KÖHNE DÜNYANIN HURDALARI!


Hepimiz gideceğiz!

Kalan yok bu köhne dünyada!

Yunus geldi, Veysel yaşadı, abdal söyledi!

Kiminiz masalları gerçek zannederek hayal âleminde ömür tüketiniz!

Savaşlar ve rekabetlerle kan döktünüz.

Hasetlikler ve kıskançlıklarla sömürdünüz.

Kötülüklerin kaynağında vahşiliklerinizle işgallerinize kılıflar buldunuz.

Ölenleri bile saygısızca kepçelere yükleyerek gömdünüz.

Yaşayana saygınız olmadı öldürdüklerinize vahşice davrandınız.

Bu mu insanlık?

Bu mu demokrasiniz?

İşkence yaparak darbelerinizi egemen kılmaya çalıştınız.

Toplumları sürü, kendinizi seçkin ilan ettiniz.

Diktatörleri alkışlayanların dünyası bu!

Ezenler için övgüler yazanları edebiyatçı ve sanatkâr olarak ödüllendirenlerin karanlık dünyası!

Ne güzel sömürdünüz gerçekleri?

Bir ayağınız mabetlerde, öte ayağınız faiz getirecek bankaların gişelerinde idi.

40 yıl yediniz, içtiniz, masalarda oryantal oynattınız, şarkılar eşliğinde binlerce doları sahnede raks eyleyenlerin üzerlerine fırlattınız.

Sonrasında bir kandil gecesi taksilere binerek türbelere koşarak çorap, mendil, patiska bağlamaya gazetecilerinizle koştunuz.

Senelerce istismar ettiğiniz değerler üzerine konuştunuz ve pişkince o değerlerinizi bir çırpıda ret etmekten çekinmediniz.

Zalim dediğiniz büyük şeytanların masasında oturduğunuzu gördüğümüzde insanlığın nasıl kaybedildiğiniz görebilmek nasip oldu.





Elbise içerisinde kimse tanınmaz.

Gönülleri tanımadıkça hüküm verilmez.

Cahiliye adetleri üzerine egemenlik hırsıyla koşanların aç ve tamahkâr bakışları ideal adamlarını yansıtmaz.

Elleriyle hamurdan putlar yaparak yolda açlık anında o hamurdan putlarını yiyenlerin dünyasındayız.

Bir taht ve altından taç adına şehzadeleri kundakta boğmayı alkışlayanların mazi severlikten dem vurduklarını duydukça, hangi ruh özelliğine sahip olduklarını anlamak için sarrafa gitmeye gerek yok.

Övmek ve sövmek arasında sıkıştırılmış ve özgür düşünemeyenlerin kısır dünyasında insanca yaşamak hayaldir.

Boşlukta kalanlara put severliği aşılayabilirsiniz.

Onlar beyhude âlemin fuzuli yığınları olarak yaşarlar ve öldüklerini duymazsınız bile.

Putlarının kendilerine faydası yoktur.

Mezarlıkları gezin.

Topraklarının üzerleri otlarla kaplıdır.

Bir zamanlar egemenliğin sonsuz olarak kendilerinde olduğunu ve insanlara zulümler yaparak tahtlarını koruyacaklarını zannedenlerin mezarlıklarıdır oraları.

Bakmayın lahitle kaplı mermerden mezarlar içerisinde kemikleri bile kalmadı.

Zahiri süslemelerle isimlerine yazılan övgüler ve şiirler hikâyeden ibaret!

Gerçekleri bilselerdi az güler çok ağlarlardı.

Hakikatlerle yüzleşme ve tefekkür imkânı nasibine nail olsalardı idam sehpalarında mazlumları inançları sebebiyle katledecek hale gelmez ve insan olurlardı.

İnsan suretli mahlûklardı onlar!

Sadece surette kaldılar ve sirette iblisle koldaş ve yoldaşlık ettiler.

Bizlere anlattıkları gerçek bir dün olmadı.

Dünleri yalandı.

Yalan söyleyen tarihe kafalarını gömenler geleceklerini hayalle ördü.

Özgür olamayanların zincirlerle dolaştığı bir dünya özlemle talep edilir mi?

İşte hal budur!

Köleliği isteyenler insanlığından uzaklaşmış.

Gamalı Haç ve Davud yıldızına tapanların dünyasında demokrasi havuzu rüyasıyla fal bakanların iflas etmiş hali HURDA BİR DÜNYADIR!

Zulme karşı cesaretli çıkış yapamayacak acizler ehven-i şer takiyyesiyle aldatır.

Gidecekleri yarını göremezler.

Rehberi karga olanların sonu ne olur?

Belli ve tarife gerek yok.



Yılar akıyor.

İddialar ve yaşananlar arasında uyum yoksa orada kalmanın anlamı yok.

Sahtekârlıkla doğruluk bir mekânda yoldaş olmaz.

Rükû da para, secde halinde tarla, kıyam anında talan ve yalan düşünenlerin ülküsü olmaz.

İnançlılar kafilesi karşılık bekleyerek koşmaz.

Karşılıklı ve anlaşarak yük taşıyanlara hamal denir.

Karşılığını alırla ve görevleri hamallıktır.

İnançlarını omuzlayanlar karşılık beklemez.

Uğruna ölümü göze almışlardır.

Yaralansalar ve düşseler bile gözyaşı akıtmazlar.

Köhne dünya onlara yabancıdır.





Derebeylikle efendilik farklı!

İki zıt âlem!

Mertlikle külhanbeylik arasındaki fark misali!

Talimatla karar verenler farklıdır.

Düşünmeden gereğini yaparlar.

Kendilerini oraya getirenlere riayet için vardırlar.

Dava veya ülkü onlar için oturdukları meşin koltuktan ibarettir.

Yürek adamı olmak farklıdır.

Onlar yürekli olmayı anlamadılar ki!

Boş ve nafile işleri davaya hizmet zannederek ceplerine indirdikleri paralarla nefes aldılar.

Köhne dünya bunları da yutar.

Hatıraları olmaz.

Yıllar geçer ve gördüğünüzde suratlarına bile iğrenerek bakarsınız.

Zalimlere nasıl bakılacağı bellidir.

Tarife gerek yok ki?

Miadı dolan araçları hurdalığa atarlar.

Bu dünya da adam gibi tavır belirlemeyen ve düşünmeden itaat ederek yürekleri yakmaya koşan beyhudeler için de aynı mahal vardır.

Hurdalıkta yalnız ve küflenerek kalırlar.

Makam için el-etek öpenler, gerçekleri ezmek için kul-köle olanlar, kazanmadan midelerine bal-pekmez indirenler sizler haramlarınızla beyhudesiniz.

Sizin davanız ve partiniz olmaz.

Sizin avanta taksiminde masa köşelerinde saman alevi gibi yanışınız olur.

Son hayaliniz bile unutulur.

Sokaklar özgür bireylerin, yarınların ilkeli adamların dünyasıdır.

Beyazlara pamuk demeye devam edin siz!

Palmiyeler güneşi tamamen örtmüyor.

Çınar olamadıktan sonra anlamı kalmadı!

0 yorum:

Yorum Gönder

Yorumlarınızda Kişilik haklarına saldırı,küfür ve benzeri ifadeleriniz yayınlanmamaktadır.Yorumları yazarken İsminizi belirtmeniz önemle duyurulur.