibi pişirip pişirip önümüze getiriyorlar” diyordu. Şimdi de Ak Parti’nin kendisi darbe konularını pişirip pişirip önümüze getiriyor, bıktık artık.” -- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir... Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin |
[anadoluhaber:37552] SAVAŞIN TARAFLARI KİMLER?../www.soruyusormak.com Posted: 28 Jan 2010 01:37 AM PST Sayın Paşamız, milletin karşısına çıkarak, oldukça soğukkanlı bir tavırla, - Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı "a-simetrik psikolojik savaş uygulanıyor, buyuruyorsunuz... Evet, anlıyoruz ve bizler de bunu artık apaçık görüyoruz. Peki sonra?.. Sonra, hiddetli bir ifade ile, - Allah Allah diyerek düşmana saldıran bir ordu, Allah'ın evini nasıl bombalar, diye soruyorsunuz... Ve yine sonra... Bütün bu olup/bitenlere karşı somut herhangi bir önlem aldığınızı ifade etmeden sözünüze nokta koyup, yaratılan bu kaos ortamını olduğu yerde bırakıp, makamınıza dönüyorsunuz... Ve Türkiye halkı, bu "ucu-açık" sonraların sonunda ne sizi ve ne de komutanı olduğunuz Türk Silahlı Kuvvetleri'ni tam olarak anlayamıyor... Türk Silahlı Kuvvetleri'ne karşı bir savaş açılmış durumda ise, Sayın Paşamız, siz bu savaşın muhatabısınız!.. Siz birinci dereceden muhatabı olduğunuz bu a-simetrik savaş meydanında... Ne yapıyorsunuz? Tabii ki, sizden darbe yapmanızı beklenmiyor; talep edilmiyor!.. Türkiye'nin içine itildiği uçurumdan kurtulmak [doğal olarak] Cumhuriyet kuşaklarının, yani bizim, hepimizin sorumluluğunu gerektirmektedir... Ancak... Sizin de, size karşı yürütüldüğünü açıkça ifade etmekte olduğunuz bu savaşın asli bir "taraf"ı olarak, emperyalizmin "Taraf"ı olanlara karşı bir mücadeleniz olmalı... Bir duruşunuz olmalı. Yapabileceğiniz bir şeyleriniz olmalı... Ve duruşunuz, mücadeleniz ve yapabileceğiniz o bir şeyler konusunda bizlere, yani halka bir açıklamanız olmalı... İfade etmiş olduğunuz psikolojik savaş süreci içinde Cumhuriyetin kaleleri bir/ve/bir ele geçirilirken, Türk halkı, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin nerede olduğunu bilmek ve hangi mevzide saf tuttuğunu öğrenmek hakkına sahiptir... İçinde bulunduğumuz bu vahim koşullarda Türk aydınları, Türk halkı ve tekmil Cumhuriyet güçleri, sözünü ettiğimiz bu haklarının pratiğini sorgulamaktadır... Türkiye halkı, yürürlükteki mevzuat uyarınca sorumluluğunuza tevdi edilmiş bulunan "Cumhuriyeti koruma ve kollama görevi"nin ne ölçüde yerine getirilmekte olduğunu en belirgin hatları ile bilmek istemektedir... Türk Silahlı Kuvvetleri'nin operasyonel yeteneğinin yıpranmış olup olmadığını merak etmekte, bu konusunda kendisini yeteri ölçüde güven içinde hissetmemekte, gerginlik ve tedirginlik duymaktadır. Laik Türkiye Cumhuriyeti'nin yasal bekçisi olan bu en güzide kurumumuzun en sorumlu kişisi olarak, Türkiye halkının bu konuda gittikçe artan endişelerini giderme görevi, en başta sizin omuzlarınıza yüklenmiş bulunan [kaçınılamaz ve ertelenemez] bir büyük sorumluluktur. Bu sorumluluğun gereklerinin yerine getirilmesini istemek ve beklemek Cumhuriyet kuşaklarının en temel hakkıdır. Sayın Paşam, sizden beklenen aktivite, sınırları yasal mevzuatımız tarafından çizilmiş olan alan içindeki görev ve sorumluluklarınızın yerine getirilmesi ile ilgilidir. Saldırı karşısında kalan Cumhuriyet rejimimiz, kendisini kurumları aracılığı ile korumakta ve sözünü etmekte olduğunuz "a-simetrik savaş"taki yerini ve mevziini almış, direnmektedir. Danıştayımız, Yargıtayımız, Anayasa Mahkememiz, barolarımız, işçilerimiz, demokratik kitle örgütlerimiz ve aydın namusunu üstlenmiş olan tüm öncü güçlerimiz bu savaştaki yerlerini almış, direnişin tuğlalarını oluşturmaktadırlar... Sözünü ettiğimiz bu tuğlalar, yasal sınırları içinde demokratik bir mücadele cephesi inşa etmektedirler. Cumhuriyet tehlike altındayken ve vatan bölünme riski ile göğüs göğüse gelmişken her kurum Cumhuriyete karşı olan sorumluluğunu eksiksiz ve ödünsüz olarak yerine getirmekle yükümlüdür. Ve hiç kimse ya da kurum, bu yükümlüğü üstlenmekten kaçınma hakkına sahip değildir... Malik değildir!.. DÜZELTME: Dünkü yazımızın son paragrafı teknik bir karışıklık yüzünden "başka bir yazının son paragrafı ile" karışmıştır. Düzeltir, özür dileriz. www.soruyusormak.com www.dnm-ler.com -- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir... Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin |
[anadoluhaber:37554] JENERİK SENARYOLAR Posted: 27 Jan 2010 10:26 PM PST |
[anadoluhaber:37553] WG: (oybirligi) ORGANİZE İŞLER: Emniyet Müdürü, Başsavcı ve Savcı, Gizli tanık imalatına girmiş. Posted: 27 Jan 2010 04:13 PM PST
--- Fedai <yusuf.tuner@gmail.com> schrieb am Mi, 27.1.2010:
Von: Fedai <yusuf.tuner@gmail.com> Betreff: (oybirligi) ORGANİZE İŞLER: Emniyet Müdürü, Başsavcı ve Savcı, Gizli tanık imalatına girmiş. An: Datum: Mittwoch, 27. Januar 2010, 15:08
Cerrah, Çolakkadı ve Öz'e komplo suçlaması 27.01.2010 / RADİKAL Birinci Ergenekon davasının tutuklu sanığı Selim Akkurt, esik İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Turan Çolakkadı ve Savcı Zekeriya Öz ile görüştüğünü anlatarak telefonda Fehmi Koru ve Osman Baydemir'e suikast yapacak gibi konuşmasını istediklerini iddia etti. Birinci Ergenekon davasının 131’inci duruşmasında “İtirafçı olmadan Ergenekon’dan çıkılmıyor. Ben de itirafçı olmaya karar verdim” diyerek sözlerine başlayan Selim Akkurt, kaçak yaşadığı yıllarda polisin bilgisi dahilinde gezdiğini anlattı. Akkurt, “Kuvayı Milliye Derneği’ne onların istekleriyle girdim” dedi. Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün’ün “Kim bu polisler” sorusu üzerine Akkurt şu isimleri verdi: “Mutlu E, Ali Fuat Y. ve İsmail E.” MİT’in de bilgisi olduğunu savunan Akkurt, Hizbullah ve DHKP/C’ye yönelik operasyon yapılacağının söylendiğini belirtti ve “Terör örgütüne operasyon yapacağız diye TSK’ya operasyon yaptılar” diye konuştu. Akkurt, tutuklanmadan birkaç ay önce İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde Celalettin Cerrah, Turan Çolakkadı ve Zekeriya Öz ile görüştüğünü de anlatarak, “Beni oraya İsmail E. getirdi. Beni onore edecek sözler söylediler. Bana güvendiklerini anlattılar. Görevimi başarıyla yaptığımı söylediler” iddiasında bulundu. “Fehmi Koru ve Osman Baydemir’e suikast yapacak gibi telefonda konuşmamı istediler” diyen Akkurt, Muhammet Yüce ile suikast yapacaklarmış gibi telefonda konuştuğunu anlattı. Akkurt, Muhammet Yüce’nin de ‘MİT’çi Mustafa’ adlı birisiyle görüştüğünü anlatarak, “Buradaki sanıkların hiçbiriyle fikri birliğim yok. Benim yedi sülalem Fethullahçıdır. Beş yıl imam hatipte okudum. Sülaymancıların yurdunda kaldım. Onlar için her şeyi yaparım. Benim ne işim var bunlarla. Beni bir örgütten yargılayacaksanız Fethullah terör örgütünden yargılayın” diye konuştu. -- Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız: Google Grupları "oybirligi" grubu. Bu gruba posta göndermek için , mail atın : oybirligi@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: oybirligi-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com.tr/group/oybirligi?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin Bu grup Atatürk ilkelerine bağlı, demokrasiye inanan,ülkesini seven insanların fikir alışverişinde bulunmaları amacıyla kurulmuştur.Grubumuzda küfür ve hakaret içeren mesajlar yayınlanamaz.Gruba gönderilecek mesajların içeriğinden mesajı yazan ve gönderenler sorumludur. Yeni açılan Atatürkçü site http://www.iradeyimilliye.com sitesi grubumuz yönetimince desteklenmekte ve önerilmektedir. Üyelerimize duyurulur.
