Deneyiniz LÜTFEN ………… bir arkadaşımdan, avukat olan arkadaşımdan geliyor ve iyi bir fırsat gibi görünüyor. O, doğru diyorsa gerçekten doğrudur. En azından insanın kaybedecek bir şeyi yok. Bana şunları anlattı: avukatım ve yasaları biliyorum. Bu bir gerçek. Aldanmayın, aol ve Intel, aynı pepsicola`nın kısa süre önce general elektrik ile yaptığı gibi, mahkeme karşısına çıkmaktan ve milyonluk tazminatlardan korktukları için sözlerini tutuyorlar. Sevgili arkadaşlar lütfen bunu bir şaka olarak görmeyin. Bill Gates şu an servetini dağıtıyor. Buna karşılık vermezseniz ileride bunun için pişman olabilirsiniz. Windows hala en sık kullanılan program. Microsoft ve aol şu an bu metin ile bir deney yapıyorlar (e-mail beta test). Bu maili arkadaşlarınıza gönderdiğinizde Micro soft iki hafta boyunca izini sürebilir ve sürecektir. Bu maili ileten her kişi için Microsoft 245 Euro ödeyecektir. Bu maili gönderdiğiniz ve bunu devam ileten her kişi için Microsoft 243 Euro ödeyecektir. Bu maili alan üçüncü kişi için ise Microsoft 241 Euro ödeyecektir. İki hafta sonra Microsoft size posta adresinizi teyit etmeniz amacıyla size ulaşacaktır ve size bir çek gönderecektir. Saygılarımla,
Matematik Öğretmeni Ahmet Dipici Sümer Mah. 3. Cad. No:2 Nevşehir-05059261411 mailto: ahmetdipici@hotmail.com bunu andırmaca gibi düşündüm,fakat bu maili aldıktan ve ilettikten iki hafta sonra microsoft benden posta adresimi istedi ve 24800 euro`nun üzerinde bir çek aldım. Bu test bitmeden önce cevap vermelisiniz. Sizden biri bu imkâna sahipse bunu değerlendirsin. Bill Ga tes için bunlar bir reklam kampanyasının masrafları. Lütfen bu maili mümkün olduğu kadar çok insana iletin. En azından 10000 Euro almanız gerekir. Bize de bir faydası olmasaydı bu mailin iletilmesine katkıda bulunmazdık. Babamın bir tanıdığı birkaç ay önce buraya kendini ekledi. Onu en son gördüğümde bana çekini gösterdi. Üzerindeki tutar, toplam olarak 4324,44 euro idi. Intel için çalışan, yakın arkadaşlarımın teyzesi patricia teyze daha yeni bu mailin iletilmesi için 4543,23 Euro`luk bir çek aldı. Dediğim gibi yasayı tanıyorum ve ıntel ve aol`in kendilerini dünya çapındaki en büyük hizmet şirketi yapacak bir füzyon üzerinde çalıştıkları doğru ve en çok kullanılan program olduklarını garantilemek için bu testi uyguluyorlar.
S A Y G I L A R I M L A M.Nihat DOĞUALP Beden Eğitimi Öğretmeni Bilkent Üniversitesi Turnuvalar Koordinatörü 0 532 337 89 25 0 505 359 00 21
Date: Fri, 6 Nov 2009 15:05:38 +0000 Subject: [anadoluhaber:35965] ANADOLU HABER GÜNLÜĞÜ From: forevermirza@gmail.com To: anadoluhaber@googlegroups.com
Windows 7: Size en uygun bilgisayarı bulun. Daha fazla bilgi edinin. --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~ Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---
Demirel direnmedi Oysa, bugüne kadar askere karşı 'millet egemenliği'ne gerçekten sahip çıkılsaydı, demokrasilerde 'askeri otorite'nin seçimle gelen 'sivil otorite'ye tabi olduğu ilkesi sadece lafta değil, uygulamada da kararlılıkla savunulsaydı, asker sorunu çözülmüş ve demokrasi ve refah yolunda çok daha ileri gitmiş olurduk. Demirel direnmedi. Peki ne yaptı? 1993'de Cumhurbaşkanı olduğu zaman kendisini 1980'de hapse atan darbe lideri Kenan Evren'i Çankaya Köşkü'nde ağırladı. Geçelim. Türkiye'nin bir Yunanistan'dan, bir İspanya'dan, bir Arjantin'den farkı işte bu...
