[anadoluhaber:35258] Gerçekten zalimler mi galip, mazlumlar mı?

Gerçekten zalimler mi galip, mazlumlar mı?


Veya şöyle de sorabiliriz soruyu:
Bush mu daha çok zalim, Saddam mı? Ya da Firavun mu, Nemrut mu daha çok zalim? Ya da Bush’un ordusu mu galip, yoksa mazlum Irak halkı mı? Ya da zalim ve azgın, lanetlenmiş kavim İsrail mi galip, yoksa 50 yıldır sapan taşıyla mücadelesini sürdüren ve şehid vermemiş bir hanesi, bir ocağı bulunmayan, hürriyet sevdalısı, alnı öpülesi mazlum Filistin halkı mı? Gerçekten hangileri galip?

Ya da soruyu şöyle sorsak:
Habil mi kaybetmiştir, Kabil mi? Firavun mu, Hz. Musa mı? Nemrut mu, Hz. İbrahim mi? Kendine inanan tek bir ümmeti bile olmayan peygamberler mi, yoksa peygamberleri yalanlayan milyonlarca, milyarlarca yığınlar mı? Bi gayri hakkın öldürülen, hızarlarla biçilen peygamberler mi galiptir, yoksa bu cürmü irtikab eden azgın kâfirler mi? Evet, kimler kazanmış, kimler kaybetmiştir?

Ya da şöyle düşünsek:
Hz. Ebu Bekir mi kazanmıştır, Ebu Leheb mi? Bilal b. Rabah mı, Ümeyye b. Halef mi? Oradan geçen Resulullah’ın, „Sabredin ey Yasir ailesi! Sizin gideceğiniz yer cennettir!“ müjdesine nail olan Yasir ailesi mi, yoksa onlara bu zulmü reva gören, zalim Ebu Cehil ve yardakçıları mı? Sahi, hangileri kazanmış, hangileri kaybetmiştir?

„O gün her nimetten elbette sual olunacaksınız!“ ayet-i kerime’sinin korkusundan uykusunu kaybedenler mi övgüye layıktır, yoksa „Saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir!“ ayet-i kerime’sine muhatap olan, yemek, içmek, tepinmek ve nefsanî arzularını tatmin etmekten başka gayesi olmayanlar mı?

Ailelerini-çocuklarını, akrabalarını-dostlarını, malını-mülkünü, vatanını-yurdunu terk ederek inancının gereğini yaşamak için hicret eden, çölün sıcağında aç-susuz yollara düşen, imanını yoldaş, sabrını azık eden muhacirler mi kârlı, yoksa onları buna mecbur eden müşrikler mi kârlıdır?

İnsanca yaşamak için haksızlığa karşı çıkan, gelir dağılımındaki dengesizliğe, kanun önündeki adaletsizliğe ve eşitsizliğe isyan ettiği için itilen, kakılan, horlanan, coplanan ve zindanları boylayanlar mı haklıdır, yoksa vurguncular, hortumcular, köşe dönücüler ve tüyü bitmemiş yetimlerin, öksüzlerin, fakir-fukaranın hakkını yiyen haramiler mi haklıdır? Uyduruk kanunlarla simit çalan çocuğu hapse mahkûm eden, fikir suçlularını zindana tıkıp, akla-hayale gelmedik işkencelerle sakat bırakıp (iğdiş edilen fikir suçluları, ırzına geçilen üniversiteli kızların sayısı az değildir),

hortumcuları, vurguncuları, çeteci ve mafyacı ordu mensuplarını, polisleri, polis şeflerini görmezden gelen, göstermelik tutuklamalardan sonra serbest bırakan, kıytırık hâkimler ve savcılar mı adildir, yoksa delil yetersizliğinden Hz. Ali’nin çalınan kılıcını yahudiye veren kadı mı adildir?

Bütün bu çirkefleri, bu zulümleri,

bu haksızlıkları görüp de aldırmayan, vurdum duymaz kabilinden „Gelen ağam, giden paşam!“ aymazlığını gösteren, etrafındaki olaylara bigane kalan, zerre kadar olumsuz bir tepki göstermeyen sözüm ona, şu zamane müslümanları mı akıllıdır, yoksa „Müslümanların dertlerini kendine dert etmeyen bizden değildir!“ hadis-i şerif’in mucibine binaen müslümanların derdini kendine dert edinen, gözüne uyku girmeyen, onların ızdırabını kendi kalbinde hisseden, onların derdine çare olabilmek için her çareye başvuran, rahata rahatsızlığı tercih eden mi akıllıdır?

Makam-mevkii, aile-çocuk, mal-mülk, aş-iş endişesine kapılan, hiçbir sıkıntıya gelmeyen, rahatım bozulur endişesi ile her zillete boyun eğen, menfaati için vermediği taviz olmayan mı şereflidir, yoksa davasından asla taviz vermeyen, her yer ve zemine göre davasını haykıran, İ’la-i Kelimetullah için her şeyini kaybetmeyi bu uğurda göze alan, zindana, işkenceye, sürgüne aldırmadan, şehadet aşkıyla yanıp tutuşan, ölümü lehine çevirip ölümsüzlük payesine erişen mücahid mi daha şereflidir?