|
__________________________________________________ Do You Yahoo!? Sie sind Spam leid? Yahoo! Mail verfügt über einen herausragenden Schutz gegen Massenmails. http://mail.yahoo.com -- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir... Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin |
[anadoluhaber:37563] WG: Analist Erhan Göksel, yine ilginç ve çarpıcı analizler yaptı Posted: 27 Jan 2010 03:24 PM PST
--- Mehmet Karadag <mskaradag@yahoo.com> schrieb am Di, 26.1.2010:
Von: Mehmet Karadag <mskaradag@yahoo.com> Betreff: Analist Erhan Göksel, yine ilginç ve çarpıcı analizler yaptı An: kitlesel@googlegroups.com, "ITC kerkuk" <itc@kerkuk.net>, "kuvvacilar" <kuvvacilar@googlegroups.com>, domino_etkisi@googlegroups.com, "aydınlık gelecek" <aydinlik-gelecek-hareketi@googlegroups.com> Datum: Dienstag, 26. Januar 2010, 8:04
http://www.milligazete.com.tr/haber/urdun-yerine-alman-vizesini-kaldirsinlar-150868.htm
Refah Partisi'nin yükselişi, küresel ekonomik kriz, Dubai'nin batışı gibi birçok öngörüsü doğru çıkan VERSO Araştırma Şirketi Sahibi ve Analist Erhan Göksel, elindeki önemli veriler ışığında yine çarpıcı ve ilginç iddialarda bulundu. Göksel, erken seçim tarihinden demokratik açılıma, AKP Hükümeti-İsrail ilişkilerinden ABD'nin yeni projelerine, adım adım kurulan Kürt Devletinden Türkiye'deki işçi sınıfındaki büyük dönüşüme kadar birçok konuda yine tartışma çıkaracak, analizlerini Milli Gazete'ye açıkladı. * Refah Partisi'nin patlaması, küresel ekonomik kriz, Dubai'nin batışı gibi birçok öngörüsü doğru çıkan VERSO Araştırma Şirketi Sahibi ve Analist Erhan Göksel, elindeki önemli veriler ışığında yine çarpıcı ve ilginç iddialarda bulundu. Göksel, erken seçim tarihinden demokratik açılıma, AKP Hükümeti-İsrail ilişkilerinden ABD'nin yeni projelerine, adım adım kurulan Kürt Devletinden Türkiye'deki işçi sınıfındaki büyük dönüşüme kadar birçok konuda yine tartışma çıkaracak, analizlerini Millî Gazete'ye açıkladı. İşte Göksel ile yaptığımız dikkat çekici röportajın ayrıntıları: AKP'nin iktidardaki 8. yılını nasıl değerlendirdiğinizi sorarak başlamak istiyorum? AKP, 2002 yılında iktidar oldu. Milli Görüş hareketi içinden çıkmıştır. Ancak, bugün ciddi şekilde Milli Görüş'ten farklılaşmıştır. Bugün, çok trajik bir şekilde farklılıklar vardır. Ak Parti, dış politikada tamamen batı yanlısı, gayri milli bir politika çizgisine girmiştir. Saadet Partisi ise, son derece milli bir çizgiye çekilmiştir. Ve bu nedenle de uzun dönemde Türkiye'de muhafazakâr İslami kesimlerin hepsi birden ciddi bir saflaşma ve kamplaşmaya gidecektir. Herkes Saadet Partisi ile Ak Parti'nin eninde sonunda, bir şekilde birleşeceğini düşünüyor. Siz ne düşünüyorsunuz? Ben tam tersini düşünüyorum. AKP'nin en büyük ideolojik düşmanı, ondan oy aldığı Saadet Partisi'dir. Ve bu kısa sürede, siyasi çekişmeye de dönüşecektir AK Parti, 2002 yılında yolsuzluk ve yoksullukla mücadele için iktidara geldi. Ancak, aynı AKP'nin 2007'den sonraki ikinci iktidar döneminde, yolsuzluk iddiaları aşırı derecede arttı. AKP hükümetinin; yolsuzlukların üzerine gitmemesi, Deniz Feneri dahil, kamuoyu vicdanında sorgulanmasına neden olmuştur. Dağ fare doğurdu Kürt sorunu ve demokratik açılım sürecinde gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Dağ fare doğurdu. Birincisi, Cumhuriyet kurulduğunda beri Türkiye'nin çok ciddi bir demokrasi sorunu vardır. 12 Eylül darbesi, Türkiye'nin ayağına pranga vurmuştur. 12 Eylül darbesi, yasaklar ve tecritlerle birçok alanda Türk halkının koluna kelepçe takmıştır. Kürt meselesini ciddi bir sorun haline getiren de, 12 Eylül darbesi olmuştur. Ancak Türkiye'de çok ciddi bir terör eylemi oldu. Çok sayıda insan hayatı kaybetti veya mağdur oldu. Birçok şehit verildi. Devletin içinde karanlık işler de yapıldı. Biz bunları biliyoruz. Eskiden de biliniyordu ama şimdi dillendirilmeye başladı. Kürt meselesi ve demokrasinin çözülmesi elzemdir. Kürt açılımı ABD'nin projesi Kimin? Bu proje, ABD'nin Kuzey Irak projesidir. Ayrıca AK Parti'nin, bu işe hazırlıksız olduğu açıklamalarından bellidir. Eylem yapan çocukların işleriyle ilgili kanun tasarısının dışında ortalıkta tek bir şey yok. Abesle iştigal. Başlangıçta Kürt açılımı idi sonra Demokrasi açılım en son Milli Birlik projesi oldu. Bu tam bir, tornistan geri dönmedir. Ama bu Türk halkını ilgilendiren, Anayasa'yı değiştirmeyi ilgilendiren bir konudur. Herkesi ikna etmek zorundasınızdır. Bu siyaset değildir. Milli Birlik projesi, ülkenin bütünlüğünü ilgilendirir. Öcalan açılımda siyasallaştı Öcalan'ın demokratik açılımda nasıl bir konuma geldi? Bu açılımı ellerine yüzlerine bulaştırdıkları için, Abdullah Öcalan'ı; Türkiye siyasetinin en temel belirleyicilerinden biri haline getirmiştir. Bundan sonra kim iktidara gelirse gelsin, Kürt meselesi deyince Abdullah Öcalan ile masaya oturmak zorundadır. Bunun en güzel örneğini Ahmet Türk, basın toplantısında açıkladı. DTP kapatılınca, meclise girmeyeceğiz dedikten sonra ' Öcalan'ın emriyle Meclise giriyoruz' dedi. Bunu dili sürçerek söylemedi. Bunu söylemek için çıktı. Bugünden itibaren, Abdullah Öcalan siyasallaşmıştır. Hep istediği buydu. Bunun müsebbibi de, süreci yönetemediği için Sayın Başbakandır. Bugüne kadar birbirine yan gözle bakmayan bu halkı bir arada yaşatan çimento size göre ne? Burada, bir şey hatırlatmak istiyorum. İngiliz Büyükelçi, Lord Curzon'a ''Türkler ile Kürtlerin birlikteliği, Araplar ile Kürtlerin birlikteliğinden bin misli fazladır' diye mektup yazınca, Lozan'da Kürt meselesi Türkiye lehine halloluyor. Kürtleri, bölmekten vazgeçiyorlar. Dolayısıyla İslamiyet, bu milletin en birleştirici unsuru olmuştur. Birleştirici çimentoyu ortadan kaldırdığınızda, ayrıştırma daha kolay olur. Türk-Kürt meselesini benim gibi düşünen tek siyasi liderin Sayın Erbakan olduğunu düşünüyorum. Ayrıca, şu anda Türkiye'nin en laik ve seküler partisi, DTP'dir. DTP kapatıldığı için BDP, geçmişinde HEP, DEP ve HADEP. Erbakan, doğru gördü Sayın Erbakan, bu konuda Bingöl'deki bir sözü nedeniyle ceza almıştı? Sayın Erbakan ile çok fazla konuştum bu konuyu. Sayın Erbakan'ın bakış açısının çok doğru olduğunu biliyorum. Neden? Çünkü Türk ve Kürt kavramı, Osmanlıda yok. Ben 82'de mecburi hizmete Diyarbakır'a gittiğimde, şehrin kalesine Ne Mutlu Türküm Diyene yazmışlardı. Ben Türkiye'nin batısında hiçbir yerde Ne mutlu Türküm Diyene yazısını görmedim. Bu sadece bir örnek. Ayrıca Refah Partisi ve Fazilet Partisi kapatıldığında, bunu 'laikliği değiştiriyor. Türkiye'de şeriat tehlikesi var' meselesi olarak görmüştüm. Ama şimdi farklı düşünüyorum. Refah Partisi, 1997 yılında kapatıldı. Yani Türkiye'de iç savaş kızışmış, terör artmış, her gün insanlar ölüyor. Refah Partisi, İslami anlamda Türkleri ve Kürtleri, aynı çatı altında birleştirdiği için sistem hazmedemedi. O yüzden kapatıldı. Çünkü o dönemde, o bölgede çok yüksek oy aldı. Devlet ile PKK arasında sıkışan Kürtler, sığınacak bir liman olarak Refah Partisi'ne oy verdiler. Hakkını vermek lazım. 2004'de aynı şey oldu. AKP, bölgede ezici bir seçim kazandı. Bugün, devlet ile PKK arasında sıkışan Kürt vatandaşlar, ayrılmak istemedikleri ve kendilerine biçilen kaftanı giymemek için ara formül bularak, oylarını AKP'ye veriyor. Bu oyların aslında AKP'ye değil rejime verildiğini, defalarca söylememe rağmen kimseyi ikna edemedim. Bu süreçte; PKK'nın silahsızlandırılıp, hareketin siyasallaştırılması mı hedefleniyor? Aynen. Fakat oradaki kritik nokta şu, hükümet bana göre, çok hatalar yaptı. Bu hatalar sonucunda, Abdullah Öcalan bu işin tek merkezi haline geldi. Bunun üzerine, Hükümet de Abdullah Öcalan ile köprüleri attı. Bu saatten sonra perdenin arkasında da oturmaları zor gözüküyor. Abdullah Öcalan'ın, PKK'nın terörü bırakacağını düşünmüyorum. Çünkü Türk hükümeti, siyasi bir nedenle, seçimlerin yaklaştığı bir dönemde, Abdullah Öcalan ile IRA gibi masaya oturabilecek bir konjonktürde değil. Yani siyaseten Recep Tayyip Erdoğan, masaya oturamaz. Sonu olur. Reşadiye'deki baskın açılıma engel mi oldu? Evet, engel oldu. Çünkü Abdullah Öcalan'ı tanımıyoruz dediler, Abdullah Öcalan da ben size kendimi tanıtırım dedi, bu kadar basit. Bence, PKK terörü artıracak ve Türk hükümetini masaya oturmaya zorlayacaktır. Terör artarsa, AKP'nin sonu gelir. AKP, her açıdan açmaza girdi. Abdullah Öcalan ile masaya oturursa sonu gelir. Terör artarsa, bastıramazsa yine sonu gelir. Şimdi bugün ordunun bu kadar baskı altına alındığı bir dönemde, bilerek konuşmuyorum, benimkisi senaryo. Ordu bu kadar baskı altına alınırsa ve terör tırmanırsa, TSK'nın teröre karşı savaşacağına inanıyor musunuz? Ben size soruyorum. Savaşacağı varsa, AKP'yi yıpratmak için savaşmayacaktır. Çok basit. Son dönemde, Doğu'daki şehirlerde sokak eylemleri