[anadoluhaber] Demokrasi Hukuk Üfürükçüler Tarikatlar Nurcular

Demokrasi Hukuk Üfürükçüler Tarikatlar Nurcular

Kitaplığımda Filozoflar ansiklopedisi vs. gibi ciltlerce kitapların yanı sıra Saidi Nursi’nin Risaleinur külliyatı da kırk yılı aşkındır ilk aldığımda epeyce bir kısmını okuduğumla kalmış şekilde durmaktadır. Aldığımda evimde yakalansa suç unsuru sayılıyordu. Ancak merakın yasağı geçtiği benim gibileri yasaklarla sınırlı tutup at gözlüğü takabilmek de pek kolay olmuyordu. Bir gazetedeki ilan ve posta kutusu adresine mektup yazarak istemiştim. Kitapları 17- 18 yaşlarında yakalanırsa fazla ceza almayacak bir çocuk getirdi ve bırakıp derhal gitti. Sonradan o çocuk yakalandı ve hapsede girdi. Şimdi artık bu kitaplara internetten ulaşmakta mümkün. Daha sonra bana bu eserler çok ilginç geldiği gibi Cumhuriyet döneminin ilk mezun öğretmenlerinden olan tahsilini Osmanlı döneminde son sınıfa kadar okumuş olan annem rahmetlik de bana anlamadığım kelimeleri tercüme ederek okudum.

Sonra bazı Nurcular ile tanıştım ve bir kaç tanesi ile hala bazen karşılaştıkça ayaküstü sohbetlerimiz devam eder. Bu süre içinde Nurculuk akımı daha çok halka hitap ediyordu. Zamanla Nurcuların çocukları da üniversitelerde okudukça yaygınlaştı. Risaleler başka dillere de çevrilip yayıldı.

Nurcuların aslında cumhuriyet ile hiç sorunları yoktu. Ama Cumhuriyeti Türk milletini Türk’ten başka bir şeye dönüştürme projesi olarak uygulamak ve Türk’e ait hasletleri imha ile fikren ve ruhen iğdiş etme projesi olarak uygulamak isteyenlerin elinde Cumhuriyet adeta halkı dinsizleştirme projesi olarak uygulandığının da benim gibi onlarda fark ediyorlardı. Cumhuriyeti Van da rektörlük yapan tarihi eser kaçakçısı Ermeni kökenli bir vatandaş için Rektörün yargılanması Cumhuriyetin yargılanmasıdır diyen ekolün son temsilcisi CHP genel başkanı Baykal’dı.  Bu ekolün Cumhuriyet dedikleri ama milli cumhuriyetimiz dışında gizli bir yapılanmanın kod adı olarak kullandıkları gizli oluşumu korumak için mutlak bir ihtiyaç olarak aslında kendi yapılanmalarına karşı çıkabilecekleri Asıl Cumhuriyetimizin  düşmanları gibi gösterecek ve cumhuriyet düşmanı diyebilecekleri kişi ve gruplara ihtiyaç vardı. Gerçek Cumhuriyetin düşmanı olmadığı içinde sanal düşmanlar yaratıldı.