-- Türk Milletinin üzerine çökmüş karabasan giderek çözülmekte ve zayıflamaktadır. Hainlerin planları bozulmakta, figüranları sürekli açığa düşmektedir. Milletin rağmına sürdürülen derin yolculuk sona yaklaşmıştır. Millet artık egemenliğine, iradesine sahip çıkmaktadır.
Samet Kuşçu ve arkadaşları 1957'nin ilk aylarında sekiz arkadaşıyla birlikte hükümet darbesi yapmak için cunta kurdu.
Samet Kuşçu acaba yaşıyor mu? Eğer yaşıyorsa çıkıp ortaya cuntayı, 9 subay cuntasını ihbar ettiği zaman başına nelerin geldiğini anlatsa, biz de 1958'den beri Türk Silahlı Kuvvetleri'nde yaşananların nasıl değişmediğini, işlerin hep aynı minvalde yürüdüğünü bir kere daha anlasak!
Karargâh, Dursun Ali Çiçek ıslak imzalı belgenin aslını savcılara ulaştıran "Vatansever bir subay"ı arıyor. Bulunca ne yapacak? Elbette anasını ağlatacak! Askeri mahkemede yargılayıp cuntayı ifşa ettiği için cezalandıracak! Bugüne kadar yaşananları, özellikle de Şemdinli olayı bağlamında gerçekleşen askeri yargılamayı düşününce başka bir ihtimal gelmiyor insanın aklına. Bulabileceklerini pek sanmıyorum ve o subay muhtemelen de Ergenekon davasının gizli sanıklarından biridir. Samet Kuşçu ve arkadaşları 1957'nin ilk aylarında sekiz arkadaşıyla birlikte hükümet darbesi yapmak için cunta kurdu. Radyoevi ve elektrik fabrikası ele geçirilecek, Bakanlar Kurulu cumhurbaşkanının çağrısı ile İstanbul'da toplantıya çağrılacak, Bakanlar Yeşilköy Havaalanı'na iner inmez tutuklanacaktı. Samet Kuşçu üstelik de cuntanın lideriydi. Kuşçu, cuntanın gizli toplantıları sırasında bazı subayların durumundan şüphelendi. Zamanla şüpheleri artınca bu subaylardan bazılarının Adnan Menderes'e sadık subaylar örgütünden olduğunu düşündü ve arkadaşları kendisini ihbar etmeden o arkadaşlarını ihbar etti. Şikayetini bir milletvekili aracılığı ile Menderes'e ulaştırdı. Dokuz subay tutuklandı. Mahkeme Samet Kuşçu'yu ordudan tard ve iki yıl hapse mahkûm etti, diğer subaylar beraat etti. Beraat edenler iki yıl sonra 27 Mayıs darbesini yapanlar arasındaydı. ?Şimdi... Eğer dokuz subay olayı Demokrat Parti tarafından yeterince değerlendirilip gereği yapılabilseydi 27 Mayıs 1960 darbesi olmayabilir, Menderes de asılmayabilirdi. Diyeceğim şu ki: Hükümetler bu türlü tertipleri çok fazla dikkate almayıp üzerine gitmiyorlar. Ama gitmeliler. Sonuna kadar gitmeliler. Ucu kime kadar uzanıyorsa uzansın üzerine gitmeliler. Ama tam tersi oluyor. Bu ülkede 12 Eylül darbesini yapanlar yargılansın diyen savcılar görevden el çektiriliyor. Şemdinli olayını soruşturan savcı nasıl linç edilmişti unutuldu mu? Hatırlayan var mı Şemdinli savcısı şimdi ne işle meşgul, şimdi ne yapıyor, caddelerde simit mi satıyor, yoksa pazar da maydanoz mu? Hükümetlerin böyle olaylarda yargıyı engellemek, suçlularla bir şekilde uzlaşmak yerine yargıya güven vermesi ve sonuna kadar arkasında olduğunu göstermesi lazım. Eğer bu son cunta, millete ihanet belgeleri hazırlayan cunta dağıtılıp cezalandırılmazsa Ergenekon davası da gerektiği gibi sonuçlanmaz. İşin