arttı. Çocuklar kullanılıyor. PKK strateji mi değiştiriyor? Önümüzdeki dönemde, PKK terörü artacaktır. Şu anda çocukları görüyoruz ama PKK'nın Kürt kadınlarını sahneye iteceğini zannediyorum. Çok büyük bir gerilime, büyük çatışmalara arifedir bu. Felaket tellalı gibi gözükmek istemiyorum ama bunlar büyükşehirlere yayılacaktır. Büyükşehirlere taşımanın provaları yapılıyor. PKK eylemleri sokağı tehdit ediyor. İkincisi, PKK'nın en önemli stratejilerinden birisi şu: Batıdaki Türkleri, Kürtlere saldırtmak. Batıda Türkler, Kürtlere saldırırsa, PKK'ya hiç sıcak bakmayan Kürtler, PKK'ya sığınmak zorunda kalırlar. İzmir'deki yürüyüşte ve Edirne'de bunlar yaşandı. Devletin bunu da görmediğini düşünüyorum. AKP İsrail gerginliği Yeri gelmişken, AKP Hükümetinin İsrail ile son 1 yılda gerginliğe neden olan ilişkilerine nasıl bakıyorsunuz? AKP iktidarıyla alakası yok. AKP iktidarı, İsrail ile hep müttefik oldu. Ben hala bütün çatışmalara rağmen, kısmi müttefiklik olduğunu ve AKP'yi desteklemek için bazı tezgâhlar olduğunu da iddia ediyorum. Davos'taki çıkış da mı o kapsamda? Bana göre öyle. Hepsi öyle. Alçak koltuk krizi de mi? Evet. O da. Bana göre, hepsi İsrail'in planı. Bu son olayda, biliyorsunuz Obama seçimde, seçmene vaatte bulunduğu için, İsrail'e karşı mesafeli duruyor. Son olayın, İsrail tarafından planlandığına inanıyorum. Kameraları içeriye getiriyor, görüntü aldırıyorsunuz, alçaklık lafını özellikle söylüyorsunuz. Çok büyük bir proje bu. AKP'nin anketinden çıkan rakam! AKP ile CHP arasında oy oranları tartışılıyor. Size göre AKP ne durumda? İkisi de siyaset yapıyor. Ben çok bağımsız olduğum için, hiçbir partiyle bağım olmadığı için, sokakta ki insanlardan çok net görüyorum. Bu konuda hiç mütevazi değilim. Bütün seçimleri bilmiş bir adamım bu ülkede. Arşivler bunu gösteriyor. Araştırmalardan çok, kendi sokak gözlemlerimi önemsemişimdir. Sayın Baykal AKP yüzde 20'lerde derken doğru söylüyor. Tayyip Bey'in anketi, benim de elime geçti. Denge Araştırma Şirketi, kara kutusudur. Basına vermediği, en önemli araştırma şirketi Denge'dir. Denge'nin araştırmasında, AKP'nin oyu yüzde 29 çıkmıştır. Muhtemelen, Sayın Baykal bunu görmüştür. Tayyip Erdoğan da Baykal'ın söylediğine 20 koyun derken, o da haklıdır. Siyaset yapıyor. Onun doğru yanı nedir? CHP'ye göre yaklaşık 10 puan fazla oyu var. Elbette siyasi bir lider 20 ekleyin diyecek. Erken seçim Ramazan'da Sizce erken seçim olur mu? Tayyip Bey, kendini çok bağladı. Hatta etik laflar söyledi. Tükürdüğünü, yalayamayacak laflar söyledi. Buna rağmen, benim 30 yıllık siyasi tecrübeme göre, seçim liderlerin elinde değildir. Seçim olabilir. Seçimin olmamasının Türkiye'de dış konjonktürel faktörleri de var. Ama AKP için seçime gidilecek en iyi zaman, 8 Ağustos Ramazan'dır. Yorum yapmıyorum, bilerek söylüyorum. 1994 yılında seçim Ramazan'a denk gelmişti, Tayyip Bey dedi ki bizzat şahsıma, 'Ramazan işimizi zorlaştıracak. Çünkü Ramazan'da gündüzleri insanların kafaları dağınıktır, rehavettedir'. Ben de dedim ki; 'Ramazan'da insanlar camilere gider, manevi bir hava oluşur. Sizin için en iyi seçim Ramazan'da olur'. Tayyip Bey bunu kullandı. Tayyip Bey Ramazanda bir seçim yaşadı. Bu, tek seçimidir. Tayyip Bey'e göre, kitlesel mesajın yayılacağı en iyi zaman, Ramazandır. 2010 yılında bir baskın seçim olursa bu tarihte olacağına inanıyorum. Bayramdan önce, Ramazan ayı içinde. İkinci bir şey, Tayyip Bey'in benden öğrendiği bir şey daha var. Hasat kalkmadan seçim olmaz. Hatırlarsanız, seçim 29 Haziran'da olacaktı. Sonra birden bire YSK 22 Temmuz'da karar aldı. Durup dururken atmadı tarihi. Hasat kalkacak. İnsanların eli para görecek. Kışın seçime gidilmez. Tayyip Bey IMF'den para alırsa, IMF politikalarına uyulmayacak tek dönem seçimdir. Seçim olunca verilen sözlerin tutulmaması normaldir. IMF'den 40-50 milyar dolar para alıp, ciddi bir zam yapıp seçime gidebilirler. AKP, Anaplaştı AKP dönemi deyince akıllarda size göre ne kalacak? Türkiye tarihinde, siyasetçilerin bu kadar zenginleştiği bir dönem olmamıştır. Türkiye, AKP'nin 8 yılında sanayiyi terk etmiştir. Ekonomi; ticaret, rant, borsa ve dolar zannedilmiştir. Hâlbuki Milli Görüşün özü sanayidir. Bugün özelleştirme diye satılan fabrikalar, Milli Görüş'ün döneminde yapılmıştır. Her hükümet, iktidara sarılır. AKP ise herkesten daha çok sarılıyor. Bu canhıraş bağlanma, zannetmeyin ki siyaset. Nedir? Ekonomik rantı, elinde tutmak içindir. AKP, ANAP'lılaştı. Kurucu olan dört büyük AKP'liden birinin lafıdır bu. Benim değil. Bir sohbetimizde, bir bardak su ver deyince kaç para vereceksin diye soruyorlar dedi. AKP bugün buraya gelmiştir. Bu teşkilatlara da yansımıştır. 2007'ye kadar çok güçlü teşkilatları vardı. 2007'den itibaren artık teşkilatların büyük bir kısmı iş takipçisi haline geldi. Büyük oranda zayıfladı. Eğer toparlayamazsa, büyük sorunlar yaşayacak. AKP tabanını bekleyen iki tehlike var: Saadet Partisi'nin gelişimi ve Kürt açılımı Kriz teğet geçti diyor Başbakan. Size göre durum nasıl? Bursa'da her dört kişiden biri işini kaybetmiş. 128 bin kişi, işten çıkmış. Bu çok vahim bir durum. Bu ülke, üretmiyor. Tayyip Bey, ekonomi bilmez. Söyleneni, yapıyor. Ekonomi de, üretimdir. İşsizlik oranı, sürekli artıyor. Geçen hafta rakamlar, yayınlandı. İşkur'a, başvuranların sayısı yüzde 25 azaldı. İş için başvurmayanı biz işsiz saymıyoruz. İnsanlar iş bulmaktan ümidini kestiği için başvurmuyor. Şu anda yüzde 13,4 olan işsizlik oranı İLO'nun kayıtlarına göre, yüzde 19'dur. Her eve bir ateş düşmüş. Bir anekdot anlatacağım. Geçenlerde bir banka müdüre arkadaşımla sohbet ediyorduk. Şubeye bir polis memuru gelmiş, bankamatik kartını uzatmış. Para çekecektim yardım edebilir misiniz demiş. Güvenlik görevlisini çağırmış müdüre. O da bankamatikten değil hesaptan demiş. Müdüre hanım şaşırmış. Ne fark eder? O da bankamatikten 10 TL'nin altını vermiyor. Hesabında 9 TL varmış. 9 TL'yi çekmek istemiş. İnsanlar bu durumda. AKP'nin kimyası bozuldu 'AKP ile birlikte yeni bir zenginler sınıfı oluştu' eleştirileri var? 2007'den sonra, AKP yoksulların partisi olmaktan çıkmıştır. Sadece AKP yöneticilerinin mal varlıklarındaki gözle görülür artış bile, bunu izah etmektedir. Sayın Başbakan, 5 tane villada oturmaktadır. Bu AKP tabanında, Milli Görüş çizgisinden gelenleri son derece rahatsız etmiştir. Önümüzdeki seçimlerde Türk siyasetini yolsuzluk ve yoksulluk belirleyecektir. Bu nedenle, Saadet Partisi'nin milli bir çizgide durmasından öte, ezilen insanlardan yana tavır almasının da çok önemli olduğuna inanıyorum. Ve önümüzdeki seçimlerde ezilenler insanlardan yana olmak en büyük argüman olacaktır. AKP'nin 2002 ile 2007 iktidarları arasında bir fark olduğunu mu söylüyorsunuz? Evet. 2007'ye kadar olan Ak Parti ile 2007'den sonrakini ayırmak lazım. Burada, bir şeye dikkat çekmek istiyorum. 2007 seçimlerinde AKP yüzde 47 ile kazandığında biliyorsunuz, daha önce e-muhtıra verilmişti. Askerler, Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı olmasını istemiyorlardı. AKP, Gül'ü cumhurbaşkanı seçtiği an, TSK'nın kimyası bozuldu. Ve TSK, kendi geleneksel dünya bakışından da bu kimya bozulması nedeniyle koptu; kendine ve topluma da yabancılaştı. Bu çok net. AKP'nin kimyası nasıl? Arkasından, 2008'de AKP'ye kapatma davası geldi. Bu dava, AKP'nin kimyasını bozdu ve AKP kendi tabanına yabancılaştı. Milli bir parti olmaktan hızla uzaklaştı. Çünkü Anayasa Mahkemesi'ndeki kapatma davasında kendisini savunmak için Türkiye'de değil yurtdışında mevzilendi. Bir örnek, biz partinin kapatılmayacağını 30 Temmuz'a 5 gün kala, bugün iflas edip sahip değiştirmiş olan Morgan Stanly firmasının bir ekonomi raporundan öğrendik. Üstelik 6'ya 5 sonucu bile orada yazılıydı. Ayrıca Kürt açılımı ile başlayan süreçte, Türk halkının kimyasını bozdu. Şu anda Türk halkı, çok hızlı bir şekilde ayrışma sürecine girdi. Alman vizesini kaldırın! Bazı ülkelerle vizeler kalktı. Bardağın dolu tarafına bakılmadığını savunuyor AKP. Doğru mu? Bardağın dolu tarafında hiçbir şey yok ki. Bardağın dolu kısmında gözüken, zenginlerin cebindeki para. Halkın cebinde, hiçbir şey yok. Vizeyi kaldıran yerlere bizim Türk halkı zaten gitmiyor . Kaç kişi Ürdün'e, Suriye'ye gidiyor. Kusura bakmasın, Sayın Davutoğlu. Bir vizeyi kaldıracaksa, Alman vizesini kaldırsın. Ben ara sıra, Alman elçiliğinin önünden geçiyorum. İnsanlar, gece 05.00'te karton kolilerin üzerinde soğukta, yatarak sıra bekliyor. Sıranın ucu bucağı yok. Kaldırıyorsa, ABD'ye kaldırsın. ABD'ye, İsveç, İngiltere'ye sayın başbakan bile kırmızı pasaportla vize alarak gidiyor, biliyor muydunuz? Başbakan ABD'den vize almadan giremez. Sayın Başbakan önce ABD'ye kendisi vizesiz girsin. Ondan sonra Türk halkının karşısına vize kaldırıyoruz diye çıksın.
