Müslümanların vicdanlarında bir kansersiniz


Batı Şeria’da yaşayan Filistinli gazeteci Halit Amire, “Mossad’ın Arap Yazarları”nın ve “çakma-Ulema’sının” dudak uçuklatan ihanetini yazdı: Ruhlarını Şeytan’a satmışlar

Halit Amire*
“Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler. Eğer siz sabırlı olur, Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Çünkü Allah onların işlediklerini kuşatmıştır.” (Ali İmran Suresi, 119)

“İsrail ordusundan İran’ın emrine amade bu Filistinli teröristleri haklamasını istiyorum: Hamas isyancılarını takip edin, inanç adamları kisvesine saklanan deli ve kaçık liderlerini yok edin, ezin ve ortadan kaldırın, terörist Hizbullah’a 2006’da öğrettiğinki gibi unutamayacakları bir ders verin… Gazze’yi Hamas’tan kurtarın. Bu Filistinliler nereye giderlerse gitsinler, yanlarında terör, yozlaşma, bela, kargaşa ve nankörlük götürürler!...”

Bu sözler İsrail propagandacıları ya da İsrail’in Gazze’deki saldırısını (blitzkrieg) meşrulaştırmaya çalışan Siyonist özürcüleri tarafından yazılmadı. Bunlar, Kuveytli bir Arap köşe yazarının sözleri, belli ki ruhunu şeytana satmış.

“Ruhunu şeytana satmış diyorum” çünkü bir insanoğlu kendini şerrin hizmetinde istekli bir yalancıya dönüştürdüğünde, bilerek ya da bilmeyerek ahlakını/erdemini kaybeder ve nihayetinde insanlığını da yitirir.

Bu tarz insanların böylesi şeytani bir metamorfoz/başkalaşıma neyin sürüklediğinden emin değilim. Akli zayıflık ya da aşmayı beceremedikleri muayyen bir psikolojik özür ya da hatta zihinsel işlev bozukluğu olabilirdi. Ancak ihanet, her zaman ahlaki azgınlık ve özgüven eksikliğiyle el ele dolaşır.

Söylemeye hacet yok, bir yazar, ya da halktan biri Gazze’deki çocukların imhası karşısında coşkuyla seviniyorsa, açıkça kendisini insanlık dairesinden çıkarmıştır.

Ne yazık ki kendini Hamas’a ve diğer Arap direniş hareketlerine iftira ve çamur atmaya adamış görünen, birçok sözüm-ona Arap yazar vardır, sanki Filistinlileri katleden, evlerini yok eden, topraklarını çalan ve onları her yöne savuran Siyonizm’e teslim olmak yapılacak doğru bir şeymiş gibi…

Gerçekten, her onurlu insanı yapması gerektiği gibi adalet için ayağa kalkmak ve ezen karşısında ezileni desteklemek yerine, bu habis paralı askerler Siyonist varlıktan bir onur takdirnamesi ya da iyi ifa sertifikası alma umuduyla zamanımızın Nazilerine yaranmaya karar verdi. Ya da belki de uluslararası Siyonist çevreler Batı’da basın ödülleri-dağıtan kurumlara baskı yapar da onlara haince davranışları nedeniyle ödül verirler diye umuyorlar.

Aslında aldılar da. İsrail Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in çıkarına “fevkalade iş” çıkaran bu Siyonist Arap yazarların olduğu “onur” listesini şimdiden hazırladı.

Bugünlerde sadece Siyonist medyayı izleyin ve n Siyonist çevirici ve hasbara ajanlarının bu alçak hainlerden ne kadar sıklıkla alıntı yaptıklarını görün.

Hiç şüphe yok ki bu avanak/bön küçük adamlar Siyonist anlatımı, yemi, zokayı, misinayı ve kurşunu büsbütün yutmuş.

Bu yazarların çoğunun sarsıcı şekilde hakikat cahili olduklarını anlıyorum. Ancak bazıları var ki bunlar hakikati gayet iyi bilirler fakat hakikat için ayağa kalkacak entelektüel dürüstlük ve ahlaki doğruluktan yoksundurlar. Onları, mutemetleri ve hayırseverlerinden aldıkları talimatlara göre sağa sola savrulan kepaze münafıklar/riyakarlar yapan şey, karakterlerinin ucuzluğudur.

Birkaç yıl önce Londra’daki bu sözüm-ona yazarlardan biri “tüm Müslümanlar terörist değil fakat tüm teröristler Müslüman” dediğinde Amerikan ve İsrail medyası tarafından epey bir atıf almıştı.
Bu sözüm-ona yazarın bu devasa atmasyonu ağzına aldığında ne içtiğini ya da ne çektiğini bilmiyorum. Herhangi özgün bir entelektüel ediminden daha çok zihinsel bir ishalden kaynaklanan bir asparagas gibiydi.

Bu küçük adam Suudi Arabistan’da “birinin evini, ülkesini ve onurunu korumanın tüm Müslümanların boynuna borç olduğunu” okumadı mı? Yabancı bir işgalin gerçekte bir tecavüz edimi olduğunu ve tecavüz kurbanlarının saldırganlarına karşı savaşmak ve direnmek için her hakka sahip olduğunu, böylece işgal altındaki mahzun halkın işgalcilerine, saldırganlarına ve işkencecileriyle aynı haklara sahip olduğunu anlamayı beceremedi mi? Gerçek tanrısı, daha doğrusu tanrısının tanrısı Amerika’da dahi “özgürlük ya da ölüm” dediklerini de mi unuttu?