doğası gereği sen cuntayı halletmezsen cunta seni halleder... Genelkurmay tek kişilik internet sitemi de fişlemiş! Gün geçmiyor ki, Genelkurmay'ın bu ülkede fişlediği kişi ve kurumlara yenileri eklenmesin. Bendenizin acizane tek kişilik sitesi www.sonsaniye.net sitesi de diğer yüzlerce site gibi "irticai internet sitesi" diye fişlenmiş. Hatta General Ergun Saygın sitede sağlığı ile ilgili yer alan fakat www.dailymotion.com sitesinden "copy code" edilen bir haber yüzünden sitemi mahkemeye vermiş! Hem fişliyorlar hem de mahkemeye veriyorlar. İyi iş değil mi? Konuyla alakası yok ama bu sütunun okuyucularını bir konuda bilgilendirmeliyim: Yurtdışından alınan iphonelar için jailbreak ve sim unlock yayınlandı. Yurtdışından aldığınız ve Türkiye'deki GSM şirketleri ile çalışmayan iphonlar 15 saniyede dünyanın her yerinde kullanılır hale getiriliyor. Genelkurmay lütfen fişlemesin yoksa dünyaya rezil oluruz. Site adı veriyorum: www.blackra1n.com.
-- Türk Milletinin üzerine çökmüş karabasan giderek çözülmekte ve zayıflamaktadır. Hainlerin planları bozulmakta, figüranları sürekli açığa düşmektedir. Milletin rağmına sürdürülen derin yolculuk sona yaklaşmıştır. Millet artık egemenliğine, iradesine sahip çıkmaktadır.
Please consider the environment before printing this email
The contents of this email and any attachments are confidential, may be privileged, may be subject to copyright and are intended solely for the use of the individual to whom they are addressed.
Although contents are routinely screened for viruses, recipients should scan this email and any attachments for viruses. I make no representation or warranty that this email or any of its attachments is free of viruses or defects and does not accept any responsibility for any damage caused by any virus or defect transmitted by this email.
Thank You.
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Date: Wed, 4 Nov 2009 13:05:25 +0200 Subject: Perulu bir doktorun domuz gribi yorumu From: ayhanozdere@gmail.com
Konu: Grip A veya asrın soygunu... Meşhur grip üzerine yine bir yazı fakat ilginizi çekecek sorular var. HALKLARIN EN GÜZEL GÜNLERİNDE SOYULMASI Dünyada 2000 kişi domuz gribine yakalandı tüm dünya maske takma yarışında. ÇIKAR SALGINI Domuz gribinin arkasındaki ekonomik çıkarlar nelerdir? Dünyada her sene milyonlarca insan malaryadan ölüyor halbuki basit bir tül sineklik onları koruyabilir. Gazeteler bundan bahsetmiyor! Dünyada her sene 2 milyon çocuk ishalden ölüyor halbuki 23 cm.lik bir serum onları kurtarabilir. Gazeteler bundan bahsetmiyor! Kızamık ve zatürre ve diğer hastalıklardan her sene 10 milyon insan ölüyor. Tüm bu insanlar daha ucuz ilaçlarla kurtulabilir. Gazeteler bunlardan da bahsetmiyor! Bundan yaklaşık 10 yıl önce kuş gribi çıktığında... bütün gazeteler bizi bilgiye boğdu... Bütün diğer salgınlardan daha tehlikeli... Dünyayı tehdit eden salgın! Gazeteler sadece bu tavukların korkunç hastalığından bahsediyordu. Buna rağmen toplam insan kaybı 10 sene de 250. Yani senede 25!