|
__________________________________________________ Do You Yahoo!? Sie sind Spam leid? Yahoo! Mail verfügt über einen herausragenden Schutz gegen Massenmails. http://mail.yahoo.com -- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir... Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin |
[anadoluhaber:37559] WG: (oybirligi) KIŞ SEZONUNDA DEVLETİN KAMPINI KIZINA AÇTIRAN BÜROKRATA GÜZELLEME Posted: 27 Jan 2010 03:11 PM PST
--- naci kaptan <cumhuriyetdede@gmail.com> schrieb am Mi, 27.1.2010:
Von: naci kaptan <cumhuriyetdede@gmail.com> Betreff: (oybirligi) KIŞ SEZONUNDA DEVLETİN KAMPINI KIZINA AÇTIRAN BÜROKRATA GÜZELLEME An: undisclosed-recipients@yahoo.com Datum: Mittwoch, 27. Januar 2010, 16:11
KIZI ICIN TRT KAMPINI ACTIRDI TRT Genel Müdürü Sahin'in kizi ve arkadaslarinin tatili icin Antalya'da Lara kampi seferber edildi. 
KIŞ SEZONUNDA DEVLETİN KAMPINI KIZINA AÇTIRAN BÜROKRATA HAN-I YAĞMA İşte bu sofra efendiler İşte bu sofra kan ağlayan Can çekişen halkımızın sofrası. Nesi var, nesi yoksa hepsi bu. Bekler sizi efendiler bu sofra, Nasıl da durur, nasıl da titrer karşınızda.
Aman canım, utanacak ne var efendiler? Yiyin yutun hapur hupur, şapur şupur, Yiyin efendiler, yiyin, Bu iştah açan sofra sizin. Vallahi sizin, doyuncaya kadar yiyin, Patlayıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin.
Bütün bu nazlı beylerindir ne varsa ortalıkta Hasef, nesef, şeref, şatafat, oyun, düğün, konak, saray Hepsi sizin efendiler. Konak, saray, gelin, alay, Hepsi sizin, hepsi hazır, hepsi kolay. Yiyin efendiler yiyin, bu hanı iştiha sizin, Duyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin.
Nasıl olsa bu yoksul, bu fukara halk Verir nesi var nesi yoksa, Verir malını, canını, ümidini, tüm güzelliğini, Servetini, istikbalini, sağlığını, rahatını. İçinde kaynayan mahşeri Verir bu memleket, verir, hiç tasalanmayın, Hiç düşünmeyin haram mıdır yoksa helal mi.
Yiyin efendiler, yiyin, ama biraz çabuk yiyin Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak. Yarın bi bakarsınız, sönmüş bu gün çıtırdayan ocak. Bu gün mideniz hazırken, bu gün çorbalar sıcak, Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, kucak kucak.
Götürün efendiler, götürün, bu yağma sizin, Bu ihanet sizin, bu hıyanet sizin, Gün sizin efendiler, şölenler, törenler sizin.
Gelin görün ki ne yapsanız, ne etseniz de Çare yok efendiler, siz de gelir ve geçersiniz, Gelmiş ve geçmiş efendileriniz gibi. Çün bu memleket bizim efendiler, bu memleket bizim. Söylemek zorunda kaldığım için özür dilerim.
Siz yine de yiyin efendiler, yiyin Bu iştah açan sofra sizin, yiyin yiyin, yiyin yiyin..
Tevfik Fikret Düzenleyen : İbrahim SADRİ
*** Genel Mudur Sahin'in kizi ve arkadaslarinin tatili icin Lara kampi seferber edildi. KIZI ICIN TRT KAMPINI ACTIRDI FARUK KESKIN /ANTALYA TRT’nin kislari kapali olan Antalya'daki Lara kampi. Genel Mudur Ibrahim Sahin 'in yariyil tatiline gelen kizi ve arkadastan icin acildi. AKP'nin iktidara geldigi gunden bu yana kadrolasma ve usulsuzluk iddialariyla calkalanan TRT 'de skandallar bitmiyor. Antalya'nin Lara semtinde bulunan TRT Egitim ve Dinlenme Tesisi, Genel Mudur Ibrahim Sahin 'in somestr tatiline gelen kizi ve arkadaslari icin acildi. Sahin'in kizi ve arkadaslari icin Lara kampinda gorevli kurum personeli gunler oncesinden adeta seferber edildi. TRT Lara Egitim ve Dinlenme Tesisi'ne gecen cuma gunu oglen saatlerinde giris yapan Sahin'in kizi ve beraberindeki 20 kisilik arkadas grubunun, tatillerinin yaklasIk bir haftalik bolumunu Antalya'da gecirecekleri belirtildi. Kent merkezine yaklasIk 15 kilometre uzaklikta Lara sahilinde bulunan ve TRT calisanlarina yaz aylarinda hizmet veren tesisteki villalarda kalan Sahin'in kizi ve arkadaslari icin arac da tahsis edildi.
| -- Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız: Google Grupları "oybirligi" grubu. Bu gruba posta göndermek için , mail atın : oybirligi@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: oybirligi-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com.tr/group/oybirligi?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin Bu grup Atatürk ilkelerine bağlı, demokrasiye inanan,ülkesini seven insanların fikir alışverişinde bulunmaları amacıyla kurulmuştur.Grubumuzda küfür ve hakaret içeren mesajlar yayınlanamaz.Gruba gönderilecek mesajların içeriğinden mesajı yazan ve gönderenler sorumludur. Yeni açılan Atatürkçü site http://www.iradeyimilliye.com sitesi grubumuz yönetimince desteklenmekte ve önerilmektedir. Üyelerimize duyurulur.
