PANDORANIN KUTUSU AÇILIRSA!


Türker Akın Sağlık


21.Yüzyıl basamakları ezberleri bozuyor.
Saat dengesi bozulmuşçasına vakitsiz alarm veriyor.
Her gün adımladığınız kaldırımlar değişiyor ve farklı sokaklara yönlendirildiğinizi fark ediyorsunuz.
Tahlillerinizde farklılıklar başlıyor.
Görmediğiniz suretleri, duymadığınız ifadeleri, efsunlanan ve kutsanan, adeta dokunulmazlaştırılan konuların tartışıldığını gördüğünüzde durmak zorunda kalıyorsunuz.
İnsan hayatının birilerinin iki dudağından çıkacak söz veya iddia arasında sıkıştırıldığı totaliter dönemlerin iç sancılarıyla yaşamış ve kalemlerini oynatırken cezaevlerinin yolunu göreceğine kesin inanan yazarlarınızı hatırlıyorsunuz.
Ucuz demokrasinin basit ve ilkel darbe dönemlerine kurban edilen genç fidanların yüz hatları gözlerinizin önüne geliyor.
Unutmadığınız ve iliklerinize kadar işleyen soğuk hücreleri, beton dökülerek ranza haline getirilen ve ıslak yataklarda uyumaya zorlandığınız, elbiselerinizin nemli ve rutubet kokan günlerinizi yeniden hatırlıyorsunuz.
Bartın Özel Tip zindanlarında zorla tutulan ve işkenceye uğrayan Ülkücüler bu hücreleri iyi bilir.
3 ay özel ve iltimaslı odasında kalamayarak raporla tahliye olan Şener Eruygur ve benzerleri o dönemleri iyi bilir.
Ülkücüler 15 sene bu zorlu şartlarda kaldı.
Hastalandılar..Hastaneye götürülmediler…Zatürree oldular ve ölümü beklemeleri istendi.
Bursa zindanlarında işkenceyle katledilen İsmail Esen belediye mezarlığına gömüldü.
Şener Beyler hastane raporuyla 3 ayda tahliye oluverdi.
Sıra Tolon beylerde.
O ve avukatları rapor almak ve tahliye talebiyle başvurmuş.
Hapishane şartları sebebiyle kısa zamanda aşırı kilo vermiş.
Ne güzel masal!
Silivri’de esen rüzgârlar sert.
Çocuk oyunuyla vakit geçmez.
Tuncay konuşur ve birileri yerinden hoplar değil mi?
Tuncay Güney yetiştirilmiş muhbir.
Her şekle girer.
Görevi bu.
Çözücü.
Birileri kumpasa girecekse Tuncay arşivlerini M.Ali abisine açacak.
2 Mehmet arasındaki düello başlayacak.
Bu güne kadar gazeteci, sonra Haham ve akabinde ajan görevleriyle etiketi ve terfisi artan Tuncay Güney konuştukça birileri zıplıyor.
İkametgâhları ABD olan istihbaratçılar emeklilik dönemlerinde internet üzerinden site açıyor ve Tuncay kardeşlerine cevap veriyorlar.
2 Mehmet var arenada!
Biri Susurluk iddianamesinde yargılanıyor.
Geçenlerde rapor alarak mahkemeye gelmedi.
Raporlu demokrasi bu!
Öteki Mehmet eski muhaliflerine karşı Tuncay Güney Haham efendiyi ustaca kullanmış.
Al takke, ver külah misali.
Zülüflerini salarak ağlama duvarına koşan Haham Tuncay bülbül!
Ötecek…
Öttükçe Silivri’dekiler öfkelenecek.
Dosya kabarık.
Çuvallarla evrak.
Adil Serdar bile kelepçelendi.
Kazadan kıl payı kurtulduğuna mı, yoksa bu olay sonrası tutuklandığına mı şükretsin bilmiyor.
Elkatmış beyin komisyon arkadaşlarından ikisi kazaya kurban gitmişlerdi.
ACE öyle!
Kamyona çarpanlar deseniz hesaplamaların faturasına kurban.
Kurcalayan kurcalanıyor.
Fare kapanı gibi!
Yapışkanlısı var, tel kafeslisi var.
1 numara traştan 10 numara veya sinekkaydına kadar!
Nasıl isterseniz.
Şamil efendiye kitap siparişi!
TRT 1 kanalına bir bakın.
Cengiz Çandar, Şahin Alpay, Mümtaz’er Türköne Cumartesi günü sabah sohbetlerindeler.
Küresel sömürgeciliğin faydalarını anlatıyorlar.
Tarafları belli.
AB kampına sığınarak bol keseden tavsiyelerde bulunuyorlar.
İki taraflı kavga!
Tuncay ve Mehmet 1 konuşacak… Birilerinin günahları ortaya çıkacak… Ardından Zaman yazarları negatif propagandayla fişlenenleri afişe edecek…
Zihinler baskı altına alınırsa kurbanlar ne yapacak?
Bünyedeki safraları dışarı attıklarını iddia edecekler.
Ersönmez Yarbay durmayacak ve ‘:Bunlar ne ki. Ortaya çıkarılmamış onlarca yapılanma var!’ diyecek.
Propaganda en güçlü silahtır.
Basın önünde afişe edersiniz ve ömür boyu kılını kıpırdatamayacak kurbanlar seçersiniz değil mi?
Başörtüsü bir ana konuydu.