Normal grip senede yarım milyon can alıyor. 25e karşı YARIM MİLYON! Sadece bir saniye: Niçin kuş gribinden bu kadar bahsedildi? Çünkü bu tavukların arkasında bir "horoz" vardı, büyük ibikli bir horoz. Uluslararası Roche ilaç grubu Asya ülkelerine milyonlarca doz Tamiflu sattı, İngiltere hükümeti halkını korumak için 14 milyon doz satın aldı. Kuş gribi sayesinde Roche ve Relenza, iki büyük ilaç grubu milyonlarca dolar kar ettiler. -Dün tavuklarla, bugün domuzlarla -Evet bugün domuz gribi psikozu başlatıldı. Tüm dünya medyası sadece bundan bahsediyor. -Ekonomik global krizden bahseden, Guantanamodaki işkencelerden bahseden yok! -Sadece domuz gribinden ve domuzlardan bahsediliyor... -Kendi kendime soruyorum: Eğer tavukların arkasında bir "horoz" varsa... domuz gribinin arkasında büyük bir domuz olmasın?
Kuzey Amerikan Gilead Sciences Tamiflunun patent sahibi. Bu işletmenin en büyük hissedarıysa tam bir kişilik, Donald Rumsfeld; George Bush dönemi savunma bakanı. Irak savaşının stratejisti... Roche ve Relenza hissedarları milyonlarca dolarlık Tamiflu satışı nedeniyle ellerini oğuşturuyorlardır. Gerçek "Pandemie" (dünyayı etkileyen büyük salgın) çıkar salgınıdır, sağlık paralı askerlerinin çıkarları. Çeşitli ülkelerin aldığı önlemleri inkar etmiyorum. İşte burası bam teli (tecüme edenin düşüncesi) Eğer domuz gribi söylendiği gibi gerçekten dünyayı tehdit eden büyük bir salgınsa (pandemiyse) dünya sağlık örgütünün başındaki o kadar bu hastalıktan tedirgin oluyorsa (Margaret Chan adında bir çinli) neden o zaman bu hastalığı dünya sağlığını tehdit eden bir hastalık olarak ilan edip, hastalığa karşı savaşmak için jenerik türevlerinin üretilmesini önermiyor? Roche ve Relenzanın patentlerinin iptalini isteyip yerine her ülkenin kendi üreteceği jenerik türevlerini üretmiyorlar? Bu mesajı mümkün olduğu kadar çok insana iletiniz aynı hayat kurtaran bir aşının iletimi gibi. Herkes bu büyük salgının arkasındaki gerçeği görsün. Çünkü medya sadece kendi sponsorlarının haberlerini veriyor. Dr. Carlos Alberto Morales Paitán, Pérou
-- Türk Milletinin üzerine çökmüş karabasan giderek çözülmekte ve zayıflamaktadır. Hainlerin planları bozulmakta, figüranları sürekli açığa düşmektedir. Milletin rağmına sürdürülen derin yolculuk sona yaklaşmıştır. Millet artık egemenliğine, iradesine sahip çıkmaktadır.
Gıcırdayanı bırak köhnemiş yapısıyla durmadan cunta yumurtlayan kurumu sorgula sıkıyorsa. hırsızın hiç suçu yok diyorsun. utanmadan cuntacılara yalakalık yaptığını söyleyerek eleştirdiğin kişiler bugün cuntacıları hallaç pamuğu gibi atıyor ve sen onlara düşmanlık yapıyorsan asıl 2 yüzlü utanmaz postal yalayıcısı kim oluyor?