|
__________________________________________________ Do You Yahoo!? Sie sind Spam leid? Yahoo! Mail verfügt über einen herausragenden Schutz gegen Massenmails. http://mail.yahoo.com -- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir... Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin |
[anadoluhaber:37561] WG: (oybirligi) TARAF GENE DARBELERİ SAVUNUYOR. Posted: 27 Jan 2010 03:09 PM PST
--- Bilge Devrim <bilgedevrim71@gmail.com> schrieb am Mi, 27.1.2010:
Von: Bilge Devrim <bilgedevrim71@gmail.com> Betreff: (oybirligi) TARAF GENE DARBELERİ SAVUNUYOR. An: CC: liberal-izmirliler@googlegroups.com, akilli-tasarim@googlegroups.com, aydinlik-gelecek-hareketi@googlegroups.com, merakediyorum@googlegroups.com, elzem@googlegroups.com, "Murat Sururi Özbülbül" <murat.sururi.ozbulbul@gmail.com>, "© ..::CTO..:: ..::CiHAN TÜRK OLSUN::.." <cihan-turk-olsun@googlegroups.com>, "c" <milliyetcitepki@yahoogroups.com>, "fetih" <Fetih@yahoogroups.co.uk>, akumil@yahoogroups.com, "toplum ve barış" <TOPLUMveBARIS@yahoogroups.com>, "özel büro grup" <ozel-buro@yahoogroups.com>, "g" <DipDalgasi@googlegroups.com>, "GRUP oybirliği" <oybirligi@googlegroups.com>, "turkishcommunity-saudiarabia@yahoogroups" <turkishcommunity-saudiarabia@yahoogroups.com>, soranadam@yahoogroups.com, bagimsizcumhuriyet@yahoogroups.com, oktaysinanoglu@yahoogroups.com, yalcinkucukle@yahoogroups.com, "KIRILMA NOKTASI" <kirilma_noktasi@yahoogroups.com> Datum: Mittwoch, 27. Januar 2010, 11:11
Zaman degisiyor. Darbeleri , Fasiszmi dayatmanin, insanlari yok etmenin, ezmenin yöntemleri de degisiyor. Altan familyasi gibi. Menderes gelir. Sak sak sak. Menderes idama gider. Cetin ALTAN dan sak sak sak. Türkiye İsci Partisi yükselir. Cetin ALTAN oradadir. İlk terk eden de o olur. Denizleri asan 12 Mart Darbesi olur. Nihat ERİM hükümetini över. 12 Eylül olur. Orada KENAN överler. İnanilmaz zenginlikler, ünvanlara sahip olur. Devrimciler asilirken. Yasemin Congar TRT nin Washington muhabiri olarak atanir. Gazeteci bile degildir. Gelsin cukaya paralar. Bugünde halkın emegine , asina, isine , konusma- fikir özgürlügüne , temsil hakkına, yasama hakkına dahi en fasist, en alcakca saldirildigi fasist dönemlerdeyiz. FASİST BİR DİKTA basimizda Din tacirligi ile TEK PARTİ- TEK PARTİ DİKTATORYASI darbesini ABD -CIA ile yapiyor. TARAF gene DARBELERİ savunuyor. Artik darbeler askere gerek yok. Darbeler icin bu tür heriflere ihtiyac var. İşsizlik %30 lara dayanmis. İc ve Dis borc 1 trilyon dolara gelmis. Heryeri talan- yalan ve dolan. İşkencehaneler tam kapasite calisiyor. Secilmis insanlar kelepceli olarak sira sira diziliyor. Gazeteciler, fikir ve düsünce adamlari hapislerde. 70 milyon insan dinleniyor. CEBERRRUT ve FASİST devlet iktidari var. ZORLA Fettullahcilik dayatiliyor. DARBE iste budur. Degisen nedir ? Bu pisligi yapmak icin artik EVRENLERE ihtiyac yok. -- Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız: Google Grupları "oybirligi" grubu. Bu gruba posta göndermek için , mail atın : oybirligi@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: oybirligi-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com.tr/group/oybirligi?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin Bu grup Atatürk ilkelerine bağlı, demokrasiye inanan,ülkesini seven insanların fikir alışverişinde bulunmaları amacıyla kurulmuştur.Grubumuzda küfür ve hakaret içeren mesajlar yayınlanamaz.Gruba gönderilecek mesajların içeriğinden mesajı yazan ve gönderenler sorumludur. Yeni açılan Atatürkçü site http://www.iradeyimilliye.com sitesi grubumuz yönetimince desteklenmekte ve önerilmektedir. Üyelerimize duyurulur.
|
__________________________________________________ Do You Yahoo!? Sie sind Spam leid? Yahoo! Mail verfügt über einen herausragenden Schutz gegen Massenmails. http://mail.yahoo.com -- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir... Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin |
[anadoluhaber:37558] WG: (oybirligi) FW: Cami bombalamak CIA'nın 1998 plânıdır! - Posted: 27 Jan 2010 03:07 PM PST
--- ilhan Dulger <ilhan_dulger@hotmail.com> schrieb am Mi, 27.1.2010:
Von: ilhan Dulger <ilhan_dulger@hotmail.com> Betreff: (oybirligi) FW: Cami bombalamak CIA'nın 1998 plânıdır! - An: Datum: Mittwoch, 27. Januar 2010, 13:39
From: monad.balkan@gmail.com Date: Wed, 27 Jan 2010 02:17:26 +0200
Cami bombalamak CIA'nın 1998 plânıdır! Bu bir köşe yazısı. Henry Barkey adına dikkatedin. Hala bazı tv kanallarında yorum filan yapan bu şahıs, o tarihten bu yana başka tezgahlarda da karşımıza çıkmıştır. Anılan tarihte ABD Dış İşleri Bakanlığında danışman olarak görev yapan, Türkiye doğumlu, çok güzel türkçe konuşan birisidir. Cami bombalamak CIA'nın 1998 plânıdır! Aslan Bulut- Yeniçağ Gazetesi 22.1.2009 30-31 Mayıs 1998 tarihlerinde ABD’de Amerikan Ulusal Savunma Enstitüsü bir toplantı düzenledi. Eski CIA Ankara İstasyon Şefi Graham Fuller ile ABD Dışişleri Bakanlığı Siyasi Planlama Dairesi görevlisi Prof. Henry Barkey, toplantıda senaryolarını açıkladılar. Senaryoya göre “Kahramanmaraş , Sivas, Erzincan, Kayseri ve Çorum’da cuma namazında camilerde bombalar patlayacak. Ayaklanan halk, valiliklere, kaymakamlıklara yürüyecek. Polis halkın önüne geçemeyince askeri birlikler devreye girecek. Laik-anti laik, Alevi-Sünni çatışması patlak verecek. Ağırlıklı olarak Sünnilerin safına geçen polis, askeri birliklerle çatışmaya girecek. Radikal İslamcılar, ayrılıkçı Kürtlerle birleşerek orduya karşı silâhlı mücadeleye başlayacaklar. Orduda çözülmeler baş gösterecek.” Toplantıda bu olaylar sonrasında ABD’nin Türkiye’ye nasıl müdahale edebileceği de tartışıldı. O zaman Türk basınına da yansıyan bu “kıyamet senaryosu”nun asıl hedefi, Türk Silâhlı Kuvvetleri’ne gözdağı vermekti. Daha sonra Yunanlı bakan Teodoros Pangalos da “Bir gün Türkiye’de halk ayaklanması olacak ve Türkiye’ye demokrasiyi getirecek” diyecekti.
* * *
CIA, benzer senaryoları, 12 Eylül’den önce Kahramanmaraş , Malatya, Çorum, Hatay gibi illerimizde uyguladı. Çorum’da 4 Temmuz 1980 Cuma günü Ulucami’de hoca vaaz verirken, bir kişi camiye girerek, “Alaaddin Camii’ni yaktılar” diye bağırdı. Diğer camilere girenler de “Komünistler, Aleviler, Alaaddin Camii’ne bomba koydular!” diyordu. Aynı anda Alevi mahallelerinde de “Faşistler sizi öldürmeye geliyorlar” diye kışkırtma yapanlar vardı. TRT’de, “Çorum’da Alaaddin Camii’ne bomba atılması ve dışarıdan ateş edilmesi üzerine meydana gelen olaylarda ilk belirlemelere göre dört kişi öldü” haberi verildi ve saat başı haber tekrarlandı. TRT Çorum muhabiri böyle bir haber geçmediğini açıkladı. Olayları sahneye koyan kişi Alexander Peck adlı CIA ajanıdır. Hedef, 12 Eylül darbesine zemin hazırlamaktır.
* * *
Demek ki cami bombalamak fikri, bir CIA tasarımıdır. Böyle şeytani bir plân Türkiye Cumhuriyeti’nin hiçbir vatandaşının aklından geçmez. 11 Eylül olayında kendi kulelerine sivil uçakları çarptıran da CIA’dır! Benzer bir olayı, Anıtkabir’de bir tören sırasında yapmayı da planlamışlardı! Irak’ta ABD-İngiltere ve İsrail istihbarat servisleri, kendi kontrollerindeki terör gruplarına türbe-cami bombalatıp Şii-Sünni savaşına yol açmışlardır. Taraf gazetesinde yayınlanan Balyoz planı, bana bunları hatırlattı. İstanbul’daki bütün ilgili subayların katıldığı bir seminerde cami bombalamak gibi CIA plânlarının tartışılması düşünülemez. Dolayısıyla Fatih ve Bayazıt camilerine bomba atılması, böylece darbe zemini meydana getirmek senaryosu, harp oyunları plan tatbikatına sonradan eklenmiştir. Ekleyen de konuyla ilgili cd’leri Taraf gazetesine verenlerdir.
* * *
Gazeteciler konusuna gelince. 2002 yılında hazırlanan plana göre, darbe sırasında 137 gazeteciden faydalanılacakmış . 137 gazetecinin çoğu ise o sırada Türk medyasını yöneten, gazete künyelerinde adları bulunan kişiler! Bence CIA, bu listeyi yayınlatmakla, nüfuz edemediği gazetecilerden intikam alıyor! Nüfuz edilenler ise şimdi 137 gazeteciyi darbeci diye suçluyor. Ben bu aşağılık yaratıkların suçlamalarını tümüyle reddediyor ve sahiplerine iade ediyorum. Bu tür olaylarla, uzaktan yakından hiçbir ilgim olmamıştır. NAMUSUN ÇEYREK PORSİYONU YARIM PORSİYONU OLMAZ ...O, YA VARDIR YA DA YOKTUR ...
--
-- sinan sarıkadılar
__._,_.___ . __,_._,___
Hotmail: Free, trusted and rich email service. Get it now. -- Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız: Google Grupları "oybirligi" grubu. Bu gruba posta göndermek için , mail atın : oybirligi@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: oybirligi-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com.tr/group/oybirligi?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin Bu grup Atatürk ilkelerine bağlı, demokrasiye inanan,ülkesini seven insanların fikir alışverişinde bulunmaları amacıyla kurulmuştur.Grubumuzda küfür ve hakaret içeren mesajlar yayınlanamaz.Gruba gönderilecek mesajların içeriğinden mesajı yazan ve gönderenler sorumludur. Yeni açılan Atatürkçü site http://www.iradeyimilliye.com sitesi grubumuz yönetimince desteklenmekte ve önerilmektedir. Üyelerimize duyurulur.