Bir dava eri olarak ölümün üzerine giden, ölümü hiçe sayan Şeyh Said’ler mi? Kâfir Nasır’ın, „Özür dilesin af edelim, taltif edelim!“ teklifini rüşvet kabul ederek, „Bir müslüman, kâfirlerden asla özür dilemez!“ diyen ve bu teklifini Abdunnasır’ın yüzüne çarparak, şehadet kervanına katılan Seyyid Kutup’lar mı?

„Saçlarım adedince başlarım olsa, her bir başımı, Şeriat’ın bir emrine feda etmeye hazırım!“ diyerek kâfirlere, namusun, şerefin, haysiyetin ve dimdik duruşun güzel örneklerini veren Said Nursi’ler mi daha şahsiyetlidir, yoksa Firavun’un izinden giden Abdunnasır, Nemrud’un izinden giderek dünya kâfirlerinin (bilhassa yahudilerin) beğenisini kazanan ve müslümanların lânetini hak eden M. Kemal ve onun tağutî hükümetine „Meşrudur“ fetvasını veren mâlum zevat-ı kiram mı şahsiyetli ve haysiyetlidirler?

Yukarıda sorulan her bir sorunun bir makale teşkil edeceği ve çeşitli ayet ve hadis’lerde cevabının bulunabileceği soruları artırmak mümkün! Bu ayetlerden bir kısmını Buruç Suresi ihtiva etmektedir. Rabb’im şöyle buyuruyor:

„Burçlar sahibi göğe andolsun! Vaad edilen güne andolsun! O gün şahide ve şahidlik edene andolsun! Ki, kahroldu o hendeğin adamları (sahipleri). O yakıt doldurulup, tutuşturulmuş, ateş hendeğinin adamları (sahipleri)!

Onlar ateş hendeğinin başında oturmuşlardı. Ve onlar mü’minlere yaptıklarını seyrediyorlardı. Mü’minler sadece aziz ve hamid olan ’a inandıkları için, o zalimler onlardan öç aldılar. O  ki, göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur.  her şeye şahiddir. Şüphesiz Rabb’inin yakalaması çok çetindir.

Ey Habibim! Firavun ve Nemrud ordularının haberi sana geldi mi?“ (Buruç, 1-9, 12, 17, 18)

Geldi ya Rabb’el-Âlemin, geldi! Peygamber’inin tasdik ettiği gibi, bizler de tasdik ediyoruz. Sen elbette ki, o günkü kâfirlerin hakkından geldiğin gibi, bugünkü kâfirlerin de hakkından geleceksin inşaallah! Biz buna yakîn olarak iman ediyoruz ve o günü sabırla ve ümitle bekliyoruz! Mutlak galip olan Sensin, Sen!

Rivayete gore yahudi Zûnuvas ve onun emrinde olan yahudiler sapık düşüncelerine uymayan bir avuç mü’mini (Necran hıristiyanlarını) hendekler kazarak odunlarla doldurup ateşlemişler ve mü’minleri o ateşlere atmışlar. Mü’minler ateşte yanarken, alçak yahudiler sevinç çığlıkları atarak alkış tutmuşlar ve dans ederek mü’minlerin yanışlarını seyretmişler.

En vahşi hayvanların bile bu denli vahşete kalkışması düşünülemez. Dehşetengiz olayın, tağutî zalimler tarafından gerçekleştirilmesi böyle olmuştur. Yırtıcı hayvanların bile böyle bir şeyi yapmaları mümkün değildir. Çünkü vahşi hayvanlar avladıkları avları, karınlarını doyurmak için yerler, onların çektiği acılardan zevk almazlar.

Şimdi bu olaya bakarak, diyebilir miyiz ki: Alçak yahudiler kazandı, mü’minler kaybetti? Hayır! Bu bir telakki meselesi, bu bir algılama meselesi, teşhislerin çakışması, ya da teşhisi koyanın zihniyetine bağlı bir olgu, ya da bir anlayış, bir kavrayış meselesidir. Dünyevî anlayışa göre yahudiler, mü’minlere karşı zafer kazanmışlardır. Ama ’a göre yahudiler kaybetmiş, mü’minler kazanmıştır.

Çünkü mü’minler, gözleri ile ölümü gördükleri halde hayatta kalma sevdasına kapılarak, kâfirler karşısında eğilmediler, yamulmadılar ve dik durmasını bildiler.

Buruç Suresi’ne bakarak diyebiliriz ki, görünürde yenik, ezik, mazlum, mustaz’af durumuna düşseler de hakikatte galip gelenler hep mü’minler olmuştur.

Bugün dinleri ve inançları uğrunda, dünyanın dört bir yanında hapishanelerde işkence gören, itilip-horlanan, ezilen mü’minler galiptirler. Filistin’de lânetlenmiş kavim yahudiler galip görünse de hakikatte mazlum Filistin halkı galiptir. Afganistan’da, Irak’da, büyük şeytan Amerika galip gibi görünse de, hakikatte hep mağluptur; Çünkü onlar zalimlerdir!

„Zalimler için yaşasın cehennem!“

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
        Bu grubun  hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM  STANDIDIR.."
      Grupta yayınlanan  yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...

Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
kurtulusyolu99@gmail.com
bahadirserhad@gmail.com
forevermirza@gmail.com

Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

0 yorum:

Yorum Gönder

Yorumlarınızda Kişilik haklarına saldırı,küfür ve benzeri ifadeleriniz yayınlanmamaktadır.Yorumları yazarken İsminizi belirtmeniz önemle duyurulur.