Bursa'da yayın yapan "Olay Televizyonu'nda Gökhan Kaplıdağ'ın hazırlayıp sunduğu 'Son Baskı' isimli haber programına Mehmet Altan telefonla katıldı. Kaplıdağ'ın "Başbuğ'un orduya karşı asimetrik bir savaş var sözü ile kırmızı çizgileri net olarak ortaya koymasına ne diyorsunuz?" sorusuna Altan, "Cumhuriyet Başsavcı Vekili'nin 'Adli Tıp'ta bunun orjinal olduğunu bildirdi, resmileşti' dediği bir Türkiye'de böyle bir şey yokmuş gibi 86 yıldır söylediğini tekrarlayarak, sanki çok olağan bir durummuş gibi, davranmak ancak otistik birine ait bir şey olabilir" dedi.
Sunucunun 'net' uyarısı üzerine ise Altan, "Kime nasıl konuşacağımı ben tayin ederim" diyerek küstahlığını sürdürdü.
Peki nasıl oluyor da bir gazeteci Türkiye Cumhuriyeti Genel Kurmay Başkanı'na 'Otistik' diyerek hakaret edebilir?
Bu cesareti anlamak için Altan ailesinin geçmişine bakmak lazım.
***
Türkiye'de kişilerin 'cemaziyülevvel' lerini ve ilişkiler ağını anlamak için yararlanılacak en iyi kaynak Tayfun Er'in "Erguvaniler" ve "Yalıdakiler" isimli eserleridir. Bu kitaplar referans kitap özelliğini taşıyıp, Tanzimat-İttihat- Cumhuriyet zincirindeki isimleri ve ilişkilerini bir bir ortaya döker.
Bakın bugün kendinde Genel Kurmay Başkanı'na 'otistik' diyebilecek kadar liberal(!) ve 'Kürt'çü geçinen Altan ailesi geçmişte 'askeri darbelere' nasıl da yaranmaya çalıştılar?
Babadan başlayalım.
Erguvaniler syf. 216'da Tayfun Er, şöyle yazar:
"Çetin Altan bir zamanlama ustasıdır; onu izleyerek ülkede ve dünyada hangi fikri dalga yükselmiş anlamak mümkündür. Sol yükseliyorsa "soldadır" daha doğrusu sol diye bilinen, yutturulan emperyalist politikaların ardındadır. Hatta "soldan" milletvekili bile olur. Askeri darbe olduysa, darbeyi över, iktisadi liberalizm tırmandıysa mutlaka ordadır.
Hep dengeleri gözetmiştir. 27 Kasım 1960 tarihinde katıldığı masonluk camiası (Erenler locası) hep arkasında olmuştur. Mason olduğunu TİP'e girerken kimseye söylememiştir elbette ama İlhami Soysal bunu ortaya koyunca da itiraf etmek zorunda kalmıştır. Behice Boran ve Mehmet Ali Aybar gibi erguvaniler sınıfsal dostluklarını ve aynı kökten gelmenin vefasını Çetin Altan'ı milletvekili yaparak göstermişlerdir.
.....TİP sonrası sıkı cuntacı oluvermişti; çünkü artık cuntacılık yükselen dalgaydı. Nihat Erim "nedense" bu sosyalisti(! ) pek sevmişti. Bir takım güçler devreye girerek "gözlerinin ileri derecede bozuk olması sebebiyle" kendisine özel af çıkartmışlardır ve sistem, has evladına yaptığı yanlışlığı gidermiştir.
12 Mart'ta gözaltına alındığında yanında sabaha adar oturup onu kollayan Sakıp Sabancı'dır....
Çetin Altan'a bir kaç yıl milletvekili olduğu için verilen emekli maaşı kaç para acaba? Bağ-Kur ve SSK emekli aylıklarının kaç katıdır? Tıpkı hık demiş babasının burnundan düşmüş Mehmet Hasan Altan'ın SHP'li Kültür Bakanı Fikri Sağlar'ın "Danışmanı" sıfatıyla Ankara'ya bir gün dahi uğramadan, hani o çok kızdıklarını söyledikleri "hazineden beslenme" nasıl olurmuş gösterdiği gibi...