|
__________________________________________________ Do You Yahoo!? Sie sind Spam leid? Yahoo! Mail verfügt über einen herausragenden Schutz gegen Massenmails. http://mail.yahoo.com -- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir... Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin |
[anadoluhaber:37565] Re: Türkiye ve Adli Sistem yazan: Mersin İçelden Burak CANLI Posted: 27 Jan 2010 02:01 PM PST 27 Ocak 2010 09:23 tarihinde SEVGİ YEŞİLMEN <sevgiyesilmen@gmail.com> yazdı: TÜRKİYE VE ADLİ SİSTEM yazan: Mersin İçelden Burak CANLI
Ülkemizle alakalı olan hususların eleştiri konusu olmaması mümkün değildir. Bu her ülke de aynı şekilde yol alır. Diğer ülkelerle alakalı olarak diyebileceklerim sayılıdır. Çünkü görülmeyen, bilinmeyen, duyulmayan, okunmayan konularla ilgili olarak ahkâm kesmek doğru değildir. Önemli olan husus Uzamanı olunan konularda çok da uzman değilse kişi çok keskin çizgiler de olmamak üzere konuşmaktır. Günümüzde gerek Ceza ve gerekse de Hukuk Mahkemelerinin önlerinde bulunan dosya (Dava) sayısı oldukça çok yüklüdür. Ülkemiz de gereğinden fazla sayıda Davamı bulunmaktadır? Açıkçası oranlama yapılacak olursa diğer ülkelere nazaran nispetle çok daha fazla Dava sayısı çıkacağını pek zannetmemekteyim. Belki de diğer gelişmiş ülkelere nazaran sayı âdetinde bir azlık olması da muhtemeldir. Peki, o zaman nasıl oluyor da Dava (Celse) aralarında 3–4 ay ve bazı yerlerde daha fazla zaman aralığı olabiliyor. Bu yaşanan olayın en basit sebebi Mahkeme azlığıdır. Resmi Evrakların gidiş gelişinde ki ağır işleyişin yanında Yüce Mahkemelerimizin sayısında Davaların sayısına oranla bir azlık vardır. Her gün Mahkeme Hâkimleri kendilerini paralar biçimde canla başla çalışmaktadır. Dur durak bilmeden çalışmaktadırlar. Ne var ki önlerine gelen Dava Sayısında azalma olmamaktadır. Çünkü Ülkemizin Nüfusu artmakta ve Nüfusa oranla da geçmiş zamana göre teknoloji ve sanayide ki gelişmelerin yanında da Dava Sayısı artmaktadır. Buna mukabil artmayan tek şey Mahkemelerin, Hâkimlerin, Savcıların, Adliye Çalışanlarının sayısıdır. Şu an bir Şehrimizde bulunmakta olan Ağır Ceza, Asliye Ceza, Sulh Ceza, Asliye Hukuk, Sulh Hukuk, Tüketici, Aile, Ticaret, İş, Çocuk Mahkemelerinin sayılarının acilen en az beş katına çıkarılması gerekmektedir. Peki, neden gerekmektedir? Tüm bu yukarıda sayılan Mahkemelerde söz konusu Hakkını arayabilmek için bir vatandaşın Adliye koridorlarında çok yol katletmesi gerekecektir. Adliyelerin iş yükü gereğinden çok fazladır. Durum böyle olunca da Yargıdan bir cevabın çıkabilmesi de çok uzun bir süre gerektirmektedir. Sayın Adalet Bakanımız ve diğer yöneticilerimiz bu konunun farkında değil midirler? Konunun hemen her kez tarafından bilindiğine hiç şüphe yoktur. Ve bu Saygın yöneticilerimi zinde bu konularla ilgili çalışmalarda bulunmadığını da söylememiz mümkün değildir. Sayın Adliye Görevlilerimiz gibi Yöneticilerimizde bu konularla ilgili olarak canla başla çalışmaktadır. Bütün bu kişilere karşı sonsuz teşekkürlerimizde iletmekten memnuniyet duyarız. Sağ olun var olun. Bunun yanında işin bir de Yargıtay meselesi vardır. Sayın Yargıya giden dosyalarda ise uzun bir süre geçmeden karara varılamamaktadır. Ülkemiz de davacı veya davalı olmak zordur. Bu işten her konuda olduğu gibi memnuniyet duyacak bir takım kesimler vardır. Diyelim ki bir Duruşma tarihi ve duruşmanın saati olarak zaman dilimi belirlendi. Duruşmanın o zaman diliminde görüldüğü pek enderdir. O günde görülür belki ama o zaman dilinde zor. Buna karşın bazı Mahkemelerin artık saatle çalışmaya başladığı ve daha önce belirlemiş olduğu zaman diliminde duruşmayı gördüğü de gözlerden kaçmamalıdır. Adliye ve Buna ilişkin Yargılanmayla ilgili daha pek çok aşılması gereken problemler bulunmaktadır. Haklı ve haksızın ayırt edilmesi Adaletle sağlanır. Adaletin tam anlamıyla sağlanabilmesi zor olmasına rağmen Adalete mümkün olduğu hunca yaklaşmak Adaleti sağlamaya eş değer sayılacaktır. Geç gelen Adalet İnsanlarımızı mutlu etmemektedir. Kimi zaman Adliyeler de insanların “Kaybedelim ama sonuçlansın” dediğini duymak zor değildir. Adliyenin diğer çalışanlarına nazaran meslektaşım olan Avukatlarında önlerinde dağ gibi problemler bulunmaktadır. Sayın Barolarımızda bu konularla ilgili olarak her gün durmadan çözümler üretmeye çalışmakta ve önlerine yıkılan sorunları tek tek etkisiz hale getirmek için çaba sarf etmektedirler. Velhasıl çalışmaya devam. Hukuk Fakültesinde Hukuk eğitimime başladığım günden beri mevcut da bulunan sorunlar üzerine pek de yoğun bir şekilde yazılıp çizildiğini görmedim. Hatta bu yazıları yazarken içimi bir korku kapladı. Acaba ben yanlış bir şey mi yapı yom? Yoksa bilmediğim bir yasak mı var. Mersin Barosu, Barolar Birliği veya Adalet Bakanlığı tarafından bir yaptırama maruz kalır mıyım diye korkuyorum. Yüreğim güm güm atmaya başladı. Ellerim terledi. Ama olsun ben gördüklerimi, bildiklerimi yazıyorum. Ben yaza cam. Sen yazacaksın. O yazacak ki bir eksikler tamamlansın. Ülkemizde ki Adalet anlayışı da inanın ki belki de birkaç Ülke dışında diğer Ülkelerle aynıdır. Üzerin de önemle durulması gereken bir konu olan diğer Ülkeler de her şey iyi bizim Ülkemiz berbat anlayışının doğru olmadığıdır. Sunulan hizmetin eskisine oranla daha iyi olması mümkündür. Oysa diğer Ülkelerde de buna benzer tipte sorunlar yaşanmaktadır. Onun için Ülkemizi eleştiri yağmuruna tutarken. Biz daha iyisine layık’ız. Biz daha iyisini yapabiliriz. Gibi düşünce jimnastiğiyle düşünmemiz gerekmektedir. İnsanlar daha iyi bir eğitim ister. İnsanlar daha iyi bir şekilde Sağlık Hizmetlerinden yararlanmak ister. İnsanlar doğuştan var olan Sosyal Haklarından daha iyi bir şekilde fayda nallanabilmek ister. Sonuç da insanlar ister. İster seçimle isterse de Atamayla başa gelen yöneticilerimiz de Soysal Haklardan insanların eskiye oranla daha iyi bir faydana bileceği konusunda taahhütte bulunurlar. Bu görevlerinin sorumluluk ve bilince hareket eden yöneticiler bilirler ki “Hizmetin en iyisini en iyi şartlar da sunmak bir KUTSAL GÖREVDİR”. Bu anlayışa sahip Tüm İnsanlara hizmetleri geçmiş Yöneticilerimize teşekkürlerimi sunuyorum. Bu Aşktan eleştirilseniz de, suçlansanız da, ellerinize prangalar vurulsa da sakın dönmeyin. Ne bu dünya da ne de öbür dünya da mükâfat beklemeden sarf edilen emeklerin karşılığının fazlasını karşınızda bir gün bulacaksınızdır. Asıl mükâfatın da İnsanların mutluluğu olduğu da bilinmelidir.28.07.2009 Mersin İçelden Burak CANLI -- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir... Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin |
[anadoluhaber:37547] ABD'nin DARBE OKULLARI 27 OCAK 2010 27 OCAK 2010 Posted: 27 Jan 2010 01:50 PM PST Nurullah AYDIN 27 Ocak 2010 ABD’nin DARBE OKULLARI Türkiye’de darbe tartışmaları yaşanıyor..Kurutuluş savaşı sırasında ülke işgal edilirken, yüzyıllarca Türk Milleti’nin engin hoşgörüsü altında can ve mal güvenlikleri sağlanmış dilleri ve dinleri korunmuş gayrimüslimler işgal kuvvetleriyle işbirliği yaptılar.. Müslüman Türk köylerini bastılar, yaktılar, yıktılar.. Bazı yerli işbirlikçilerde onlarla işbirliği yaptılar.. Kurtuluş savaşına karşı çıktılar. Mandacılığı köleliği kabul edip işbirliği yaptılar. Soyları sopları bozuk bu tipler, din adına mal ve canlarını koruma kaygısıyla şerefsiz yolu tercih ettiler. Şimdi bunların çocukları zenginleştiler ve ne yazık ki tarikat cemaat kimliği altında yine yaşamları dine karşı olmakla geçen aydın bozuntularıyla işbirliği içine girdiler. Dedelerinin Türkiye’yi sömürge yapma özlemini şimdi kendileri gerçekleştirme peşinde.! Evet çağdaş sömürü çarkı için bu gerekliydi. Ama Türk Milleti bir yandan açık düşmanla bir yandan içindeki devşirilmiş işbirlikçi ajanlara karşı mücadele verdi. Daha sonraları ise 1952 yılında NATO ya girişle ABD ile askeri ve eğitim anlaşmalarıyla küçük Amerika hülyaları başladı. Bu dönemde ABD Sovyetler Birliği’ne karşı komünizmle mücadele edecek