Benim çocukluğumda bu düşman ilan edilenler, bazı üfürükçü cinci hocalar denilen devlet eli ile kollanan anasının gözü birileri idi. Halk büyü yaptırmak falan için onlara gider devlet de bazen polisi gönderip adamı yakalar ve kazandığı parayı polisler elinden alır ya da kırışırlar sonrada serbest bırakılırlardı. O sırada bunun nedenini anlamıyordum ama gazetelerde olayın sekiz sütuna irticacı yakalandı. Cumhuriyet düşmanı yakalandı gibi başlıklar ile aşırı abartılı haberleri görüp şaşardık. Cumhuriyeti okuyup üfleyip büyü neyim yaparak toz edeceklerdi galiba bu nefesi kuvvetli şarlatanların bu gibi saçmalıklarla büyütülerek basına konu edilmesini hayretle karşılıyordum. Sonra 1950 de Demokrat parti gelince üçkâğıtçı gibi üfürükçülerin Menderes hükümetini yıkmak da kullanılmaları yetmeyeceği anlaşılmış olmalı ki Ticani tarikatı diye Ankara da oturan Sakallı  Pilavoğlu adında bir şeyh Cumhuriyet düşmanı ilan edildi. Bu tarikattan aslında Türkiye’de pek olmadığını ve kuzey Afrika da olan bir tarikat olduğunu sonradan öğrenecektim. Bunların müritlerine yüklenen suçlar Atatürk heykellerine taş atmak dışkı sürmek gibi suçlardı. Arada bir kara sakallı cahil ve gariban köylü, seyyar satıcılık bile yapamayan pazarcılardan falan kişiler yakalanıp resimleri çekilip serbest bırakılırdı. Suçu ise provokatörler işlerdi zannediyorum. Çünkü bu garibanların durduk yerde başlarına iş açacak kadar atak olmadıklarını da çoğunu yakından tanıyarak gözlemliyordum.  Ve cumhuriyeti yıkmaya Atatürk’ün heykellerine saldırmaya kalkışan bu acayip varlıkların hu çektiği söylenirdi. Bu yüzden bizler onları korkunç bir şey zanneder korkardık ya bize de hu çekerlerse diye endişelenirdik. Hu çekmek ne idi ise, sonradan Allahın pek çok isimlerinden birinin de o anlamına gelen hu olduğunu aslında analarımızın bizlerin beşiğini de hu hu hu diye salladıklarını öğrenecektik. 1960 ihtilali öncesi ve sonrasında bu tarikatta ulan koskoca devlet bu adamlardan neden korkar ki. Herhalde büyü falan yaparak devleti yıkacaklarmış diye düşünmeye başlayınca. O da Cumhuriyet düşmanlığı iddiasında absürt kalmaya başladı. Sonunda Nurcuları keşif ettiler. Bunlar bu, risale denilen kitapları okurken yakalanıyor ve suç aletleri olarak ceplerinden namaz takkesi tespih gibi çık ağır suç aletleri falan çıkıyor bu resimleri ile güzel ve sempatik yüzlü sakalsız ama bıyıklı saf ve temiz görünümlü vatandaşların resimleri irticacı gibi bize korku veren çok itici anlamını bilmediğimiz ama korkunç bir şey olsa gerek diye düşündüğümüz bir kelime ile takdim ediliyorlardı. İhtilal olmuş ve Adalet partisinde başkanlık mücadelesi sürüyordu. Mason olmadığına dair sahte belge getiren Demirel ile zaten Mason olmayan Sadettin Bilgiç çekişiyorlardı. Durum Demirel’in aleyhine gelişmeye başlayınca İsmet İnönü Adalet partililer Mason Demirel’i seçmeye ikna ediverdi. Demirel nurlu ve nurcu Süleyman olarak alkışlar ile seçildi. Peki İnönü’yü hiç sevmeyen adalet partililere İnönü nasıl oldu da Demirel’i seçtirdi ve onlarda İnönü’ye uyup seçtiler. Çünkü İnönü Süleyman Demirel’i seçemezsiniz. O bir nurcudur. Hiç nurcudan başbakan olur mu diye sert bir demeç verdi ve Adalet partililerde inadına Demirel’i seçti. İşte o zaman bu ülkeyi CHP’nin asla seçimle iktidara gelip yıpranmadan sürekli yönetebildiğini bende anlamış ve öğrenmiş oldum. Çünkü Demirel de aslında Bayar ve Menderes gibi CHP’li idi. CHP ye saygıda kusur ettikleri için düşürülüp burunları sürtülüyordu. Sonra Müslüman ahali ne zaman yasaları öğrenip haklarını savunmaya başlasalar seçilmiş hükümetler sert tedbirlere başvuramadığından Nurcular cumhuriyeti yıkacak şekilde tehdit diye sunulup askeri müdahaleler ve yeni ihtilaller sürdü gitti. Ama 1980 mutlak esaret anayasasını meclisten geçirmek asla mümkün değildi. Bunun içinde Müslümanlar şiddete başvurmayı ısrarla ret ettikleri için CHP’nin karşına MHP ve ülkücüler yerleştirilip iç savaş başlatıldı.  Milliyetçi ülkücüler ülke komünistlere satılacak korkusu ile canla başla kendilerini feda ettiler. CHP’nin kışkırttığı solcu yurtseverler ise yurdu ABD uşaklarından kurtarmak için canla başla savaştılar. Demirel bana sağcılar cinayet işliyor dedirtemezsiniz diyor. Ecevit de solcuları arkalıyor bir birlerinin can düşmanı gibi bir görünüm veriyorlardı. Ülke kan gölüne döndürüldü ve ABD nin iyi çocukları olan generaller aslında sıkı yönetim komutanı olarak halkı bir birine savaştırarak yönettikleri ülkeyi düdüğü çalıp tamam savaş bitti dediler. 11 Eylüle kadar günde yirmi kişi ölen ve fabrikaları, iş yerleri ekmek tekneleri yakılan milletin 12 Eylül günü aynı komutanların düdüğü çalması ile savaş sahiden bitti ve kardeş olduk.