Kafayı çekip Özal'ın sayesinde TRT'de sarhoş olarak program yapıyordu., kendisini geziye götürdüğü için Özal'a "Büyük adamsın, Atatürk'ten bile büyük adamsın" diye salya sümük birşeyler mırıldanıyordu. ....Çetin Altan'ın 60'lı yıllarda Akşam'da yazdığı yazılarda devletçiliği nasıl kutsadığını okuyabilirsiniz. O kadar demokrattı ki Turgut Özal devrimcileri idam ederken, o ve oğulları "yaşa!" diye naralar atıyorlardı... ...."
Ya Ahmet Altan
Yalıdakiler, syf. 81'de;
"Ahmet Altan, 12 Eylül'e yaranmak, bugünkü dezenformasyon ve psikolojik savaş zeminini ta o zamandan yaratmak için, olası solcu olacak insanları yürekten vurmak amacıyla Şener Yazar'ları seksomanyak ilan etmişti. O yüzden Turgut Özal'ın emriyle ve ANAP'lı milletvekillerin oylarıyla Hıdır Aslan 25 Ekim 1984'te idam edildiğinde Çetin Altan ve mahdumları, Turgut Özal'a övgüler yağdırıyordu. Hıdır Aslan üstelik Tuncelili olduğu icin dosyası öne alınarak idam edildi. Şimdi Ahmet Altan, Kürtlerin hakkını savunuyormuş!
Çetin Altan, her askeri darbe sonrası esas duruşa geçitiğinde 27 Mayıs'ta 33, 12 Mart'ta 44, 12 Eylül'de 53 yaşındadır. Ahmet Altan ise 12 Eylül'e direnenleri seksomanyak ilan ettiğinde 35 yaşındadır ve şöhretin, paranın, gücün yolunu kendisine açan velinimeti 12 Eylül'dür. Şimdi bunlar darbe karşıtı olacaklar, darbeye karşı direnirken 16 yaşında delik deşik edilenler de hem seksomanyak hem de darbeci!!!"
Daha neler neler...
***
Kısaca Altan ailesi her dönemin insanlarıdır.
Bahçe kapısı gibi açılır, kapanırlar. Bir 'sağ'a, bir 'sol'a savrulur dururlar.
Bu arada vidaları bozuk olduğu için de rüzgarla birlikte devamlı gıcırdar dururlar.
Gacır, gucur, gacır, gucur...
Not: Başlığı neden mi Amerikan'ca Türkçe karışımı yazdım? Sizce...?
İrtica İle Mücadele Eylem Planı'nın orijinalini Ergenekon Savcılarına gönderen 'meçhul subay' akşam saatlerinde savcılara yeni bir mektup daha gönderdi. Mektupta TSK'nın izlediği 292 site var:
Bazıları dağdaki terörist sayısı ile ordumuzun asker sayısını karşılaştırarak bir takım kıyaslamalar yapmaktadır.
Terör, terörist sayısı ile orantılı bir olay değildir. Bu yüzden arazide karargâh kurmuş bir ordunun akrep yuvalarının deliklerinin tümünü tıkamak gibi bir imkanı da yolu da yoktur. Başka çareler üretmek zorundadır. Hele halk ile iç içe olan bizdeki gibi durumlarda şimdiye kadar yapılan mücadele kıymetli kristallerle dolu zücaciye dükkanın da fille fare kovalamaktan farksız, verdiği zarar karından daha çoktur.
Terör önce nedenleri ve kimler tarafından desteklendiği düşünülüp teröristle savaştan daha ağırlıklı bir konu olan terörle savaş halinde ele alınmak zorundadır. Terör, çok hisseli terör kumpanyasının kimler tarafından hangi amaçla kurulduğundan başlanıp, hisse senetlerini kimler satmıştır. Kimler almıştır. Bunların içinde büyük hisse sahibi olduğunda hiç kuşku olmayan ABD ve batılı güçlerin hisseleri ne kadardır. Bu kumpanyanın asıl amacı nedir. Amaca ulaşılmış mıdır yoksa kumpanyayı daha büyük amaçlar için genişletmek ve büyütmek amaçlı mı sonlandırılmaktadır.