ajanlar yetiştirdi. Yandaş olmayan ülkelerde, yetiştirilen ajanlarla darbe yaptırdılar.. Şimdi Türkiye’de; 1952-1990 arası milliyetçilerden yararlanırken şimdi dinci tarikatçı, cemaatçi ve etnik unsurlardan yararlanmaya başladılar. Onları eğittiler. Kimi siyasetçi, kimi akademisyen, kimi gazeteci, kimi sivil toplum örgütü mensubu olarak iktidara getirdi. Bu sadece Türkiye’de değil birçok ülkede oldu. Bu yeni işbirlikçilerle ülkeler yönetiyor. ABD; elindeki her türlü bilgi ve belgeleri işbirlikçilere aktarıyor. Yeni CIA eğitiminden geçmiş kişiler artık ABD’nin sadık elemanlarıdır. İnsan hakları, demokrasi, özgürlük, açılım saçlım papağan gibi ezberlettirilen sözcükler. Oysa bakın ; ABD Başkanı Wilson 5 Ağustos 1919 yılında; Türkiye haritadan silinmelidir. Türkiye'yi parça parça edelim demişti. Ayni tarihlerde 1920'li yıllarda İngiliz Başbakanı Lloyd George ise; Türkler Avrupa'dan atılacaklardır diyordu. Türklerle ile ilgili batılı liderlerin o kadar çok beyanı var ki! Bakın; Amerikan yüzyılı için Rooswelt 4 özgürlükten söz etmişti. Konuşma, ibadet, yaratma, yaşama özgürlüğü. Bu kavramlarla yürüyen bir Amerika gerçeği. Batılı yazar Chomsky de; 5. özgürlük diyor. Bunlar; Soyma, sömürme, hüküm altına alma, güce başvurmadır. Bakın; ABD amacı için kendi ajanları yanında o halkın mensuplarını alıp eğitmek için okullar açtı. ABD ilk darbe okulunu Fort Gullic'i 1946 yılında Panama'da kurdu. Sonra okul Fort Benning'e getiriliyor. Ankara’da sosyal okul adıyla eğitim veriyor. Akademisyenler, gazeteciler, katiller, darbeciler, bu okuldan yetişiyor. Okul, 1984'e kadar kalıyor. Bütün bu okulların en büyüğü Fort Bragg denilen yerde. Buna aynı zamanda Kennedy Özel Savaş Okulu da deniyor. En üst düzeydeki sivil/asker darbeciler de bu okulda yetişiyor. Bu okullara School Of Americas (SOA) deniliyor. ABD Denizaşırı Kuvvetler Komutanlığı bütün dünyaya bu anlamda hükmediyor. İstihbarat eğitimi ağının bir ucu da Almanya'da Bad Tolz isimli kentte. NATO unsurları, Bad Tolz'de bulunan 20. Özel Kuvvetler Komutanlığının emrinde çalışmaktadır. Okullar arasında eğitim bağlantısı var. Fort Bragg ana okul. Ona bağlı olarak Amerika'da Fort Benning okulu var. Yabancıların, akademisyen, gazeteci, iş adamı gibi her meslek grubundan kişinin eğitim gördüğü Fort Benning'deki Amerikalılar Okulu (SOA) var. Fort Benning denen cinayet okulunun bulunduğu yer. United States Army Infantry School/Amerikan Ordusu Piyade Okulu askeri ama sivil eğitimde verilen okul.. Yine; Yol levhalarında NATO Schule ve NATO School yazan Avrupa merkezi olarak Oberammergau’da Ayaklanmaları Bastırma ve İstihbarat Okulu adında özel okul var.. ACC denilen (Allied Coordination Center /Gizlilik Koordinasyon Merkezi) ise bir yeraltı örgütü. Burası bütün NATO ülkelerinin yeraltına kumanda ediyor. Yani açık ve gizli ağın bir ucu Washington'dan, Avrupa Birliği’nin başkenti Brüksel SHAPE karargahı’na geliyor. Türkiye’de devletin temeline dinamit koyan, saldıran; siyasetçisi, akademisyeni, gazetecisi hangi CIA, MI5, FBI eğitiminden geçti de böyle konuşuyorlar sorusunun cevabı böylece ortaya çıkmıyor mu? GünüN SözÜ: Oku, anla, öğren ama düşün ve hareket et. -- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir... Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin |
[anadoluhaber:37546] YETKİMİ KULLANIYORUM. Posted: 27 Jan 2010 09:53 AM PST |
[anadoluhaber:37542] ►► Kıdem tazminatı nasıl hesaplanır? ► Emekli zammı sonrası kim ne kadar alacak? ►► Yurt dışı borçlanmasıyla emekli olan çalışamaz mı? ►► Posted: 27 Jan 2010 07:50 AM PST |
[anadoluhaber:37539] Rus Devlet Arşivlerinde Ermeni Meselesi ve Güncel Durum konferansi Posted: 27 Jan 2010 07:40 AM PST KONFERANS MEHMET PERİNÇEK Rus Devlet Arşivlerinde Ermeni Meselesi ve Güncel Durum Düzeleyenler: İzmir Konak Belediyesi ve Hümanist Düşünce Derneği Tarih: 01 Şubat 2010, Pazartesi Saat: 18.30 Yer: Konak Belediyesi Konferans Salonu İnönü Cad. 2/1 Bayramyeri-IZMIR
Hotmail: Ücretsiz, güvenilir ve zengin e-posta servisi. Hemen edinin. |
[anadoluhaber:37540] DEMOKRASI VE ACILIMLAR Posted: 27 Jan 2010 07:38 AM PST Milli Mücadeleyi yapan, onu Cumhuriyetle taçlandıran ve Anayasamızın temel giriş maddelerinde ifadesini bulan milli iradeye bağlı kalmak; iktidarı ve muhalefetiyle herkesin görevidir. Toplantıya Davet Muhterem Efendim, Demokrasilerde kurumlar birbirini tamamlar; birbirine rakip değillerdir. Kuvvetler ayrılığı prensibine uyulur. Yürütme; çoğulcu değil, ama çoğunlukçu demokrasiye takılı kalarak herkesi ve her kurumu tahakküm altına almaya çalışmaz. Hukuk devleti de parti devleti şeklinde anlaşılmaz. Milli Mücadeleyi yapan, onu Cumhuriyetle taçlandıran ve Anayasamızın temel giriş maddelerinde ifadesini bulan milli iradeye bağlı kalmak; iktidarı ve muhalefetiyle herkesin görevidir. Bu durumda milli devlet ve üniter yapıyı doğrudan veya dolaylı zedeleyebilecek, değiştirebilecek görüşlerin, Ülkemiz ve Türk Milletinin yararına olması beklenemez. Demokrasi, milletleşme sürecinin geliştirilmesi ile hayat bulur. Etnik taassub, ırkçılık, etnik yobazlık ve farklılıkların kutsallaştırılması demokrasi ile bağdaşmaz. Demokrasi ile bağdaşmayan bir şey demokratik açılım da olamaz. Demokrasi, çözülmenin ve ufalanmanın vasıtası olarak kullanılmamalıdır. Vatandaşı birbirine soğutucu, ötekileştirici ve etnik odaklı açılım maceraları ciddi devlet yönetimi ile bağdaşmaz. Ülkenin sorunları bellidir. Ülke gündemini dışarısı ve başkaları bu ölçüde tayin etmemelidir. Ocağımızın düzenlediği “DEMOKRASİ VE AÇILIMLAR” konulu açık oturuma katılmanızı saygıyla rica ederiz. Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa E. ERKAL PROGRAM * Açılış : * Oturum Başkanı ve Değerlendirme : Prof. Dr. Yümni SEZEN (Marmara Ün. İlahiyat Fak. Emekli Öğretim Üyesi) * Konuşmacılar Aytunç ALTINDAL (Yazar ve Fikir Adamı) Arslan BULUT (Yeniçağ Gazetesi Yazarı ve Araştırmacı) Prof. Dr. Nadim MACİT (Hitit Ün. İlahiyat Fak. Öğretim Üyesi) * Plaket Takdimi TOPLANTI TARİHİ : 30 Ocak 2010 Cumartesi, Saat 14.00 TOPLANTI YERİ : Halk Eğitim Merkezi Salonu (Eski MTTB) Cağaloğlu Meydanı/İSTANBUL Aydınlar Ocagı iletisim: AKDENİZ CAD. NİHAL APT. NU. 105 KAT.5 D. 6 FATİH / İSTANBUL TEL:(0212) 531 92 64 BELGEGEÇER:(0212) 531 52 28 İNTERNET ADRESİ : www.aydinlarocagi.org
Hareket Halindeyken E-postanız ve Çok Daha Fazlası. Windows Live Hotmail'i Ücretsiz Edinin. Hemen kaydolun. |
[anadoluhaber:37541] SEVGİLİ GRUP ÜYESİ ARKADAŞLARIM, ÇEVRE VE TÜKETİCİ HAKLARINI KORUMA DERNEĞİ (ÇETKODER) GENEL BAŞKANI BİR ÇAĞRIDA BULUNDU: ÇEVRE VE TÜKETİCİ İÇİN EL ELE VERELİM.... İŞTE O ÇAĞRISI... Posted: 27 Jan 2010 06:09 AM PST 
Çevre ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) 2007 – 2008 – 2009 yıllarında sürekli KÜRESEL ISINMA dedik ve sebeplerini aktarıp Küresel ısınma ve beraberinde gelecek tehlikeleri aktaran uyarılar yaptık. Bakın artan soğuk hava şartları doğadaki canlıları dondurmaya ve canlarını almaya başladı. “Çevre ve Tüketici için el ele verelim” Çevre ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı Mustafa Göktaş “çevre ve Tüketici kavramlarının birbirini tamamlayan ve iç içe olan kavramlar olduğunu, ikisini birbirinden ayırmadan, birlikte hareket ederek toplumun bilinçlenmesinin sağlanması gerektiğinin altını çizdi. Göktaş, “Kıymetli insanlarımız, 2007 – 2008 – 2009 yıllarında sürekli yaz aylarındaki aşırı sıcaklıkları gündeme getirip küresel ısınmadaki tehlikeye dikkat çekmiştik. Küresel ısınma deyince artan sıcaklığı düşünmeyelim. Bakın bu gün aşırı soğuklar nedeniyle donarak ölenler artış göstermeye başladı. Girin internet sitelerine, gazetelerimizin web sayfalarına donan insanları, canlıları, doğada yaşayan hayvanlar âlemindeki canlıları görün. Büyük bir artış var. Bunun sebebi gereksiz bilinçsiz tüketim. Bunun sebebi, çevre ve doğanın hor kullanılması, bilinçsiz tüketilmesi. Elbette bunun doğal nedenleri var. O bilim adamlarımızın işi. Araştıracak ve soruşturacaklar bizlere