Ama şimdi bir türlü değiştirilmesine izin verilmeyen işgal düzeninin anayasasını bize yedirdiler. O gün bu gün tam anlamı ile iyi çocuklar eli ile ABD, Batı ve İsrail’in içimizdeki adamlarının kölesi olduk.  Savaşın başkanları olan Ecevit ve Demirel’in aslında hiç de bir birlerine karşıt olmadıklarını da Ecevit, Demirel’i Cumhurbaşkanı seçtirmek için gayret içindeki samimi çabalarını görerek öğrendik.

Anladık ki ülkemiz aslında bazı azınlık rektörlerin dediği gibi % 95 ile gelsek Kanadoğlu’nun deyimi ile % 97 ilde gelsek. İngiliz kökenli Türkan Saylanın dediği gibi bu ülkede bize rağmen hiçbir şey yapılamaz şeklinde ki sözlerinde ifadesini bulan esirlerdik. Bu yüzden % 97 ile de seçtiğimizi getirsek, % 3lük gayrimüslim ve gayri Türk azınlığa rağmen bir şey yapamayacaktık.

İşte şimdi millet olarak gizli efendilerimizin köleleri olarak kendimizi de en azından hukuk önünde eşit kılmaya götürebilecek bir anayasa değişimini AKP getirdi diye bazılarımız Kölecilerin safında ne yaptıklarını bilmeden saf tutmuş durumdadır. CHP ve MHP sanki asla, ortak olarak koalisyonla dahi iktidara gelemeyeceklerini milletin uyandığını şimdiden kabul etmişçesine, bu değişiklik AKP ye yarar diyerek yalan söylemektedirler. Neden AKP ye yarasın ki, bu millete yarar. Sizde az bir gayret ile millete yaklaşın. Millete tuzak kurmayın da siz seçilin size yarasın. Hayır millete yarayan onlara yaramıyor. Onlar bu ülkeyi millete söz hakkı vermeden köle tacirlerinin hizmetinde hukuksuz olarak yönetmek istiyorlar.

Konu bundan ibarettir.

A.D.Şimşek  

--
Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.."
Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
 
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com
 
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin

0 yorum:

Yorum Gönder

Yorumlarınızda Kişilik haklarına saldırı,küfür ve benzeri ifadeleriniz yayınlanmamaktadır.Yorumları yazarken İsminizi belirtmeniz önemle duyurulur.