ABD ve Batıya bağlı NATO'nun ve NATO ya bağlı ordumuzun içindeki kumpanya ortaklarının hisselerinin ve bu yolla geliştirilen gizli savaşların finansmanı için gerekli küresel uyuşturucu ticaretindeki getirilerin kimlere ne amaçla bedre kullanılmak üzere ne kadar pay verildiği gibi pek çok şeylerin çok karmaşıklığının ele alınması gereken konulardır.
Ordumuz terörü bitirmekte mi kullanılmıştır yoksa bitirilmesine engel olup sürdürülmesinde mi. 12 eylül 1980 öncesi terörün günde on kişinin üzerinde insan öldüğü ve fabrikaların yakıldığı dönemde aynı generaller sıkı yönetim komutanları olarak bitirmedikleri terörü ihtilal de kullanmak için sürdürdükleri artık bilinmektedir ve idareye el koymaları ile anında bitmiştir. Acaba Bizim GKB' lığımız Batılı güçler ve NATO tarafından terör hazırlayıp pişirmekte kullanılan bir mutfak olarak mı kullanılmaktadır. Genel kurmay'daki İrtica ile savaş belgesi çalışmaları aslında Terörü yedeklemeden de öte tüm İslam ülkelerine yayarak batı çıkarlarını korumakta bir araç olarak kullanılmak üzeremi kotarılmaktadır. PKK'nın lokal bir terör örgütü olmasından dolayı tüm bölgeyi yakmakta kullanılamayacağından, yerine tüm bölge ile birlikte dünyaya kendi diledikleri düzeni vermek isteyenlerin ihtiyaçlarına cevap verecek boyutta bir İslami terör örgütümü üretilmek istemektedir. Yoksa PKK'nın bitirilmesinden duyulan bazı işlerin sekteye uğrama ihtimalinden doğan korkudan mıdır? Ve hem tüm bölgeyi içine çekecek bir bölge terörünü başlatana kadar onu sürdürmek hem de dağlara bir miktar gerici kovalayıp silah ve cephanelerini verip PKK'nın terk ettiği, edeceği mağaralarına yerleştirip, oradan Pakistan'a Afganistan'a kadar uzanması öngörülen bir İslami terör başlatmakta mı kullanılacaktır. PKK'yı dışlamış olan bölge ülkelerinin Müslüman halklarının destekleyeceği yeni bir tehdit türü din terörü karşısında aciz kalacakları ve yeniden batının pençesine düşecekleri açıktır. GKB karargâhındaki irtica ile mücadele planı bazı İslami grupların evlerine silah ve cephane konularak tutuklanmaları işkence gördükten sonra elden kaçırılmaları yolu ile, PKK'nın oluşumunda kullanılan yöntemler ile Müslüman gençlerinde dağlara kaçmaya mecbur edileceğini göstermektedir. GKB karargâhının NATO bölge komutanlığı olduğunu unutmadan düşünmeye başlayalım. Madem Başbakan batıyı çok rahatsız eden bazı yakınlaşmalar ile bölgeyi birleştirmeye çalışmaktadır. O halde NATO ya bağlı komutanlarımızın, içinden bazılarının NATO ülkelerini ve batıyı Türklerin bu girişiminden korumak için harekete geçirilmiş olmasından daha doğal ne olabilir. Türk milleti Müslüman, Ordu ise Sovyetlerin çökmesinden sonra yeni düşman konseptini İslam olarak belirlemiş olan NATO ya bağlıdır ve milletimiz de Müslüman olduğundan NATO'nun düşman tanımlamasındadır. Hele Başbakanın yaptıkları batı tarafından kabul edilebilir bir şey değildir. Bakmayın siz ters köşe olarak Başbakanın ABD'nin hizmetinde olduğu iddialarına ABD'nin NATO üzerinden kontrolünü el altında tuttuğu maalesef hala ordumuzdur. O halde batıyı enerji kaynakları ile dolu bölgemizden gelen rekabetin korkutması doğaldır. Başbakan ve hükümet gerek İsrail'e karşı söylediği sözleri, gerek Suriye ve İran'la yakınlaşmaları ve gerekse Rusya ile ortak projelerden başka en büyük ticaret partneri haline gelişi, artık çok olmaktadır. Türkiye patronluğa oynamaya başlamıştır. Bölgesini deki pazarları da savaşsız ele geçirmektedir.