bilgi verecekler, tedbir alacağız. Ama bizlerinde ferdi olarak birer tüketici olmamız sebebiyle yapacaklarımız var. Davranışlarımızı kontrol etmeliyiz. Doğayı, çevreyi bu denli hor kullanmamalıyız. Yakıp, yıkıp, kesip yok etmemeliyiz” dedi. Göktaş, “ormanlık alanlarımıza, yeşil alanlarımıza, sulak arazilerimize, su kaynaklarımıza, bitki örtümüze, ağaçlarımıza, çalılıklarımıza, sazlıklarımıza, otluklarımıza, yaylalık mekânlarımıza sahip çıkmalıyız. Kirletmemeliyiz. Ağaçları kesmemeliyiz. Çünkü bu yeryüzündeki doğal bitki örtüsü bizim gerçek evimiz. Mekânımız. İnsan evini kirletir mi, insan evinde kendisine lazım olan bir malı, cihazı, kullandığı aleti yok eder mi? Doğa bizim evimiz. Ağaçlar, sazlıklar, dereler, ırmaklar, dağlar, taşlar evimizin birer parçası. Her şeyden önemlisi doğada bizim dışımızda yaşayanların barınakları. Bilinçsiz kullanım o canlılarında yaşamlarını ellerinden alıyor. Sığınacak bir ağaç kovuğu, mağara, oyuk bulamıyorlar. Dalına konacak, orada yuva yapacak ağacı bulamıyorlar. Onların hepsinin yaradılış gayesi var. Hepsinin doğada bir gerekliliği var. Onlar yok olunca doğada çok şey yok oluyor. Bunların hepsi birbirine bağlı ve hor kullanımdan, bilinçsiz tüketimden geçiyor. Lütfen tüm tüketiciler çevremiz, doğamız için el ele verelim” dedi. ÇETKODER GENEL MERKEZİ İRTİBAT: cetkoder@gmail.com ÇETKODER YAZIŞMA BİLGİ VERME BASIN DUYURUSU GURUBU: http://groups.google.com.tr/group/cetkoder -- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir... Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin |
[anadoluhaber:37544] Türkiye ve Adli Sistem yazan: Mersin İçelden Burak CANLI Posted: 26 Jan 2010 11:23 PM PST TÜRKİYE VE ADLİ SİSTEM yazan: Mersin İçelden Burak CANLI
Ülkemizle alakalı olan hususların eleştiri konusu olmaması mümkün değildir. Bu her ülke de aynı şekilde yol alır. Diğer ülkelerle alakalı olarak diyebileceklerim sayılıdır. Çünkü görülmeyen, bilinmeyen, duyulmayan, okunmayan konularla ilgili olarak ahkâm kesmek doğru değildir. Önemli olan husus Uzamanı olunan konularda çok da uzman değilse kişi çok keskin çizgiler de olmamak üzere konuşmaktır. Günümüzde gerek Ceza ve gerekse de Hukuk Mahkemelerinin önlerinde bulunan dosya (Dava) sayısı oldukça çok yüklüdür. Ülkemiz de gereğinden fazla sayıda Davamı bulunmaktadır? Açıkçası oranlama yapılacak olursa diğer ülkelere nazaran nispetle çok daha fazla Dava sayısı çıkacağını pek zannetmemekteyim. Belki de diğer gelişmiş ülkelere nazaran sayı âdetinde bir azlık olması da muhtemeldir. Peki, o zaman nasıl oluyor da Dava (Celse) aralarında 3–4 ay ve bazı yerlerde daha fazla zaman aralığı olabiliyor. Bu yaşanan olayın en basit sebebi Mahkeme azlığıdır. Resmi Evrakların gidiş gelişinde ki ağır işleyişin yanında Yüce Mahkemelerimizin sayısında Davaların sayısına oranla bir azlık vardır. Her gün Mahkeme Hâkimleri kendilerini paralar biçimde canla başla çalışmaktadır. Dur durak bilmeden çalışmaktadırlar. Ne var ki önlerine gelen Dava Sayısında azalma olmamaktadır. Çünkü Ülkemizin Nüfusu artmakta ve Nüfusa oranla da geçmiş zamana göre teknoloji ve sanayide ki gelişmelerin yanında da Dava Sayısı artmaktadır. Buna mukabil artmayan tek şey Mahkemelerin, Hâkimlerin, Savcıların, Adliye Çalışanlarının sayısıdır. Şu an bir Şehrimizde bulunmakta olan Ağır Ceza, Asliye Ceza, Sulh Ceza, Asliye Hukuk, Sulh Hukuk, Tüketici, Aile, Ticaret, İş, Çocuk Mahkemelerinin sayılarının acilen en az beş katına çıkarılması gerekmektedir. Peki, neden gerekmektedir? Tüm bu yukarıda sayılan Mahkemelerde söz konusu Hakkını arayabilmek için bir vatandaşın Adliye koridorlarında çok yol katletmesi gerekecektir. Adliyelerin iş yükü gereğinden çok fazladır. Durum böyle olunca da Yargıdan bir cevabın çıkabilmesi de çok uzun bir süre gerektirmektedir. Sayın Adalet Bakanımız ve diğer yöneticilerimiz bu konunun farkında değil midirler? Konunun hemen her kez tarafından bilindiğine hiç şüphe yoktur. Ve bu Saygın yöneticilerimi zinde bu konularla ilgili çalışmalarda bulunmadığını da söylememiz mümkün değildir. Sayın Adliye Görevlilerimiz gibi Yöneticilerimizde bu konularla ilgili olarak canla başla çalışmaktadır. Bütün bu kişilere karşı sonsuz teşekkürlerimizde iletmekten memnuniyet duyarız. Sağ olun var olun. Bunun yanında işin bir de Yargıtay meselesi vardır. Sayın Yargıya giden dosyalarda ise uzun bir süre geçmeden karara varılamamaktadır. Ülkemiz de davacı veya davalı olmak zordur. Bu işten her konuda olduğu gibi memnuniyet duyacak bir takım kesimler vardır. Diyelim ki bir Duruşma tarihi ve duruşmanın saati olarak zaman dilimi belirlendi. Duruşmanın o zaman diliminde görüldüğü pek enderdir. O günde görülür belki ama o zaman dilinde zor. Buna karşın bazı Mahkemelerin artık saatle çalışmaya başladığı ve daha önce belirlemiş olduğu zaman diliminde duruşmayı gördüğü de gözlerden kaçmamalıdır. Adliye ve Buna ilişkin Yargılanmayla ilgili daha pek çok aşılması gereken problemler bulunmaktadır. Haklı ve haksızın ayırt edilmesi Adaletle sağlanır. Adaletin tam anlamıyla sağlanabilmesi zor olmasına rağmen Adalete mümkün olduğu hunca yaklaşmak Adaleti sağlamaya eş değer sayılacaktır. Geç gelen Adalet İnsanlarımızı mutlu etmemektedir. Kimi zaman Adliyeler de insanların “Kaybedelim ama sonuçlansın” dediğini duymak zor değildir. Adliyenin diğer çalışanlarına nazaran meslektaşım olan Avukatlarında önlerinde dağ gibi problemler bulunmaktadır. Sayın Barolarımızda bu konularla ilgili olarak her gün durmadan çözümler üretmeye çalışmakta ve önlerine yıkılan sorunları tek tek etkisiz hale getirmek için çaba sarf etmektedirler. Velhasıl çalışmaya devam. Hukuk Fakültesinde Hukuk eğitimime başladığım günden beri mevcut da bulunan sorunlar üzerine pek de yoğun bir şekilde yazılıp çizildiğini görmedim. Hatta bu yazıları yazarken içimi bir korku kapladı. Acaba ben yanlış bir şey mi yapı yom? Yoksa bilmediğim bir yasak mı var. Mersin Barosu, Barolar Birliği veya Adalet Bakanlığı tarafından bir yaptırama maruz kalır mıyım diye korkuyorum. Yüreğim güm güm atmaya başladı. Ellerim terledi. Ama olsun ben gördüklerimi, bildiklerimi yazıyorum. Ben yaza cam. Sen yazacaksın. O yazacak ki bir eksikler tamamlansın. Ülkemizde ki Adalet anlayışı da inanın ki belki de birkaç Ülke dışında diğer Ülkelerle aynıdır. Üzerin de önemle durulması gereken bir konu olan diğer Ülkeler de her şey iyi bizim Ülkemiz berbat anlayışının doğru olmadığıdır. Sunulan hizmetin eskisine oranla daha iyi olması mümkündür. Oysa diğer Ülkelerde de buna benzer tipte sorunlar yaşanmaktadır. Onun için Ülkemizi eleştiri yağmuruna tutarken. Biz daha iyisine layık’ız. Biz daha iyisini yapabiliriz. Gibi düşünce jimnastiğiyle düşünmemiz gerekmektedir. İnsanlar daha iyi bir eğitim ister. İnsanlar daha iyi bir şekilde Sağlık Hizmetlerinden yararlanmak ister. İnsanlar doğuştan var olan Sosyal Haklarından daha iyi bir şekilde fayda nallanabilmek ister. Sonuç da insanlar ister. İster seçimle isterse de Atamayla başa gelen yöneticilerimiz de Soysal Haklardan insanların eskiye oranla daha iyi bir faydana bileceği konusunda taahhütte bulunurlar. Bu görevlerinin sorumluluk ve bilince hareket eden yöneticiler bilirler ki “Hizmetin en iyisini en iyi şartlar da sunmak bir KUTSAL GÖREVDİR”. Bu anlayışa sahip Tüm İnsanlara hizmetleri geçmiş Yöneticilerimize teşekkürlerimi sunuyorum. Bu Aşktan eleştirilseniz de, suçlansanız da, ellerinize prangalar vurulsa da sakın dönmeyin. Ne bu dünya da ne de öbür dünya da mükâfat beklemeden sarf edilen emeklerin karşılığının fazlasını karşınızda bir gün bulacaksınızdır. Asıl mükâfatın da İnsanların mutluluğu olduğu da bilinmelidir.28.07.2009 Mersin İçelden Burak CANLI -- Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir... Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin |
0 yorum:
Yorum Gönder
Yorumlarınızda Kişilik haklarına saldırı,küfür ve benzeri ifadeleriniz yayınlanmamaktadır.Yorumları yazarken İsminizi belirtmeniz önemle duyurulur.