Daha da önemlisi bu zayıf-akıllı şarlatan yüzlerce bin insanın katliyle birlikte ABD tarafından işgal, ilhak edilen ve yıkılan yabancı ulusların, terörün en çirkin formlarından birini temsil ve ihtiva ettiğini de mi fark edemedi?

Bazı Arapların ideolojik muhalefeti nedeniyle Hamas’tan hoşlanmadığını anlıyorum. Ancak Abdullah ya da Abdurrahman adını taşıyan bir Arap ve Müslüman’ın İsrail’in Filistinlileri yok etmesini isteyeceğini ve Filistinli ya da Lübnanlı çocukları katleden bir İsrail askerin yerinde olmayı arzulayacağını hayatta düşünemezdim.

Ahlaki çöküntünün öyle görünüyor ki dibi yok.

Arap erkek ve kadınlarının büyük çoğunluğunun Filistinli erkek ve kız kardeşleriyle kalben ve ruhen bir olduğundan eminim. Bu latif dayanışma, tağut/tiran rejimlerinin isteklerinin tersine Moritanya’dan Bahreyn’e kadar gerçekleşen gösterilerde kendisini ifade etti.

Aslında bu, desteğin ve zamanımızın Nazilerinin soykırımsal kıyımını özümsediğimiz ve yüzleştiğimiz bu zor günlerden geçmemizi sağlayan kavgamızla ilgili özdeşleşmemizin ve desteğimizin devasa bir gösterimiydi.

Kimi ülkelerin kimi ilkel Şeyhleri İsrail’in Gazze’deki katliamlarını proteste eden gösterilerin organize edilmesine karşı fetvalar yayınladı. Utanmadan tertiplenen gösterilerin Gayrimüslimlerin taklit edilmesi ve dolayısıyla da İslam Şeriatı’na aykırı olduğunu iddia ettiler.

Bu kara cahiller ne tür bir Şeriat’tan bahsediyor? Bilmezler mi ki Hz. Peygamber ve ashabının Kureyş’in putperestlerinin hegemonyasına karşı çıkmak için İslam’da ilk gösteriyi düzenleyenler olduklarını?

Daha da ötesi bu çakma-Ulema gerçekten “Helal ve Haram” ile ilgililerse neden pek saygıdeğer ülkelerinde dal budak salmış önüne gelenle birlikte olmaya karşı çıkmazlar? Neden Şeytan’ın işlerini yaparken Müslüman olduğunu iddia eden ahlaken çökmüş emirlerin sahip olduğu ve yönettiği yüzlerce pornografik ve yarı-pornografik kanalıyla ilgili bir şey söylemezler?

Neden saygıdeğer rejimlerinin Siyonist-kontrolündeki Amerika’ya rezil tebaiyeti ve itaatine karşı çıkıp konuşmazlar?

Ahlak serbestîsi ve pornografi İslam’a uygun olduğunu mu yayıyorsunuz? İsrail’in bekçi-müttefiki ABD’ye boyun eğme/itaat Şeriat’a mı uygundur?

Eğer becerebilirseniz bana cevap verin ya da çenenizi kapatın, sizi münafıklar/iki yüzlüler/riyakarlar. Cehaletiniz, aptallığınız ve korkaklığınızla sizler İslam ve Müslümanların vicdanlarındaki bir kansersiniz.

Fakat Allah’a şükürler olsun ki Şeyh Yusuf Karadavi gibi birçok Allah’tan korkan Ulema, Tağutların/Tiranların uzaklaşacağından korkmadan Ümmetin yanında olmaktan ve direniş güçlerini desteklemekten çekinmezler.

Böylesi bir Ulema’ya saygı duyarız ve selamlarız. Arap diktatörlüklerinin irtihalini görecek kadar yaşasınlar.

Batı Şeria’da yaşayan Filistinli gazeteci Halit Amire, “Mossad’ın Arap Yazarları”nın ve “çakma-Ulema’sının” dudak uçuklatan ihanetini yazdı: Ruhlarını Şeytan’a satmışlar

Halit Amire* Sonuç olarak şunu diyorum ki bu hain yazarları ve Siyonizm sözcüleri ifşa ve tecrit etmeliyiz. Aslında, hevesle aptallıklarını ve saçmalıklarını yayınlayan İsrail tarafından yeterince teşhir ediliyorlar.

Eğer İsrail sizin nihai hayranınızsa, kim olduğunuzu bize anlatmanıza gerek yok. Armut elbet dibine düşer.

Batı Şeria'da yaşayan bağımsız Filistinli gazeteci, Abbas yönetimi tarafından Gazze olayları sırasında gözaltına alındı. Tepkiler nedeniyle serbest bırakıldı. (




Çeviri: Oğuz ESER/TIMETURK)

0 yorum:

Yorum Gönder

Yorumlarınızda Kişilik haklarına saldırı,küfür ve benzeri ifadeleriniz yayınlanmamaktadır.Yorumları yazarken İsminizi belirtmeniz önemle duyurulur.