O halde PKK dan çok daha büyük bir terör örgütü kurulmalı ve bölgedeki yerli egemenler onunla savaşmalıdır. Bu tehdidin bulunduğu ve NATO'nun Türkiye karargahının bu işte planlar hazırlamaya başladığı, Dursun Çiçek imzası ile deşifre olmuştur. Bu yerel bir olay değil. Doğrudan NATO ile dolayısı ile ABD, AB ve tüm batı ile ilgili bir durumdur. Yeni terör tehdidi dünyayı irticadan (Müslüman teröristlerden) kurtarmak savaşını bahanesi başlatarak hem batının bölgeyi kontrol altında tutmasını sağlamak ve hem de yerli işbirlikçilerin eski saltanatlarının sürdürülmesinde terör Kumpanyasını yeni şartlara büyüterek uyarlama girişimlerimidir. Artık yaşlanmış ve dünyaca deşifre edilmiş PKK'dan bahis etmenin anlamı kalmamıştır. PKK bilindiği gibi Ermeni terör örgütü ASALA'nın yerine daha büyük ve kapsamlısı Kürt terör örgütü olarak kurulmuştu. Şimdi ise PKK'nın yerini GKB lığından sızan belgeler de göstermektedir ki çok daha büyük ve dünya çapında bir terör örgütü olarak adını henüz bilmediğimiz GKB'mızın içinde hazırlık çalışmalarının yapıldığı Dursun Çiçek olayı ile ortaya çıkan İslami terör adı altında yeni bir terör örgütünün alacağı anlaşılmaktadır. Başarılı olurlarsa bir asır kadar sürer sanırım.
Biz üretilen teröristlerden değil, terörü tanıyacak tanımlayacak askeri birimleri de istihbaratı da emniyeti de emrinde toplayıp kullanabilecek çok kapsamlı bir anti terör kurumuna ihtiyaç duyuyoruz. Bu işler emir komuta zincirine bağlı emir alan ve verenlerin çözebileceği işler değildir. Görüldüğü gibi bu tip yapılar bırakın terörle savaşı kendileri bizzat kendi himayelerinde aslı olmayanın sahtesi olarak terör örgütü üretebildikleri de yine son İrtica ile mücadele belgesi adı altında aslında bu mücadelede kullanılacak örgütü kurmak çalışmalarından anlaşılmaktadır. Bu tip yapıların aslında terörün hamiliğini yaptığı da artık bilinmektedir. Terörist ile savaş basit ve küçük bir iştir. İyi bir Jandarma Albayına bir alay özel kuvvet verin ve seyyar birlik haline getirip istediği anda istediği desteği almasını garanti edin eğer kendi ordunuz dâhil uluslar arası bir kumpanya değilse bir süre sonra biter gider. Terörle mücadele teröristle mücadelenden çok başka ve çok boyutlu bir konudur. Çünkü terör çeteler tarafından değil devletler tarafından üretilmektedir. Terörle mücdele ile teröristle mücadele birbirlerinden çok ayrı konulardır.
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~ Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir... Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~ Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir...
Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır kurtulusyolu99@gmail.com bahadirserhad@gmail.com forevermirza@gmail.com
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: anadoluhaber-unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/anadoluhaber?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---
0 yorum:
Yorum Gönder
Yorumlarınızda Kişilik haklarına saldırı,küfür ve benzeri ifadeleriniz yayınlanmamaktadır.Yorumları yazarken İsminizi belirtmeniz önemle duyurulur.