Yıllarca bu ana malzeme üzerinden kamplar oluşturdunuz.
Yasakları korumaya yeminli bir cenah ve karşısına yasakları kaldırmaya yeminli ve sokaklara çıkarak nutuklar atanları ürettiniz.
Bu bölünmüşlük sandıklara yansıyacak ve istediğiniz yapılanma ortaya çıkacaktı.
10 yıl böyle gitsin, sonrasında tarafları yer değiştiririz düşüncesine kapıldınız.
Eline rozet verdiğiniz Baykal beylere çarşaflı bayanları CHP kampına yönelterek yeni bir tartışmaya zemin açtınız.
Ne oldu irtica yaygaranıza?
Oyunlarınız değişiyor tabii.
Oyuncu her zaman var.
Geniş bir coğrafya burası!
Bir kel bulursunuz ve Akdeniz Üniversitesinde silahla ateş eder.
Alnına da Zülfikar dövmesi!
Oradan ekmek çıkmaz.
Mandalina bahçesine kaçan Zülfikar dövmeli saldırganı usulden yakalarsınız.
Dosya kapanması lazım!
Alparslan Aslan cüppesiyle cinayet işler ve atacağı sloganları ayarlamışsınızdır.
Babası mahkeme girişinde nutuk atar.
Ardından farklı iddialar.
İrtica hortluyor mu?
O dönem cenaze merasimine iştirak ederek sloganları ezberlettirilen kalabalığı ve eline pet şişe alarak birilerine saldıranları gördünüz değil mi?
Cami avlusunda gösteri!
Pandora’nın kutusu açılmamıştı ki!
Kilise toplantıcıları Tuncay Özkan kardeşleriyle miting meydanlarındaydı.
Olgunlaşmasını istedikleri darbeleri için Ulusalcı işadamı kardeşleri açıkça yasa dışılığa kayacaklarını ilan bile edebiliyordu.
Anı yazarları çoğunluktadır ülkemizde.
Darbe planları da anı olmuş.
Haberimiz bir dergi sayesinde olmuştu.
Denizlerde gezerken darbe planlarını anı defterine yazan bir muhteremin belgeleri sızmış mı, sızdırılmış mı bilemedik?
Hala sır!
Nasıl olsa 10 sene de bir balans ve rot ayarları olurdu.
Artık ABD izin vermiyor.
Parti bile kapatılmasına geçit vermiyorlar.
ABD ve AB var artık efendiler.
Darbe yapamayacaksınız.
İzin yokmuş.
Alın peçeteyi ve yemek sonrası ziyarete!
Deşifre ederler.
Meydanlara inerler ve darbelere hayır diyen yüz binlerce insanı karşınızda bulursunuz.
Sonra mı?
Şener Bey rapor alarak zor paçayı sıyırdı.
‘Oturun yerinize’ diyenleri dinlemedikleri için!
Dünya dönüyor.
Ne demiş Liberal ve Batı dostu Demirel Bey:
‘:Dün dündür, bugünde bugün. Yarın da yarındır!’
Çarşaf gösterisine alkış yapan Süleyman Bey, daha 28/Şubat dönemindeki rolünü unutmuşa benziyor.
Hani, ‘Suudi Arabistan’a gidin tavsiyesi’ yapmıştı?
Tabii yarın oldu artık!
Alır makası eline ve bir gurubun vakıf açılışına Baykal beylerle katılırsa şaşmayınız!
Artık yarınların ilk basamağını işaret etmişlerdir.
Ekonomik kriz, sosyal bunalımlar ve sokağa fırlayanların gazını alacak yeni bir yapılanma için yeşil ışık yakacak olanların yarınları!
Açılım modası için düğmeye basıldı.
Ne açılımı bu?
Darda kalanlara çiçek ikramı!
Azıcık özgürlük.
Sonra mı?
Geldiğiniz yere!
Daha fazla istemeyin sakın.
Bakın Başörtüsü yasaklarını azıcık kaldırmaya kalkan 411 Milletvekilinin iradesine ne demişti Doğan beylerin yazarı Ertuğrul:
‘:KAOSA KALKAN 411 EL!’
Medya imparatorları kendilerinden istenen kışkırtmayı yapacak, CHP eline bir kalem ve kâğıt itiraz edecek, rektörler açıklama yapacak, birileri sokaklara aleyhte slogan atacak ve yasaklara devam!
Sonra sessizlik!
Ardından çarşaflı bayanlara CHP kapılarında çiçekli karşılama töreni.
Bu ne turşu, ne perhiz?
Manivela bu!
Birileri idam cezasının kaldırılmasına el kaldıracak ve birilerine de başörtülü bayanlara yaptıkları hakaretlere son vermelerini isteyecekler.
Al gülüm… Verecekler sana dikenli gülüm!
B.Obama kokulu mendille beraber!
Bilderberg toplantılarına iştirak edecek gazeteciler size bilgi verir.
Cengiz ve Fehmi Beyler tabii!
Dengeleri bozmadan.
Sıcak asfaltlama yaparak.
Siz de huzur içinde bayramları karşılarsınız değil mi?
Bu böyle!

0 yorum:

Yorum Gönder

Yorumlarınızda Kişilik haklarına saldırı,küfür ve benzeri ifadeleriniz yayınlanmamaktadır.Yorumları yazarken İsminizi belirtmeniz önemle duyurulur.